Ahmed Yüksel Özemre Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre

Yazar 8,9/10 · 29 Oy · 26 kitap · 70 okunma ·  15 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Ahmed Yüksel Özemre
  • Yazarın Tam Adı:
    Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre
  • Unvan:
    İlk Türk Atom Mühendisi, Yazar
  • Doğum:
    Üsküdar 1935
  • Ölüm:
    25 Haziran 2008
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

15 okur beğendi.
29 puanlama · 45 alıntı
0 haber · 1.416 gösterim
70 okur kitaplarını okudu.
49 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
1 okur kitaplarını şu anda okuyor.
0 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Ahmed Yüksel Özemre'nin Biyografisi

1935'te Üsküdar'da doğdu. 1954'te Galatasaray Lisesi'nden, 1957'de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Fizik Bölümünden ve 1958'de Fransa Nükleer Bilimler ve Teknoloji Millî Enstitüsü'nden mezun oldu. Bu itibarla, Türkiye'nin ilk Atom Mühendisi'dir.

Pozitif, sosyal ve dinî ilimler konularında 350 kadar makale ve raporu bulunan Prof. Özemre'nin halen kırka yakın tercüme ve telif eseri vardır.

Türkiye Yazarlar Birliği, Prof. Özemre'yi, 1996 yılında Üsküdar'da Bir Attâr Dükkânı isimli eseriyle Hatırat Dalı'nda ve 1998 yılında da Prof. Dr. Toshihiko İzutsu'dan çevirdiği İbn Arabî'nin Fusûs'undaki Anahtar-Kavramlar (3 baskı) başlıklı çevirisiyle Çeviri Dalı'nda "Yılın Sanatçısı" ödüllerine lâyık görmüştür. Üsküdar Belediyesi ise, yazarın Üsküdar'a hizmetlerinden ötürü, 2002 yılında Çengelköy'de inşa ettirdiği bir kültür merkezine Ahmet Yüksel Özemre Kültür Merkezi adını vermiştir. Yazar, İstanbul Üniversitesi'nin altın Hizmet Madalyası ve Beratı'nın da sahibidir.

Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Almanca ve İspanyolca bilen Prof. Özemre evlidir; iki kızı ve bir de torunu vardır.

Ahmed Yüksel Özemre'nin Kitapları Kitap Ekle

4. Toma'ya Göre İncil (ya da Hz. İsa'nın 114 Hadisi)
0,0/ 10  (0 Oy) ·  2 Okunma
10,0/ 10  (2 Oy) ·  1 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Seyid Ahmet GÜLTEKİN, bir alıntı ekledi.
28 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

'' Evladım; ben sana ismini sordum mu? Eğer zatımı idrak edememişsen, ismimin sana ne faydası dokunur ki? Zâtı idrak edemeyene isimler yalnızca dedikodudur, dedikodu ! Sen sen ol ! Zâtı bırakıp da isimlere, cevheri bırakıp da sıfatlara takılma, e mi ! Bunun gibi dedikoduları terkedersen Hâkikat da sana olanca yalınlığıyla görünür''

Gel de Çık İşin İçinden, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 137 - Kubbealtı)Gel de Çık İşin İçinden, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 137 - Kubbealtı)
Bekir İstanbul, bir alıntı ekledi.
14 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bu dükkana gelenler yalnızca müşteriler değildi. Aktar Hocalar'ın dükkanı zamanın bazı meşhur sanatkarlarının, ariflerinin, sırlı sofilerinin ve meşayihinin sohbet ve muhabbet etmek üzere sürekli uğradıkları bir yerdi; adeta Akademi gibi bir şeydi.

Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 23)Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 23)
Pol Gara, bir alıntı ekledi.
17 Kas 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Betül
Bunun içindir ki Hz. Peygamber (S. A. V.) ; 'El hayr-u fî mâ vaka' yâni; "Vukû bulanda hayır vardır." demiştir...

Rühan, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 149 - Kubbealtı Neşriyâtı)Rühan, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 149 - Kubbealtı Neşriyâtı)
Bekir İstanbul, bir alıntı ekledi.
14 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

7-8 kişi bu dükkana zar zor sığıyordu; ama, bu irfan meclislerindeki sohbet ve muhabbetin lezzeti herkesi uhrevi bir aleme ref' ettiğinden, kimse bu sıkışıklıktan müşteki olmuyordu.

Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 26)Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 26)
Süheyl Karakaya, bir alıntı ekledi.
 24 Eki 2016

(Biyoloji Hocamız) Mr.Charèzieux iyi bir hoca fakat oldukça eksantrik bir zattı. Sık sık tekrarladığı tekerlemeleri dört yıl boyunca zihnimizde yer ettiydi:

"Il ne faut pas confondre le jour et la nuit, la feme et la mari, la canne et la parapluie!"
"Gün ile geceyi, zevc ile zevceyi, baston ile şemsiyeyi karıştırmamak gerekir!"

http://vocaroo.com/i/s0hzQjmwF4u4

http://www.evernote.com/...3nKSXtM2D6DRcpnCY9E/

Geçmiş Zaman Olur Ki, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 121)Geçmiş Zaman Olur Ki, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 121)
Bekir İstanbul, bir alıntı ekledi.
15 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Kütüphanesinden ben de ödünç kitaplar alır; kısa sürede okur ve iade ederdim. İbrahim Alâeddin Gövsa'nın 4 ciltlik Meşhur Adamlar Ansiklopedisi onun kitapları arasında en çok ilgimi çekeni idi. Her gelişimde bunları mutlaka karıştırır, birkaç meşhur adamın hayatını öğrenirdim."

Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 53)Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 53)
T, bir alıntı ekledi.
07 Mar 23:51

"... Âlem'i tanıyıp ta kendi nefsinden câhil olan kimse, her (mânevî) makamdan mahrûm olur."

Toma'ya Göre İncil, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 190)Toma'ya Göre İncil, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 190)
Süheyl Karakaya, bir alıntı ekledi.
 20 Eki 2016

Hayrettir! O devride Üsküdar esnafının terâziyi hiç dengelememek gibi tuhaf bir adetleri vardı. Manav Hasan Efendi amca da ne tartarsa tartsın, tartılan tarafın kefesi dâima ağır basardı.

Geçmiş Zaman Olur Ki, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 15)Geçmiş Zaman Olur Ki, Ahmed Yüksel Özemre (Sayfa 15)
Bütün Alıntıları Göster

Ahmed Yüksel Özemre kitap incelemeleri

Bekir İstanbul, Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı'ı inceledi.
16 Haz 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitapla buluşmam tesadüf eseri oldu ama çok iyi oldu. Okulda canım sıkılınca kütüphaneye geçer, kitapların arasında dolaşır, onları seyreder, ilgimi çekenlere bakarım. Kitabın ismini ve kapağını görünce çok ilgimi çekti ve hemen okumaya başladım.

Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı... Bu dükkandan kimler geçmemişki; neyzenler, hattatlar, musikisinaşlar, tesbih koleksiyoncuları, ebru sanatçıları, şairler ve bunların hepsiyle meşgul olmuş nadide şahsiyet Mustafa Düzgünman.

Kitapta 1920'li yıllardan 1970'li yıllara kadar bir Üsküdar tarihi anlatılmakta. O zamanın kıymetli şahsiyetleri, manevi hayatları, çeşitli uğraşları ve gündelik yaşantıları bir attar dükkanı etrafında sunulmakta. Üsküdar ve insanları, eski zamanlar gerçekten çok hoşmuş. İnsan o zamana gidip onları yaşamak istiyor...

Biraz da yazardan bahsedeyim. Yazarın ismini daha önce hiç duymamıştım, hayatını okuyunca çok şaşırdım. Ahmed Yüksel Özemre Türkiye'nin ilk atom mühendisi, Teorik Fizik ve Nükleer Mühendislik ile ilgi 12 ciltlik ders kitabı yanısıra 26 tane daha kitabı olan, bir çok yerde başkanlık ve danışmanlık yapmış, kendini sanat, spor, ilim ve bilim dallarında yetiştirmiş, İnsan-ı Kamil olmaya çalışmış nadide bir şahsiyet...

Tarih, anı, İstanbul ve nostalji sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum...

Burcu Dereli, Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı'ı inceledi.
10 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Üç yaşımdan itibaren tam 53 sene bu 'Attar Dükkânı'nın sadık bir müdavimi, sahiplerinin ise üç nesil boyunca dostu oldum" diyerek bu dükkanın hayatında ne derece mühim bir yer teşkil ettiğini ifade eden Ahmet Yüksel Özemre, kitabında, çocukluğundan yetiskinligine, burada ve eski Üsküdar'da geçirdiği günlerini anlatıyor.
Burası bir Attar dükkanı olmaktan öte, ehl-i irfân ve ehl-i sanat'ın toplantı ve sohbet için geldikleri bir mekân imiş. Kitapta; dükkanın müdavimlerinden, orada yapilan sohbetlerden ve bu çerçevede eski Üsküdar'dan bahsediliyor. Kimisi dilinin ağır olduğunu söylese de, bana göre, kullanılan kelimeler insanı alıp anlatılanların yaşandığı zamanlara götürüyor...

Bilhassa İstanbul ve Üsküdar severlerin, okuduklarında hayran kalacakları bir kitap.

Kitaplar Konuk, Galatasarayı Mekteb-i Sultani'sinde Sekiz Yılım'ı inceledi.
18 Oca 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Türkiye'ye birçok değerli, ünlü, başarılı şahsiyetleri kazandırmış Galatasaray Lisesi'ni dışarıdan da olsa tanımayı isteyenlerin yanı sıra, Türkiye'nin ilk atom mühendisi olarak tanınan ve Lise'nin yetiştirmiş olduğu seçkin insanlardan olan Ahmed Yüksel Özemre'nin ilk gençliğinden hatıralarından haberdar olmak isteyenlere de hitap eden çok değerli bir kaynak kitap.

Pol Gara, Rühan'ı inceledi.
16 Kas 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

-İster istemez merak ediyorum; benimle karşılaşmazdan önce gönlüne mûnis gelen hiçbir genç kız olmadı mı?
-Olmaz olur mu hiç. Galatasaray Lisesi'nde benden dört sınıf önümde bir arkadaşımın Avusturya Lisesinde okumakta olan kızkardeşi tam beş yıldır hayallerimi süslemekteydi. Aynı mahallenin çocuklarıyız Yazları Salacak Plajında her gün karşılaşırdık. Annesi de beni çok sever, çok takdir ederdi.
-Seni takdir edemeyen zâten ya aklından zoru olan biridir ya da nasipsizin tekidir. Pekiyi sonra ne oldu?
-Hattâ bir sene de kendisine özel ders verdimdi. Zarif, kibar, hanımefendi bir kızdı. Ancak zamanla mîzac farklılıklarımız ortaya çıktı. Bunlara bakarak ileride evlendiğimiz takdirde bu kızın benimle asla mes'ud olamayacağını anladım. O da zâten kendi mîzâcına daha uygun kimselerle ilgilenmeye başlamıştı. Sonunda bu kıza karşı taşımakta olduğum duygular benim için kaldırılması zor bir yük, bir azap oldu. Son iki yılım hep kuşkular ve ızdıraplar içinde geçti. Tâ ki, kursta ilk defâ, Fransızların "I'âme sa'ur" dedikleri küfüvüm, dengim, bana yakışan kimse olduğunu birdenbire bir ilhâm ile idrâk edip de o zamana kadar tatmamış olduğum "yıldırım aşkı"yla âşık olduğum seninle karşılaşıncaya kadar. O kız da, vermekte olduğu ızdırapta, ilkâ ettiği kuşkular da bir anda, evet bir anda zihnimden silindi gitti. Meğer "Çivi çiviyi söker" sözünde bir hakîkat payı varmış.
-Yâni şimdi sen bana ilk bakışta mı âşık oldun?
-Evet.
-Pekiyi, aksayan ayağımı görünce hiç tereddüt geçirmedin mi?
-Meğer yıldırım aşkı, sevilenin herşeyini bütünüyle kucaklayan, bütünüyle kabul eden, teferruatları izâle eden ve her şeye olumlu yönden bakan bir aşkmış. Kaldı ki, aksadığını zannettiğin ayağın senin kuvvetli şahsiyetinin o kadar önemli bir parçası ki. Ve bu senin o asil ve zarif görünüşüne, o mağrur bir kuğu gibi sekmeden süzülmene bilsen ne kadar büyük bir katkıda bulunuyor.
-Ah benim bir tânem! Ne kadar da herkesten farklı bir görüşe sahipsin! Bu bana ne büyük bir huzur veriyor, bir bilsen!

Süheyl Karakaya, Geçmiş Zaman Olur Ki'yi inceledi.
 04 Kas 2016 · Kitabı okumadı · 8/10 puan

Eski İstanbul'un Üsküdar semtine ait bir Üniversite hocasının hayatının; çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık yıllarıyla ilişkili ibret alınabilecek kıssalarını akıcı bir üslupla anlattığı bir hâtırat.

Kimler için:
+Tasavvufa ilgililer: #10724280 #10718838 #10718906 />
+Akademik planı olanlar: #10614759 #10619412 />
+Eski İstanbul hayatı meraklıları: #10542943 #10550817 />

Kimler için değil:
-Lise tefahurundan bıkkınlar:
#10686291 #10686433 />
-Birbirinden kopuk anı okumayı sevmeyenler:#10620531 />
-Çok fazla zâtın adının geçmesini sevmeyenler: #10550660

Mavi Cadde, Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı'ı inceledi.
05 Mar 20:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu kitabı okurken, o dönemde Üsküdar’ın kendine has manevi atmosferinde bulunmayı çok istedim. Dostluğun, diğerkamlığın, komşuluğun ne demek olduğunu çok güzel anlatıyor. Ülkemiz için onca şey yapmış Ahmet Yüksel Özemre’yi bu kadar geç tanımama üzüldüm. Bir attar dükkanında güzel adamların naif sohbetine katılamamış, gratis, Watsons kuyruğunda zaman harcayan gençliğe de üzüldüm.

Pol Gara, Gel de Çık İşin İçinden'i inceledi.
09 Kas 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Oyunun bu girizgâhı esnâsında, babam arkadaşının kulağına eğilerek, belli belirsiz tenkidî bir edâ ile: "-Birâder geçen sene aynı oyunu Hayâlî Küçük Ali Efendi'den seyrettiğimizde, oyun Hâfız Cemil Bey'in uşşâk bir şarkısıyla küşâd edilmemiş miydi?" demişti. Babamın bu davranışı da, oyun süresince buna benzer davranışları da tuhafıma gitmişti. Ben perdede Hacîvad ile Hacîvad, Karagöz ile Karagöz oluyor; Tuzsuz Bekir'inkinden Beberûhi'sine, Zenne'sinden Yahudi'sine kadar bütün tiplerle âdetâ özdeşleşiyordum. Perdede sanki yalnızca ben vardım. Buna karşılık, babamın ve arkadaşının oynanan oyunla, tiplerle hiç ilgileri yoktu. Mübârek adamlar oyun seyretmeye değil de sanki sırf Karagözcü'nün neler yaptığını gözlemeğe, keşfetmeğe ya da ef'ali ve evsâfı hakkında fikir yürütmeye gelmişlerdi. Ben ve diğer çocuklar perdedeki gölgeleri gerçeklermiş gibi kabul edip onlarla haşır neşir olurken, onlar yalnızca perdenin ardında olup bitenlerle ilgileniyorlardı.
Eve dönerken, yüzümü kızartıp, babama: "Oyunu seyretmek yerine niçin hep Karagözcü ile meşgul olduklarını" sordum. Babam: "-Biz bu oyunu çok seyrettik, evladım. Seyredilenden ziyâde bizi, asıl, oyunu oynatan cezbediyor" dedi. Ben: "-Pekiyi ama babacığım, beni niçin Karagöz cezbediyor da Karagözcü cezbetmiyor?" diye sordum. Aldığım cevap: "-Sen daha küçüksün. Hele bir akl-ı bâliğ ol! O zaman anlarsın" oldu. Ben bu cevâbı da anlamamıştım ama, bâliğ olmamış küçük aklımla, babama bu safhada başka bir sual sormamın muhâl olduğunu idrâk edemeyecek kadar da gabî değildim. Ancak, babam Karagöz yerine Karagözcü ile ilgilendiğine göre, perdenin ardında da bir şeylerin olup bittiği muhakkaktı. Pekiyi ama bunlar ne mene şeylerdi acaba? İşte o anda perdenin ardı beni de cezbetmeğe başladı. Hem de ne türlü!

Fatih Olgun, Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı'ı inceledi.
15 Haz 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitaptan evvel yazarından bahsetmek gerekirse ki gerekir; Ahmet Yüksel Özemre Beğ 1935 yılında Üsküdar'da dünyaya avdet etmiş, mekteb-i sultanî'yi yani Galatasaray Lisesi'ni olimpik rekorlar ile bitirmiş, İstanbul Üniversitesi ve Fransa Nükleer Bilimler ve Teknoloji Milli Enstitüsünü bitirerek Türkiye'nin ilk Atom Mühendisi'dir.
Bu kitabın naçizane bana göre olan hususiyetlerinden biriside budur; son birkaç on senedir "bilim" insanlarının sanatın lüzumsuzluğuna inanmışçasına, estetikten yoksun hayat görüşlerinin son derece gereksiz hatta yanlış olduğunu bu muhteşem eser bize âyân bir beyân ile gösteriyor.
Yine naçizane tavsiyem kitabı okumadan evvel ,şayet hâlihazırda bir malumatınız yoksa, ilk sayfalarda geçen zevât hakkında ufak bir malumat sahibi olmanızdır. O şekilde daha çok istifade edilebilir.

Recep Sezer, Üsküdar'da Bir Attar Dükkanı'ı inceledi.
18 Şub 10:53 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 8/10 puan

Eski İstanbul yaşantısını anlatıyor. O güzel,kibar ve masalsı günleri. İnsanlar sıkıntılı ve çalkantılı bir dönmede yaşıyorlar ama mütevekkil ve inançlılar. Hep sevmişimdir o eski günlerin ,yaşantıların anlatımını. Tad veren ve kısa süreliğine de olsa insanı başka bir zamana götüren bir kitap.