Ali Haydar Haksal

Ali Haydar Haksal

8.5/10
37 Kişi
·
103
Okunma
·
20
Beğeni
·
1.611
Gösterim
Adı:
Ali Haydar Haksal
Unvan:
Türk İlahiyatçı Yazar
Doğum:
Bingöl, 1951
1951'de Bingöl'de doğdu. Erzurum'da Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Marmara Üniversitesi, İlâhiyat Fakültesi İslâm Düşüncesi Anabilim dalında yüksek lisans yaptı. "Kur'an-ı Kerim'de Güzel Kavramı" üzerine tez hazırladı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Yedi İklim dergisinin kurucuları arasında yer aldı.

Ali Haydar Haksal; ilk çalışmalarını yerel gazete ve dergilerde değerlendirdi. Mavera, Yönelişler, İslâm, Kayıtlar, Yedi İklim, Hece, Yansıma, Yeni Devir, Milli Gazete gibi dergi ve gazetelerde öyküleri yayımlandı. Milli Gazetede köşe yazarlığı yapıyor. Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabı ile Türkiye Yazarlar Birliği 1987 yılı Hikâye, Yitik Yaşamın Güncesi adlı romanıyla Tuzla Belediyesi Roman Yarışmasında ikincilik ödülünü aldı.
Ben kırılganım bil, ben yaralıyım bil,
ben bir dilsizim, bir kimsesiz.
Sesimi ötelere taşıyorum.
Sıcaklığım, sessizliğim içimde ve ben içime gömülüyorum.
Derin bir suskunluk beni bekliyor.
Ali Haydar Haksal
Sayfa 58 - İz Yayıncılık
Teknoloji gül taşımıyor belleğinde, insanî duyguları çabuk öldürüyor. İnsanın içini delen ışınlarla delik deşik ediyor. Sözcüklerinin bile bir soğukluğu yaşanıyor. Kendisi gibi.
Ali Haydar Haksal
Sayfa 37 - İz Yayıncılık
Yalnızlık; insana ya çile çektiriyor ya da düşlerle yeni hayatlar kurduruyor. Umut ve umutsuzluk arasında gelip gidiliyor.
Bana anlatacağı çok şeyler olmalıydı.
Olmadı, sustu.

Ona döndüm:
Sen hep böyle yaparsın zaten.
Beni görünce dilin tutulur, içine kapanırsın.
Benim yanımdayken cıvıl cıvıl olmalısın, yapmıyorsun.
Bırak da bütün zamanlar bizim olsun, bütün gelecekler.

Belki de kendi evimizde, yuvamızda, sıcaklığımızda ancak yaşayabiliriz.
Dedi
ama bunun arkası gelmedi.

Her şey orada bitti.
Ve birden değişti farklı bir dil belirdi.
Ali Haydar Haksal
Sayfa 32 - İz Yayıncılık
Ey annem sen sessizliği bana öğrettin. Sessizlik senin, acı senin, keder senin.
Senden başka kimse duymuyor.
Bu dünyanın boşluğunadır bakışların.

Dünyanın kulpunu çoktan bırakmıştın,
kendi ruhunun sessizliğinde, mazlumluğunda yol alıyordun.
Alıp verdiğin nefesler, yutkunuşlar.. ruhunun varlığı devinişlerinde.
Kalbinin acıları kıvranışlarında.
..
Sen orada, ben burada. Sözcüklerim acı çekiyor. Dahasını anlatamam.
Ali Haydar Haksal
Sayfa 55 - İz Yayıncılık
Merhabalar arkadaşlar... Bir kitabı daha yutup geldim incelememin başına. :)
"Sende canım, sardın denemelere. Deneme deneme deneme yeter gına getirdin!" diyebilirsiniz. Evet, haklısınız acayip şekilde denemelere sarmış durumdayım bu ara. Ama bana da hak verin canım, hem kısa, hem her deneme farklı bir konudan bahsediyor, sıkmıyor beni. O yüzden de acayip seviyorum deneme okumayı.

Gelelim kitabımıza...
Ali Haydar HAKSAL'ın kalemini hep beğenmişimdir. Tespitleri her daim nokta vuruşludur. Çok yumuşak yazılmış bir kitap, düşündürüyor ama cümleleri çok yumuşak,sizi sıkmıyor. 2016 Ekiminde basılmış kitabımız, buna istinaden Gezi Olaylarından tutun da Çözüm Süreci'ne kadar geniş bir yelpazeyle geçmiş senelerimizde ülkemizin başından geçen olayları mercek altına almış Sayın HAKSAL. En beğendiğim yazı da, "Herkesin Anayasası Kendine" isimli yazıydı. Çok doğru tespitler vardı içinde, ben acayip beğendim. Kitap hakkında verdiğim her içerik içindekileri dışa vuracak o yüzden iyisi mi siz alıp okuyuverin. :) Kesinlikle tavsiye ederim, bol okumalı günler...
Sevgilinin yol arkadaşı ve Sevgilinin arasındaki en güzel dostluğu en güzel şekillerle bize gösteren ve Hz.Ebu Bekir'in hayatını konu alan çok güzel bir kitap.
"Hazret-i Ömer... Dünya adalet tarihinin altın yaldızlı tek yaprağı..."
Cahiliye döneminin en korkulan heybetli adamı. Yaşanmış bütün kötülüklerin islamiyetle nasılda yerle bir olduğunu gösteren, adalet anlayışı ile herkese örnek olan, cennetle müjdelenen sahabe. Ondan öğrenecek çok şey var.
Bu kitabın okunmasın şiddetle tavsiye ediyorum.
Sevgilinin Haya timsali yol arkadaşı Hz.Osman
Çok güzel ve sade bir anlatımla yazılmış özellikle de Rukiye annemizle evlenmesi ve müslüman oluşunu anlatdığı bölümler çok güzel, kitaba daha yeni başladım ama inanıyorum ki 2 güne kalmaz biter inşallah bu güzel ve faideli kitap Israrla tavsiye edilir
"Bir şair sadece şair değildir aynı zamanda binlerce şairin de öğretmenidir."
Bu benim savunduğum kendime ait bir düşünce. Katılan veya katılmayan olacaktır elbet. Ama en iyi bildiğim bir şey varsa o da Zarifoğlu' nun da bir öğretmen olduğu. İşte bu kitapta Ali Haydar Haksal bunu anlatıyor. Zarifoğlu'nu, onun anlaşılmaz olarak nitelendirilen dizelerini, Yedi Güzel Adamın aslında 7 kişi olarak addedilmemesi gerektiğini, kendisi gibi Zarifoğlu'nun tedrisatından geçen şair ve yazarları... Zarifoğlu Türk edebiyatının en nadide yanıdır. Edebiyatın muştusu, sessiz yanı, dökülen inci gibi gözyaşıdır. Yedi Güzel adam dizisiyle hafızalara kazınan Zarif Şair bu diziden geçende daha fazlasıdır. Bunu bilmek, bunu söylemek gerek en başta. Değerli Haksal bunu duyurmak adına kaleme aldığı bu kitap öğrenmek için iyi bir aracı olacak. Okuyunuz efendim.
Zarif şaire rahmetle...
Geçtiğimiz aylarda bir iş için ne zamandır okunacaklar listeme kayıtlı olan Ali Haydar Haksal’ın resmi lazım oluyor. Görsellerden resmini ararken eski bir haberi ile karşılaşıyorum. O zamanlar çıkmış bir kitabının duyurusu, haber içerisinde kitaptan bir kısım da var. İşte orada geçen bir cümle beni o kadar etkiledi ki “bir gün okumam gerek” dediğim Haksal ile tanışmalıyım diyerek iş çıkışı en yakın kitapçıda alıyorum soluğu. Ama maalesef kitap yok. Birkaç gün sonra emanet kitapları bırakmak için uğradığım kütüphanede bir daha aklıma düşüyor. Raflara bakıyorum ama aradığım kitap yine yok. Sonra olan kitaplardan birini alıp okumaya karar veriyorum. “Ruh Denizi” ile beraber bir kaç kitabı daha var rafta. Tamamen bilinçsiz bir şekilde “Ruh Denizi”ni seçtim, sonuç olarak her kitabı bir diğeri kadar yabancıydı bana.

Farklı hikayelerden oluşan “Ruh Denizi” insanların kırgınlıklarını, acılarını, buruk sevinçlerini yani hislerini belli karakterler halinde bizlere sunuyor. Fakat kitaptan bana kalan ve her bir hikayeyi birbirine bağlayan tek bir kavram oldu “yolculuk”.

İstisnasız kitaptaki her bir karakter yolculuk halinde. Ama bildiğimiz valiz topla-git yolculuklarından değil. Öykü sahibi kafasındaki dün-bugün karşılaştırması ile kendi ruh denizine hareket ediyor. Bu yolculuk boyunca içinde geçmişe özlem duyan da var, hiç göremeyeceği geleceğin hasretini çeken de. Kitaptaki bu işleyiş biz insanların doğasını ufaktan dürter vaziyette. Çünkü kitabın bende çağrışımı; insan ya yola çıkmıştır ya da çıkmaya hazırlık yapıyordur. Hal böyle olunca kitap bitince ister istemez bir sorgulamaya girdim, peki ben neredeyim?

Kitapla ilgili tek sıkıntım peş peşe gelen bir kaç hikayeyi birbiri ile ilintili sanmam oldu. Durumu fark edince malum hikayeler bağımsız bir gözle tekrar okundu tabi. Bunun dışında yazarın ilk okuduğum kitabı olmasına rağmen konu işleyişi veya dilde bir sıkıntı yaşamadım. İlk Haksal kitabım olan “Ruh Denizi” sanırım tek Haksal kitabım olmayacak.
Acz. Onu anlamak mı ? Anlamak başka birşey olmalı. yaşamak dediği bir günlüğü var mesela. Okuyorsun, olaylarla ilgili bilgin yoksa sadece okumakla kalıyorsun zahiren. Lakin kitabı bitirdiğinde kalbinin tam ortasında bir çok telafuz edemediğin anlamlar yükleniyor. O zaman diyorsun " Zarif " bir adammış hakikaten. Farklı bir bakışı varmış hayata, masivaya ve de hakikate.İşte bunu bir parça açıklamaya çalışan şahıs bizzat sohbetlerinde bulunmuş,görüşmüş,mektuplaşmış birisi Ali Haydar Haksakal.
Sesim Bana Yetmiyor kesinlikle okunması gereken bir kitap. Ali Haydar Haksal bu kitapta köyden kente göçün insan-madde ilişkisi üzerindeki etkisini çok iyi dile getirmiş. Durup bazı yerleri 3 4 kez okudum, fazla anlam barındıran cümleler mevcut. Bazı cümlelerle kendimi buldum. Çok akıcı olduğundan iki gün gibi bi sürede bitirdim. Tavsiye edeceğim kitaplar arasına çoktan girdi bile.
Yolunu çizemeyen, binbir yolu bilip de yuvasının yolunu bulamayan; sesini yitiren ya da henüz yitirmese de artık kendine bile yetiremeyen şehrin insanını anlatan bir kitap. Araya vakit sokmadan kitabı bitiriniz, yoksa kopukluk yaşayabilirsiniz. Nacizane tavsiyemdir :)
Ali Haydar Haksal öyküleri daireler çizerek genişleyen bir yapıya sahip. Her daire başlı başına yeni bir evrene açılıyor. Yalnızlık Sarkacı, ironi ve yalnızlık/yaşlılık dairelerinin kesiştiği bir kitap. Yalnızlık Sarkacı’ndaki ironik öyküler Türk edebiyatında yeni bir yol açmıştır. Kitaptaki yalnızlık öyküleri de gençliğinde ünlü olan ancak yaşlanınca yalnızlaşan kimselerin duyumsadığı bir çeşit sanatçı yalnızlığıdır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Haydar Haksal
Unvan:
Türk İlahiyatçı Yazar
Doğum:
Bingöl, 1951
1951'de Bingöl'de doğdu. Erzurum'da Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Marmara Üniversitesi, İlâhiyat Fakültesi İslâm Düşüncesi Anabilim dalında yüksek lisans yaptı. "Kur'an-ı Kerim'de Güzel Kavramı" üzerine tez hazırladı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Yedi İklim dergisinin kurucuları arasında yer aldı.

Ali Haydar Haksal; ilk çalışmalarını yerel gazete ve dergilerde değerlendirdi. Mavera, Yönelişler, İslâm, Kayıtlar, Yedi İklim, Hece, Yansıma, Yeni Devir, Milli Gazete gibi dergi ve gazetelerde öyküleri yayımlandı. Milli Gazetede köşe yazarlığı yapıyor. Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabı ile Türkiye Yazarlar Birliği 1987 yılı Hikâye, Yitik Yaşamın Güncesi adlı romanıyla Tuzla Belediyesi Roman Yarışmasında ikincilik ödülünü aldı.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 103 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 78 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.