Ali Lidar

Ali Lidar

Yazar
8.3/10
1.076 Kişi
·
3.242
Okunma
·
1.177
Beğeni
·
47.317
Gösterim
Adı:
Ali Lidar
Unvan:
Türk Yazar,Düşünür,Felsefe Öğretmeni
Doğum:
Eskişehir, 3 ekim
Ben devlet memuruyum. Eskişehir’de doğdum, büyüdüm, üniversiteyi burada okudum. Burada çalışmaya başladım. Sosyoloji mezunuyum ben. 1998’de mezun oldum. Ömrümün 30 yılını Eskişehir’de geçirdim. Babam Şeker fabrikasında çalışıyordu benim. İşçi çocuğuyum. Kastamonu’da ve Elbistan'da kısa bir süre kaldık ama ağırlıklı olarak hep Eskişehir’de yaşadık. Eskişehir Anadolu Lisesi’nde. 1998 yılından beri oradayım, tayin de çıkmadı. 17 yıldan beri okuldayım.
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- İnsan sevmiyorum ben. Gerçek insanları sevmiyorum. Fazla sıkıcılar. O yüzden kitaplarda bulduğum ve gerçek olmadıklarını bildiğim insanlar ruhumu dinlendiriyor..
Sevgili kalbim! Neden hâlâ apartman boşluğunun gün ışığı görmeyen penceresinde kuş sesleri beklersin?
Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. O da haklı. Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim? Anlatamıyorum. Anlatamamamın sıkıntısı içimdeki telaşı kat be kat artırıyor... Seni en çok ben seviyorum desem, en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en... Ne en? İçimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır. Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarını... Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? Birer çay içilebilir belki..
Yirmi yıl önce dünyayı değiştirebileceğimi zannederdim. On yıl önce dünyanın buna değmeyeceğine, çevremi ve kendimi değiştirmemin yeterli olacağına inandım. Birkaç yıl önce de iyice hedef küçültüp, sadece kendimi değiştirebilmek için harcamaya başladım bütün enerjimi.
Şimdi ise çoraplarımı değiştirmeye bile üşeniyorum.
...
Söyleyecek şeyimiz olmadığından değil söyleyecek çok şeyimiz var aslında ama bugüne kadar anlattıklarımız hiçbir işe yaramadığından konuşmak istemiyoruz.
Anne...
Ben iyi değilim. Neyi tuttuysam elimde kaldı.
Atladığım her öğün için üzülen sen, ruhumdan akan kanı görsen, nasıl dayanırsın bilmem...
Kendimi tek bir cümleyle tanımlamam gerekse, tam olarak hiçbir şey ama her şeyden de birazcık, diye tarif ederim.
Edebiyatta "küfür" e karşıyım !!! :)
Ali Lidar da değil :)

"Hayatımın özeti, düzeltilemeyecek kadar vahim bir anlatım bozukluğu" demiş zaten o kitabına .. edebi bir şaheser beklemeyin fekat :)
"Beni daha fazla konuşturma diyen bu adamı da "anlamadan _gömmeyin :)

#spoiler

Okuyan herkesin ortak noktası şudur ki her hikayesinden mutlak bir alıntı çıkabilen bir anlatı ..bütününde hiç bir işe yaramaz "adam kendini anlatmış yeaw" der gibi olurken o "satır arası cümleler " ile avlamış oluyor sizi :)

Hepimize benzeyen ama hiçbirimize benzemeyen hikayecikler ..oturup bu kitabı yazmam lazım diye değil de ,zaman içinde bunlar beni oluşturdu kalemlerim "donmadan" yazmalıyım demiş bence ..


Keşkelerinden bahsetmiş biraz ..
çok güzel susabildiginden..
gülümsemekle surat asmak arasındaki ruh hallerinden ...
Beşiktaş formasından ...
Bira ve sucuğun ahenginden ..
"Sakin evlenme sucuk bile yedirmiyorlar adama " diye uyarı koymuş mesela :)

Samimi acılarından,sahte mutluluklardan
Rakıdan ,abilerden_kardeşlerden ..
çocukluğundan ,bol bol da sevdiği kitaplardan, özlemeyi bilmeyen Hamingway den ...
pembe ojeli kadınlardan ,anne kelimesinin içindeki fırtınasından ,yavas yavas hayatın elinden kayıp gitmesinden..
Öğretmen olup atanamamaktan ..
yazarlardan ,şarkılardan deep purple ile güne başlayıp ferdi tayfur ,orhan gencebay ile biten gecelerde..... çözdüğü
Nihilizmin anlamı KT Kırmızı ve Fuzuliden ...
hiç sevmediği "kadınlara benzeyen kedilerden _kedilere benzeyen kadınlardan "Soslu nutuklar atılan vedalardan ,can sıkıntısından, çaresizlikten,tükenmekten, tüketmekten ,oyuncak takıtısından ...
ve daha bizden..
ve daha kendinden...
ve daha dünyadan anlatmış ...anlatmış.. anlatmış ...

Bir yürek duyguyu bir tek ..
"Özledim lan !
Cümlesine öyle güzel sığdırmış ki :) ben onu sevdim :)

HER HALTI BILEN ADAM :)

"O benim diyor ..
her haltı bilmek için uğraşırken insanlarla nasıl anlaşılır ,insanlar birbirlerini nasıl idare eder öğrenemedim...
TESİRSİZ ne kadar söz varsa
Ruh cebimde biriktirdim
Ki zaten ben
Küçükken de meraklıydım
Suya yazı yazmaya.. ..

Dip not :)
Biraz sustum , biraz güldüm ,galiba biraz da ağladım. .
Farkında olmadan bilgisayarı da açmışım Cengiz Kurtoģluna eşlik ederken yakaladım kendimi. . :) diyen sevgili
.........ALI LİDAR :) a .. sevgiyle :)

En son Tatar Ramazan gerçek mi ? diye aratırken ...

https://youtu.be/tDWcxt64KEE ...



.bitti :)
Küfür, kusmuk, alkol, sigara…Kitabın neredeyse yarısının oluştuğu tekrar. Vaktimi daha fazla israf etmeyi göze alıp yazılan küfürleri saysam çok rahatlıkla diyebilirim ki her sayfada küfür. Bazı arkadaşlar şirin göstermek ya da görmek için argo demiş ancak argo falan değil bu bildiğiniz en aşağı seviye kallavi küfür. Herkese- her şeye küfür… kediye küfür, balığa küfür, kendisiyle çorba içmek istemeyen kadına küfür…..????? Yani nezaket takıntım falan yok da … Ya bu kadar zor mu okura saygı duymak??? Ya da moda bir yazar olmak için illa gerek mi küfür?? Bel altı şakalarla gündemde olan komedi filmleri gibi mi mantık?? Ya da tepkilerimizi hakkını vererek taşıyabilecek zeka ürünü cümlelerden bu kadar mu yoksunuz??

Kitabın çoğunda tepkisini kusmak eylemi ile ilişkilendiriyor ya yazar. Afedersiniz ama gerçekten kusmak istedim kitap bitene kadar. Ben mi yaşlandım?? Yeni nesilin beyinlerindeki edebi bölüm mü farklı kodlanıyor artık bilmiyorum.. Zira artık bu tarz kitapları yeni nesil okurlar çok seviyor. Kabul ediyorum yazarın bazı cümleleleri takdir edilesi..Favori duvar yazısı albümü ama keşke küfürle öldürmeseydi o güzelim cümleleri. Ve her bölüm dram??. Dram da anlatılanlar çoğunun yaşadığı rutin hayat. Algıda hassasiyet bence, duygu eşiği fazlasıyla düşük yazarın. Kitapta belirttiği manik depresif hastalığının tesiri muhtemel.

Kitabın arka kapağında yazıyor ya’’ Donmuş insanlığımıza ateşle yaklaşıyor yazar ’’ diye…Elbet okuyana, yazana, sevene saygım ..Ancak benim düşüncem şu ki; kitabı okuduktan sonra (özellikle de -balığına yem vermeyip bir hafta içindeki ölümünü gözlemlediğini anlattığı bölüm ve çöp karıştıran komşusuna duyduğu ve diğer tüm insanların duyduğunu iddia ettiği kayıtsızlığı yazdığı bölüm- ) insanlığım donmasın diye okumayacağım yazarlar listesine ekledim üzülerek yazarı…
Kitaba dün başladım ve dün bitirdim. Yazara olan hayranlığımdan dolayı uzun bir süredir bu kitabı merak ediyordum. Merak ettiğim kadar da varmış.

Sizde de kitabın böyle bir etkisi olur mu bilmem ama yazar sanki kulakları, beyni boş vermiş de direk ruhuma hitap ediyormuş gibi geldi. İnsanın içinde bir şeylere dokunduğu kesin.

Kitap farklı farklı konular üzerine deneme ve anılardan oluşmuş. Yazarın anılarının çoğu yürek burkan türden, beni çok etkiledi. Tabi ki birazda merak oluştu içimde. Keşke otobiyografi türünde bir şeyler yazsa da okusak. Kitapta yazarla ilgili bir çok bilgi mevcut; sevdiği şarkıcılar ve şarkılar, beğendiği yazarlar ve karakterler, ailesi...

Sade, içten, konuşma havasında, argolu bir üslupla yazılmış. Okurken bir duygudan diğer bir duyguya sürükleniyor insan. Ve o kadar akıcıydı ki okumaya başladım ve bir baktım kitabın sonuna gelmişim. 5 saat aralıksız okuyup bitirdiğim bir kitap. Tekrar okuyacağım.

İçindeki yazılardan en beğendiklerim " Neden Beşiktaşlıyım?" "Çok konuşma" "Canım insanlar" "Bazı kitaplar" "Değer Yüklemesi" "Mucizelere İnanır Mısınız?" "İyi Kitaplar Dışında" "Edebi ve Ebedi Sitem" "Yenilgi". Ama 'Neden Beşiktaşlı Oldum' başlıklı anısının yeri diğerlerinden de ayrı, uzun bir süre unutamam.

Elinizdeyse hemen okuyun benim başucu kitabım oldu.
Keyifli Okumalar..=))
Ali Lidar benim için özel bir isim. Bizzat tanımak çok keyifliydi. Bu kadar egosuz ve samimi bir insanın satırlarını okumak harika. Şöyle der Ali Lidar Z Raporu'nun ilk satılarında: "Gidelim buradan... İlaçlarını yanına alma. Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi? Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim."
Bu kadar Ali Lidar seven biriyim, kitabı da bayağı önceden alıp okumuşum, dedim ben niye inceleme yapmamışım ki bu kitaba? Zararın neresinden dönsem kârdır (?) dedim ve burasından döndüm..:D

Öncelikle kitabımızı alıyoruz, eve geliyoruz, yanımıza güzel bir kalem alıyoruz, kitabımızı açıyoruz ve okumaya başlıyoruz. Okuduğumuz her satırın üzerinden yüzlerce, binlerce kez o güzel kalemle geçiyoruz. Vee maalesef o güzel kalemimiz bitiyor... Teşekkürler Ali Lidar! Bana yeni bir kalem borçlusun, teşekkürler. Bu kadar güzel anlattığın için aşklarını, teşekkürler. "Woaay adam ne yazmış bee" diye bağırttığın için, teşekkürler..

Bu kadar şamatadan sonra biraz ciddi olmak gerekirse Ali Lidar gerçekten en beğendiğim şiirlerin şairlerinden biridir. Daha önce Alengirli Şiirler'e yaptığım incelemede de belirttiğim gibi; biraz Cemal, biraz Nazım, biraz Turgut, çokça Edip bizim Lidar. Bu yüzden seviyorum şiirlerini. Eski zaman şiirleri onun şiirleri... Çölümüze yağmur gibi onun şiirleri... Sıcak yaz gününde içtiğimiz buzlu su...
Ve ayrıca kitaba dönecek olursak mükemmel.. içinde kendinizi bulacağınız harika bir eser. Mesela beğendiğim yerler tam da mezar taşlarına yazdırmalık (asla Ruhi Mücerret'e gönderme yapmam.).

"yıkılmaya yüz tutmuş
yıkılmaya yüz tutmuş bahçeli evler gibiyim
müteahhitlerin pis pis kestiği" tam olarak...

"sonra umursamamayı öğrendim
olağan terk edilişleri ve hayal kırıklıklarını" boş vermişim dünyaya...

"söyle bana
üç nefeste biriktirdiğimiz
ufacık mutluluğu
nasıl pay edeceğiz?" söyle, nasıl?

"Girince alışıyorsun dünyaya demişlerdi, inanmıştım ne
bileyim
İstersen geri dönersin demişlerdi, çok pis yalan söylemişler" diye daha bir sürü güzel söz... Anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz! Şimdi bu kitabı beğenmemek için tek bir neden söyleyin bana...
Birkaç saatte okuyabileceğiniz basit bir dil ile yazılmış bir kitap. Bir söyleşisinde "Etrafımızda çok sık gördüğümüz ama hikayelerini genelde dinlemeye çok zahmet etmediğimiz insanların hikayeleri beni çok etkiliyor." demiş. Yazdıklarını okuyunca gerçekten öyle olduğunu anlıyorsunuz. Neredeyse her sayfasını alıntı yapmak istedim. Bazı hikayelerinde gerçekten içim burkuldu. Kendisi mükemmel bir yazar olmayabilir ama mütevazı ve samimi olmasına hayran olup kitaplarını okumamak elde değil. Gerçekten çok özel bir adam.
Yeraltı edebiyatı nın farklı bir soluğu okunulası bir kitap kendine özgü yorumuyla üstad ortaya harika bir eser çıkarmış diğer eserlerini de okudum ve okuyacağım
Ben pek şiir okumayı sevmem -o da benim ayıbım olsun- ama yine de gözüme çarpan, kulağıma gelen şiir kitaplarını alır okurum belki fikrim değişir ümidiyle. Bu kitabı da böylelikle ve iyi ki almışım. Son derece samimi ve gerçek duygularla yazılmış. Tabir caizse kasmamış öyle bir şey söyleyeyim ki kendim bile anlamayayım diye. Hem siz sevgili site sakinlerine hem eş dost akrabaya gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim :)
DİKKAT!! SAYIN LİDAR'IN ŞAHSİ ATLASI !!


Yazarları tanıma adına atılmış minnoş bir adım. Yazarımızın ŞAHSİ ATLASIM diye tabir ettiği kitapta kendisini etkileyen ve seçtiği yazarı her yönüyle kıyaslayıp anlatabileceği şekilde seçilmiş yazarlar var. Bahsi geçen yazarların tüm kitaplarını okumuş olmaya özen göstermiş.


Kitapta anlatılan yazarlar;
1. Ahmet Hamdi Tanpınar
2. Julio Cortazar
3. Franz Kafka
4. Knut Hamsun
5. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
6. Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
7. Thomas Bernhard
8. Hermann Hesse
9. Oğuz Atay
10. Stefan Zweig
11. Yukio Mişima
12. Albert Camus
13. Necip Fazıl Kısakürek
14. Elias Canetti
15. Ivan Gonçarov (Oblomov)
16. Antoine de Saint-Exupéry
17. Orhan Pamuk
18. Jerzy Kosinski
19. Walter Benjamin
20. Harper Lee


Aslında kitap uzun zamandır kitaplığımdaydı, nedendir bilinmez yine içimde magazinel duygularım kabardı ve yazarların hayatlarını merak ettim..
Hem kim bilir belki çok seveceğim yeni yazarlarla tanışacaktım :)
Tahmin ettiğim gibi de oldu; merak ettiğim yeni yazarlar var, kitaplarını en kısa zamanda okumalıyım.
Yalnız şöyle bir sorunumuz var ki; kitabımız spoiler vermekten pek çekinmiyor. Yazarların tanınmış eserlerinin içinde geçen karakterler ve olaylar hakkında da bilgi veriyor(yazarı diğer yazarlarla kıyaslamak ve yazarın hayatıyla eserinin arasında minik köprüler kurup bunu bize gösterebilmek için)
Okuduğum kitapların yazarlarını çoğu zaman araştırmam, gerek duymam. Çok etkilendiğim kitaplarda ya da beni düşündüren noktalarda yazarın hayatıyla bağlantılar kurmaya çalıştığım zamanlar araştırırım ancak.
Sayın Lidar benim yapmaya çalıştığımı yapmış ve bizlere sunmuş.
Ha bu arada yazarımız her fırsatta ifade ediyor; bu kitap kesinlikle hiçbir edebi kaygısı olmadan sadece sevdiği ve kitabını elinden düşürmediği yazarların bir kısmı hakkında duygu ve düşüncelerini aktarmak için yazıldı.


Sayın Lidar'ın okuduğum ilk kitabı olma özelliğine sahip bu kitap benim beklentimi karşıladı ve kendisine karşı sempati duymama vesile oldu..
Ayrıca kitabın diline baktığımda gayet beyefendi saygılı özenle seçilmiş kelimeler dizisiyle karşı karşıyaydım, yani ben öyle hissettim.
Bi de sosyal medya da arayayım bakalım orada ne yapıyor falan; aman tanğrım dedim o da ne !!?
Bi takım küfürümstrak sözler gördüm ne yalan söyleyeyim daha samimi geldi :D
Sanki yazarlar her an böyle şaşaalı sözler söylüyor da :))
Evet evet hemen takip ettim :)
Üstelik minik bir araştırma yapınca Sayın Lidar'ın bana hitap edebileceği fikri yerleşti beynime. Kitaplarıyla olmasa bile ara sıra şiirleri, hayata dair tespitleri, her biri mini boy öykü olan sözleriyle anacağım onu..


Sevdiğim yazarları bir araya toplamaya kalkışırsam eğer, elimde güzel bir örnek var artık ^_^


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Kitap içeriğine merak oluşması açısından dikkatimi çeken yerlerden naçizane aldığım notları soru şeklinde yazdım;


Kafka'nın babasıyla olan ilişkisi eserlerine nasıl yansıdı ?

Affedilmeyen yazar olarak tarihe geçen Knut Hamsun'un hayat hikayesi nasıl bitmiştir ?

Yaban ilk hangi dergide yayınlandı ?

Dostoyevski'nin eserlerinde intihar ve cinayete tanık olmamazın nedeni ne olabilir ?

Thomas Bernhard'ın vatan sevgisi(!!) nereden geliyor ?

Aslen Alman olan Hermann Hesse'yi İsviçre vatandaşlığına iten sebep neydi ?

A. Camus ile Sartre'nin intihara bakış açıları nelerdir ? Hangi noktada ayrılığa düşüyorlar ?

Jerzy Kosinski'nin evinin banyosunda başına poşet geçirip intihar etmesinin nedeni neydi ?
Biliyorum çok ayıp ettim bu kitaba...!
Prensiplerime de...!
Oysa şiir denen efsun hele böyle, bir günde okunmaz...
Okunmamalı...!
Dize, dize içe çekilir, özümsenir...
Bazen gözler kapanır, o kıta tekrarlanır...
Hummalı bir ateş düşer yüreğe..
Uzakların melodisi şiirlere eşlik eder...
Biliyorum çok ayıp ettim bu kitaba...
Şiir kitabı dediğin elinin altında, kalbinin kıyısında günlerce durur...
Hayır durmaz !
Eğilir eğilir, kulağına fısıldar...
Ruhun balkonunda bir kahve eşliğinde,
Sana maveradan saz semaileri dinletir...
Biliyorum ayıp ettim...
Söz yine dinleyeceğim...
Özür dilerim Ali Lidar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Lidar
Unvan:
Türk Yazar,Düşünür,Felsefe Öğretmeni
Doğum:
Eskişehir, 3 ekim
Ben devlet memuruyum. Eskişehir’de doğdum, büyüdüm, üniversiteyi burada okudum. Burada çalışmaya başladım. Sosyoloji mezunuyum ben. 1998’de mezun oldum. Ömrümün 30 yılını Eskişehir’de geçirdim. Babam Şeker fabrikasında çalışıyordu benim. İşçi çocuğuyum. Kastamonu’da ve Elbistan'da kısa bir süre kaldık ama ağırlıklı olarak hep Eskişehir’de yaşadık. Eskişehir Anadolu Lisesi’nde. 1998 yılından beri oradayım, tayin de çıkmadı. 17 yıldan beri okuldayım.

Yazar istatistikleri

  • 1.177 okur beğendi.
  • 3.242 okur okudu.
  • 90 okur okuyor.
  • 1.694 okur okuyacak.
  • 23 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları