Ahmet Yaşar Ocak

Ahmet Yaşar Ocak

YazarDerleyenEditör
9.0/10
122 Kişi
·
386
Okunma
·
52
Beğeni
·
2146
Gösterim
Adı:
Ahmet Yaşar Ocak
Unvan:
Akademisyen, Tarihçi, Yazar
Doğum:
Yozgat, 1945
Yozgat'ta doğan (1945) Ahmet Yaşar Ocak yüksek tahsilini İstanbul İlahiyat Fakültesi'nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Aynı fakültede asistan oldu. Doktorasını Strasbourg Üniversitesi'nde, doçentlik ve profesörlüğünü ise Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü'nde yaptı. Ocak, Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevliliği görevini devam ettirmektedir.
"Bir yabancı ölmüş diyecekler,
Üç günden sonra duyacaklar,
Soğuk suyla yıkayacaklar,
Şöyle bir yabancı, benim gibi"
"Kalenderîler halk arasında hoşgörülü ve herkesle kolay geçinen kimselerdir. Bu sebeple bu huylara sahip kişilere 'kalender-meşrep' denir."
"Gece gündüz yavrucaklar,
Söyleşirken bülbül gibi,
Ölüp gitmiş de onlar, anaları
Mezarları başında bekleyip duruyor."
Mevlana Şems-i Tebrizi'de gördüğü kalenderane tavra hayrandır. Onun derin melamet felsefesinden kaynaklanan dünyaya zerrece değer vermeyen, dünyanın peşinden kendini harap edercesine koşan insanlara karşı takındığı o tepeden bakış tavrına hayrandır.
Türkiye’de tarihçiliğin ana karakteri ‘’Türkosantrik’’ olmasıdır. Dünyada sadece biz Türkler varmışız ve milletimiz, tarihimiz hatasız, kusursuz ve muhteşem tek tarihmiş gibi düşünülüyor; genel görünümü itibariyle Türk tarihine odaklanmış bir tarihçiliğimiz var. Kendi tarihimize eleştirel bakmak sapkınlık gibi görülüyor. Bu yüzden başka toplumların, hatta burnumuzun dibindeki komşularımızın tarihini ve kültürünü hiç merak edip incelememişizdir.
Kâdî İyâz r.a. 'ın Eş- Şifa' sında denir ki, "Kim Peygamber'in(sav) dört sahabesine, hz. Muâviye'ye ve hz. Amr b. el-Âs'a hakaret ederse, sapkınlık ve küfür üzerinedir ve katlolunur. Bunların dışındakilere hakaret eden olursa, ibret olacak şekilde bir ceza ile cezalandırılır." İmâm-ı Mâlik hz. 'den rivayet olunduğuna göre, kim hz. Ebûbekr(r.a)'e hakaret ederse değnek cezası verilir; kim hz. Âişe(r.a.)' e hakaret ederse katlolunur. Kim Peygamberin(sav) hz. Âişe dışındaki hanımlarından birine hakaret ederse, bu konuda iki görüş vardır: Birincisine göre katledilir; ikincisine göre ise, tıpkı iftiracıya yapıldığı gibi değnek vurulur. Ben birincisine inanıyorum.
Ahmet Yaşar Ocak
Sayfa 343 - Mevlânâ Ahaveyn'in Risâle fî Ahkâmi'z-Zındık isimli eserinden naklen *meşhur olan yaklaşım, acı verici edeptir.
... Zındık ve mülhid [...] Sünnilik dışı her türlü şüpheli inancı, materyalizmi, ateizmi, agnostisizmi ve eninde sonunda, inanç, devlet ve toplum düzeni için tehlikeli olduğuna inanılan her türlü fikir ve dini eğilimi belirleyen bir terim olmuştur...
Yunus Emre'yi bugün Türkiye'de tanımayan, en azından adını duymayan herhalde çok az insan vardır.
Ahmet Yaşar Ocak
Sayfa 9 - Ahmet Yaşar Ocak
418 syf.
·Puan vermedi
Oldukça doyurucu ve bir o kadar da yorucu bir kitap... Ahmet Yaşar Ocak, bu eserinde Zındıklık ve Mülhidlik kavramlarının kökenine inerek, bunların Osmanlı toplumundaki yansımalarını ele almış. Zındık ve Mülhid kavramlarını açıklamak gerekirse: Zındık, Allah'a ve ahirete inanmayan kimseler için kullanılırken (bu daha çok günümüzdeki kullanımı, kitapta bu kelimenin kökeni hakkında detaylı bilgi veriliyor) Mülhid ise ilhad eden demektir; yani dininden dönen kimse.
Işte bu iki mefhumu ana odak olarak alan Ahmet Yaşar Ocak, bu kavramların Emevi, Abbasi gibi Islâm devletlerindeki yerine değindikten ve ilk Zendeka hareketlerini irdeledikten sonra, konuyu Osmanlı Devleti'ne taşıyor. Osmanlı'da bu şekilde itham edilen ilk şahsiyet Şeyh Bedreddin'e uzun bir bölüm ayırarak, detaylı ve tarafsız bir şekilde, bilimsel yöntemlere de başvurarak bu konuyu açıklığa kavuşturuyor.
Ilerleyen bölümlerde, yine aynı şekilde itham edilen ve kimisi de gerçekten bu zındıklık oluşumun içerisinde bulunan ve Osmanlı kaynaklarında da yer alan diğer zendeka faaliyetleri aktarılıyor. 15 ve 17. Yüzyılları kapsayan bu çalışmada, dönemin olayları güzel bir şekilde aktarılıyor, her iki tarafın kaynakları da incelenip, olay bir sonuca bağlanıyor... Başta da belirttiğim gibi, kitap oldukça doyurucu ve bir o kadar da ağır diyebilirim, özellikle teolojik bazı terimlere hakim olmayı gerektiriyor. Bu alana ilgisi olanlar için keyifli ve öğretici bir okuma olacağı fikrindeyim.
355 syf.
·4 günde·1/10
Ahmet Yaşar Ocak, son dönemin en büyük tarihçilerinden sayılıyor. Kazim Mİrşan ve Halil İnalcık ile beraber hem ülkemizde hem de dünyada kabul görmüş büyük ilim adamlarındandır. Türk sufiliğiyle alakalı kaleme aldığı eser başlangıçta oldukça doğru iki görüş ile başlıyordu. Birincisi; Türk tasavvuf tarihinin yeterince incelenmemiş olması ve bu konuda çalışmalar yapılmasına dair gerekliliği ifade etmişti ki gayet doğrudur. İkinsici: Türk tasavvuf tarihine dair objektif eserlerin olmayışı idi. İnsanlar bazı tarihsel kişiliklere gerçek kişiliklerden bağımsız olarak hayali bir profilden bakıyor ve inanıyor denmişti. Bu da kesinlikle doğrudur. Bu söz beni umutlandırmasına rağmen devamında büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü eserin objektiflik noktasında bazı sıkıntıları olduğunu gördüm Şahsi inceleme ve görüşüme göre, yazarın Türk sufiliğine bakışlar derken kastettiği; kendi şahsi bakışıdır. Eserin objektif olduğunu düşünmüyorum. Maalesef.

Eserle alakalı çok not almıştım, konuyu çok detaylı olarak açıklamayı düşünüyordum. Lakin gördüğüm kadarı ile; akademisyenlerin dahi taraf olduğu bir konuda görüş beyan etmek, konuşulmaması gereken bazı mevzulara girmek okuyucular arasında olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Bu sebeple detaylı inceleme yapmayacağım.
355 syf.
·Puan vermedi
Ahmet Yaşar Ocak hocanın, Türk sufiliğini genel olarak değerlendirdiği bu eserde, Hoca Ahmet Yesevi, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli gibi dönemin önemli şahsiyetlerine ve onların dini anlayışlarına değiniliyor.
Ayrıca Şii, Alevi, Bektaşi gibi dini oluşumların tarihlerine ışık tutuyor, bu oluşumların tarihi süreç içerisinde nasıl gelişip, şekillendiğini sade ve anlaşılır bir üslupla bizlere aktarıyor.
Dini boyutu bir yana, Türk dünyası için de önemi büyük olan bu büyük Türk alimlerini tanımak, onların akideleri, dini anlayışları hakkında genel bir bilgi sahibi olmak için okunması gereken güzel bir eser olduğunu düşünüyorum.
208 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Ahmet Yaşar Ocak'lı Türkler, Türkiye ve İslam adlı eserinde Müslümanlığın Türklere nasıl cereyan ettiğini tarihsel bir perspektifte anlatırken, diğer yandan günümüz Laisizm-İslamcılık karşıtlığının sosyolojik bir incelemesini yapmış. Kitapta İslam aleminin ne gibi sorunları olduğu bu sorunları nasıl aşacağını güzel bir şekilde tarif ederken aynı zamanda İslam aydınlarının bu sorunlar karşısında nasıl bir strateji izleyeceğini açıklayan kült bir eser yazmış
Göksel Aydın
Göksel Aydın Alevî ve Bektaşî İnançlarının İslâm Öncesi Temelleri'ni inceledi.
312 syf.
·Beğendi·10/10
Alevi - Bektaşi inancının temel olarak İslam öncesi gelenekler ve İslam'ın getirdiği kurallar çerçevesinde birbirine entegre olduğunu söyleyen Ahmet Yaşar Hoca, Türk İslam öncesi akademik çalışma alanında kült isimlerinden birisidir. Bir çok Alevi-Bektaşi menkıbesini tarayarak İslam öncesinden gelen geleneklerin (örneğin Evliya Kültü) günümüzde varlığını sürdürdügünü, halen etkin bir sekilde toplumu etkilediğini belirtmekte.
baycukhan
baycukhan Babailer İsyanı - Aleviliğin Tarihsel Altyapısı'ı inceledi.
282 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Tarihi süreçte yaşanan bir takım olayların ama ekseninde içtimai, iktisadi ve ahlakı nedenlerin olduğunu, salt dini akım ile açıklamanın yetersiz olacağını ortaya koyan tarihi ilmi bir kitap. Bunun yanında, bize öğretilen ve anlatılan birçok tarihi ve dini şahsiyetlerin aslında bambaşka olabileceğini de kayıtları ile gösteren kaynak bir kitap.
Meraklısı için mutlaka okunması gereken ufuk açıcı bir kitap.
208 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Güzel kitap yıllarca süren laiklik ve muhafazakarliğin bizi gerilettiğinden bahsetmiş orta asya türk geleneği kızılbaşlilik tarikatlar sünni şii islam düsünce gayet akici okunabilir
536 syf.
·103 günde·8/10
Kitap ciddi bir birikimin ürünü, yazar geçmişe dair meselelere oldukça tarafsız ve sorgulayıcı yaklaşmış. Osmanlı'da din-devlet ilişkeleri ile ilgili bölüm oldukça ufuk açıcı. ilgillerine tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Yaşar Ocak
Unvan:
Akademisyen, Tarihçi, Yazar
Doğum:
Yozgat, 1945
Yozgat'ta doğan (1945) Ahmet Yaşar Ocak yüksek tahsilini İstanbul İlahiyat Fakültesi'nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Aynı fakültede asistan oldu. Doktorasını Strasbourg Üniversitesi'nde, doçentlik ve profesörlüğünü ise Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü'nde yaptı. Ocak, Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevliliği görevini devam ettirmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 52 okur beğendi.
  • 386 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 451 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.