Akilah Azra Kohen

Akilah Azra Kohen

8.2/10
3.742 Kişi
·
20.850
Okunma
·
1.157
Beğeni
·
47.835
Gösterim
Adı:
Akilah Azra Kohen
Tam adı:
Akilah Azra Sarızeybek Kohen
Unvan:
Yazar, Psikolog
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1979
İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema ile Ottawa Üniversitesi Üçüncü Dünya Ülkelerine Yardım Ekonomisi bölümlerinden mezundur. Daha sonra, Boğaziçi Üniversitesi Klinik Psikoloji Master Programına katılmıştır. İyi derecede İngilizce ve İtalyanca konuşan Azra Sarızeybek Kohen, bir çocuk annesidir. Organik tarıma, evrenin matematiğine ve bir Yaratıcı olduğuna inanır. Hiçbir politik görüşü yoktur. Dünyadaki en büyük problemin ne eğitim, ne işsizlik, ne de parasızlık olmadığını bilir; ona göre en büyük problem annelerdir. Çocuklarına kimlik bilinci yüklemeyerek bireyselliğe erken yaşta uyanmalarını engelleyen anneler yüzünden dünyanın bugün bu karmaşada olduğunu düşünür. Bir bireyin bile doğru davranarak dünyayı değiştirebileceğine ve hakiki insan olmak için her an evrimleşebildiğimize inanır. Emektar bir canseverdir.
...eğitmediğimiz, hor gördüğümüz herkes bir gün karşımıza çıkacak, üstelik ellerinde silahlarla!
Şekilcilikle kamufle olur kötülük. Sakalı uzatır, takkeyi kafaya geçirir, kamuflaj tamamdır. Halbuki inanmak, inandığını anlamak, anladığını uygulamak ne takkeyle ne sakalla alakalıdır. Zaten anlayanın o takkeye de sakala da ihtiyacı kalmaz çünkü Yaradan ASLA şekilci değildir, şekilci olan şeytandır.
"Dışarıdan delilik olarak görülebilen şeyler, içine girildiğinde hak verilen durumlar haline gelebiliyordu bu hayatta. Sadece bakış açınızı değiştirmeniz yeterliydi."
Babam derdi ki, bu kadar iyi olma. Sen bu kadar iyisin diye evrenin bir yerinde birileri o kadar kötü olmak zorunda kalıyor. Evrenin tek sorunu denge...
Evren merakla harekete geçer, düşünceyle genişler, korkuyla küçülür, analizle büyür, yargıyla son bulur. Merak ettiğin her şey senin kim olacağına yön verir.
Hayat paylaşmayı bilmediğimiz için savaşa dönmüştü, halbuki paylaşmak için birlikteydik savaşmak için değil.
Popüler kültürün eseri desem doğru olur sanırım Fi için. Ben de meraktan, edindim ve sadece iki saat on beş dakikada bitirdim kitabı.
Öyle dikkat kesilerek, aman bir şeyler kaçırmayayım diyerek okunan kitaplardan değildi. Sanki yazar bir boşluk yaşarken bu halk ne okur acaba derken yazmış kitabı.
O kadar çok okundu ki belki insanların bir bildiği vardır diyerek okudum ben de. Merak etmektense, fikir sahibi oldum diyerek boşa geçen iki saatime üzülmeyeceğim şimdi.
Bir dansçı, bir müzisyen ve bir psikolog arasındaki takıntılı ve bir o kadar da bayıcı ilişkiyi anlatıyor Fi. Can Manay karakteri hem hoca hem ünlü hem de tabiri caizse sapık. Duru desen kendi fikirleri olmayan, başkalarının yolundan ilerleyen tipik bir insan. Insanların gözlerinde parıltılarla okudukları kitabın hiçbir tutulacak yanının olmadığını farkederek, okumayın diyorum. Ben yaptım siz yapmayın.
Bu kitap tam anlamıyla uyanışımız adına mucize! Size Dünya gerçeklerini avaz avaz bağıran, kanıtlar sunan, insanlıgınızı sorgulatan, okudugunuz bilgiler karşısında sizi yıkan olaganüstü bir kitap. Bu kitabı okuduktan sonra yakın cevremdekilere bir süre hep Aeden'den bahsettim. Hatta oyle bir psikolojiye bürünmüstüm ki sokağa cıkıp gördügüm insanlara al bu kitabi ve lütfen bunu oku dememek icin zor tutmusumdur kendimi. Ayrıca Azra Kohen'in en sevdigim yanlarından biri de kitabı yazarken sizi her konuda bilgilendirmeye calısmasıdır. Fizik, kimya, matematik, sanat... Ve konu hakkinda daha fazlasini bilmek, arastirmak isteyenlere ekte kaynak sunuyor olması bence harika bir sey. Sahsen ben bu kitabı okuduktan sonra daha duyarlı biri olmaya basladigimi dusunuyorum. Kitabın konusu ise Aeden gezegeninde yaşayan Sonje ve Numi'nin Dünya gezegenine gelip biz "insansıların" Dünya'ya, hayvanlara, çocuklara, havaya, suya vb. verdigimiz zararları görmesi üzerine Dünya'yı kurtarmak için harekete geçmelerini ve bu süreçte başlarına gelen olayları anlatiyor bunu öyle güzel, öyle akıcı bir dil ile anlatıyor ki sanki siz de Aeden gezegeninden gelmiş, Dünya'nin,insansiların haline hayret ederek bakıyorsunuz ve onlarla birlikte Dünya'yı kurtarmak adına savaşıyorsunuz. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düsünüyorum. Umarım hak ettigi degeri gorur. Daha cok okunur ve daha cok sevilir. Benim icin her zaman bambaska bir yeri olacak!
Yine muazzam güzellikte, benzersiz ve çok naif... 4. Kitabında da ; içine doğduğumuz pis düzeni, birilerinin çıkarları için şekil almış sistemi yüzüme vururken, aşkı, yaşamı, insanı anlayabilmem ; potansiyelime doğabilmem için elimden tutuyor.Azra Kohen'in beni benden alan anlatımı, dünyası ve doğru bilgi aktarımıyla hala tanışmadıysanız çok şey kaçırdınız.. Fi, Çi, Pi ile hemen başlayın..
2 yıl aradan sonra 2. Kitabı da okuyabildim. 3. Kitaba hemen başlamayı düşünmüyorum. Çünkü insanın psikolojisini alt üst ediyor ara vermek şart. Acaba bende takıntılı mıyım Bu şekil bir psikolojik rahatsızlık bende de var mıdır diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Silik ezik bir karakter Duru, İlk kitapta biraz daha güçlü tuttuğunu koparan biri olarak betimlenmişti taki finale kadar ne akla hizmettir deney uğruna adamın yatağına girmek sen bilim insanımısın. Bu ne saçma bir deney.

Güya psikolog olan ama kendine bile faydası olmayan akılsız acilen tedavi görmesi gereken bir Can manayda var.

Ada ve gokseli yazmaya gerek görmüyorum.
En Mükemmel karakter Bilge. Keşke ana kahraman o olsaydı akıllı, düşünceli, idealist Bilge seviyorum kız seni diğer idolümde Özge neler çektin be yavrum.

Evet sevişme, birleşme kitaptaki tabiriyle çiftleşme öğeleri barındırıyor ancak grinin elli tonu kitaplarıyla aynı kategoriye konulmasına karşıyım. Bu kitap serisinde sadece bunlar yok. Kitap aşk kitabı ancak Kürk mantolu madonnada değil. Hikayeden çok anlatım tarzı güzel. Karakterler öyle güzel anlatılıyor ki sanki senelerdir tanıyor, onlarla beraber yaşıyor gibi hissediyorsunuz. psikoloji hakkında da değişik bilgilerde öğrenmeniz mümkün.

+18 li bölümler olmasa da olurdu evet ama o zamanda bu kitaplar bu kadar tutulmazdı. Hiç ismi duyulmayan bir yazar başka nasıl ünlenebilir ki. TV dünyasında bile sıradan bir dizinin +18li sahneleri gösterildiği anda reytingler tavan yaparken yazarımız elbette tutulması için cüretkar şeyler yazmak zorundaydı.
Karakterlere yüklenen tanrısallık, anlatımı durdurup verilen hayat dersleri, birbirinden kopuk zaman ve mekan algısı ile kapağın ve popülerliğinin hakkını verememiş. Kendimden birşeyler bulduğum karakterlerin bile kendi içinde çelişen ifadeleri ile yoran, her ne kadar tüm hikayeleri yarım bırakmış olsa da serinin diğer kitaplarına istekle geçmemi sağlayamayan bir kitap. Akışın sağlanamadığı yerlerde cinsellik vurguları abartılmış ve çoğu zamanda karaktere ters tutumlar sergilenmiş. Şairane bir kaç cümlesi ile alıntıları sayfalarımızı süsleyecek bir kitap olmaktan ileri gidemeyeceğini düşünüyorum.
Kitabın ilk inceleme yazısını ben yazmak istedim. Pi yi okuduktan sonra acaba bir daha böyle bir maceraya ne zaman dahil olurum diye merakla beklediğim bir kitaptı ve tabiki beklediğime değdi. Çıktığı hafta alıp çabucak bitirdim canım kitabımı.Her tarafı not kâğıtlarıyla doldu ,altını cizemdigim yer yok gibi. Her ne kadar fantastik bir öykü ile baslayada gerçek bir Dünya hikayesi Aeden. Dünyanın yok edilis öyküsü...İçinde yaşadığı yeri nasıl mahvedebilir insanoğlu bir kere daha gözler önüne seriyor kitap ve bir çoğumuzun görmekten, duymaktan bile korktuğu gerçekleri yüzümüze vuruyor adeta.
Bu kitabı okumadan önce 'Şeker yemeyin, sizi kanser ediyor, öldürüyor' diyen ben. 'Tıbbi tedavileri bırakın, bütün güç doğada, bizde' diyen de ben. 'Bu kadar sapkın bir dünyada var mı cana değer veren birileri' diye sorgulayan yine ben.
Bu kitabı elime aldığımda bana bu kadar uygun bir kitap okuyacağımı düşünmemiştim. Kitabın her satırı çığlık çığlığa içimdeki acıyı haykırıyor resmen. Görmezden geldiğimiz, değer vermediğimiz, acının üstünü örttüğümüz ne varsa hepsi bu kitapta.Bu kadar ütopik bir kitap nasıl Dünyamızın gerçeklerine böylesine bağlanmış? Nasıl da gözümüze sokuyor hayatın sapkınlıklarını, kirlenmiş düşüncelerimizi, paranın akıl almaz kıymetini.
Mutlaka okuyun. Herkese okutturun. Torunlarınıza mirasınız olsun bu kitap. Öyle ki bence müfredatlarda zorunlu tutulsun çocukların okuması. Bir çocuğa aşılarsak bu düşünceleri belki yüz yıl sonra az da olsa düzelir bu kirli dünya. Belki kirli ellerini yıkar az da olsa. Belki insanlar dokunmaz o zaman küçücük çocukların bedenlerine! Kadınları parayla alıp satmazlar, paranın her şeye pislik bulaştırdığını anlarlar, gücün otoritenin insanlarda değil yaşamda olması gerektiğini anlarlar, can almanın ezici yükünü anlarlar. Belki. Bir umut işte.
Fi, Çi ve sonuncusu Pi... Okuduğum her sayfada bir sonraki sayfayı okumak için merak uyandıran ender kitaplardan oldu benim için. Bilimden siyasete, psikolojiden cinselliğe,dinden toplumsal gelişime ve kalkınmaya dair bir çok konuda bilgi edindiren güzel bir şekilde harmanlanmış harika bir kitap diyebilirim. Gündemi takip eden okuyucular, zaman zaman karakterlerin ve olayların gerçek hayattan alıntılar olduğunu anlayacaklardır. Okumanızı tavsiye ediyorum.Yazarın yüreğine ve kalemine sağlık
10 puanı daima klasiklerin hak ettiği inancım olmasa kesinlikle Fi'ye de bu puanı verirdim.İnanılmazdı!..(Bu noktada o denli duraksadım ki.Halbuki yazacağım yorumu an be an planlamıştım.)Bu bir aşk romanı değil. Bu bir kişisel gelişim romanı da değil. Belki bir macera romanı diyebilirim okuyanı kendi içinde ve yaşadığı çevrede, canını acıtacak olsa bile, sorgulamaya iten bir içsel macera.Temelde 7 ana karakter üzerinden giden, ama diğer karakterlerin dahil oluşunun da en az ana karakterler kadar derinlemesine işlendiği ve irdelendiği bir roman. Psikolojinin romanın muhteşem kurgusunda dantel dantel örülüşü dahiyaneydi. Üç kitaplık bir seride yazarın zekasını aynı incelikle sergilemeyi başarması halinde kendisini ayakta alkışlayacağıma eminim. (Çi'ye bugün başlayacağım için ileriye dönük bir beklenti dile getirdim.)Hayatımda bir ktiabıma kıyarak ilk defa satırların altını kurşun kalemle çizme isteğimi gemleyemedim. Çünkü o denli düşündürücü, can alıcı tespit ve iddia vardı ki bir kenara not etmeyle başa çıkamayacağımı romanın daha ilk bölümünden anladım.Romanın içeriğine değinmem gerekli biliyorum ama yazarın birikimini, dünya görüşünü, kaleminin ustalığını aynı seçkinlik ve başarıda yansıtamayacağım kaygısıyla ne karakterlerinden ne de olaylardan bahsetmeye cesaret edemiyorum.Altını sadece kendim için çizdiğim bölümler dışında paylaşmak istediğim o kadar çok satır, paragraf var ki sık sık karşınıza Fi'den alıntılarla çıkarak bu değerlendirmemde ne demek istediğimi ancak böyle anlatabileceğim gibi hissediyorum.Sadece romanın bir bölümünde geçen bir gösteriden bahsetmezsem zaten romanın bende yarattığı etkiyi yeterince dile getirememişlik duygum iyice tavan yapacak. Konservatuar öğrencilerinin yıl sonu için hazırladıkları gösterinin anlatımının olduğu bölüm...Bir hayal bu denli nasıl canlı tasvir edilebilir bilmiyorum. Gözlerimi kapatmaya ihtiyaç duymadım orada o gösteriyi izleyenler arasında olmak için. Su gibi akan, akarken içmeye doyamayacağınız, doyamadıkça bitmesinden çekineceğiniz bir roman bence.Okudukça yaşama şeklinizi, ilişkilerinizin derinliğini, zamanı kullanış tarzınızı...kısaca var olma lütfunuzu değerlendirme biçiminizi sık sık sorgulayacağınız bir roman. Yazarın iddia ettiği gibi cesaretiniz varsa okuyun!
Fi ve Çi'yi okuduktan sonra demiştim ki "severek okuduğum ama başucu kitabı olmayacak, kitaplığımdaki yerlerini uzun süre koruyacak kitaplar". demiştim. Pi'yi okuduktan sonra dedim ki "tekrar tekrar okuyacağım kitaplar, iyi ki altlarını çizmemişim, çünkü her seferinde yeniden keşfetmek, yer seferinde yenilerini keşfetmek istiyorum. kesinlikle kitaplığımda uzun süre beklemeyecekler, çünkü yeniden alacağım elime ve sindire sindire okuyacağım üç kitabı da..." Pi bitmedi daha ama az kaldi, bitmesini istemiyorum... Biliyorum onun bittiği yerde ben başlayacağım ama yine de yavaş yavaş okuyorum bitmesin diye.

Yazarın biyografisi

Adı:
Akilah Azra Kohen
Tam adı:
Akilah Azra Sarızeybek Kohen
Unvan:
Yazar, Psikolog
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1979
İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema ile Ottawa Üniversitesi Üçüncü Dünya Ülkelerine Yardım Ekonomisi bölümlerinden mezundur. Daha sonra, Boğaziçi Üniversitesi Klinik Psikoloji Master Programına katılmıştır. İyi derecede İngilizce ve İtalyanca konuşan Azra Sarızeybek Kohen, bir çocuk annesidir. Organik tarıma, evrenin matematiğine ve bir Yaratıcı olduğuna inanır. Hiçbir politik görüşü yoktur. Dünyadaki en büyük problemin ne eğitim, ne işsizlik, ne de parasızlık olmadığını bilir; ona göre en büyük problem annelerdir. Çocuklarına kimlik bilinci yüklemeyerek bireyselliğe erken yaşta uyanmalarını engelleyen anneler yüzünden dünyanın bugün bu karmaşada olduğunu düşünür. Bir bireyin bile doğru davranarak dünyayı değiştirebileceğine ve hakiki insan olmak için her an evrimleşebildiğimize inanır. Emektar bir canseverdir.

Yazar istatistikleri

  • 1.157 okur beğendi.
  • 20.850 okur okudu.
  • 1.164 okur okuyor.
  • 13.066 okur okuyacak.
  • 590 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları