Ahmet Karayün

Ahmet Karayün

8.7/10
7 Kişi
·
21
Okunma
·
10
Beğeni
·
914
Gösterim
Adı:
Ahmet Karayün
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Bir uçtan öteki uca kadar, adeta cenneti andıran ülkemizin Ordu ilinde dünyaya gözlerini açan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, gezmeyle bitirilemeyecek derecede büyük, şairlere ilham verecek kadar güzel, yazarların romanlarını süsleyecek kadar çekici olan İstanbul’da yaşamını sürdürmektedir.

Kendisini gören şairleri, yazarları meftun eden İstanbul, KARAYÜN’ü de es geçmemiş ve onu öncelikle dolambaçlı sokaklarında gazete dağıtımıyla oyalamıştır. Lakin, illaki maşukunun yüzünü görmek isteyen yazar, kaleminin yanına bir de fotoğraf makinesi ekler, mizanpaj-montaj yapmaya ve İstanbul’un her semtiyle ilgili haberler kaleme almaya başlar.

Şimdilerde Yerel Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yürüten KARAYÜN, buna ilaveten İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği (İYGAD) Yönetim Kurulu ve Yerel Basın Birliği Derneği (YBBD) kurucu yönetim kurulu üyeliği görevlerini yerine getirmektedir ki, kendisi aynı zamanda T.C. Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün Sarı Basın Kartı sahibidir.

Yazmak onun hayatında hep var olan bir olguydu. Mıknatıs, demiri nasıl çekiyorsa yazmak da KARAYÜN’ü kendisine öyle çekiyordu. O, tıpkı bambu ağacı misalinde olduğu gibi içindeki yazarı yıllarca besledi, besledi, besledi… Derken beklenen oldu ve ilk romanı “GİZLİ MİRAS” ile siz değerli okuyucuların karşısına çıktı. Yazılarında 7’den 77’ye herkesin istifade edebileceği sade bir dil kullanan yazar, romanlarına “Dokuz” ve “Çakal Kayası” adlı iki eserle devam edecektir.

Her insanın bir hikâyesi olduğuna yürekten inanan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, iki çocuk babasıdır
“Aşkı tek kişi yaşar, diğeriyse kendini ona adarmış.”

“Süveyda, siyah küçük bir noktadır ki insan karşısındaki kişiye gerçekten sevgi duyduğu an kalbine düşer bu kara leke. Kandaki siyah bir pıhtıdır Süveyda; hem maddi hem de uhrevi âlemin tümünü kuşatan bir öz ve insanın varlığının bir hakikatidir. Nasıl ki bir meyve çekirdeği, özünde ağacını barındırıyorsa, şu ‘Nokta-i Süveyda’ adı verilen kara leke de kâinatın özünü barındırır içinde. İnsanlar bilmese de dünya sevgi üzerine kurulmuştur ve bir insan âşık olduğunda kalbine düşen o süveyda, suya damlatılan mürekkep gibi çözülür, yavaş yavaş büyür ve tüm benliğini kaplar. İşte insanın bedenine yayılan o kara lekeye, ‘Kara Sevda’ denir ve bu hastalığa tutulan ruh ve beden, savunmasız hale gelir. Odur ki sevgide azalma olduğunda bu leke küçülür, küçülür ve zamanla iyiden iyiye yok olur. Kara sevda, bu kara lekeden gelir ve Mecnunun körlüğü, kalbini kaplayan o kara süveydadan bilinir. Kalbindeki aşkımdan rengini alan bu siyah güllerin yalnızca bir matem çiçeği oluvermesi, ne acı değil mi? Oysaki senin ellerinden almayı dilediğim bu güllerin aşkımızın nişanesi, mutluluğumuzun mührü olmasını isterdim.”
"Sence insan inandıkları uğruna ne kadar ileri gidebilir?" "Toprağa kadar. İnsan inandığı dava uğruna toprağı göze alamıyorsa, geçici bir meraktır onunki.En kıymetlisi için, inancından, doğrularından çark edene adam mı denir?"
Sırtında naylon makarna torbasından çantalar, dağ yolundan okula giden iki çocuk... Eve dönerken, yine bu yolu seçerler. birisi polis olur, diğeri suçlu. Ellerini taraklayarak, etten tabanca yaparlar. Gürgen ağaçlarının gölgesinde amansız bir kovalamaca başlar. Tabancalarından çıkan kurşun sesini ağızlarıyla yaparlar ve bu kurşunlar insan öldürmez.
İki çocukluk arkadaşı; Semih ve Nevzat. Biri sağcı, biri solcu. İkisi de gittikleri üniversiteden köylerine geçmişteki çocukluk anılarına sünger çekmiş olarak döndüler. Yine bir oyunun, kaçma kovalamacanın içindeydiler, sadece bu defa etten tabancalar değil soğuk metalden tabancalar vardı ellerinde.
Öncelikle Ahmet Karayün'ün okuduğum ilk kitabıydı ve dilini, anlatımını çok beğendim. Gayet akıcı bir dil kullanmış. Çok fazla karakter vardı ama buna rağmen kitapta hiç bir karışıklık yoktu. Gerçek bir hikayeden olması zaten daha da etkileyici kıldı benim için kitabı.
Ben 80lerin sonunda doğdum o yüzden 12 Eylül olaylarını ancak ya büyüklerimizden ya da film ve kitaplardan öğrendiklerimiz kadarıyla biliyorum ve ancak hayal edebiliyorum. Sadece kitaptaki bazı çatışma sahneleri bana fazla geldi. Çatışma anında birden kurşun yağmuruna tutulma ve adamın elinin giren kurşunlardan parçalanıp kopması gibi. Belki de bayan olduğum içindir bilemiyorum.
Kitapta beni en çok etkileyen ise son kısım; yani Aybüke'nin anlattığı kısım oldu.
Küçük yaşta okudum bu kitabı o yaşta biri vazgeçmeyi sonra kaderine razı olmayı hayatı nasıl anlamaya çalışırsa bende öyle anladım çok şey kattı bana her sayfasını hatırlarım unutulmıycak bir eser benim için...
itiraf etmem gerekir ise başlamadan önce sıkılacağımı düşündüğüm bir kitaptı ...ama hiç öyle olmadı.. 12 eylül zamanlarını cok iyi şekilde anlatan bir kitap. bu kitabı okurken bir kitap okuyormus gibi değil film izler gibi olacaksınız.. adeta kendinizi o zamanlada bulacaksınız.. böyle muhteşem bir kitap yazdıgı için degerli hemşehrim ahmet abeye tesekkür ederim.. kesinlikleokunması gerekli bir kitap..

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Karayün
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Bir uçtan öteki uca kadar, adeta cenneti andıran ülkemizin Ordu ilinde dünyaya gözlerini açan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, gezmeyle bitirilemeyecek derecede büyük, şairlere ilham verecek kadar güzel, yazarların romanlarını süsleyecek kadar çekici olan İstanbul’da yaşamını sürdürmektedir.

Kendisini gören şairleri, yazarları meftun eden İstanbul, KARAYÜN’ü de es geçmemiş ve onu öncelikle dolambaçlı sokaklarında gazete dağıtımıyla oyalamıştır. Lakin, illaki maşukunun yüzünü görmek isteyen yazar, kaleminin yanına bir de fotoğraf makinesi ekler, mizanpaj-montaj yapmaya ve İstanbul’un her semtiyle ilgili haberler kaleme almaya başlar.

Şimdilerde Yerel Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yürüten KARAYÜN, buna ilaveten İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği (İYGAD) Yönetim Kurulu ve Yerel Basın Birliği Derneği (YBBD) kurucu yönetim kurulu üyeliği görevlerini yerine getirmektedir ki, kendisi aynı zamanda T.C. Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün Sarı Basın Kartı sahibidir.

Yazmak onun hayatında hep var olan bir olguydu. Mıknatıs, demiri nasıl çekiyorsa yazmak da KARAYÜN’ü kendisine öyle çekiyordu. O, tıpkı bambu ağacı misalinde olduğu gibi içindeki yazarı yıllarca besledi, besledi, besledi… Derken beklenen oldu ve ilk romanı “GİZLİ MİRAS” ile siz değerli okuyucuların karşısına çıktı. Yazılarında 7’den 77’ye herkesin istifade edebileceği sade bir dil kullanan yazar, romanlarına “Dokuz” ve “Çakal Kayası” adlı iki eserle devam edecektir.

Her insanın bir hikâyesi olduğuna yürekten inanan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, iki çocuk babasıdır

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 21 okur okudu.
  • 16 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.