Afşar Timuçin

Afşar Timuçin

YazarÇevirmen
8.3/10
72 Kişi
·
166
Okunma
·
44
Beğeni
·
2.917
Gösterim
Adı:
Afşar Timuçin
Unvan:
Felsefeci, Şair
Doğum:
Manisa, 1939
Manisa Akhisar'da doğdu. Yüksek öğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünde başladı. 1967 yılında, eğitimini tamamlamak üzere Kanada'ya gitti. 1967'de Montreal Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimini, 1970'de İstanbul Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. 1968–1970 yılları arasında Fransızca okutmanlığı yaptı. 1981 yılında doçent, 1992 yılında profesör oldu. Bir süre Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü başkanlığı görevini yürüttü. Kocaeli Üniversitesi'nden 2006 yılında emekliye ayrıldı.
Ataç, Dönem, Milliyet Sanat, Papirüs, Soyut, Yazko, Yelken, Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar, Varlık dergilerinde şiirleri yayımlanmıştır.
Afşan Timuçin, Tuncer Tuğcu ile birlikte hazırladıkları, ilk sayısı 1972 yılının Ekim ayında çıkan Felsefe Dergisi'nin sorumlu yönetmenidir
Flaubert'in hafif duygulu gerçekçiliğini Zola'nın doğalcılığı izler. Emile Zola, halkı, halk yaşamını tüm girdisi çıktısıyla romana getiren ilk romancıdır. Bu yüzden yapıtları tarihsel belge niteliği taşır. Balzac'ın romanları gibi onun romanları da toplumsal ve iktisadi yaşamla ilgili doğruların araştırılması için değerli bir kaynaktır. Halk insanı sorunlarıyla, açmazlarıyla, gülünçlü ve acıklı yanlarıyla, her şeyiyle yerleşmiştir onun romanlarına. Bir halk insanı olan Zola, çalışma alanı olarak, gözlem ve deney alanı olarak, yoksul insanlar kesimini, gelişen sanayi düzeniyle bunalmış insanlar kesimini seçmiştir. Zola sanayi devriminin getirdiği tüm bunalımları görebilmiştir, bu bunalımları en alt kesimde, acılı görünümler altında doğrudan doğruya yaşamış ya da paylaşmıştır. Balzac'da sarsılan burjuva sınıfının açmazları, Flaubert'de bu sınıfın değişim istekleri, Zola'da yalnızca halk insanının acıları vardır.
Afşar Timuçin
Sayfa 549 - İnsancıl Yayınları, 2. Baskı
Birini aşağılamak kendi aşağılık duygularımız karşısında bir savunma koşulu yaratmaktır
Eğitimde en önemli dayanak iyi örnek oluşturmaktır. Çocuğunu göz ucuyla denetle. Ama ondan da önemlisi onu çok sev. Gerçekten sev. Sever gibi yapma, sev. O zaman her şeyin iyi olduğunu göreceksin.
Felsefenin ve temel kavramlarının ne olduğunu ya da ne olmadığını sade ve anlaşılır bir dille tanıtıyor Prof. Dr. Afşar TİMUÇİN, sekiz bölümden oluşan kitabında. Akıcı anlatımı sıkmıyor. Ders kitabı olarak görülmemeli kesinlikle.
Spoiler içerir.
Afşar Timuçin kitabında, Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber, Güllü ile Hamza ile ilgili hikayeleri şiir tadında birbirleri ile konuşma cevap verme şeklinde sunuyor. Adını sürekli duyduğum hikayelerin içeriğine dair bilgim olmadığını bu kitabı okurken gördüm. Leyla ile Mecnun hikayesinde mecnunun adının kays olduğunu, Arzu ile Kamber hikayesinde ''kambersiz düğün olmaz'' sözünün nereden dilimize geldiğini öğrenebiliyoruz.Hikayelerdeki sevgiyi aşkı iliklerinize kadar hissettiriyor. Okuması keyifli,şiir tadında akıcı bir dille yazılmış, destanlara ayrı bir tat katarak yazmış
Yaşama, estetik açıdan sanat gözüyle bakmak, yorumlamak.
Evet insanın bu yönü noksan olunca, yaşamı gereksiz ve bilinmez bir yolculuk olarak algılayabiliyor.
Yazar tüm kitaplarında felsefi bakış açısıyla etik ve estetiği her zaman öncelikli planda tutuyor.
Afşar Timuçin'i geç tanıdım. Kitabı bir solukta okuyacak ve sevginin, toplumsallaşan bilinçli bireyin nasıl ve neden oluştuğunu felsefik bir dille dinleyeceksiniz. Sıkıcı olmayan, rahat okunan, çok şey düşündüren bir kitap. Ben okurken çok şey öğrendim, herkese tavsiye ediyorum.
Çağlar öncesinden günümüze, düşünce tarihini incelemeden, yeni bir düşünce, yol, yöntem geliştirmede zorlanırız.
Düşünceler bize kültürel mirastır. Hangi evrelerden nasıl geçtiğini gözlemlrmek zorundayız.
3 kitaptan oluşan bu serinin her biri ayrı bir hazine.
Ben 1975 basımını okumuştum yıllar önce. Alıntı olarak paylaştıklarım gençliğimin ilk yıllarında üzerinde düşündüğüm, anlamlarını kendimce hayatıma katmaya çalıştığım cümlelerden. Kitap 136 sayfadan oluşuyor ve dili öyle duru, oyle net ki söylemeye çalıştığını Afşar Timuçin dolandırmadan, uzun cümlelerle boğmadan vermiş. Bir solukta okuyorsunuz ve bu yalınlık iyi hissettiriyor. Roman yazmaya çalışan Hüseyin ve bir evliliği, dürüstçe, insanca, kimseyi incitmeden, kırmadan, zavallı durumuna düşürmeden yüreklice bitirmeye çalışan Ayşe'nin yarın, yaşamak, ilişki ve insan olmakla ilgili hikâyesi.

Keyifli okumalar diliyorum.
On farklı düşünür, filozofun düşünce dünyasını, toplumsal gözlem ve önerilerini deneme yazıları şeklinde bize yansıtan akıcı bir eser
Üç ciltten oluşan bu eser, dünya düşünceler tarihi konusunda güzel ipuçları veriyor.
Üç cilt toplamda yaklaşık 1350 sayfa.
En çok dikkatimi çeken giriş yazıları oldu.
Toplamda yaklaşık 150 sayfa olan giriş yazılarını, "düşünce tarihi üzerine" gibi bir adla ayrı bir kitap hazırlanabileceğini önerdim yayıncıya.
Bu kitabı okuyan, zaten diğerlerini de merak edecektir.
Ayrıca felsefe kitabı okumakta zorlanan okuru da, kendine çekecektir.
Soru-cevap temalı kitapları okumak ve anlamak çok daha basittir.

Bilim ve Gelecek Kitaplığı'nın '50 Soruda' kitap dizisi gerçekten takdire şayan bir iş.
Daha önce bu dizinin tarihöncesi insan evrimi ile alakalı olanını okumuş ve çok memnun kalmıştım.

Bu eser, okuyucusunu usun prangalarını kırmasına önayak olan ve 'Aydınlanma Çağı' olarakta bilinen 18. yüzyıl Aydınlanma devrimini idrak etmesine 50 soru ile imkan tanıyor.

Kitap, Aydınlanma felsefesi dönemini, bu devrin gelişim sürecini, ortaya çıkardığı gerek sosyolojik gerekse politik durumları etkili ve yeterli düzeyde -giriş eseri niteliğinde- ele almakta ve iyi bir başlangıç kitabı olabilir.
Kitap İnceleme Yazısı

Kitap Adı: Ahlâksızlık Üzerine Kendimle Konuşmalar
Yazarı : Prof. Dr. Afşar Timuçin (1939- ….)
Yayınevi :Bulut Yayınları
Baskı : 2. Baskı /Mayıs 2010/ 221 Sayfa

Bir şeye inanıp birlikte uygulayabildiğimizde tam bir anlam ve değer ifade edebiliyor.
Aksi durumda, bozulma ve kokuşma ile her türlü ahlâksızlığa zemin hazırlanıyor.
Bundan dolayıdır ki, ahlâk sorunu en önemli, öncelikli sorundur. Felsefe bunu, dünya genelinde, etik kavramıyla da ele alır.
“Okuduğum yazıdan ne anlıyorum, bugün bana ne veriyor, hangi yarama merhem oluyor, toplumda bir karşılığı var mı, önceliklerimde kaçıncı sırada, beni neye yaklaştırıyor, beni neyden, nereden uzaklaştırıyor?”
Bu soruları kendinize sorduktan sonra, bir Afşar Timuçin kitabı okuyorsanız, gönlünüzün ve bilincinizin doyasıya istifade ettiğini hissedeceksiniz. Kelimeler ve kavramları; bilimsel kuramlara, terminolojiye boğmadan, adrese teslim, anlaşılır gerçeklerle buluşuyorsunuz.
Konu ahlâk olunca ve gündemimizde de önceliği olunca, okunmayı bekleyen kitaplardan, bunu öne aldım.
Ahlâk; felsefenin hem giriş kapısı hem de çıkış kapısı bana göre. Felsefenin evrensel ilkeleriyle uyumlu adım atmayan hiçbir eylem, niyet, hamle; kalıcı ve mantık temellerine oturan, kabul edilebilir nitelikte olmayacaktır. Geliştirilemez, büyüyemez ve yaşayamaz. Bir gün bir yerde ip kopacaktır.
Ahlâksızlığın kaynaklarını, kişilik analizlerini, soru cevap tarzında, herkesin kolayca anlayabileceği bir ifade sanatıyla, okurla buluşturmuş bir kitap.
Ahlâklı, dürüst, samimi, üretken bir insanın önündeki engeller, tuzaklar konusunda da engin deneyimler paylaşılıyor.
Şirazesi dağılmış, şakulü kaymış, zıvanadan çıkmış bir toplum; en iyi niyetli bir yorumla, ahlâkî değerlerini yitirmiştir. Maddiyatçılık, rahata düşkünlük, hazırcılık, doyumsuzluk, kurnazlık; öncü kuvvet olmuştur bu olumsuzluklar için.
Her bireye düşen görev ve sorumluluklar vardır. Düştüğü noktadan kalkmaktır önceliği. “nerede hata yaptık” vicdani yaklaşımı ile herkes üzerine düşeni yapmakla yükümlüdür.
İşte bu muhteşem kitap, hata envanterimizi çıkarmada bize yardımcı oluyor, yol gösteriyor.
Görkemli idealiyle de umutlarımızı artırıyor. Felsefi yaklaşımı sevip önemsememize de yardımcı oluyor ayrıca.
Bazı ortaklıklar görürsünüz. İyi niyet güveni ve imajı vermek için taraflar sopalarını gizlemiştir.
Maskelerin arkasında sinsilik, kurnazlık, sahtekârlık yatmaktadır aslında. Bunları hissedemeyip, onların yanlış yöne giden gemisine binenler en yıkıcı zararı görürler. Ahlâkî değerler; hava, su, toprak, peynir ve ekmekten daha önceliklidir. Dünya sallansa, deprem, yangın, sel, tufan kopsa, yok edilemeyecek, miras bırakılabilecek değerleri olmalı insanın. Ahlaklı insan aldanabilir, aldatılabilir fakat aldatmaz, buna ihtiyaç hissetmez. Kendisiyle çelişmez.
Arızalı Bir cihaz, makine veya teknik donanıma; bir cıvata, vida, somun, çivi, pul gerektiğinde;
Bir yedek parça kutum var, oradan sabırla arar ve bulurum, cihazı iş görebilecek konuma getiririm.
Bu kitap da kutuda çözüm arayışımız gibidir. Sabırla okuyup iz sürmek gerek. Bireylerin, ailelerin, kurumların, toplulukların, toplumların başucu kitabıdır. Plan yapmadan, toprakla tohumu buluşturmadan, temel atmadan, çatıyı onarmadan, yola çıkmadan, yani kısaca ölmeden önce bir kez okuyun lütfen.

09.06.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis

Yazarın biyografisi

Adı:
Afşar Timuçin
Unvan:
Felsefeci, Şair
Doğum:
Manisa, 1939
Manisa Akhisar'da doğdu. Yüksek öğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünde başladı. 1967 yılında, eğitimini tamamlamak üzere Kanada'ya gitti. 1967'de Montreal Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimini, 1970'de İstanbul Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. 1968–1970 yılları arasında Fransızca okutmanlığı yaptı. 1981 yılında doçent, 1992 yılında profesör oldu. Bir süre Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü başkanlığı görevini yürüttü. Kocaeli Üniversitesi'nden 2006 yılında emekliye ayrıldı.
Ataç, Dönem, Milliyet Sanat, Papirüs, Soyut, Yazko, Yelken, Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar, Varlık dergilerinde şiirleri yayımlanmıştır.
Afşan Timuçin, Tuncer Tuğcu ile birlikte hazırladıkları, ilk sayısı 1972 yılının Ekim ayında çıkan Felsefe Dergisi'nin sorumlu yönetmenidir

Yazar istatistikleri

  • 44 okur beğendi.
  • 166 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 260 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları