Aisopos

Aisopos

Yazar
7.6/10
37 Kişi
·
162
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.054
Gösterim
Adı:
Aisopos
Tam adı:
Ezop
Unvan:
Yunan Masalcı, Yazar
Doğum:
Amorium, Türkiye
Ölüm:
Delfi, Yunanistan, MÖ 564
Ezop (Yunanca: Aisopos), M.Ö. VI. yy'da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış olan Ezop'un yaşamıyla ilgili bilgiler kesin değildir.

Bir söylentiye göre Trakya'da doğmuş, bir süre köle olarak Samos adasında yaşamış, azat edilince birçok yolculuk yapmış, Delphoi'ye yaptığı yolculuk sırasında bir cinayete kurban gitmiştir.Ancak Ezop'un bugünkü Emirdağ yakınlarında ki Amorium kentinde doğup büyüdüğü de dile getirilmektedir.

Aristotales, Ezop'un yolsuzluktan yargılanan bir siyasetçiyi tilki ile kirpinin öyküsünü anlatarak nasıl savunduğunu şöyle anlatmıştır: Ezop mahkemede "bir tilkinin, başı pirelerle derde girmiş, bir kirpi de onu pirelerden kurtarsın mı diye sormuş, tilki, 'hayır, bu pireler doydu, artık fazla kan emmiyorlar. Onları kovalarsan, yerlerine yeni, aç pireler gelir' demiş", dedikten sonra, jüriye dönerek, sözlerini şöyle bitirmiş: "Dolayısıyla saygıdeyer jüri üyeleri, müvekkilimi cezalandırırsanız onun yerine onun kadar zengin olmayan birileri gelir ve sizi daha da beter soyar."

Ezop'un masallarını gerçekten yazdığı yolunda hiçbir kanıt yoktur. Ona mal edilmiş masalların bilinen en eski derlemesi, M.Ö. IV. yy'da Phaleros'lu Demetrios tarafından hazırlanmış, bu derleme daha sonra, M.S. I. yy'da Latince olarak Phaedrus, Yunanca olarak Babrios tarafından yeniden kaleme alınmıştır. "Ezop Masalları" daha sonra XVII. yy. Fransız yazarı Jean de la Fontaine'in fabıllarına esin kaynağı olmuştur.
Dünyada İyi ve Kötü Şeyler bir arada yaşıyorlarmış, ancak Kötüler İyileri güçsüz oldukları gerekçesiyle yanlarından kovmuşlar, onlar da göğe yerleşmişler. Bir gün Zeus’un huzuruna çıkan İyi Şeyler insanlara nasıl ulaşabileceklerini sormuşlar. “İnsanlara hep birlikte değil, birer birer yaklaşacaksınız“ demiş Zeus. Bu yüzden daima yakınlarında oldukları için insanların başına hep Kötü Şeyler gelir, oysa İyi Şeyler gökten birer birer inmek zorunda kalırlar.
O gün bugün kötülükler insanlarin yanıbaşındalar, saldırıp durur; iyilikler ise gökte oturduklarindan uzun uzun zaman geçer de ondan sonra inerler.
Anlaşıldığı gibi sevinç üzüntünün kardeşidir. Birini güle oynaya ağırlarken, diğerine de katlanmamuz gerekir.
Aisopos
Sayfa 13
Çok eski zamanlarda dünyada kaos ve su hâkimken, ulu Zeus toprağın da ortaya çıkmasını istemiş ve toprağa suyu üç kere içine çekmesini tembihlemiş. Birinci seferde dağlar, ikinci seferde ovalar oluşmuş. Denizi bir kez daha içine çekerse, mesleğiniz ortadan kalkar.
Aisopos
Sayfa 11
the bad things that strangers do to you are never as terrible as the things done to you by the members of your own family.
A LION was awakened from sleep by a Mouse running over his face. Rising up angrily, he caught him and was about to kill him, when the Mouse piteously entreated, saying: "If you would only spare my life, I would be sure to repay your kindness."

The Lion laughed and let him go. It happened shortly after this that the Lion was caught by some hunters, who bound him by ropes to the ground. The Mouse, recognizing his roar, came gnawed the rope with his teeth, and set him free, exclaiming, "You ridiculed the idea of my ever being able to help you, expecting to receive from me any repayment of your favor; I now you know that it is possible for even a Mouse to con benefits on a Lion."
people who are obstinate and insubordinate come to a bad end because they get carried away by their own sense of stubbornness and refuse to ask others for assistance.
Seni deliler gibi özlüyorum çocukluğum. Yalvarsam dön desem dönmezsin bilirim. Affan dedeye istediği kadar para sayarım keşke satsa keşke.

Özgür'ü, Ali'yi ve Tayfun'u andım çocukluğumun temel taşları. Keşke olsalar yanımda, yine onlarla okulda öğrendiğimiz, ölenler mücevherleriyle gömülür bilgisiyle gerçek bir mezarı kazıp hazine avlamak istedim. Gerçi ne ölü bulmuştuk nede mücevherini.

Oysa sen ne güzel şeydin hiç bitmeyecek zanneder, kıymetini bilmezdim. Hep daha büyük olmak isterdim. Kaça gidiyorsun diye soranlara 3 yerine 5 derdim. Bilmezdim ki büyük olmak büyük acılar getirirmiş en yakın gördüğü insanlar en derin yaraları açarmış yüreklerde.

Bu yüzden bugün seni tekrar yaşamak istedim. Dövmeli sakızlardan aradım bulamadım. Parka indim salıncakta sallandım biraz. Ne kadar da özlemişim. Kumlara uzanıp üstümü kirletmek istedim. Sonra gittim pamuk şeker aldım kendime. Nasılsa annem şeker yeme dişlerin çürür demeyecek.

Bugün her zamankinden daha bir başka özledim seni. Yine taş atıp pencere kırmak istedim kırılan kalplerin intikamını almak istedim. Ama o kadarına cesaret edemedim. Zillere basıp kaçtım bende. Balkonlardan kim o diye bağırmıyor insanlar. Diafonlar var artık teknoloji çok gelişti. Küçükken ne kadarda özgürdük.

Demirci Güven abi seni bile düşündüm bugün. Sen çekicinle bir şeylere dan dan vururken ben arka tarafa gider çay paketini şeker poşetine döküp birbirine karıştırırdım hep. Yakaladığında kızmamıştın hiç. Büyüyünce bana bir çay demlersin ödeşiriz demiştin. Sonraki günlerde çay ve şekeri yüksek yere koyduğunu da biliyorum tabi.

Hastaneye uğradım yine şırınga çalıp çocukları ben doktorum iğne yaparım diye korkutmak istedim. Acilde bir koşuşturma bir telaş çocuğun biri sara krizine girmiş bende döndüm.

Sonra o caminin önüne gittim. Biraz seyrettim. Yine eskiden olduğu gibi o kilitli odanın anahtarını bulup mikrofonla onun arabası var güzel mi güzel şarkısını söyleyip mahalleyi şaşkına uğratmak istedim. Peşimden koşarken sarığı düşüp merdivende tökezleyen hoca senden de özür dilerim. Umarım ah etmemişsindir.

Ve Arif amca, seyyar sebze meyve arabasına binip uçarken farlarını kırmıştım nasılda dövmüştün acımadan üstelik paranı da almıştın. Sana değil özür rahmet bile yok.

Yapabileceğim fazla bir yaramazlık kalmayınca sahile geçtim. Karadeniz'in hırçın dalgaları yüreğime yüreğime vurup beni ferahlatırken bu kitabı okumaya başladım. Hayaliyle, gerçeğiyle, çoğu düşüncemde sınırlı kalan geçici çocukluğumun üstüne, serserinin biri gelip yalnızsanız bir çay ısmarlayayım dedi ve yine eski büyük halime döndüm.

Kitabımda yarım kaldı, çocukluk anılarımda yarım kaldı, hava bile çok çabuk karardı. İnsan cinsinin çok kötü olduğunu bir kez daha anladım ve eve dönüş yoluna girdim.
Ezop masalları adlı kitabı çok güzel ve zevkli bir kitap buldum. Her masalı ayrı güzel ve heyecan verici. Okudum ve beğendim. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim :)
Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış Ezop'un hikayelerini, Türkiye'de birçok edebiyat ödülü almış olan büyük yazar Tarık Dursun K., özgün Türkçe'siyle dilimize tekrar uyarladı. Çocuklara okumayı sevdirecek okurken onların duygu ve dil dünyasına zenginlik katacak bu eşsiz kitabın ebeveynler tarafından ilgiyle takip edileceğine inanıyoruz
Asırlar önce yazılan bir masal kitabı nasıl hala okunabilir? Bu masallarda da çoğu karakter hayvanlar ise?

Ezop masalları çocukluğumuzda bizleri derin etkilerken okuduğumuz çoğu masalın belki de Ezop'a ait olduğunu bile bilmiyorduk belki de. Kitabı okurken hatrıma gelen pek çok masalla karşılaştım. Bu masalları tekrar ve Ezop'un dilinden okumak çok keyfliydi benim açımdan. Bunu diyorum çünkü pek çok Ezop masalı günümüzde yeniden yazılarak daha uzun bir hale getiriliyor. Kitapta göreceğiniz üzere aslında masallar daha kısa.

Kitaptaki isimlendirmelere de değinmeden edemeyeceğim. Karga ile Tilki, Kaplumbağa ile Tavşan, Ağustos Böceği ile Karıncalar... Bütün masallarda isimlendirmeler hikaye içerisinde geçen hayvanlardan oluşuyor. Bu da oldukça farklı geldi bana.

Son olarak kitabı bulabilirseniz mutlaka alıp okumalı varsa da çocuklarınızı da bu masallarla tanıştırmalısınız.
Birbirinden farklı masalları okurken her birinin gizemli yanıyla hayal gücünüzün sınırlarını zorluyorsunuz. Bu kitap görseller içermediği için 3 yaş altı çocuklar için önermem ama 3 yaş üstü için uygun.
Kitap İnceleme Yazısı

Kitap Adı: Masallar (Bütün Ezop Masalları)
Yazarı : AISOPOS
Çeviren : İo Çokona
Yayınevi : İşbankası Kültür Yayınları
Baskısı :5.Baskı/Ekim 2017/184 sayfa

Felsefi anlatımlarda anaforları, diğer masal, fıkra, deneme, şiir ve hikayelerdeki imge ve mecazi vurguları, daha iyi anlamak için giriş kitabı niteliğinde bir eser.
“Leb” demeden, “leblebiyi” anlayabilen bireylere toplumun ihtiyacı var.
Tüm ifade sanatlarından; bencil alınganlıklar türeten, politik çıkarımlarda bulunan, menfaat merkezli bir tutar dal arayan, yarım anlayan, yanlış anlayan ve hiç anlamayanlar, görüntüyü engelliyor, sese parazit ekliyor ve zaman kaybına neden olabiliyorlar.
Bakış açısını genişleten, bilgilerimizi tazeleyen, sosyal bilinç kaslarımızı daha da güçlendiren, fikir jimnastiği içeren, kısa düşünce gezinmeleri içeren önemli bir kitap.
La Fontaine Masalları, Ezop Masalları daha önce okusam da bu kitapta yeni masallar gördüm.
Mitoloji ve fabl hikayaleri; felsefe için bir başlangıç sayılabilir. Soru üretme, sorgulama, farklı açılardan bakma, düşünme yeteneğimizi geliştirir.
Bu tür anlatımlar, inanç ve inanç alternatifi değildir. O göz ve gözlükle bakıldığında, tenkitten istifadeye zaman kalmaz. Bir de bu masalların tarihin M.Ö ki kesitinde yazıldığını unutmamak gerekir.
Arı aşkı ve heyecanıyla, karınca dayanışması ve çalışkanlığıyla ve defineci sabrıyla, sürekli kitaplar arasında mekik dokumalı, bilinç kaplarımızı, faydalı duygu ve düşüncelerle doldurmalıyız.
Her kitap yeni bir başlangıç ve öncekini tamamlayan, sonrakinin önünü açar niteliktedir.
01.11.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis
Güzel annemin yıllar önce doğumgünü hediyesi olarak aldığı kitap. Öğretici fabllardan oluşan bu kitabı rahatlıkla çocuğunuza vs okutabilirsiniz ve hatta birlikte okumanız ve gerekli yerlerde açıklama yapmanızı tavsiye ederim. Bu arada, satir: at insan karışımı varlık.
Yazarın 2600 yıl önce yaşadığını göz önüne alınca, insanoğlu pek değişmemiş gibi geliyor.
Mesajlar çok net, anlaşılır. Üstüne seçilen hayvanlar da yerinde. Özellikle eşekle keçi var ki... Tadından doyulmaz. Çeviri de enfes doğrusu.
Nasreddin Hoca yumurtaları 2 kuruşa alıp, suda pişirip boyadıktan sonra 1 kuruşa pazarda satıyormuş. Bu durumu bilen esnaflar: "yahu hoca sen nereden para kazanıyorsun" diye merakla sormuşlar. Hoca da: "merak etmeyin ben boyadan kazanıyorum" demiş.
Şimdi bu 151 sayfalık kitap, içinde karakalem çizimler de var. Kapağı süslü mü süslü, ezopun masalları da harika.
Çocuklar için değil çocuklarla birlikte ibretlik okunacak anlatımlar.
Bu kitabı yayıncı dağıtıcıya veriyor, biz okurlar da 2.5 TL ye satın alıyoruz.
"Herhalde boyadan kazanıyorlar"
diye sormadan edemiyor insan.
M.ö 560 lı yıllarda anadolu topraklarında yaşamış olan Ezop, la fonten'e de ilham kaynağı olmuştur.
4 saatte rahatlıkla okuyabileceğiniz kitaptan, ailece çok dersler çıkaracaksınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aisopos
Tam adı:
Ezop
Unvan:
Yunan Masalcı, Yazar
Doğum:
Amorium, Türkiye
Ölüm:
Delfi, Yunanistan, MÖ 564
Ezop (Yunanca: Aisopos), M.Ö. VI. yy'da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış olan Ezop'un yaşamıyla ilgili bilgiler kesin değildir.

Bir söylentiye göre Trakya'da doğmuş, bir süre köle olarak Samos adasında yaşamış, azat edilince birçok yolculuk yapmış, Delphoi'ye yaptığı yolculuk sırasında bir cinayete kurban gitmiştir.Ancak Ezop'un bugünkü Emirdağ yakınlarında ki Amorium kentinde doğup büyüdüğü de dile getirilmektedir.

Aristotales, Ezop'un yolsuzluktan yargılanan bir siyasetçiyi tilki ile kirpinin öyküsünü anlatarak nasıl savunduğunu şöyle anlatmıştır: Ezop mahkemede "bir tilkinin, başı pirelerle derde girmiş, bir kirpi de onu pirelerden kurtarsın mı diye sormuş, tilki, 'hayır, bu pireler doydu, artık fazla kan emmiyorlar. Onları kovalarsan, yerlerine yeni, aç pireler gelir' demiş", dedikten sonra, jüriye dönerek, sözlerini şöyle bitirmiş: "Dolayısıyla saygıdeyer jüri üyeleri, müvekkilimi cezalandırırsanız onun yerine onun kadar zengin olmayan birileri gelir ve sizi daha da beter soyar."

Ezop'un masallarını gerçekten yazdığı yolunda hiçbir kanıt yoktur. Ona mal edilmiş masalların bilinen en eski derlemesi, M.Ö. IV. yy'da Phaleros'lu Demetrios tarafından hazırlanmış, bu derleme daha sonra, M.S. I. yy'da Latince olarak Phaedrus, Yunanca olarak Babrios tarafından yeniden kaleme alınmıştır. "Ezop Masalları" daha sonra XVII. yy. Fransız yazarı Jean de la Fontaine'in fabıllarına esin kaynağı olmuştur.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 162 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 54 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.