Ahmet Turan Alkan

Ahmet Turan Alkan

Yazar
8.8/10
45 Kişi
·
184
Okunma
·
18
Beğeni
·
1.851
Gösterim
Adı:
Ahmet Turan Alkan
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
Sivas, Türkiye, 1954
Ahmet Turan Alkan, 1954 yılında Sivas’ta doğdu; İlk, orta ve lise eğitimi bu şehirde tamamladıktan sonra 1972 yılında A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi; bu fakültenin Siyaset ve İdare bölümünden 1977 yılında mezun oldu.
İlk köşe yazısını 1974 yılında, Sivas’ta çıkan mahalli Anadolu gazetesi’nde yayınladı. Sivas Ülkü Ocakları Derneği tarafından dört sayı yayınlanan “Pusat” isimli “bülten-dergi”ye emeği geçti; 1976-77 tarihleri arasında “Fedai” adlı haftalık dergiyi yönetti ve yayınladı.O yıllarda öğrenci olaylarının yoğunluğu sebebiyle fakülteye devamda zorluklarla karşılaşınca Sivas’ta yeniden yayınlanmaya başlayan “Hadiselerle Hakikat” gazetesi’nin yazı işleri müdürü olarak çalışmaya başladı; bu gazetede, sadece yazı işlerinde değil, bir gazetenin ve matbaanın gerektirdiği hemen her işte bilfiil tecrübe edindi. 1978 Yılında Ankara’da yayınlanan Hasret ve Genç Arkadaş dergilerine kısa süre katkıda bulundu.

Mezun olduktan sonra Sivas’a dönen yazar, Hakikat gazetesinde kadrolu fikir işçisi olarak iki yıl kadar çalıştıktan sonra 1980’de askerlik hizmeti için Tatvan’a gitti. 1982 başında askerliğini tamamlayarak Sivas’ta bir muhasebe bürosunda üç yıl çalıştıktan sonra 1985 yılında Cumhuriyet Üniversitesi’ne göreve başladı. Yüksek Lisans ve Doktorası’nın tamamlayarak İİBF Kamu Yönetimi bölümünee öğretim üyesi atandı.

1989 Yılında düzenli olarak başladığı yazarlık hayatı süresince muhtelif gazete ve dergilerde denemeleri yayınlandı; 19 basılı eseri bulunan yazar, halen Zaman Gazetesi’nde ve Aksiyon dergisinde yazı hayatına devam ediyor.

2008 yılında Cumhuriyet Üniversitesi’nden emekli olarak akademik kariyerini noktalayan Ahmet Turan Alkan, aynı yıl İstanbul Üsküdar semtine taşındı.
...Elbette bugün dahi öncelikle okunması gerektiğine inandığım bir kitap listesi var, ama bu benim için doğru olan ve bana hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığım bir liste...
... Eğer bayramlar ve kudsiyet izafe ettiğimiz günler bizim için bir mana ifade ediyorsa, senenin her gününü aynı istikamet titizliği, davranış güzelliği, idrak yüksekliği ve mü'min şuuruyla değerlendirmek şart olur...
... Türkçeyi yuppie aksanıyla konuşan, "marka giyinen", "fast food"la öğün geçiştiren," friend"iyle "sosyal arkadaşlık" kuran, Amerikan kır hayatının sıradan insanlara özenen, pop müzik dinleyerek evrensel ruhla irtibata geçtiğini zanneden, yerli değerleri sadece yerli olduğu için aşağılık kompleksinden kaynaklanan bir refleksle küçümseyen gencin çizdiği karakterde orijinli tarif eden hiçbir işaret yok gibidir; o, kendini bir dünya vatandaşı gibi hissederken, farkına bile varmadan popüler kültürü pazarlayan çok milletli şirketlerin güvenilir (abone) ve isimsiz (no name) tüketicisi haline gelir...
... Bilhassa kitap işlerinde bugün bizim üçüncü hamur diye bildiğimiz sarımtrak dokulu kağıdın daha makbul sayıldığını haber verelim. Birinci hamur parlaktır, ışığı yansıtır, gözü yorar, okumayı güçleştirir ve hafif gramajda kullanılırsa "arka verir", yani sayfanın arkasındaki yazı, ön tarafından belli olur.

Peki, siz yıllardan beri Kur'an-ı Kerim'in niçin sarı renkli "nohudi" kağıda basıldığını bilmiyor muydunuz?
Kalkın ey ehl-i vatan dediler. Kalktık. Bilahire baktık ki herifler yerimize oturmuşlar.
Ahmet Turan Alkan
Sayfa 48 - Ötüken Neşriyat
...Belki de "zihayat" bulunmanın, halen yaşıyor olmanın bütün lezzeti bundan ibaret; neyin doğru olduğu yolunda fikren cehd gösterilmeksizin geçirilmiş bir gün kayıptan sayılmalı; "acaba verdiğim karar doğru muydu?" endişesinden salim geçirilmiş bir zaman, bel ki de gaflet denilen şeyin ta kendisi. "Hakikat aranmakla bulunmaz; ama onu bulanlar yalnızca aramış olanlardır" diyen sufinin işaret ettiği nükte böyle bir şey midir?...
Mükemmel bir kitaptır. Birbirinden değerli ve başarılı pek çok denemenin bir arada olduğu, Türkçenin harikulade kullanıldığı bir kitap. Ahmet Turan Alkan'ın 1990-95 arasındaki dönemde çeşitli yayın organlarında yazdığı denemelerden oluşur. Yazarın üslubu mükemmeldir. Ali Desidero, Üç Noktanın Söylediği, Şairler ve Şiir aleyhindedir gibi denemelerin tadı halen damağımdadır.
Bayılıyorum ben bu adama. Kelimeler dans ediyor adeta sayfada.O kadar yerli yerinde ki her şey onu her okuyuşumdan sonra bir daha yazmasam mı? sendromu yaşıyorum. Bu da en keyifli kitaplarından biri. Alın çayınızı uzanın şöyle koltuğa ve bana hak verin nihayetinde.
Yazarın Beş şehir isimli kitapta kendi şehri olan Sivas'ı bulamaması ile yola çıktığı eserde, Sivas şehriyle ilgili eski anılara ve hikayelere yer vermiştir. Şehrin eski sakinlerinin rahatlıkla hatırlayacağı mekanların ve isimlerin bulunduğu samimi bir eserdir. Sivaslı olmayanların da Anadolu insanının samimiyetini ve doğallığını göreceği bir şehre adanmış bir coğrafyayı temsil eden bir kitaptır.
Bilgi ve alt yapı ile sorunsuz okunabilecek bir kitap Ve verilebilecek tüm birikimi vermeyi hedefleyerek yazmış yazar
Ancak ağır geldiği yerler de oldu
Beğendim
Kitabı okumaya başlamadan evvel kararsızdım. çünkü Sivas Türkiye'nin bir şehri olması haricinde çok da merak uyandırmıyordu bende. ancak okuduktan sonra anladım ki, Anadolu Anadoludur. Yani, farklı mekanlarda benzer hayatlar yaşanıyormuş. Ahmet Hoca ile aramızda nesil farkı olmasına rağmen ben bile çok şey buldum kendime ait. Kızılırmak sularında ha Sivas'ta çimmişsiniz ha Kırıkkale'de ha Vezirköprü-Durağan berzahında ha da Bafra Ovasında...Ya da Kızılırmak değil de Aras olsun, Fırat olsun, Gediz olsun bu... Kitap güzel bir Türkçe ile yazılmış, naif bir kitap. Hele bir hamam günleri var ki; tarifsiz!
*Yazar Ahmet Hamdi’nin “Beş Şehir” denemesinde Sivas’ın olmamasına hayıflanıp kendisi kaleme almış Sivas’ı
*60-70’li yılları o dönemdeki Sivas’ın dokusunu çok güzel hissettiriyor. Sivas’ı Sivas yapan öğeleri titizlikle incelemiş üslubunun edebi yönü kuvvetli keyifle okuyorsunuz.
* Yazar Sivas’ı hem gezdiriyor hem de halkın hangi sosyolojik süreçlerden geçtiğini açıklıyor. Kitapta o dönemin siyasi sosyal olaylarını da gözlemleyebiliyorsunuz.
Ahmet Turan Hoca'nın Zaman'ın pazar eki Turkuaz'da yazdığı denemelerin toplandığı bir kitapla karşı karşıyayız. Yazıların bir bölümünü zaten hatırlıyordum ama kaçırdıklarım da olmuştu. Hepsini bir arada görmek büyük bir keyif doğrusu. Sayın Alkan yine kalem erbablığını konuşturmuş! Yazılar çok iyidi ama esela, Urfalıların isot tarlası hikayesi bir harikaydı. Ya da şu üçüncü tekil şahıs ve biz münasebeti... O yazıdan sonra dikkat ettim de bu tür megalomanlardan ziyadesiyle var etrafımızda.
Aslında söylenecek çok şey var ama soba yazısının da muhteşemliğiyle mevzua son noktayı koyalım. Şayet Türkçe'nin güzel bir örneğini görmek isterseniz hiç düşünmeden alabilirsiniz.
Ahmet Turan Alkan'ın görüşlerine katılırsınız ya da katılmazsınız; o ayrı bir konu ama onun yazılarını beğenmek demek bir bakıma Türkçe ile gurur duymak demektir. Aksiyon'da Kalem İşleri başlığıyla yazdığı yazıları bu kitap da bulabilirsiniz; tabii ki Türkçenin ihtişamıyla birlikte...
Hocanın Türkiye Günlüğü'nde çıkmış olan 1995 öncesi yazılarının bir araya getirildiği ufkunuzu açabilecek; güzel bir kitap... Hem Türkçe'nin büyüklüğünü anlamak hem de makalelerin yazıldığı devri hatırlamak isterseniz kaçırmamanızı tavsiye ederim...
Ülkemizde her yıl binlerce insan hacca gidiyor. Toplam nüfusun içinde de milyonlarca hacı var; ancak maalesef bizde pek çok konuda (askerlik gibi, okul gibi) yazılı eser eksikliği var ve şahsi olduğu için önemsiz gibi görünen konuların esasında toplamda ne kadar mühim olduğunun tam olarak idrak edilememesi gibi hususlar nedeniyle Hac konusunda da yazılı eser bir hayli az. Türkçenin büyük ustalarından Ahmet Turan Alkan, kendi Hac macerasını günlükler-haftalıklar halinde yazıp (Zaman Gazetesinde tefrika da ediliyordu bunlar!) kitaplaştırmış ve ne de iyi etmiş. Aydın duyarlığı ile mümin inceliğinin terkibini görmek için mutlaka okunması gereken hoş bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Turan Alkan
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
Sivas, Türkiye, 1954
Ahmet Turan Alkan, 1954 yılında Sivas’ta doğdu; İlk, orta ve lise eğitimi bu şehirde tamamladıktan sonra 1972 yılında A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi; bu fakültenin Siyaset ve İdare bölümünden 1977 yılında mezun oldu.
İlk köşe yazısını 1974 yılında, Sivas’ta çıkan mahalli Anadolu gazetesi’nde yayınladı. Sivas Ülkü Ocakları Derneği tarafından dört sayı yayınlanan “Pusat” isimli “bülten-dergi”ye emeği geçti; 1976-77 tarihleri arasında “Fedai” adlı haftalık dergiyi yönetti ve yayınladı.O yıllarda öğrenci olaylarının yoğunluğu sebebiyle fakülteye devamda zorluklarla karşılaşınca Sivas’ta yeniden yayınlanmaya başlayan “Hadiselerle Hakikat” gazetesi’nin yazı işleri müdürü olarak çalışmaya başladı; bu gazetede, sadece yazı işlerinde değil, bir gazetenin ve matbaanın gerektirdiği hemen her işte bilfiil tecrübe edindi. 1978 Yılında Ankara’da yayınlanan Hasret ve Genç Arkadaş dergilerine kısa süre katkıda bulundu.

Mezun olduktan sonra Sivas’a dönen yazar, Hakikat gazetesinde kadrolu fikir işçisi olarak iki yıl kadar çalıştıktan sonra 1980’de askerlik hizmeti için Tatvan’a gitti. 1982 başında askerliğini tamamlayarak Sivas’ta bir muhasebe bürosunda üç yıl çalıştıktan sonra 1985 yılında Cumhuriyet Üniversitesi’ne göreve başladı. Yüksek Lisans ve Doktorası’nın tamamlayarak İİBF Kamu Yönetimi bölümünee öğretim üyesi atandı.

1989 Yılında düzenli olarak başladığı yazarlık hayatı süresince muhtelif gazete ve dergilerde denemeleri yayınlandı; 19 basılı eseri bulunan yazar, halen Zaman Gazetesi’nde ve Aksiyon dergisinde yazı hayatına devam ediyor.

2008 yılında Cumhuriyet Üniversitesi’nden emekli olarak akademik kariyerini noktalayan Ahmet Turan Alkan, aynı yıl İstanbul Üsküdar semtine taşındı.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 184 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 114 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.