Ahmet Taner Kışlalı

Ahmet Taner Kışlalı

YazarÇevirmen
8.4/10
37 Kişi
·
137
Okunma
·
40
Beğeni
·
3.807
Gösterim
Adı:
Ahmet Taner Kışlalı
Unvan:
Türk Siyaset Bilimci, Siyasetçi (eski Bakan), Yazar ve Öğretim Üyesi.
Doğum:
Zile, 1939
Ölüm:
Ankara, 1999
Babası Ziraat Bankası veznedarı Hüsnü Bey, annesi Kilis Kemaliye İlkokulu öğretmeni Lütfiye Hanım'dır. Kilis Kemaliye İlkokulu’ndan (1951) sonra, Kilis Ortaokulu’nu ve Kabataş Erkek Lisesi’ni (1957) bitirmiştir. Kabataş Erkek Lisesi'nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazanmış, okurken bir yandan da Yeni Gün'de spor muhabirliği yapmıştır. 1962-1963 yılları arasında Yenigün Gazetesi'nde yazı işleri müdürlüğü de yapmıştır. Paris Üniversitesi'nde anayasa hukuku ve siyaset bilimi dalında Modern Türkiye'de Siyasi Güçler başlıklı doktorasını yaptı. Fransa'da tanıştığı Bordo'lu Nicole (Nilgün Kışlalı) ile 1968 yılında evlenen Kışlalı'nın, bu evlilikten iki kızı (Altınay ve Dolunay) olmuştur. Hacettepe Üniversitesi'nde siyaset sosyolojisi alanında öğretim üyeliğine başlamıştır. Askerlik dönüşü üniversiteye kabul edilmemiş, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne geçmiştir. 1972 yılında doçent olmuştur. 1971-1977 yılları arasında Yankı dergisi'nde yazdığı yazılarla CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in dikkatini çekmiş ve 1977 yılında CHP listesinden İzmir milletvekili seçilmiştir. 1978'de Bülent Ecevit hükümetinde kültür bakanı olarak görev yapmıştır. Kültür Bakanlığınca'nca Ulusal Kültür dergisini yayımlatmıştır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde siyaset bilimi dersleri vermeye başlayan Kışlalı, 1988'de profesörlüğe yükselmiştir. 1991 sonunda Cumhuriyet gazetesinde Haftaya Bakış başlığıyla köşe yazıları yazmaya başlayan Kışlalı, 1995 yılında Antalya yolunda birlikte geçirdikleri trafik kazasında eşini kaybetmiştir. 1997'de ikinci evliliğini Nilüfer Kışlalı'yla yapan Kışlalı'nın bu evlilikten üçüncü kızı (Nilhan Nur) dünyaya gelmiştir. A. Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü, saat 09.40'da Ankara'da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Akit gazetesi suikastten önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı'nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti.

Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü saat 09:40'da Cumhuriyet gazetesine yazdığı son yazısını faksladıktan yaklaşık 19 dakika sonra evinden çıktı. 06 GK 377 plakalı aracına yönelen Kışlalı, arabasının üstüne silecek ile kaput arasına konulmuş poşete sarılı paketi alıp sol eliyle kapıyı açtığı sırada büyük bir patlama meydana geldi. Sol kolu kopan Kışlalı site bekçisi Arif Emirhan Kılıç tarafından Bayındır Hastanesi'ne götürüldü. Saat 10:02'de kalp koroner atışı durmuş, nabzı hızlanmış ve bilinci kapanmış bir şekilde Tıp Fakültesi Hastanesi'ne getirildi. Operatör Dr. Hasan Karakış tarafından yapılan muayene sonrası öldüğü tespit edildi. Ölüm raporu yine Hasan Karakış tarafından hazırlandı ve Dr. Ersin Kaya tarafından basın açıklamasıyla bildirildi. Mezarı Ankara'da Karşıyaka Mezarlığı'ndadır.
"Bu ülkede Atatürk'ü yıkarak olumlu bir şeyler yapabileceğini sananların, kendi küçük dünyaları içinde büyük bir yanılgıyı yaşadıklarını sanıyorum."
Ahmet Taner Kışlalı
Sayfa 21 - Kırmızıkedi, 1. Basım Mart 2018, Bütün Eserleri - 1
Mıknatıs demire sormuş:
-En çok kimden nefret edersin?
-Senden, demiş demir; çünkü çekersin, ama kendinde tutacak kadar gücün yoktur.
"Mustafa Kemal 'i bilimsel olarak değerlendirebilmenin yöntemi açık:

Hangi koşullardaydı?
Ne yapmak istiyordu?
Ne yaptı?
Sonuç ne oldu?
Ahmet Taner Kışlalı
Sayfa 20 - Kırmızıkedi, 1. Basım Mart 2018, Bütün Eserleri - 1
“Cesaretim olsa , tıpkı İnce Memed’in destanını yazdığım gibi, Mustafa Kemal’in de destanını yazmak isterdim”
"Eğer Türkiye' de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal'e saldırmanız elbette ki tutarlıdır.

Eğer Türkiye’nin bir bölgesini ayırıp ırkçı bir devlet kurmak peşindeyseniz, Mustafa Kemal’e saldırmanın elbette tutarlı bir yanı vardır. "
Ahmet Taner Kışlalı
Sayfa 19 - Kırmızıkedi, 1. Basım Mart 2018, Bütün Eserleri - 1
Kırgızistan’daki, Özbekistan’daki, Tataristan’daki ya da burnumuzun dibinde Azerbaycan’daki insan mı?
Amerika’da Türk anne-babadan doğmuş , iki cümle Türkçe bilmeyen çocuk mu?
Turgut Reis’in Tunus’ta yaşayan uzak torunu Abdülkebir Dargut mu?
Çepni, Kınık,Bayındır,Afşar,Alaçeri,Çoğandur,Alpagut ve Cihangir gibi Kürtçe konuşan Türkmen boyları mı?
Eğer ölçüt konuşulan dil ise,Talabani aşiretinin Türkçe konuşan bir kolunu nereye koyacağız?
Oğuzhan’ın 24 torunundan birinin adı Kürt. Şimdi bu Kürt, Türk mü Kürt mü?(Türk ve Kürt sözcüklerinin çarpıcı benzerliği bir rastlantı mı?)

Alman profesör De Groot, Orhun Anıtları’nda kullanılıp bugün Anadolu Türkçesinde kullanılmayan, ama Kürtçede kullanılan tam 532 sözcük saptamış.

Türk Ulusu dediğimiz şey, bir ırkın değil, ortak kültürün adıdır.
Özbek mi daha bizdendir , yoksa Güneydoğu’nun Türkçe bile bilmeyen köylü kadını mı? İstanbullu bir Ermeniye, Anadolu insanı mı daha yakındır, Ermenistan’daki soydaşları mı?
Tekirdağlı Yahudi, Amerika’da Türk anne-babadan doğan çocuktan daha Türk değil midir?
Geçmişte Atatürk’ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine, tersine daha da büyüyor
Karanlık ellerin suikastine kurban giden Kışlalı nın güzel eseri. Zira kitap Kışlalı'nın gazete yazılarından oluşuyor elbette daha bir düzenlenmiş şekilde. Kitap sizin Atatürk algınızı değiştirmeye çalışmaktan ziyade. Cumhuriyet devrimleri'nin ülkeyi nasıl ileri götürdüğünü görmenizi sağlıyor. Üstelik kitap da. Hiç duymadığınız bir çok tarihi olay ve kişi ilede karşılaşıyorsunuz. Zira doksanların karanlık günlerinede bakışınıza etki edecek kısımlarda var kitapta. Okuyun okutun efendim
Tanıtım açısından muhteşem bir kaynak ama bu, akademik anlamda gerçekten bir giriş kitabı olduğu anlamına gelir mi, bilmem. Kendi adıma, daha dallı budaklı, giriş niteliğindeyken dahi daha geniş ölçekli kitapları tercih ediyorum. Elbette bu alanda, Türkiye açısından incelenmiş olması sebebiyle de anlaşılırlığı kolaylaştıran enfes bir çalışma. Ancak dediğim gibi, fazla genel bir bilgi verimi üzerinde ilerliyor oluşundan ve sanki biraz da dağınıklık vasfı taşıdığından yorucu/sıkıcı olabildi.

Ahmet Taner Kışlalı'nın hakkında okuduğum pek çok şeyden yola çıkarak kendisinde bundan çok daha fazlası olduğunu tahmin ediyorum, diğer kitaplarını da okuyacağım. Bu kitap da pek çok çevre tarafından son derece beğenilmiş olmasına rağmen tarafımca pek beğenilmemiştir.

Dikkatli okumalar.
Kitap Ahmet Taner Kışlalı’nın 1990-1995 yılları arasında yazmış olduğu makaleler ve yapmış olduğu röportajlardan oluşmaktadır. O dönemlere damgasını vurmuş Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların yapmış olduğu siyasetlerin Atatürk’ün ilkelerine nasıl aykırı olduğunu, mirasına bile nasıl sahip çıkalamadığını anlatan bir kitaptır. Günümüze bile uyarlanabilir. İnsan hayretle hala herşeyin aynı olduğunu görünce üzülüyor. Nerden nereye demek vardı fakat siyaset oyunları hiç değişmeyen tek şey.
Siyaset ile siyasi kavramlar konularında bilgi sahibi olmak ve kendisini bu konularda geliştirmek isteyen herkesin okuması gereken kitaplardan birisidir.
Atatürkçülük kavramı, sağlığında yaptıklarının bekçiliğini biçiminde anlayanlar ve sürekli devrimcilik özüne aykırı olarak durağan devrimcilik diye tanımladığım bir kesim ile çok partili dönem başladığında Atatürk’e saygı duydukları halde, Kemalizme karşı olanların toplandığı bir hayranlık çağrışımıdır.
Kemalizm akla ve insancıl değerlere dokunan, özlem duyulan toplumu çağdaş düzeye çıkarabilecek, geri kalmışlıktan kurtarabilecek bir çözüm ideolojisidir.
Atatürkçülük birçok siyasi hareketin ortak düşüncesi olabilir. Ancak Kemalizme daha dar çerçevede bakılması gerekir.
...
“Kemalizm “ilerici” bir ideolojidir. Ne geçmişin bekçiliğini ne de kalıplaşmış bir inanç sistemidir. Değişen koşullar içinde, sürekli ve akılcı bir yenilemeyi ve o yenilemenin ilkelerini içerir.”
Ahmet Taner Kışlalı
Yirmi beş yıl öncenin yazıları olmasına rağmen hem dil hem içerik olarak çok güncel kalabilmiş köşe yazıları. Dünya görüşüne belki katılmazsınız ancak hakkını veren bir yazar ve gazeteciyi okuduğunuzu hissediyorsunuz.
Hangi siyasal sistem neyi savunur hangi şartlar içerisinde gelişmiştir. "Kemalizm'i yeniden canlandıran yazar"'ın muhakkak okuması gereken baş ucu kitabı niteliğinde eseri... Tavsiye ederim...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Taner Kışlalı
Unvan:
Türk Siyaset Bilimci, Siyasetçi (eski Bakan), Yazar ve Öğretim Üyesi.
Doğum:
Zile, 1939
Ölüm:
Ankara, 1999
Babası Ziraat Bankası veznedarı Hüsnü Bey, annesi Kilis Kemaliye İlkokulu öğretmeni Lütfiye Hanım'dır. Kilis Kemaliye İlkokulu’ndan (1951) sonra, Kilis Ortaokulu’nu ve Kabataş Erkek Lisesi’ni (1957) bitirmiştir. Kabataş Erkek Lisesi'nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazanmış, okurken bir yandan da Yeni Gün'de spor muhabirliği yapmıştır. 1962-1963 yılları arasında Yenigün Gazetesi'nde yazı işleri müdürlüğü de yapmıştır. Paris Üniversitesi'nde anayasa hukuku ve siyaset bilimi dalında Modern Türkiye'de Siyasi Güçler başlıklı doktorasını yaptı. Fransa'da tanıştığı Bordo'lu Nicole (Nilgün Kışlalı) ile 1968 yılında evlenen Kışlalı'nın, bu evlilikten iki kızı (Altınay ve Dolunay) olmuştur. Hacettepe Üniversitesi'nde siyaset sosyolojisi alanında öğretim üyeliğine başlamıştır. Askerlik dönüşü üniversiteye kabul edilmemiş, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne geçmiştir. 1972 yılında doçent olmuştur. 1971-1977 yılları arasında Yankı dergisi'nde yazdığı yazılarla CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in dikkatini çekmiş ve 1977 yılında CHP listesinden İzmir milletvekili seçilmiştir. 1978'de Bülent Ecevit hükümetinde kültür bakanı olarak görev yapmıştır. Kültür Bakanlığınca'nca Ulusal Kültür dergisini yayımlatmıştır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde siyaset bilimi dersleri vermeye başlayan Kışlalı, 1988'de profesörlüğe yükselmiştir. 1991 sonunda Cumhuriyet gazetesinde Haftaya Bakış başlığıyla köşe yazıları yazmaya başlayan Kışlalı, 1995 yılında Antalya yolunda birlikte geçirdikleri trafik kazasında eşini kaybetmiştir. 1997'de ikinci evliliğini Nilüfer Kışlalı'yla yapan Kışlalı'nın bu evlilikten üçüncü kızı (Nilhan Nur) dünyaya gelmiştir. A. Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü, saat 09.40'da Ankara'da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Akit gazetesi suikastten önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı'nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti.

Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü saat 09:40'da Cumhuriyet gazetesine yazdığı son yazısını faksladıktan yaklaşık 19 dakika sonra evinden çıktı. 06 GK 377 plakalı aracına yönelen Kışlalı, arabasının üstüne silecek ile kaput arasına konulmuş poşete sarılı paketi alıp sol eliyle kapıyı açtığı sırada büyük bir patlama meydana geldi. Sol kolu kopan Kışlalı site bekçisi Arif Emirhan Kılıç tarafından Bayındır Hastanesi'ne götürüldü. Saat 10:02'de kalp koroner atışı durmuş, nabzı hızlanmış ve bilinci kapanmış bir şekilde Tıp Fakültesi Hastanesi'ne getirildi. Operatör Dr. Hasan Karakış tarafından yapılan muayene sonrası öldüğü tespit edildi. Ölüm raporu yine Hasan Karakış tarafından hazırlandı ve Dr. Ersin Kaya tarafından basın açıklamasıyla bildirildi. Mezarı Ankara'da Karşıyaka Mezarlığı'ndadır.

Yazar istatistikleri

  • 40 okur beğendi.
  • 137 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 137 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları