Alev Alatlı

Alev Alatlı

YazarÇevirmen
8.3/10
383 Kişi
·
1.323
Okunma
·
314
Beğeni
·
12274
Gösterim
Adı:
Alev Alatlı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İzmir, 1944
Alev Alatlı (d. 1944, İzmir) Türk yazardır. Liseyi babasının askeri ataşe olarak görev yaptığı Tokyo’da okudu. Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ'den, Ekonomi ve Ekonometri yüksek lisansını "Fulbright" bursu ile gittiği Vanderbilt University'den (Nashville, Tennessee) aldı. Bilâhare felsefe öğrenimine başlayan Alatlı, doktora çalışmalarını New Hampshire'daki Dartmouth College’de sürdürdü. İlahiyat konusunda ve düşünce ve medeniyet tarihi üzerinde yoğunlaştı. 1974’te Türkiye’ye döndü. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Devlet Planlama Teşkilatı'nda kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi ile ortak psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Cumhuriyet Gazetesi bünyesinde Bizim English dergisini çıkaran Alatlı, daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev aldı.

Filistin davasının tanıtımına yaptığı katkılardan dolayı 1986 yılında Tunus'ta sürgünde bulunan Yaser Arafat tarafından "Özgürlük Madalyası"yla onurlandırılmıştır. Aydınlanma Değil, Merhamet! adlı romanıyla ise 2006 yılında Moskova'da "Mikhail A. Sholokhov 100. Yıl Roman Ödülü"nü kazanmıştır.
Korkak, "gerçek"le yüzleşmeyi reddediyor, hırçınlaşıyor. Cahil, "gerçek"i idrak edemiyor, küçümsüyor. Hain, kendi çıkarının peşinde, "gerçek"i tahrif ediyor, saptırıyor.
Biri kendini diğerlerinin efendisi zannettiğinde diğerlerinden daha da çok köledir.
Alev Alatlı
Sayfa 1114 - Aydınlanma. Toplum: Toplum Sözleşmesi, Jean-Jacques Rousseau. Alfa Basım Yayın, 2014: İstanbul
Insanoğlu bu dünyaya doğduğunda, içindeki sevgi kıvılcımı küçücüktür. Iste o küçücük kıvılcım insanoğlunun içindeki 'hayr'dır. O kıvılcımın bir hazine gibi saklanması gerekir. Boşvericilik, tembellik, şiddet, hatta mantık bu kıvılcımı boğmaya çalışabilir! Ama, insan sevgi körüğünün başından ayrılmazsa kıvılcım ateş olur, cimrilik, hoyratlık, sevgisizlik küllerini yakar! Sen, sen ol, körügün başından ayrılma Kadıncık kızım! Insanlari sevmekten korkma! Sevmediğin değil, sevdiğin yanlarıni abart! İnsan olmanın kefareti, sevmeyi bilmektir.
Bir milyondan fazla yüksekokul öğrencimiz var, eğittiği­miz yalan; yüzbinlerce camimiz var, Müslüman olduğumuz ya­lan; milyarlarca liralık matbaalarımız var, gazeteciliğimiz ya­lan; hükümetimiz var, iktidar olduğu yalan; Türkçe konuşuruz,
birbirimizi anladığımız yalan;metrelik cetvelimiz var, yüz san­tim olduğu yalan; kilogram kullanırız, bin gramı doğru tarta­bildiğimiz yalan; dünyanın en eski uluslarındanız, tarihimiz ya­lan; NATO'nun en büyüğü ordumuz var, ülkemizi savunabile­ceğimiz yalan; Cumhuriyetiz, demokrat olduğumuz yalan; ko­nukseverliğimiz ünlüdür, birbirimizi sevdiğimiz yalan... daha sayayım mı
Bir çocuğun bir kere ‘cahil’ olduklarına karar verdiği büyüklerinden birşeyler öğrenmesi ne zordur.
152 syf.
·10/10
Böyle bir kitabı okuduktan sonra düşüncelerim, yorumlarım ve buraya yaptığım incelemelerimde kullandığım kelimeler bir film şeridi gibi âdeta hızlandırılmış özet şeklinde geçti ve ve yakalayabildiğim hatalarımı bir daha en azından bilinçli yapmama farkındalığı ile hayatımın geri kalanına devam edeceğimi buradan kelimelerimle duyurmayı bir borç bilirim

SAFSATA;eksik muhakeme kullanma yetisi anlamına gelirken günümüzde yanlış inanç anlam kaymasına uğramış bir kelime..

Alev Alatlı kitabına önsöz olarak neden bu kitabı okumamız gerektiğine dair niyetini şu cümlelerle açıklıyor,Eğer bir politikacı adayıysanız bu kitabı hatmetmelisiniz,değilseniz politikacıya maruz kalacaksınız demektir en azından kandırılmadan size ne söylendiğini ve gerçeği ayırtedebilmek için bu kitabı okuyun diyor..

Normalde incelemelerimi yaparken yazar hakkında özet bir bilgi de geçerdim zira eserin yazardan bağımsız anlaşılamayacağı yargısı kanaatine sahip olduğum için..
Yalnız bu incelemede bir değişiklik yaparak Alev Alatlı’nın hayatından hiç bahsetmeyeceğim ÖNYARGI SAFSATASI hatası yapmamak için..️Öğreniyorum TOLSTOY ‘UN BİSİKLETİ durumu ama gocunmuyorum..

İncelememin bundan sonraki kısmında benim kendimde akıl yürütürken hata anlamında ve bir çok insanda gözlemlediğim safsata örneklerine yer vermek istiyorum.

1-İDDİAYI ZAYIFLATMA SAFSATASI:
Temel ve Dursun bir gün kahvede otururken bir turist gelir Temel’e adres sorar tabii ingilizce olarak,Temelden ses yok..Turist sırasıyla ;Almanca,İspanyolca,Fransızca dillerinde sorar Temel’den yine ses yok,turist sinirli bir kaç kelam eder sonra da çekip gider.
Dursun döner Temel’e;-Artık birkaç kelime dil öğrensek fena olmaz der,Temel’de cevaben;
-Turist dört dil biliyor da meramını anlatamadı ne gerek var cevabını verir
Şimdi hatırlıyamıyorum ama mazimde bu tür muhakemelere maruz kalmış olmanın ezikliği içimde kalmış gibi️

2-SEN DE SAFSATASI; Bir iddiaya cevap vermek yerine söyleyenin davranışları ile söylemleri arasında tutarlılık arayıp karşı iddia geliştirmek,Mesela;
-Bak Karıcığım annenleri bu işe karıştırma(erkek)
-Sen değil misin her akşam annenlere rapor veren(kadın)
Sanırım çoğumuz bu tür karşı sav geliştirme hatasına düşerek kendimizdeki eksikleri görmezden gelmeyi başarıyoruz..

3-İRRASYONEL OTORİTRE SAFSATASI:
Komşu kendi rahatsızlığına kekik suyu kaynatıp iyi geldiği için biz de aynısını yapma davranışı gösterme ya da Özcan Deniz İşbir Yatak da uyuyor diye gidip İşbir yatak almak
Ebru Şallı’nın spor aktiviteleri ya da spor malzemeleri reklamlarında oynaması arasındaki bağ mantıklı mesela..

4-BEĞENDİRME SAFSATASI: Senin gibi klasik müzik seven birinin bu konseri kaçırmaması gerek cümlesi doğrudan bir yönlendirme aslında..

5-GENETİK SAFSATASI:Türkler göçebe bir millettir ne anlar mimariden!!Bu cümle de dikkate değer..
6-DUYGU SÖMÜRÜSÜ SAFSATASI: Ben bunu çok yaşıyorum yahu

Hocam,bana 5 puan daha vermezseniz takdir alamıyorum okul puanım düşüyor ..
(İyide notu alan sensin ben yazıyorum sadece diyorum tabii çoğu zaman️)
7-ÖNYARGILI DİL SAFSATASI:Bu hatalı mantık yürütmeyi biz öğretmenlerde yapıyoruz zaman zaman..
Senin gibi aydınlık bir kafa yapısına sahip birisine Cumhuriyet okumak yakışır!!
Bunlar sadece birer örnek tabii..

Bu safsatalar Serbest Safsatalar kategorisinde değerlendiriliyor..

Hastalıksız muhakeme gücü yetimizi kullanabilmek ya da kullanamayanları ayırtedebilmek için okunması faideli bir kitap diye düşünüyorum..
Keyifli okumalar..
708 syf.
·Beğendi·9/10
İflas eden Aristo mantığının "Ya siyah ya beyaz" gibi ikili kutuplardan ibaret mantık anlayışının yerine hayatı ve kendimizi daha iyi anlamamızı sağlayacak belirsizlik üzerine kurulu Kuantum mantığını, küresel ve yerel dengeleri de içererek anlatımı, çok etkileyici buldum.
70 syf.
·Beğendi·8/10
Birkaç saat feda ederek rahatça okunabilecek kadar az, o süre sonunda ufku açacak kadar hacimli bir kitap. Alev Alatlı'nın içimizden herhangi birisi gibi yazdığı fakat içimizden herhangi birisinin üzerinde bir incelikle yaklaştığı aydın kesimin despot tutumu üzerine yetkin bir çalışma.

Alatlı, Temmuz 1986'daki tespitinde dönemin aydınlarının sınıfsal baskı oluşturarak yeni fikirlere karşı durduklarını söylüyor. Bir çeşit tekelleşme. Istibdat. Aynı despotizmin, toplumda bir çözülme peyda ettiğini ve bu çözülmenin bizzat aydınlar eliyle oluşturulduğunu da ekliyor.

Bugün de aynı anomali olağanca kudretiyle sürüyor. Yeniye, küllerinden doğuracak olana, medeniyetimize has olana karşı duran aydın kesim bugün de toplumsal çözülmeyi sürdürüyor. Aynı aydın kesim, ithal olmayan her yeniye karşı gardını indirmekten de imtina ediyor.

Zannımca toplumlaşma, bu tarz bir vesayetin müstebitlerine karşı durmakla, fikrin tekelciliğine inkârla sağlanabilir. Nitekim sabit iki nokta birbirine asla paralel olamaz; mutabakat, ilerlemeyle sağlanır.

Bütün bunlarla beraber kütüphanenizi de ilminizi güzelleştirecek bir kitap. Alın, bir köşeye geçin ve farkına varın olan bitenin.
500 syf.
·Beğendi·10/10
İçerisinde Da Vinci'nin, Machiavelli'nin, Kant'ın, Martin Luther'in, Voltaire'nin, Francis Bacon'un ve diğer birçok isimlere ait metinlerin olduğu derleme bir kitabı inceliyorum. Denis Diderot, John Locke, Vico, Hobbes, Descartes, Shakespeare ve David Hume bile var. Rönesans ve Protestan reformu, erken dönem modernleşme ve bilim çağıyla ilgili hangi çetrefilli yolların aşıldığı, birey merkezli yapılardan sosyal sorunları teşhir etmeye varan yolda hangi tür paradigmalara kafa tutulduğu üzerine farklı okumalar var.

İnsanoğlu için uygun olan eğitimin nasıl olduğu üzerine Da Vinci söz hakkı isterken, Erasmus'a da bir çift laf düşüyor.
Siyaseti irdelerken Machiavelli, Prens'iyle katkıda bulunuyor, Elyot ondan geri durmuyor.
Din ve siyaset ilişkisini (ekonomi, radikalizm, ahlak, hatta zulüm ve tahammül dahil) incelerken Machiavelli yine araya giriyor, Martin Luther düzeltmeler yapıyor, Calvin için din ve kapitalizm arasında bağ kurmak çocuk oyuncağı oluyor.
Mesele birey ve ahlâka mı geldi, Kant'ın esirgeyecek sözü yok. Rousseau ve Diderot keza öyle.
Akıl, doğa, bilim, din, siyaset ve bunların ilişkiselliğinden bahis açmak demek Bacon, Locke, Descartes, Hobbes, Montesquieu'yu konuya dahil etmek için yeterli sebepler demek oluyor. Diğer yandan para ve mal arasındaki ilişki için Hume'a ayrı zaman tanımak gerekiyor.

Hülasa, Batıya yön veren isimlerin karanlıklarından sıyrılmak için ödedikleri bedeller farklı farklı olurken toplamda hepsi -tekrar etmek gerekirse- doğru zannedilen birçok paradigmaya kafa tutuyorlar.

Tam o esnada hangi alanın çözümlenmesi, dahası, bizim için hangi meselelerin çıkmaza girdiği üzerinde düşünürken Desiderus Erasmus, Deliliğe Övgü metnindeki bir parafla imdada yetişiyor. Aynı zamanda da bu uzun ve önemsiz düşüncelerimin paylaşılmasına durduk yere sebep oluyor:
"... Bazı tarikatların keşişleri sanki zehirmiş gibi paradan korkar ama şaraptan ve kadından korkmaz. [...] Bir tarikatın üyeleri kendilerine Cordelier derken, bazıları Colete, bazıları Minor, bazıları Minim, bazıları da Değnekliler der. Bunlara ek olarak Benediktenler, Bernardinler, Bridgetineler, Agustinciler, Williamcılar ve Jacobinler de vardır, sanki Hıristiyan olmak yetmezmiş gibi."

Yukarıdaki metin bize bir şeyleri hatırlatmaya, anımsatmaya yetiyor. Ha yetmez ise, güncel tartışmalarımıza, hezeyanlarımıza, uzlaşamayıp yozlaştıklarımıza bakarsak anlayabiliriz. Sebebi üzerinde düşünmeye fırsat vermeden yine Erasmus kendi toplumlarındaki bozukluklardan yola çıkarak bir sebep sunuyor:
"Okuma bilmezler, bu yüzden edebiyatla hiçbir temaslarının olmayışını dindarlığın zirvesi olarak kabul ederler. [...] anlamadan ezberledikleri mezmurları söylediklerinde Tanrı'nın kulaklarını en güzel yağlarla yağladıklarını düşünürler."

Sebep 'sadece bu değil.' Fakat sebeplerden sadece birisi de bu.

Diğer yandan sarsılan sarsıla ilerlerken düzlüğe çıkmayı başarabilen Batı toplumlarının mihenktaşı diyebileceğimiz tüm metinleri bir arada sunulmuş.

Not gibi not: Dört ciltten oluşur. Muhakkak edinin.
442 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Alatlı, ülkemizin düşünen, kültürlü, önemli entelektüellerinden biri ve ben onu çağımızın Cemil Meriç'i gibi görürüm. Konuşarak düşüncelerini ifade etmede çok başarılı olduğunu düşünmüyorum ancak yazılarıyla birikimini ve fikirlerini daha iyi sunuyor.
Nuke Türkiye yazarın farklı kültür, inanç ve milletlerden oluşan roman kahramanları ve her birini kendi düşünce yapıları doğrultusunda konuşturduğu ilginç bir eser. Kitapta en dikkat çekici karakter Günay Rodoplu, bende gerçek dünyada da yaşamış hissini en çok uyandıran karakter o ve ve kanaatimce Alev Alatlı fikirlerine bu karakterle hayat vermiş.
Diana Pavloviç ve eşi David Pavloviç'in bir araştırma için Türkiye'ye gelişleri ve bu karakterler çerçevesinde din, inanç, Türk milletinin düşünce yapısı, yozlaşma vb. pek çok düşünce karşıt fikir ve görüşlerle okura aktarılmış.
Kitapta farklı dillere ait olan sözcük ve kavramların sıkça kullanılması sözlük kullanmayı gerekli kılıyor. Ancak buna rağmen etkileyici bir eser.
Kitaptaki onca farklı fikirden sonra ana fikir bence Günay Rodoplu'nun dilinden aktarılan: "Gördüğün gibi, ne dinsizler, ne de dindarlar için insanlık ahdine vefasızlık yoktur. Ateist olmakla ahlâktan kurtulamazsın.” sözleriydi.
708 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Müthiş bir zekayla yazılmış bir kurgu ve hikaye örneği , tabi ki anlayabilene . . .
Zaten Türkiye'nin gelecekte neden bu halde olmasını , insanların anlamamasına , düşünmemesine ve ileri görüşlü olmamasına bağlayan bir kitap. İçinde bir sürü ironi ve entel giydirme var . . .
Sizi , beyninizi çalıştırıp her şeyi yeniden sorgulamaya iten bir kitap . . .
225 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Boğazımda düğüm, gözümde yaş oldu senin hikayen Eleni Naciye!
Yok, sevilmedi sanmayın onu. Babası sevdi, Türk ve Müslüman kocası da, Yunan eşi de. Ama hayatındaki tüm adamlar bir deprem gibi sarstı onu. Kasırga gibi geçtiler üzerinden. Suçluydu Naciye oradan bakınca. Hep edilgen kaldı hayatta. Kimse de sormadı ona işin aslını. 13 yaşındaki masumluğunu da, tenindeki yasemin kokusu gibi yitirmedi ölünceye dek. Belki de tek kabahatiydi bu onun.

1940'lardan itibaren görmeye başlıyoruz Kıbrıs'ı Naciye'nin hikayesi üzerinden. Eoka'nın oluşumu, adadaki Rumlar ve Türklerin yaşamı, inanç dünyaları, birbirleriyle çatışmaları, Türkiyeliler ve İngilizlerle ilişkileri de okuyunca şahit olacaklarınızdan.
İyi okumalar.
708 syf.
·Beğendi·9/10
Alev Alatlı'nın Türkiye'nin geleceğinde kurguladığı muhteşem distopya. Okurken insanın içi kararıyor fakat muhtemel bir geleceğe karşı refleks geliştirmesine de yarıyor. Kitap çok fazla entellektüel gönderme içeriyor, adından başlayarak. Bu yüzden arada durup Google ya da Wikipedia'ya sık sık başvurmak kitabı daha iyi anlamak ve daha zevk duyarak okumayı kolaylaştırıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alev Alatlı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İzmir, 1944
Alev Alatlı (d. 1944, İzmir) Türk yazardır. Liseyi babasının askeri ataşe olarak görev yaptığı Tokyo’da okudu. Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ'den, Ekonomi ve Ekonometri yüksek lisansını "Fulbright" bursu ile gittiği Vanderbilt University'den (Nashville, Tennessee) aldı. Bilâhare felsefe öğrenimine başlayan Alatlı, doktora çalışmalarını New Hampshire'daki Dartmouth College’de sürdürdü. İlahiyat konusunda ve düşünce ve medeniyet tarihi üzerinde yoğunlaştı. 1974’te Türkiye’ye döndü. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Devlet Planlama Teşkilatı'nda kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi ile ortak psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Cumhuriyet Gazetesi bünyesinde Bizim English dergisini çıkaran Alatlı, daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev aldı.

Filistin davasının tanıtımına yaptığı katkılardan dolayı 1986 yılında Tunus'ta sürgünde bulunan Yaser Arafat tarafından "Özgürlük Madalyası"yla onurlandırılmıştır. Aydınlanma Değil, Merhamet! adlı romanıyla ise 2006 yılında Moskova'da "Mikhail A. Sholokhov 100. Yıl Roman Ödülü"nü kazanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 314 okur beğendi.
  • 1.323 okur okudu.
  • 77 okur okuyor.
  • 1.245 okur okuyacak.
  • 58 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları