Geri Bildirim
Ahmet Batman

Ahmet Batman

7.0/10
2.961 Kişi
·
10.198
Okunma
·
876
Beğeni
·
20.319
Gösterim
Adı:
Ahmet Batman
Unvan:
Türk Yazar, Şair
Doğum:
15 Mayıs
Teknoloji böyle bir şey işte insanları yakınlaştırıyor mu? yoksa uzaklaştırıyor mu? hiç anlamıyorum.
Babam beni facebook'a geç yazdırdığı için uzunca bir süre arkadaşlarımla yüzyüze görüşmek zorunda kaldım.
Şimdilerde her şey harika.
Facebook Twitter derken
iyice asosyal bir adam oldum.

Biraz kendimden bahsedecek olursam;
Patetes kızartmasını, mantıyı ve uludağ gazozu severim.
İnsanlara değer veririm ancak genelde umrumda olmazlar...
Böyle de bir çelişki içerisinde hayatıma devam etmekteyim.
-mışlı -mişli konuşmayı severim.
öyleymişiz böyleymişiz oyunları tam benliktir.
Hayal dünyam geniştir diyemem ancak uzundur.
İnsanların gözlerine uzun uzun bakmayı sevmem, çünkü gülesim gelir.

Yüzlerce yazı yazabilirim.
Hiç durmadan saatlerce bir şeyler karalayabilirim.
yapabilirim- edebilirim- bilirim bilirim...
Aşk denen şeye inanmam ama duş almayı severim.
Konudan konuya atlar adamın aklındaki soruyu unuttururum.
İkiyüzlü insanları sevmem.
Çok fazla soru soran insanlarla muhabbet etmem.
Kendine güvenen insanları çok severim.

Eğitim ve Sağlık sektörlerinde özelleşme olduğu sürece
ülkede eşitlik olacağına inanmam.
Parası olanın okuduğu
Parası olanın sağlıklı yaşadığı
bir düzen bana uymaz...

Yılbaşlarında ortalama bir türk ailesi gibi;
Bisküvi ve kuruyemiş yer tv izlerim.
14 şubata yalnız girer yalnız çıkarım.
Doğum günlerine çok önem vermem.

Evet artık beni tanımanıza gerek kalmadı yeterince tanıdınız...

Bu arada en sevdiğim renk gri.

Her şeyin bedeli var güzelliğinin de,
bir gün gelir ödenir, öde firuze...

Bedelini ödemeden hiç bir şeye sahip olamayız.
Çok çalışmalıyız çok...

Az kalsın unutacaktım.
En iyi öpüşen adam madalyam var.

3-2-1 diyoruz ve
ne yapmak istiyorsak
ona inanıyoruz.

Allah yolunuzu açık etsin arkadaşlar...
Yok ben ateistim diyorsanız da;
yolunuzu açık edecek birini bulun...

Hoşça kalın...

Bu arada ben hoşça kal diyemem.
Sadece yazabiliyorum.
Sabah uykusu kadar sevebileceği biri lazım insana. Sen gibi, senin gibi, biraz da sana benzeyen.
“Bazen düşünüyorum da, hiç kendim için yaşamamışım ben. Kimse kırılmasın derken kendim paramparça olmuşum da haberim olmamış.”
''Dünya topraktan ibaret; bugün üstünde yatıyoruz, yarın altında.''
Hani bazen sarılacak hiç kimseyi bulamazsın ya, işte o anlarda kitaplar sarıldı bana.
Bu Kitabı Sevgilisine Hediye Eden Biçare Zavallılara!!!

Bir kitabın daha sonuna geldik. Yine uzun zamandır kitaplığımda duran bir kitap. Bir kitabı aldığımda hemen açıp okumaya başlamam. Öncelikle kitaplığa okunacak kitapların arasına yerleştiririm. Okuma sırası geldiği zamanda hemen okumaya başlamam. Öncelikle en az 10 dakika kitabın dış yapı özelliklerini incelerim. Daha sonra kitap hakkında derin bir araştırma yapmaya başlarım. İnternette o kitap hakkında yazılmış ne varsa hepsini okurum.

“Ahmet Batman” ismini çok duymaya başlamıştım. Onun için elime geçen bir kitabını alıp okumayı düşündüm. Sadece yazar hakkında fikir sahibi olmak için kitabını okumak istiyordum. Neticede “Bana İkimizi Anlat” kitabı nasip oldu, alıp okumaya başladım. Okurken aklımda kitaba inceleme yazmak gibi bir fikir yoktu. Fakat araştırmalarım sonucu kitap hakkında yazılmış öyle şeyler gördüm ki artık inceleme yazmak benim için bir zorunluluk oldu. Genelde okuyan-okumayan herkes kitabı çok beğenmiş, bin türlü iltifat etmişti. Neticede kitap hakkında yazılanlara baktığım zaman okurlar kitabı yerden göğe sığdırmıyorlardı. Benim dikkatimi çeken, beni inceleme yazmaya iten sebep ise kitapla ilgili yazılan iki cümle oldu. Peki, nelerdi bunlar:
“Eğer âşıksanız ve aşksa inanıyorsanız bu kitabı okumalısınız.”
“Son dönemde bütün sevgililerin birbirine aşklarının ispatı olarak hediye ettikleri kitap.”

Yazılanlardan şunu anladım. Bu kitapta öyle güzel bir aşk hikâyesi anlatılıyor ki kişi de sevgilisine bunu hediye ederek aşkını ispatlıyor. Ya da âşıksanız aslında aşkın ne kadar güzel yaşandığını anlamak için kitabı okumamız gerekiyor.

Başladım okumaya. Netice aşkın ispatı olan kitap elimde… Okudum, okudum, okudum. Kitap bitti. Düşündüm normal bir zihin yapısına sahip bir insan neden bu kitabı sevgilisine hediye eder ki? Sonra aklıma geldi. Muhtemelen dedim bu cümleler reklam için yazılmış bir slogan, kimse gidip mal mal bunu sevgilisine hediye etmez. Sonra tekrar araştırmaya başladım…. Aaaaaa gerçekten insanlar sevdiklerine hediye etmişler. Şoke oldum. Dondum. Bir iki gün durağanlaştım. Peki, neden bunları yaşadım? Anlatayım efendim…

( Bu kısımdan sonraki bölümlerde metnin içeriği hakkında bilgi vardır.)

Kitabımız “Rüzgâr Beyefendi” ile “Yağmur Hanımın” o efsanevi aşklarını anlatıyor. Rüzgâr’ın ailesi gayet zengin bir aile… Yağmur onların komşuları. Rüzgâr çocukluktan Yağmur’a âşık. Yağmur Rüzgârı sevmiyor. Ama ona sürekli de umut veriyor. Bir ara Rüzgâr ile çıkmaya da başlıyor. Daha sonra Yağmur zengin bir erkek bulunca Rüzgâr’ı terk ediyor. Ama Rüzgâr deli gibi âşık olduğu için vazgeçmiyor. Yağmur aldatılıyor. Tekrar Rüzgâr’a dönüyor. Sonra bir daha Rüzgâr’ı bırakıyor. Bu baya böyle devam ediyor. Yağmur aldatıldıkça Rüzgâr’a dönüyor sonra yine terk ediyor. En son terk edilişinde Rüzgâr hayata küsüyor. Kendini dağlara taşlara vuruyor. Rüzgâr bu yüzden annesini kaybediyor. Bütün bunlara rağmen Yağmur, Rüzgâr’ı bir kere sormuyor bile. Kendine başka başka birilerini buluyor. Sonra Yağmur yine aldatılıyor. Yağmur’un babası iflas ediyor. En son yine baya bir zengin olan Rüzgâr’a dönüyor. Rüzgâr’da ona deli gibi sarılarak vuslata eriyor.

Bu nasıl devasa bir aşk hikâyesi anlamadım doğrusu. Bu Rüzgâr kadar geri zekâlı bir insan var mıdır gerçekten? Her seferinde terk edilmesine rağmen geri gelen kızı kabul edecek. Hatta son geldiğinde parası için geldiğini bile bile kabul edecek. Ben böyle birinin olduğunu düşünmüyorum. Böyle biri olsa da bile bu aşkın ispatı değil, geri zekâlı olmanın ispatıdır.

Şimdi gelgelelim bunu sevgilisine aşkının ispatı olarak hediye eden erkek ve kadın kardeşlerimize...

Ey Erkek Kardeşim, sen bunu sevgiline hediye ederek, bak canım gördüğün gibi ben zaten sana köpek gibi aşığım. Bana ne yaparsan yap zaten ömrüm boyunca seni bekleyeceğim. Git şimdi istediğin kadar beni aldat gel. Nasıl olsa bütün gençliğini başkalarının koynunda geçirsen de ben senin yaşlı haline de razıyım mı diyorsun?

Ey Kadın kardeşim, sen bu kitabı sevgiline hediye ederek bak sevgilim zaten seni kendime bağladım. Ben şimdi gidiyorum. Bütün gençliğimi zengin züppelerle harcayacağım. Yaşlı olduğum zamanlar geldiği vakitte senden daha zengin birini bulmazsam sana dönerim demek mi istiyorsun?

Ya Allah aşkına bu kitap nasıl aşkın ispatı oluyor?

Ben mi aşkı başından beri yanlış anladım?

Yoksa bu aşk mı başında beri yanlış bir şey miydi?
---Okumak isteyenleri caydıracak ve yazarın ekmeğine kan doğrayacak yorum içerir.---
Olmayan migrenim tuttu. Soldan soldan kafam ağrıyor şu anda. Son 30 sayfasını uyuklayarak okudum ki kitap bitsin yorumlayım da uyuyayım diye. Ertesi güne bıraksam içim soğuycak, yazcaklarımı yazamıycam çünkü...
bu kitabi tatilde olup yanımda okuyacak bişeyim olmadığından kobo üstünden e book olarak diger kitabiyla, banka kartimda bulunup gözden çıkardığim 15 lirayla aldım. Ağaç zaiyatina sebep olmadıgim için sevinçliyim. Aksi olsa hem yazara hem yayin evine kendimi tutamaz mail atardım. Agzima geleni hemidee...
Şimdi kitabın neden kötü olduğunu size nedenleriyle ve örnekleriyle açıklayacağım.

* bazen sıkılıyoruz. Yani çoğu zaman. Aslında genelde sıkılıyoruz. Evet sıkılıyoruz, belki de limondan daha çok.
Bu cümleyi okudugum anda ki kitabın başlarında... Nasıl bi belaya çattigimin farkina vardim.

*Ben sana tayt giyme demiyorum, hobi olarak yine giy.
Bu cümle yılın esprisi valla ne kadar da şakaci ve sempatik bir sanatçı. Milletçe alkışlıyoruz.
*ben sende doydum, afiyet olsun mu bana?
Bu cümlede ne dediğini anlamadım.

*illa bir organinla geleceksen, kalbinle gel bebeğim.
Bu cümlede kokan buram buram romantizm cemal süreyyayı bile kıskandırmıştır. Benim böyle enfes bir cümle neden aklıma gelmedi... Ah vakti zamaninda yazaydum diye...
*şarkılarda unuttuğumuz insanlar var.
Yine efsanevi bir cümle...
Ama ben yazsam sarkilarla unuttugumuz diye yazardım...
* bazen telefonun çalar, arayan o değildir.
Bu cümle beni darmadağın etti. Ki Türkan şorayin dönüş filmi nasıl içimi burktuysa bu cümle de öyle bir duygu seli coşturdu bende.

*Zaten hem güzel, hem kokereç seven bir kız görmedim. Demek ki benim bütün eski sevgililerim güzeldi. Sonuçta hiçbiri kokoreç yemiyordu.

Eve kokoreç tezgahı alma konusunda çok ciddi olan beni çirkinlikle tasdiklemiş oldu. Teşekkürler...
Bu nasıl bir genelleme , nasil bir yazdiginin nereye varacağini bilememedir...! ( okurken sinirlendigimden daha çok sinirlendim şu anda)
*bu arada bir kız sizi en az çikolatayı sevdiği kadar sevmeli.
Diye bir cümle, bir akıl verme varki. Her kız çikolata sevmeli diye bir kaide mi var. Anayasal zorunluluk mu?
Ki hic sevmem....
*ismail yky seviyorsan git onu dinle ben sevmiyorum mesela. Her eski sevgili bir mezarmıdır?
İsmail yk yı gömerken, bu cümleyi nasıl böyle bitirdi. Inanilmaz bir yetenek.
Şimdi bunun bir arkadaşi varmış kız demişki..
*tıpkı beni yazmışsın biz kızlar gerçekten gerizekalıyız, tek düşündüğümüz aşk ve ilişkiler dedi baktım doğru söylüyor, haklısın insanın kendisini bilmesi güzel, dedim.

Demiş. Efendim teveccüğünüz o sizin ve çevrenizdeki insanların gerizekalılığı!
Ne kadar kolay demi belli bir grubu böyle yaftalamak. Sinir oldum sinir!!!
Birde bu tayfa sezen aksu'ya neden ha bire sezen diyor. Neyse bu samimiyet.. Minik serçe sezen aksu hazretleri hanfendi demeseniz de azcık mesafe koyun be.

Öf daha alıntı yapacaktım da sıkıldım
Bazi insanlar, ve, sonra, gelişine,aşk ve kahve sözcüklerini kullanmasını yasaklayın kalem oynatamaz.
Unutmak diye bir sey var
Patates kızartması diye bi sey var
İlahi adalet diye bisey var
X diye bisey var
Bu kalibi o kadar cok kullanmış ki...

Ayrica bağğzı kelimeler var. O kelimeleri bozuk para gibi bolca harcamış. Annesi bu kelimeleri kullandıgında agzina aci biber sürmekle tehtid edilen kitle de şakşakliyor bunu Pespayelik resmen ıyyy.
Bazı cümleler sıla ve demet akalın şarkilarıni dilinize dolatabilir...
O kadar cok tekrara düşmüş ki, napsın kelime kapasitesi ve bilgi birikimi özgünlüğü karşilamiyormuşsa demek ki...
Bir de bi karara vardım. Hazır burda yorumlarda iki kelam çizittiriveriyorum. Bunlar azcik daha biriksinde, kenarindan köşesinden çekiştiririp kitap bastirayim bunlardan. Ünlü olurum belkisi.
İste bunun sevgilisi varmış yazilarina bayılıyormuş, kıskançmişta filan bana ne ise.
Kendini övmekten, sinif atlamış küçük burjuva egosunu tatmin etmekten, milletede ha bire gerizekali demekten başka bisey yok kitapta.
Bide bu yazar ve ekürileri kendilerine cümle mühendisi, kelime bağlayicisi ve sihirbazi gibi ünvanlar veriyorlar ya; kendimi törpümle bıcaklıycam şimdi.
Bu kitabi daha erken bitirirdim de döne döne okudum. Anlamadığım cümle oldu. Ne anlatmaya çaliştigini bilmedigim sayfanin üstünün şişane altinin igdir oldugu cümleler var. Iki lafindan biri de gögüs kelimesinin halk dilindeki adi
Bir de kendi kendine tripleri var yazamiyormuşta, tıkanıyormuşta
Ee o zaman yazma ?
Yazarımızın da dediği gibi " Hayat vedalardan ibaret. Başladığımız her şeyin bir sonu var. Fakat biz elimizdekiler ne olursa olsun değerini bilelim, sevelim , sahiplenelim. Çünkü bu dünyadaki en mutsuz insanlar elindekinin değerini bilmeyendir ". Kitap da kısaca bu gibi konulardan bahsedilmektedir .
Soğuk kahve'yi yorumlarken de bahsetmistim. İkisini ayni anda. Kampanyali ve gözden çıkardığım bir parayla aldım. Soğuk kahvenin ardindan hemen okumasaydım, daha sittin senede okumazdim. Öylece durcaktı. Sonra da babam bu okumadığım kitapları koz olarak kullanıp başıma kakıyo. Dedim ki bir an önce okuyayım bitsin. Sonsuza dek vedalaşalım.
Kitap beklediğim gibiydi. İlk kitabin devamı. Soğuk kahve hakkında ne düşünüyorsam bunun icinde öyle düşünüyorum.

Bazı, bazen, çünkü', sonra, ve gibi kelimeleri. O kadar çok kullanmış ki. Insan boguldugunu hissediyor.
Çünkü aşk .....tır. Kalıpli on yüz milyon cümle var. Ve bu cümlelerin hepsi birer baloncuktan ibaret.
* Dünya ibaret bir handan çocuk
Diye bişey yazmış. Vırgül filan yok. Cümleyi öğelerine ayirip , yeniden dizdim
Çocuk, dünya bir handan ibaret. Şeklinde oluşturdum. Yani bir çocuğa dünyanın handan ibaret olduğunu. Dünyanın gelip geçici bir yer olduğunu, önemli olanın ahiret hayatı olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Yani sanirim, galiba öyle...
Yazarın çevresindeki kadın profilinin, niteliği hakkında ciddi kaygılarım var.
Çünkü;
*Kadına yükleyebileceğin kadar sorumluluk yükle, gerçek bir kadın hiçbir sorumluluktan kaçmaz.
Gibi saçma sapan bir cümle kurmuş. Böyle düşünen varsa, az yesin de kendisine hizmetçi tutsun. Yazıyor ama yazdığının nereye varacağını tahmin edemiyor, ya da kötü niyetli.
Siz siz olun kadınlara zırt pırt ekranda beliren telefon güncellemeri gibi gereksiz gereksiz sorumluluklar yüklemeyin!

*İntikam basit insanların işi, umursamazlık güçlülerin gülüşüdur. Diye bisey yazmiş. Basit bir insan olduğumdan, değerlendirmemin etik olmayacağını düşünüyorum.
*Hayat evcil bir hayvanla geçirebileceğimiz bir yer değil. Diye bişey demiş bu yazdigini destekliyorum. Her eve en az üç kedi....
Sonlara dogru. Fazla ayakabı almayalim, fakir cocuklar var onlara çikolata verelim gibi sosyal duyarlilik kasip, kamu spotu girmiş. Ben denilene kadar yapilmasi taraftariyim, bu kadar çok kitabi satan bir sanatci gereğini yapmıştır diye düşünüyorum.
En son sayfalarda tutunamayanlardan arak ve kapanış....
Kitap eleştiri kaynağı olabilecek türden bir kitap. Tarafsızca okudum ve eleştirilerden kaçındım. Okurken duygulara baktım anlatım ve dili güzel ama amasi var onu okuyun derim anlarsınız bence dili rahat anlatımı kolay anlaşılır bir kitap. Hayat bizden bir mucize bekliyor ve sen mucizelere inanmalısın, çünkü olduğun yerden olduğun gibi izlesen bile bu hayatı, eğer isterse sana o mucizeyi yaşatıyor.En güzel yerlerde, en doğru insanlarla yollarımızın kesişmesi ve her zaman en iyisinin değil, en hayırlısının olması dileğiyle
Kitaba bir puan vermemin tek nedeni, içindeki birkaç güzel cümledir. Yoksa verdiğim o bir puanı bile çok görüyorum ya, neyse...
Kitabın neden bu kadar abartılıp insanların ağzından düşürmediklerine bir türlü anlam veremiyorum, veremeyeceğim de sanırım.
Arkadaşım çok sevip önerdi diye iki kitabını da birden almıştım hem de, iyi ders oldu bana da. Bir daha böyle bir hata yapmam. Kitapta birbiriyle çelişen cümleler yakaladıkça kaşlarımı çattım. Öyle ki bir aralar kaşlarımın birleştiğini düşünmeye başlamıştım. Yorumu daha detaylı yapabilmek için tekrardan okumam gerek fakat elim kitaba dahi gitmiyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Batman
Unvan:
Türk Yazar, Şair
Doğum:
15 Mayıs
Teknoloji böyle bir şey işte insanları yakınlaştırıyor mu? yoksa uzaklaştırıyor mu? hiç anlamıyorum.
Babam beni facebook'a geç yazdırdığı için uzunca bir süre arkadaşlarımla yüzyüze görüşmek zorunda kaldım.
Şimdilerde her şey harika.
Facebook Twitter derken
iyice asosyal bir adam oldum.

Biraz kendimden bahsedecek olursam;
Patetes kızartmasını, mantıyı ve uludağ gazozu severim.
İnsanlara değer veririm ancak genelde umrumda olmazlar...
Böyle de bir çelişki içerisinde hayatıma devam etmekteyim.
-mışlı -mişli konuşmayı severim.
öyleymişiz böyleymişiz oyunları tam benliktir.
Hayal dünyam geniştir diyemem ancak uzundur.
İnsanların gözlerine uzun uzun bakmayı sevmem, çünkü gülesim gelir.

Yüzlerce yazı yazabilirim.
Hiç durmadan saatlerce bir şeyler karalayabilirim.
yapabilirim- edebilirim- bilirim bilirim...
Aşk denen şeye inanmam ama duş almayı severim.
Konudan konuya atlar adamın aklındaki soruyu unuttururum.
İkiyüzlü insanları sevmem.
Çok fazla soru soran insanlarla muhabbet etmem.
Kendine güvenen insanları çok severim.

Eğitim ve Sağlık sektörlerinde özelleşme olduğu sürece
ülkede eşitlik olacağına inanmam.
Parası olanın okuduğu
Parası olanın sağlıklı yaşadığı
bir düzen bana uymaz...

Yılbaşlarında ortalama bir türk ailesi gibi;
Bisküvi ve kuruyemiş yer tv izlerim.
14 şubata yalnız girer yalnız çıkarım.
Doğum günlerine çok önem vermem.

Evet artık beni tanımanıza gerek kalmadı yeterince tanıdınız...

Bu arada en sevdiğim renk gri.

Her şeyin bedeli var güzelliğinin de,
bir gün gelir ödenir, öde firuze...

Bedelini ödemeden hiç bir şeye sahip olamayız.
Çok çalışmalıyız çok...

Az kalsın unutacaktım.
En iyi öpüşen adam madalyam var.

3-2-1 diyoruz ve
ne yapmak istiyorsak
ona inanıyoruz.

Allah yolunuzu açık etsin arkadaşlar...
Yok ben ateistim diyorsanız da;
yolunuzu açık edecek birini bulun...

Hoşça kalın...

Bu arada ben hoşça kal diyemem.
Sadece yazabiliyorum.

Yazar istatistikleri

  • 876 okur beğendi.
  • 10.198 okur okudu.
  • 248 okur okuyor.
  • 3.497 okur okuyacak.
  • 242 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları