Ahmet Kardam

Yazar 10,0/10 · 1 Oy · 2 kitap · 6 okunma ·  0 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

0 okur beğendi.
1 puanlama · 0 alıntı
0 haber · 914 gösterim
6 okur kitaplarını okudu.
4 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
0 okur kitaplarını şu anda okuyor.
0 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Ahmet Kardam'ın Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Ahmet Kardam'ın Biyografisi

Ahmet Kardam, 70’li yıllarda Sol Yayınları tarafından basılan Marx-Engels klasiklerinden birçok kitaba çevirmen sıfatıyla imza atmış olması hasebiyle, hayatının bir döneminde sol hareketlere ilgi duymuş herkesin aşina olduğu bir isim. Edebiyat eleştirmeni Berna Moran’ın yeğeni. Babaannesinin iki kız kardeşiyle farklı tarihlerde evlilik yaşamış olan Cenap Şahabettin de aileden. 1992 yılının tamamlanmasına birkaç gün kala ablasından aldığı o mektup olmasaydı, TKP içindeki illegal kariyer hariç, hakkında yazılabilecekler bundan ibaret kalacaktı.

Ahmet Kardam sözleri ve alıntıları Alıntı Ekle

Henüz alıntı eklenmedi.
Serpil Ağ, Eğrisi Doğrusu-Görgülü Ol Hoş Yaşa'yı inceledi.
 24 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

" Sabah işe giderken apartman kapısında rastladığınız komşunuz ' Günaydın ' dediğinde, hiç karşılık vermeden başınızı çevirip geçer misiniz ? " ya da " Bindiğiniz otobüste oturacak boş yer yoksa, gözünüze kestirdiğiniz birisine yanaşıp, ' Kalk, ben oturacağım der misiniz? " diye , yazar daha eserin başlangıcında.

Bu tür aksi davranışlar sergileyenlerin varlığını inkâr edemesek de, genel itibarıyla çevremize karşı daha bir hoşgörülü ve mütevazi olmaya çalışırız. Peki, ama neden? Böyle davranışlar sergilemekte ki gayemiz ne? Nedir bizi böyle davranmaya iten etkin kuvvet? Çünkü biliriz ki, diğer insanlara karşı tevazuyu elden bırakmaz isek, şu kısacık fani dünya daha bir katlanılabilir olmakta. Ve böyle davranışlar sergilememizde ki tek gaye, bir arada dostça ve kardeşçe yaşayabilmemizin yegâne kuralı.

İnsanoğlu fıtratından belli hâk ve özgürlüklere sahiptir. Ama bu demek değildir ki, isteğimiz doğrultusunda hareket etme yetkinliğine sahibiz.
Meselâ, " Ben yüksek sesle müzik dinlemeyi seviyorum ve bu benim en tabii hakkım! " dersem, komşularımın haklarını çiğnemiş olmaz mıyım? Elbette haksızlık etmiş olurum. Her insan kendi davranışlarından mesuldur. İnsan olarak davranışlarımızın, çevremizdeki diğer insanları nasıl etkileyeceğini hesaba katmakla mükellefiz. Yoksa herkes kendi bildiği doğrultuda hareket ederse, yaşadığımız atmosfer bir kaos ortamına dönüşmez mi? Sonra nerde kaldı hak, nerde kaldı hukuk...

Hukuk deyince, çoğu zaman uyulması zorunlu uyulmadığı halde, suç sayılan kurallar bütünü akla gelir. Nasıl ki ananelerin hukuksal bir emrediciliği yoksa görgü kurallarının da yoktur. Kimse görgü kuralına uymadı diye, bir ceza da almaz. Ama keşke alsa! Neden mi? Ben insanların yollara ... tükürmelerinden nefret ediyorum. Ne zaman da sokağa çıksam, böyle bir olayla karşılaşırım. Hatta bir keresinde birisini uyarmıştım da sanki abes bir laf söylemişimcesine , bön bön yüzüme bakmıştı. Biz bu yeryüzünde yaşıyorsak, onu kirletme hakkına sahip değiliz!...

" Dünyada görmek istediğiniz değişim aslında kendiniz olmalısınız. " der, Mahatma Gandi. Ama her zaman diyorum ya, anlayana!...

Eserde herkes tarafından aşina olunan kuralların, altında yatan mantığına değinilmiş. Ayrıca mizansen olarak, karikatürler ile de zenginleştirilmiş. Ben eseri eğlenerek okudum. Sizlerinde okumanızı tavsiye ederim.

Magandalaşmadan (Görgüsüz, kaba, anlayışsız, terbiyesiz ve uyumsuz kimse) yaşayabilmemiz temennisiyle!...