Ali Güler

Ali Güler

YazarEditör
8.6/10
101 Kişi
·
267
Okunma
·
17
Beğeni
·
2899
Gösterim
Adı:
Ali Güler
Unvan:
Türk Tarihçi, Yazar, Öğretim Üyesi
Doğum:
Karaman, 2 Kasım 1962
Yrd. Doç. Dr. Ali GÜLER, (d. 2 Kasım 1962 - Karaman) Tarihçi, yazar, öğretim üyesi.

İlk ve orta öğrenimini Karaman’da yaptı. Karaman Lisesi’nden 1979 yılında mezun oldu ve 1980 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek öğrenimini, 1984 yılında bitirdi.

Aynı fakültede okurken 1982 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına “askeri öğrenci” oldu. 5 Ağustos 1988 – 5 Ağustos 2002 tarihleri arasında 14 yıl Kara Harp Okulu Komutanlığı’nda Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi öğretim elemanı olarak çalıştı. 5 Ağustos 2002 - 6 Ağustos 2004 tarihleri arasında Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi Komutanlığı görevini yürüttü. 23 Ağustos 2004 tarihinde başladığı İstanbul'un Harbiye semtindeki Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Müze Kısım Amirliği görevini bir yıl yürüttü. Dr. Öğ. Albay rütbesinde iken, 3 Ekim 2005 tarihi itibarıyla kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli oldu.

Ali Güler şu anda Berikan Yayınevi'nin yayın danışmanlığını yürütmektedir.

Ali Güler, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde 1984 yılında başladığı Yüksek Lisans eğitimini, İstanbul’daki Rum-Yunan Teşkilat ve Cemiyetleri (30 Ekim 1918 - 16 Mart 1920) isimli çalışmasıyla 1986’da tamamladı. Aynı Enstitüde 1986 yılında başladığı Doktora eğitimini, Türkiye’deki Gayrimüslimlerin Yirminci Yüzyıl Başlarında Sosyo-Ekonomik Durumları (1900 - 1918) isimli çalışması ile 1993’te bitirdi.

1988 yılından beri Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Türk Askeri Tarih Komisyonu Asli Üyesi; 10 Şubat 2000 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi (ATAREM) Genel Kurul Üyesi, 15 Haziran 2000 tarihinden itibaren de Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı Haberleşme Üyesi olan Ali Güler, Türkiye’deki Gayrimüslimler (Rumlar, Ermeniler, Yahudiler), Türk-Yunan İlişkileri, Atatürk, Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi alanlarında eser sahibi olup, bu konularla ilgili makaleleri çeşitli akademik ve askeri dergilerde yayınlanmıştır. Başta, Genelkurmay Başkanlığı’nın düzenlediği “Askeri Tarih Seminerleri” olmak üzere birçok bilimsel toplantıya davetli veya görevli olarak katılmış ve bu toplantılarda bilimsel bildiriler sunmuştur.

Milli Düşünce Merkezi'nde verdiği, Az bilinen yönleriyle Atatürk isimli konferansı http://www.iktidarmuhalefet.com/Video.aspx?videoid=83 ve http://www.iktidarmuhalefet.com/Video.aspx?videoid=84 adreslerinden izlenilebilmektedir.
Menfaat karşısında küçülenlerden, büyük yetişmez. Doyum payı alıp almamaktan kararsız bir arkadaşına sordu:

- Bugünün adamı mı olmak istiyorsun, yoksa yarının mı?

- Elbette yarının...

- Öyle ise elbette pay alamazsın...
Atatürk, Evrenin bir yaratıcısı olduğunu düşünmekteydi. Zaman zaman evrim teorisinin etkisinde kalmış olmakla birlikte, zaman içinde "bilinçli dizayn teorisi" olarak adlandırılabilecek bir yaratılış teorisine inanmaya başlamıştı.
Ali Güler
Sayfa 90 - Halk Kitabevi
"Bir çocuk hangi kitapları anlar ve severse onları okumalıdır. Anlamadığı sevmediği kitapları zorla okutmak çocuğu kitaplardan soğutur"
Ali Güler
Sayfa 51 - Ziya Gökalp'in babası Mehmet Tevfik Efendi (sözün söylendiği yıllar 1883-1884)
Türkçeye çevrilen ve toplam 12 cilt olan Sahih-i Buhari (Tecrid-i Sahih), 1928-1950 yılları arasında 60.000 (altmışbin) adet basılarak bütün Türkiye'de ücretsiz dağıtılmıştır.
Ali Güler
Sayfa 192 - Halk Kitabevi
Atatürk'ün özel kütüphanesindeki (katalog kayıtlarına göre) toplam 4.289 kitaptan 161'i doğrudan din konusu ile ilgilidir. Bunlardan 111'i İslam diniyle, 22'si Hıristiyanlıkla, 12'si diğer dinlerle, 10'u genel olarak dinle, 6 tanesi de diğer dini alanlarla ilişkilidir.
Ali Güler
Sayfa 70 - Halk Kitabevi
Türkiye'de ilk kitabın basıldığı tarihten yani 1729'dan 1928 yılına kadar geçen 199 yıllık dönemde 3.040 bin kadar kitap basılabildiği tahmin edilmektedir.
Oysa yeni harflerin kabulünden sonra geçen ilk on yılda 16.063, 1928-1980 yılları arasında yani 52 yıllık dönemde 192.435 kitap basılabilmiştir ki, bu sayı yayın hayatımızdaki büyük gelişmenin küçümsenemeyecek bir ispatıdır.
Cumhuriyet Hükümeti, toplumun bütün kesimlerinin "doğru İslam'ı" ana kaynaklarından anlaması için Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali ve tefsirinin hazırlanması, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hadis külliyatının Türkçeye kazandırılması, Cuma hutbesinin Türkçeleştirilmesi ve bir "Türkçe Hutbeler Kitabı" hazırlanması gibi çok önemli ve kapsamlı çalışmalara imza atmıştır. Bunun yanında "ilmihal" tarzı daha basit, anlaşılması daha kolay "din" ve "ahlak" kitapları da hazırlatarak kitlelerle buluşmasını sağlamıştır.
Ali Güler
Sayfa 205 - Halk Kitabevi
224 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Atatürk'ün vefatından sonra yapılan cenaze işlemleri, Anıtkabir'in yapım aşamalarını, Atatürk'ün Anıtkabir'e nakledilişini ve Anıtkabir'deki oda ve müzeleri, aslanlı yolu, heykelleri her ayrıntısıyla ve belgeleriyle anlatan bir kitap. Heykelleri, anıtları anlatırken resim kullanılsa daha da anlaşılır olurdu diye düşünüyorum.
322 syf.
Atatürk'ün insani özelliklerini aktarmaya çalışan bir kitap. Edebi tarafının kuvvetli olduğunu söylemek mümkün değil ama bir bölümünü bilmediğim ilgi çekici bilgiler veriyor. Bazılarını paylaşmak isterim.

Atatürk'ün soy ağacı çok net bir şekilde belli. Anne ve baba tarafı Konya civarından gelip Balkanlara yerleştirilmiş Yörük Türkmenlerden. Babasının köyü bugünkü Makedonya'nın Debre kasabası yakınlarındaki Kocacık Köyü. Köy halen varlığını sürdürüyor. Babası sonrasında Selanik'e gelip yerleşiyor. Babasının amcasından dolayı soyları devam ediyor. Hatta Atatürk, reis-i cumhur iken büyük amcanın çocuklarından ikisinin nikah şahitliğini yapıyor.

Ali Rıza Bey ile Zübeyde Hanım evlendiklerinde babası 31, annesi 14 yaşında. O dönem için 14-15 yaş kızların evlilik çağı kabul edilmekte. Mustafa, ailenin 4. çocuğu. Ondan önce bir ablası ile iki ağabeyi bebek ya da çocuk yaşlarda vefat ediyorlar. Ondan sonra iki kız kardeşi daha oluyor ama sadece Makbule yaşıyor.

Babası 42 yaşındayken Mustafa doğuyor. Vefat ettiğinde ise 53-54 yaşlarında olmalı. Babanın vefatının ardından o pembe evden ayrılıp daha küçük bir eve taşınıyorlar. Zübeyde Hanım, devrin şartlarına uygun olarak ikinci evliliğini yapıyor. Atatürk yıllar sonra bir zabit olarak memleketi Selanik'e geri dönünce ilk iş olarak çocukluğunun geçtiği o evi satın almış ve annesi ile kardeşini oraya yerleştirmiş, kendi de orada yaşamış. Nasıl bir incelik değil mi?

Aşçı, yaver, şoför, garson gibi yakınındaki kişilerin ifadelerinden şunları görüyoruz. Mustafa Kemal, çok mütevazı bir insan. Görgülü ve nazik. Alkolle olan ilişkisi asla bir ayyaşlık derecesinde değil. Sarhoş olup, kendiden geçtiği vaki değil. Hatta sarhoşluk halinden hiç haz etmiyor. Bir sigara tiryakisi. Kahve müptelası. Kahveyi çok seviyor. Obur birisi değil. En çok kuru fasulye ve ayranı severmiş. Batılı yemeklerden haz etmez hep Türk yemeklerini tercih edermiş. Peynirli omleti de çok severmiş. Az yiyen, az uyuyan bir kişi. Hiç küfür etmezmiş. Kızdığında söylediği laf eşek ya da katır olurmuş.

Kendisi ibadetine bağlı biri değil. Ancak ibadet edenlere büyük hürmeti var. Fevzi Çakmak Paşa da dahil çevresinde namaz kılan pek çok insan var. Onlara genelde 'namazınızı da kılın, resim de yapın' dermiş. Yani dünya hayatından vaz geçmemeyi öğütlermiş. Kız kardeşinin anlattığına göre, ramazan ayı ya da kandil geceleri gibi özel zamanlarda çok ihtimamlı olurmuş. Bazen kendisi de oruçlu olduğu halde kız kardeşine iftara gidermiş. Annesi için Kur'an okuturmuş.

Yine ramazan ayı geldiğinde ince saz ekibini köşke sokmaz, meşhur danışma sofrasında içkiye yer vermezmiş. Misafirleri arasında oruç tutan, namaz kılan olursa her türlü kolaylığı sağlatırmış. Çanakkale şehitlerinin ruhuna mutlaka her yıl dönümünde Kur'an okuturmuş. Kendisi de Kur'an okur, iyi okunmasını istermiş.

Kitapta bizzat gidip gördüğüm Selanik, Manastır gibi yerlerdeki hayatını okumak da güzeldi. Yabancı dile ayrı önem vermiş. Çok iyi derecede Fransızca ve iyi derecede Almanca biliyor. Konuşuyor, mektuplar yazıyor, çeviriler yapabiliyor.

Ve 1000kitap üyeleri gibi, bizler gibi gerçek bir kitap tutkunu. Cephede bile kitap okuyacak kadar hem de. Binlerce kitap okumuş bir adam. Biraz da onun için büyük bir adam.

Saygı ve hasretle anıyorum.
240 syf.
·2 günde·10/10
Atatürk'ün hayatı hakkında okuduğum ve yazılanlardan en güzellerden bir tanesi diyebilirim. Bu kitap sayesinde, Atatürk'ü tanıyanların, kendisiyle ilgili önemli görüş ve düşüncelerine sahip olmak isteyen arkadaşlara önerebilirim ve yeni güzel bilgiler eklemiş olacaklardır. 70'yıllarında yazılan sade, güzel ve anlaşılır bir eser. Mustafa Kemal Atatürk'ün okul yıllarından tutun da yabancı dile, edebiyata duyarlılığı, kimlerle yakınlık kurduğu, kimlerin onun ardından oyunlar çevirdiği, hiç unutmadığı hocaları, yanı başından ayrılmayan silah arkadaşları ve devlet adamları... Ve Atatürk'ün kaderinin dönüm noktaları. Askeri, idari, diplomatik alandaki kriterleri... Kısacası, Mustafa Kemal'i " Atatürk" yapan her şey kitapta okuyabilirsiniz. #okudumbitti.
136 syf.
Belli çevreler tarafından ne kadar çok günahı alınan, iftiraya uğrayan bir adamdır büyük Atatürk. Ben de ilkgençlik yıllarımda onunla ve kıymetli anne ve babasıyla ilgili o kadar çok iftira duydum ve okudum ki; bugün bu iftiraları atanlara lanetler okuyorum... Üstelik bunlar gibi utanmaz adamlar halen fırsat bulduklarında iftira ve yalanlarına devam etme çabası içindeler. Kaç nesli bu yalanlarla zehirlediler ne yazık ki!

Bu bol belgeli, küçük hacimli kitapta, Atatürk'ün hem baba tarafından hem de anne tarafından bütün soyağacı isim isim ortaya konulmuş vaziyette. Atatürk'ün dayıları ve Ali Rıza Bey tek erkek çocuk olduğu için onun amcası tarafından vefat eden ve halen berhayat olan bütün akrabaları bellidir. İhtimal ki, bir hanedan havası oluşturmamak için bunun üzerine bir hayat kurgulamamış olan Atatürk'ün yaşarken de yenge, dayı ve onların çocuklarıyla bir araya geldiği vakidir. Hatta bazı akrabalarının nişan ve düğünlerini bizzat yaptırıyor.

Son günlerin popüler bir uygulaması var. Herkes e-devlete girerek 1800'lü yıllara kadar uzanan soy ağacını görebiliyor. Biz Türklerde daha öncesine ait soy bilgileri bulabilmek pek mümkün değil. Yani, Atatürk'e iftira atan o soysuzlar aslında kendi soylarını bile belli bir dönemden öteye belgeleyemezler. Ancak hiç şüpheye yer vermeyecek şekilde Türk olan Mustafa Kemal'in hem anne hem de baba tarafından bütün aile şeceresi bellidir. Bu kitap da bunun belgeleriyle doludur. Sadece Zübeyde Hanım'ın Darüşşafaka'ya yaptığı bağış metni bile tek başına yeterlidir...
136 syf.
“Atatürk’ün Saklanan Şeceresi “ Ulu önder Gazi Mustafa Kemal’in soy ağacını resmi belgelere ve birkaç kuşaktır günümüze ulaşan akrabalarının anlatımlarına dayandıran sağlam bir kaynak kitap niteliğinde. Atatürk’ün soy konusunu bir Ağabeyimin “Atatürk’ün Dedesi Kimdir?” sorusunu sorması ile başladım konuyu irdelemeye. Çünkü bugüne kadar okuduğum kaynaklarda rastlamamıştım bu sorunun cevabını bilmiyordum. Genel hatları ile birçoğumuz vakıfız Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN hayatına. Ya soy kütüğüne kadar detaylarına? Günümüzde konu itibari ile gerek Atatürk olsun gerekse Osmanlı Hanedanı olsun yakışıksız ithamlar dolanıp duruyor ortada. Cumhuriyet ve Osmanlı konusunda çatışan kitleler lehte ve aleyhte kendi teorilerini haklı doğru çıkarma çabasında oluyorlar.

Bu gibi davranışlarla ne uzuyoruz ne de kısalıyoruz. Daha çok mazimizi, geçmişten gelen bütün ecdatlarımızı yaralıyoruz. Bu konuda söylediğim şöyle bir söz vardır. “Bizim gibi bir millet yoktur ki ecdadını bu kadar çok övsün ve yine bizim kadar bir millet yoktur ki övdüğü ecdadına bu kadar çok sövsün!”

Neyse gelelim konuya Atatürk’ün soy kütüğüne göre baba tarafından dedesi “ Kızıl Hazfız Ahmet Efendi’dir. Anne tarafından dedesi ise ‘Sofu Zade Feyzullah Efendi’dir.” Kitapta yer alan belgeler incelendiği zaman görülecektir ki dört – beş kuşak soy ağacı çıkarılabilmektedir. Her iki soy kolu da Konya Yörük Türkmenlerden gelmektedir. Baba soyu Kızıl Oğuz/ Kocacık Yörükleri/ Anne soyu ise; Konyarlar olarak bilinen Yörük Türkmen grubuna mensuptur. Rumeli’nin fethinden sonra bölgenin Türkleştirilmesi için Selanik ve Langaza bölgelerine yerleştirilmiştir. Atatürk’ün günümüzde yaşayan akrabaları vardır. Bu akrabaların bir kısmı bugün, benimde doğduğum şehir olan Hatay’ın Dörtyol ve İskenderun ilçelerinde ikamet etmektedir.

Kitapta yer alan bazı belgelerin fotoğraflarını da sizlerele paylaşmak istedim buyrun...
https://resmim.net/f/rhYPlO.jpg
https://resmim.net/f/N3qDA9.jpg
https://resmim.net/f/iMPU90.jpg
https://resmim.net/f/dyngu7.jpg
https://resmim.net/f/DF5wQj.jpg
https://resmim.net/f/IOrRTY.jpg
https://resmim.net/f/BLmCxQ.jpg
https://resmim.net/f/vmaUUn.jpg
https://resmim.net/f/FrAgdO.jpg
136 syf.
Senelerdir olmadık itiraflarda bulundular. Selanik piçi dediler annesi hakkında hayat kadını diyecek kadar haysiyetsiz cümleler kurdular. Aslında bu tip eserler daha eski tarihlerde de yayınlandı fakat günümüz itibariyle en güncel Atatürk Şeceresi bu eser. Eldeki bilgiler ışığında gayet açık ve net bir bilgi kaynağı olmuş. Atatürk sanıldığı gibi yalnız değil oldukça köklü ve kalabalık bir sülaleye ve akraba bağlarını oldukça sıkı tutmuş olduğunu görebiliyoruz.Bu eseri dahala görmezden gelerek olmadık iftiralarda bulunmaya elbet devam edecekler fakat bizlerde o iftiraların asılsız olduğunu böyle değerli eserleri okuyarak,okutarak en azından okuduklarımızı etrafımızdakilere anlatarak engel olmaya çalışacağız. Bu konuda elbette ki bu eser de diğer eserlerde yeterli asla değiller fakat ilerisi için bu eserler altyapı olarak harika eserlerdir. Israrla öneriyorum bu eseri okumanızı ve kütüphanenizde bulundurmanızı.
176 syf.
·Beğendi·9/10
Merhaba dostlar. Bugün de kitabımız Nutuk hakkında olacak. Nutuk kitabını daha evvel bitirdik lakin Ali Güler bir araştırma yayınlayınca istemesem bile artık merak ediyorum. Onun araştırması ve yayın tarzı benim çok hoşuma gidiyor. 1919-1927 yılları arasını anlatan bu 36.5 saatlik şaheserin inceleme ve araştırması da nasıl yapılır bunu göreceğiz.
Nutuk neden yazıldı? Nasıl yazıldı? İllaki bir hazırlık aşamasından geçtiğini düşünürsek kim yardım etti, kim dinledi? 36.5 saat sakince konuşacak hali olmadığına göre, nerede duygusal nerede sinirli, nerede hüzünlü idi? Hatta Nutuk tek başına eğitim kitabı olarak değerlendirilir mi? Böyle devam eden birçok soru sorabiliriz. Gazi'yi ağlatan metin neydi? Atatürk’ün şahsi olarak belirttiği anıları nelerdir? Nutuk, Türk Milleti için ne ifade ediyor? Diğer dillerde Nutuk yayınları ve daha birçok şeyi göreceğiz burada.
CHP’nin 15-20 Ekim 1927’de toplanan 2. (veya 3) kurultayında 36 saat 31 dakika sürmüştür. Yazılış sürecine tanıklık edenler arasında manevi evladı Ayşe Afet İnan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay da vardır. Anılarında da bu konuyu anlatmışlardır.
Ata'nın özel arşivinde 22.000’den fazla belge olduğu bilinmekte; bu belgeler Genel Kurmay Başkanlığı ATASE Daire Başkanlığı Atatürk arşivinde muhafaza edilmektedir. ATASE: Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı demektir.
Nutuk tamamlandığında Afet İnan'a göre 506 sayfa, Cihat Akçakayalıoğlu'na göre 1117 sayfa müsvedde metin ortaya çıkmıştır. Bunları göz önüne aldığımızda ve yazılan bu metni ve okunmasını da düşündüğümüzde Atatürk için Türk Milletine korkusuzca hesap da veren bir lider olduğu hatta Ey Türk Budunu, Bu Sözümde Yalan Var Mı diye soran Bilge Kağan benzetmesini yapabiliriz.
Nutuk ilk basımı 1927’de Nutuk Mustafa Kemal adıyla 543+2 sayfa şeklinde ve Nutuk Muhteviyata Ait Vesaik adıyla 303+2 sayfa şeklinde 2 cilt olarak yayımlanmıştır. 100.000 adet basılmıştır. Bunun dışında 2000 adet de lüks basımı yapılmıştır. Şöyle bir içerik bilgisi de verelim aslında:
https://hizliresim.com/WLreHK
https://hizliresim.com/08q5Ok
https://hizliresim.com/ogNFpu
https://hizliresim.com/1BgxyR
Nutuk'un yazılış ve söyleniş amacını iki noktada toplayabiliriz: Geçmişte kalan bazı olayların yani tarihin anlaşılmasına yardımcı olmak (1) ile Milli varlığımız için önemli gördüğü konularda milletin ve gelecek kuşakların dikkatli ve uyanık olmasını sağlamaktır. (2)
Nutuk bir anı-hatıra kitabı olarak değerlendirilir. Onu diğerlerinden ayıran, birçok belgeyle desteklenmesidir. Ayrıca tarihi yapan ve yazanın ;) aynı şahsiyette birleşmiş olması Nutuk'a benzerleriyle karşılaştırılamayacak üstünlük kazandırmıştır.
Nutuk kısaca 4 açıdan incelenebilir. Tarih dönemi veya zaman bakımından, olaylar bakımından, belgeler bakımından ve kişiler bakımından. Tespitlere göre 820 kişinin adı geçer. İlk isim Vahdettin, son isim Nurettin Paşa'dır. 3 isim hariç geriye kalan herkes erkektir. Bu 3 isim: Halide Edip Adıvar, Yahya Kaptan'ın eşi Şevket Hanım ve Vahdettin'in büyük kızı Ulviye Sultan'dır.
Baştan sona güzel bir inceleme olduğunu söylüyorum tekrar. Özellikle Nutuk okunmalı sonra da böyle bir inceleme. Ya da önce bunu okuyup bir hazırlık. Başarılı bir çalışma olmuş, emeklerine sağlık diyelim. Keyifli okumalar, iyi akşamlar dilerim..
190 syf.
·4 günde·10/10
Misâk-ı Millî bir yönüyle Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in arka planını oluşturan bir siyasi ve hukuki belgedir. Bir Meclis kararı olduğu için meşruiyeti olan ve onu esas alan kurucu kadronun meşruiyetini de sağlayan bir belgedir. İkinci olarak, Misâk-ı Millî, Türk çoğunluğuna dayalı bir Türk vatanının sınırlarını çizmiştir. Bunu da dönemin uluslararası hukukuna dayanarak yapmıştır. İmparatorluğun dağılması sürecinde yeni Türk Devleti’nin hem insan hem de toprak unsurlarını gerçekçi ve insani değerlere dayalı olarak belirlemiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının, Milli Mücadele’nin siyasi ve askeri süreçlerini takip ederken dayandıkları yegâne belge Misâk-ı Millî olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın ardından imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni var eden Lozan Antlaşması da bir kurucu antlaşma olarak Misâk-ı Millî kararlarına dayandırılmıştır. Yrd. Doç. Dr. Ali Güler, bu eserde arşiv belgelerine dayalı olarak Misâk-ı Millî’yi her yönüyle ele almakta, okuyucuları Türk’ün Unutulan Yeminini hatırlamaya davet etmektedir. Etrafımızda gelişen son olaylar buna ihtiyacımız olduğunu göstermektedir.
240 syf.
·2 günde·8/10
Devletimizin kurucusu ve "çağdaş Türkiye" idealinin bayraklaşan sembolü Mustafa Kemal Atatürk'ün gerek hayatını, gerekse düşüncelerini konu alan araştırmalar son yıllarda ciddi bir artış göstermiştir. Şüphesiz yapılan araştırmaların çokluğu, bu büyük insanın hayatı ile ilgili bilgilerin ve düşüncelerinin geniş kitlelere ulaştırılması bakımından sevindirici bir gelişmedir. Fakat Atatürk, "doğru" anlaşılıp, kitlelere "doğru" anlatılmalıdır. Bunun için de çalışmaların "doğru" ve "sağlam" kaynaklara dayandırılması büyük önem taşımaktadır.
Bu kapsamda Mustafa Kemal’in “Atatürk” hâline gelmesinde ve onun büyük “dehası”nın oluşum sürecinde yaşananların belgelere dayalı olarak ortaya konulması Atatürk’ü anlamak ve anlatmak açısından şarttır. Şüphesizdir ki, daha çocukluğunda başlayan ve sonraki yıllarda artarak devam eden âdeta hastalık derecesindeki “okuma tutkusu” ile “kitap sevgisi” dehayı besleyen en önemli kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır.
Atatürk, hem okuyan hem de yazan bir devlet adamıdır. Kanaatimizce onu “büyük” yapan da bu özelliğidir. Vasıf Çınar’a söylediği sözlerden kendisinin de bu durumun farkında olduğu, yani bu konuda bilinçle hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Bu araştırmada, onun dehasının oluşum süreçleri ve bu süreçlere etki eden etkenler incelenmektedir. Aile çevresi, eğitim ve öğrenim çevresi, yabancı dil bilgisi, gazetecilik merakı, okuma tutkusu, özel kütüphanesi, etkilendiği yazarlar, şairler, düşünce adamları ve yazdığı eserler belgelere dayalı olarak incelenmiş ve yorumlanmıştır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Güler
Unvan:
Türk Tarihçi, Yazar, Öğretim Üyesi
Doğum:
Karaman, 2 Kasım 1962
Yrd. Doç. Dr. Ali GÜLER, (d. 2 Kasım 1962 - Karaman) Tarihçi, yazar, öğretim üyesi.

İlk ve orta öğrenimini Karaman’da yaptı. Karaman Lisesi’nden 1979 yılında mezun oldu ve 1980 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek öğrenimini, 1984 yılında bitirdi.

Aynı fakültede okurken 1982 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına “askeri öğrenci” oldu. 5 Ağustos 1988 – 5 Ağustos 2002 tarihleri arasında 14 yıl Kara Harp Okulu Komutanlığı’nda Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi öğretim elemanı olarak çalıştı. 5 Ağustos 2002 - 6 Ağustos 2004 tarihleri arasında Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi Komutanlığı görevini yürüttü. 23 Ağustos 2004 tarihinde başladığı İstanbul'un Harbiye semtindeki Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Müze Kısım Amirliği görevini bir yıl yürüttü. Dr. Öğ. Albay rütbesinde iken, 3 Ekim 2005 tarihi itibarıyla kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli oldu.

Ali Güler şu anda Berikan Yayınevi'nin yayın danışmanlığını yürütmektedir.

Ali Güler, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde 1984 yılında başladığı Yüksek Lisans eğitimini, İstanbul’daki Rum-Yunan Teşkilat ve Cemiyetleri (30 Ekim 1918 - 16 Mart 1920) isimli çalışmasıyla 1986’da tamamladı. Aynı Enstitüde 1986 yılında başladığı Doktora eğitimini, Türkiye’deki Gayrimüslimlerin Yirminci Yüzyıl Başlarında Sosyo-Ekonomik Durumları (1900 - 1918) isimli çalışması ile 1993’te bitirdi.

1988 yılından beri Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Türk Askeri Tarih Komisyonu Asli Üyesi; 10 Şubat 2000 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi (ATAREM) Genel Kurul Üyesi, 15 Haziran 2000 tarihinden itibaren de Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı Haberleşme Üyesi olan Ali Güler, Türkiye’deki Gayrimüslimler (Rumlar, Ermeniler, Yahudiler), Türk-Yunan İlişkileri, Atatürk, Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi alanlarında eser sahibi olup, bu konularla ilgili makaleleri çeşitli akademik ve askeri dergilerde yayınlanmıştır. Başta, Genelkurmay Başkanlığı’nın düzenlediği “Askeri Tarih Seminerleri” olmak üzere birçok bilimsel toplantıya davetli veya görevli olarak katılmış ve bu toplantılarda bilimsel bildiriler sunmuştur.

Milli Düşünce Merkezi'nde verdiği, Az bilinen yönleriyle Atatürk isimli konferansı http://www.iktidarmuhalefet.com/Video.aspx?videoid=83 ve http://www.iktidarmuhalefet.com/Video.aspx?videoid=84 adreslerinden izlenilebilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 267 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 205 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.