Adolf Hitler

Adolf Hitler

Yazar
7.4/10
1.613 Kişi
·
6,6bin
Okunma
·
323
Beğeni
·
13,2bin
Gösterim
Adı:
Adolf Hitler
Unvan:
Avusturya Asıllı Alman Politikacı, Siyasi Lider, Devlet Adamı, Yazar
Doğum:
Braunau Am Inn, Avusturya, 20 Nisan 1889
Ölüm:
Berlin, Almanya, 30 Nisan 1945
Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya'nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan Alois Hitler (1837–1903) ve Klara Pölzl (1860-1907) 'ün altı çocuğundan dördüncüsüdür.

İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler'in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.

Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler'in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler'in babaannesi Yahudi'dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.

1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.


1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya'da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.

Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.

Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.
Tarih derslerinin amacının sadece tarihleri ve olayları öğretmekten ibaret olmadığını maalesef tarih öğretmenlerinin bile çok azı anlayabilmektedir. Mesela, bir savaşın veya bir hükümdarın tahta çıkma tarihini öğrencilerin doğru olarak bilmesinin hiçbir önemi yoktur. Zaten önemli olan da bu değildir. Tarihin amacı tarihi olayları meydana getiren nedenleri araştırıp öğrenmektir.
544 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İlk olarak bu kitabı okumamla başladığım kitap serüvenimin devamını YouTube kitap kanalımdaki kitap önerileri videolarımla izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/c/alintilarlayasiyorum

Bugüne kadar 482 tane kitap okumuşum ve 1000kitap sitesinde de 4 yıl boyunca iyisiyle kötüsüyle 254 adet kitap incelemesi yazmışım. Peki benim bu kadar kitabı okumamı sağlayan ve Auschwitz-Birkenau toplama kamplarını bizzat gördükten sonra okuduğum Kavgam kitabı hakkında neden bir incelemem bile yok?

Artık olacak. Hatta siz de bu incelemeyi okuduktan sonra yorumlarınızda "Senin gibi bir çocuk katili olmayı reddediyorum Hitler!" cümlesini söylemek isteyeceksiniz. Çünkü gerek bu sitede gerekse de aramızda elini kolunu sallayarak dolaşıp da ırkçılığın tanımını hala bilmeyenler olduğunu fark ettim. Ben size ırkçılığın sözlükteki tanımını söyleyeyim:
"1. tanım: kendi ırkını öteki ırklardan üstün sayma ve siyasal tutumunu buna dayandırma eğilimi."
2. tanım: insanların toplumsal özelliklerini ırksal özelliklerine indirgeyen ve bir ırkın öteki ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti."

Kavgam kitabı hakkında zaten bugüne kadar yüzlerce inceleme yazılıp çizildi, kitabın ne anlattığını, dünyanın en kötü insanlarından biri olan Hitler'in düşüncelerinin nasıl olduğunu, II. Dünya Savaşı sürecinin nasıl geliştiğini az çok biliyorsunuzdur veya Piyanist, Schindler'in Listesi gibi filmlerden izlemişsinizdir diye tahmin ediyorum. O yüzden bu kitap hakkında daha çok kendi düşüncelerime yer vermek istiyorum. Çünkü bilinçli okurlarla dolu böyle bir kitap sitesinde bile "Yahudi'nin olduğu her yerde Hitler'e ihtiyaç var." diyebilenler var!

Bu benim hayatımda içimden gelerek okuduğum ilk kitaptı. 2014 yılının şubat ayında Polonya'nın Oświęcim kasabasındaki Auschwitz-Birkenau toplama kamplarını gezdikten sonra aklımda onlarca soru oluşmuştu, bu kendi açımdan alışıldık bir şey değildi. O güne kadar sürekli yanıtlar aramak için yaşadığımı, kendi kendime hiç soru sormadığımı anlamıştım. 70 yıl sonra bu kampların içerisinde gezerken hayata dair bir şeyler kaçırdığımı anlamıştım.

Üstümdeki kapkalın kabanla bile iliklerime kadar üşüdüğüm, milyonlarca masum insanın öldürülüp yakıldığı gaz odalarının içerisini görebildiğim, milyonlarca masum insanın nedenini bilmeden gecesini gündüzüne katarak yattığı taştan bile sert ranzalara dokunduğum bu yer, benim hayatım için çok önemli bir dönüm noktası olmuştu. Çünkü Kavgam kitabını yazan Adolf Hitler bütün bu kıyımı ve katliamı yapmadan önce bir RESSAMDI! Ayrıca üç kez sınavlarına girdiği Viyana Sanat Akademisi’ne kabul edilmemişti. Düşünebiliyor musunuz?

Bunları neden size anlatıyorum, çünkü dünyanın en kötü insanlarından biri olan Hitler ve onun kirli düşüncelerini, Aryan ırk teorisini ve Alman ırkının dünyanın en üstün ırkı olduğunu anlatıp da kendisinin bile sarışın ve mavi gözlü bir Alman olamadığı çelişkilerini görebileceğimiz Kavgam kitabı, benim içimden gelerek kitapların dünyasına giriş yapabilmem için bir kapı oldu. Yani evet... Dünyanın en kötü insanı kendisinden çok farklı bir coğrafyada, dünyanın ve kutsal kitapların da öğütlediği kitap okumak eylemine karşı beni merak ettirmişti.

O kampları gördükten sonra kendime her gün "Kavgam kitabı neden yazılmıştı?", "Böyle bir kitaba neden ihtiyaç duyulmuştu?", "Bu adam niye bu kadar masum insanı bir hiç uğruna katletmişti ve kendilerinden sonra gelme ihtimali bulunan milyonlarca insanın kaderini değiştirmişti?" şeklinde sorular sordum. Kendi kendime sorular yönelterek hayatımda ilk kez felsefi bir eylem uyguladığımı hissetmiştim.

Evet, biliyorum. Hitler'in Yahudi düşmanlığının kaynağı ekonomik, dinsel ve sosyolojik sebeplere dayanıyor. Çünkü hem Hristiyanlar Hz. İsa'yı Yahudilerin çarmıha gerdiğini düşünüyordu hem de Yahudiler eskiden beri tefecilik ve tüccarlık gibi mesleklerle paralarına para katıyordu. Fakat bu konunun 20. yüzyıl içerisinde doğan Yahudilerle ne alakası var? Sizin hayatınızda hiç Yahudi arkadaşınız oldu mu? Bazılarınızın içinde tuttuğu ve tepki almamak için söylemekten çekindiğiniz ırkçı düşüncelerinizi Yahudilerin yüzlerine karşı söyleyebilme cesaretiniz var mı? Hayatınızda hiç Yahudilerin şimdiki zamanımızda yaşam kaliteleri bile olmadan yaşadıkları ghettolara gitme imkanı bulabildiniz mi? Polonya'da yaşadığım sırada ben bu imkanı bulabildim ve durum hiç de düşündüğünüz gibi değil.

Dünyadaki her Yahudi Rockefeller ve ailesi gibi kötü değil arkadaşlar, her Yahudi diğer bütün ırklara karşı düşmanlık besleyip Filistin'de bir Yahudi devletinin içerisine yerleşmeyi falan da düşünmüyor. Ben bizzat gittim, gerektiğinde Yahudi arkadaşlar edindim, bir Müslüman olarak da karşıma çıkan sinagogları ziyaret ettim. Onların yüzlerindeki hayal kırıklığını ve acıyı hissettim. Schindler'in Listesi filminde bizzat fabrikasına da gidip gördüğüm Oskar Schindler ile birlikte ağladım. Aklımdaki Amon Göth'leri, Joseph Goebbels'leri, Adolf Hitler'leri bir bir ortadan kaldırdım.

Milyonlarca masum insanın canına kıyan sana sesleniyorum Hitler;
Sanata ilginle belki benim meslektaşım olacaktın, olamadın.
Yazdığın kitapla belki de bir yazar olacaktın, olamadın.
İnsan olmak bu dünya için aşırı kolayken bunu da başaramadın...
Ne yazık ki, başarabildiğin tek şey beni kitap okutmaya başlatmak oldu.

Sana Elem Klimov'un 1985 yılında çekilen Gel ve Gör filmindeki sahneyle veda ediyorum!
Bir ateş ediyorum meymenetsiz suratının bulunduğu fotoğrafa ve 30 yaşına geri dönüyorsun.
Bir ateş ediyorum meymenetsiz suratının bulunduğu fotoğrafa ve Viyana Sanat Akademisi'ne geri dönüyorsun.
Bir ateş ediyorum meymenetsiz suratının bulunduğu fotoğrafa ve çocukluğuna geri dönüyorsun.

Senin fotoğraflarına ateş etmeyi tam da burada kesiyorum, çünkü senin gibi bir çocuk katili olmayı reddediyorum!
544 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Burada sizlere hem kitap hakkında, hem o zamana ait, hem sonrasında yaşananlar için az biraz bilgi vereceğim. Umarım konu ile ilgili sizleri çok sık boğaz etmemişimdir? Evet, az uzun oldu ama böylesi bir eser de ancak böyle anlatılabilirdi diye düşünüyorum.

1925 yılında, hiperenflasyonun bitiminden kısa bir süre sonra Almanya'da, o günlerde sağcı politik ölçekten bir aktivist tarafından yayınlanan, aşırı görüşlere sahip politik bir kitap ortaya çıktı. Bavyera dışında henüz iyi bilinmeyen ve edebiyat camiasınca da tanınmayan bu yazar, 9 Kasım 1923'te Bavyera’nın başkenti Münih'te başarısız bir darbe girişimi (Birahane Darbesi) sonrasında, işlemiş olduğu bu suça istinaden 1924 yılında dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasını çektiği ve tutuklu kaldığı Landsberg cezaevinde geçen süre zarfında, “Mein Kamf – Kavgam” başlıklı ilk kitabının birinci cildini kaleme aldı ve yazdı. 35 yaşında olan bu genç yazarın adı Adolf Hitler'di. İşin ilginç olanı şudur ki, bu kitabın yazarının on yıl içinde Alman hükümetinin en başına geçeceğinden, altı yıl sürecek insanlık tarihinin en yıkıcı, en acımasız, en kanlı savaşından birisi olan, İkinci Dünya Savaşına baş aktörlük edeceğinden, ölüm ve tehditler ile geçen 20 yıllık diktatörlük süresinden sonrada intihar edeceğinden hiçbir kimsenin zerre şüphesi ve kuşkusu olmadı.

İki bölümden oluşan bu kitabın içeriği, başta politik düşmanlara karşı açık saldırganlığı, demokrasi ve esas olarak Hitler'in gözünde Alman halkının "düşman ırk" olarak adlandırdığı Yahudi karşıtlığı ile bilinir. “Mein Kamf – Kavgam” adlı eserinde Hitler iki ana konuyu birbirine bağlamıştır: otobiyografik bölümler ve bunun yanında detaylı politik programları. Hitler kitabında, o günlerde kendi düşüncesiyle büyük bir tehdit olarak gördüğü "Bolşevik-Yahudi" kitleye, Komünizme ve aynı zamanda yine ona göre uluslararası finans sermayesini elinde bulunduran asıl Yahudi’lere karşı izlenecek politik yolları ele aldı. Adolf Hitler, kitabında kendince bir takım siyasi ve politik taleplerde de bulundu. Avusturya’nın Almanya’ya bağlanması, her ne pahasına olursa olsun, jeopolitik anlamda üstün bir ırk olan Almanların sıkışıp kaldıkları bu dar topraklardan, diğer aşağılık devletlerin/ırkların ellerinde bulunan topraklara/alanlara doğru “Lebensraum - Yaşam Alanı” için genişlemesini ve dünya hâkimiyeti için emelleri olan Yahudi planlarının "açıklamasını" istedi. Bunun dışında, sahte senaryo ile dünya egemenliği için iddia edilen ve bir Yahudi projesi olan, "Siyon Liderlerinin Protokolleri" ‘ni "delil" olarak gösterdi ve dik duruşundan taviz vermedi.

Bu kitabın planlanması ve yazılması/yaratılışı hakkında birkaç varyasyon, hikâye, efsane ve dedikodu da yok değil. Hitler'in kitabının önemli kısımlarının yazılı olmadığı söylentiler arasındaydı. Başka bir iddiaya göre, metnin bazı kısımlarını sırdaşı Rudolf Hess'e dikte ettiği de iddia edildi. Daha çok Hitler'in tek başına, içinde bulunduğu psikoloji ile bu denli ağır bir kitabı kaleme alabildiğine ve tamamladığına inanmakta zorlananlar da yok değildi. Tüm bu özellikler ve soru işaretlerinin beraberinde getirdiği gizem ile birlikte, kitabın çok popüler olduğu ve Nasyonal Sosyalistler’in Ocak 1933'te iktidara geldiği o zamana kadar 240.000'den fazla kopyasının satıldığı, ama hiç kimsenin de konuyu/kitabı ciddi anlamda ele almadığı anlaşıldı. Fakat bir diğer önemli hususta, son araştırmalara göre, bu kitabı okuyan kişilerinde kitapta geçen düşünce ve fikirlere ilgi duyduğunu kanıtlar yöndeydi. "Mein Kampf - Kavgam" kitabının belli başlı başarısı ve yanlılarının olmasına rağmen, basında ona olan ilgi başlangıçta oldukça düşüktü. Almanya'daki faşist hareketle özdeşleşenler haricinde, kitap Weimar Cumhuriyeti'ndeki siyasal kitap eleştirmenleri tarafından pek de ciddiye alınmadı.

Hitler'in siyasi bir kitap yazma isteğine ek olarak, Mein Kampf – Kavgam’ın yayımlanması için bir başka sebep daha vardı: Hitler'in mali kaynak ve finans ihtiyacı. Kitabın satışından gelen gelirlerin, kendisinin Reich Şansölyesi olarak atanmasına kadar elinde tuttuğu sayısız hukuk danışmanını finanse etmek için yeterli gelir sağlayacağını umut ediyordu. Kitabı 1933 yılının başlarına kadar iyi kazanç sağladı ama asıl popülaritesini 1933 yılı sonrasında yakaladı diyebiliriz. Bu pek de şaşılası bir durum değildi Kitap adeta "Yeni Almanya" yol haritasında iktidara gelen Naziler’in fiili temel siyasi programı haline geldi. Hemen yeni basımlar için emirler verildi ve yeni evli çiftlere (İncil yerine) verildi veya insanlar çalışma arkadaşlarına hediye olarak Kavgam’ın birer kopyasını verdiler. Tarihçiler, sadece Almanca olarak Nazi döneminin sonunda 11 milyondan fazla kopyanın basıldığını tahminini yürüttüler. 1945 yılına kadar 15 dile yetkili ve yetkisiz çeviriler yapıldı. Bu yüksek baskı rakamları yüksek telif haklarını da beraberinde getirdi ve Hitler, yüksek kazancı riske etmemek adına ikinci el kullanılmış kopyaların satışını yasakladı. Bu şekilde resmi olarak sadece yeni kopyaların basımı mümkündü ve satışının yapılması sağlandı.


Adolf Hitler’e karşı Irene Harand’ın Kitabı, "Sein Kampf – Onun Kavgası", 1935.

"Kavgam" kitabında yer verilen birçok hitam ve iftiralara karşı verilen yanıtların arasında, Avusturya’lı Katolik Irene Harand tarafından yazılan kitap bir göze çarpıyor. 1935'teki kaleme aldığı kitabı " Onun Kavgası" adını taşır. Bu kitap Yahudiler için taraf olur ve Hitler'in yazlı olarak ele aldığı vahşi anti-semitik suçlamalarına karşı onları savunmaya çalışır. Harand kitabında, Hitler'in yalanı bir politik malzeme aracı olarak kullandığını ve iddiaları güçlendirmek içinde Yahudileri iddialarının en temel merkezine oturttuğunu belirtir. Harand, Hitler için tarihi bir kaynak değeri olan " Siyon Liderlerinin Protokolleri” iddiasını da bu kitabında yalanlar. Bir mucize gerçek olmuştu ve Irene Harand’ın şansı bir kere daha ona gülmüştü! Neden derseniz; İngiltere'de bulunduğu 12 Mart 1938 yılında, "Anschlusses" (Avusturya’nın ilhakı) esnasında kesin bir tutuklamadan ve belki de ölümden kıl payı kurtulmuştu. Kendisi daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti.

Hitler'in fikirleri, düşünceleriyle ele aldığı liderlik yönetimi ve kariyeri, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Almanya yenilgisiyle sona ermiştir. Nazi rejiminin çöküşünden hemen sonra, korkuya kapılan milyonlarca Alman vatandaşı, ellerinde bulundurdukları bu kitabın bir suç sayılmasından korktukları için Kavgam kitabını imha etmeye başladılar. Basım ve yayım hakları Bavyera Eyaletinin elinde olan ve uzun zaman yeni basımı yasaklı olan "Kavgam" kitabının, 02.12.2015’te alınan bir karar ile tekrar basımına müsaade edildi. Ancak kitabın politik ve tarihsel bağlamda ele alınarak, uzman araştırma ekibi eşliğinde bilimsel açıklamalı yayınlaması adına gayret ve çabalar vardır. Farklı dillerde yayınlanan türleri neredeyse hiçbir şekilde önlenememekte ve bu nedenle, maalesef dünya çapında pek çok kitapçı ve sahaflarda çok farklı, çoğu tarihsel açıklaması olmayan türleri de bulunmaktadır.

Elinizde ne varsa onun kıymetini bilin, ama elinizde şöyle bir 1925 ve 1929 basımı orijinal 1. ve 2. cilt mevcut ise, işte o zaman daha da yukarılarda bir yerde saklayınız. 28.02 2014 Tarihinde ABD’nin Los Angels şehrinde bulunan, Nate Sanders Müzayede evinde 1925 yılına ait özel imzalı olan iki cilt Kavgam eseri 64.850 Amerikan dolarına satıldı. Gel de şimdi korkudan bu eserler yakılıyordu detayına takılma!!! Kim korkmadan yıllarca sakladı bu güzelim iki cildi? Hem de özel imzalı!!!

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
544 syf.
·6 günde·10/10 puan
Lütfen kitabı okuyun. Hemen ön yargılı olmayın. Bu benim fikrimden değil karşıyım demeyin. Tarafsız okuyun olayları bilmiyormuş gibi ve Adolf Hitler'i bir de onun gözünden bakarak okuyun arkadaşlar...
Kitabın dili oldukça sade ve kolayca anlaşılabilirdi.
Daha önce göz atmıştım ama şimdi güzelce sindirerek okuma fırsatı buldum. Çok ama çok zeki bir adam Adolf Hitler. Hani Onun için deli diyorlar ya zeki büyük liderlerin muhakkak biraz deliliği vardı normal diye düşünüyorum.
Kitapta Adolf Hitler çocukluğundan, hayallerinden bahsediyor, sonra partiye üye olması ve o günkü Almanya'nın içinde bulunduğu durumu, yönetimde olanların basiretsizliğini ve Yahudileri anlatmaktadır. Adam gerçekten de ileriyi görmüş . Şuan ki dünyayı kim yönetiyor. Tabi ki Yahudiler. O önceden olacakları tahmin etmiş ve kendince önlem almak istemiş. O anki şartların gerektiğini ve yapabileceklerini yapmış Hitler. Bunun gibi tarihte bir sürü örnekler vardır. Kabul edelim ya da etmeyelim o anda yaşamadık ancak yaşayıp görebilirdik. Kesin bir hüküm sürmek için. Osmanlıda padişahlar kardeş katli yapmadı mı? Mecburdular. Osmanlı imparatorluğunun devamı için. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstiklal mahkemeleri kurulup idamlar olmadı mı? Mecburdular. Vatanın bekası için. Şartlar ne gerekiyorsa yapılması gerektiği ve ileri görüşlü liderlerin yaptıkları gibi mecburdular.
Hitler kitabında bir de kafasında tasarladığı Almanyayı anlatmakta ve yapılmasının mecburi olduğu yeni savaşlara gönderim yapmaktadır.
Lütfen tarafsız olun ve okumak için şans verin kitaba
İyi okumalar..
544 syf.
·Puan vermedi
İlk 200 sayfasında kendi milleti için bir şeyler yapmaya çalışan bir adam gördüm ancak sonra çığırından çıktı . Bu kitabı izlediğim bir filmden sonra bu adam bunları nasıl yapmış olabilir ne düşündü acaba diyerek okumaya başladım . Kitabı okuduğumda gördüm ki anlamak mümkün değil . Bu nasıl mantık dedirtti sık sık bana . Zamanında Almanlar tarafından katliama uğrayan bir milletin bugün başka bir topluma katliam yapması da anlaşılır şey değil . Demek ki ya insanlık unutuldu ya da insanlık aslında hiç var olmadı .
128 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Meşhur Nürnberg Mitingleri ve Adolf Hitler…

Babası memur olmasını istedi,
Hiç istemiyordu ama baskı vardı, denedi tutturamadı,
Ressam olmak istedi, okul tarafından kabul görmedi,
Çocukluğu sıkıntılıydı, gelecek vaat etmiyordu,
Sokakta resim yaparak para kazanmaya denedi, üç beş kuruş kazandı,
Bir gün meydanda eline bir broşür geldi,
Siyasetle hiç bir ilgisi yoktu,
Hiç bir parti hakkında bilgiye sahip değildi,
Birden bir kalabalığın toplandığı yere yaklaştı,
Birisi bir şeyler anlatıyordu, hafif bir kalabalık vardı, dinlemeye başladı,
Sonra dikkatini çekti ve öğrenmeye karar verdi, bir kaç toplantıya gitti,
Partiye üye oldu “Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi” (NSDAP),
Anlatılanlara kulak verdi, ilgisi arttı,
Hitabının kuvvetli olduğunu fark etti,
Parti içerisinde bu özelliği keşfedildi ve meydanlarda Adolf konuşmaya başladı,
Adolf artık Hitler olmaya başladı,
Yeni başladığı serüvende biraz hızlı adım atıyordu,
Ufak kalabalıklar çoğalıyor, destek artıyordu,
Sonunda Parti'ye başkan seçilmesi gerektiğini söyledi, dalga geçtiler,
Kesinlikle ciddiye alınmıyordu,
Toplantılar da konuşmayı bırakınca dinleyen sayısı azaldı ve geri gelmesini istediler,
Tek talebi vardı… Başkan seçilecekti,
Seçildi, propagandası yeni düşüncelerle genişledi,
Kitlelere fikirlerini söylemeye başladı,
Az ama fena olmayan kalabalıklara konuşmalar yaptı,
O hazzı aldı ve fitili ateşlemeye başlamıştı,
Versay Antlaşması (VERSAILLES) Almanya’yı yok etmişti, en büyük kozu buydu,
(Osmanlı ve Almanya aynı safta idi, Versay ne ise Sevr de o idi.)
Ülke çok fakirdi ve işsizlik yüksekti,
Bunu kullanmaya çalıştı ve manifestolar geliştirdi,
Antlaşmayı imzalayanları hiç affetmedi ve hainler diye defalarca deklare etti,
Önceki yönetimin basiretsizliklerini ve Alman ırkını soktukları durumu her konuşmada kullandı,
Zamanında “Birahane Darbesi” ni denedi; bundan yıllar sonra bu darbe girişimini iyi kullanacak ve kutsal bir anlam katacaktı,
Mussolini’yi örnek almıştı ama onun gibi başaramadı, darbe ile gelememişti,
Tutuklandı içeri atıldı,
Kendisine sempati duyan siyasiler ve üst tabaka sayesinde az bir ceza aldı,
Kavgam kitabını yazdı,
Yıllar Sonra Churchill Kavgam'ı baştan okusaydık, bunlar başımıza gelmezdi diyecekti,
Partinin başına tekrar geçti, bu sefer hedef yükseltti ve seçimle gelmek için tüm çabaları göstermeye başladı, gizli örgütler ve teşkilatlar kurdu,
Yanlış hatırlamıyorsam üç seçim sonunda yüksek oy aldı ama iktidarı alamadı, istenmeye istenmeye Paul von Hindenburg tarafından şansölye seçildi. Seçildikten sonraki ilk konuşması https://www.youtube.com/...amp;bpctr=1531179062

Yetmezdi,
Hindenburg öldü ve Şansölye makamını Cumhurbaşkanlığı ile birleştirdi. Ve III. Reich yani Führer Adolf Hitler doğdu. O artık Heil Hitler’di..! Naziler şimdi tüm gücü eline almıştı…

Yaptığı o ihtişamlı meşhur Nürnberg Mitinglerinde Almanları kendine hayran bıraktı ve her söylediği destek aldı.

Konuşmalarda ki vücut dili herkesi mest ediyordu. O kadar uzun konuşmalar yapıyordu ki, sesi kısılmasın diye bazı konuşmalarını “Heinrich Himmler”, “Joseph Goebbels” gibi önemli Nazi figürlerine yaptırıyordu.

Kitap içeriğinde yıllar süren bu miting ve konuşmaların belirli kısımları var. Hitler’in yıllarca söylediği bütün her şeyi bir iki gün içinde okuyunca tabi ki her şey daha derli toplu oluyor. Geliyorum diyen şey kendini belli ediyor. Aralıklarla geldiğinde, tek bir konuşma gibi duruyor. Yalnız birleştirildiğinde her şey anlam kazanıyor. Barışçıl bir yol izleyeceğini öne sürerken, birden işin rengi işgaller ile değişiyor.

Nürnberg Mitinglerinde yaptığı konuşmaların derlendiği kısa bir video. Konuşmalar kitapta da var. https://www.youtube.com/...amp;bpctr=1531181941

Şimdi, genelde önünüze çıkan şudur; Adolf Hitler ve Naziler insanlığa hakarettir, Yahudileri ve bir çok insanı gaz odalarında, toplama kamplarında katletmiştir. Milyonlarca insan onlar yüzünden ölmüş, açlık, sefalet içinde yaşamış, hayatları mahvolmuştur. Evet bunların hepsi olmuştur ve daha fazlası...

Peki soruyorum o zaman ve bu soruların bazılarını kendi ülkemiz için de kendiniz sorun;

Alman Halkının hiç mi suçu yoktur? Hitler seçimle gelmedi mi?

Alman Halkı içindeki öfkeyi onun sayesinde kusmuştu, onlar suçsuz muydu?

Yahudiler, toplu katliamlara uğradılar. Peki Yahudiler ne yapmıştı da Hitler bu kadar kinliydi, hiç araştırdınız mı? Dünya da ki Yahudi topluluklarının, ülkelerin içine yerleştikten sonra, yerli halkın işçi, kendilerinin patron olduğuna hiç bakmadınız mı? Yahudilerin birlik ve beraberliği hakkında bilginiz var mı?

Gelelim Fransa, İngiltere gibi ülkelere. O kadar mağduru oynadılar ki, soralım o zaman. Efendim, madem o kadar masumsunuz, Çanakkale de ne işiniz vardı? İstanbul da ne işiniz vardı? Churchill’e soralım, Avrupa da ki insan insandı da Osmanlı topraklarında yaşayanlar insan değil miydi? Orduları neden yığdınız bu toprakların her bir köşesine?

Hitlerin İngiltere de işi yoktuysa, sizin İstanbul’da ne işiniz vardı?

Fransız General, Beyoğlu’nda atı ile gövde gösterisi yaparken, padişahı tahtan indirin ben oturacağım derken ve işgali kutlarken normaldi de, Hitler Fransa’yı alıp Eyfel Kulesi’nde fotoğraf çektirdiği için mi suçlu oldu?

Bakınız, Tarih yanlış yorumlanır ve yanlış sorular sorulursa farklı, doğru sorular sorulursa farklı sonuçlar doğurur.
Hitler’in yaptığı kıyımı ya da işgalleri haklı bulmak tabi ki insanlığa ve yaşama hakarettir. Yalnız I.Dünya Savaşı galiplerinin mağlup devletlere imzalattığı ve dayattığı antlaşmalar normal miydi? Devletleri, insanları köşeye sıkıştırıp, ellerinde ne varsa almaya çalışmaları normal miydi? Kendilerine bağımlı yapıp, kendi kişisel hak ve özgürlüklerinden mahrum edilmeleri normal miydi?

Hitler ve Nazi Almanya’sının dünya ya tekrarlanmayacak dersler verdiği sanılmıştır ama vermemiştir. Bakınız hala aynı tip liderler ve söylemler devam etmektedir. Sadece haberleşme o kadar yaygın ki, ne yapsalar ortaya çıkıyor ve gizli yapmaya çalıştıkları da göz önüne seriliyor. O yüzden o kadar ileri gidemiyorlar. Sadece demeçlerde ve bir kaç denemede kalıyor. Ama bir gün kalmayacak…

Versay Hitler’i, Sevr Mustafa Kemal Atatürk’ü ortaya çıkarmıştır diyebiliriz. Şimdi, Gazi; Yurtta Sulh, Dünya’da Sulh” ilkesini savunurken ve “gerekmedikçe, savaşlar KATLİAM”dır derken, bir diğeri ise, yani Hitler; “Ben savaş istiyorum. Benim için her türlü vasıta doğru olacaktır. Benim sloganım "ne yaparsan yap, düşmanı rahatsız et" değildir. Benim sloganım şudur: "Bir şekilde onu yok et!". Ben bu savaşı sürdürecek insanım!” demiştir.

Kitap içeriğinde ki konuşmaları yavaş yavaş ve anlayarak okuyunuz. Ben geliyorum diyen tehlikenin, gelmeden önceki halini kesinlikle iyi anlayın. Anlayın ki, iktidar olanın sizin iyiliğiniz için mi, yoksa sizi kullanıp kendi keyfi ve güç gösterisi için mi hareket ettiğini anlayın.

Sub Yayınlarına teşekkürlerimi sunuyorum, birçok yayımlanmayan kıyıda köşede kalmış kitapları yayınlıyorlar. Ve yayının geçmişine ve nasıl ortaya çıktığına da bir göz atın derim.

https://www.youtube.com/...amp;bpctr=1531181018

Okuyun ve çözümleyin. İyi okumalar.
544 syf.
·Puan vermedi
"Eğer Kavgam'ı ciddiye alıp okusaydık, İkinci dünya savaşının çıkmasına engel olurduk!"
-Winston Churcill İngiltere Başbakanı
Kapitalizim ve sosyalizimi farklı yönleriyle ele alan bir siyasi eser. Okunmasını tavsiye ederim.
928 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10 puan
HEIL HİTLER

Nasıl başlanır bilmiyorım; ama bir yerden başlamak lazım anlatmaya . İnceleme yazısı mı olacak emin değilim; fakat belli bir kitlenin hoşuna gitmeyeceği kesin. Günümüzde 10 insandan 9' u Hitler'i sevmiyor. Sebebi ise yahudilere (insanlara değil) yaptığı zulm. Sanki bir tek yahudiler öldürüldü. Ya da yakılan kitaplar. Belki saldırganlık politikası hatta dünyayı süreklediği kaos(!) gibi sebepler. Neyseki Hitler bu kitabında kimseye bir gül bahçesi vaadetmiyor. O zamanın Alman halkı da bir gül bahçesi istemeyor olacak ki milyonlar, tereddütsüz bir şekilde Hitlerin izinden gidiyor ve zamanında Alman halkı Hitler'i, kendi duygularının tercümanı olarak gördüğüde aşikardır. Söylenilecek en güzel şeyde aslında Hitler'i yaratan yine bu milyonlar oldu.

"Ben bugün yalnız şu anlayışa göre hareket ediyorum: Kaybedilen topraklar yaygaracı parlamenterlerin keskin dilleri ile geri alınmaz, bu topraklar ancak keskin kılıçlarla, kanlı kavgalarla geri alınabilir."

İnsanların yaptığı duygu politikası, büyük bir hızla kitleleri ele geçirmiş bulunmakta. Günümüzde Hitler hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir insan bile, bugün Schindler'in Listesi filmini izlediğinde "Katil Hitler", diye bağırabilir. Hepimiz biliriz o vurucu sahneyi. "Bu saat iki yahudi eder. Bununla iki yahudi daha kurtarabilirdim." ya da Hayat Güzeldir filminde Roberto Benigni'nin canlandırdığı Yahudi baba rolü ve çocuğuna gösterdiği ilgi, hepimizin ciğeri parçalanmıştır eminim; ama mesele bu mu değil! Bugün Hitlerin katil(!) olması ya da Yahudilerin sabun yapılması değil mesele. Yerlerini, bulundukları mevki ve topraklarda ki kendi konumlarını ebedi kılmak. Sadece yahudiler mi öldürüldü? İnsanlardan bahsetmemin sebebi bu işte. Önemli olan insan diyebilmemiz. Kimse Hitlerin katlettiği zencilerden bahsetmiyor ya da sakatlardan ya da çingenelerden varsa yoksa yahudi. Sanki dünyada bir tek yahudi zulme uğradı. Sizin yalan duygularınız sahte yaşlarınız bomboş ve değersiz emin olun. Hitlerin katlettiği 17 milyon insanın 6 milyonu yahudi. Buna kızıyorum işte ben. Neden diyorum yaa neden insanlar sürekli gözümüze yahudiler sokuyor? Hitler bundan propaganda da bahsediyor. Sanırsam Yahudileri gözümüze sokanlar "Kavgam'ı" çok önceden okuyup kullanıyorlar.

Dünyanın politikası büyük bir başarıyla işlendi. Stalin, Mao Zedong bugün dünyada daha çok insanı katletti; ama katledilenlerin filmi yapılmadı, kimse duymadı, ağlamadı da. Lanet olası asyalalılar canları cehenneme. Yahudiler kadar değerli değil miydi canları? Değildi. Çünkü yahudiler, geleceğin topraklarında büyük bir hakka sahip ve finansal başarıları var. Yani kimse kalkıpta bir Yahudinin ticari zekasını yadsıyamaz.. Günümüz siyasetinde önemli bir güç demektir bu ki zamanında da öyleydi. Bugün sadece yahudiler için ağlayanlara, ABD ve Avrupa tarafından uygulanan güzel bir reklam ya da parazit diyebiliriz. Filmin en güzel yerinde reklam girer ya ha işte onlar bunlar. Bizler insanlar için ağlayalım. Ve bugün her varlığa sonsuz bir saygıyla sarılalım. Yahudi Arap Türk Kürd ya da diğer neyse demeden, insan deyip sarılalım. Eh böylelikle bir şeyler değişir. Gibi.

Hitler büyük bir politika adamı devlet adamı. Hem de nasıl bak tarihin gördüğü ve göreceği en yüksek zeka. Bunun farkındaydı o yüzden kaybetti; çünkü bunu dinginliyecek yüce bir ruha sahip değildi. Zeka da ruh olmadıktan sonra bir işe yaramıyor; ama yine de saygı duyuyorum. Sen yok olmuş bir milleti gör. Versayı yoksay, işin kitlelerden geçtiğini fark et onlara seslen. Politikanı yavaş yavaş uygula. İş kur, istihdam yarat, aç olan milleti doyur. Milyonlar senin karşına gelsin, Hitler diye bağırsın, yerde sürünen milletten vezir yarat sen kral. Sonra bugün, klavye veleti gelsin sana küfür etsin Hülo Hitler diye bağırsın. Hele o kadar yıllık dünya zamanından denk geldiğim çağa bak, rezillik. Yaşından büyük sitelerde gezen, yaşamında ki tek başarısı yönetenin en iyi paspaslığını yapması olan bir velet bugün kalkmış zamanında, "Ülkemi nasıl kurtarırım, davamı nasıl sürdürürüm, ırkımı nasıl yüceltirim," diyen bir adama küfür ediyor. Sebebi ise bizim lanet olası eğitim sistemimiz. Günümüzde hiçbir eğitimci Hitler hakkında kendi düşüncesinden bahsedemez. Yapamaz bunu. Adam diyor Hitler kötü. Bitti bu kadar. Bu eğitimle büyüyen çocuk Hitler kötü diyor. Daha sonra ise ne okursa okusun değişmiyor bu. Nasıl değişsin? İntnreti açıyorum Jojo Rabbit, Hayat Güzeldir , Piyanist, Çizgi Pijamalı Çocuk, Schindler'in Listesi. Eee ne olacaktı başka? Tabii kötü Hitler dersin, onlarda bunu istiyor. Sen farklı düşünme. Müsaade yok buna. Tüm insanlık yahudilere yapılanı kabul etmeli. Dünyada zulm gören tek millet yahudi. Acı çeken, ezilen, örselenen, hakkı yenilen tek millet onlar. Hatta dünyada da bir tek yahudiler var........ nerede nerede ki.

NSDAP üzerine:
Çok güçlük çekiyorduk. Hareketin pek az üyesi vardı. Bu üyeler arasından, kendi asgari ihtiyaçlarını temin ettikten sonra hareketin değişik ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir kişi bulmak imkansızdı.


Bugün hâlâ rant peşinde koşup yok bebek katili Hitler, yok kitap düşmanı Hitler, diye bağıran insanlar tabii var ; çünkü onlar popülaritenin kurbanı. Hitleri hedef olarak göstermelerinin tek sebebi, toplum tarafından beğenilme ve onlardan biri olduğunu gösterme isteği. Çoğunluk onlara, o kurbanlara Hitler den nefret etmesini söylüyor etmezsen bizi kaybedersin. Adam ne yapsın yazık, garip nefret ediyor. Bir de komik olan taraf şu ki kendi fikriymiş gibi beyan ediyor. Yahu anlamıyorda. Anlayamaz çünkü kurban. O istenileni yapar ve kendisi istiyormuş gibi algılatılır. Bakmayın kitap okuduklarına. Okumaları lazım çünkü rant bu, popülarite burada.
Biz yinede kalame rağmen hitabet diyoruz.

Bir komünist-Marksist, davası gereği her zaman kendisine destekçi bulur; ama bir faşist asla bunu başaramaz. Bir komünist-Marksist, ne kadar masum insanı öldürürse öldürsün davası gereği haklıdır; ama bir faşist her zaman suçludur. Bu da günümüzde Stalin'i, Mao'yu, Pal Pot'u, Kim İl Sung'u ve daha nicelerini haklı kılar.
Neyseki ümit ediyorum, bir gün bu dünyada "ırkı milleti", değilde insanların öldürülmesinin suç oluğunu söyleyebileceğiz.

Hitler'e olan ilgim 15 sene önce neyse bugünde öyle ve korkarım ki 50 sene sonrada aynısı olacak. Büyük bir dehaydı Hitler, kitlelerin üstünde liderlerin üstünde bir lider. Yaptıkları zulümleri doğru bulmuyorum ama Hitler bunları yapacağını söylemişti. Ben öldüreceğim demişti, yapacağım, göreceksiniz demişti. Kavgam kitabı ne anlatıyor arkdaşlar? Hitlerin hayatını mı? Askerliğini mi? Neyi? Yarını. Haklı davasını. Nefretini. Kuracağı ırkçı devleti. Eee kitleler bunu istedii. Tabii bu Hitler'i haklı göstermez  bugünkü Yahudiler'e bakıpta Hitler haklıdır da diyemeyiz; ama daha kötüleri varken tüm günahı Hitler'e yüklemekte ne bilim düşünmekten kaçmak gibi.

Irkçı Devlet üzerine:
Irkçı devlet ırkı toplum hayatının merkezi haline getirecektir, onun saf kalması için çalışacak, çocuğun bir millet için en kıymetli varlık olduğunu ilan edecektir.

Ve kitap meselesine gelecek olursam. Bugün her Hitler karşıtı 5 filmin 3 ünde yakılan kitapları görüyoruz. Bu neden yanlış olsun? Adam insanlardan sabun yapıyor, kitapların yakılması mı sorun? Adam diyor ki: "Alman olmayan her şeyi ateşe veriyorum." Yahudi yazarların kitaplarını ateşe attı; ama Schopenhauer ya da Schiller'in kitaplarını ve bu yazarları yüceltti. Schiller'den bahsederken "Milletimizin En Büyük Hürriyet Kahraman" ı olarak anlatıyor. Hitler kitap düşmanı değildi. Hitler Alman olmayan kitaplara düşmandı.
Günümüzde insanlar Hitler'in okuyan-yazan insana düşman olduğundan bahsediyor komedi.

Hitler üzerine yıllarca konuşurum; ama kitleler ufakken acz ediliyor. TİME dergisi tarafından yılın Adamı seçilen Hitler'den daha fazla bahsetmek istemiyorum.
Bir insanı, bir tarihi ya da bir milleti kötülemek çok kolaydır. Özellikle böyle bir zamanda dünyanın en basit hareketidir.
Önemli olan o zümreyi süzgeçten geçirebilmektir.
496 syf.
·115 günde·Puan vermedi
NOT : Tarafsız olarak okuyacağına söz ver tavsiye edeyim :)

NOT : Okurken dikkat edin gözleriniz bozulabilir.

Eğer merak ettiğiniz şey Hitler'in kendisii veya olumsuz özellikleri değilse okuyun. Farklı bakış açısı her zaman iyidir...

Kitabı 4 ay gibi kısa bir süre de (!) bitirmiş olmak güzeldi. Çok sık ve boğucu bir görüntü zamana yaymamda etkili oldu.Takdir edersiniz ki biçim de en az anlatım kadar önemli. İnat ederek okudum ama her kitabın bir güzelliği vardır degil mi? Hitler'in gençlik ve okul çağından bahsedip daha sonra da Marksizm, yahudi sorunları gibi birçok konuya değinmiş. Kaostan faydalandığını belli etmiş olması, diktatörler adına duyduğum bir tezi de doğrulamış oldu :) ama dikkatimi çeken şey Hitler'in zamanındaki siyasal yapının halka hep zarar verdiği, kendi halkını daha geri plana atmış olmasının Hitler'in yolunu açtığı bölümdü. Zaten o da kökten söküp atmıştır. Böyle bir yenilik ülkemiz adına olmalı mı? Diye düşündüm. Tabi diktatörlük olarak idare edilmeyi kast etmiyorum. Siyasal yapının komple değişmesi olarak elbette.... Dediğim gibi yeni bir fikir denemek isteyenlere tavsiye edilir.
538 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap Hitler'in başarısız darbe girişimi sonrasında parmaklıklar ardında yazdığı muazzam bir kitaptır. Kitapta fikirlerini, yapmış ve yapacaklarını harikulade şekilde ele alır. DİKKAT! Bazı ülkelerde bu kitap yasaklıdır. Sebebi ise Nasyonel Sosyalizmi benimsetmesi ve insanların ideolojik açısını değiştirmesidir. Olur da başka ülkelere ziyarete giderseniz sırf bu kitap yanınızda diye parmaklıklar ardına girebilirsiniz :) Belki siz de parmaklıklar ardında iken kendi ideolojik yansımanızı sayfalara dökebilirsiniz kim bilir :)))

Yazarın biyografisi

Adı:
Adolf Hitler
Unvan:
Avusturya Asıllı Alman Politikacı, Siyasi Lider, Devlet Adamı, Yazar
Doğum:
Braunau Am Inn, Avusturya, 20 Nisan 1889
Ölüm:
Berlin, Almanya, 30 Nisan 1945
Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya'nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan Alois Hitler (1837–1903) ve Klara Pölzl (1860-1907) 'ün altı çocuğundan dördüncüsüdür.

İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler'in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.

Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler'in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler'in babaannesi Yahudi'dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.

1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.


1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya'da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.

Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.

Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.

Yazar istatistikleri

  • 323 okur beğendi.
  • 6,6bin okur okudu.
  • 604 okur okuyor.
  • 5bin okur okuyacak.
  • 956 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları