Ahmed Günbay Yıldız

Ahmed Günbay Yıldız

Yazar
8.2/10
1.666 Kişi
·
8.433
Okunma
·
414
Beğeni
·
13.223
Gösterim
Adı:
Ahmed Günbay Yıldız
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kızılcaören, Tokat, 1941
Ahmed Günbay Yıldız (d. 1941 - Kızılcaören, Tokat), Türk yazar. 1941 yılında Tokat iline bağlı Reşadiye ilçesinin Kızılcaören köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Saniye Hanım, babası Haydar Bey'dir. Öğrenimine köyünde başladı ve on yaşına kadar orada sürdürdü. Daha sonra babasının işi dolayısıyla Ankara'ya yerleşen bir ailenin ferdi olarak, eğitimine burada devam etti. Bu arada edebiyata ilgi duydu ve şiirler yazdı. Başlangıçta şiir bir tutku haline gelmişken, zamanla edebiyatın diğer dallarına da ilgi duymaya başladı. Hikâyeleri ve makaleleri muhtelif dergi ve gazetelerde yayınlandı. Yazar asıl yükselişini romanla yaptı ve romanda karar kıldı. "Çiçekler Susayınca", "Yanık Buğdaylar" ve "Figan" romanları çeşitli gazetelerde seri halinde yazıldı ve daha sonra kitaplaştırıldı. Bunu diğer romanları takip etti. Eserlerinde Türk toplumunun her kesimini ele aldı ve işledi. İyi ve kötü yönleriyle insan ve toplum arasında etkileşimin ötesindeki sebepleri tespit ederek gözler önüne serdi ve çözüme yönelik ip uçları da verdi. Türkiye Yazarlar Birliği'nin kurucusu olan yazar, kitaplarının basıldığı Timaş Yayınları'nın da kurucusudur.Yazarın yurtdışında özellikle Almanya da büyük bir okuyucu kitlesi vardır. Ayrıca yazara dış basının da ilgisi büyüktür.
Şunu çok iyi biliyorum ki; kalbe hiçbir zaman ve hiçbir durumda, şunu seveceksin ya da şunu sevmeyeceksin diye emir verilmez. KALPLER, KİMİ NE KADAR SEVECEĞİNE KENDİLERi KARAR VERİR.
Ahmed Günbay Yıldız
Sayfa 35 - Timaş Yayınları
“Huzurlu bir güne başlamak istiyorum, sargı tutmayan gönül yaralarımı dindirip...”
Bir kelebeğin gamsız uçuşlarının sancılarını yaman ağrılarla çeken bir gencin hikayesi…Fuzuli'nin 'kim istedi sevdayı, gamlı aşk ziyandır' mısrasının hayat bulduğu hikaye..

Yıllar olmuştu Ahmet Günbay Yıldız kitabı okumayalı. Uzun zamandır kitaplıktan gözlerimin içine bakan kelebek kapaklı kitabı elime alırken, kitap kahramanın gamsız değil de efkar dolu bir hikayesi olacağını tahmin etmiştim. Çünkü biliyorum ki Ahmet Günbay Yıldız hüzün yazar, okuyanı efkar basar.

Sevgili hemşehrimin sade, akıcı dili ve harika betimleme ve kişileştirmelerinin yanında hikayenin kurgusu ve sayfalara diziliminin yerinde olması hikayeyi sürükleyici kılıyor.

Ahmet Günbay Yıldız bütün eserlerinde başroldeki kişilere muhafazakar ve müsbet bir karakter giydiriyor, burada olduğu gibi. Ve etik değerler çerçevesinde derliyor hikayesini..Ebeveyn sorumluluklarını hatırlatıyor ve nasihat veriyor gençlere ‘’budala çocuk, sevdalanmak, aptal yerine konulmak değildir hiçbir zaman. Bencillikler, dostlukların ve hatta aşkların mayasını bozar’’ diyerek. Yalnızlığın yaraladığı ruhumuza can bulunca hangimizin gözünü kör etmedi ki sevda. İşte gençlik döneminde yanlış adımların götürdüğü yeri gösteriyor.

Yanık buğdaylar, figan, çiçekler susayınca, sitem kitapları gibi etkilemese de hikayesi, bam teline dokunan cümleler dizmiş yazar, kalemi daim olsun inşallah değerli hemşerimin..
Ahmet Günbay YILDIZ ile tanışmam bu kitapla oldu.Yazarımız çok akıcı bir dille,bir babanın çocuklarını yetiştirmedeki başarısızlıklarını hezeyanlarını, onlara fazla zaman ayıramamanın üzüntüsünü anlattığı ve evlatlarının de babasına olan sorumluluklarını yerine getirmedeki gayretini anlatan keyifle okuyabileceğiniz bir roman… Romanın başkahramanları olan baba ve oğlunun tercihlerinin hayatlarını nasıl etkilediğini ve bizim de örnek alacağımız birçok durumun karşımıza çıktığı bir olay örgüsü var bu romanda.Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar...
Kitaba attığım tarih 11 Aralık 1983.Okumadığım hiç bir kitaba tarih atmam,sayfaları karıştırırken çok şaşırdım hiç bir not almamışım,ne kadar kendimi zorlasam da kitaba dair hiç bir şey hatırlayamadım...
Sizler de böyle durumlarla karşılaşıyor musunuz?
Sene 2003... Lisede edebiyat hocamızın herkesin değiş tokuş usulüyle kitap okuması ödevi ile bu kitap denk gelmişti bana. O zamanlar kitap okumak gözümde çok büyüttüğüm bir olaydı ve nasıl olduysa hayatımda ilk defa bir kitabı bitirmiştim. Konu hayatın içinden ve güzel mesajlar veriyordu ve beni içine çekmişti. Yazarı ve anlatımını çok beğenmiştim. Ama diğer kitaplarını okuma fırsatım olmadı. Okumanızı tavsiye ederim tabiki.
hiç karşılık beklemeyen, hep kendinden veren bir babanın sevgisi..
Ve kendilerini büyütene kadar üzerlerine titreyen bu babaya, yüreklerindeki sevgiden yeterince pay ayırmayan evlatlar...
Birde, bir genç kızın sabrı nakış nakış işlediği, tertemiz sevgisi...
"Ne yazabildim sana ne de anlatabildim,
Bakışımdan anlarsın, tüm hikayem böyledir."

Kapağına göre kitap seçimi benim için büyük bir yanılgı olsa da bu kitabın önce kapağına hayran oldum, sonra okumak istedim. Çok sade bir kapak olabilir ama bir o kadar da kibar duruyor. Kapağını kaldırdıktan sonra da içerisi baya bir kalabalık...

İçerikten bahsetmek gerekirse yazar bu kitabında baya uzatmalara gitmiş. İki genç adamdan başladık, sonra bunların çocukları evlendi derken baştaki iki genç adam oldular en sonunda dede. Neden bu kadar kuşağı bir kitaba topladı yazar, bilmiyorum ama yine doyurucu bir kitaptı.

İlk, küçücük çocuklar olan Melek ve Cuma'dan başlıyor kitap. Masumane bir sevginin başına gelenler sarsıyor başta okuru. Sonrası bilindik senaryolardan oluşuyor kitap. Şirkete sahip olma, mal mülk sevdası, bir adama uyup aileyi hiçe saymalar, kırılan kalpler, dağılan aileler...

Kitap böyle uzadıkça uzuyor. Uzaması okuru sıkmıyor, yanlış anlaşılmasın. Yazarın kalemini seven benim gibiler için ideal bir kitap. Ayrıca yazar diğer kitaplarında olduğu gibi bunda da okuru boş bırakmıyor. Anlayana gerekli dersler veriyor.

Tavsiye edilir.
Kelebekler gamsız uçar. İnsanlar, gamsız uçmaya çalıştıklarında ise bedelini ödemeye mahkumdurlar.

Anne ve babası tarafından şefkate hasret, dedesini hayatının idolü olarak belirleyen Haluk, tutarsız adımlar, alınan yanlış kararlar neticesinde hatalarının bedellerini öder.

Önce, ailesinden uzaklaşır. Dedesiyle sürdürdüğü hayatı da çok sakin geçmez. Atılan iftiralar, delikanlılık gururları derken, kimi zaman haksız, kimi zamanda kendi aldığı yanlış kararlar neticesinde kendisini olaylar içerisinde bulur.

Yazarımız, bir kez daha ahlaki değerleri, gamsız haraketlerimizin sonuçlarını bize göstermiş. Aşık olmak, budala olmak değildir diyor aynı zamanda yazar kitabında. Körü körüne yapılan davranışların da ağır bedelleri olabiliyor.

Okurun yine güzel bir kitap sunmuş Ahmet Günbay Yıldız. Tavsiye ederim.
Ben kitabı okunmaya başladığım zaman kitabın başlarında şunlardan bahsediyordu : kendilerinin yapamayacakları işin yapabileceklermiş gibi göstermeleri yazıyordu zaten kitabın da konusu bu belkide günlük hayatımızda böyle kişileri tanıyor olabiliriz böyle kişilerden kendimizi uzak tutmaya çalışalım çünkü o kişiler başınıza büyük belalar aça bilirler.sizlerinde bu kitabı okumanızda yarar olabilir o yüzden bu kitabı mutlaka okuyun
Bu yazara ait okuduğum ilk kitaptır. Kitabı okurken, herhangi bir ana karakter yokmuş gibi hissediyor insan. Yazar, her karakterine, her çiftine eşit pay ayırmış gibi. Yine de bir çift seçmek istersek bu Yasin ve Hala çifti olurdu. Kitaptaki karakterlerin hayata bakış açısı, kendilerine ait prensipleri, insanda bulunması gereken ahlaki değerleri gösteriyor. Bunun dışında aile bağlarına da çok önem veren yazar, bu kitabında da buna fazlasıyla değinerek, saygı ve hürmeti, insanlara tekrar hatırlatmak istiyor. Kitabın yalın ve sürükleyici bir anlatımı var. Abartıya hiçbir zaman kaçmayan yazım tarzıyla Ahmet Günbay Yıldız, sevenlerine yine okurken zevk almayı ve kitap bittiğinde "Bu kitap bana ne kattı?" sorusuna cevap verdirmeyi başarmış.
Okuduğum ilk roman .. ve roman okumayı bu kitap sayesinde sevdim. herkese tavsiye ederim.
tek kelimeyle mükemmel ..

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmed Günbay Yıldız
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kızılcaören, Tokat, 1941
Ahmed Günbay Yıldız (d. 1941 - Kızılcaören, Tokat), Türk yazar. 1941 yılında Tokat iline bağlı Reşadiye ilçesinin Kızılcaören köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Saniye Hanım, babası Haydar Bey'dir. Öğrenimine köyünde başladı ve on yaşına kadar orada sürdürdü. Daha sonra babasının işi dolayısıyla Ankara'ya yerleşen bir ailenin ferdi olarak, eğitimine burada devam etti. Bu arada edebiyata ilgi duydu ve şiirler yazdı. Başlangıçta şiir bir tutku haline gelmişken, zamanla edebiyatın diğer dallarına da ilgi duymaya başladı. Hikâyeleri ve makaleleri muhtelif dergi ve gazetelerde yayınlandı. Yazar asıl yükselişini romanla yaptı ve romanda karar kıldı. "Çiçekler Susayınca", "Yanık Buğdaylar" ve "Figan" romanları çeşitli gazetelerde seri halinde yazıldı ve daha sonra kitaplaştırıldı. Bunu diğer romanları takip etti. Eserlerinde Türk toplumunun her kesimini ele aldı ve işledi. İyi ve kötü yönleriyle insan ve toplum arasında etkileşimin ötesindeki sebepleri tespit ederek gözler önüne serdi ve çözüme yönelik ip uçları da verdi. Türkiye Yazarlar Birliği'nin kurucusu olan yazar, kitaplarının basıldığı Timaş Yayınları'nın da kurucusudur.Yazarın yurtdışında özellikle Almanya da büyük bir okuyucu kitlesi vardır. Ayrıca yazara dış basının da ilgisi büyüktür.

Yazar istatistikleri

  • 414 okur beğendi.
  • 8.433 okur okudu.
  • 69 okur okuyor.
  • 1.800 okur okuyacak.
  • 79 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları