Ahmed Yüksel Özemre

Ahmed Yüksel Özemre

8.9/10
41 Kişi
·
109
Okunma
·
17
Beğeni
·
1.551
Gösterim
Adı:
Ahmed Yüksel Özemre
Tam adı:
Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre
Unvan:
İlk Türk Atom Mühendisi, Yazar
Doğum:
Üsküdar, 1935
Ölüm:
25 Haziran 2008
1935'te Üsküdar'da doğdu. 1954'te Galatasaray Lisesi'nden, 1957'de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Fizik Bölümünden ve 1958'de Fransa Nükleer Bilimler ve Teknoloji Millî Enstitüsü'nden mezun oldu. Bu itibarla, Türkiye'nin ilk Atom Mühendisi'dir.

Pozitif, sosyal ve dinî ilimler konularında 350 kadar makale ve raporu bulunan Prof. Özemre'nin halen kırka yakın tercüme ve telif eseri vardır.

Türkiye Yazarlar Birliği, Prof. Özemre'yi, 1996 yılında Üsküdar'da Bir Attâr Dükkânı isimli eseriyle Hatırat Dalı'nda ve 1998 yılında da Prof. Dr. Toshihiko İzutsu'dan çevirdiği İbn Arabî'nin Fusûs'undaki Anahtar-Kavramlar (3 baskı) başlıklı çevirisiyle Çeviri Dalı'nda "Yılın Sanatçısı" ödüllerine lâyık görmüştür. Üsküdar Belediyesi ise, yazarın Üsküdar'a hizmetlerinden ötürü, 2002 yılında Çengelköy'de inşa ettirdiği bir kültür merkezine Ahmet Yüksel Özemre Kültür Merkezi adını vermiştir. Yazar, İstanbul Üniversitesi'nin altın Hizmet Madalyası ve Beratı'nın da sahibidir.

Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Almanca ve İspanyolca bilen Prof. Özemre evlidir; iki kızı ve bir de torunu vardır.
'' Evladım; ben sana ismini sordum mu? Eğer zatımı idrak edememişsen, ismimin sana ne faydası dokunur ki? Zâtı idrak edemeyene isimler yalnızca dedikodudur, dedikodu ! Sen sen ol ! Zâtı bırakıp da isimlere, cevheri bırakıp da sıfatlara takılma, e mi ! Bunun gibi dedikoduları terkedersen Hâkikat da sana olanca yalınlığıyla görünür''
Bu dükkana gelenler yalnızca müşteriler değildi. Aktar Hocalar'ın dükkanı zamanın bazı meşhur sanatkarlarının, ariflerinin, sırlı sofilerinin ve meşayihinin sohbet ve muhabbet etmek üzere sürekli uğradıkları bir yerdi; adeta Akademi gibi bir şeydi.
Bunun içindir ki Hz. Peygamber (S. A. V.) ; 'El hayr-u fî mâ vaka' yâni; "Vukû bulanda hayır vardır." demiştir...
Ahmed Yüksel Özemre
Sayfa 149 - Kubbealtı Neşriyâtı
7-8 kişi bu dükkana zar zor sığıyordu; ama, bu irfan meclislerindeki sohbet ve muhabbetin lezzeti herkesi uhrevi bir aleme ref' ettiğinden, kimse bu sıkışıklıktan müşteki olmuyordu.
Aah, ah! İçinde ikamet buyurduğunuz şu sakil, şu şahsiyetsiz beton yığınından acaba memnûn musunuz?
"Bizde müesseselerin devamlılığını niçin korunmaz?" sorusunun cevabını "Yaradandan başka her şeyin tükeneceği" inancının getirdiği bir "dünya malını umursamazlık" keyfiyetinde aramak kanaatimce hakkın çok uzağında düşünmek olur.
"Kütüphanesinden ben de ödünç kitaplar alır; kısa sürede okur ve iade ederdim. İbrahim Alâeddin Gövsa'nın 4 ciltlik Meşhur Adamlar Ansiklopedisi onun kitapları arasında en çok ilgimi çekeni idi. Her gelişimde bunları mutlaka karıştırır, birkaç meşhur adamın hayatını öğrenirdim."
(Biyoloji Hocamız) Mr.Charèzieux iyi bir hoca fakat oldukça eksantrik bir zattı. Sık sık tekrarladığı tekerlemeleri dört yıl boyunca zihnimizde yer ettiydi:

"Il ne faut pas confondre le jour et la nuit, la feme et la mari, la canne et la parapluie!"
"Gün ile geceyi, zevc ile zevceyi, baston ile şemsiyeyi karıştırmamak gerekir!"

http://vocaroo.com/i/s0hzQjmwF4u4

http://www.evernote.com/...3nKSXtM2D6DRcpnCY9E/
Bu kitapla buluşmam tesadüf eseri oldu ama çok iyi oldu. Okulda canım sıkılınca kütüphaneye geçer, kitapların arasında dolaşır, onları seyreder, ilgimi çekenlere bakarım. Kitabın ismini ve kapağını görünce çok ilgimi çekti ve hemen okumaya başladım.

Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı... Bu dükkandan kimler geçmemişki; neyzenler, hattatlar, musikisinaşlar, tesbih koleksiyoncuları, ebru sanatçıları, şairler ve bunların hepsiyle meşgul olmuş nadide şahsiyet Mustafa Düzgünman.

Kitapta 1920'li yıllardan 1970'li yıllara kadar bir Üsküdar tarihi anlatılmakta. O zamanın kıymetli şahsiyetleri, manevi hayatları, çeşitli uğraşları ve gündelik yaşantıları bir attar dükkanı etrafında sunulmakta. Üsküdar ve insanları, eski zamanlar gerçekten çok hoşmuş. İnsan o zamana gidip onları yaşamak istiyor...

Biraz da yazardan bahsedeyim. Yazarın ismini daha önce hiç duymamıştım, hayatını okuyunca çok şaşırdım. Ahmed Yüksel Özemre Türkiye'nin ilk atom mühendisi, Teorik Fizik ve Nükleer Mühendislik ile ilgi 12 ciltlik ders kitabı yanısıra 26 tane daha kitabı olan, bir çok yerde başkanlık ve danışmanlık yapmış, kendini sanat, spor, ilim ve bilim dallarında yetiştirmiş, İnsan-ı Kamil olmaya çalışmış nadide bir şahsiyet...

Tarih, anı, İstanbul ve nostalji sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum...
Şu an bu incelemeyi yazarken gözlerimin dolu dolu olduğunu bilmenizi isterim zira Ahmed Yüksel Özemre’ nin o samimi ve sıcacık yazılarını okuduktan sonra birçok kişiyle aynı hissiyatı paylaşacağımızdan eminim.
Geçen seneydi sanırım Özemre’nin Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı kitabını okumuştum. Kitap sitesinde gördüğümde Üsküdar’a olan muhabbetimden dolayı ilgimi çekmiş, yorumlarda da beğenildiğini görüp almıştım. Önce yazarın Türkiye’ nin ilk atom mühendisi olduğunu, bir dönem Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı yaptığını ve daha pek çok ilmi yönü olduğunu öğrendiğimde oldukça şaşırmış ve kitaba olan merakım artmıştı. Kitaptaki okudukça insanı kendine bağlayan, sıcacık, samimi ve tatlı uslup, beni Özemre’ ye hayran bıraktı. Sonrasında sadece yazarı Ahmed Yüksel Özemre olduğu için bir çok kitap ekledim alışveriş listeme. İşte bu kitap da onlardan biriydi.
Kitaba başlar başlamaz sanki çok sevdiğim eski bir dostumla kavuşmuşum hissi sardı beni ve o anlattı ben diledim adeta. Kitapta ilgi çekici ve bir kısmı tasavvufi olan hikayeler mevcut. Özemre'nin kendi yaşamış olduğu olaylarla iç içe olan hikayeler bunlar.Hikayelerin birçoğu görevli olarak gittiği Cenevre, Viyana, Paris ve daha başka şehirlerde yaşadığı ilginç olaylardan oluşuyor. Kendisi bunların gerçek olup olmadığını soranlara canı sıkıldığı için “fantastik hikayeler olarak kabul edin” dediğini önsözünde söylemiş. Fakat ben kalben gerçekten yaşanmış olduklarına inanıyorum. Belki biraz kurgu ilave edilmiş olabilir ama Özemre’nin dervişmeşrep bir insan olduğu aşikar ve bu nedenle bu tip olayları yaşamış olduğuna ben inanıyorum. Sahaflar Şeyhi Muzaffer Ozak’ ın dediği gibi “ Görenedir görene, köre nedir köre ne…”
Kitabı bitirdikten sonra Özemre için internette bir araştırma yaptığımda Özemre’nin o nurani ve babacan çehresi çıktı karşıma ve ardından A’mak-ı Vehm-ü Hayal isimli hatırasında anlattığı, kalben izlediği kendi cenazesi geldi aklıma. Hemen cenaze töreninin görüntülerini bulup izledim. O güzel kalbiyle 2008 yılında veda etmiş dünyaya. Dedim ya hani en başta, işte aynen öyle çok iyi tanıdığım eski bir dostumu uğurlarcasına izledim cenazesini. Dünyadan bir Ahmed Yüksel Özemre geçmiş, iyi ki geçmiş…
İstanbul ve Üsküdar,
beyefendilik,
Sırlı evliyalar,
Kıymetli insanlar,
Hikmet dolu muhabbetler.
Sizi o muhabbetlerin ortasına koyan ve iyiki kitaplar var dedirten bir kitap.
Yazarı TR'nin ilk atom mühendisi ve bir çok uluslararası başarısı olan kıymetli bir şahsiyet, ilim ile irfanın nasıl bir arada olunabileceginin, çok yönlü insan olmanın en güzel örneklerinden biri. Yine çocuklara tavsiyemdir.
"Üç yaşımdan itibaren tam 53 sene bu 'Attar Dükkânı'nın sadık bir müdavimi, sahiplerinin ise üç nesil boyunca dostu oldum" diyerek bu dükkanın hayatında ne derece mühim bir yer teşkil ettiğini ifade eden Ahmet Yüksel Özemre, kitabında, çocukluğundan yetiskinligine, burada ve eski Üsküdar'da geçirdiği günlerini anlatıyor.
Burası bir Attar dükkanı olmaktan öte, ehl-i irfân ve ehl-i sanat'ın toplantı ve sohbet için geldikleri bir mekân imiş. Kitapta; dükkanın müdavimlerinden, orada yapilan sohbetlerden ve bu çerçevede eski Üsküdar'dan bahsediliyor. Kimisi dilinin ağır olduğunu söylese de, bana göre, kullanılan kelimeler insanı alıp anlatılanların yaşandığı zamanlara götürüyor...

Bilhassa İstanbul ve Üsküdar severlerin, okuduklarında hayran kalacakları bir kitap.
Kitap Toma incili olarak bilinen/keşfedilen bir İncil üzerinden hz isa'nin hikmetli sözlerini incelemekte, netice itibari ile ilk zaman hristiyanliginda teslis inancının olmadığı, tevhid inancının olduğu anlatılmaya çalışılmaktadır.

Kim bilir bu tür yeni incillerin keşfi ile günümüz hrustiyanligi İnşallah teslis anlayışından tevhid anlayışına geçecektir, belkide hz üstad Bediuzzaman in mujdesi bu yolla olacaktır.
Türkiye'ye birçok değerli, ünlü, başarılı şahsiyetleri kazandırmış Galatasaray Lisesi'ni dışarıdan da olsa tanımayı isteyenlerin yanı sıra, Türkiye'nin ilk atom mühendisi olarak tanınan ve Lise'nin yetiştirmiş olduğu seçkin insanlardan olan Ahmed Yüksel Özemre'nin ilk gençliğinden hatıralarından haberdar olmak isteyenlere de hitap eden çok değerli bir kaynak kitap.
Eski İstanbul'un Üsküdar semtine ait bir Üniversite hocasının hayatının; çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık yıllarıyla ilişkili ibret alınabilecek kıssalarını akıcı bir üslupla anlattığı bir hâtırat.

Kimler için:
+Tasavvufa ilgililer: #10724280 #10718838 #10718906

+Akademik planı olanlar: #10614759 #10619412

+Eski İstanbul hayatı meraklıları: #10542943 #10550817


Kimler için değil:
-Lise tefahurundan bıkkınlar:
#10686291 #10686433

-Birbirinden kopuk anı okumayı sevmeyenler:#10620531

-Çok fazla zâtın adının geçmesini sevmeyenler: #10550660
-İster istemez merak ediyorum; benimle karşılaşmazdan önce gönlüne mûnis gelen hiçbir genç kız olmadı mı?
-Olmaz olur mu hiç. Galatasaray Lisesi'nde benden dört sınıf önümde bir arkadaşımın Avusturya Lisesinde okumakta olan kızkardeşi tam beş yıldır hayallerimi süslemekteydi. Aynı mahallenin çocuklarıyız Yazları Salacak Plajında her gün karşılaşırdık. Annesi de beni çok sever, çok takdir ederdi.
-Seni takdir edemeyen zâten ya aklından zoru olan biridir ya da nasipsizin tekidir. Pekiyi sonra ne oldu?
-Hattâ bir sene de kendisine özel ders verdimdi. Zarif, kibar, hanımefendi bir kızdı. Ancak zamanla mîzac farklılıklarımız ortaya çıktı. Bunlara bakarak ileride evlendiğimiz takdirde bu kızın benimle asla mes'ud olamayacağını anladım. O da zâten kendi mîzâcına daha uygun kimselerle ilgilenmeye başlamıştı. Sonunda bu kıza karşı taşımakta olduğum duygular benim için kaldırılması zor bir yük, bir azap oldu. Son iki yılım hep kuşkular ve ızdıraplar içinde geçti. Tâ ki, kursta ilk defâ, Fransızların "I'âme sa'ur" dedikleri küfüvüm, dengim, bana yakışan kimse olduğunu birdenbire bir ilhâm ile idrâk edip de o zamana kadar tatmamış olduğum "yıldırım aşkı"yla âşık olduğum seninle karşılaşıncaya kadar. O kız da, vermekte olduğu ızdırapta, ilkâ ettiği kuşkular da bir anda, evet bir anda zihnimden silindi gitti. Meğer "Çivi çiviyi söker" sözünde bir hakîkat payı varmış.
-Yâni şimdi sen bana ilk bakışta mı âşık oldun?
-Evet.
-Pekiyi, aksayan ayağımı görünce hiç tereddüt geçirmedin mi?
-Meğer yıldırım aşkı, sevilenin herşeyini bütünüyle kucaklayan, bütünüyle kabul eden, teferruatları izâle eden ve her şeye olumlu yönden bakan bir aşkmış. Kaldı ki, aksadığını zannettiğin ayağın senin kuvvetli şahsiyetinin o kadar önemli bir parçası ki. Ve bu senin o asil ve zarif görünüşüne, o mağrur bir kuğu gibi sekmeden süzülmene bilsen ne kadar büyük bir katkıda bulunuyor.
-Ah benim bir tânem! Ne kadar da herkesten farklı bir görüşe sahipsin! Bu bana ne büyük bir huzur veriyor, bir bilsen!
Bu kitabı okurken, o dönemde Üsküdar’ın kendine has manevi atmosferinde bulunmayı çok istedim. Dostluğun, diğerkamlığın, komşuluğun ne demek olduğunu çok güzel anlatıyor. Ülkemiz için onca şey yapmış Ahmet Yüksel Özemre’yi bu kadar geç tanımama üzüldüm. Bir attar dükkanında güzel adamların naif sohbetine katılamamış, gratis, Watsons kuyruğunda zaman harcayan gençliğe de üzüldüm.
bizim bu kitaba söyleyecek yorumumuz yoktur, haddimize değildir. allah bu kitapta ismi zikredilen kişilerden razı olsun, bizleri de hak yolundan ayırmasın inşallah. sırlanmışlara selam olsun

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmed Yüksel Özemre
Tam adı:
Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre
Unvan:
İlk Türk Atom Mühendisi, Yazar
Doğum:
Üsküdar, 1935
Ölüm:
25 Haziran 2008
1935'te Üsküdar'da doğdu. 1954'te Galatasaray Lisesi'nden, 1957'de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Fizik Bölümünden ve 1958'de Fransa Nükleer Bilimler ve Teknoloji Millî Enstitüsü'nden mezun oldu. Bu itibarla, Türkiye'nin ilk Atom Mühendisi'dir.

Pozitif, sosyal ve dinî ilimler konularında 350 kadar makale ve raporu bulunan Prof. Özemre'nin halen kırka yakın tercüme ve telif eseri vardır.

Türkiye Yazarlar Birliği, Prof. Özemre'yi, 1996 yılında Üsküdar'da Bir Attâr Dükkânı isimli eseriyle Hatırat Dalı'nda ve 1998 yılında da Prof. Dr. Toshihiko İzutsu'dan çevirdiği İbn Arabî'nin Fusûs'undaki Anahtar-Kavramlar (3 baskı) başlıklı çevirisiyle Çeviri Dalı'nda "Yılın Sanatçısı" ödüllerine lâyık görmüştür. Üsküdar Belediyesi ise, yazarın Üsküdar'a hizmetlerinden ötürü, 2002 yılında Çengelköy'de inşa ettirdiği bir kültür merkezine Ahmet Yüksel Özemre Kültür Merkezi adını vermiştir. Yazar, İstanbul Üniversitesi'nin altın Hizmet Madalyası ve Beratı'nın da sahibidir.

Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Almanca ve İspanyolca bilen Prof. Özemre evlidir; iki kızı ve bir de torunu vardır.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 109 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 67 okur okuyacak.