Ahmed Davudoğlu

Ahmed Davudoğlu

YazarÇevirmen
9.0/10
43 Kişi
·
113
Okunma
·
24
Beğeni
·
1222
Gösterim
Adı:
Ahmed Davudoğlu
Unvan:
Medrese hocası,müftü,öğretmen
Doğum:
Bulgaristan, 1912
Ölüm:
İstanbul, 1983
1912 yılında Bulgaristan'ın Şumnu şehrinin Kalaycı köyünde doğdu. İlköğrenim'ini doğduğu köyde , ortaöğrenimini Ekizce'de Medresetü’l-Aliye’de, medrese öğrenimini ise Şumnu'da yaptı. İhtisas için Mısır'a gönderildi (1936). Ezher'deki öğreniminden sonra, bir süre okuduğu Nüvvab Medresesi'ne hoca olarak atandı.

Bulgaristan'da Rus işgali ve komünist yönetimin işbaşına geçmesinden sonra tutuklanarak toplama kamplarına gönderildi (1944). Baraj inşaatında amele olarak çalıştıktan sonra, hastalanması üzerine serbest bırakıldı. Varna'daki Türk Konsolosluğu'na iltica talebiyle başvurdu. Aradan yıllar geçtikten sonra iltica talebi kabul edilerek Türkiye'ye göç etti (1949).

Önce Yedikule Küçükefendi Camii’ne İmam Hatip olarak atandı. Bir süre de gezici vaizlik ve 3 yıl Bursa Orhangazi Müftülüğü yaptı. Bundan sonra İstanbul Fatih Camii Kütüphanesi memurluğuna nakledildi.

Bir süre İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yaptıktan sonra, İstanbul Yüksek İslam Enstütüsü'nün açılması üzerine, buraya öğretim üyesi ve müdür yardımcısı olarak tayin edildi (1950). Yüksek İslam Enstitüsü'nde müdürlük de yaptı. 7 Nisan 1983 tarihinde İstanbul'da vefat etti.
Küfür milletleri İslam'ın karşısında hâlâ nöbet tutmaktadır. Hâlbuki Müslümanları parçalamakla emellerine çoktan nail oldular. Şu var ki, eski acıları unutamadıkları için melânetleri sürüp gidiyor. Müslümanları parçalamak için yüzyıllarca uğraştılar. Bilhassa büyük Türk Halifesi Yavuz Sultan Selim merhumun panislamizm (İslam Birliği) kurmak arzusu onların ödlerini patlamıştı. O gün, bugün geceyi gündüze katarak Müslümanları parçalamaya çalıştılar. Neticede muvaffak da oldular. Artık onlarca bu uğurda harbe de, darbede zulüm kalmadı. Onun için taktiği değiştirdiler. Müslümanlara karşı görünmez harp açtılar. Bu harbin en mühim, cepheleri içki, kadın ve ahlâksızlık yoluyla dinden uzaklaştırmaktır.
Halife Hârunü'r rReşid'in Fransız kralına gönderdiği çalar saat meselesini Avrupalılar herhâlde unutmamışlardır. Müslümanlar bu acayip aleti keşfedecek kadar yükselmiş; Fransız kralı Şarlken ise içinde şeytan var diye korkarak semtinden kaçacak kadar gülünç duruma düşmüştür...
Vahiysiz din, mucizesiz peygamber yoktur. Binaenaleyh mecusilik, budistlik, putperestlik gibi vahiy ve mucize ile alâkası olmayan saçma yollara din denilemez. Onlar olsa olsa bâtıl birer mezheptirler.
İbn-i teymiyye, vaktiyle ehl-i sünnetin hatırı sayılır büyük bir alimi iken sonları bir hayli yolunu şaşırmış ve taa Ashab-ı Kiram'a varıncaya kadar din büyüklerine dil uzatmıştır. Kendisi müçtehitlik iddiasındadır. Güya asrında zuhur eden bid'atlerle mücadele etmiştir. Evliya kabirlerini ziyaretle, onlardan ve hatta peygamberlerden şefaat dilemeyi putperestlik sayar.
Müslümanlar arasında iman zaafı baş göstermiştir. İslam ilimleri kaybolmağa yüz tutmuştur. İslami prensiplerden uzaklaşma almış yürümüş, taklit zihniyeti her yeri sarmıştır. Sünnetler terk edilmiş, bid'atler zehirli otlar gibi yayılmıştır.
Bütün bozuk mezhepler tek noktada birleşirler:
Ehl-i sünnet mezhebini yıkmakta..
Neden?..
Çünkü Ehl-i sünnet yıkılmazsa, kendilerinin bozuk ve sapık fikir ve inançlarına revaç bulamaz da ondan...
Kasım Emin “Tahrirü’l Mer’e” yani “Kadını Hürriyete Kavuşturma” namındaki eseri ile müslüman kadının tesettürüne karşı harp ilan etmiş ve bu harbi kimsenin burnu kanamadan kazanmıştır. Kitabın yazılmasında Şeyh Muhammed Abduh’un parmağı vardır.
Günümüzde İslamiyetin en büyük belası, onu dışından ve cepheden helak etmeye yeltenenler değil, içinden ve özünden harap etmeye davrananlardır ve bu davranışlarını bir nevi onarma, düzeltme ve yenileme sayanlar...
Ahmed Davudoğlu
Sayfa 11 - Necip Fazıl Kısakürek
604 syf.
·10/10
Meal, kıymetli Ehli Sünnet Alimi ve müderris Ahmed Davudoğlu tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Bendeki nüshasını yaklaşık 24 yıl önce almıştım. Bu süre boyunca temel aldığım meal oldu. Oldukça beğendiğim, güzel bir mealdir. Ayrıca eserde esbabun nüzul diyebileceğimiz kısa dipnotlar bulunması da meal'i güzelleştiren unsurlar arasındadır.

Kur'an'ı Kerim'i arapça'dan dilimize çeviren Sayın Davudoğlu malesef Suriye savaşı'nda patlayan bir bomba sebebi ile şehit olmuştur. Kendisine bu vesile ile tekrardan rahmet dilerim.
9750 syf.
·10/10
Reddül Muhtar Mustenbata ilimler içerisindeki fıkıh ilminin en önemli eserlerindendir. Kaynak teşkil eden fıkıh kitapları arasında muhtaviyatı en geniş olanı ve sonuncusudur. Diğer kaynaklara göre daha geç dönemde yazılmış olması daha güncel meseleleri de içermesi anlamına gelmektedir. Hatta günümüz meselelerini izah eden tek fıkıh -kaynak eserler arasında- kitabıdır. Bu da eserin okunma sebeplerini arttırıcı sebeplerdendir.

Eser, hanefi fıkhı üzere tertiplenmiştir. Malumunuz İbn-i Abidin, İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin kavilleri ile içtihat etmiş birisidir. Bu sebeple, içerik İmam-ı Azam'ın izahlarının anlaşılması açısından da kıymetli bir yere sahiptir.

Eser, özellikle fıkıhla ilgilenenler başta olmak üzere konuya ilgi duyan herkesin olmazsa olmazları arasındadır. Bu kişilerin içerisinde eski dönem kadı, şeyhülislam ve müderrisleri de vardır ki pek çok konuda esere müraacat etmişler, rehber edinmişler, fıkhı meselelerde kaynak olarak görmüşlerdir.

Eserin Türkçeye çevrilmesinde büyük emek veren sayın Ahmed Davudoğlu'nu da burada anmadan edemeyeceğim. Kendisi çok büyük bir ehli sünnet alimi olup, bu eseri dilimize kazandırması sebebiyle kendisine minnetdarlığımı iletmek isterim. Allah kendisine rahmet etsin.
Fâtih
Fâtih Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri'ni inceledi.
383 syf.
·Puan vermedi
Böyle nefis bir esere inceleme yazmadan edemezdim.
Gerçi benim bir kaç kelimeden ibaret dağarcığım bu kitabı inceleyecek çapta olmasa da kalemim döndüğünce bu kitap neden okunmalıdır anlatayım size dostlar.

  Din hayatın temelidir,her alanın mütehassısı,usulü ve kaideleri olduğu gibi Dini Mübini İslam'ın da çok ince,hassas kaideleri,alanı olmayanın fütürsuzca kelam etmemesi,kalem oynatmaması gereken bölümleri vardır.
Kimse kimseye sen Din hakkında konuşamazsın demiyor kardeşlerim,tam aksine bu ilmin temeli arapçadır,arapça ile de olmaz sana bir hoca lazımdır,hocan da Ehli Sünnet olmalıdır diye şartlar koşuluyor.
Ancak ne yazık ki modern çağın anlayışını zehirlediği insan aklı merkeze koymuş bilgiyle konuşsa yine iyi onu da bir kaç cümleye sığdırmış affedin cahil cesaretiyle yok şu hadis iftira yok tesettür Kur'an da yok,ben Kur'an da olmayanı kabul etmem diye tutturmuş gidiyor.

  Güzel kardeşim,bir hastanenin karşısında demirci bir işletme açsa ben insanları tedavi edeceğim dese insanlar ona itibar eder mi?
Senin alanın şu demirleri eritip bir şeyler meydana getirmekten ibaret Kainatın en akıllı varlığını sana teslim edemeyiz denmez mi ona?

Peki Dini Mübini İslam ayaklara düşecek  ve her önüne gelenin cahilce konuşacağı kadar sathi bir şey midir ki ağzı olan konuşuyor!
Gel bak senin bu uydurma dediğin hadisleri biz hangi şartlarda kabul ediyoruz,garip hadis desek sana garip garip şeyler zannedersin halbuki bu ravinin tek başına kaldığı hadistir kardeşim bu işin usulü var biz de önümüze geleni hadis kabul etmiyoruz ince eleyip sık dokumuş selefimiz var desek de tutturmuş aklıma uymuyor,bilime uymuyor olmaz diye!
 
 Soruyorum kardeşim senin dinin bilim mi?
Bu ne aşağılık bir görüştür,işimiz gücümüz yok Dini bilime tashih mi ettireceğiz!

Bu kadar açıklamadan sonra işte bu değerli kitapta İslam ümmetinde son dönemde ortaya çıkmış dini tamir edeceğiz iddiasında bulunup da tahrif edenleti tanıtıyor. Kitapta ismi zikredilenlerden birisi de Diyanet İşleri Başkanlığında yüksek bir mertebede bulunan Hayrettin Karaman...

  İçerisinde Merhum Akif,İbni Teymiyye,Afgani,Abduh da yer alıyor.Hepsinin iddiaları ilmi olarak çürütülmüş.
Mehmet Akif meselesine gelince onun yüce şahsiyetine hiçbir itiraz olmamasına karşın yaptığı yanlışlar zikredilmiş(kişisel değil din hususunda akaide taalluk eden) kaldı ki Ahmet Davutoğlu Akifi rüyada gördüğü ve sarıldıklarını dahi söylüyor.
Kısacası aziz okurlar önsözünü Necip Fazıl'ın yazdığı bu eseri mutlaka kütüphanenizde bulundurun.
Allah'a emanet olun.. .
 
446 syf.
·19 günde·Puan vermedi
İbn Hacer'in kaleme aldığı Ahmed Davudoğlu hocanın şerh ettiği eser fıkıh hükümleri içeren hadisleri bir araya toplamakla hadis kitabı olmanın yanında çok da güzel bir fıkıh kitabı aslında . Her ne kadar İbn Hacer muhaddis olsa da Şafii mezhebine tabii olmakla çoğu hadis ulemasından ayrılmakta ancak hadis şerhleri dört mezhebin görüşü dahilinde yapıldığından dört mezhebin inananlarına da hitab ediyor.

1.Ciltte temizlik , abdest , kadınların özel halleri , mesh ve namaz konuları hadisler eşliğinde işlenmiş . Aslında kitap ele alınıp okunacak türden ziyade bir ders halkasında veyahut bir hoca eşliğinde takip edilirse daha faydalı olacaktır . Bu tip eserlerin usulu biraz da böyledir. Çünkü her ne kadar şerhli izahat olsa da açıklanmaya muhtaç kavram ve bilgiler ziyadesiyle mevcut .

Yine kitap giriş bölümünde hadis usulu ile ilgili bahislere değinmekle birlikte eseri okumaya başlamadan önce geniş çaplı bir hadis usulu kitabı okunmalı kanısına vardım . Kalan 3 cildi okumayı tüm bu sebepler dolayısıyla şahsım olarak erteliyorum .

Zamanı geniş olan, kaynaklarıyla birlikte fıkhi bilgileri edinmeyi planlayanlar için faydalı ve okunması gereken bir eser umarım bir kişi de olsa, kitabın edinilip okunmasına küçücük bir vesile olabilir bu inceleme .
604 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Merhaba arkadaşlar. 2020 yılı için maalesef buralarda olmadığımdan, sınavlarım nedeniyle ve ileti paylaşmayı sevmediğim için bir mesaj yayımlayamadım. Hoş benim de doğum günümdü ama kimse kutlamadı. Şaka bir yana öncelikle hepimiz için iyi bir yıl olmasını dilemekten başka sanırım söylenecek bir söz yok. Bu güzel yılda malum finaller dönemi de denk gelince kitap okumakta bir hayli geciktik. Tabi bu yıl gerçekten şöyle önemli bir kitapla başlamak istiyordum. Biraz tavsiye biraz da sevgiyle karışık bir baskı (!) sonucu böyle yapalım dedik.
Arapça benim için hiçbir zaman öncelikli olmamıştı. Yani Latince, İspanyolca ve İngilizce bilgimin yanında Arapça bilmediğim için biraz garip hissettim. Tamam diğerleri de çok iyi değil ama Latince bir İncil ile Türkçe Çeviri bir İncil arasında bile okuyanlarınız vardır ki bilirler, çok fark var. Gene de bir merakım oldu, bir heves ettim, bu heves ve merakla karışık bir okuma duygusuyla başladım. Kim bilir, ileride belki Arapça orijinalinden okumak da nasip olur. Bilemiyorum.
Bildiğimiz üzere 4 Kutsal Kitap ve 4 Kutsal Din vardır. Diğer dinler ve diğer kitaplar (dinler tarihi okuyanlar da bilir ki) o dinin önderleri tarafından kaleme alınmıştır. Bu 4 Kutsal Kitap ise bizzat Tanrı tarafından indirilmiş ve Peygamberlerine öğretilmiştir. Bu kitapların en sonuncusu ve zannımca en güzeli de Kuran’ı Kerim’dir. Peki, neden? Çok ilginç bilgiler ve fikirler buluyorum. Çok fazla süsleme ihtiyacı duymuyorum bunları. Misal olarak İncir ve Zeytin. Kuran’ı Kerim bunlar üzerine edilen yeminle karşımıza çıkıyor. Tin (İncir) Suresi. Yani düşünün ufacık hatta insanların bir kısmının yemekten bile tiksindiği yiyeceklerden. Bunların esrarını araştırıyorum ve karşıma ne çıkıyor? Sadece bu ikisini yiyerek hayatta kalmak mümkün. Bunu Japonlar dahi araştırmış. Şaşırmamak elde mi şimdi? Böyle uzayıp gidiyor. Bazen de yorum yapamıyorum çünkü insan henüz öğrendiği ya da hiç bilmediği bir konuda ne konuşabilir ki? Sadece çok fazla etkilendim, hepsi bu.
* Açıklamalarda verilen ve beni çok şaşırtan bazı konulara da değinmek istiyorum. Mesela Müteşabih denilen harfler: Elif-Lam-Mim, Elif-Lam-Ra, Ya-sin gibi. Bunların anlamını sadece Allah’ın bildiğine değiniliyor.
* Bakara suresinde 45. ayette şöyle bir şey var. Bir de sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin diye. Buna göre bir şeyi gerçekte istediğimizde Allah’a sığınır, sadece ondan yardım istersek oluyor. Şu uyuz olduğum Çabut Baba (!) türbelerine iyi bir cevap olmuş sanki. Gene devamında 186. ayette ise net çeviriyle “Dua Edenin Duasını Kabul Ederim” deniliyor.
* Davud Peygamber zamanında Yahudilere, Cumartesi günü balık avlamaları yasaklanmış, sebebini bilmiyorum. Bu kavim helak edilmiş. Hem de 3 gün içinde. Tek bildiğim bunu araştırınca karşıma çıkan Eyke Halkı. Bunun dışında bir şey bilmiyorum.
* Sihir yani Büyü, Bakara suresinde 102. ayette geçiyor. İnanmadığım bir konuydu, okuyana kadar. Yani varmış, yapılıyormuş, haram edilmiş, cehennem garantisi var ve bundan çok korktum. Zaten okurken acayip bir his oluştu içimde kitabı. Demek ki Arapçasını anlayarak okuduğumda kalbim dayanmayacak, zaten sıkıntılı. Böyle sihirdir, cindir, bunlar beni çok korkutan konular. Size de aynısı oluyor mu ya?
* Mekke’de inen ayetlere ‘Mekki’ ayetler denilirken; Medine’de inen ayetlere ‘Medeni’ ayetler deniliyor. Mekki ayetler daha çok müşriklere yönelik, azap verici, tabiri caizse korkutucu ayetler olurken; Medeni ayetler ise Müminleri anlatan ve hüküm içerikli ayetler olarak sınıflandırılmış. Bir nevi Mekki ayetler için biraz ürkünç derken, Medeni ayetler için ferahlatıcı diyebiliriz.
* Gelelim benim için çok mühim olan konuya. Bazıları Şuara suresinin 224. ayetinde bahsedilen “Şairlere ise, sapıklar tabi olur” ayetini çarpıtıp kendi işine geldiği gibi konuşuyorlardı. Bunu kendime sorun etmiş, bu böyle değildir diye içim içimi yemişti. Sonradan meselenin açıklamasına baktım ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki: Ka’b bin Eşref adlı Yahudi şair nasıl peygamberimize ve Müslümanlara hakaret içerikli şiirler yazıyorsa; bizzat Peygamber de Hassan bin Sabit’e, Müşrikleri şiirleriyle hicvetmesi için görev vermişti. Bunun birazını bölümümden aldığım İslam Tarihi dersinde, birazını Meal’de birazını da internette bulduğumu belirtmek isterim. Ortaya harmanladım. Umalım ki isimler karışmış yahut yanlış olsa da meselenin özü anlaşılabilir olsun.
Son olarak şunu söyleyebilirim ki, okudum ve kendimi iyi hissediyorum. Bazı yerleri tabi gerçekten korkutucu geldi ama birçok tarihi bilgi görmek de mümkün. İşin bir de şu tarafı var ki herkes devrin değiştiğini, kötülükle mücadele edilemez olduğunu, herkesi kendi başına bırakmamız gerektiğini söylüyor. Ben buna katılmıyorum. Benim kendi dostlarıma sık kullandığım bir cümle vardır, yazmak buraya nasipmiş:
“Dünyayı değiştiremezsiniz, kendi Dünyanızı güzelleştirin”
Değişim, önce siz başlarsanız güzeldir. Önce kendiniz değişecek, güzelleşecek sonra da o güzelliği insanlarla paylaşacaksınız. En azından böyle kendi içimizde mutlu oluruz. Zaten önemli olan da bu huzur. Ahlak, sonradan öğrenilmez. Söyleyeceklerim bunlar. Gayet güzel bir kitaptı, mutlaka tavsiye ederim. İyi okumalar, iyi geceler dilerim. Esen kalın efendim..
383 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Kitabın isminden de anlaşıldığı üzere dini tamir davasında dinimizi İmanımızı tahrip eden 21 zatı tek tek ele alarak izah etmiş. Avrupa sevdalısı kişilerin neleri inkar ettiğini, kendilerini nasıl müçtehid ilân ettiklerini uzun uzun anlatmış.
Özellikle beni şaşırtan Fil suresinde, uçanların sivrisinek artıklarının da mikrop olduğunu ve ilk defa kızamık yada çiçek hastalığı o sene görülmüş olduğunu iddia ediyorlar. Yani Allah'ın kudreti mucizesi demiyorlar. Zaten mucizelere inanmıyorlar.
Hepsi Mısır da tahsil görmüş kıdemli insanlar lakin.....
Rabbim hakkı ile inanan inandığı yaşayan ve inandığı güzelliklere nail olan kıllarından olmayı nasip eylesin.
~Amiiinn
383 syf.
·Beğendi·9/10
Müslümanlık zamanın icabına uyacak değil,
zamanın icabı daima Müslümanlığa uyacaktır.
Zira Müslümanlık Allah'ın kanunudur.
Onu zamanın icablarına uydurmağa kalkarsak ortada Allah'ın dini diye bir şey kalmaz.
S. 241
Ahmed Davudoğlu
383 syf.
·Beğendi
Kitap dini içten yıkma projesinin mimarlarını ele alıyor. Fakat asıl dikkat çekilen hususu İslam’ın kendisi olan ehli sünnet muhaliflerini özelde ise hadisi önemsiz göen mezhebe gerek yok diyen Kuranı kafalarına göre yorumlayanların bu ümmetin başına ne gaileler açtığını izah ediyor.
512 syf.
·7426 günde·Beğendi·9/10
Halil İbrahim Kutlay Hoca ile başladığımız ve tanıştığım Sahih-i Müslim derslerine koronavirüs sebebiyle ara versek de durmadan, yılmadan çalışmaya tek başıma devam ediyorum.
Çok şükür ilk cildi bitirmek bugüne nasip oldu. Kaldı 10 cilt:)
Buhari’den sonra en kıymetli hadis külliyatını Müslim olduğu söylenir.
Hadisler, raviler, farklı rivayetler, kelime ve cümle yapıları, çıkarılan hükümler derken geniş manalı bir eser meydana getirilmiş. Bize okumak düşüyor sadece, en kolay olanı...
1. Ciltte iki ana bölüm vardı:
-mukaddime
-iman kitabı
9/10 ile şiddetle tavsiye olunan eserler arasındadır... (kırılan 1 puan baskı ve dizinden kaynaklıdır)

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmed Davudoğlu
Unvan:
Medrese hocası,müftü,öğretmen
Doğum:
Bulgaristan, 1912
Ölüm:
İstanbul, 1983
1912 yılında Bulgaristan'ın Şumnu şehrinin Kalaycı köyünde doğdu. İlköğrenim'ini doğduğu köyde , ortaöğrenimini Ekizce'de Medresetü’l-Aliye’de, medrese öğrenimini ise Şumnu'da yaptı. İhtisas için Mısır'a gönderildi (1936). Ezher'deki öğreniminden sonra, bir süre okuduğu Nüvvab Medresesi'ne hoca olarak atandı.

Bulgaristan'da Rus işgali ve komünist yönetimin işbaşına geçmesinden sonra tutuklanarak toplama kamplarına gönderildi (1944). Baraj inşaatında amele olarak çalıştıktan sonra, hastalanması üzerine serbest bırakıldı. Varna'daki Türk Konsolosluğu'na iltica talebiyle başvurdu. Aradan yıllar geçtikten sonra iltica talebi kabul edilerek Türkiye'ye göç etti (1949).

Önce Yedikule Küçükefendi Camii’ne İmam Hatip olarak atandı. Bir süre de gezici vaizlik ve 3 yıl Bursa Orhangazi Müftülüğü yaptı. Bundan sonra İstanbul Fatih Camii Kütüphanesi memurluğuna nakledildi.

Bir süre İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yaptıktan sonra, İstanbul Yüksek İslam Enstütüsü'nün açılması üzerine, buraya öğretim üyesi ve müdür yardımcısı olarak tayin edildi (1950). Yüksek İslam Enstitüsü'nde müdürlük de yaptı. 7 Nisan 1983 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 113 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 83 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.