Ahmet Hikmet Müftüoğlu

Ahmet Hikmet Müftüoğlu

Yazar
7.6/10
322 Kişi
·
1.365
Okunma
·
61
Beğeni
·
4617
Gösterim
Adı:
Ahmet Hikmet Müftüoğlu
Unvan:
Türk Yazar ve Diplomat
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 3 Haziran 1870
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 19 Mayıs 1927
Ahmet Hikmet Müftüoğlu Yazar ve diplomat. 1870 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Müftüoğlu Sezai Beydir. Dedesi Yunanlılar tarafından şehid edilen Mora Müftüsü Abdülhalim Efendidir. Dedesinin müftü olması sebebiyle "Müftüoğlu" adını almıştır. ...
Ahmed Hikmet, sık sık hastalanması sebebiyle okula muntazaman devam edememesine rağmen, Dökmecilerdeki Taş Mektebi ile Mahmudiye Vakıf ve Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesini bitirerek Galatasaray Mekteb-i Sultanisine girdi. Dördüncü sınıftayken ilk eserinin basılışı edebiyata ilgisini artırdı. 1888'de Galatasaray'ı bitirdi ve Hariciye Nezareti Umur-ı Şehbenderi Kalemine memur tayin edildi ve vazifesi dışında Fransızcadan roman tercümeleri yaptı. Marsilya, Pire ve 1890 yılında da Kafkasya'ya gönderildi. Sefaretlerde çalışan yazar, 1896'da İstanbul'a dönerek Umur-ı Şehbenderi Kalemi Ser-halifeliğine getirildi. Meşrutiyete kadar Hariciye Nezareti merkezinde çalıştı. Bir yıla yakın Nafia Nezaretinde, Ticaret Müdiriyet-i Umumiyesinde vazife aldı. Tekrar Hariciye Nezaretine dönerek 1912'de Peşte Başşehbenderi oldu. Bu tarihe kadar geçen zaman içinde Ahmed Hikmet, 1908 yılında Türk Derneğinin ve 1911 yılında da Türk Yurdu'nun kurucu üyesi olarak hizmet verdi. 1918'de İstanbul'a dönen yazar, 1924 yılında Halife Abdülmecid Efendinin Ser-karinliğine, iki yıl sonra da Hariciye Vekaleti Müsteşarlığına getirildi. Anadolu-Bağdat Demiryolları İdare Meclisi Azalığı ve Elektrik Şirketi İdare Meclisi Azalığı görevlerini de üstlendi. Ahmed Hikmet 19 Mayıs 1927 günü karaciğer kanserinden öldü.
Ahmed Hikmet'in edebiyat merakı daha lise yıllarında başlamıştı. Bu alandaki merakının, aileden gelen bir haslet olduğunu ifade eder. İlk olarak Asır Kütüphanesi neşriyatı arasında çıkan Leyla Yahut Bir Mecnunun İntikamı yayınlandı. Daha sonra Fransızcadan Tuvalet ve Letafet ve Bir Riyazinin Muaşakası adlarında iki eser tercüme ettiyse de, doğu ile batı kültürünün çok farklı olduğunu görerek bir daha eser tercüme etmedi.
Servet-i Fünun devrinde, İkdam ve Servet-i Fünun dergilerinde yazdığı hikaye ve nesirlerini 1901 yılında Haristan ve Gülistan adlı eserlerde topladı. Bu iki eserinde Ahmed Hikmet Müftüoğlu, daha iyi tesir yapmak, gönülleri heyecanlandırmak için mübalağalı bir üslub kullandığını, ağır ve anlaşılması güç Servet-i Fünun dilini işlediğini ve hayal mahsulü konular anlattığını bizzat kendisi söyler. Kendisinin de ifade ettiği sebeplerden dolayı bu iki eseri fazla itibar kazanamamıştır.
İkinci Meşrutiyetten sonra, zamanın modasına uyarak o da Turancılık edebiyatı akımına uymuştur. Bu akıma bağlı olarak yazdığı yazıların büyük kısmını Çağlayanlar (1922) adlı eserinde toplamıştır. Bu eserinde yazar arı Türkçeciliğe yönelmiş, fakat bu defa da kelime uydurma ve Servet-i Fünundan kalma hayalcilikten kendini kurtaramamıştır.
Gönül Hanım adlı romanı Tasvir-i Efkar Gazetesinde tefrika edilmiş ve 1970'de kitap olarak bastırılmıştır. Ahmed Hikmet, yazılarında daha ziyade kelime bulmaya ve üsluba dikkat ettiği için, konulara dikkat etmemiş ve bu yüzden zamanındakilerin ayarında bir edebiyatçı olamamıştır.
Eserleri:
Patates (ilmî, 1890)
Leyla yahud Bir Mecnunun İntikamı (hikaye, 1891)
Tuvalet yahud Letafet-i Aza (tercüme ve ilaveler, 1892)
Bir Riyazinin Muaşakası yahud Kamil (tercüme, roman, 1892),
Haristan ve Gülistan (hikaye, 1901),
Gönül Hanım (roman tefrikası, 1920),
Çağlayanlar (hikaye, 1922).
Bir Tesadüf
Kadın Ruhu
Beliren Simalar
Salon Köşeleri
Bir safha-i kalb
Silinmiş Çehreler
''Macaristan’da bir inanç varmış.Katili bulunamayan ölülerin cesetleri önünden katil zanlılarını geçirirlermiş.Eğer suçlu bunların arasında ise yaralayan tam öldürülenin
hizasına gelince naaşın yarası kanarmış.''
141 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İncelememe bu kısma yer vermeden başlamak istemedim. BU KISMI ÖZELLİKLE OKUYUN ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM!
~~~
"Türkeli Zeybeklerine
Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde,yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.
Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicran-
larını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi...
Bu kemanı ana vatanın sînesinden yonttum. Tellerini kalbi-nin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.
Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi
vatanına sâhip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senin-
d okir, ya kimsenin!...
Dünyânın her tarafındaki taşsız mezarların, azametinin mâ-likâneleridir.
Göğsünde tutuşan gönül, gönül değil, cebhâne oldu. Bu uğurda parçalandıkça kînin ve feyzin çoğaldı.
Ey Zeybek! Bu kitabın yapraklarını hançerinle yırt! Ve han-çeri onun kalbinin üzerinde bırak! Bundan sonra silâhının siperi bir kitap olsun..."
~~~

Türkeli Zeybeklerine” başlığıyla yazdığı sunuşta belirttiği gibi, “Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!” diyerek okura seslenen, onu vatana, örf, adet ve dinine sahip çıkmaya çağıran 16 hikayeden oluşuyor.

Biraz Dede Korkut hikayelerini anımsatan hikayeleri var ve bazılarında 1920'li dönemleri anlattığı görülüyor.

Milli Edebiyat ruhuyla kaleme alınmış olup , Serveti Fünun dönemi dili de yer yer kullanılmıştır. Dilde sadeleşme dönemi eserlerinden olduğu bellidir.

16 hikayeden en çok beğendiğim "Bayram" oldu. Gerçekten iç çektiğim bir bölümdü. Aşırı duygulandım... Hasret kaldığımız o bayramları anlattığı için sanırım.

Tarih severlere kesinlikle tavsiye edebileceğim harika bir kitap!
(O girişi okuduysanız beni anlayabilirsiniz.)

Umarım güzel bir inceleme sunabilmişimdir. Keyifli okumalar dilerim.
%73 (80/111)
·Puan vermedi
Servet-i Fünun yazarlarından olan Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun sadeleştirilmiş,içinde 16 adet hikaye bulunan kitabıdır.Kitabın ismi Çağlayanlar olunca kendi çevremden bişiler bulurum sandım,yanıldım :) iş ve arkadaş çevremi anlatacak hali yok Kurtuluş dönemi yazarının tamam ama bu ne propagandadır be kardeşim.Tamam Vatanseveriz,safkan Türk olmasak bile ''Ne mutlu Türk'üm diyene'' sözünü benimsemişiz eyvallah ama bu ne faşizmdir be abicim.Her hikasinde ağır ve bazen saçma övgülerle vurguladığı Türklük,bi zamandan sonra bunalttı.Saf bir Yunanın eline ver bu kitabı,okusun,babasını keser ben Türk'üm diye.Övünmenin de bir şirazesi olur.Abartılı ve sıkıcı.Kötü seçimlerimden dolayı şuan kendimi çok pis yargılıyorum.Türk töresi kurşuna dizilmemi emreder!
141 syf.
·10/10
Öğretmen olsam bütün öğrencilerime okuturdum bu kitabı hatta imkanım olsa hepsine hediye ederdim. İçinde öykülerde hem özeleştiriler hem de övgüler var, tarih sevenler için çok faydalı bilgilerde var. Okurken bazen hüzünlendim bazen de gururlandım. Yazarın önsözü bile bir manifesto niteliğinde. Bana kitap soran herkese öneriyorum...
92 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Eserimiz Milliyetçi duygularla "Turancılık" fikrini savunarak, tarihimizi ve dünyadaki Türk asıllı kavimlerin birbirleriyle sıkı bağlar kurmasını ön planda tutmaktadır. Yazarımız aslında kendi ilgi alanına da giren "Orhun Yazıtları" hakkındaki bilgilerini biz okuyucularıyla paylaşmıştır.

İçerisinde aşkı da barındırması üstelik bunu güçlü bir Türk Kadın karakteri ile Gönül Hanım üzerinden aktarması da hoş olmuş. Kısacası hem bir aşk hikayesi, hem tarihi bir roman, hem de seyahat kitabı tadında bir eserdi.

Bu arada klasikleri mutlaka okuyun gençler. Çünkü bir KPSS sınavında çıkan "Kaşgarlı Mahmut'un Türk'ün kanadı diye adlandırdığı savaş aracı nedir?" sorusunun cevabı bu kitapta vardı:
"Karargahımız civarında onlara kavuştuğum zaman çabuk döndüğüme şaştılar.
- At yiğidin kanadıdır dedim." Sf.47
151 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Güzel bir kitaptı. Orhun yazıtları ile ilgili merak ettiğimiz bir takım bilgilere ulaşabiliriz ama çok kapsamlı değil. Tarihe ilgisi olanlar okuyabilir.Kendi ismim olduğu için ayrıca merak ederek okudum :)
141 syf.
·2 günde·8/10
"Bu kitabı sizi düşünerek,sizin için yazdım.Bela gecelerinde,yaşım sızarak,yüreğim sızlayarak yazdım.Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim.Senin ruhun gibi sade olmasını istedim.Ötesinde,berisinde eğer varsa,göreceğin özentiler sana beğendirmek,gururunu okşamak içindir.Gurur!O,her Türk'ün yaratılışındadır.Biz birbirimizi bundan tanırız değil mi?"
Ahmet Hikmet Müftüoğlu
ŞİŞLİ,1922

A.Müftüoğlu Çağlayanlar'ı tamamen milli ve vatani duygularla yazmıştır.Konusu Türk tarihinden,Türk destanlarından ve şahit olduğu savaşlardan olan hikayeler Türk edebiyatındaki yerini almıştır.

Yazar bazı gerçekleri çivi gibi çakıyor insanın yüzüne.Hikayelerini aslında o çağın insanlarına değil de daha sonraki nesillere öğüt mahiyetinde kaleme almış.Günümüzün siyasi yapısını 1920'lerden resmini çekmiş ve kaleme dökmüş.Bunları da anekdotlarıyla bir bir hikayelendirmiştir.
151 syf.
·Beğendi·8/10
Bu eser Orhun Abidelerinin kısmen de olsa ilk tercümesi kabul edilir. Bu abideler hakkında bilgisi olanlar için oldukça akıcı olduğunu söyleyebilirim. Geçmişten eserin yazıldığı tarihe kadar olan Orta Asya toplumunun nasıl değiştiği gözler önüne serilmiş. Bütün bu tarihi ve toplumsal bilgilerin içine biraz aşk katmayı ihmal etmemiş yazarımız. Türk subayı ile esere ismini veren Gönül Hanımın aşkını. Eserde benim asıl dikkatimi çeken nokta şudur: 2015 kpss sınavına girenler hatırlarlar “Kaşgarlı Mahmut’un Türkün kanadı diye adlandırdığı savaş aracı nedir” diye bir soru vardı. İşte bu kitapta tam da bu sorunun cevabını içeren cümle mevcuttur.
“Karargâhımız civarında onlara kavuştuğum zaman çabuk döndüğüme şaştılar.
- At yiğidin kanadıdır, dedim.”
Bu demek oluyor ki her ne kadar yoğun bir sınav sürecinden geçsek de kitap okumaktan vazgeçmemeliyiz. Tabi keşke ben de sınavdan önce okumuş olsaydım.
151 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Evet seyyahların kitabı gezginlerin kitabı tarihin dillerle ifade edilip araştırıldığı ve araya ufakta olsa bir aşkın sıkıştırılıp yazıldığı, mutlulukla okunabilecek tarzda çünkü orta asyayı tarihimiden kalan yazıları bulup incelemek için elinden gelenleri yapıyorlar.

Yapmakta ne var diyeceksiniz varda var birinci dünya savaşı sırasında oluyor bu araştırmalar o güzelim gönül hanımın evliliği 1917 yılında oluyor.

Sıkıntılı olan kişiler değil zamanın çaresizliği her istediğin yere elini kolunu sallayarak girip çıkma yok gizli gizli gittiği yetlerde geride gizli gizli dönüyorlar.

Fazlada aldatıcı olmasın anlaşılırlığı ortadan yüksek olmakla beraber dilde sadelik orta derecede.

Tavsiye : %55
Dil ve akıcılık : %57
Yaş aralığı : 20-45
Konu : tarihi aşk serüveni

Belki kısa tarzda bir yazı olmuş fakat gönül hanım bunun mutluluğuna kavuşmuş.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Hikmet Müftüoğlu
Unvan:
Türk Yazar ve Diplomat
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 3 Haziran 1870
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 19 Mayıs 1927
Ahmet Hikmet Müftüoğlu Yazar ve diplomat. 1870 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Müftüoğlu Sezai Beydir. Dedesi Yunanlılar tarafından şehid edilen Mora Müftüsü Abdülhalim Efendidir. Dedesinin müftü olması sebebiyle "Müftüoğlu" adını almıştır. ...
Ahmed Hikmet, sık sık hastalanması sebebiyle okula muntazaman devam edememesine rağmen, Dökmecilerdeki Taş Mektebi ile Mahmudiye Vakıf ve Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesini bitirerek Galatasaray Mekteb-i Sultanisine girdi. Dördüncü sınıftayken ilk eserinin basılışı edebiyata ilgisini artırdı. 1888'de Galatasaray'ı bitirdi ve Hariciye Nezareti Umur-ı Şehbenderi Kalemine memur tayin edildi ve vazifesi dışında Fransızcadan roman tercümeleri yaptı. Marsilya, Pire ve 1890 yılında da Kafkasya'ya gönderildi. Sefaretlerde çalışan yazar, 1896'da İstanbul'a dönerek Umur-ı Şehbenderi Kalemi Ser-halifeliğine getirildi. Meşrutiyete kadar Hariciye Nezareti merkezinde çalıştı. Bir yıla yakın Nafia Nezaretinde, Ticaret Müdiriyet-i Umumiyesinde vazife aldı. Tekrar Hariciye Nezaretine dönerek 1912'de Peşte Başşehbenderi oldu. Bu tarihe kadar geçen zaman içinde Ahmed Hikmet, 1908 yılında Türk Derneğinin ve 1911 yılında da Türk Yurdu'nun kurucu üyesi olarak hizmet verdi. 1918'de İstanbul'a dönen yazar, 1924 yılında Halife Abdülmecid Efendinin Ser-karinliğine, iki yıl sonra da Hariciye Vekaleti Müsteşarlığına getirildi. Anadolu-Bağdat Demiryolları İdare Meclisi Azalığı ve Elektrik Şirketi İdare Meclisi Azalığı görevlerini de üstlendi. Ahmed Hikmet 19 Mayıs 1927 günü karaciğer kanserinden öldü.
Ahmed Hikmet'in edebiyat merakı daha lise yıllarında başlamıştı. Bu alandaki merakının, aileden gelen bir haslet olduğunu ifade eder. İlk olarak Asır Kütüphanesi neşriyatı arasında çıkan Leyla Yahut Bir Mecnunun İntikamı yayınlandı. Daha sonra Fransızcadan Tuvalet ve Letafet ve Bir Riyazinin Muaşakası adlarında iki eser tercüme ettiyse de, doğu ile batı kültürünün çok farklı olduğunu görerek bir daha eser tercüme etmedi.
Servet-i Fünun devrinde, İkdam ve Servet-i Fünun dergilerinde yazdığı hikaye ve nesirlerini 1901 yılında Haristan ve Gülistan adlı eserlerde topladı. Bu iki eserinde Ahmed Hikmet Müftüoğlu, daha iyi tesir yapmak, gönülleri heyecanlandırmak için mübalağalı bir üslub kullandığını, ağır ve anlaşılması güç Servet-i Fünun dilini işlediğini ve hayal mahsulü konular anlattığını bizzat kendisi söyler. Kendisinin de ifade ettiği sebeplerden dolayı bu iki eseri fazla itibar kazanamamıştır.
İkinci Meşrutiyetten sonra, zamanın modasına uyarak o da Turancılık edebiyatı akımına uymuştur. Bu akıma bağlı olarak yazdığı yazıların büyük kısmını Çağlayanlar (1922) adlı eserinde toplamıştır. Bu eserinde yazar arı Türkçeciliğe yönelmiş, fakat bu defa da kelime uydurma ve Servet-i Fünundan kalma hayalcilikten kendini kurtaramamıştır.
Gönül Hanım adlı romanı Tasvir-i Efkar Gazetesinde tefrika edilmiş ve 1970'de kitap olarak bastırılmıştır. Ahmed Hikmet, yazılarında daha ziyade kelime bulmaya ve üsluba dikkat ettiği için, konulara dikkat etmemiş ve bu yüzden zamanındakilerin ayarında bir edebiyatçı olamamıştır.
Eserleri:
Patates (ilmî, 1890)
Leyla yahud Bir Mecnunun İntikamı (hikaye, 1891)
Tuvalet yahud Letafet-i Aza (tercüme ve ilaveler, 1892)
Bir Riyazinin Muaşakası yahud Kamil (tercüme, roman, 1892),
Haristan ve Gülistan (hikaye, 1901),
Gönül Hanım (roman tefrikası, 1920),
Çağlayanlar (hikaye, 1922).
Bir Tesadüf
Kadın Ruhu
Beliren Simalar
Salon Köşeleri
Bir safha-i kalb
Silinmiş Çehreler

Yazar istatistikleri

  • 61 okur beğendi.
  • 1.365 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 285 okur okuyacak.
  • 21 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları