Aiskhylos

Aiskhylos

Yazar
8.6/10
101 Kişi
·
280
Okunma
·
21
Beğeni
·
1.730
Gösterim
Adı:
Aiskhylos
Unvan:
Antik Yunan Oyun Yazarı
Doğum:
Eleusis, Atina, Mö 525/524
Ölüm:
Gela, Sicilya, Mö 456/455
Eshilos (Yunanca: Αἰσχύλος, Aiskhylos) (d. yak. MÖ 525/524 – ö. yak. MÖ 456/455) Antik Yunan oyun yazarıdır.

Hayatı

MÖ 5. yüzyılda tragedyanın asıl şeklini aldığı yazar Eshilos'tur. (MÖ 525-424 ) Eleusis'te doğmuştur. Bu tarih, Peisistratos'un parlak egemenliğinin onun ölümüyle son bulmasından üç yıl sonraya geliyor. Onun dönemi büyük politik kişiliklerin dönemi olmuştur. Isthenes, Miltiades, Themistokles,Kimon, Ephialtes, Perikles gibi. Tümden kişisel olan nitelikleri açısından Eshilos Eleusis site devletindeki eski bir soylu aileden gelmedir. Dönemim şairleri Pindaros, Simonides, Khoirilos, Sofokles ile ilişki içindeydi. Eshilos salt bir yazar değildi, dönemin etkin düşünürlerindendi.

Tragedya yazmaya yaklaşık MÖ 500'lerde, yani gençliğinde başlamıştır. 2. yüzyılda coğrafyacı Pausanias'a göre bir gece tanrı Dionysos rüyasına girip, ona yeni oluşmakta olan tragedya sanatına yönelmesini söyler. Eshilos rüyasından uyanınca bir tragedya yazmaya başlar. Maraton, Salamis,Pers savaşlarına katılmıştır. Tragedya yarışmalarına gençliğinde katılmaya başlamıştır. İlk ödülünü 485'te kazanmıştır. Eserlerinde koroya önem vermiş, oyunlarını mitolojiden almıştır. Tanrıların ve kahramanların en önemli ve en etkileyici taraflarını seçmiştir.

Eshilos, konuları bakımından birbiri ile ilgili üç oyunu birleştirmiş (trilogia=üçleme), sonuna bir satyr oyunu eklemiştir. Doksan kadar oyun yazmış olmasına rağmen elmizde sadece yedi tanesi ulaşmıştır. MÖ 458'de Orestia adlı trilogiasıyla (Agamemnon, Adak sunucuları, Eumenidler) son zaferini kazanmıştır. Trilogianın konusu Orestes in babasının katilinden ve annesinden aldığı öçtür. Yarışmalarda elli iki kez ödül kazandığı sanılıyor. 472'de sahnelediği Persler adlı oyunu diğerlerinden tarihi, konu olarak işleme bakımından farklıdır. Bu oyunda yazar, Atinalıların yiğitliklerini, Perslerin ağzından övüp Perslerin yenilgisini tanrılara bağlar. Elimize geçen yedi oyunundan ilk yazılanı Yalvarıcılar'da elli kişilik koro ve bir kahraman vardır. Eshilos bu oyunda tek bir oyuncu kullanırken Persler, Tebai'ye Karşı Yediler ve Zincire vurulmuş Prometheus adlı oyunlarıyla tragedyaya ikinci oyuncuyu getirmiştir ve böylece karşılıklı konuşmaların oranı artmıştır.

Oidipus'un oğullarının çatışmasını anlatan Tebai'ye Karşı Yediler ile MÖ 467'de birincilik kazanmıştır. Zincire vurulmuş Prometheus'ta koro şarkılarının azalmasıyla oyunu konuşmalar ilerletmiştir. Konusu Promethes'un ateşi çalıp insanlara öğretmesi nedenyile Zeus tarafından cezalandırılmasıdır.

Eshilos oyunun sunulması ile ilgili de maske, elbise ve yüksek ayakkabılar gibi yeniliklerde getirmiştir. Dili güç anlaşılan, ağdalı bir dildi. Toplımdaki dini ve ahlaki konuları işlemiştir. Karakterlerin derinine pek inmemiş, kahramanların kin, intikam, gurur gibi duygularını başarıyla aktarmıştır.

Eshilos kendi doğduğu yer olan Eleusis'te temellerini bulmuş Demeter tapımı Eleusian gizemlerine yönlendirilen yunanlılardan birisiydi. İsmindende anlaşılacağı gibi tapımın üyeleri bir anlamda mistik, ulaşılması güç bilgiler edinmek zorundaydı. Bu tapımın üyeleri aksi taktirde ölüm cezası alacakları koşulda tapım dışındakilerre gizemlerle ilgili hiçbir şey anlatmama, tapımın üyelerinin kendilerinden olmayana gizemler konusunda hiçbir şeyi açığa vurmama amacıyla aksi taktirde ölümle cezalandıracakları gerçeği dolayısıyla, gizemlerle ilgili detaylar çok azdır. Bununla birlikte, Aristoteles'e göre Eshilos'un oyunlarından birine gizli bölümlerle ilgili ipuçlarını gizliden aktardığı iddia edilir. Bazı kaynaklara göre halktan kızmış biri sahnede performans sırasında Eshilos'u öldürmeye çalışmış fakat Eshilos kaçmıştır. Kendisi aleyhine açılan dava için hakim önündeyken Eshilos bu yaptığının hoş görülmesini dilemiştir. Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.

Oyunları


Persler
Tebai'ye Karşı Yediler
Oresteia
Agamemnon
Adak Sunucuları
Yakarıcılar
Eumenidler
Zincire Vurulmuş Prometheus
Payıma düşeni gönül ferahlığıyla taşımalıyım,
Kaderin önünde durulmaz, bilmeliyim bunu.
Aiskhylos
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2013. Çeviri: Azra Erhat - Sabahattin Eyüboğlu
Yüreğin ne zaman yumuşayacağını bilmek şartıyla.
Kaynayan bir öfkenin üstüne zorla gidilmez.
En yararlı öğüdü vermek istiyorum
Sen akıldan yana ne kadar zengin olsan da:
Kendini bil ve yeni olaylara uyarak
Yeni davranışlar bulmaya çalış.
Aklın, yolunu şaşırttı sana:
Şimdi hasta düşmüş bir hekim gibi
Kendi derdine deva bulamıyorsun.
78 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Prometheus Yunan mitolojisinde insanın yaratıcısıdır. İnsanlara tüm meziyetleri o öğretmiştir. Bu tragedyada Zeus’un karşısındaki durumu anlatılır.

Diğer tragedya incelemelerimde olduğu gibi bunda da biraz konunun öncesinden bahsetmek doğru olur. Gelin kısaca Prometheus’a kadar Yunan Theogonisine (mitolojinin tanrılardan bahseden kısmı) bakalım. Yunan mitolojisinin Khaos ile başladığı söylenir:

“Khaos karışık ve hiçbir şekil almamış olan uçsuz bucaksız boşluğu ve karanlığı ihtiva ediyordu. Khaos'dan geniş göğüslü her şeyin dayanağı olan Gaia(Yer) çıktı. Sonra sevginin temeli, bütün varlıkları, her şeyi birbirine doğru çeken, birleştiren, hayatı kuran, çoğalma sembolü olan Eros(Aşk) doğdu. Khaos'dan Erebos(Gece) doğdu. Onlar da birleşerek yerin üst tabakasının ışığı olan Aither ve yeryüzünün ışığı olan Hemera'yı doğurdular. Işık meydana geldikten sonra yaratılış durmadan devam etti. Khoas bunları doğururken Gaia da Ölmezlerin yeri olan ve yıldızlarla bezeli bulunan göğü Uranus'u doğurdu. Ona, yani göğe kendi büyüklüğünü verdi ki tamamıyla kendisini kaplasın, içine alsın. Ondan sonra Gaia yüksek dağları, ahenkli dalgaları bulunan Pontos'u(Deniz) meydana getirdi.”

Sonra Gaia ve Uranos birleşerek 12 Titan’ı doğurdu: Okeanos, Koios, Krios, Hyperion, İapetos, Kronos, Theia, Rhea, Mnemosyne, Phebe, Themis, Tethys.

Uranos garip bir şekilde doğan çocuklarından korkuyor, doğduklarında yeraltına hapsediyordu. Karısı Gaia buna daha fazla dayanamadı ve kocasının yaptıklarının hesabını sormak için kanlı bir plan tasarladı. Gaia göğsünden parlak bir çelik çıkardı ve onunla bir tırpan yaptı. Bu tırpan Uranos’u biçecekti. Sadece Kronos plana uydu ve babasını biçti. Uranos öldükten sonra yeraltına itilen Titanlar yeryüzüne çıkarıldı ve onların saltanatı başlamış oldu. Başlarında Kronos vardı.

Kronos kardeşi Rhea ile evlendi. Bu evlenmeden: Hestia, Demeter, Hera, Hades, Poseidon ve Zeus doğdu. Kadere bakın ki Kronos babasına yaptığı şeyin kendisine de olacağından korktuğu için çocuklarını doğar doğmaz yutuyordu. Rhea sadece Zeus’u kurtarabildi ve sakladı. Kader yine istediğini alacaktı. Zeus büyüdü ve Kronos’u tahtından indirdi ve kardeşlerini kurtardı. Bundan sonra tahtlarından olan Titanlarla Zeus arasında yıllar yılı sürecek korkunç bir savaş başlamıştı. Ama bu savaş kaba kuvvetle kazanılacak bir savaş değildi. Zeus’a savaşı kazanması için Prometheus akıl vermişti.

Titan İapetos’un dört oğlu olmuştu. Bunlardan Menoitios yıldırımlarla öldürüldü. Atlas’ın omuzlarına gökkubbe yüklenerek ayakta bekleme cezası verildi. Prometheus ve Epimetheus ise insanın yaradılışında önemli pay sahibi oldular.

Prometheus kendi soyu Titanların yıkılması için Zeus’a akıl vermişti. Ama savaş bittikten sonra beklediği değeri görmeyince dedelerinin intikamını almak için insanı yarattı. İlk insanı Prometheus kendi gözyaşıyla balçığı karıştırarak yarattı. İnsan doğduğunda acınacak kadar acizdi. Kendini koruması için elinde bir şeyi yoktu. Elbise yerine yapraklardan giyiniyor, kanlı etleri yiyordu. Onlara acıyan Prometheus onlara ateşi ve diğer bütün sanatları öğretti:

“Bir gün bir rezene sapı içinde
Çaldım götürdüm insanlara ateşin tohumunu.”

“Uzun sözü kısası şunu bilmiş ol:
Bütün sanatları Prometheus verdi insanlara.”

İnsanlar bunlara sahip olunca şımardılar ve Tanrılarla kafa tutmaya, onlarla kendilerini bir görmeye başladılar. Ama bu uzun sürmedi. Zeus kendisinden habersiz ateşi insanlara veren Prometheus’u çözülmez çelik bağlarla bir kayaya çaktırdı, insanlardan da ateşi geri aldı. Zeus’un öfkesi insana karşı dinmemişti ve kadınları yarattı. Pandora efsanesi de doğmuş oldu. Hülasa Prometheus Zeus’u tahtından indirme şansını yakalayamadı. Şimdilik bizi ilgilendiren mitlik kısımlar bu kadar.

Zincire Vurulmuş Prometheus öyle bir tragedyadır ki baskıcı yönetimlerine karşı takınılan tavır, başkaldıran insan, kader, özgürlük-kölelik, kaba kuvvet-akıl kıyaslamaları gibi çeşitli konularda bize yorumlar sunar. Baştan beri anlattığımız hikayede başta olan zorba saltanatlar Zeus’a kadar hep kaba kuvvetle yıkılmıştı. Zeus da bunu denedi ama başaramadı. Sonuç olarak akıl danıştı ve Kronos’u devirdi. Ama her başa gelen gibi Zeus da kendi kanunlarını koymaya, herkesi kendi istediği gibi yönetmeye başladı. Akılla gelen yönetim yine baskıcı yönetime dönüşmüştü. Burada saltanat olanlar kaba kuvvetin Prometheus ise aklın simgesidir. Akıl kaba kuvvetten üstündür. Tragedyaya da bu yön kuvvetlice vurgulanır:

“Günün birinde bir öfkedir sardı tanrıları,
Birbirine girdi bütün ölümsüzler,
Kimi der Kronos gitsin, Zeus otursun tahtına,
Kimi Zeus’un hiç başa geçmesini istemez.
Boşuna öğütler verdim o zaman hepsine:
(…)
Gücün hakkından güçle geliriz sandılar.
Oysa bana anam, Themis ya da Gaia
(…)
Kaç kez öngörüşüyle söylemişti bana
Nasıl kazanılır gelecek zamanlar,
Güçlei zorla değil, akılla kazanılır demişti.”

Gücü zorla ele geçirmek olanlar, kendilerini her şeye kadir sanırlar. Önüne çıkanların hepsini sindiririz düşüncesindedirler. Ama “iktidar sahipleri devrilir gider, düşünce sahipleri yener ve kalır…Akıl gücü kaba güçten üstündür, düşünceye gem vurulamaz, özgür düşünce tutuklanamaz, susturulamaz, alt edilemez…” Bu bakımdan Prometheus tragedyası politik bir tragedyadır.

Özgür düşünceye gem vurulamaz ise birilerinin başkaldırması lazım gelir. Prometheus bunun için insanları yaratmıştı. İnsan başkaldırmak için yaratılmıştı. “İnsan başkaldıran bir hayvandır” tezlerinin çıkması da bu yüzdendir. Ama insan her zaman olduğu gibi kendini bir şey sandı ve şımardı. Cezasını fazlasıyla da çekti. Akıllandı mı insan? Akılla her şeyin üstesinden gelinebilir ama insan o aklı hep başka şeye kullanır, kendi için kullanmayı akıl edemez. Bu yüzden acizdir. Sizce de öyle değil mi? Kendi işimize yarayacak şeyleri hep başkasının üzerinden akıl ederek kazanmaya çalışırız. Prometheus bizi hazıra iyi alıştırmış. Günümüz insanı nerede hazır orada nazır. Ama tabii bu insanın Prometheus tarafında yaratılış amacını değiştirmiyor. O yüzden gerçek insan mitoloji nazarında başkaldıran insandır.

Normalde kitap hakkında bir şeyler yazmayı düşünmüyordum. Ama daha önce okuduğum tragedyalara hep yazdığım için üstün körü olsa da bunu da boş geçmek istemedim. Bahsedilecek bir iki konu daha var ama daha oturaklı bir yazı okumak ümidiyle es geçiyorum. Bu gibi mitler dünya edebiyatının kaynaklarıdır. Okuduğumuz çoğu kitapta karşılaşırız. Bu yüzden bu tragedyaları okumak ayrı bir emek ve bilgi istiyor. Ben de az çok en önemlilerini okumuş sayılırım. Bu konuda danışmak isteyenlere kapım her zaman açık. Keyifli okumalar.

“Başı dertte olmayana kolay gelir
Dertliye akıl öğretmek, yanıldın demek,
Ama ben biliyordum başıma gelecek olanı.
Bile bile, isteye isteye suç işledim.
Buna karşı söyleyecek bir sözüm yok.”
78 syf.
·1 günde·8/10
“Benim acılarıma hiç katlanamazdın demek!
Kader ölmeme de izin vermiyor
Yalnız ölüm kurtarabilirdi beni,
Oysa çektiğim işkencelerin sonu yok
Zeus tahtından düşmedikçe.” (s. 31)

Prometheus insanları seviyor. Başına gelenler de bundan dolayı zaten. Zeus insanları ortadan kaldırarak yerine başka bir tür yaratmak peşindedir. Çünkü artık güçlenecekler, gelişecekler ve Zeus’u tahtından indirme tehlikesi oluşturacaklardır.
Prometheus’un soyu olan Titanlıların(kardeşlerin) dördü de akıldan yana üstündürler ve bu üstünlükleriyle övünüp Zeus’a karşı gelmeye yeltenirler. Akıl gücüyse zeustadır ve o bu güçle ele geçirmiştir dünya egemenliğini, bu gücü başkasında görmek dinmez bir öfke doğurur içinde. Zeus’un korkusu budur zaten. Geleceği görme yetisi olan, kendinden üstün, düşünen bir insan kendi krallığına aykırı bir şey demekti. Zeus’u aldatmak, kuşkulandırmak, küçük düşürmek için kullanır ve bu öfkeyi körükler durur Prometheus. Çünkü düşünce hiçbir zaman ölmez. Bütün zincirler bağlasa da insanı, bütün yoksunluk çevresinde olsa bile düşünce her zaman kazanacaktır.

Prometheus’lar her zaman düşüncesini söyleyecek, kimi zaman empoze edecek, kimi zaman zincire vurulacak ama Zeus’ların nefret ettiği düşünce daim olacak… Gelecek zamanlar güç ve zor yoluyla değil, akılla kazanılır. Evet, eser bunun mesajını veriyor...

İncelemeyi Goethe'nin Prometheus şiiriyle bitirelim.

"Karart göklerini Zeus,
Duman duman bulutlarla;
Diken başlarını yolan çocuk gibi de
Oyna meşelerin, dağların doruklarıyla.
Ama benim dünyama dokunamazsın,
Ne senin yapmadığın kulübeme
Ne de ateşini kıskandığın ocağıma.

Şu evrende siz tanrılardan
Daha zavallısı var mı bilmem:
Kurban vergileri
Dua üfürükleriyle beslenir
Haşmetli varlığınız zar zor.
Size umut bağlayan budalalar,
Çocuklar, dilenciler olmasa
Yok olur giderdiniz çoktan.

Ben de bir çocukken
Ne yapacağımı bilmez olunca
Çevirirdim güneşe doğru
Görmediğini gören gözlerimi;
Yakarışımı dinleyecek
Bir kulak varmış gibi yukarda;
Varmış gibi derdimle dertlenecek
Benimkine benzer bir yürek yukarda.

Azgın devlere karşı kim yardım etti bana?
Kim kurtardı beni ölümden,
Kim kurtardı kölelikten?
Şu benim yüreğim değil mi,
Kutsal bir ateşle yanan yüreğim,
Her işi başarmış olan?
O değil mi coşup taşarak,
Yukarda uyuyanı aldatarak
Başımı beladan kurtaran?

Benim seni kutlamam mı gerek? niçin?
Hiç derdine derman oldun mu sen
Derdine derman bulamayanın?
Gözyaşını sildin mi hiç
Başı darda olanların?
Kim adam etti beni?
Güçlüler güçlüsü zaman
Ve önü sonu gelmeyen kader, değil mi?
Onlar değil mi
Senin de benim de efendilerimiz..?

Sen yoksa beni
Yaşamaktan bıkar mı sandın?
Kaçak çöllere giderim mi sandın
Açmıyor diye
Bütün düş tomurcukları?
Bak işte, yerli yerimdeyim;
İnsanlar yetiştiriyorum bana benzer;
Bütün bir kuşak benim gibi,
Acılara katlanacak, ağlayacak,
Gülecek, sevinecek,
Ve aldırış etmeyecek sana
Benim gibi!"

Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu
78 syf.
·Puan vermedi
Bugün sabah 1000kitap uygulamasına girdiğimde nasıl o sayfaya geldim şu an tam hatırlayamasam da, uygulamada gezinirken, Zincire Vurulmuş Prometheus kitabının (#32029374) incelemesini gördüm, bir inceleme ilk defa beni bu kadar istekli kıldı. Kitabı hemen bugün satın aldım ve ince olmasının da etkisini inkar etmeden, akıcılığı ve çekiciliğiyle sürüklenerek okuduğumu söylemek istiyorum.

Kitabı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın baskısını yaptığı, Tercüme Bürosu faaliyetleri kapsamında Azra Erhat ve Sabahattin Eyuboğlu'nun yapmış oldukları çeviri metinden okudum. Kitap, eserin düşüncesi ve bu düşüncenin farklı işlenişleri ile ilgili Azra Erhat'ın yazdığı önsözle başlıyor ardından ana tiyatro metni sade ve akıcı bir Yunan Tiyatrosu örneği, kitabın sonuna ise Hesiodos ve Goethe'den Prometheus ile ilgili metin kısımları eklenmiş, bu iki ek de çok hoş metinlerdi.

Kitap, tanrıların tanrısı Zeus'un öfkesini üzerine çeken, Prometheus'un cezasını çekişi sırasındaki konuşmalardan oluşuyor, Prometheus ne yapmış da bu cezayı hak etmiş, bunu ben anlatmayacağım onu zincirlere vurulmuş Prometheus'tan okumak daha keyifli size de öneririm...

Kitabın işlediği konulardan bir tanesi isyan, başkaldırı bu düşünce insanın varlığına işlemiş bir durum olarak belirtiliyor, ben de biraz bundan bahsetmek istiyorum, isyan fikri yazarların sürekli işlediği bir fikirdir. İnsan türü içinde özellikle yazarlar için bu edişin gerekli ve olağan olduğunu düşünüyorum, bu savıma destek olarak, Antik Yunan döneminden bu yana genelde yazarların başkaldıran olmalarını belirtmek istiyorum. Bu isyanın içerisinde önemli bir yer alan konu ise yönetime isyandır, bunun dışında yazar, her şeye isyan eder hatta burada aklıma Şükufe Nihal'in başkaldırısı geliyor;

"Tanrım, bu suç senindir:
Dokuz katlı gökleri sezdirmek, neden, bana?
Affeyle benziyorsam,
Yerlerde sürünmeye isyan eden Titan'a..."

Şiirde işlendiği gibi bir yazar kendisine sezdirilen tanrısallıktan bile (daha çoğuna ulaşamadığı için) isyan edebilir. Hele ki bu isyanı Tanrıların insanlara gönderdiği kadın ırkından (kitapta bahsedilir, Pandora) birisi yapıyorsa daha kulak verilesi oluyor. Benim bu konu üzerine kişisel düşüncem, başkaldırının nedenini alan oluşturma çabası olarak görüyor olmam; bir insan çevresindeki etkilerden sıyrılmak ya da onları özgün bir biçimde kullanabilmek için kendi alanlarını oluşturmaya zorunludur, yoksa insan belleğini düşünecek olursak her yeri dıştan gelen kabullerle dolu bir zihin hepsine sahip çıkıp hiç birisini yok etmeye kalkmazsa kendi muhtemel ürününe, hatta kendisine ihanet etmiş olur.

Prometheus belki bize ateşi getirirken, biz ondan aynı zamanda isyan etmeyi de öğrendik ve bununla birlikte isyanın cezası her dönem zincirler olmuştur.

Kaba kuvvet ve akıl savaşımı konusunda ise her ne kadar kaba kuvvet anlık işlerliği daha yüksek olan bir saldırı olsa da kitapta da işlendiği üzere akıl bu savaşımın kazananı olacaktır. Buna destek düşüncem ise şu ki; akıllar nesiller arası geçme yollarını keşfetmiştir ancak kaba kuvvet kolun çürümesine kadardır (söylediğim akıl geçişi, zihnin genetik aktarımından çok, kültür birikimidir).

Kitap hakkında bahislerimden sonra söylemek istediğim, bir kitap her okur için aynı çekicilikte değildir, o okur için bile her zaman eş çekicilikte değildir...
78 syf.
·Beğendi·10/10
Mükemmel bir çalışma olmuş, zaten Azra Erhat ve Sabahattin Eyüboğlu elini neye atsa, böyle bir şey çıkıyor ortaya. Özellikle Azra Erhat'ın ön sözüne (Okurken dikkatimizi çekmesi gereken birçok şeyi vermiş bu ön sözde.) ve Hesiodos ile Goethe eklerine bayıldım. Aiskhylos'un tragedyasından ziyade, bu iki güzel insanın çalışmasına vuruldum sanırım.

Bu kitabı, dikkati çekmiş olmak kaydıyla okumak üzere eline alacaklar zaten biliyordur Prometheus'u. Burada ek bir bilgi verilmesine gerek görmüyorum (Tesadüfen eline alanlar da kısacık bir araştırmayla veya ön sözle yeterli bilgiyi temin etmiş olacaklar nihayetinde.) ama, onun "bilge asi" yanına, Azra Erhat'ın deyişiyle son sözü söylüyor oluşuna, "bilinç ve özgürlük"e özellikle takılmanızı, bunun üzerine mutlaka konuşup tartışmanızı öneririm.

"Bilinçli ve özgürce" okumalar.
78 syf.
·2 günde·10/10
Bir mitoloji aşığına huzur verecek bir kitap. İnsanların aşığı Prometheus'un başına gelenler kendi ağzından dinliyoruz. Kitabın ekler kısmında Hesiodos'tan ve Goethe'den de alıntılar olması çok hoş olmuş. Keyifli okumalar.
78 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Ah Prometheus, değmez bu insanlara yaptığın iyiliklere. Anlamaz ki insanoğlunun çoğu. Bu hep böyle olmuş dünden bugüne. Ama yine de teşekkürler bizim için yaptıklarına.
78 syf.
·2 günde·7/10
Tatil günümü değerlendirip,bir kitap bitirmiş olayım gayesi ile başladığım bu eser…
Batı edebiyatının temeli olan Yunan Edebiyatını sevdiğimden olsa gerek tragedyaları ilginç bulup fırsat buldukça okuyorum.Ve tragedya denilince akılma gelen 3 isimden biri olan Aiskhylos… Bahsi geçmişken ünlü yazarımıza biraz değineyim ;Aiskhylos : insan tanrılar karşında acizdir.Tanrılarla mücadele edemez.Hatta tanrılar ile mücadele etmek günahtır diye düşünür.Ve eserlerine bu düşünceyi yansıtır.Bu durumun en güzel örneğini ise Zincire Vurulmuş Prometheus bu eserdir.Prometheus eserde kaderine razıdır.
Prometheus kitapta geçtiği kadarıyla ‘düğümleri çözen ‘ anlamına gelir. Peki ne düğümü ? Aslında insanlığın düğümü Prometheus insanlığı temsil eder.İnsanlardan yanadır.İnsanlara ateşi verip onların gelişimi sağlar.Ateşi baş tanrı olan Zeus’tan çalar ve insanlara verir.Vefa görmez ama insanlar bu sayede ilimleri,sanatları öğrenir.Yani medeniyeti insanlara verendir.Nihayetinde Zeus tarafından cezalandırır.Kayalıklara zincirlenir ve dahası bir kartal onu her gün yiyecek lakin ölümsüz olduğu için sürekli acı çekip ölemeyecektir. Şiirsel anlatı, efsanevi öğeler hep derim mitoloji insana büyük bir genel kültür sağlıyor bundan dolayı sadece yarım saatte bitirebileceğiniz bu tragedyayı tavsiye ediyorum.Kitabın ekler bölümünde de ilgi çekici efsaneler mevcut.Pandora Efsanesi beğenerek okuduğum,yeni bilgiler öğrendiğim dizelerden….
78 syf.
·10/10
Özgür düşüncenin üstün olduğunu içten içe vurgulayan bu eser, bence her gencin baş ucu kitapları arasında yer almalıdır. Anlatıda Prometheus'un arketipsel özelliği barındırması ise geniş kapsamlı inceleme oluşturabilir. Zengin dimağlara lezzet katan bu eseri herkese tavsiye ederim.
78 syf.
·8/10
''Bir parça toprak al, suyla karıştır, dedi,
içine insan sesi koy, insan gücü koy.
Bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin, bedeni güzelim genç kızlara.''

Mitoloji ile ilgili olanların, kesin seveceği, su gibi bir kitap. Zaten en fazla yarım saatte bitecektir. Oldukça kısa. Sevgili Hasan Ali Yücel ağabeyimizin çevirisinden okumuştum. Oyun olarak izlemek daha keyiflidir. Ama kitaba ulaşmak da oldukça keyif verir.

Mitoloji severlere tavsiye.

Sevgiler.
78 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Prometheus, insanlara kendini yakın hisseder halbuki bir titandır o. Tanrılardan gittikce uzaklaşan, onlardan tiksinen bir titan... Ve ateşi çalar tanrılardan, sırf ölümlü insanoğluna bahşetmek için. Bu yüzden Zeus affetmez ve zincire vurur onu.

Bir çoğumuzun alışkın olduğu ve bazılarımızın da hiç duymadığı bir konu. Ben şahsen mitolojiye hep ilgi duydum, gerek oynadığım oyunlar gerek kitaplarım olsun mitolojik unsurlara dayalıydı ve Yunan, İskandinav ve Mısır mitolojilerine hakimdim. Yazarının yaşadığı tarih aralığı belli fakat yazıldığı tarih muallakta olan tiyatro oyunu için düzenlenmiş önsözde Yunan mitolojisinde yaratılış ile ilgili veririm detaylı bilgiler eseri rahatlatır nitelikte, çocukluğumdan aşina olduğum konuları barındırdığı için de benim için oldukça keyifli. Elbette yazıldığı dönemde aşina olunan bir konu üzerine yoğunlaştığı için öncesi hakkında bir açıklama yapma ihtiyacı duyulmamış. Zaten fi tarihi gibi bir dönemden bahsediyoruz, o zaman Faber Castell de yok işin yoksa uğraş. Gerçi bu eserler sözlü olarak yola çıkıp daha sonra mı yazıya geçirildi onu bile bilmiyorum. Açıkçası bu zamana kadar ulaşması cidden mucize.

Tarihte Prometheus'un hapsedilmesiyle ilgili daha farklı teoriler de var. Kronos ve Zeus'un kapışmasında Zeus'un tarafında bulunduğundan ve zayıf yanlarını bildiğinden hapsedildiği de söylenir. İki teoride de asıl korkulan durum Zeus'un iktidarının tehlikeye gjrmesi bazlıdır. Bu yüzden Prometheus iktidarı güçlendirmek için ortadan kaldırılan kesimi sembolize ediyor da diyebiliriz.

Karakterleri tanrılar ve titanlardan oluşan bir eserde bu kadar başarılı bir şekilde insanoğlunu anlatmak büyük başarı. Ülkemizde de sahnelenmiş oyun belki de günümüze ulaşmış tiyatro eserlerinden en etkileyici ve çarpıcı olanı. Kuvvetli bir alt metine sahip ve bunu cesurca aktarabiliyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aiskhylos
Unvan:
Antik Yunan Oyun Yazarı
Doğum:
Eleusis, Atina, Mö 525/524
Ölüm:
Gela, Sicilya, Mö 456/455
Eshilos (Yunanca: Αἰσχύλος, Aiskhylos) (d. yak. MÖ 525/524 – ö. yak. MÖ 456/455) Antik Yunan oyun yazarıdır.

Hayatı

MÖ 5. yüzyılda tragedyanın asıl şeklini aldığı yazar Eshilos'tur. (MÖ 525-424 ) Eleusis'te doğmuştur. Bu tarih, Peisistratos'un parlak egemenliğinin onun ölümüyle son bulmasından üç yıl sonraya geliyor. Onun dönemi büyük politik kişiliklerin dönemi olmuştur. Isthenes, Miltiades, Themistokles,Kimon, Ephialtes, Perikles gibi. Tümden kişisel olan nitelikleri açısından Eshilos Eleusis site devletindeki eski bir soylu aileden gelmedir. Dönemim şairleri Pindaros, Simonides, Khoirilos, Sofokles ile ilişki içindeydi. Eshilos salt bir yazar değildi, dönemin etkin düşünürlerindendi.

Tragedya yazmaya yaklaşık MÖ 500'lerde, yani gençliğinde başlamıştır. 2. yüzyılda coğrafyacı Pausanias'a göre bir gece tanrı Dionysos rüyasına girip, ona yeni oluşmakta olan tragedya sanatına yönelmesini söyler. Eshilos rüyasından uyanınca bir tragedya yazmaya başlar. Maraton, Salamis,Pers savaşlarına katılmıştır. Tragedya yarışmalarına gençliğinde katılmaya başlamıştır. İlk ödülünü 485'te kazanmıştır. Eserlerinde koroya önem vermiş, oyunlarını mitolojiden almıştır. Tanrıların ve kahramanların en önemli ve en etkileyici taraflarını seçmiştir.

Eshilos, konuları bakımından birbiri ile ilgili üç oyunu birleştirmiş (trilogia=üçleme), sonuna bir satyr oyunu eklemiştir. Doksan kadar oyun yazmış olmasına rağmen elmizde sadece yedi tanesi ulaşmıştır. MÖ 458'de Orestia adlı trilogiasıyla (Agamemnon, Adak sunucuları, Eumenidler) son zaferini kazanmıştır. Trilogianın konusu Orestes in babasının katilinden ve annesinden aldığı öçtür. Yarışmalarda elli iki kez ödül kazandığı sanılıyor. 472'de sahnelediği Persler adlı oyunu diğerlerinden tarihi, konu olarak işleme bakımından farklıdır. Bu oyunda yazar, Atinalıların yiğitliklerini, Perslerin ağzından övüp Perslerin yenilgisini tanrılara bağlar. Elimize geçen yedi oyunundan ilk yazılanı Yalvarıcılar'da elli kişilik koro ve bir kahraman vardır. Eshilos bu oyunda tek bir oyuncu kullanırken Persler, Tebai'ye Karşı Yediler ve Zincire vurulmuş Prometheus adlı oyunlarıyla tragedyaya ikinci oyuncuyu getirmiştir ve böylece karşılıklı konuşmaların oranı artmıştır.

Oidipus'un oğullarının çatışmasını anlatan Tebai'ye Karşı Yediler ile MÖ 467'de birincilik kazanmıştır. Zincire vurulmuş Prometheus'ta koro şarkılarının azalmasıyla oyunu konuşmalar ilerletmiştir. Konusu Promethes'un ateşi çalıp insanlara öğretmesi nedenyile Zeus tarafından cezalandırılmasıdır.

Eshilos oyunun sunulması ile ilgili de maske, elbise ve yüksek ayakkabılar gibi yeniliklerde getirmiştir. Dili güç anlaşılan, ağdalı bir dildi. Toplımdaki dini ve ahlaki konuları işlemiştir. Karakterlerin derinine pek inmemiş, kahramanların kin, intikam, gurur gibi duygularını başarıyla aktarmıştır.

Eshilos kendi doğduğu yer olan Eleusis'te temellerini bulmuş Demeter tapımı Eleusian gizemlerine yönlendirilen yunanlılardan birisiydi. İsmindende anlaşılacağı gibi tapımın üyeleri bir anlamda mistik, ulaşılması güç bilgiler edinmek zorundaydı. Bu tapımın üyeleri aksi taktirde ölüm cezası alacakları koşulda tapım dışındakilerre gizemlerle ilgili hiçbir şey anlatmama, tapımın üyelerinin kendilerinden olmayana gizemler konusunda hiçbir şeyi açığa vurmama amacıyla aksi taktirde ölümle cezalandıracakları gerçeği dolayısıyla, gizemlerle ilgili detaylar çok azdır. Bununla birlikte, Aristoteles'e göre Eshilos'un oyunlarından birine gizli bölümlerle ilgili ipuçlarını gizliden aktardığı iddia edilir. Bazı kaynaklara göre halktan kızmış biri sahnede performans sırasında Eshilos'u öldürmeye çalışmış fakat Eshilos kaçmıştır. Kendisi aleyhine açılan dava için hakim önündeyken Eshilos bu yaptığının hoş görülmesini dilemiştir. Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.

Oyunları


Persler
Tebai'ye Karşı Yediler
Oresteia
Agamemnon
Adak Sunucuları
Yakarıcılar
Eumenidler
Zincire Vurulmuş Prometheus

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 280 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 180 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.