Yazar
Alberto Manguel

Alberto Manguel

Yazar
Çizer
BEĞEN
TAKİP ET
7.7
498 Kişi
1.283
Okunma
133
Beğeni
5,1bin
Gösterim
Unvan
Arjantinli Yazar
Doğum
Buenos Aires, 1948
Yaşamı
Alberto Manguel 1948’de Buenos Aires’te Arjantinli bir ana babanın çocuğu olarak doğdu. Çocukluğunu babasının diplomatik görevi nedeniyle İsrail’de geçirdi. Çek bakıcısından İngilizce ve Almanca öğrendi. Anadili İspanyolcayı, 1955’te Arjantin’e döndükten sonra öğrendi. Öğrenciliğinde Jorge Luis Borges’e dört yıl süresince kitap okudu. Yaşamını Fransa, İtalya ve İngiltere gibi değişik ülkelerde sürdüren Manguel, 1988’den beri Kanada vatandaşı. Yazarlığı yanında çokdilli bir çevirmen, antoloji yazarı ve yayıncı olarak uluslararası ün kazanan Manguel’in başlıca yapıtları arasında Hayali Yerler Sözlüğü (Çev. Sevin Okyay-Kutlukhan Kutlu, YKY, 2005), 1992’de McKitterick Ödülü’nü kazanan romanı News from a Foreign Country Came (Yabancı Bir Ülkeden Haberler Geldi) ve Kanada’da Kurmaca-Dışı dalında Genel Vali Edebiyat Ödülü’nü kazanan Reading Pictures: A History of Love and Hate (Resimleri Okumak: Aşk ve Nefretin Tarihi) sayılabilir. Manguel’in Türkçeye çevrilen diğer kitapları şunlardır: Başka Ateşler: Latin Amerikalı Kadın Hikâyeciler Antolojisi (Çev. Tomris Uyar, 1988); otuzdan fazla dile çevrilip uluslararası bir çoksatar olan, Times Literary Supplementtarafından Yılın En İyi Kitapları arasına seçilen ve Fransa’da Médicis Ödülü’nü kazanan Okumanın Tarihi (Çev. Füsun Elioğlu, YKY, 2001); Borges’e kitap okuduğu günlere ilişkin anılarını anlattığı Borges’in Evinde (Çev. Cem Akaş, YKY, 2002), Palmiyelerin Altında Stevenson (Çev. Cem Akaş, YKY, 2004), Okuma Günlüğü (Çev. Mehmet H. Doğan, YKY, 2007), Geceleyin Kütüphane (Çev. Dilek Şendil, YKY, 2008), Kelimeler Şehri (Çev. Esen Ezgi Taşcıoğlu, YKY, 2009).
Gncokuyor
Borges'in Evinde'yi inceledi.
68 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
✍DİPÇE : Çok donanımlı bir kitapçının (Bayan Lili) yanında çalışan Alberto Manguel, 1964-68 yılları arasında yani 16-20 yaş aralığında Borges'e kitap okuma fırsatını yakalar. Bilindiği üzere Borges genetik bir körlüğün mağdurudur. Kitabı ve geceleri çok sevdiği için bu körlüğü Tanrı’nın bir ironisi olarak kabul eder ve bu mirasın onu psikolojik bir yıkıma itmesine de belki bu yaklaşımıyla izin vermez.Onun dünyasının ışığı kitaplardır ve Borges yazar kimliğinden önce okurdur iflah olmaz bir okur.Okuyamadığı yerde de annesinin ve sonra da bazı kişilerin sesini kendisine göz tayin eder. Manguel o yıllar için der ki:  Borges'le geçen o geceler (ergenliğin verdiği küstahlıkla) hiç de olağanüstü bir şeymiş gibi,  hep bana ait olduğunu sandığım kitaplar dünyasına  yabancı bir şeymiş gibi gelmiyordu :)) bu doğallığından dehşete kapılan Manguel'in teyzesi, yine de onun bu günlerden notlar almasını ve günlük tutmasını salık vermiş :)) Evet kitap o dört yıldan arda kalan gözlemleri anlatıyor bize 16 yaşındaki Manguelin gözünden yetişkin Manguel'in kaleminden sınırlı bir döneme ait sihirli bir anlatı. Okudukça keşke uzayıverse bu sohbet dedirten türden bir eser. Öyle tatlı ve içten! Borgesin karanlık dünyasından geçen göz kamaştırıcı anekdotlar :) Mevzu bahis Borges olunca okur tatmin olmuyor daha fazla tanımak istiyor haliyle:) Anlatıcının da Manguel olması  doyumsuz kılıyor bu eseri... Bir kez daha ikisine birden hayran oluyorum. Borges yaşami boyunca iki karabasandan kurtulamadı: aynalar ve labirent. Ilk kez küçük bir çocukken, Dünyanın Yedi Harikasının bakır bir gravüründe keşfettiği labirent, merkezinde bir canavarın beklediği "kapısız bir ev"in korkusuyla dolduruyordu içini; aynalar ise bir gün onun olmayan bir yüzü yansıtacakları, daha da kötüsü hiçbir yüz yansıtmayacakları kuşkusuyla onu dehşete düşürüyordu. Borges için bir detay sunacağını inandığım bu pasajı buraya alıntılıyorum. Eser bu minvalde kısa ve unutulmaz tatlılıkta:)
Borges'in Evinde
8.1/10
· 147 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
24
Ceylân
Kütüphanemi Toplarken'i inceledi.
128 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Kütüphanemi Toplarken #okudumbitti Mayıs ayının son kitabıydı. Bir bütünlük içinde yazılan denemeleri çok dolu ve kendi adıma verimli buldum. Yazarın diğer kitaplarını da ilerleyen zamanlarda okumayı düşünüyorum özellikle "Okumalar Okuması" ve "Tanpınar'ın İzinde Beş Şehir" i çok merak ettim. Kitapta yazarın kitaplar, okurlar, bibliyofili, kütüphanecilik, ünlü yazarlar, ile kitapları vb. birçok konuda isabetli ve eğlenceli tespitleri var. Kitaplarla içli dışlı herkes çok severek okuyacaktır. Alıntılar: Her okuma deneyimi kendi mekanı ve zamanıyla biriciktir ve bir eşinin daha oluşturulması mümkün değildir. Kitaplar çoğu zaman onu yaratanlardan daha bilge ve daha cömert olmuşlardır. Her diktatör, her totaliter hükümet ve kendini tehdit altında hisseden her yetkili kitapları yakarak, kitapları yasaklayarak, kitaplara sansür uygulayarak, kitaplara vergi koyarak, okuryazarlık davasına sahte bir bağlılık göstererek, okumanın seçkinci bir faaliyet olduğunu üstü kapalı bir şekilde hissettirerek ondan kurtulmanın yollarını arıyorsa eğer edebiyatın kendisinde var olan bir şey tehlikeli derecede etkili demektir.
Kütüphanemi Toplarken
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
Esengül Ersoy
Palmiyelerin Altında Stevenson'u inceledi.
47 syf.
·
1 günde
Sadece bir saatte okunabilecek 40 sayfalık kitap olarak görünse de aslında çok şey anlatan mana olarak kabarık bir kitap okudum. Her kitabın -nitelikliyse- bir yazılma amacının olduğuna inananlardanım. Ki Alberto Manguel'in bu kitabının bir amacı olduğunu düşünüyorum. Kısa olduğuna bakmayın. Çok şey anlatıyor. Yazar, bu kitabında yazar Robert Luis Stevenson'ın ölümünden önceki beş sene içinde yerleştiği Samoa Adaları'ndan bir anlatı kurguluyor. Kurgu olsa da kaynağı gerçekler. Kitapta hakim olan iki farklı konu bulunmakta. İlki kendini çokça hissettiren; ölüme yaklaşmış Stevenson'ın son dönemlerindeki varoluş çabaları ve bu çabalardan dolayı psikolojik gerilim havası veren eylemleri. İkinci konu ise; yerleşmiş olduğu Samoa Adaları'ndaki kasabanın dışarıya kapalı olup, başka kültürlerle tanışmak istememelerinden kaynaklanan Stevenson'a olan öfkeleri. Onların bu tavrını gayet de tabii buluyorum. Çünkü Afrika'nın ilkel toplum ve yaşam tarzına müdahale eden Beyaz Adam veya Misyonerler tabiriyle - kitapta - anılan Avrupa insanının, Avrupai yaşamı oralara taşımak istemesi. Haklı olarak da Afrika yerlilerinin büyük çoğunluğu Batı'ya yönünü çevirmek istemiyor. Her ne kadar birçok konuda Avrupa şartları avantaj sunsa da. Bu duruma daha iyi hakim olmak için Göğü Delen Adam kitabını ilgilisine öneririm. İzlenimlerim sonucu tüm bunları edinmiş olsam da daha çok Stevenson ayrıntısının kitaba hakim olduğunu belirtmek isterim. Kısa sürede okunacak bu kitap, oldukça eleştirel yaklaşan bir yapıya sahip. İyi ki okudum. [Kaynak: instagram.com/p/B7wOebZpbyH/?igsh...]
Palmiyelerin Altında Stevenson
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
8