Ahmet Kardam

Ahmet Kardam

YazarÇevirmen
10.0/10
1 Kişi
·
63
Okunma
·
2
Beğeni
·
944
Gösterim
Adı:
Ahmet Kardam
Unvan:
Araştırmacı-Yazar
Ahmet Kardam, 70’li yıllarda Sol Yayınları tarafından basılan Marx-Engels klasiklerinden birçok kitaba çevirmen sıfatıyla imza atmış olması hasebiyle, hayatının bir döneminde sol hareketlere ilgi duymuş herkesin aşina olduğu bir isim. Edebiyat eleştirmeni Berna Moran’ın yeğeni. Babaannesinin iki kız kardeşiyle farklı tarihlerde evlilik yaşamış olan Cenap Şahabettin de aileden. 1992 yılının tamamlanmasına birkaç gün kala ablasından aldığı o mektup olmasaydı, TKP içindeki illegal kariyer hariç, hakkında yazılabilecekler bundan ibaret kalacaktı.
Bu çalışmayı yapabilmek için Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulabildiğim 800 küsur sayfa belgeyi satır sahi incelemem, hatta satır aralarını bile okuyabilmem gerekiyordu
Çaldıran Savaşının ardından, anlaşmanın mimarı İdris-i Bitlisi Kürt beyliklerini ayn ayn ziyaret ederek Amasya anlaşmasına katılımı artırdığı gibi, onlardan topraklarındaki bütün Safevî kalıntılarını temizlemelerini de istedi. Böylece anlaşmanın tabanı genişlerken Safevîlerin yerinden ettiği Kürt beyleri de geleneksel hâkimiyet bölgelerine tekrar kavuştular.9 Osmanlı-İran şınınnı kesinleştiren 1639 tarihli Kasr-ı Şirin anlaşmasına kadar, Kürtler Amasya Anlaşmasının kendilerine biçtiği tamponluk işlevini yerine getirdiler, kısa aralıklarla sürüp giden Osmanlı-Lran savaşlarında Maku'dan Musul ve Bağdat'a kadar aşılması imkânsız bir "kaleler zinciri oluşturp osamnlı ordusuyla birlikte savaştılar.
Osmanlı ile İran arasında tamponluğa mahkûm edilmiş Kürt beylik düzeninin zayıf kamı, beyliklerin kendi ar alarmda sürekli çekişme halinde olmalarıydı, O yüzden, ortak bir liderlik etrafında birleşip bağımsız bir Kürdistan hedefine yönelemiyorlar, kendi aralarında çözebilecekleri sorunları dahi Osmanlıya havale ederek 16. yüzyılın başlarında elde ettikleri özerkliğin aşındınlmasına engel olamıyorlardı
Bu durum, çok sonraki tarihlerdeki ulusal uyanışa esin kaynaklığı etmiş iki büyük Kürt düşünürü yaratmıştır: ilk Kürt tarihçisi, Bitlis beyi Şeref Han (1543-1599?) ve ünlü Kürt ozanı, Xanı aşiretinden, Beyazıtlı Ehmede Xanî (1651-1707). Şeref Han ünlü eseri Şerefnamede Kürtlerin asla birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmemelerinden, önemsiz nedenelerle ayaklanıp durmalarından, birleşik büyük bir devlet kuramamalanndan yalanmıştır. Ehmede Xarıî ise, Mem û Zin adlı ünlü yapıtında, kan içinde boğulduklarından yakınarak, Kürtlerin kültürel miras) an m koruyabilecek tek bir Kürt hükümdarının yönetimi alfanda bileşmelerini savunmuş, Osmanlı ile hanlılara bağımlı olmayı zül sayıp bunun suçunu Kürt beylerinde bulmuştur.
Abdürrezak Bey 1912 sonunda veya 1913 başında, Hoy'da, amacTTKürt çocuklannsTeğitim vermek, Kürtçe gazete ve dergi çıkartmak, Kürtçe alfabe hazırlamak ve Kürt gençleri için Rusya'ya eğitim amaçlı geziler düzenlemek dan, "Gîhandm" adlı bir Kürt kültür eğitim örgütü kurar. Örgüt 1913 ekiminde Hoy'da bir Kürt Okulu açar. Bu olay Türkiye'deki Kürt çevrelerinde geniş yankı bulur.
Sultan Selim ile Kürt beyleri arasındaki ittifakın koşullan 1514 tarihli Amasya Anlaşmasıyla belirlendi. Bu anlaşmanın Çaldıran Savaşından önce mi yoksa sonra mı yapıldığı belli değildir. Fakat savaş sonrasında yapılmış olsa bile, savaşa 16 Kürt beyi neredeyse Sultan Selim'in kendi askeri gücüne yakın bir güçle katılmış olduklarına göre, en azından ittifakın temel ilkeleri konusunda bir ön mutabakatın sağlanmış olması gerekir
İlk etapta 25 kadar Kürt beyi ile Sultan Selim arasında yapılan Amasya Anlaşmasının (1514) mimarı İdris-i Bıtlisİ'dir.Bu anlaşmanın hükümleri şöyleydi:
* Osmanlı Kürt beylerinin özerkliğini koruyacak; yönetim veraset yoluyla el değiştirecek ve padişah fermanıyla kesinleşecekti. *

Kürtler bütün savaşlarda Osmanlı yanında yer alacaklar ve Osmanlı da Kürtler! dış saldırılara karşı koruyacaktı. * Kürt beyleri

Osmanlının belirlediği vergileri ödemekle yükümlü olacaklardı.
Bu iki yazar tarafından dile getirilmiş ve 16. ve 17, yüzyılda maddi karşılığını bulamamış "bağımsız Kürdistan" fikrini 19. yüzyılın ilk yansında gerçekleştirmeye ilk kez yaklaşabilen iki Kürt direniş ve isyanı vardır. Bunlardan birincisi, Soran beyi Reyanduzlu Mî re Kor Muhammed'in (Mir Kör Muhammed ayaklanması; İkincisi ise Cizre-Bohtan_beyi nedirhariın 1840'lı yıllardaki direniş ve isyanıdır. Bu iki ünlü Kürt beyinin Şerefhan ile Ehmede Xani'nin politik eleştiri ve önerilerinden ne kadar haberli olduklarına dair bir veriye ulaşamadım. Başarısızlıkla sonuçlanmış olsalar bile, bu iki direniş ve ayaklanmanın liderleri efsaneleşerek daha sonraki Kürt ulusal uyanışının esin kaynaklan olmuşlardır. Özellikle Bedirhan Bey'in silahlı mücadeleden çok diplomasîye ve Kürt beyleri arasındaki ittifaka ağırlık veren mücadelesi Şeref Han ile Ehmede xani'nin dile getirdikleri hedefe en çok yaklaşanı olmuştur
Aslında bir aşiret konfederasyonu olan Bohtilerin hanedan ailesi Azizan olarak anılıyordu. Bey (mir) bu aile içinden seçiliyordu. Azizan ailesine bağlılık ve hanedan ailesinin değişmezliği fikri Bohtan beyliğinin tarihi boyunca hiç sarsılmadan devam etmiştir.20 Ailenin "Azizan" adını almasının nedeni, kökenini peygamber Muhammed'in komutanlarından Halîd bin Velid'in torunu olup Diyarbekir ve çevresini (o arada Cizre'yi de) fethedip bölgenin valisi olan Abdülaziz'e dayandırmasıdır
" Sabah işe giderken apartman kapısında rastladığınız komşunuz ' Günaydın ' dediğinde, hiç karşılık vermeden başınızı çevirip geçer misiniz ? " ya da " Bindiğiniz otobüste oturacak boş yer yoksa, gözünüze kestirdiğiniz birisine yanaşıp, ' Kalk, ben oturacağım der misiniz? " diye , yazar daha eserin başlangıcında.

Bu tür aksi davranışlar sergileyenlerin varlığını inkâr edemesek de, genel itibarıyla çevremize karşı daha bir hoşgörülü ve mütevazi olmaya çalışırız. Peki, ama neden? Böyle davranışlar sergilemekte ki gayemiz ne? Nedir bizi böyle davranmaya iten etkin kuvvet? Çünkü biliriz ki, diğer insanlara karşı tevazuyu elden bırakmaz isek, şu kısacık fani dünya daha bir katlanılabilir olmakta. Ve böyle davranışlar sergilememizde ki tek gaye, bir arada dostça ve kardeşçe yaşayabilmemizin yegâne kuralı.

İnsanoğlu fıtratından belli hâk ve özgürlüklere sahiptir. Ama bu demek değildir ki, isteğimiz doğrultusunda hareket etme yetkinliğine sahibiz.
Meselâ, " Ben yüksek sesle müzik dinlemeyi seviyorum ve bu benim en tabii hakkım! " dersem, komşularımın haklarını çiğnemiş olmaz mıyım? Elbette haksızlık etmiş olurum. Her insan kendi davranışlarından mesuldur. İnsan olarak davranışlarımızın, çevremizdeki diğer insanları nasıl etkileyeceğini hesaba katmakla mükellefiz. Yoksa herkes kendi bildiği doğrultuda hareket ederse, yaşadığımız atmosfer bir kaos ortamına dönüşmez mi? Sonra nerde kaldı hak, nerde kaldı hukuk...

Hukuk deyince, çoğu zaman uyulması zorunlu uyulmadığı halde, suç sayılan kurallar bütünü akla gelir. Nasıl ki ananelerin hukuksal bir emrediciliği yoksa görgü kurallarının da yoktur. Kimse görgü kuralına uymadı diye, bir ceza da almaz. Ama keşke alsa! Neden mi? Ben insanların yollara ... tükürmelerinden nefret ediyorum. Ne zaman da sokağa çıksam, böyle bir olayla karşılaşırım. Hatta bir keresinde birisini uyarmıştım da sanki abes bir laf söylemişimcesine , bön bön yüzüme bakmıştı. Biz bu yeryüzünde yaşıyorsak, onu kirletme hakkına sahip değiliz!...

" Dünyada görmek istediğiniz değişim aslında kendiniz olmalısınız. " der, Mahatma Gandi. Ama her zaman diyorum ya, anlayana!...

Eserde herkes tarafından aşina olunan kuralların, altında yatan mantığına değinilmiş. Ayrıca mizansen olarak, karikatürler ile de zenginleştirilmiş. Ben eseri eğlenerek okudum. Sizlerinde okumanızı tavsiye ederim.

Magandalaşmadan (Görgüsüz, kaba, anlayışsız, terbiyesiz ve uyumsuz kimse) yaşayabilmemiz temennisiyle!...
Prodhon deyince önceden kafamda farklı bir imaj vardı. Halbuki çok sıkça karşımıza çıkan, günümüzde sosyal demokratların büründüğü bir devrim reddedişi mevcut kendisine. Marx, bu reddedişi ve onun sürekli olarak mutlak eşitliği aramasını sert bir dille eleştiriyor. Bu kitaptan sonra Karl Marx filmini de izlerseniz, kafanızda bu çelişkilerin açtığı durum daha net belirecektir.
Marx'ın erken dönem eserlerinden birisidir. Engels'ten ayrı olarak yayımladığı ilk yapıtıdır. Yapıtta Pruodhoun'a yapılan eleştiriler yer alır ve kitap bu eksende döner. Ancak kitabın önemi bununla sınırlı değilidir. Çünkü kitapta Marx'ın ileride biçim alacak düşüncelerinin önemli taslakları ya da öncül biçimleri bulunur. İlerideki baskılarda bu değişikler Engels tarafından da belirtilmiştir. Marx'ın düşüncelerinin öncülü olmasından ayrı bir yönü de kitabın yayınlandığı dönem "Fransız sosyalistleri" tarafından benimsemip üzerinde çokca konuşulmasıdır da. Kitap okunurken Marx'ın Proudhon ile karşılıklı oturup iktisat üzerinde bol bol konuştuğu, tartıştığı hesaba katılmalıdır. Son olarak da Marx'ın eleştiri yeteneğinin son derece kuvvetli olduğunun ilk elden kaynağıdır bu kitap.
Bu kitap M.Proudhon un Sefaletin Felsefesi isimli kitaba cevap olarak yazılmış ve ekonomi içeriklidir.Proudhon'un ekonomi anlayışı Marx tarafından eleştirilmiştir.
HBR bu sefer değişik bir yazı dizisini ele almış, işe girip başarılı olmaktan daha çok, işler tersine döndüğünde ya da yaptığın iş sorgulanmaya başladığında yapılabileceklere yönelmiş. İçinde 8 adet makale var. Ben Janet Banks ve Ronald A. Heifetz'in yazılarını beğendim. Karşı ateş açmak ve dayanıklılık konularına değinilmesi çok ilginçti, iş dünyasında hiç bilinmeyen noktalara değinilmiş.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Kardam
Unvan:
Araştırmacı-Yazar
Ahmet Kardam, 70’li yıllarda Sol Yayınları tarafından basılan Marx-Engels klasiklerinden birçok kitaba çevirmen sıfatıyla imza atmış olması hasebiyle, hayatının bir döneminde sol hareketlere ilgi duymuş herkesin aşina olduğu bir isim. Edebiyat eleştirmeni Berna Moran’ın yeğeni. Babaannesinin iki kız kardeşiyle farklı tarihlerde evlilik yaşamış olan Cenap Şahabettin de aileden. 1992 yılının tamamlanmasına birkaç gün kala ablasından aldığı o mektup olmasaydı, TKP içindeki illegal kariyer hariç, hakkında yazılabilecekler bundan ibaret kalacaktı.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 63 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 92 okur okuyacak.