Agatha Christie

Agatha Christie

Yazar
8.3/10
14.145 Kişi
·
48.116
Okunma
·
3.558
Beğeni
·
58359
Gösterim
Adı:
Agatha Christie
Tam adı:
Agatha Mary Clarissa Miller Christie Mollowan
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
İngiltere, 15 Eylül 1890
Ölüm:
İngiltere, 12 Ocak 1976
Agatha Christie dünyanın en tanınmış polisiye romanları yazarıdır. Eserleri 45 dile çevrilmiş olan yazarın kitap satışları milyarları bulmuştur. Kutsal kitaplar (Kuran ve İncil) ile Shakespeare'dan sonra en çok satan yazardır.

Agatha Miller, İngiltere'nin Torquay şehrinde 15 Eylül 1890'da doğdu. 1914 yılında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden Archibald Christie ile evlendi. 1928 yılında boşanan çiftin Rosalind adında bir kızları var.

Christie, yarım yüzyıla aşkın süren yazarlık hayatında, 79 roman ve kısa hikâyelerden oluşan kitap yazdı. Ayrıca 25 Kasım 1952'de Londra'da perdelerini açan ve bugüne kadarki en uzun süreyle oynanan tiyatro eseri olan Fare Kapanı'nın da yer aldığı bir düzineden fazla oyuna imza attı.

Christie'nin 1920'de yayınlanan ilk kitabı "The Mysterious Affair Style" (Ölüm Sessiz Geldi), aynı zamanda meşhur kahramanı Belçikalı Dedektif Hercule Poirot'nun da yer aldığı ilk eseridir. Yazın dünyasının bilinen en ünlü karakterlerinden biri olan Hercule Poirot'yu yaratan Christie, bu kahramanını 33 romanı ve birçok kısa hikâyesinde kullandı. Bir diğer kahramanı ise kadın karakter Miss Jane Marple'dır. Miss Marple'ı 1930 yılında yazdığı "The Murder at the Vicarage" (Ölüm Çığlığı) adlı romanıyla okurlarına tanıttı. Her iki kahramanın da serüvenleri televizyon dizisi ve film oldu. 1974'de "Doğu Ekspresinde Cinayet", 1957'de "Witness for the Prosecution" (Beklenmeyen Şahit), 1978'de "Nil'de Ölüm" en başarılı olan filmlerindendir.

Agatha Christie ayrıca Mary Westmacott takma adıyla altı adet duygusal roman da yazdı. Aynı zamanda ikinci eşi Sir Max Mallowanile katıldığı arkeolojik kazılarla ilgili kitapları da vardır. 1971 yılında İngiltere'nin en yüksek onur unvanı olan "Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı" nişanını aldı. Agatha Christie 12 Ocak 1976'da hayata gözlerini kapadı.
"Hala demokrasiyi savunuyorum ama bunu insanlara anlatmak için güçlü olmalısınız. İnsanlar kardeş olmak istemiyorlar, ama bir gün nasıl olsa olacaklar , bunu bilmiyorlar."
Agatha Christie
Sayfa 264 - Altın Kitaplar Yayınevi - 12. Baskı - 2015
224 syf.
·4 günde
"Günahlarından kaçamazsın, emin ol bulur seni."

1 değil, 2 değil, 5 değil, 7 değil tam 10 aşağılık, yasaların dokunamadığı iğrenç 'zenci'(!)

Öncelikle Agatha Christie'ye bu kitabıyla başladığım için sevinçliyim. Kitap, akış, kurgu, bağlayış, karakterler, konu, olay ve en önemlisi de mekân olarak olağanüstü bir şekilde hazırlanmış. Birçok polisiye kitapları fazlasıyla şaşalı olur, uzattıkça uzatılır ve sadece belirli bir yerinde gereken hazzı sağlar. Hatta ben o kadar alışmışım ki, On Küçük Zenci'yi sipariş ederken '224' sayfa sayısını görünce buruk bir şey oluştu. Yaptığım polisiye incelemelerin tamamında belirttim ve yine belirteceğim:"Olmazsa olmaz görsel." Bu kitapta ne görüyorum? Bir ada ve su... Sadece bir adamı? Peki ya dalgalar? Biraz daha... Peki ya kulübe? Peki ya yanan ışıklar? Peki ya üçgen biçimdeki ağaçlar? Lanet olası, daha iyi bak! Sanırım... 10 tane ağaç var. Ama ama, bu, bu olağanüstü!

Dikkatli bakıyor musun?

Kitap, sadist ve hayatta kanunun ve yasaların el sürmediği, büyük günahlar işlemiş, ölümlere sebep olmuş 10 kişinin farklı yollardan davet alarak adaya gelmesini sağlayarak ve ada içinde oynanan dahice oyun ile zevkin boyutunu aşama aşama yaşatıyor. Peki neden bir ada? Neden zenci yaftalanması?

On küçük Zenci yemeğe gitti,
Birinin lokması boğazına tıkandı. Kaldı dokuz.
Dokuz küçük Zenci çok geç yattı,
Sabah biri uyanamadı. Kaldı sekiz.
On küçük Zenci Devon'a gezmeye gitti,
Biri geri dönmedi. Kaldı yedi.
Sekiz küçük Zenci odun kırdı,
Biri baltayla kafasını yardı. Kaldı altı.
Altı küçük Zenci kovanla oynadı,
Birinin yabanarısı soktu. Kaldı beş.
Beş küçük Zenci hukuka merak sardı,
Biri yargıç oldu. Kaldı dört.
Dört küçük Zenci denize yüzmeye gitti,
Birini kırmızı balık yuttu. Kaldı üç.
Üç küçük Zenci hayvanat bahçesine gitti,
Birini büyük bir ayı kaptı. Kaldı iki.
İki küçük Zenci güneşe oturdu,
Birini güneş çarptı. Kaldı bir.
Bir küçük Zenci yapayalnız kaldı, gidip kendini astı. Ve kimse kalmadı...


Dahi adamının bir tekerlemeye, çocukluktan gelme bir sevdasından dolayı oyunu bunun üzerinden başlatıyor. 10 kişi ha? Bunu asla unutmayın:"Şüphe duyulacak kimse kalmazsa, sevdiklerinden başlarsın, onlarda ortadan kalkarsa kendinden başlarsın."

Suçlular acı çekmeli, acının boyutunu tatmalı, adaleti ciğerlerinde hissetmeliler. Bunu bir gün birileri mutlaka yapacaktır...

Ben ne diyorum?
Günahlarından kaçma, yoksa seni bulurum. Günahlarından kaçma, yoksa seni yüzerim.
Günahlarından kaçma, yoksa seni kemiririm.
Günahlarından kaç, kacabildiğin kadar kaç, elime düşme.

Yoksa sen hâlâ dikkatli bakmıyor musun? Dikkatli bakmaya devam etmezsen, gözlerini çıkarabilirim. Akıl sağlığı iki adam satranç oynar biri yenilir biri kazanır. Bu hep böyledir. Peki akıl sağlığı yerinde biriyle, deli biri satranç oynarsa?

"Ve bir deli, akıl sağlığı yerinde birinden iki kat daha kurnazdır, olmayacak şeyleri düşünebilir." Hamle yapabilir misin? Bana cesaret gösterebileceğini söyle!

"Neden bu tür kitapları okuyor ve benimsiyorsun ED? Bazen bir deli olduğunu düşünüyorum." Bazen mi? Sahiden üzüldüm. Benimse, benimse, benimse! İblis... Beni bırakma... Raskolnikov... düzelim hepsini...

"Suç Ve Ceza oldum olası büyülemiştir. Her tür cinayet ya da gerilim romanını okumaktan hoşlanırım. Kusursuz cinayet işlemenin yollarını tasarlamak benim için her zaman bana özgü bir eğlence yöntemi olmuştu."(213)

D-e-j-av-u!

Hayat dejavularla doludur. En azından bazıları için...

Neyse... Kısacası kitabı, özellikle yazarla ilk tanışanlara öncelik vererek bunu alıp okumaları gerektiğini, en azından iyi bir başlangıç olacağını söylemek istiyorum. (U dönüşü?)

Keyifli okumalar.
170 syf.
Agatha Mary Clarissa Miller Christie Mollowan (15 Eylül 1890 – 12 Ocak 1976); tabii ki ismini internetten baktım:)

‘Doğu Ekspresinde Cinayet’ isminden konusunun çok rahat anlaşılabileceği bir kitaptır. Fakat kurgusu son derece maharetli ellerin nadide bir halı dokuması kadar güzel işlenmiştir.

Kitaba dair birkaç eleştiri gözüme çarptı. Her ne kadar Agatha Cristie’nin avukatı olmasam da, bir hayranı olarak birkaç şey söyleme hakkını kendimde buluyorum.

Diyorlar ki, karakterler çok sıradanmış. Zira bence bu, kitabın yerilmesinde değil tam tersi övülmesi gerektiğine dair bir kanıttır. Şöyle ki, değişik milletlerden insanı trende toplamış olan yazar, onlara milletinin tipik özelliklerini yükleyerek aslında hikayeye hem yalınlık kazandırmış, hem de okuyucuyu konunun başlarında hiç yormadan hikayeye dahil etmiştir. Hatta bu bölümlerde okuyucu (elbette ben de dahil) hikayenin nihayete yaklaştığı yerlerde sonunu tahmin edebileceği yanılgısına düşmüştür. Aslında bu sayede sonu daha da etkileyici olmaktadır. Çünkü hiç de öyle, karakterler çok açık, konunun anlatımı yalın, ben sonunu kestirebilirim türünden bir roman değil. Aksine içinde çok değerli bir eleştirisi de olan bir kitap. Bu kısmı da biraz açmak istiyorum çok fazla yazımı uzatmadan.

Ortada bir cinayet bulunmaktadır. Fakat bu cinayet, aslında varlığı toplumu kirletmekten başka bir şey olmayan bir adamı ortadan kaldırarak aslında iyi bir iş mi yapmaktadır? İşlenen bazı suçların bedeli ölüm mü olmalıdır? Yoksa her türlü insan öldürme, sebebi her ne olursa olsun sizi katil mi yapar? Dolayısıyla bu bir suçsa, cezası ne olmalıdır? İşte bu sorulara kitaptan sonra okuyucu kendi düşünceleriyle cevap bulmak durumunda kalacaktır. Dolasıyla okuyucuyu ‘adalet nedir’ sorusuna cevap aramaya sevk olunmaktadır.

Bir de, Hercule Poirot (dedektif) karakterinin yeterince ilgi çekici olmadığını düşünenler gördüm. Bu da bence bir yanılgıdır. Şöyle ki, yine çok sevdiğim yazarlardan biri olan Arthur Conan Doyle’u tanımayan fakat Sherlock Holmes’ü çok iyi bilen kişiler biliyorum. Yani karakter yazarın önüne geçmiş. Fakat Agatha Cristie’nin önünde bir karakter bulunmamaktadır.
191 syf.
Bu, okuduğum beşinci Agatha Christie (15.9.1890-12.1.1976) kitabıdır. Polisiyenin kraliçesi olan yazar aynı zamanda aşk romanları da yazmıştır Fakat Mary Westmacott takma adıyla. Bu yüzden birçoğumuz sadece tek tür kitap yazdığını sanıyor olabilir (ben öyle sanıyordum).

Erken yaşta babasını kaybetmiş ve annesi tarafından evde eğitim verilerek yalnız büyütülmüştür. Aslında ilk edebi anlamdaki eserlerini duygusal konularda vermiştir. 1914’te Arvhibald Christie adında bir doktorla evlenmiş ve Fransa’ya yerleşmiştir. Orada vakit geçirmek için okuduğu dedektiflik tarzı hikâyelerden sonra ben bunlardan daha iyisini yazabilirim düşüncesiyle polisiye yazmaya başlamış ve ilk polisiyesi olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Gizemli Olay) yazmıştır.

Her ne kadar bu öyküde olmasa da Hercule Poirot adında Belçikalı bir dedektif kitaplarında önemli bir yer edinmiştir. Art arda yazdığı hikayelerle bu karaktere uluslararası ün kazandırmıştır. Bunun yanı sıra Agatha Christie, Miss Marple adında bir karakter de oluşturmuştur. Amatör bir kadın dedektif olan Miss Marple da çok beğeni toplamıştır.

İlk evliliğini bitiren Agatha Christie 1928’de Max Mallowan’la evlenmiş ve dünyanın birçok yerini gezme fırsatı bulmuştur. Biraz da bu nedenden dolayı 1930’lardan sonraki eserleri daha uluslararası bir boyut kazanmıştır.

Hayranları tarafından tüm kitapları beğenilen (başta ben) Agatha Cristie, İngiliz geleneğinde yazdığı polisiyelerle dünya edebiyatında kendine has bir yerin sahibidir. 12 Ocak 1976’da vefat etmiştir.

Normalde incelemelerde yazardan bu kadar çok bahsetmem fakat bu kadın özel. Dikkat ederseniz yazar değil özellikle ‘kadın’ dedim. Çünkü etrafımda gördüğüm ‘kadın otobüs kullanıyor, tır şoförü Ayşe teyze, artık kadınlar da taksicilik yapıyor, kendi atölyesini kurmuş girişimci bir kadın’ gibi haberlerden ne kadar rahatsız olduğumu belirtmek istiyorum. Ne demek kadın da kamyon kullanıyormuş deyip bunu bir marifet gibi göstermek. Zira burada bir aşağılama var bence, övgünün tam dersine. Ne varmış otobüs, kamyon kullanmakta. Böyle mi övüyorsunuz kadınları(?)! Böyle mi toplumda birey yapmaya çalışıyorsunuz(?)! Neşet Ertaş’ın dediği gibi, kadın insan, biz insan oğluyuz. Elbette bizim yaptıklarımızı rahatlıkla yapabilir kadınlar. Sadece kas kütleleri biraz daha az. Yoksa bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki; daha dayanıklılar. Ayrıca daha sabırlı, daha samimi, daha iyi niyetli ve daha estetikler.

Kimse üzerine alınmasın ama okumamış halka seslenince tır şoförü kadını gösterip, bakın kadınlar da erkekler kadar başarılı demek çok da anlaşılmaz değil. Oysa kadınların da erkekler kadar başarılı olduğunu göstermek için o kadar çok seçkin örneğimiz var ki. Bakınız aşağıya sadece birkaç tane yazıyorum.

-Madam Curie (Maria Sklodowska Curie), Polonya asıllı Fransız fizikçi ve kimyager. Atom altı parçacık fiziğinin öncüsüdür. Yaptığı deneylerle atom altı parçacıkların artırılmış etkinliğini ilk keşfedendir. 1903’te fizik, 1911’de ise kimya dalında Nobel Ödülü almıştır. İki Nobel ödülü alan ilk insandır (yani erkekler de dahil).

-Ada Lovelace (Augusta Ada Byron), dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak bilinmektedir. (Kısaca geçiyorum) Bernoulli sayılarının Babbage’ın makinasıyla hesaplanmasının nasıl yapılabileceğin anlatmıştır. Bu metot, tarihçi çevreler tarafından tarihin ilk bilgisayar programı ve Lovelace de ilk bilgisayar programcısı kabul edilmiştir.

-Françoise Barre-Sinoussi, Aids hastalığına yol açan sebebin HIV (Human immunofeficiency virüs-insan bağışıklık eksikliği virüsü) olduğunu keşfederek tarihte çığır açan insanlar arasına girmiştir.

Yazımı uzatmamak için burada kesiyorum. Dileyen olursa yorumlara (beni de aydınlatmak adına) diğer tarihe damga vuran kadınları ekleyebilir.

Son olarak kitaptan da bahsedeyim izninizle.
On Küçük Zenci, polisiye öyküler arasında klasikleşmiştir. On tane küçük zenci biblosu ve bu bibloların üzerine yazılmış bir şiiri mesnet alarak işlenen cinayetleri anlatmaktadır. Daha fazla bahsetmeyeyim.

Sonuna kadar keyifle okuyacağınız ve sonunda da tahmin edilemez bir sonla (kuvvetle muhtemel) ters köşeye yatacağınız bir öykü sizi beklemektedir.

Keyifli bir okuma diliyorum.
191 syf.
·Beğendi·10/10
Öğrencilerin kaldığı bir pansiyonda, birbiriyle ilgisiz eşyalar çalınmaktadır. Çalınan eşyalar değersiz olduğundan, en başta öğrenciler bunu umursamaz. Ancak hırsızlıkların giderek artması, öğrenciler arasında bir tedirginlik yaratır. Poirot, çalınan eşyaları öğrendiğinde ortada bir gariplik olduğunu sezer.
Öğrenciler şüphelerini açığa vurmasıyla, cinayetler birer birer işlenmeye başlar.
Eşyalar neden birbiriyle ilgisizdir? Katilin bu hırsızlıklara ilgisi nedir? Poirot, katili yakalayabilecek midir?
304 syf.
·Beğendi·10/10
Herkesin kendi hâlinde olduğunu sandığımız bir taşrada, yaşam normal akışıyla devam ederken, zengin ve güzel bir dul şüpheli bir şekilde intihar eder. Ardından da zengin dul kadına yakın olduğu taşra tarafından bilinen, taşranın ileri geleni de intihar eder.
Taşra, zengin dul kadının kocasını öldürdüğü ve bu yüzden şantaja uğradığı dedikodusu ile çalkalanır. Hem kadının hem de adamın yakın dostu, taşra doktoru Dr. Shepherd kendi çapında cinayeti çözmeye çalışır.
Kibirli ve zeki dedektifimiz de emekliye ayrılmış olduğu yeni evinde kabak yetiştirmekle meşgulken olaylara dahil olur.
Agatha Christie'nin, arka planda taşra yaşamını ince ince eleştirdiği polisiye kitabı sonunu getirmeden elinizden bırakmayacaksınız. Sonunda, büyük bir sürpriz sizleri bekliyor olacak. Keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Agatha Christie
Tam adı:
Agatha Mary Clarissa Miller Christie Mollowan
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
İngiltere, 15 Eylül 1890
Ölüm:
İngiltere, 12 Ocak 1976
Agatha Christie dünyanın en tanınmış polisiye romanları yazarıdır. Eserleri 45 dile çevrilmiş olan yazarın kitap satışları milyarları bulmuştur. Kutsal kitaplar (Kuran ve İncil) ile Shakespeare'dan sonra en çok satan yazardır.

Agatha Miller, İngiltere'nin Torquay şehrinde 15 Eylül 1890'da doğdu. 1914 yılında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden Archibald Christie ile evlendi. 1928 yılında boşanan çiftin Rosalind adında bir kızları var.

Christie, yarım yüzyıla aşkın süren yazarlık hayatında, 79 roman ve kısa hikâyelerden oluşan kitap yazdı. Ayrıca 25 Kasım 1952'de Londra'da perdelerini açan ve bugüne kadarki en uzun süreyle oynanan tiyatro eseri olan Fare Kapanı'nın da yer aldığı bir düzineden fazla oyuna imza attı.

Christie'nin 1920'de yayınlanan ilk kitabı "The Mysterious Affair Style" (Ölüm Sessiz Geldi), aynı zamanda meşhur kahramanı Belçikalı Dedektif Hercule Poirot'nun da yer aldığı ilk eseridir. Yazın dünyasının bilinen en ünlü karakterlerinden biri olan Hercule Poirot'yu yaratan Christie, bu kahramanını 33 romanı ve birçok kısa hikâyesinde kullandı. Bir diğer kahramanı ise kadın karakter Miss Jane Marple'dır. Miss Marple'ı 1930 yılında yazdığı "The Murder at the Vicarage" (Ölüm Çığlığı) adlı romanıyla okurlarına tanıttı. Her iki kahramanın da serüvenleri televizyon dizisi ve film oldu. 1974'de "Doğu Ekspresinde Cinayet", 1957'de "Witness for the Prosecution" (Beklenmeyen Şahit), 1978'de "Nil'de Ölüm" en başarılı olan filmlerindendir.

Agatha Christie ayrıca Mary Westmacott takma adıyla altı adet duygusal roman da yazdı. Aynı zamanda ikinci eşi Sir Max Mallowanile katıldığı arkeolojik kazılarla ilgili kitapları da vardır. 1971 yılında İngiltere'nin en yüksek onur unvanı olan "Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı" nişanını aldı. Agatha Christie 12 Ocak 1976'da hayata gözlerini kapadı.

Yazar istatistikleri

  • 3.558 okur beğendi.
  • 48.116 okur okudu.
  • 571 okur okuyor.
  • 21.177 okur okuyacak.
  • 335 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları