Ali Güler

Ali Güler

Yazar
9.0/10
47 Kişi
·
92
Okunma
·
10
Beğeni
·
2.269
Gösterim
Adı:
Ali Güler
Unvan:
Türk Tarihçi, Yazar, Öğretim Üyesi
Doğum:
Karaman, 2 Kasım 1962
Yrd. Doç. Dr. Ali GÜLER, (d. 2 Kasım 1962 - Karaman) Tarihçi, yazar, öğretim üyesi.

İlk ve orta öğrenimini Karaman’da yaptı. Karaman Lisesi’nden 1979 yılında mezun oldu ve 1980 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek öğrenimini, 1984 yılında bitirdi.

Aynı fakültede okurken 1982 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına “askeri öğrenci” oldu. 5 Ağustos 1988 – 5 Ağustos 2002 tarihleri arasında 14 yıl Kara Harp Okulu Komutanlığı’nda Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi öğretim elemanı olarak çalıştı. 5 Ağustos 2002 - 6 Ağustos 2004 tarihleri arasında Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi Komutanlığı görevini yürüttü. 23 Ağustos 2004 tarihinde başladığı İstanbul'un Harbiye semtindeki Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Müze Kısım Amirliği görevini bir yıl yürüttü. Dr. Öğ. Albay rütbesinde iken, 3 Ekim 2005 tarihi itibarıyla kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli oldu.

Ali Güler şu anda Berikan Yayınevi'nin yayın danışmanlığını yürütmektedir.

Ali Güler, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde 1984 yılında başladığı Yüksek Lisans eğitimini, İstanbul’daki Rum-Yunan Teşkilat ve Cemiyetleri (30 Ekim 1918 - 16 Mart 1920) isimli çalışmasıyla 1986’da tamamladı. Aynı Enstitüde 1986 yılında başladığı Doktora eğitimini, Türkiye’deki Gayrimüslimlerin Yirminci Yüzyıl Başlarında Sosyo-Ekonomik Durumları (1900 - 1918) isimli çalışması ile 1993’te bitirdi.

1988 yılından beri Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Türk Askeri Tarih Komisyonu Asli Üyesi; 10 Şubat 2000 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi (ATAREM) Genel Kurul Üyesi, 15 Haziran 2000 tarihinden itibaren de Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı Haberleşme Üyesi olan Ali Güler, Türkiye’deki Gayrimüslimler (Rumlar, Ermeniler, Yahudiler), Türk-Yunan İlişkileri, Atatürk, Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi alanlarında eser sahibi olup, bu konularla ilgili makaleleri çeşitli akademik ve askeri dergilerde yayınlanmıştır. Başta, Genelkurmay Başkanlığı’nın düzenlediği “Askeri Tarih Seminerleri” olmak üzere birçok bilimsel toplantıya davetli veya görevli olarak katılmış ve bu toplantılarda bilimsel bildiriler sunmuştur.

Milli Düşünce Merkezi'nde verdiği, Az bilinen yönleriyle Atatürk isimli konferansı http://www.iktidarmuhalefet.com/Video.aspx?videoid=83 ve http://www.iktidarmuhalefet.com/Video.aspx?videoid=84 adreslerinden izlenilebilmektedir.
İngiltere'den tavuskuşu yumurtası bile sipariş etmiş padişahlar gördüm. Ama kitap sipariş eden tek devlet adamı Atatürk olmuştur.
Ali Güler
Sayfa 122 - Büyükelçi Dr. Bilal Şimşir
Menfaat karşısında küçülenlerden, büyük yetişmez. Doyum payı alıp almamaktan kararsız bir arkadaşına sordu:

- Bugünün adamı mı olmak istiyorsun, yoksa yarının mı?

- Elbette yarının...

- Öyle ise elbette pay alamazsın...
Türkiye'de ilk kitabın basıldığı tarihten yani 1729'dan 1928 yılına kadar geçen 199 yıllık dönemde 3.040 bin kadar kitap basılabildiği tahmin edilmektedir.
Oysa yeni harflerin kabulünden sonra geçen ilk on yılda 16.063, 1928-1980 yılları arasında yani 52 yıllık dönemde 192.435 kitap basılabilmiştir ki, bu sayı yayın hayatımızdaki büyük gelişmenin küçümsenemeyecek bir ispatıdır.
Elinizdeki kitapta işte bu yeni bilgi ve belgeler de kullanılmıştır. Temenni ederim ki, Atatürk'ümüze ve ailesine yönelik çirkin ve asılsız, mesnetsiz iddialar artık son bulur. Gençlerimiz o büyük insanı ve ailesini doğru bir şekilde tanıma imkanı bulurlar.
O gün Atatürk benim saçımı okşamıştı .
Ben de saçımı kesmiştim saklamak için ,başımın üstü kel olmuştu .
"Başbakan İnönü milletvekillerinin ihalelere katılmalarına, iş takipçiliği yapmalarına karşıydı. Bunu yasaklayan yasa çıkarmak istiyordu."

"Atatürk ayrı görüşteydi: ''Bu, kanunla olmamalı. Milletvekilleri böyle işlere girmenin sakıncalı olduğunu kendileri anlamalıdırlar. Bir milletvekiline 'ihalelere girmeyeceksin' demek, milletin seçtiği insanın idrakine güvenmemektir." diyordu.
'Şimdi savaş bitti, yeni bir savaşımız başlıyor. O da kültür ve sanat savaşımızdır ve okumakla, kitapla olur; işte şimdi cephane taşıdığımız o sandıklara kitaplarımı koy, sandıklarla taşınsın, cephanenin yerini artık kitaplar alsın' dedi.
Ali Güler
Sayfa 115 - Halk Kitabevi
Atatürk'ün özel kütüphanesinde yer alan kitapların sayıca durumu aynı zamanda onun ilgi veya uğraştığı konuların önem derecesini de göstermektedir. Bu anlamda bakıldığı zaman, 'Tarih' ön planda, bunun içinde de 'Türk Dünyası Tarihi' ilk sırada yer almaktadır.
Ali Güler
Sayfa 126 - Halk Kitabevi
Atatürk'ün insani özelliklerini aktarmaya çalışan bir kitap. Edebi tarafının kuvvetli olduğunu söylemek mümkün değil ama bir bölümünü bilmediğim ilgi çekici bilgiler veriyor. Bazılarını paylaşmak isterim.

Atatürk'ün soy ağacı çok net bir şekilde belli. Anne ve baba tarafı Konya civarından gelip Balkanlara yerleştirilmiş Yörük Türkmenlerden. Babasının köyü bugünkü Makedonya'nın Debre kasabası yakınlarındaki Kocacık Köyü. Köy halen varlığını sürdürüyor. Babası sonrasında Selanik'e gelip yerleşiyor. Babasının amcasından dolayı soyları devam ediyor. Hatta Atatürk, reis-i cumhur iken büyük amcanın çocuklarından ikisinin nikah şahitliğini yapıyor.

Ali Rıza Bey ile Zübeyde Hanım evlendiklerinde babası 31, annesi 14 yaşında. O dönem için 14-15 yaş kızların evlilik çağı kabul edilmekte. Mustafa, ailenin 4. çocuğu. Ondan önce bir ablası ile iki ağabeyi bebek ya da çocuk yaşlarda vefat ediyorlar. Ondan sonra iki kız kardeşi daha oluyor ama sadece Makbule yaşıyor.

Babası 42 yaşındayken Mustafa doğuyor. Vefat ettiğinde ise 53-54 yaşlarında olmalı. Babanın vefatının ardından o pembe evden ayrılıp daha küçük bir eve taşınıyorlar. Zübeyde Hanım, devrin şartlarına uygun olarak ikinci evliliğini yapıyor. Atatürk yıllar sonra bir zabit olarak memleketi Selanik'e geri dönünce ilk iş olarak çocukluğunun geçtiği o evi satın almış ve annesi ile kardeşini oraya yerleştirmiş, kendi de orada yaşamış. Nasıl bir incelik değil mi?

Aşçı, yaver, şoför, garson gibi yakınındaki kişilerin ifadelerinden şunları görüyoruz. Mustafa Kemal, çok mütevazı bir insan. Görgülü ve nazik. Alkolle olan ilişkisi asla bir ayyaşlık derecesinde değil. Sarhoş olup, kendiden geçtiği vaki değil. Hatta sarhoşluk halinden hiç haz etmiyor. Bir sigara tiryakisi. Kahve müptelası. Kahveyi çok seviyor. Obur birisi değil. En çok kuru fasulye ve ayranı severmiş. Batılı yemeklerden haz etmez hep Türk yemeklerini tercih edermiş. Peynirli omleti de çok severmiş. Az yiyen, az uyuyan bir kişi. Hiç küfür etmezmiş. Kızdığında söylediği laf eşek ya da katır olurmuş.

Kendisi ibadetine bağlı biri değil. Ancak ibadet edenlere büyük hürmeti var. Fevzi Çakmak Paşa da dahil çevresinde namaz kılan pek çok insan var. Onlara genelde 'namazınızı da kılın, resim de yapın' dermiş. Yani dünya hayatından vaz geçmemeyi öğütlermiş. Kız kardeşinin anlattığına göre, ramazan ayı ya da kandil geceleri gibi özel zamanlarda çok ihtimamlı olurmuş. Bazen kendisi de oruçlu olduğu halde kız kardeşine iftara gidermiş. Annesi için Kur'an okuturmuş.

Yine ramazan ayı geldiğinde ince saz ekibini köşke sokmaz, meşhur danışma sofrasında içkiye yer vermezmiş. Misafirleri arasında oruç tutan, namaz kılan olursa her türlü kolaylığı sağlatırmış. Çanakkale şehitlerinin ruhuna mutlaka her yıl dönümünde Kur'an okuturmuş. Kendisi de Kur'an okur, iyi okunmasını istermiş.

Kitapta bizzat gidip gördüğüm Selanik, Manastır gibi yerlerdeki hayatını okumak da güzeldi. Yabancı dile ayrı önem vermiş. Çok iyi derecede Fransızca ve iyi derecede Almanca biliyor. Konuşuyor, mektuplar yazıyor, çeviriler yapabiliyor.

Ve 1000kitap üyeleri gibi, bizler gibi gerçek bir kitap tutkunu. Cephede bile kitap okuyacak kadar hem de. Binlerce kitap okumuş bir adam. Biraz da onun için büyük bir adam.

Saygı ve hasretle anıyorum.
Senelerdir olmadık itiraflarda bulundular. Selanik piçi dediler annesi hakkında hayat kadını diyecek kadar haysiyetsiz cümleler kurdular. Aslında bu tip eserler daha eski tarihlerde de yayınlandı fakat günümüz itibariyle en güncel Atatürk Şeceresi bu eser. Eldeki bilgiler ışığında gayet açık ve net bir bilgi kaynağı olmuş. Atatürk sanıldığı gibi yalnız değil oldukça köklü ve kalabalık bir sülaleye ve akraba bağlarını oldukça sıkı tutmuş olduğunu görebiliyoruz.Bu eseri dahala görmezden gelerek olmadık iftiralarda bulunmaya elbet devam edecekler fakat bizlerde o iftiraların asılsız olduğunu böyle değerli eserleri okuyarak,okutarak en azından okuduklarımızı etrafımızdakilere anlatarak engel olmaya çalışacağız. Bu konuda elbette ki bu eser de diğer eserlerde yeterli asla değiller fakat ilerisi için bu eserler altyapı olarak harika eserlerdir. Israrla öneriyorum bu eseri okumanızı ve kütüphanenizde bulundurmanızı.
Belli çevreler tarafından ne kadar çok günahı alınan, iftiraya uğrayan bir adamdır büyük Atatürk. Ben de ilkgençlik yıllarımda onunla ve kıymetli anne ve babasıyla ilgili o kadar çok iftira duydum ve okudum ki; bugün bu iftiraları atanlara lanetler okuyorum... Üstelik bunlar gibi utanmaz adamlar halen fırsat bulduklarında iftira ve yalanlarına devam etme çabası içindeler. Kaç nesli bu yalanlarla zehirlediler ne yazık ki!

Bu bol belgeli, küçük hacimli kitapta, Atatürk'ün hem baba tarafından hem de anne tarafından bütün soyağacı isim isim ortaya konulmuş vaziyette. Atatürk'ün dayıları ve Ali Rıza Bey tek erkek çocuk olduğu için onun amcası tarafından vefat eden ve halen berhayat olan bütün akrabaları bellidir. İhtimal ki, bir hanedan havası oluşturmamak için bunun üzerine bir hayat kurgulamamış olan Atatürk'ün yaşarken de yenge, dayı ve onların çocuklarıyla bir araya geldiği vakidir. Hatta bazı akrabalarının nişan ve düğünlerini bizzat yaptırıyor.

Son günlerin popüler bir uygulaması var. Herkes e-devlete girerek 1800'lü yıllara kadar uzanan soy ağacını görebiliyor. Biz Türklerde daha öncesine ait soy bilgileri bulabilmek pek mümkün değil. Yani, Atatürk'e iftira atan o soysuzlar aslında kendi soylarını bile belli bir dönemden öteye belgeleyemezler. Ancak hiç şüpheye yer vermeyecek şekilde Türk olan Mustafa Kemal'in hem anne hem de baba tarafından bütün aile şeceresi bellidir. Bu kitap da bunun belgeleriyle doludur. Sadece Zübeyde Hanım'ın Darüşşafaka'ya yaptığı bağış metni bile tek başına yeterlidir...
Kitap, Atamızın çocukluk yıllarından vefatına kadar geçirmiş olduğu hastalıklardan bahsederek başlıyor. Genelde dirençli bir bünyesi olduğunu biliyoruz Atatürk'ün fakat, sağlığını önemsemediği de bir gerçek. Birçoğumuzun bildiği bazı rahatsızlıklarının yanında, kitabı okuduğumda öğrendiğim bazı rahatsızlıkları da oldu. Mesela gözleriyle ilgili bir sorun yaşadığını ilk defa öğrenmiş oldum. Kitabın devamında ise vefatı, cenazesinin tahnit edilme işlemi ve Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre, 15 yıl sonrasında da ebedi istirahatgahı Anıtkabir'e nakli anlatılmış. Şüphesiz ki en dokunaklı kısımlar, Kamile Şevki Mutlu hocanın, Atanın cenazesi Anıtkabir'e nakledilmeden evvel bir başka tabuta koyulurken yaşadıkları. Geçtiğimiz 10 Kasım'da bu olayı bir köşe yazısında okumuştum. Ayrıca son bölümlerde Atamızın vasiyeti, malvarlığı ve vefatından sonra menkul ve gayrimenkullerinin nerelere bağışlandığı anlatılmış. Kitabın yarısı bu konuların anlatımı ile, diğer yarısı ise bu konularla ilgili fotoğraf ve belgelerle oluşturulmuş. Kitaba kaynak olarak birçok eser ve resmi belge mevcut ise de, genelde Eren Akçiçek'in "Atatürk'ün Sağlığı, Hastalıkları ve Ölümü" isimli kitabından yararlanılmış. Daha detaylı bilgi edinmek isteyenler bu kitaba da bir göz atabilirler.
Yakın ve tarih sever bir arkadaşımın bana hediye ettiği kitabı uzun zaman sonra okuma fırsatı buldum, hediye olduğunu belirtiyorum çünkü sanırım gidip bu kitabı almazdım. Kitabı çok fazla beğendiğimi söyleyemem bazı kısımları fazlasıyla zorlama geldi. En büyük eksikliğim tarih konusundaki cehaletim diye düşünüyorum ama bu kitap bana o konuda çok fazla bir şey katmadı evet isminden de anlaşıldığı gibi Atatürk'ün insani yönünü anlatıyor ama okuduğu Şemsi Efendi okuluna ismini veren sayfalarca hayatı anlatılan Şemsi Efendiyi pek merak etmiyordum açıkçası. Ayrıca Atatürk ne yerdi ne içerdi sabah kahvaltısında ne severdi bunlarda benim merak ettiğim konulara girmiyor. Evet Cumhuriyetimizin kurucusu oluşunu, onu etkileyen olayları, okuduğu kitapları da anlatmış fakat ben artık bir yerde daha 'Atatürk dine önem verirdi' cümlesini görmek istemiyorum, fazlasıyla tiksindim bu konudan. İmanı olan insan bu konuyu tartışmaz zaten çünkü eğer gerçekten inançlıysa kimin ne olduğunu yalnızca yaratıcının bileceğinden emindir. Yani kısacası Atatürk'ün dindarlığından ba na ne ! Ama tabi yazar günümüzde çok prim yapıldığı için bu konuda yazmış da yazmış o da haklı ne diyelim. Yani arkadaşlar siz de benim gibi Atatürk ne yemiş ne giymiş nasıl oturmuş nasıl gülmüş neye inanmış bunlara önem vermeyip ne okumuş kendini nasıl yetiştirmiş diyerek fikri yönüne ve devlet adamlığına hayransanız eminim başka kitaplar bulabilirsiniz. Bu kitapta öyle bölümler yok değil ama bence yetersiz. Hepinize keyifli okumalar :)
Öncelikle belirtmeliyim ki. Beklediğimi bulamadım. Elime aldığımdaki heyecanı devam ettiremedim okudukça.
Okuduğum onca kitapta aynı konular çok daha derinlemesine verildiğine tanıklığım var. Bir Hasan İzzetin Dinamo "Kutsal İsyan"- Bir Şevket Süreyya Aydemir "Tek Adam" Hıfzı Topuz v.s aklıma ilk gelenler.
Yazar güzel bir konu yakalamış. Ama tüm nerede ise başka yapıtları yanlışlıklar içinde olduğunu ifade ediyor. Bazı tarihler 2 veya 3 sene sapıyor. bu bana doğal geliyor oysa. Atatürk'ün, babasının ölüm tarihindeki sapmalarda olduğu gibi. Şimdi aynı yazarın "Atatürk'ün Saklanan Seceresi" ni okumakta tereddüt ediyorum.
Diğer bir konu, Şayet kurulan cümleleri çok dikkatli okumazsanız, cümlenin kuruluş çatısındaki bazı hatalardan kaynaklanan anlatılanın tam tersi bir anlama varacak hatalar olduğudur. Çok fazla baskı yanlışlıklarını da içerdiğini ifade etmeliyim.
Yine de, tarihi bir belgesel niteliğinden dolayı, ve bazı belgeleri içermesi nedeniyle baş vurabileceğiniz bir yapıt. Bir tez havası sezinledim bu kitap da.
her türk vatandaşının okuması gereken bir kitap. milletmi ümmetmi? bence önce hangi milletden olduğumuz, özümüzü bilmemiz daha doğrusu kendimizi tanımamız açısında önemli. bu kitap ta atalarımızın dünyadaki saygınlığını ve gücünü çok iyi öğreniyoruz.peki neden bugün bu haldeyiz. bu kitap çok iyi cevabını veriyor.
Büyük insan Atatürk'ümüzün anne ve baba tarafından geçmişini ve soyun devamlılığını anlatan, belgelerle destekleyen bir araştırma kitabı.
İlk ve ortaokul seviyesi için uygun .... Kitabın yazarlarının da belirttiği gibi (Bu çalışma ile amaçlanan; gençlerimizin milletimizin milli kültür değerlerini, Atatürk'ün bir lider, devlet ve düşünce adamı olarak bu değerlerimize getirdiği bakış açısını, ve Cumhuriyetimizin temel felsefesini oluşturan esasları anlama ve yaşatma bilinci oluşturmalarına yardımcı olmaktır.) gençlere cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK 'ü ve düşüncelerini anlatmaya çalışmışlar.
Prof. Dr. Aydın TANERİ, “Türk Devlet Geleneği” isimli çalışmasında,; “Türklerde devlet ve hükümet başkanlarının kişiliklerini anlatırken bir devlet adamında şu dört niteliğin bulunması gerektiğini belirtmektedir. “Kültür, mantık, erdem ve cesaret.”
Dünyada yirminci yüzyıla damgasını vuran nadide devlet adamlarından ve tarihin akışını değiştiren birkaç “DÖNÜŞTÜRÜCÜ” liderden biri olan Atatürk, hakkında en çok araştırma yapılan, eserler yazılan ve tabii ki hayran kitlesi kadar düşmanı da bulunan bir lider. Her geçen gün O’nun hakkında yapılan araştırılmaların artması, bu büyük insanın, “çağdaş Türkiye” idealinin bayraklaşan sembolünün, geniş kitlelere ulaştırılması gerçekten sevindiricidir. Bu nedenle Atatürk hakkında, “doğru” ve “sağlam” kaynaklara ihtiyacımız bulunmaktadır.
İşte size Atatürk ve Türk tarihi ile ilgili çok sayıda eseri bulunan Ali Güler’den olukça çok sayıda kaynağa başvurularak yazılmış Atatürk’ün yaşamını anlatan bir eser. Atatürk’ü öğrenmek isteyenlerin başvurabileceği kaynak bir kitap. Kesinlikle ve şiddetle tavsiye ederim..

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Güler
Unvan:
Türk Tarihçi, Yazar, Öğretim Üyesi
Doğum:
Karaman, 2 Kasım 1962
Yrd. Doç. Dr. Ali GÜLER, (d. 2 Kasım 1962 - Karaman) Tarihçi, yazar, öğretim üyesi.

İlk ve orta öğrenimini Karaman’da yaptı. Karaman Lisesi’nden 1979 yılında mezun oldu ve 1980 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek öğrenimini, 1984 yılında bitirdi.

Aynı fakültede okurken 1982 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına “askeri öğrenci” oldu. 5 Ağustos 1988 – 5 Ağustos 2002 tarihleri arasında 14 yıl Kara Harp Okulu Komutanlığı’nda Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi öğretim elemanı olarak çalıştı. 5 Ağustos 2002 - 6 Ağustos 2004 tarihleri arasında Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi Komutanlığı görevini yürüttü. 23 Ağustos 2004 tarihinde başladığı İstanbul'un Harbiye semtindeki Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Müze Kısım Amirliği görevini bir yıl yürüttü. Dr. Öğ. Albay rütbesinde iken, 3 Ekim 2005 tarihi itibarıyla kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli oldu.

Ali Güler şu anda Berikan Yayınevi'nin yayın danışmanlığını yürütmektedir.

Ali Güler, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde 1984 yılında başladığı Yüksek Lisans eğitimini, İstanbul’daki Rum-Yunan Teşkilat ve Cemiyetleri (30 Ekim 1918 - 16 Mart 1920) isimli çalışmasıyla 1986’da tamamladı. Aynı Enstitüde 1986 yılında başladığı Doktora eğitimini, Türkiye’deki Gayrimüslimlerin Yirminci Yüzyıl Başlarında Sosyo-Ekonomik Durumları (1900 - 1918) isimli çalışması ile 1993’te bitirdi.

1988 yılından beri Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Türk Askeri Tarih Komisyonu Asli Üyesi; 10 Şubat 2000 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi (ATAREM) Genel Kurul Üyesi, 15 Haziran 2000 tarihinden itibaren de Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı Haberleşme Üyesi olan Ali Güler, Türkiye’deki Gayrimüslimler (Rumlar, Ermeniler, Yahudiler), Türk-Yunan İlişkileri, Atatürk, Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi alanlarında eser sahibi olup, bu konularla ilgili makaleleri çeşitli akademik ve askeri dergilerde yayınlanmıştır. Başta, Genelkurmay Başkanlığı’nın düzenlediği “Askeri Tarih Seminerleri” olmak üzere birçok bilimsel toplantıya davetli veya görevli olarak katılmış ve bu toplantılarda bilimsel bildiriler sunmuştur.

Milli Düşünce Merkezi'nde verdiği, Az bilinen yönleriyle Atatürk isimli konferansı http://www.iktidarmuhalefet.com/Video.aspx?videoid=83 ve http://www.iktidarmuhalefet.com/Video.aspx?videoid=84 adreslerinden izlenilebilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 92 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 111 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.