Al Gore

Al Gore

Yazar
10.0/10
5 Kişi
·
16
Okunma
·
3
Beğeni
·
693
Gösterim
Adı:
Al Gore
Tam adı:
Albert Arnold Gore
Unvan:
ABD'li Siyaset Adamı, İş Adamı, Belgesel Film Yapımcısı ve Nobel Barış Ödülü Sahibi
Doğum:
Washington, D.C., 31 Mart 1948
1993-2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan yardımcılığını yaptı ve 2000 yılındaki ABD başkanlık seçimleri'nde Demokratik Parti'yi başkan adayı olarak temsil etti. Seçimi kaybettikten sonra siyasetten çekilen Al Gore çabalarını Küresel ısınma konusunda yoğunlaştırdı. Bu konuda yaptığı Uygunsuz Gerçek adındaki belgesel film 2007 yılında Akademi Ödülüne hak kazandı. Bu filmin yanı sıra Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesinde bu konuda verdiği konferanslar ve diğer çalışmalar sayesinde 2007 yılında Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneliyle birlikte Nobel Barış Ödülüne uygun görüldü.

1993-2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan yardımcılığını yaptı ve 2000 yılındaki ABD başkanlık seçimleri'nde Demokratik Parti'yi başkan adayı olarak temsil etti. Seçimi kaybettikten sonra siyasetten çekilen Al Gore çabalarını Küresel ısınma konusunda yoğunlaştırdı. Bu konuda yaptığı Uygunsuz Gerçek adındaki belgesel film 2007 yılında Akademi Ödülüne hak kazandı. Bu filmin yanı sıra Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesinde bu konuda verdiği konferanslar ve diğer çalışmalar sayesinde 2007 yılında Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneliyle birlikte Nobel Barış Ödülüne uygun görüldü.



Siyasi yaşamı

Al Gore 1948 yılında siyasetçi bir ailenin içine doğdu. Aynı isimli babası, Albert Gore, Sr. uzun bir süre ABD Senatosu'nda Tennessee eyaletini temsil etmiştir. 1976 yılında Temsilciler Meclisi'ne seçildi. 1984 yılına kadar görev yaptıktan sonra senatör oldu. 1988 yılında Demokratik Parti'nin başkan adayı olmak istedi fakat başarısızlığa uğradı. Tekrar 1992 yılında başkanlık seçimlerine Bill Clinton'un yanında başkan yardımcısı adayı olarak katıldı ve bu sefer seçimi kazanarak başkan yardımcısı oldu.

1993 ve 2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan yardımcılığı yaptı. 2000 yılında Bill Clinton'un 8 yıllık başkanlık döneminin dolmasından sonra Demokratik Parti tarafından başkan adayı olarak gösterildi. Seçimlerde Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush'tan daha fazla sayıda oy olmasına rağmen ABD'nin yerel çoğunluk aslına dayalı seçim sisteminin sonucu olarak çok küçük bir farkla seçimi kaybetti. Seçim sonuçlarının geçerlilik tartışması uzun bir süre Amerikan ve dünya kamuoyunu meşgul etti fakat sonunda Al Gore'un yenilgiyi kabul etmesiyle seçim sonuçları kesinleşti. 2004 ABD başkanlık seçimleri ve 2008 ABD başkanlık seçimlerinde adı sık sık aday olarak geçmesine karşılık adaylığını koymadı.

Yönetmenlik

Seçimlerdeki yenilgisinden sonra, Gore özellikle ekolojik konular hakkında konferanslar vermeye başladı. Bu konuşmaları, 2006’da vizyona girenAn Inconvenient Truth (Uygunsuz Gerçek) adlı belgeseli için temel oluşturdular. Küresel ısınma ve insanlığın bu süreçteki olumsuz etkileri, belgeselin ana fikrini oluşturuyor. Film, Amerika’da büyük sükse yaparak, Fahrenheit 9/11 ile March of the Penguins’in ardından, sinemada en fazla izlenen üçüncü belgesel oldu ve 2007 yılında En İyi Belgesel Film Akademi Ödülünü kazandı. Ayrıca bu konuda dünyanın birçok ülkelerinde konferanslar verdi. Al Gore 12 Haziran 2007 Dünya Doğayı Koruma Vakfı WWF Türkiye ve Garanti Bankası'nın davetlisi olarak Türkiye'yi de ziyaret etti. 13 Haziran 2007 günü Çırağan Sarayı'nda Küresel ısınma konusunda bir konferans verdi.

Nobel Barış Ödülü

Al Gore 12 Ekim 2007 tarihinde Norveç Nobel Komitesi tarafından 2007 Nobel Barış Ödülü'nü Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli ile paylaşmaya uygun görüldü. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından kutlanan Al Gore ödülünün tamamını ABD'deki İklim Koruma Birliği adlı bir örgüte bağışlayacağını açıkladı.
Açlıktan ölen çocukların karınları; şiddetli protein eksikliğinin karın boşluğundaki organların çürümesine ve burada sıvı birikimine yol açması nedeniyle genellikle şiştir. Açlıktan, ishalden ve kolaylıkla önlenebilecek hastalıklardan her gün ortalama 37.000 çocuk beş yaşına basmadan ölmektedir.
Vebanın çıkış noktası aslında Çin’di. Burada insanlar vebadan ilk kez 1333 yılında ölmeye başlamışlardı.
“Çeşme akarken küpünü doldur, boş ver geleceği” söylemi çağımızın SİYASAL AHLAKI olarak kutsanmıştır.
GPS cihazlarını düzenli kullananların yön duygularının bir kısmını kaybetmeye başladığını da ortaya koydu.
Al Gore
Sayfa 81
Düşünce sistemimiz de değişmeli. Her gün biraz daha fazla atık ve çöp üretip doğaya attıktan sonra hiç bir şey olmamış gibi davranamayız.
ABD’nin az gelişmiş ülkelere serbest ticaret konusunda danışmanlık etmesi ve maddi yardımda bulunması kısmen kendi çıkarlarına hizmet etmekle birlikte , esas olarak kominizme karşı girişilen mücadeleden kaynaklanmaktaydı.

Elbette izlenen polikalardan bazıları sancılı maliyetli olmuş, çatışmalara yol açmıştır. Kore ve Vietnam savaşları, nükleer silahlanma yarışı, Amerika ‘nın Sovyet kominizmine karşı olmanın dışındaki hemen her ilkesine muhalif diktatörlere silah satması...
NOT:( Aynı nedenlerle Türkiye’de nasibini almış, hızla yeni Osmanlıcılık ve ılımlı islam projeleri uygulamaya konmuştur)
Adaylar halka ceseretle liderlik edeceklerine söz vermekte ama seçildikten sonra malı götürmektedirler.
Dünyada bir milyardan fazla insan hala günde 2 dolardan az parayla geçiniyor ve bu insanların neredeyse 900 milyonu günde 1.25 dolardan daha az bir gelir olarak tanımlanan ''aşırı yoksulluk'' içinde yaşıyor
Al Gore
Sayfa 66
Kısa dönemli düşüncelere ve anlık doyumlara, sırf bireyler olarak değil, piyasalar, ulusal ekonomiler ve siyasal gündemler açısından da duyduğumuz tuhaf düşkünlük; aldığımız kararların, izlediğimiz politikaların uzun dönemli sonuçlarını sistematik bir biçimde göz ardı etmemize yol açmaktadır.
Dünya A.Ş….
Dünyanın nasıl bir şirket haline geldiğinin tarihsel ve ekonomik verilerle anlatılmaya çalışılması bu kitabın özü. Üretimin makinelere ve dış kaynaklara yapılandırılması sonucunda, kendi kendine yeten, kendi iç dinamikleri olan Dünya’ mızı nasıl Dünya A.Ş ye evirdiğimiz, Dünya A.Ş nin ortaya çıkışından fayda sağlayan elitlerin, işlerin kamu sektörüne kaymasını engellemek için birikmiş servetlerini ve siyasi nüfuslarını nasıl etkin bir şekilde kullandıklarının, ekonominin nasıl bir güce dönüştüğünün ve bu ekonomik gücün GELECEĞİMİZİ nasıl şekillendirdiğinin özeti.
İnsanlığın gelişimi hep iletişim, özellikle yazımsal iletişim yoluyla olmuş bunu bir kez daha anlıyoruz bu kitap sayesinde. Al Gore’ da kitabın ilk bölümlerinde bu gerçeğe dayanan somut örnekler vermiş. Yazı ile başladı her şey diyor. Matbaanın bulunması en önemli gelişmeydi. Fikirleri yaymak ve çok kişiye ulaştırmakla başladı düşünsel gelişim. Matbaanın bulunmasından neredeyse 300 yıl sonra 1776 yılında Thomass Paine Amerikan Bağımsızlık savaşının fitilini ateşleyen ‘’Common Sense (Sağduyu)’’ yi yayınlarken diğer tarafta aynı yıl içinde Adam Smith (Kapitalizmin babası) kişiler piyasalarla ilgili ücretsiz bilgi erişimine sahip olurlarsa, özgür bir biçimde satın almayı ve satmayı tercih edecekler ve bir ‘’görünmez el’’ onlara her alanda yardımcı olacaktır diyordu.
Bu becerikli görünmez el, kaynakları tahsis edecek, arz ve talebi dengeleyecek, ekonomik verimliliği arttıracak fiyatları en iyi seviye de tutacaktı. Bu ‘’görünmez el’’ sayesinde yukarıda ki öngörüleri gerçekleşti mi Adam Smith’ in tartışılır ama yeni bir toplumun şekillenmeye başladığı su götürmez bir gerçek. Kendi ellerimizle bir ’’Tüketim Toplumu’’ canavarı yarattık ve bu ‘’Tüketim Toplumu’’ şimdi yarattığı bu canavara teslim olmuş durumda.
Tüketim toplumu olmak teslimiyeti kabul etmek demek, sadece yiyeceklerimizi, giyeceklerimizi değil bilgiyi de tüketiveriyoruz. Belki de o nedenledir hep bir telaş içinde olmamız, hep bir yerlere yetişme çabamız. Sakinleşemiyoruz. Öğrendiklerimizi sindiremeden yeni bir bilgi bombardımanı ile karşı karşıya kalıyoruz. Geleneksel uygulamalarla teknolojik gelişmelerin arasında sıkışıp kalmış bir zaman dilimindeyiz. Al Gore un belirttiği gibi Avcılık ve toplayıcılık dönemi 200.000 yıl, Tarım devrimi 8.000 yıl ve Sanayi devrimi sadece 150 yılımızı aldı ve neler göreceğimizin ve daha ne kadar hızlanacağımızın garantisi yok.
Öyle ki adil gelir dağılımında ki eşitsizliğe, ücret politikalarına, çalışma koşullarına karşı çıkacak bir devrimci işçi hareketi de yok artık. Çünkü işçilerin yerini makinalar almaya başladıkça ses çıkaracak işçi sayısında mutlak bir azalma söz konusu oldu. Ludd’ u değil de ‘’Ludd Yanılgısı’’ nı savunan kişilerin sayısı hiç az değil.
Dövüşerek öleceğiz yada özgür yaşayacağız
Kral Ludd sayesinde tüm kralları devireceğiz … diyen Lord Byron’ un bu sözlerinin arkasında halen duran birilerinin var olduğunu savunabilir miyiz bu tüketim toplumu ile?
Matbaadan sonra fikirlerin yayılmasını hızlandıran ikinci gelişme de İnternet Al Gore’ a göre… İnternetin hayatımıza girmesi ile birlikte fikirlerin yayılması daha kolaylaştı ama sakıncaları ile birlikte. Evet her fikre ulaşabiliyoruz artık ama her fikir de bize ulaşabiliyor. George Orwell e göndermeler yaparak anlatıyor bu durumu yazar. İnternetin halkın değil daha çok hükümetlerin işini kolaylaştırdığı fikrini ileri sürüyor. Üretimde insanın yerini makinalar alınca Dünya nasıl şirket haline dönüştüyse, internetin gücü de bilgi ve düşünceyi ışık hızında milyarlarca insana aktaran bir sinir sistemi ağına dönüştü.
Bizler istesek te istemesek te, desteklesek te desteklemesek te tarihe tanıklık ediyoruz. Dijital ağlar sayesinde dünyanın ilk ‘’Küresel Uygarlığının’’ doğuşuna şahit olmaktayız. İçinde yaşadığımız dönemde bu küresel uygarlık kendi içinde bir savaş vermekte. İnternetin gelişmesi ile ortaya çıkan küresel uygarlığın galibi kim olacak. Bu savaş iyi ile kötünün savaşına dönüştü ve geleceğimiz bu savaşı kimin kazanacağına bağlı.
İşte bu iyi ve kötünün savaşı sürüp giderken dünyamız nasıl değişiyor. Doğal kaynaklarımız nasıl tüketiliyor, nasıl kirletiliyor, su savaşları dünyanın sonunu mu getirecek? Toprak savaşı tank ve tüfekle yapılan mıdır yoksa zengin ülkelerin, fakir ülkelerde ki verimli toprakları satın alması mıdır? Daha fazla protein tüketebilmek için okyanuslarda kurduğumuz balık çiftlikleri nelere mal olacak? Sıcaklıkların arttığı her bir derece tarım ürünlerinin verimliliğini nasıl etkiliyor? Tüm bunları bilimsel gerçekliklere dayandırarak fizik, kimya, biyoloji ve istatistik yardımı ile ama anlaşılır bir dille anlatmış Al Gore.
Meşhur tanıma göre Ekonomi; ‘’Sınırsız insan ihtiyaçlarının kıt kaynaklar ile dengelenmesi bilimidir’’ Kıt kaynaklar toprak, emek, sermaye ve girişimci dörtlüsünden oluşmakta. Adam Smith’ in şu maharetli görünmez eli sayesinde sermaye ve girişimci kendi elleri ile önce toprak ve emeği yok etti. Daha sonra doğal kaynaklar ve emeğin yerine ikame edeceği yeni keşifler peşine düştü. Şimdi de bu keşifler sonucunda dünyanın başına sardığı küresel ısınma, çevre kirliliği, ortaya çıkan genetiği değiştirilmiş ürünler vs. ile mücadele etmek için milyarlarca dolar harcadığı yeni bir sektör yaratıyor.
Teknoloji: Sınırsız yenilik ve bu yeniliklere ulaşmak için dönen milyarlarca dolar. Özellikle sağlık sektöründe; daha sağlıklı olup, daha uzun yaşamak, için belki de ölümsüzlüğe ulaşmak için yapılan çalışmalar, engelli insan sayısını azaltmak özellikle kalıtımsal hastalıkların bir sonra ki nesle aktarımını engellemek için harcanan milyarlarca dolar, genetiği değiştirilmiş gıdalar, genetiği değiştirilmiş hayvanlar ve genetiği değiştirilmiş insanlar kitapta anlatılan konuların başında geliyor.
Tarım zararlılarından kurtulmak için kullandığımız kimyasallar haşerelerden ya da bitki hastalıklarından bizleri kurtarmıyor. Aksine mutasyona uğrayıp daha güçlü saldırıyorlar. Arıları öldürüyoruz, nesilleri tüketiyoruz ve bunu ekonomi biliminde homo economicus dediğimiz rasyonel olduğunu varsaydığımız biz insanlar yapıyoruz.
Nüfus artışı, insanın doğasında var olan kısa vadeli düşünme kapasitesi ve teknolojik gelişmelerin önlenememesi ekolojik sistemin bozulmasına neden oluyor. Bu kitap insanın insana ve insanın doğaya ‘’teknolojik gelişme’’ savsatasıyla neler yaptığının kanıtı.
Artık teknolojik gelişmeler dünyayı kurtarmıyor, kurtardığını sandığımız yerden başka sorunların çıkmasına sebep oluyor. Kısa vadeli ve ekonomi odaklı çözümler, soluduğumuz havayı tüketiyor. Karbon salınımı arttıkça, küresel ısınma sorunu büyüyecek bu da A.Ş haline getirdiğimiz Dünyamızın sonu olacak. Bu ekonomi anlayışı ile, bu teknolojik gelişme ile varacağımız yer belli maalesef. O nedenle yeni şeyler söylememiz gerekmekte…
Geleceğimizi nasıl kurtarabiliriz sorusuna cevap arayıp, çeşitli öneriler sunuyor kitapta yazar. Örneğin nüfus artış hızının yavaşlatılması, küresel ısınmaya sebep olacak enerjileri kullanan firmalara sübvansiyonlardan vazgeçilmesi gibi demografik ve ekonomik bir sürü önerilerde bulunuyor. Ama asıl sorun insanoğlunun algısının değişememesi galiba. Çünkü ABD halkının %37 si halen küresel ısınmaya inanmamakta.
Peki küresel ısınma konusunda bir çok kitap yazan, seminerler düzenleyen Al Gore kimdir peki? Al Gore Bill Clinton döneminde ABD’ de başkan yardımcılığı yapmış ve 2000 yılında George W. Bush ile girdiği başkanlık yarışından mağlup ayrılmış bir politikacı. Bu seçimden sonra küresel ısınma ile mücadeleye girişmiş ve bu mücadelesi sonunda ilk kez Nobel Barış Ödülünün ‘’insan hakları, silahlanma, ezilen halklar, fakirlik’’ gibi geleneksel anlayıştan farklı bir konuda ‘’Küresel ısınma’’ ile ilgili bir konuda verilmesine sebep olmuştur.
‘’The Inconvenient Truth’’ ‘’Uygunsuz Gerçek’’ adlı küresel ısınmayı konu alan belgesel ile de Oscar ödülü sahibi de olmuştur. Ancak bu belgesele bir çok tepkiler de olmuş. İngiltere’ de bir okul müdürünün belgesele açtığı davayı karara bağlayan Yüksek Mahkeme Yargıcı Burton ‘’Bilimsel verilerin yetenekli bir politikacı ve iletişimcinin ellerinde siyasi bir programı desteklemek için kullanıldığını belirtti ve dokuz ayrı bilimsel verinin hatalı aktarıldığını belirtti. Son yıllarda organik beslenmeye yönelik hummalı faaliyetleri görünce Al Gore gerçekten yaptığı araştırmalarla abartmadan gerçekleri bizimle mi paylaşıyor yoksa İngiliz yargıç Burton’ un dediği gibi siyasi bir programı destekleme derdinde mi olduğunu zaman gösterecek.
Kitap 606 sayfa gibi gözükse de bunun 175 sayfası kaynakçadan oluşuyor. Bu da oldukça yoğun bir araştırma sonucunda yazıldığını gösteriyor. Zaten iki yıllık bir süreçte tamamlanabilmiş. Ehh doğal olarak ta çevre bilinci, küresel ısınma gibi konular üzerine yazıldığı için dünya ormanlarının yönetiminin geliştirilmesi için kurulmuş bağımsız bir organizasyon olan ‘’Orman Yönetim Konseyi’’ (FSC) tarafından onaylı çevreye zararlı olmayan kağıttan üretilmiş ve dış yüzeyi, doğaya zararlı olduğu için selefonla kaplanmamıştır.
Kitap bilimsel verilerle dolu olmasına rağmen gayet anlaşılır bir dille yazılmış. Okuması oldukça keyifli. Ancak çeviriden kaynaklı olduğunu düşündüğüm ( ya da aslı böyledir emin değilim) düşük cümleler çok sık olmasa da karşımıza çıkıyor.
Kitabı yazan ABD vatandaşı ve politikacı olunca da doğru tespitlerde bulunup, bilimsel gerçekliklerle yazmış olsa bile maalesef taraf olmaktan kurtulamıyor ve ‘’ güçlü bir ABD liderliğinin yokluğunda uluslar topluluğu uluslararası koordinasyon ve küresel sorunların çözümü için işbirliğine dayalı bir çözüm üretmek için bir araya gelemiyor.’’ diyor. İlle de ABD yani  Kapitalizm reform geçirmeli, kapitalizm yeniden yaratılmalı ve doğru çabalarla sürdürülebilir hale gelmelidir fikrini ileri sürüyor. Yeni bir sistem ve bu sistemin adı Al Gore için ‘’Sürdürülebilir Kapitalizm’’….
Sonuç olarak hangi siyasi amaçla yazılmış olursa olsun küresel ısınmanın bizleri felakete götürüyor olması gerçeği değişmiyor. Bu durumdan kurtulmak için bireysel olarak yapabileceklerimiz halen mevcut.
Al Gore’ un TED konuşması. https://www.ted.com/...language=tr#t-946426
Bazen gerçekleri kimin söylediğinden çok gerçeğin ne olduğudur önemli olan. Seyredip üzerinde düşünülesi bir video. Küresel ısınma’ dan kurtulabilecek miyiz yoksa yine ekonominin dişlililerine sıkışıp kalacakmıyız. Aristoteles’ in dediği gibi ‘’Bir şeyin sonu onun doğasını tanımlar’’ Umarım sonu gelmeden insanoğlu kendi doğasını anlar.
Ve 6 milyar 86 milyon 176 bin 360 kilometre uzaktan çekilmiş dünyanın fotoğrafı. Carl Sagan’ ın deyişiyle ‘’Soluk Mavi Nokta’’ aslında hiçliğimizin bir kanıtı. Bu videoyu kibrimizin ve hırslarımızın önüne geçemediğimizde tekrar tekrar izlemeli ve biraz mola vermeliyiz. Dünya bizim evimiz ve biz evimizi teknoloji çılgınlığı ile talan ediyoruz.
https://www.youtube.com/watch?v=QMg19hbVQzY
Akıl tutulması yaşadığımız bir süreçten geçiyoruz. Aklımız tutuldukça bakış açılarımız daralıyor, dünyamızı ve kendimizi çöp haline getiriyoruz. Oysa bu kadar zor olmamalı değişim.
Son sözü Konfüçyüs’ e bırakalım ; "Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz… Umarım hepimizin hedefi aynı olur bir gün. A.Ş halinden kurtulmuş, kendi doğal dengesiyle özgürce dönüp duran bir dünya….
Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ana konu alındığı kitapta ; biz insanların üreme çılgınlığına tutulmuşcasına her gün artırdığımız nüfusumuzla , talan edercesine tüketen bencil arzularımızla , ikisinin sonucu olarak çevreye yaydığımız atıklarla bu iki olguyu hızlandırdığımızı, dünyayı bir yok oluşun eşiğine büyük bir hızla yaklaştırdığımızı ,bilimsel veriler ışığı altında , tarihsel örneklerle, sosyoekonomik, psikolojik, inanç, felsefe yönleriyle kapsamlı bir şekilde bizlerin akıl ve vicdanına sunuyor.

En başta yazarın kendi ülkesi olan ABD’yi ve diğer gelişmiş ülkelerdeki yozlaşan çirkin siyaseti , sanayi ve fazla üretim uğruna çevreye verdikleri zararı, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin borçlandırılarak , o ülkelerin kontrolsüz büyümeye zorlanmasını ve bunun sonucu olarak girişilen büyüme/gelişme savaşlarıyla doğanın katledilmesini, objektif bir bakış açısıyla eleştirmesi ,benim açımdan kitabın samimiyetine duyduğum inancı artırmıştır.

Bilim insanları dahil bir çok araştırmacı doğaya verilen zararın zaman içinde kendi kendine tolere ettiğini düşünüyordu. Gelişen teknolojiyle beraber yapılan çalışmalar, doğada her şeyin bir biriyle bağlantılı olduğunu ve uzun vadede her şeyin bir birini etkilediğini ortaya çıkardı. Etna Yanardağı’nın patlaması 4 yıl sonra Çin’de hava değişikliğine neden olabildiğini NASA görüntüleriyle artık biliyoruz. Başka bir örnek : Yanlış uygulanan tarım politikaları yüzünden yıllar içinde oluşan kum fırtınaları, Okyanuslardaki kirlenmenin havada büyük fırtınalara yol açabildiği....

Hızla artan nüfusumuzun sonucu olarak ortaya çıkan barınma, gıda bulma ,atık vb sorunlarından dolayı; topraklarımızı, tarım alanlarımızı , ağaçlarımızı , temiz su kaynaklarımızı hızla kaybediyoruz. Her birimizin sıcaklık artışını hissettiğimiz son yıllarda , dünyamızın bir yarısı kuraklığa bağlı, diğer yarısı yağış artışına bağlı kıtlığın içerisine hızla sürüklenmekte.

Büyük çoğunluğu insanın çevreye verdiği zarardan kaynaklanan küresel ısınma, hızla buzulların erimesine neden olmakta. Buna bağlı olarak su seviyelerindeki 25 cm lik bir artış tüm kıyıların yok olması anlamına gelmekte ( bu aynı zamanda kıyı bölgelerinde yaşayan insanların evlerini ve yaşam alanlarınıda kaybederek göç etmesine neden olarak mülteci krizine de yol açacak. Diğer yandan ,nesli tükenmeye varan doğamızın parçası canlılar)

Sorumsuzca , aç gözlülükle, kendi ellerimizle sömürüp kirlettiğimiz dünyamız bize baş kaldırdığında, adına KIYAMET diyeceğimiz bir yere doğru umarsızca sürükleneceğiz.

Vahim bir tablo çizen Al Gore, kitabın son bölümünde devletlere ve bireylere getirdiği gerçekçi çözüm önerileriyle bizleri umutsuz bırakmıyor. Önerilerden bazıları şöyle: Uluslar ve şirketlerin çevreye verdikleri zararın tespit edilip önleme amaçlı yasal sınırlamalar getirilmesi,teknolojilerin ve üretimin doğaya uyumlu hale getirilmesi, ülkeler arası ticari anlaşmaların çevre sorunu kapsamında düzenlenip daha adil olacak şekilde yeniden oluşturulması, az gelişmiş ülkelerin ,gelişmiş ülkelere olan borçlarının doğaya verdikleri hizmet bağlamında silinmesi, tüm ülkelerin çevre üzerine imzalayacağı adil anlaşmalar, bireylerin daha fazla bilinçlendirilip konuyla ilgili siyasi oluşumlara ve çevre örgütlerine destek olması vb . ( günümüzde bazı şirketler kurum içi kararlarla ,üretimlerini çevre sorunlarına yönelik politikalarla yeniden yapılandırmıştır)

Son olarak ; Milletler, ırklar, siyasi ideolojiler üstü bir konu olan Tükenen Dünya ,hepimizin belki de tek ortak noktası . Sömüren ve sömürüleni yan yana getiren , dindarı ateisti birleştiren kısaca bireyleri biz yapan, milletleri dünya yapan yegane problemimiz yok olmaya giden dünyamız.
Dolayısıyla bilincimizi artırmak ve bizlere düşen sorumluluğu yerine getirebilmek için herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. En azından çevre kirliliği ve benzer konuları kapsayan belgeselleri takip etmemiz de farkındalığımızı artırarak daha doğru seçimler yapmamıza olanak sağlayacaktır.
Örnek: Rant için yakılan ormanlarımızın ve siyasi çıkarlar uğruna kesilip yok edilen ağaçlık alanlarımızın ; ileride hava kirliliği ve sıcaklık artışına neden olabileceğini ve nükleer santrallerin çevreye verdiği zararlardan dolayı , yerine rüzgar enerjisinin de kullanılabileceğini öğrenir farkındalık oluşturursak, doğru/yanlış kavramları arasında bilinçli seçebilme özgürlüğümüzü yeniden kazanmış olacağız.

Seçim bizim; dünya tükeniyor!

Sevgiler.


Not 1): Türkiye’de hizmet veren bazı çevre örgütleri. (TEMA, ÇEKÜL, DOĞA DERNEĞİ, ÇEVKOR, ÇEVKO, TURMEPA/Deniz Temiz Turmepa, TÜRÇEK, Çevre ve Orman Bakanlığı...) bu ve daha fazlası var olan çevre örgütlerinin desteklenmesi , eğitim ve projelerinden haberdar olmak ,bireysel sorumluluk ve farkındalığımızı hayata geçirmek için atacağımız adımlardan bir diğeri.

Not 2): Yazarın 2006 yılı En iyi Belgesel film dalında Oscar aldığı, Türkiye’de “Uygunsuz Gerçek” adıyla gösterime giren belgeselide izlemenizi tavsiye ederim.
1993-2001 yılları arasında ABD başkan yardımcılığı yapmış Al Gore; iklim değişikliği , küresel ısınma nedenleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının geleceği, dünyanın bu bağlamda nerede olduğu gelecekte bizleri nelerin beklediğini açık yüreklilikle ortaya koymuş dünya devletlerindeki genele durum ve amerika birleşik devletlerinin konumundan bahsetmiş grafik resim ve özlü sözlerle çok güzel bir kitap ortaya çıkarmış, national geopgrafic tadında bir kitap keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Al Gore
Tam adı:
Albert Arnold Gore
Unvan:
ABD'li Siyaset Adamı, İş Adamı, Belgesel Film Yapımcısı ve Nobel Barış Ödülü Sahibi
Doğum:
Washington, D.C., 31 Mart 1948
1993-2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan yardımcılığını yaptı ve 2000 yılındaki ABD başkanlık seçimleri'nde Demokratik Parti'yi başkan adayı olarak temsil etti. Seçimi kaybettikten sonra siyasetten çekilen Al Gore çabalarını Küresel ısınma konusunda yoğunlaştırdı. Bu konuda yaptığı Uygunsuz Gerçek adındaki belgesel film 2007 yılında Akademi Ödülüne hak kazandı. Bu filmin yanı sıra Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesinde bu konuda verdiği konferanslar ve diğer çalışmalar sayesinde 2007 yılında Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneliyle birlikte Nobel Barış Ödülüne uygun görüldü.

1993-2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan yardımcılığını yaptı ve 2000 yılındaki ABD başkanlık seçimleri'nde Demokratik Parti'yi başkan adayı olarak temsil etti. Seçimi kaybettikten sonra siyasetten çekilen Al Gore çabalarını Küresel ısınma konusunda yoğunlaştırdı. Bu konuda yaptığı Uygunsuz Gerçek adındaki belgesel film 2007 yılında Akademi Ödülüne hak kazandı. Bu filmin yanı sıra Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesinde bu konuda verdiği konferanslar ve diğer çalışmalar sayesinde 2007 yılında Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneliyle birlikte Nobel Barış Ödülüne uygun görüldü.



Siyasi yaşamı

Al Gore 1948 yılında siyasetçi bir ailenin içine doğdu. Aynı isimli babası, Albert Gore, Sr. uzun bir süre ABD Senatosu'nda Tennessee eyaletini temsil etmiştir. 1976 yılında Temsilciler Meclisi'ne seçildi. 1984 yılına kadar görev yaptıktan sonra senatör oldu. 1988 yılında Demokratik Parti'nin başkan adayı olmak istedi fakat başarısızlığa uğradı. Tekrar 1992 yılında başkanlık seçimlerine Bill Clinton'un yanında başkan yardımcısı adayı olarak katıldı ve bu sefer seçimi kazanarak başkan yardımcısı oldu.

1993 ve 2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan yardımcılığı yaptı. 2000 yılında Bill Clinton'un 8 yıllık başkanlık döneminin dolmasından sonra Demokratik Parti tarafından başkan adayı olarak gösterildi. Seçimlerde Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush'tan daha fazla sayıda oy olmasına rağmen ABD'nin yerel çoğunluk aslına dayalı seçim sisteminin sonucu olarak çok küçük bir farkla seçimi kaybetti. Seçim sonuçlarının geçerlilik tartışması uzun bir süre Amerikan ve dünya kamuoyunu meşgul etti fakat sonunda Al Gore'un yenilgiyi kabul etmesiyle seçim sonuçları kesinleşti. 2004 ABD başkanlık seçimleri ve 2008 ABD başkanlık seçimlerinde adı sık sık aday olarak geçmesine karşılık adaylığını koymadı.

Yönetmenlik

Seçimlerdeki yenilgisinden sonra, Gore özellikle ekolojik konular hakkında konferanslar vermeye başladı. Bu konuşmaları, 2006’da vizyona girenAn Inconvenient Truth (Uygunsuz Gerçek) adlı belgeseli için temel oluşturdular. Küresel ısınma ve insanlığın bu süreçteki olumsuz etkileri, belgeselin ana fikrini oluşturuyor. Film, Amerika’da büyük sükse yaparak, Fahrenheit 9/11 ile March of the Penguins’in ardından, sinemada en fazla izlenen üçüncü belgesel oldu ve 2007 yılında En İyi Belgesel Film Akademi Ödülünü kazandı. Ayrıca bu konuda dünyanın birçok ülkelerinde konferanslar verdi. Al Gore 12 Haziran 2007 Dünya Doğayı Koruma Vakfı WWF Türkiye ve Garanti Bankası'nın davetlisi olarak Türkiye'yi de ziyaret etti. 13 Haziran 2007 günü Çırağan Sarayı'nda Küresel ısınma konusunda bir konferans verdi.

Nobel Barış Ödülü

Al Gore 12 Ekim 2007 tarihinde Norveç Nobel Komitesi tarafından 2007 Nobel Barış Ödülü'nü Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli ile paylaşmaya uygun görüldü. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından kutlanan Al Gore ödülünün tamamını ABD'deki İklim Koruma Birliği adlı bir örgüte bağışlayacağını açıkladı.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 16 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 23 okur okuyacak.