Ahmet Mahmut Ünlü

Ahmet Mahmut Ünlü

YazarÇevirmen
6.8/10
75 Kişi
·
190
Okunma
·
50
Beğeni
·
1.467
Gösterim
Adı:
Ahmet Mahmut Ünlü
Unvan:
Cübbeli Ahmet Hoca
Doğum:
Fatih, İstanbul,Türkiye, 27 Şubat 1965
İstanbul Fatih'te aslen Giresunlu olan varlıklı bir aileninin oğlu olarak dünyaya geldi. Hazinedaroğulları ünvanı ile bilinen ataları 18. asırda bügünkü Özbekistan sınırlarının içinde bulunan Buhara şehrinden göç etmişler. Çocukluk yaşlarında cübbe giymesinden dolayı, adaşı olan yaşıtlarından ayırt edilmek için Cübbeli Ahmet olarak çağrılmaya başlandı. Klasikmedrese usulü ile din eğitimi gördü. Resmî tahsil durumu ilköğretim seviyesi olup, ortaokulu dışarıdan bitirmiştir. 12 yaşında kürsülerden dînî vaazlar vermeye başlamıştır.

Kendi çevresinde, genellikle verdiği vaazlardan ve çıkardığı dînî sohbet kasetleri ile tanınırken kamuoyunca tanınması 1999 yılında yaptığı 17 Ağustos Depremi konuşması sonrası gerçekleşmiştir.

Başkanlığını babası Yusuf Ünlü'nün yapmış olduğu Fatih Hak ve Hizmet Vakfı tarafından İstanbul Beykoz Çavuşbaşısemtindeki 20 dönüm arazi üzerine kurulu devâsâ boyutlardaki külliye inşaatının yapılmasına önderlik etti. Külliye, hazine arazisi üzerinde kaçak olarak inşa edilmesinden dolayı el konuldu ve Hazine'ye devredildi.

2006 yılında Hürriyet Gazetesi’nde Cübbesiz Ahmet Hoca başlığı ile sürmanşetten jet skili fotoğrafları yayımlanarak haber edilmesiyle tekrar kamuoyunun gündemine girdi.2009 yılı yazında barbie bebekler erkekleri tahrik ediyor fetvâsı ile tekrar gündeme geldi. Bu konuşmasından sonra Habertürk TV kanalında Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek programına katıldı. İlki23 Temmuz 2009'da iki buçuk saat süren, ikincisi 2 Ağustos 2009 olmak üzere beş saat süren programlar yüksek reyting topladı.Programda, Adapazarı depremi sırasında yaptığı konuşmanın Kur'an-ı Kerîm ve Sünnet kaynaklı olduğunu belirten Cübbeli Ahmet Hoca, ancak konuşmasından isim ve yer vererek yaptığı bazı eleştirilerden dolayı özür dilediğini bildirdi.

İslâmiyet'e getirilen yeni yorumlara ve reformist görüşlere karşı durmaktadır. İslâm dinini Ehl-i Sünnet anlayışına göre yaşamanın gerektiğini savunur. Özellikle İstanbul dışındaki mekânlarda vermiş olduğu vaazlar, yoğun ilgi görmekte ve izdihamlara sebep olmaktadır.Kendisi Lalegül dergisinde dualar ve söyleşiler yayımlamaktadır.
"...yahu kardeşim Allah'a emanet bir canımız var, biz gafillerin hatırı için doğruyu konuşmaktan vazgeçemeyiz."
"Aşkın ve sevginin kaideleri vardır. Bunlar değişmeyen esaslardır, her işte geçerlidir. İnsan sevdiğini nasıl ziyaret etmez."
Yani insan günah işlediği kadar unutkan olur. Nâmahreme ne kadar bakarsa, ne kadar haram görürse, ne kadar şüpheli rızık yerse o kadar hâfıza gider
''Her kim namazı hafife alırsa, Allah ona 15 ceza ile azap eder.
Bunların 6 sı ölümden önce,3 ü ölüm anında , 3 ü kabirde, 3 üde kabirden çıkışındadır.
---ÖLÜMDEN ÖNCE---
1)Salihlerin ismi ondan kaldırılır
2)Hayatın bereketi ondan kaldırılır
3)Rızkın bereketi ondan kaldırılır
4)Namazı tamam olmadıkça hiçbir hayrı kabul edilmez
5)Duası kabul edilmez
6)Salihlerin duasından ona bir nasip ayrılmaz
---ÖLÜM ANINDA---
7)O kişi gerçekten susuz olarak ölür, yedi denizin suyu boğazına dökülecek olsa da suya kanmaz
8)Ansızın (tevbe edemeden) ölür
9)Sanki dünyanın bütün demirleri ağaçları ve taşları boynunda ve iki omuzundaymış gibi çok ağır bir halde ölür
---KABİRDE---
10)Kabir onun üzerine daraltılır
11)Kabri ona karanlık olur
12)(Sorgu meleklerine cevap verirken) konuşacak dermanı olmaz
---KABİRDEN ÇIKTIKTAN SONRA---
13)Allah-u Te'ala'ya kavuştuğunda O, kendisine çok kızgın olur
14)Hesabı çok zor olur
15)Allah-u Te'ala'nın huzurundan dönüşü cehenneme olur

Ancak Allah-u Azze ve Celle'nin affetmesi müstesna.(Zira bu durumda cehennemden kurtulur )!''
HADİS: Ali İbni Ebi Talib' ten rivayet olup kaynağı;
(İsmail el-İsbahani, et-Terğib vet-terhib, no:1907,2/780;Abdulkadir el Geylani el-Ğunye,2/186 ) dır.
İsmini duyduğun zaman etkilenme meselesi, bizim Türk milletinde maşAllah bu güzel hemen ne yaparlar? Sağ ellerini kalplerinin üzerine koyup "Allahümme salli âla muhammed" derler.
Oturuyorlar masa başına, hindi gibi düşünüp bülbül gibi konuşuyorlar, sonra kalkıyorlar gidiyorlar her şey aynı.
Ahmet Mahmut Ünlü
Sayfa 37 - Arifan Yayınları
Hz. Ömer (Radiyallahu Anh)
'Evlenmeye ancak güçsüzlük ya da zinâkârlık engel olur.' buyurmuştur.
"Zinâya (bulaşmak bir yana, nâmahreme bakmak, dokunmak ve öpmek gibi öncü günahlara dahi) yaklaşmayın!
Şüphesiz o, çirkinliği sınırsız bir iş olmuş ve (şehveti tatmin için izlenen) bir yol olarak da pek kötü bulunmuştur."
Ahmet Mahmut Ünlü
Sayfa 3 - Arifan Yayınları
Güler misin ağlar mısın...
Kur'ân'a zıt bir kitap ama sözde dinî bir kitap!..


İbrahim, 'Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster,' demişti. 'Yoksa inanmıyor musun,' dedi. 'Evet; ancak kalbimi güçlendirmesi için.,' dedi. 'Dört kuş al ve onları iyice incele (farklı özelliklerini tanı). Sonra her bir dağın üzerine onlardan bir parça yerleştir. Daha sonra onları çağır. Sana hemen gelecekler. Bilesin ki ALLAH Güçlüdür, Bilgedir ,' dedi. (Bakara 260)

Şimdi bu ayet için

"Bakara suresinin 260. ayeti kerimesinin bir kısmı suya okunur. Sudan biraz alınıp tenasül uzvuna serpilir. Ve suyun kalanı içilir." dediği bir kitap...

İslâm Dininden soğutmak istercesine yazılan bu kitap akıl ve din dışı bir kitaptır. Komedi niyetine okumak bile akla hakaret olur.
Ayet ve hadislerle destekli, Mehdi hakkında bilgi veren akıcı bir üslupla yazılan su gibi akıp giden bir kitap. Bu konudaki soruları açıklığa kavuşturuyor.
Kuran ve sahih hadis kaynaklı; tam bir başucu kitabı...
Allah bir kuluna rahmet indireceği vakit, onun kalbinde yer edinmiş olanlara da rahmet eder.

Muhyiddin İbn Arabî
Allah-u Te'ala Buyuruyor!

"Ey Ademoğlu! Ölüne yakinen inanana şaşarım, nasıl sevinçli olabiliyor?
Hesaba kesinkes inanana şaşarım, nasıl mal toplayabiliyor?
Kabre şüphesiz olarak inanana şaşarım, nasıl gülebiliyor?
Ahirete imanı olana şaşarım, nasıl istirahat edebiliyor?
Dünyanın zevaline inananın haline şaşarım, o nasıl onunla tatmin olabiliyor?
Diliyle alim, kalbiyle cahil olana şaşarım. Kalbi temiz olmadığı halde, suyla temizlenmeye çalışana şaşarım.

Kendi ayıplarından gaflet edip, insanların ayıplarıyla uğraşana yahut Allah-u Te'ala'nın kendisini gördüğünü bilip de hala O'na isyan edene ya da tek başına öleceğini, tek başına kabre gireceğini ve tek başına hesaba çekileceğini bilenin hâlâ nasıl insanlarla ünsiyet kurabildiğine şaşarım.

Benden başka hakiki hiçbir ilah yoktur, şüphesiz ki Muhammed Benim kulum ve Rasulümdür."
(Gazali, Mecmü'atü'r-rasail, 7/87) yüzde yüz tavsiye ediyorum her müslümanın okuması gerekir.
Gerekli veya aradığınız her türlü dua ve o duaların kimlerden nasıl alındığını kaynakları ile açıklayan güzel derlenmiş bir kitap olarak tavsiye ederim

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Mahmut Ünlü
Unvan:
Cübbeli Ahmet Hoca
Doğum:
Fatih, İstanbul,Türkiye, 27 Şubat 1965
İstanbul Fatih'te aslen Giresunlu olan varlıklı bir aileninin oğlu olarak dünyaya geldi. Hazinedaroğulları ünvanı ile bilinen ataları 18. asırda bügünkü Özbekistan sınırlarının içinde bulunan Buhara şehrinden göç etmişler. Çocukluk yaşlarında cübbe giymesinden dolayı, adaşı olan yaşıtlarından ayırt edilmek için Cübbeli Ahmet olarak çağrılmaya başlandı. Klasikmedrese usulü ile din eğitimi gördü. Resmî tahsil durumu ilköğretim seviyesi olup, ortaokulu dışarıdan bitirmiştir. 12 yaşında kürsülerden dînî vaazlar vermeye başlamıştır.

Kendi çevresinde, genellikle verdiği vaazlardan ve çıkardığı dînî sohbet kasetleri ile tanınırken kamuoyunca tanınması 1999 yılında yaptığı 17 Ağustos Depremi konuşması sonrası gerçekleşmiştir.

Başkanlığını babası Yusuf Ünlü'nün yapmış olduğu Fatih Hak ve Hizmet Vakfı tarafından İstanbul Beykoz Çavuşbaşısemtindeki 20 dönüm arazi üzerine kurulu devâsâ boyutlardaki külliye inşaatının yapılmasına önderlik etti. Külliye, hazine arazisi üzerinde kaçak olarak inşa edilmesinden dolayı el konuldu ve Hazine'ye devredildi.

2006 yılında Hürriyet Gazetesi’nde Cübbesiz Ahmet Hoca başlığı ile sürmanşetten jet skili fotoğrafları yayımlanarak haber edilmesiyle tekrar kamuoyunun gündemine girdi.2009 yılı yazında barbie bebekler erkekleri tahrik ediyor fetvâsı ile tekrar gündeme geldi. Bu konuşmasından sonra Habertürk TV kanalında Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek programına katıldı. İlki23 Temmuz 2009'da iki buçuk saat süren, ikincisi 2 Ağustos 2009 olmak üzere beş saat süren programlar yüksek reyting topladı.Programda, Adapazarı depremi sırasında yaptığı konuşmanın Kur'an-ı Kerîm ve Sünnet kaynaklı olduğunu belirten Cübbeli Ahmet Hoca, ancak konuşmasından isim ve yer vererek yaptığı bazı eleştirilerden dolayı özür dilediğini bildirdi.

İslâmiyet'e getirilen yeni yorumlara ve reformist görüşlere karşı durmaktadır. İslâm dinini Ehl-i Sünnet anlayışına göre yaşamanın gerektiğini savunur. Özellikle İstanbul dışındaki mekânlarda vermiş olduğu vaazlar, yoğun ilgi görmekte ve izdihamlara sebep olmaktadır.Kendisi Lalegül dergisinde dualar ve söyleşiler yayımlamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 50 okur beğendi.
  • 190 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 96 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları