Ahmet Savaş Özpınar

Ahmet Savaş Özpınar

YazarDerleyenÇevirmenEditör
8.3/10
407 Kişi
·
124
Okunma
·
3
Beğeni
·
2340
Gösterim
Adı:
Ahmet Savaş Özpınar
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Üsküdar, İstanbul, 1969
Ahmet Savaş Özpınar 1969 yılında Üsküdar'da doğdu.Çocukluğunda duvarlara resim çizdiği için evden; ergenlik çağında aşklarını sınıf duvarlarına yazdığı için okuldan; doğru bildiklerini de ulaşabildiği her yere yazdığı için insanların yanından kovulduğunu söylüyor ve bu yüzden de kendini bir "Nefy-i Ebedi" yani "Sonsuz Sürgün" olarak adlandırıyor.Ortaokul yıllarında karikatür çizmeye başladı.Oğuz Aral, Semih Balcıoğlu ve Altan Erbulak'ın öğrencisi oldu.Karikatürleri Gırgır, Çarşaf, Hıbır, Limon ve Leman mizah dergilerinde yayımlandı.1997 yılında Radyo 34'te başladığı radyo programcılığına daha sonraki yıllarda 106 istanbul FM, Radyo7 ve Marmara FM'de devam etti.Gece yarılarından sonra "Gezgin" adıyla radyo programları yaptı.1998 yılında, İstanbul FM yayın grubuna bağlı olan İSTV KanalTek Televizyonu'nda "Gezgin'in Seyir Defteri" adlı şehir-anlatı programını hazırlayıp sundu.İlk kitabı "Aşk ve Cinayet Koleksiyonu" 2001 yılında yayınlandı.İkinci kitabı "Vazgeçmenin Bilge Soytarısı" ise 2003 yılında okuyucusuyla buluştu.Mekânsız, kimsesiz sokak insanlarını ve delilerin öykülerini anlattığı "Kuralsız Utangaç" adlı tek kişilik gösterisini başta üniversiteler olmak üzere çeşitli belediyelerin kültür etkinliklerinde sahneledi.Radyo programlarında, tek kişilik gösterisinde, kitaplarında ve çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlanan yazılarında "Ahmet Savaş" adını kullandı, bu isimle tanındı.Cağaloğlu'ndaki çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptığı yıllardan başlayarak, televizyon sektörüne geçtiği dönemde soyadını da kullandı ve çalışmalarına "Ahmet Savaş Özpınar" imzasını atmaya başladı.TVNet Televizyonu'nda, yakın dönemin siyasal ve toplumsal olaylarını gündeme getirdiği belgesel program "Kayıp Tarih" i 70 bölüm hazırlayıp sundu.2011 yılı Mayıs ayında "Hayyamlar ve Yamyamlar" adlı yeni kitabı okurlarıyla buluştu.Halen Çekmeköy Belediyesi Basın Danışmanlığı görevini sürdürüyor.
Şunu bilmelisin ki, nerede olursam olayım, hangi şehirde kalırsam kalayım, vakti geldiğinde bir gün mutlaka, yüreğim alıp beni sana getirecektir.
Stalin 1945 yılında Faşizm ile savaşa devam
etme taraflısıydı ve müttefiklerin de kendisini
izlemelerini istiyordu. Hitler’i sağ göstermek
suretiyle, tehlikenin henüz geçmediğini anlatmış
oluyor, alarm düdüklerinin ötmeye devam
etmesini istiyordu.
Stalin, “Hitler sağdır” deyince, her Sovyet
vatandaşı da ister istemez “Hitler sağdır” derdi.
290 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Dünyada en çok okunan romanlardan biri :"Don kişot" . Bunu duyunca kitabı ve içindekileri merak ettim ve okudum. Hayatımda gördüğüm en değişik yazılmış kitap. Okurken (kitabı) çok değişik bir duyguyla okudum. Şizofren bir kahraman ve saçmalıkları :) ... Kitabı okuduğum zaman daha bitirmemişken hayal kırıklığı oldu bende çünkü daha bir şey çıkaramamıştım ve nasıl bu kadar okunduğuna şaşmıştım. Kitabı okudum ve şöyle bir şey çıkardım daha doğrusu çıkarmak istedim diyelim:" İnsanlar bir hayal kurunca onları o hayal aleminden söküp atanlar vardır. Bunlar alaylarla , yalanlarla acıtarak yapılır. kendimizi hayal aleminden biz değil , insanlar çıkarır vs vs." gibisinden bir düşünceye kapıldım ama araştırmak gerekiyormuş ve buda ders oldu. kitabı araştırarak gelseydim daha tatlı ve güzel olacakmış.Bu düşüncemi hocama sorunca hocam bana açıkladı. Kitap orta çağda olan şovalyeliği anlatıyor ve onların nasıl bir durumda olduğunu gösteriyor. İspanya'nın sosyal, ekonomik, dini, siyasi ve edebi durumunu verirken güldürmeyide unutmamış diyebilirim. (Burayı araştırıp yazıyorum) Aslında kitap kısaltılmış. kitap 2 ciltmiş (bunuda köşeye bir yere yazarsınız). Bunları öğrenince kitap hakkında düşüncelerim çok değişti. Birdahakine tövbeliyim kitabı araştırmadan okumayacağım. Şuanda yeniden okumak bile istiyorum.Miguel De Cervantes'in çok iyi bir gözlemci ve tabikide çok iyi bir yazar olduğu kanısına vardım. Birinin bulunduğu ortamı bilmesi ve kaleme alması güzel bir şeydir. Çok kişi yapamaz bunu. Çok okunup, çokta beğenilen don kişotu bende beğendim. Okumanızı tavsiye ediyorum diyeceğimde okumayan var mı? güldüren, öğreten bir kitap. Çokta eski bir kitap ve günümüze kadar gelmiş (1615) yıllarında. Bir okuyun derim .:.:.:.
64 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Ömer Hayyam adına güzel bir inceleme olması dileği ile...

Ilk önce kısa bir hayatı:

Asıl adı Giyaseddin Ebu'l Feth Bin İbrahim El Hayyam' dır. 18 Mayıs 1048'de İranin Nişabur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğludur. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmalar yapmıştır. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların cogunu kaleme almamış, oysa O ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır.

21 Mart 1079 yılında tamamladığı, halk arasında “Ömer Hayyam Takvimi” bugün ise “Celali Takvimi” olarak bilinen takvim için büyük çaba sarf etmiştir. Eserleri arasında İbn-i Sina'nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır. Öğrenimi tamamlayan Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzanacak bir ün kazandıran Cebir Risaliyesi'ni ve Rubaiyat'ı Semerkant'ta kaleme almıştır.

Ömer Hayyam, İlmini genişletmek için zamanın ilim merkezleri olan Semerkand, Buhara, İsfahan'a yolculuklar yapmıştır. 4 Aralık 1131'de doğduğu yer olan Nişabur'da dünyaya veda etmiştir.
(alıntı)

Ama insanlar bu bilim insanı ve husta kişiyi daha çok Rubai(dörtlük) leriyle tanıyor.
Ne hikmetse insanların ilgisini tuhaf şeyler çeker. Kimileri şarapçı olarak biliyor, bu benim için üzücü bir şey, eğer Ömer Hayyam ın düşündüğü şarap metaforuyla anıyorsa sıkıntı yok lakin diğer şekilde aşağılayıcı bir durumsa hepimizi üzmesi gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak şiirlerinden bahsedip sonlandırıcam incelemeyi.

Şiirlerinden en belirleyici şey "Ölüm" olarak gördüm.
Kimi yerde bir çok şeyi iğneliyor ve yeriyor. Kimileri için asıl gerçekler bunlar.
Bazı yerlerde bu adam kafayı yemiş diyebilirsiniz.
Çoğu yerde mey, şarap, meyhane kelimlerini çok kullanıyor. Üzüm mesela.
Ama hangi şarap...
Şimdi size Mevlananın şarap bakışını anlatan bir link atayımhttp://www.ask-imevlana.com/...saraptan-kasti-nedir
Çoğu iranlı şaiirin kullandığı bir tarz haline gelmiştir.

Başka bir yerde şöyle açıklama getiriliyor Mey, Meyhane hakkında:

“Farsça, içki içilen yer demektir. Kulun aşk ve şevkle Rabbine münâcât yeri. Kâmil arifin Allah aşkıyla dolmuş gönlü, tekke, lâhûtî âlem.” (Ethem Cebecioğlu; Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü, Otto Yayınevi, 2014)

“Meyhâneden kasıt tekke veya dergâh; mahbup ve maşuktan kasıt ise Cenab-ı Hak’tır. Şem`, ilâhî nur; sâkî ve sârbân mürşit; hum, humhâne, kâse, kadeh, cam kelimeleri âşığın kalbi; mutrip de ilâhî hakikati öğreten kişi yani mürşittir. Bunun gibi daha birçok terim farklı anlamlarda karşımıza çıkar.” (Azmi Bilgin, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C. 40, İstanbul 2011, s. 381.)

Son olarak Ömer Hayyamın şiirlerinin matematikse cebir düşüncesiyle yazıldığı söyleniyor.

Umarım faydalı olmuştur.
488 syf.
·24 günde·Beğendi·10/10
Dünyanın en iyi kurgu eseridir.

Don Kişot -asıl adı Alonso- dünya edebiyatında öyküden romana geçişin ilk adımıdır. Cervantes, Don Kişot'la modern romanın kurucusu olmuştur.

Cervantes'in maksadı aslında bu ipe sapa gelmez şövalye romanlarıyla adamakıllı dalga geçmektir.
Hayal ile gerçek dünyanın genellikle iç içe anlatıldığı romanda komik birçok öge bulunmaktadır.

Dili oldukça açık, sade ve anlaşılırdır. Genelde cümleler uzundur.
Roman, yaşlı şövalye Don Kişot'un atı ve uşağı Sancho ile birlikte yaşadığı serüveni anlatır.
Don Kişot, okuduğu romantik çağ şövalyelerinin romanlarından etkilenerek bu kurumun yeniden canlandırılması için yola çıkar. Ancak ideali ile kendi gerçekliği arasında trajikomik bir uçurum vardır.

Cervantes'i anlatan bir sunuş yazısında şu cümlerler yer almaktadır. İnsan hayatında üç kez Don Kişot okumalıdır. Kahkahaların bolca dudaklara fırlayıp duyguları harekete geçireceği gençlikte, mantığın hakim olmaya başladığı orta yaşta ve her şeye felsefe açısından baktığı ihtiyarlıkta.
488 syf.
·Beğendi·10/10
Kahramanımız 16. yüzyılda ispanya manço eyaletinde yaşayan "kesada"adlı bir soyludur.Fakat bu soylu kişi, pek öyle varlıklı biri değildi.Köy sınırları içinde birkaç parça tarla ile tepenin üstünde yükselen şato, biçimde inşa edilmiş evi, tüm varlığı oluşturuyordu kesada sürekli olarak şövalyelik üzerinde romanlar okuyordu.Bu romanlarla aklını kaçırmıştı kendini devler ülkesinde sanıyordu ve kendini bekleyem bir prensesin onu beklediğini sanıyodu.
488 syf.
·Puan vermedi
Don Kişot, diğer okuduğum kitaplara göre farklı bir kitap oldu benim için.

Senyör Kesada şövalye romanlarıyla kafayı bozmuş biridir ve kendi aklında uydurduğu bir sevgilinin rızasını kazanmak için şövalyelik maceralarına atılır. Yanına aldığı zayıf, güçsüz atı ve seyisi Sanço ile maceradan maceraya koşar. Sonunda olaylardan nasibini alır ve aldığı son yenilgiyle aklı başında olarak evine -şatosuna- döner.

Bence yazarın aslında anlatmak istediği, insanın kendisi gibi değil, arzu ve ihtiraslarla dolu olduğu. Hayal ve gerçekle iç içe yaşadığımız. Bunu da aslında bir nevi alaya almış, komik bulduğunu göstermiş bu kitapla.

...
"Sanço'nun hakkı var," diyorlardı, "Ümitsizliğe kapılmayın senyör Kesada. Hiçbir şey kaybolmuş değildir. Yaşamak güzeldir. Memleketi aydınlatan şu pırıl pırıl güneşe bakın; şu çayırların güzelliğine bakın; sevinçle öten şu kuşları dinleyin."
Fakat bu doğru ve güzel sözlerin hepsi havaya gidiyor. Don Kişot mahzun rüyasından bir türlü uyanamıyordu. Her gün onun bir parça daha mezara yaklaştığı ve talihe boyun eğdiğini görüyorlardı.
...
488 syf.
·Puan vermedi
Spoiler İçerir.

İlkokul zamanlarından okuduğum her küçük kızın aşığı olduğu
kahraman sovalye hikayelerinin bulunduğu kitaptır. Büyüyünce tekrar okuyacağım demiştim ve okudum.
488 syf.
İnsanı büyüleyen olağanüstü bir kitap.Uslubu yazıldığı çağa göre oldukça ileri bir teknikle yazılmış.Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.İyi okumalar...:)
474 syf.
·Beğendi·9/10
O küçükken okuduğumuz, yarıda bırakıp sıkıldığımız kitaba bir şans daha verdim. Hikaye ne kadar kısaltılırsa o kadar değerinin ve hissiyatının düşeceğine kanat getirdim. Benim için paha biçilmez bir yolculuktu bana birçok şey kattı diyebilirim deli sanılan Alonso'nun naifligi ve düşüncesi ince duruşu beni büyüledi. Yazar gerçekten çok başarılı bir iş ortaya koymuş kitabı seveceğimi taa girişi okurken anladım. Hatırlayıp gülümseye bileceğim bir çok anı verdiği için Cervantes'e teşekkür etmek isterdim. Her yaştan insanın okumasını isterim. Dediğim gibi yeni dünyalara...
247 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Adolf HİTLER in bir yahudi düşmanı olduğunu biliyoruz.
Hitler 10 yaşındayken annesini de babasını da kaybeder. Kardeşi de 6 yaşında kızamıktan ölmüştür. Artık hayatta tekti.
Çocukluğundan beri ırkçı ve dinci söylemleri yüzünden hem okuldan hem de devlet tarafından cezalar aldığı bilinir.
• Sovyetler Birliği'nin yıkılması ardından ortaya çıkan rakamlarla birlikte, 10-11 milyon civarında insanın Nazi rejimi tarafından öldürüldüğünü göstermektedir. Bu yahudilerin yaklaşik 3/2si demek
• Aslında Hitler hiçbir zaman toplama kamplarını ziyaret etmemiştir. Psikolojisinin bozulacağından korkmuştur.

- Yahudi çocukların gözlerine mavi boya enjekte etmek
- Gaz odalarında katletmek
- karbonmonoksit ve siyanür kullanmak
- Zyklon B kullanmak...
Bunlar nazilerin kullandığı ve bizim bilebildiğimiz sadece birkaç öldürme tekniğidir. Çunkü deneyler ve sonuçların hepsi , bizzat naziler tarafından yakılmıştır.
Hıtler de bizzat doktoru (şarlatan ) morelle tarafından kobay olarak kullanılmıştır. İşin aslı morelle onu yavaş yavaş zehirlemiştir.

Hitler, Alman milletinin istikbalinin bir
mikroptan farksız gördüğü Yahudilerden
milletinin ırkının bir an önce temizlenmesi
gerektiğini ve ne pahasına olursa olsun tüm
dünya buna karşı gelse bile artık bunu bir vatan
görevi sayıp yola çıkmanın gerekliliğini ileri
sürmüştür. Tüm hayatı boyunca bu ideolojiye bağlı kalmış ve bunun için can almıştır. Öldüğunde bile cesedinin yahudiler tarafından kullanılmamasını istemiş ve yaktırmıştır. Önce 6 çocuğunu öldürmüs ardından eşi ile intihar edip cesetinin yakılmasını emretmiştir.

* * Kitapta daha birçok bilgi kanıtlarıyla sunulmuştur. Führeri merak edenler okumalıdır. Hitlerin bu akılalmaz psikolojisini anlatan bildiginiz kitap önerilerine açığım..
184 syf.
Spoiler içerir !

Ilk romanlardan olan bu kitabı okurken destan ve efsane unsurlarına rastlanabiliyor.
Kitabın içeriğine baktığımızda şövalye olmak isteyen bir adamın şövalye olmaya çalıştığında yaşadığı olayları anlatmaktadır.
Kitap ilk eserlerden olmasına rağmen gayet güzeldi ayrıca yazarlarımızın uslubu ve sadeliği ile kitabın anlasilir olması güzeldi.
Incelemem ne kadar iyi bilmem ama sadece yorumladım umarım beğenirsiniz.
Keyifli Okumalar
Saygı ve sevgiler

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Savaş Özpınar
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Üsküdar, İstanbul, 1969
Ahmet Savaş Özpınar 1969 yılında Üsküdar'da doğdu.Çocukluğunda duvarlara resim çizdiği için evden; ergenlik çağında aşklarını sınıf duvarlarına yazdığı için okuldan; doğru bildiklerini de ulaşabildiği her yere yazdığı için insanların yanından kovulduğunu söylüyor ve bu yüzden de kendini bir "Nefy-i Ebedi" yani "Sonsuz Sürgün" olarak adlandırıyor.Ortaokul yıllarında karikatür çizmeye başladı.Oğuz Aral, Semih Balcıoğlu ve Altan Erbulak'ın öğrencisi oldu.Karikatürleri Gırgır, Çarşaf, Hıbır, Limon ve Leman mizah dergilerinde yayımlandı.1997 yılında Radyo 34'te başladığı radyo programcılığına daha sonraki yıllarda 106 istanbul FM, Radyo7 ve Marmara FM'de devam etti.Gece yarılarından sonra "Gezgin" adıyla radyo programları yaptı.1998 yılında, İstanbul FM yayın grubuna bağlı olan İSTV KanalTek Televizyonu'nda "Gezgin'in Seyir Defteri" adlı şehir-anlatı programını hazırlayıp sundu.İlk kitabı "Aşk ve Cinayet Koleksiyonu" 2001 yılında yayınlandı.İkinci kitabı "Vazgeçmenin Bilge Soytarısı" ise 2003 yılında okuyucusuyla buluştu.Mekânsız, kimsesiz sokak insanlarını ve delilerin öykülerini anlattığı "Kuralsız Utangaç" adlı tek kişilik gösterisini başta üniversiteler olmak üzere çeşitli belediyelerin kültür etkinliklerinde sahneledi.Radyo programlarında, tek kişilik gösterisinde, kitaplarında ve çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlanan yazılarında "Ahmet Savaş" adını kullandı, bu isimle tanındı.Cağaloğlu'ndaki çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptığı yıllardan başlayarak, televizyon sektörüne geçtiği dönemde soyadını da kullandı ve çalışmalarına "Ahmet Savaş Özpınar" imzasını atmaya başladı.TVNet Televizyonu'nda, yakın dönemin siyasal ve toplumsal olaylarını gündeme getirdiği belgesel program "Kayıp Tarih" i 70 bölüm hazırlayıp sundu.2011 yılı Mayıs ayında "Hayyamlar ve Yamyamlar" adlı yeni kitabı okurlarıyla buluştu.Halen Çekmeköy Belediyesi Basın Danışmanlığı görevini sürdürüyor.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 124 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 54 okur okuyacak.