Ahmet Mithat Efendi Ahmet Midhat Efendi

Yazar 7,3/10 · 293 Oy · 51 kitap · 1522 okunma ·  104 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Ahmet Mithat Efendi
  • Yazarın Tam Adı:
    Ahmet Midhat Efendi
  • Unvan:
    Türk Yazar, Gazeteci ve Yayıncı
  • Doğum:
    Tophane, İstanbul 1844
  • Ölüm:
    İstanbul 28 Aralık 1912

Yazar İstatistikleri

104 okur beğendi.
293 puanlama · 84 alıntı
1 haber · 4.592 gösterim
1.522 okur kitaplarını okudu.
484 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
17 okur kitaplarını şu anda okuyor.
12 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Ahmet Mithat Efendi'nin Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Ahmet Mithat Efendi'nin Biyografisi

Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur.

Yaşamı
1844 yılında İstanbul’un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi.[1] Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır.

6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa’nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin’e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul’a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi’nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı’nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı.

1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası’na atanmasıyla Vidin’e, Mithat Paşa’nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi.

Memuriyet Yaşamı
Mithat Paşa’nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk’a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk’ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan “Ahmet”'in yanına “Mithat” da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı.

Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi’nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı.
1866’da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk’a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi’nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey’in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey’in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı.

Bağdat yılları
Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa’yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat’ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat’a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan “Zevra” adlı gazetenin başına geçirdi.
Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat’ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı.

Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti’nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul’a dönme isteği doğurdu.

Yayıncılık ve yazarlık
Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim’in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. “Ceride-i Askeriye” ve “Basiret” Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü’nde kiraladığı bir odaya taşıdı.[1] Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan “Letaif-i Rivayat” adlı eseri kaleme aldı. “Letâif-i Rivayat”, “Kıssadan Hisse” ve “Hace-i Evvel” isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan “Devir” ve 13. Sayıda kapatılan “Bedir” Gazetelerinin ardından “Dağarcık” adlı dergiyi çıkardı.

Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu’nda iken 6 Nisan 1873’te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü.

Rodos sürgünü
38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, “Medreseyi Süleymaniye” adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, “Hasan Mellah”, “Hüseyin Fellah” ve “Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul’da Neler Olmuş” gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul’da çıkan “Kırkambar” dergisi’ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat ’ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi.

Sürgün sonrası
İstanbul’a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul’a dönüşünden 15 gün sonra “İttihad” adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı “Menfa” adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; “Üss-i İnkılab” adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi.

Tercüman-ı Hakikat Gazetesi
27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire’ye müdür olarak tayin edildi.

Şair Fitnat Hanım ile aşkı
Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş’ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım’ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı.

Beykoz’a Yerleşmesi
1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya “Sırmakeş” adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı.

1884’te büyük kızı Mediha’yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat’in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu.
1888’de “Gümüş İmtiyaz Madalyası”, 1889’da “Bâlâ Rütbesi” ve ikinci dereceden “Mecidî” aldı. 1888’de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm’daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)’ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak “Avrupa’da Bir Cevelan” kitabını yayımladı.
1908’e kadar Tercüman-ı Hakikat’te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü.

Emekliliği
Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu’nun özel kararıyla Darülfünun’da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat’ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin’de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka’da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka’da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı’na defnedildi.

Eserleri hakkında
Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi “kırk beygir gücünde yazı makinesi” olarak tanındı.

Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, “Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba” adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir.
Fransızca’dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı.
Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.

Ahmet Mithat Efendi'nin Kitapları Kitap Ekle

8,8/ 10  (4 Oy) ·  26 Okunma
7,1/ 10  (7 Oy) ·  25 Okunma
0,0/ 10  (0 Oy) ·  3 Okunma
0,0/ 10  (0 Oy) ·  3 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Yunus Emre Dilsizmen, bir alıntı ekledi.
30 Oca 13:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsan bir şeyi merak etti mi, onu kesinlikle araştırır.

Dürdane Hanım, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 144 - Akvaryum Yayınevi)Dürdane Hanım, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 144 - Akvaryum Yayınevi)
Yunus Emre Dilsizmen, bir alıntı ekledi.
27 Oca 15:24 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ah, bakmayı hiç istemiyorum. Çünkü yüzüne baktıkça, gönlüme karşı açtığım savaşta yenileceğimi hissediyorum. Ama ne çare ki, gözlerimi de sana bakmaktan alıkoyamıyorum."

Dürdane Hanım, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 89 - Akvaryum Yayınevi)Dürdane Hanım, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 89 - Akvaryum Yayınevi)
Merve, bir alıntı ekledi.
30 Mar 23:58

Şarapla kızışan şairlik düşüncelerini ne yapayım. Şarapla kızışan aşk,sevgi neye yarar?

Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 68)Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 68)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
13 Şub 21:06 · İnceledi

Zira "bakmak" başka ve "görmek" de başka olup her etrafına bakınanlar, etraflarındaki şayan-ı müşahede şeyleri göremezler. Her gören de bunları başkalarına irae ve tarif edemezler. Romancı, fikir ve nazar-ı beşeri bu seyahat-i maneviyede delalet-i arifanesiyle irşat eylerse karilerine pek büyük hizmet eylemiş olur.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 18 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 18 - Dergah)
Yeşil (S), bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okuyor

Felâtun: "... Ben ne yapsam bu kadın milletine yaranamayacağım, vesselam!"
Râkım: " Öyle ise ben size bir akıl öğreteyim."
Felâtun: " Vallahi lütfetmiş olurdunuz."
Râkım: " Ben asla kadınlara yaranmak hevesinde bulunmadığım için beni seviyorlar..."

Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat EfendiFelatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi
Başucumda Kitap, bir alıntı ekledi.
15 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Zarar, kârın kardeşidir. Bugün kaybettiysen yarın kazanırsın.

Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 127 - Algı Yayınları)Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 127 - Algı Yayınları)
Yunus Emre Dilsizmen, bir alıntı ekledi.
13 Mar 13:17 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ah, bu aşk insanı nasıl ihya eder bir histir.

Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 106 - Şule Yayınları)Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 106 - Şule Yayınları)
Yunus Emre Dilsizmen, bir alıntı ekledi.
12 Mar 15:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir hocanın hakkını vermezlerse, o hoca dahi hizmetini terk etmekte haklıdır.

Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 53 - Şule Yayınları)Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 53 - Şule Yayınları)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
19 Şub 21:18 · İnceledi

Bir kadın kendisine meyyal ve heveskâr olan ve bahusus kendi hakkında ciddi ve pak bir sevda peyda eyleyen adamın halini yalnız bir bakışından anlar. Bunu anlamayana kadın demektense odun demelidir.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 395 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 395 - Dergah)
Bütün Alıntıları Göster

Ahmet Mithat Efendi ile iligli okur yorumları Yorum Ekle

Henüz yorum eklenmedi.