Agatha Christie

Agatha Christie

8.2/10
4.582 Kişi
·
15.762
Okunma
·
1.604
Beğeni
·
27.636
Gösterim
Adı:
Agatha Christie
Tam adı:
Agatha Mary Clarissa Miller Christie Mollowan
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
İngiltere, 15 Eylül 1890
Ölüm:
İngiltere, 12 Ocak 1976
Agatha Christie dünyanın en tanınmış polisiye romanları yazarıdır. Eserleri 45 dile çevrilmiş olan yazarın kitap satışları milyarları bulmuştur. Kutsal kitaplar (Kuran ve İncil) ile Shakespeare'dan sonra en çok satan yazardır.

Agatha Miller, İngiltere'nin Torquay şehrinde 15 Eylül 1890'da doğdu. 1914 yılında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden Archibald Christie ile evlendi. 1928 yılında boşanan çiftin Rosalind adında bir kızları var.

Christie, yarım yüzyıla aşkın süren yazarlık hayatında, 79 roman ve kısa hikâyelerden oluşan kitap yazdı. Ayrıca 25 Kasım 1952'de Londra'da perdelerini açan ve bugüne kadarki en uzun süreyle oynanan tiyatro eseri olan Fare Kapanı'nın da yer aldığı bir düzineden fazla oyuna imza attı.

Christie'nin 1920'de yayınlanan ilk kitabı "The Mysterious Affair Style" (Ölüm Sessiz Geldi), aynı zamanda meşhur kahramanı Belçikalı Dedektif Hercule Poirot'nun da yer aldığı ilk eseridir. Yazın dünyasının bilinen en ünlü karakterlerinden biri olan Hercule Poirot'yu yaratan Christie, bu kahramanını 33 romanı ve birçok kısa hikâyesinde kullandı. Bir diğer kahramanı ise kadın karakter Miss Jane Marple'dır. Miss Marple'ı 1930 yılında yazdığı "The Murder at the Vicarage" (Ölüm Çığlığı) adlı romanıyla okurlarına tanıttı. Her iki kahramanın da serüvenleri televizyon dizisi ve film oldu. 1974'de "Doğu Ekspresinde Cinayet", 1957'de "Witness for the Prosecution" (Beklenmeyen Şahit), 1978'de "Nil'de Ölüm" en başarılı olan filmlerindendir.

Agatha Christie ayrıca Mary Westmacott takma adıyla altı adet duygusal roman da yazdı. Aynı zamanda ikinci eşi Sir Max Mallowanile katıldığı arkeolojik kazılarla ilgili kitapları da vardır. 1971 yılında İngiltere'nin en yüksek onur unvanı olan "Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı" nişanını aldı. Agatha Christie 12 Ocak 1976'da hayata gözlerini kapadı.
"Hala demokrasiyi savunuyorum ama bunu insanlara anlatmak için güçlü olmalısınız. İnsanlar kardeş olmak istemiyorlar, ama bir gün nasıl olsa olacaklar , bunu bilmiyorlar."
Agatha Christie
Sayfa 264 - Altın Kitaplar Yayınevi - 12. Baskı - 2015
" İnsanlar kendilerini ne kadar beğeniyorlar? Ve ne de iki yüzlü oluyorlar? "
Agatha Christie
Sayfa 25 - Altın Kitaplar
" Evet, hepimiz aynı olsaydık, dünya muhakkak ki çok sevimsiz bir yer olurdu! "
Agatha Christie
Altın Kitaplar - pdf
Hiç tanımadığımız bir insanı, ilk gördüğümüz andaki davranışlarını baz alarak ya da öncesinde o kişi hakkında duymuş olduğumuz olumlu-olumsuz cümlelerin etkisinde kalarak, ne kadar da kolay yaftalarız değil mi, sevgili okurlar.

Durup, dinlemeden, değerlendirmeden... Varsa yoksa o an zihnimize yansıyan görüntülerdir, kişi hakkında bir yargıya varmamızı sağlayan en büyük etken! Ya da işte, öncesin de aklımızda takılı kalanlar...
Aynı karara ben eserdeki kahramanlar üzerinde vardım ve tabii ki de hüsrana uğradım. Önce bir sabret! Oku! Ama nerde!...

Gerçek hayatta da öyle değil midir? İnsanları kimliklerine göre değerlendirmiyor muyuz? İnsanları çoğu zaman dar kalıplar içine sıkıştıran bizim bakışımız. Ve ne yazık ki düşüncelerimizi özgür kılacak olan da bizim bakışımız.

Eserde orta yaşlı zengin bir koca... Genç ve güzel ya da zeki ve aptal bir kadın... İlk etap da, zihnimize zengin bir adamın paranın gücü ve kudretiyle, genç ve güzel bir kadın elde ettiğini, kadının da artık zeki mi yoksa aptallık derecesinde saf mı bilinmez, para uğruna adama rıza gösterdiği akla gelir değil mi?

Duymak istemeyenden daha sağırı, görmek istemeyenden daha körü yoktur, denilir ya! Aynen öyle. Oysa ki hakikat, görünenin ardında gizli.

Özellikle yazarın bu eserini çok beğendim. Eserlerini okuyan okurlar bilirler ki, yazarın bütün eserleri mükemmel! Bu eser beni ters köşeye yatırdığı için, ayrı bir önem arz etmekte! Okumak isteyen okurlara tavsiye ederim.

Bazı okurlar cinayet romanlarını hafif görseler de, okunmalı! Ben bu kitaplardan yapılması ve söylenmemesi gerekenleri öğreniyorum. Meselâ, hayatları hazin bir tarz da sona eren kahramanları okudukça kendi kendime " Onlar gibi olsan da, asla onlar gibi davranma! " derim.
Tehlikelere karşı göğüs gerebilmek adına, cinayet romanları okumak iyidir...
POLİSİYENİN KRALİÇESİ AGATHA, POP'UN KRALI MICHAEL'DİR.

NE ALAKA?

Şimdi içinizde polisiye sevmeyen, onu edebi bir tür olarak görmeyen, zaman kaybı, çıtır çerez olarak gören bir kesim var. Biliyorum. Sizin birinizi bile bu yoldan döndürmeyi şu andan itibaren görev edinmiş bulunmaktayım. Michael içinse... Gönlümün Prensi. Onu sevmeyeniniz, dinlemeyeniniz yoktur. Bugün onu acayip anasım var. Malum burada da bahsi çok geçmiyor. Bir şekilde geçirteceğiz.

Şimdi hazır iseniz sizlere moonwalk tadında bir akış ile başlamak istiyorum.. Bu arada iyi yaptığımı söylerler. Teknik çok basit, İstanbul buluşmamızda gösterebilirim :)

SMOOTH CRIMINAL. Na na na Nana na na.. Evet kitap bir polisiye, suç, kriminal, cinayet, seri katil tarzı bir kitap. Agatha Christie yaklaşık 66 dedektif romanı, 150 kısa öyküsü ve 20'nin üzerinde oyunu bulunan ve bugüne kadar 2 milyar adet satış yapan, polisiye denince ilk akla gelen ismi layıkıyla yerine getiren bir kraliçe.( İncil ve Shakespeare geride kalıyor.)
Yazar hakkında biraz daha bilgi vermem gerekirse, kendisi 26 yaşında iddia üzerine ilk kitabını yazıyor. ( Biri benimle iddiaya girsin ). Eczacı'da çalıştığından zehirlerle arası iyi. Bilenler bilir Agatha kitaplarının içinde her türlü zehir suç unsuru olarak kullanılır. Özellikle Siyanür/ Arsenik. Bu kitapta da zaten var. Olmasa şaşardım. Ha çok kolay bir yöntem adam anında gidiyor öteki tarafa. Annie r u Ok? Ama bulmak sorun. :)
Neyse kimseyi cinayete özendirmeyelim. Burada aklıma sevgi seli WE ARE THE WORLD geldi. Klip yaşı yetenler için ikon kaynıyor. İzleyin derim. Yeni yetmeler için Castinli bir versiyon da var. Haha
Christie teyzem gezmeyi çok seven bir İngiliz hanımefendisi. Eşinin arkeolog olmasından mütevellit Dünyayı gezmişler. Keza yine bilen bilir cinayetler öyle sadece İngiltere'de olmuyor. Her çeşit kültürü, insanı barındırıyor. Bu anlamda kendi adıma ben yavan bir polisiye okumaktan fazlasını buluyorum.
Agatha hakkında çok şey yazabilirim, yazasım var. I JUST CANT STOP LOVİNG YOU ama bir yerde vedalaşmamız gerek aşkım. Bir başka kitabında yazacağım söz.

WANNA BE STARTING SOMETHIN'
konuya gelirsek.. Kitabın orijinal adı: And Then There Were None ( Ten Little Niggers )
Çevirirseniz ve kimse kalmadı, on küçük zenci. Zenci adasına çağrılan 10 kişi. Bir mektupla. Kimi işe alındığı sanıyor, kimi tatil yapacağını, kimi eski bir dostuyla görüşeceğini.. Gerçek adaya gittiklerinde BoM. THRILLER
Ev sahibini gören bilen yok. Ulan ne safsınız bir iki cümleye inanıp .. neyse.. Sonra bakıyorlar masada 10 küçük zenci biblosu. Odalarında bir şiir. Agatha'm sever tekerlemeleri:

On Küçük Zenci yemeğe gitti,
Birinin lokması boğazına tıkandı. Kaldı dokuz.
Dokuz Küçük Zenci geç yattı,
Sabah biri uyanmadı. Kaldı sekiz.
Sekiz Küçük Zenci Devon'u gezdi,
Biri geri dönmedi. Kaldı yedi.
Yedi Küçük Zenci odun yardı,
Biri baltayı kendine vurdu. Kaldı altı.
Altı Küçük Zenci bal aradı,
Birini arı soktu. Kaldı beş.
Beş Küçük Zenci mahkemeye gitti,
Biri idama mahkûm oldu. Kaldı dört.
Dört Küçük Zenci yüzmeye gitti,
Birini balık yuttu. Kaldı üç.
Üç Küçük Zenci ormana gitti,
Birini ayı kaptı. Kaldı iki.
İki Küçük Zenci güneşte oturdu,
Birini güneş çarptı. Kaldı bir Zenci.
Bir Küçük Zenci yapayalnız kaldı.
Gidip kendini astı. Kimse kalmadı.

SCREAM

Nasıl ya? Adadaki 10 kişi ölüyorsa katil kim? Bulsaydın zaten polisiye olmazdı. Olsa Agatha olmazdı. Hangi babayiğit Agatha kitaplarında katili bulabilir? Bulamaz. Onun sırrı burada.

Şiirden de anlaşıldığı üzere tek tek cinayetler gerçekleşiyor. WHO IS IT? Ve o 10 biblo tek tek kırılıyor.

/Burada biraz ipucu verebilirim/

Adaya çağrılan 10 kişi sıradan kişiler değil. Hepsinin geçmişte bir cinayet işlediği ancak suçsuz sayılarak adaletin sağlanamadığı görülüyor. Yani hepsi olmuş bir DIRTY DIANA.
Sonra tek tek bunların geçmişte ne halt ettiklerini okuyoruz. REMEMBER THE TIME. Katil deli de olsa en azından adaleti sağlıyor haha

Agatha, Altın çağ denilen dönemin yazarı. 1. Dünya Savaşı'nı görmüş. Evet katılıyorum ayrıntılı cinayet nedenleri, silahları yok. Katilin, kurbanın, karakterlerin psikolojik incelemeleri yok. Kurgu şahane değil. Ancak bunu hem ilklerden, hem de zamanından dolayı olmasına dikkat ederek yargılamak lazım.

Katiller çok iyi insanlar içinden de çıkabilir. Agatha bize bunu gösteriyor. Sıradan kişiler çok çok kötü olabilir. BAD. Çok tehlikeli. DANGEROUS.

İncelememin sonlarına gelirsek , dostum bu kitap Agatha külliyatı içinde ilk 3 de yer alır. Açık ve net. Diğerlerini merak eden olursa söylerim. Yani diyeceğim o ki. THIS IS IT. OKU.

Canın çok mu sıkkın. OKU. Bunaldın mı Dosto'dan Musil'den Pessoa'dan. OKU. Tatile mi çıkıyorsun al yanına OKU. Pişman olmayacaksın.

Meşhur dedektif Hercule Poirot'suz bir kitap olması benim için tek üzücü noktasıdır. Dedektifin olduğu kitapları nedense ben daha çok seviyorum.

Dipnot: 1) Agatha'nın tüm kitaplarının film ya da dizisi çekilmiş. Ben Hercule Poirot'un olduğu
' Agatha Christie's Poirot ' dizisini izledim. Evet çok uzun. Ama aldığım lezzet. just BEAT IT.
Nostalji sevginiz varsa, teknolojik dizilerden sıkıldıysanız izlersiniz. :)

2)Büyük harf ile yazılmış kelimeler Michael Jackson şarkı isimleridir.

3)Etkinlik dolayısı ile inceleme yapmama vesile olan Sherlock Holmes'a teşekkür ediyorum. ️

Okuduğunuz için teşekkür ediyorum. KRAL ve KRALİCEMİ selamlayıp gidiyorum. Sevgiyle kalın :)
Işınlanmaya hazırsanız 2005 yılına gidiyoruz.

13 yaşında bir kız çocuğu, liseye giriş sınavlarına hazırlanıyor. Yorulmuş, sıkılmış, iç dünyasında büyük bir öfkeyle eğitim sistemini sorguluyor. Okuldan çıkmış, dersaneye koşarak gitmesi gerekirken "yeter!" diyor. İsyan etmesiyle kendini Dost Kitabevi'nde bulması bir oluyor. Rastgele yürürken dalıyor içeri. Hayran hayran bakıyor kitaplara. Kitabevinin tam ortasında sırf Agatha Christie romanlarından oluşan, tepesinde kocaman "polisiye" yazan bir bölüm dikkatini çekiyor. Eline gelen ilk kitabın arka kapağındaki açıklamayı başlıyor okumaya.

"Her birinin gizledikleri ve korktukları sırları olan on kişi, Zenci Adası'ndaki ıssız bir malikaneye davet edilirler. Ancak malikaneye giden grubu bir sürpriz beklemektedir, ev sahibi ortalarda yoktur.

Geçmişlerindeki karanlık sırlardan başka hiçbir şeyleri olmayan bu insanlar adada mahsur kalmışlardır.

Konuklar bir süre sonra gizledikleri sırları birbirlerine anlatırlar. Ve teker teker ölmeye başlarlar."

Kitap oldukça dikkatini çekiyor, kapağına bakıyor, ilk sayfaları okuyor oracıkta. Hemen kasaya koşup ödemesini yapıyor. Atlıyor ilk dolmuşa, evin yolunu tutuyor. Sabaha kadar okuyup tek gecede bitiriyor kitabı. Hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş diyor. Şüpheyle tanışıyor büyük bir hayranlıkla. Finalinde ağzı açık kalıyor. Kitabın kurgusuna hayran oluyor. Kanlı cinayet ritüelleri, katil psikanalizleri, uzun betimlemeleri olmadığı için sıkılmadan ve ürkmeden okuyor. Polisiye nasıl mükemmel bir şeymiş diyor ve o gece hayatı değişiyor. Polisiyeye yeni başlayanlara mutlaka okuyun diye öneriyor On Küçük Zenci'yi yıllarca. Çünkü mükemmel bir finali var, çünkü çok zekice kurgulanmış, çünkü kendisi Agatha Christie'nin gelmiş geçmiş en iyi romanı diye cevaplıyor neden? diyenleri.

Kızımız devam eden 13 yıl boyunca polisiye okuyor sürekli, kriminolojiyi keşfediyor, kendisi de yazıyor en cinayetlisinden ufak tefek hikayeler. Hayatındaki en önemli şey polisiye oluyor. Bu incelemeyi yazarken bir anlığına da olsa polisiyeyle yeni tanışan küçük kıza dönüşüveriyor istemsiz. Teşekkür ediyor Agatha Christie'ye bir kez daha. Hayranlığı içini kıpır kıpır ederken sizlere sesleniyor;

13 sene önce bir kitap okumuştum. Etkisi hala sürüyor.
Tahayyül edin ki, bilime gönül vermiş bir bilim insanısınız ve gelecek bütün insanlığın kaderini değiştirecek bir formüle imza atmak üzerinesiniz. Bu öyle bir formül ki, atomun parçalanmasını sağlayarak, gelecek savaşlarda insanlığın kaderinin şekillenmesinde etkin bir rol sergileyecek. Hal böyle olunca da, bol sıfırlı rakamların havada uçuşması kaçınılmaz.
Ne yazık ki ortada büyük meblağlar söz konusu olunca, hiç kimseye itimat edilmemesi de cabası.

Üstüne üstlük bir de en yakınlarınız olan aile bireylerine dahi, güvenmemenizi salık veren isimsiz bir ihbar mektubu almışsanız.Vaziyet böyle olunca yapacağınız ilk eylem ne olacaktır? Koşulsuz aile bireylerine güvenmeye devam etmek mi, ya da kendinize bilim dünyasının dışından bir hami tayin etmek mi?

Eser de Claud Amory varlığını bilime adamış, ünlü bir fizikçidir. Geliştirdiği bir formül sayesinde, Savunma Bakanlı'ğının en gözde bilim adamıdır. Geliştirdiği formülü yetkili kişilere teslim etme arifesinde gelişen olaylar, aile bireylerine karşı olan güvenini temelden sarsacak ve bilim dünyasından olmayan Dedektif Hercule Poriot'a müracaat etmesine gereksinim duyacaktır. Maksadı formülün çalınmasına engel olmak ve güvenli yoldan ilgili makamlara teslim edilmesini sağlamak.

Lâkin bu iş öyle göründüğü gibi, kolay hallolacak bir mesele değildir. Çünkü bir tarafta aymazlıklarla boğuşan çaresiz oğul Richard ve sırlarla dolu bir maziye sahip genç ve güzel eşi Lucia. Diğer tarafta Viktorya Dönemi'nin terbiyesiyle eğitilmiş Caroline Hala ve hayatın baharında olan, uçarı yeğen Barbara. Bu arada Claud Amory'nin sekreteri, hizmetkârları ve davetsiz konuğu da unutmamalı!

Hercule Poriot yazarın deyimiyle, " Ufak, tefek, mağrur edalı, tıpkı yumurtaya benzeyen ve hafifçe yana eğik bir kafa yapısına sahip ama son derece düzen hastası ve şık giysiler giymekten hoşlanan, hayalperest bir şahıs. " Hercule Poriot, Claud Amory'nin çağrısına kulak vermekle birlikte, işin işinden çıkılmakta zorlanacağı bir yola koyulacağının farkında değildir. Çünkü Claud Amory'nin evine adımını attığı anda, soğuk bedeniyle karşılaşacaktır. Kendisini hami olarak tutan Claud Amory bir cinayete kurban gitmiştir.

Hercule Poriot'un işi zordur ama imkânsız değil! Orta zekâlı insanların işleyeceği cinayetlerin de basit olacağını savunan dedektif, mutlaka bu cinayette de bir açık nokta bulacağına inanmaktadır. Kendine güvendiği için de üstün zekası sayesinde aile üyeleri gibi varsayımlarda bulunmak yerine, olaya karışmış aile bireylerini gözlem altında tutarak katili bulmaya çalışmaktadır. Acaba sevimli dedektifimiz, emelleri uğruna Claud Amory'nin hayatına son veren katili bulabilecek midir?

Son derece sürükleyici ve akıcı bir üslupla yazılmış bir Agatha klasiği.
Agatha " Herkes istediği şeyleri düşünmekte özgürdür. " der ve ben de, " Mutlaka Agatha okumalısınız! " demekteyim.
Aslına bakarsanız isminden dolayı ön yargılı davranmıştım. Onca övgüye rağmen birçok kez okumaktan vazgeçtim. 'Çok ayıp etmişim' gerçekten. Polisiye çok seven biri olarak bu kitap ayrı bir tat bıraktı bende. Bu kadın büyük bir usta. Son derece keyifli ve polisiyeye nefis bir tarz kazandırıyor. Karakterler adeta altı cizilircesine belirgin. Üslup asla boğucu değil. Çok beğendim. Hiç uzatmiyorum. Polisiye seviyor musunuz? Cevabı evet olanlar, hatta olmayanlar bile beğenecektir. Keyifli okumalar.
Beş Küçük Domuz: Beş şüpheli. Sır perdesini sonuna kadar aralayan, tahmin edilmesi güç harikulade bir cinayet romanı. Ve tabii ki Agatha Christie… Hercule Poirot’nun yanı sıra ortaya koyduğu karakterleri zihinde canlandırmayı başaran bir kalemi var, bunu çok iyi yaptığını ilk kitabında görmüş oldum ve polisiye türünde dünyaca ünlü dedektif Hercule Poirot’nun yaratıcısı Agatha Christie romanları kitaplığımda yer bulmaya devam edecek.
16 yıl önce meydana gelen bir Cinayet. Amyas Crale’i zehirleyip öldürmekle suçlanan karısı Caroline Crale yaşamına son vermeden önce kızına şu notu bırakmıştı: “Ben suçsuzum."
Carla Lemerchant bu not üzerine harekete geçer ve dedektif Poirot’ya başvurur. 5 yaşındayken, 16 yıl önce gerçekleşen olayları, annesinin eşine olan bağlılığını, sadakatini anlatmaya çalışarak dedektife annesinin bu cinayeti gerçekleşmediğini, masumiyetini kanıtlamasını ister. Poirot artık iş başındadır.
“Cinayet ustaca işlenmişti, Ama Poirot elindeki şu ipuçlarını değerlendirmeye çalışıyordu.
Baldıran otu… Boş bir esans şişesi… İki mektup… Bir Tablo…
Bir mürekkep şişesi… Kedi otu… Buzlu bira… Bir damlalık…
‘Sokrat’ın ölümü adlı yazı’… Yaseminler…”

Ünlü ressam Amyas’ın yakın arkadaşları Philip Blake ve Meredith Blake, Mürebbiye Williams, Caroline’nin kardeşi Angela Warren,-Caroline’i savunan tek kişidir.- ve son olarak Elsa Greer. Ünlü ressam Amyas’ın evli olduğu süre boyunca evine genç, güzel, hırslı bir kadın olan Elsa Greer’ı getirerek yasak aşkı meşrulaştırır ve en iyi portresini yapmak üzere çoğu zamanını onun resmini yaparak geçirir. Caroline buna göz yumar, kocasıyla bu yüzden kavga etse de onu her şeyden çok sever. Bu tartışmaların sonunda Caroline şu cümleyi söyler:
“Seni öldürürüm, yine de ona bırakmam.”

Portresine günlerce devam eden ressam, bir gün eşinden buzlu bira ister ve Caroline bu isteği yerine getirir. Amyas kısa bir süre sonra fenalık geçirerek ölür. Amyas Crale’in ölümünden karısı Caroline Crale sorumlu tutulur ve mahkemeye çıkarılır. Mahkemede kendini ele verecek tarzda tavırlar sergilemesi, açıklamadan kaçınması ve duygusallığının yanı sıra, bira bardağına Amyas’ın elini bastırdığının kanıtlanmasından sonra Caroline, suçlu damgasını alır.
Caroline Crale kadının gücü timsali. Güçlü olmak, kendini bir şeyler için feda etmek bir insanın iyi bir karakteridir. Sevdikleri karşısında boyun eğmek... Kendisine karşı tüm kötülüklere katlanmak ise bir güçtür, sağlam karakterdir demekten başka geriye bir şey kalmıyor. Böyle bir İnsan canlısı bir kadın katil olabilir mi? sözümüze dedektif izlediği metotlarla cevap verecek. Poirot sır perdesini aralamaya çalışırken nasıl bir yol izleyecektir? Şüpheli beş kişiye yazmasını istediği raporlardan nasıl bir sonuç ve veri edinecektir?
Agatha Cristie’nin son dönem kitaplarından biri olmasından dolayı belki de kurgusu bir hayli sağlam. Yakalamaya çalışanlar görecektir; Poirot’nun yaptığı bir ilüzyon var, insanı mest eden bir şey, gerçekten harikulade.
Geçmiş üzerine kurulu bir cinayetin yıllar sonra aydınlatılması üzerine kurulu bir hikaye…
İşi Poirot’ya bırakın ve okuyun.
Agatha christie'nin okuduğum ikinci romanı yazar'ın kitapları oldukça ğüzel elinize alıp tek oturuş da okunacak türlerden bence herkes bu yazarın romanlarıyla tanışmalı.
İlk defa bir Agatha Christie kitabı okudum... Hikaye güzeldi, önünüzde katil olma potansiyelinde 6-7 kişi var ve siz katilin kim olduğunu bulmaya çalışıyordunuz. Ben katili bulmaya çalışırken oldukça keyif aldım ve aslında daha kitabın en başlarında katilin kim olduğunu hissettim... Keyifli zaman geçirmek için okunabilecek bir kitap...
Bu küçük domuz pazara gitti.
Bu küçük domuz evde kaldı.
Bu küçük domuz pirzola yedi.
Bu küçük domuza hiçbir şey verilmedi.
Bu küçük domuz, “Vii vii vii,” diye ağladı.

On Küçük Zenci ve Sonunda Ölüm Geldi'nin ardından okuduğum üçüncü Agatha Christie kitabı Beş Küçük Domuz oldu. Günümüz polisiyelerine oranla çok daha az sayfa sayısına sahip olan Agatha Christie kitapları bir çırpıda okunup bitiyor  Beş Küçük Domuz benim okuduğum ilk Hercule Poirot kitabı oldu. Agatha Christie dendiğinde akla gelen ilk şeylerden olan Poirot ile tanıştım. Peki bu karakteri sevdim mi, henüz bu konuda net bir şey söyleyemem ama benim için şimdilik idare ederdi. Beş Küçük Domuz ile ilgili genel bir değerlendirme yapacak olursam bu kitabın benim için karşılığı ortalama bir polisiye kitap olduğudur. Ne çok beğendim ne de hiç beğenmedim diyebilirim.

Beş Küçük Domuz'da dedektifimiz Hercule Poirot on altı yıl önce işlenmiş bir cinayetin ardındaki detayları ortaya çıkarıp, geride kalan şüphe kalıntılarını yok etmeye çalışıyor. Ünlü ressam Amyas Crale on altı yıl önce zehirlenerek öldürülmüştür. Cinayet için tüm oklar Amyas'ın karısı Caroline'ı göstermektedir ve duruşmalar sonucunda Caroline müebbet hapse mahkum edilir. Olaydan on altı yıl sonra Amyas ve Caroline'ın kızları Carla, Poirot'la iletişime geçer ve annesinin masum olduğuna inandığını söyler. Hapiste ölen Caroline  ölmeden önce kızına bir mektup yazmış ve masum olduğunu söylemiştir. Peki on altı yıl önce yaşananların perde arkasında neler var, Caroline doğruyu mu söylüyor, Carla haklı mı, Amyas'ı Caroline öldürmediyse kim öldürdü?

Beş Küçük Domuz üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Poirot on altı yıl önce bu cinayet davasını yürüten avukat, müfettiş vb gibi resmi görevlilerle; ikinci bölümde ise Amyas'ın ölümü sırasında evde bulunan (Caroline hariç) beş kişi ile görüşüyor. Üçüncü kısımda bu beş kişinin o güne dair hatırladıklarını yazdıkları sayfaları okuyoruz. Beş Küçük Domuz'da geçmişte işlenen bir cinayetin yeniden gün yüzüne çıkarılarak araştırılması fikrini genel olarak sevdim. Ancak şöyle de bir durum var: Geçmişteki bir soruşturmanın yeniden açılması mevcut fiziksel kanıtların olmaması gibi bir durumu da beraberinde getiriyor. Yani kitap genel itibariyle anılar ve geçmişe dair konuşmalar ekseninde geçiyor, bu da tempoyu biraz düşürüyor. Kitap genel olarak sonunu merak ettiriyor, ben okurken sürekli nasıl bitecek nasıl bitecek diye düşündüm ama bu merak hissinin üstüne kitabın sonunun basit kaldığını düşünüyorum, son bana rahatlıkla tahmin edilebilir gibi geldi. En azından ben "Evet bunu bekliyordum," dedim. Agatha Christie kitaplarının benim için en büyük eksisi yazarın şüpheli sayısını ve şüphelilerin isimlerini ortaya koyarak okura adeta "Evet bunlardan biri katil, sence hangisi, seç birini!" demesi. Beş Küçük Domuz'da beş şüpheli vardı ve tek yapmanız gereken "oooo piti piti" diyerek birini seçmek. Bana göre bu durum heyecan düzeyini azaltıyor, zaten şüpheliler bariz bir şekilde ortada dolayısıyla içlerinden her birinin katil olma potansiyeli var, gerçek ortaya çıktığında ise bu sizi neredeyse hiç şaşırtmıyor "Katil zaten bunlardan biriydi," diyorsunuz.

Beş Küçük Domuz benim için sonunu merak ettiren ama bu merakı kitap bittiğinde iyi bir şekilde tatmin edemeyen, iyi bir konuya sahip, akıcı ama temposu ve şaşırtıcılığı düşük olan bir kitaptı. Bu kitap için ne harika diyebileceğim ne de çok kötü. Peki okuyun der miyim? Evet bence okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar...
- On Küçük Zenci okuduğum ilk Agatha Christie romanı. Günümüzdeki klasikleşmiş polisiyelerin aksine sayfa sayısı çok daha az, bazı kitaplarda olduğu gibi boğucu detaylar yok, bu sayede sayfalar su gibi akıp gidiyor ve kitabı sıkılmadan bitirebiliyorsunuz.

- Kitapta çeşitli nedenlerle ve birbirinden habersiz olarak Zenci Adası'na davet edilmiş on kişinin başından geçen olaylar anlatılıyor. On kişinin tek ortak yanları bu ıssız adaya davet edilmeleri değil ; aynı zamanda hepsinin hayatlarını etkileyen, birer sırra sahip olmaları. Adada mahsur kalmış bu on kişinin hataları, sırları birer birer açığa çıkarken, Agatha Christie'ye neden polisiye romanların kraliçesi denildiğini anlayacaksınız.

- Yukarda da belirttiğim gibi, yazarın okuduğum ilk romanı ve kesinlikle son olmayacak. Şimdiden, satın alınacak Agatha Christie kitapları listesi oluşturdum. On Küçük Zenci'yi ise sizlere de kesinlikle tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Agatha Christie
Tam adı:
Agatha Mary Clarissa Miller Christie Mollowan
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
İngiltere, 15 Eylül 1890
Ölüm:
İngiltere, 12 Ocak 1976
Agatha Christie dünyanın en tanınmış polisiye romanları yazarıdır. Eserleri 45 dile çevrilmiş olan yazarın kitap satışları milyarları bulmuştur. Kutsal kitaplar (Kuran ve İncil) ile Shakespeare'dan sonra en çok satan yazardır.

Agatha Miller, İngiltere'nin Torquay şehrinde 15 Eylül 1890'da doğdu. 1914 yılında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden Archibald Christie ile evlendi. 1928 yılında boşanan çiftin Rosalind adında bir kızları var.

Christie, yarım yüzyıla aşkın süren yazarlık hayatında, 79 roman ve kısa hikâyelerden oluşan kitap yazdı. Ayrıca 25 Kasım 1952'de Londra'da perdelerini açan ve bugüne kadarki en uzun süreyle oynanan tiyatro eseri olan Fare Kapanı'nın da yer aldığı bir düzineden fazla oyuna imza attı.

Christie'nin 1920'de yayınlanan ilk kitabı "The Mysterious Affair Style" (Ölüm Sessiz Geldi), aynı zamanda meşhur kahramanı Belçikalı Dedektif Hercule Poirot'nun da yer aldığı ilk eseridir. Yazın dünyasının bilinen en ünlü karakterlerinden biri olan Hercule Poirot'yu yaratan Christie, bu kahramanını 33 romanı ve birçok kısa hikâyesinde kullandı. Bir diğer kahramanı ise kadın karakter Miss Jane Marple'dır. Miss Marple'ı 1930 yılında yazdığı "The Murder at the Vicarage" (Ölüm Çığlığı) adlı romanıyla okurlarına tanıttı. Her iki kahramanın da serüvenleri televizyon dizisi ve film oldu. 1974'de "Doğu Ekspresinde Cinayet", 1957'de "Witness for the Prosecution" (Beklenmeyen Şahit), 1978'de "Nil'de Ölüm" en başarılı olan filmlerindendir.

Agatha Christie ayrıca Mary Westmacott takma adıyla altı adet duygusal roman da yazdı. Aynı zamanda ikinci eşi Sir Max Mallowanile katıldığı arkeolojik kazılarla ilgili kitapları da vardır. 1971 yılında İngiltere'nin en yüksek onur unvanı olan "Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı" nişanını aldı. Agatha Christie 12 Ocak 1976'da hayata gözlerini kapadı.

Yazar istatistikleri

  • 1.604 okur beğendi.
  • 15.762 okur okudu.
  • 155 okur okuyor.
  • 8.361 okur okuyacak.
  • 91 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları