1000Kitap Logosu
Ahmet Rasim

Ahmet Rasim

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
7.5
853 Kişi
3.261
Okunma
191
Beğeni
9,1bin
Gösterim
Unvan
Türk Yazar, Gazeteci, Tarihçi, Milletvekili
Doğum
İstanbul, 1864
Ölüm
İstanbul, 21 Eylül 1932
Yaşamı
Kendine özgü bir üslupla kaleme aldığı eserleri geniş bir okur kitlesi tarafından okunan, mutlakiyet, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemlerine tanıklık etmiş bir yazardır. 50 yılı bulan yazı hayatında farklı edebi türlerde ve çok sayıda eser verdi. Dönemin İstanbul hayatının ayrıntıları üzerinde durduğu fıkralarıyla tanındı.3.ve 4. Dönem TBMM’de İstanbul milletvekili olarak yer aldı. Tanınmış bestekar Osman Nihat Akın’ın dedesidir. Darüşşafaka mezunudur. Muharrirlik, Yazarlık, Bestekârlık, Posta Telgraf İdaresi Memurluğu, Tercümanı Hakikat, Saadet, İkdam, Sabah, Malûmat, Servet, Tanin, Hak ve Tasvir-i Efkar gazeteleri yazarlıkları, Güneş, Gülsen, Sebat, Say ve Servet-i Fünûn, Resimli Gazete, Musavvar ve Malûmat dergileri yazarlıkları, TBMM III. ve IV. Dönem İstanbul Milletvekilliği ve III. Dönem Kütüphane Encümeni Reisliği yapmıştır. Evli ve altı çocuk babasıdır. Yaşamı 1864’te İstanbul'da Fatih’in Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Babası Menteşeoğulları'ndan Kıbrıslı Bahaeddin Efendi, annesi Nevbahar Hanım’dır. Babası kendisi doğmadan evvel ailesini terk ettiği için Nevbahar Hanım onu tek başına yetiştirdi. 1875 yılında başladığı Darüşşafaka'da edebiyatla tanıştı. Bu okulda bestekâr Mehmet Zekai Dede’den müzik dersleri de aldı. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Eğitimini 1883 yılında birincilikle bitirdi. Okulu bitirdikten sonra diğer Darüşşafaka mezunları gibi Posta ve Telgraf Nezareti'nde memur oldu. Bu kurumda kısa bir süre kâtiplik yaptı. Memuriyet hayatının ilk aylarında Sadberk Hanım ile evlendi; 1902’de eşinin ölümüne kadar süren bu evlilikten dört oğlu, iki kızı oldu. Memuriyet hayatını benimsemeyen ve hayatını yazar olarak kazanmak isteyen Ahmet Rasim’in ilk yazısı Ahmet Mithat Efendi’nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlandı. Bu, “Yolcu” başlıklı bir tercüme yazı idi. Ardından dönemin ünlü gazetecisi Baba Tahir vasıtasıyla Ceride-i Havadis’te fenni konularla ilgili yazı ve tercümeler yayımlamaya başladı. Bir süre Mekteb-i Behrami adlı okulda ve Komonto Musevi okulunda öğretmenlik yaptı. Ahmet Mithat’tan gördüğü teşvik sayesinde 1885’ten sonra kendisini tamamen gazeteciliğe verdi. Yayın hayatına 1891’de başlayan Servet-i Fünun dergisinde fen konularındaki yazılarının yanında, tefrik halinde romanlarını da çıkarma imkanı buldu. Leyal-i Izdırap, Meşak-ı Hayat ve Afife burada yayınlandı. Ancak Servet-i Fünun yazarlarının genel edebi çizgisini benimsemedi. O, Ahmet Cevdet Paşa ve Ahmet Mithat Efendi’nin doğu ve batı edebiyatının olumlu yanlarını sentez haline getirmeyi amaçlayan edebi anlayışını benimsemişti. 1908’de Hüseyin Rahmi ile birlikte 37 sayı süren “Boşboğaz ile Güllâbi” adlı bir mizah gazetesi çıkaran Ahmet Rasim, gazeteciliği Malumat, Sabah, Sebat, Güneş, Maarif, Resimli Gazete, Mecmuai Ebüzziya, Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Resimli Ay, İkdam, Boşboğaz, Basiret, Tasvir-i Efkar, Vakit, Akşam, Cumhuriyet gazete ve dergilerindeki yazılarıyla sürdürdü. Bunun yanında Gülşen, Sebât, Hamiyyet, Şafak, Servet, Tanîn, Envâr-ı Zekâ, Maarif, Resimli Gazete, Hazine-i Fünûn, Mektep, Pul, Fen ve Edep, İrtika, Surâ-yı Ümmet, Donanma, Resimli Kitap, Musavver, Muhit gibi dergilere gerçek adıyla, Hanımlara Mahsus Malûmât’ta ise “Leyla Feride" adını kullanarak yazılar göndermistir. 1898'de Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Suriye gezisi sırasında Malûmat gazetesi tarafından Suriye'ye, 1916'da da Sabah gazetesince harp muhabiri olarak Romanya cephesine gönderildi. Bu arada okullar için yazdığı tarih, dil bilgisi, imlâ ve aritmetik gibi çeşitli konulardaki eser¬lerini kitap halinde bastırdı. Menâkıb-ı İslâm adlı kitabı dolayısıyla II. Abdülhamit'ten Mecîdî nişanı aldı. Şiir, hikaye ve roman alanlarında eserler verdiyse de onu günümüze ulaştıran "Şehir Mektupları", "Eşkâl-i Zaman", "Cidd-ü Mizah", "Gülüp Ağladıklarım" gibi inceleme, araştırma ve gözleme dayanan yazıları oldu. Müzik alanında da eserler veren sanatçı, besteleri de kendisine ait olan pek çok şarkı sözü yazdı. Yakın dostu müzisyen Tatyos Efendi’nin bestelediği uşşak makamındaki “Bu akşam gün batarken / Sakın geç kalma, erken gel” dizeleri ile başlayan güftesi günümüze kadar gelen eserlerindendir. 1927'de Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in referansıyla İstanbul milletvekili oldu ve TBMM'nin üçüncü ve dördüncü dönemlerinde milletvekilliği yaptı. Ancak sağlık sorunları yüzünden meclis oturumlarına bile katılmadı. 1932'de Heybeliada'daki evinde hayatını yitirdi, Heybeliada’daki Abbaspaşa Mezarlığı’na gömüldü. İstanbul Fatih Karagümrük'te 1938-1939 öğretim yılında kurulan Karagümrük Ortaokulu'nun adı 1965-1966'da Ahmet Rasim Ortaokulu olarak değiştirilmiştir. Okul 1988-1989'dan itibaren Ahmet Rasim Lisesi adını almıştır.
Falaka
OKUYACAKLARIMA EKLE
Şehir Mektupları
OKUYACAKLARIMA EKLE
Gecelerim ve Falaka
OKUYACAKLARIMA EKLE
Leyal-i Iztırab
OKUYACAKLARIMA EKLE
Meşakk-ı Hayat
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hamamcı Ülfet
OKUYACAKLARIMA EKLE
Güzel Eleni
OKUYACAKLARIMA EKLE
İki Güzel Günahkar
OKUYACAKLARIMA EKLE
Ramazan Sohbetleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Eserlerinden Seçmeler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Osmanlı Tarihi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Eşkal-i Zaman
OKUYACAKLARIMA EKLE
Muharrir Bu Ya
OKUYACAKLARIMA EKLE
Çiğdem Özer
Eski Fuhuş Hayatı Fuhş-i Atik'i inceledi.
240 syf.
·
4/10 puan
Gazeteci, tarihçi, yazar Ahmet Rasim in Osmanlı’ nın son dönemlerini gençlik perdesiyle nakleden “anı”anlatısı. Yer yer roman havasında akan eserin ana konusu isminden de anlaşıldığı gibi İstanbul’ da “eski fuhuş” un nasıl olduğudur. Akla gelebileceği gibi müstehcen olayların aktarımı söz konusu değil. Gayet seviyeli bir dille zaman zaman gülümseten hatıralar, yazarın daha çok çevresinde gördüğü duyumladığı olayları ihtiva eder. Gençliğinde kendisi de mahut ortamların müdavimi olmuştur. Yazar ömrünün demlenmiş çağında gençlik hatıralarını yazarken fuhuş ortamının artık çok değişmiş olduğunun, çok daha aleni ve pervasız hale geldiğinin altını çizer. Eskiden en azından utanılırdı, işler sümen altından götürülürdü; şimdi ise fuhuş ulu orta çekincesizce yapılıyor, der. Hatta eski fuhuş ehlinin şimdiki apaçık rezaletleri görse utancından kan ter içinde kalacağını söyler. Bunun yanında eserin asıl dikkate değer yanı, dönemin sosyal hayatı hakkında verdiği bilgilerdir. Eser; mahalle dayanışması, kadının toplumdaki yeri, cadde - sokak adabı, fuhuş baskınları, Beyoğlu- Galata gibi İstanbul’un semtleri ve eğlence kültürü hakkında kaynaklık edecek bilgiler içerir. Kadınlar o dönemde vapur, tramvay vs yerlerde asla erkeklerle konuşamıyor. Yine eserde, yabancı bir kadınla konuşan bir erkeği polislerin sorguladığı, dadısıyla konuşan adamın ise bunu zor ispatladığı aktarılır. Ayrıca kadının sesinin duyulması bile ayıptır, hoş karşılanmaz. Yazar, eserin sonunda çözümlemeler başlığıyla fuhuş hayatı hakkında yorumlamalar yapar.
Eski Fuhuş Hayatı Fuhş-i Atik
Okuyacaklarıma Ekle
8
116 syf.
·
6/10 puan
OSMANLININ EĞİTİM ŞEKLİ: FALAKA Falakayı şuan büyüklerimize sorsak ya anneleri anlatmış yada şaban lakabıyla tanınan Kemal Sunal filmlerinde görmüşlerdir. Bu romanımızda Osmanlı Döneminde yaşayan Ahmet Rasimin eğitim hayatını anlatır. Her Osmanlı Dönemindeki çocukların korkulu rüyası olan Falaka Ahmet Rasimin de korkulu rüyası olur hatta hocaların çocukları falakayla dövdüğünü gördüğünde hastalanmalar, bayılmalar gibi birçok olay yaşar. Anısını o kadar gerçekçi anlattı ki ne yalan söyleyeyim ben korktum. O yüzden gerçekçiliği birde eski zamanı anlatması beni çok etkiledi. Bence sizde bu kitabı okumalısınız .
Falaka
8.0/10
· 1.829 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
7