Ali Lidar

Ali Lidar

Yazar
8.2/10
1.250 Kişi
·
4.005
Okunma
·
1.319
Beğeni
·
54.180
Gösterim
Adı:
Ali Lidar
Unvan:
Türk Yazar,Düşünür,Felsefe Öğretmeni
Doğum:
Eskişehir, 3 ekim
Ben devlet memuruyum. Eskişehir’de doğdum, büyüdüm, üniversiteyi burada okudum. Burada çalışmaya başladım. Sosyoloji mezunuyum ben. 1998’de mezun oldum. Ömrümün 30 yılını Eskişehir’de geçirdim. Babam Şeker fabrikasında çalışıyordu benim. İşçi çocuğuyum. Kastamonu’da ve Elbistan'da kısa bir süre kaldık ama ağırlıklı olarak hep Eskişehir’de yaşadık. Eskişehir Anadolu Lisesi’nde. 1998 yılından beri oradayım, tayin de çıkmadı. 17 yıldan beri okuldayım.
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- İnsan sevmiyorum ben. Gerçek insanları sevmiyorum. Fazla sıkıcılar. O yüzden kitaplarda bulduğum ve gerçek olmadıklarını bildiğim insanlar ruhumu dinlendiriyor..
Sevgili kalbim! Neden hâlâ apartman boşluğunun gün ışığı görmeyen penceresinde kuş sesleri beklersin?
Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. O da haklı. Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim? Anlatamıyorum. Anlatamamamın sıkıntısı içimdeki telaşı kat be kat artırıyor... Seni en çok ben seviyorum desem, en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en... Ne en? İçimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır. Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarını... Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? Birer çay içilebilir belki..
Yirmi yıl önce dünyayı değiştirebileceğimi zannederdim. On yıl önce dünyanın buna değmeyeceğine, çevremi ve kendimi değiştirmemin yeterli olacağına inandım. Birkaç yıl önce de iyice hedef küçültüp, sadece kendimi değiştirebilmek için harcamaya başladım bütün enerjimi.
Şimdi ise çoraplarımı değiştirmeye bile üşeniyorum.
...
Söyleyecek şeyimiz olmadığından değil söyleyecek çok şeyimiz var aslında ama bugüne kadar anlattıklarımız hiçbir işe yaramadığından konuşmak istemiyoruz.
Anne...
Ben iyi değilim. Neyi tuttuysam elimde kaldı.
Atladığım her öğün için üzülen sen, ruhumdan akan kanı görsen, nasıl dayanırsın bilmem...
240 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10
Edebiyatta "küfür" e karşıyım !!! :)
Ali Lidar da değil :)

"Hayatımın özeti, düzeltilemeyecek kadar vahim bir anlatım bozukluğu" demiş zaten o kitabına .. edebi bir şaheser beklemeyin fekat :)
"Beni daha fazla konuşturma diyen bu adamı da "anlamadan _gömmeyin :)

#spoiler

Okuyan herkesin ortak noktası şudur ki her hikayesinden mutlak bir alıntı çıkabilen bir anlatı ..bütününde hiç bir işe yaramaz "adam kendini anlatmış yeaw" der gibi olurken o "satır arası cümleler " ile avlamış oluyor sizi :)

Hepimize benzeyen ama hiçbirimize benzemeyen hikayecikler ..oturup bu kitabı yazmam lazım diye değil de ,zaman içinde bunlar beni oluşturdu kalemlerim "donmadan" yazmalıyım demiş bence ..


Keşkelerinden bahsetmiş biraz ..
çok güzel susabildiginden..
gülümsemekle surat asmak arasındaki ruh hallerinden ...
Beşiktaş formasından ...
Bira ve sucuğun ahenginden ..
"Sakin evlenme sucuk bile yedirmiyorlar adama " diye uyarı koymuş mesela :)

Samimi acılarından,sahte mutluluklardan
Rakıdan ,abilerden_kardeşlerden ..
çocukluğundan ,bol bol da sevdiği kitaplardan, özlemeyi bilmeyen Hamingway den ...
pembe ojeli kadınlardan ,anne kelimesinin içindeki fırtınasından ,yavas yavas hayatın elinden kayıp gitmesinden..
Öğretmen olup atanamamaktan ..
yazarlardan ,şarkılardan deep purple ile güne başlayıp ferdi tayfur ,orhan gencebay ile biten gecelerde..... çözdüğü
Nihilizmin anlamı KT Kırmızı ve Fuzuliden ...
hiç sevmediği "kadınlara benzeyen kedilerden _kedilere benzeyen kadınlardan "Soslu nutuklar atılan vedalardan ,can sıkıntısından, çaresizlikten,tükenmekten, tüketmekten ,oyuncak takıtısından ...
ve daha bizden..
ve daha kendinden...
ve daha dünyadan anlatmış ...anlatmış.. anlatmış ...

Bir yürek duyguyu bir tek ..
"Özledim lan !
Cümlesine öyle güzel sığdırmış ki :) ben onu sevdim :)

HER HALTI BILEN ADAM :)

"O benim diyor ..
her haltı bilmek için uğraşırken insanlarla nasıl anlaşılır ,insanlar birbirlerini nasıl idare eder öğrenemedim...
TESİRSİZ ne kadar söz varsa
Ruh cebimde biriktirdim
Ki zaten ben
Küçükken de meraklıydım
Suya yazı yazmaya.. ..

Dip not :)
Biraz sustum , biraz güldüm ,galiba biraz da ağladım. .
Farkında olmadan bilgisayarı da açmışım Cengiz Kurtoģluna eşlik ederken yakaladım kendimi. . :) diyen sevgili
.........ALI LİDAR :) a .. sevgiyle :)

En son Tatar Ramazan gerçek mi ? diye aratırken ...

https://youtu.be/tDWcxt64KEE ...



.bitti :)
104 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bu kaçıncı sevmem seni..
..dört oldu sanırım ..
Dörtleri sevmem aslında ..
her sey üçte bitmeli .. 1..2..3
üç benim uğurlu sayım..
bir dünya safsata yazılmış üç üzerine numaralojide..
çok da umurumda değil...
merak da etmiyorum artık derinlerdeki anlamları.. ..
..yoruldum
..oysaki ki en büyük özelliğidir kedinin "merak" ..
..ta ki bir gün onu öldürene dek .. 1..2. 3

Ne diyordum ..
Ali Lidar .. Evet ..
..seni merak ettim ..
"Veysel gelsin beni alsın Şirintepe parkındayım" dediğinde merak ettim. .

Çorabının tekini buldun mu acaba mütemadiyen düştüğün dalgınlıklarda merak ettim ..

"Ne eksikse sen tamamla" yorgunum dediğinde öpüp üstünü örttü mü beklediğin. ..
..merak ettim ..

Annen baban sustu mu "bağırmak tedavülden kalktı mı " mesela. .
Sana da "Sakin " diyen oldu mu?
Söylediler mi sorduğunda "neden seni sevmediğini " en son babana sormuştun cevap verdi mi ?
.. merak ettim

SEN ....
Asla başarısız bir proje değilsin ..
hiç bir yerin yanlışı ya da sokağın çıkmazı değilsin ..
ben seni sevdim ..
Apartman gölgelerinde sevdim ..
"Aranıza karışmaktan vazgectim" dediğinde sevdim ..
"Çırkinim dediğinde sevdim ..
Bu şiiri sana yazmadım dediğinde küsmedim..
Vasıfsız vuruşlarında incinmedim ..
"Herkes gider " dedim sen _dilinde :)
Sinir krizi de geçemiyorum ayrıca :) Niye?diye sorup durma:)
Evet şarkıyı dinlerken ağlamayı beceremedim ama bu şarkıyı hep sevdim ..

https://youtu.be/9KkAtcPku2k

Sen sağ ben selamet yağmura dikkat ettim ..merak etme
Vakitsiz yağıyor yapacak bir şey yok :)
Ayaklarım üşümüyor söylediğinin teknikle ısıtıyorum onları. .
Dün San Antonio kilisesine gittim Katedral bulamadım buralarda ..
bahçeye seni gömmeme izin vermediler ..
..üzgünüm
Acele gidişlerinin ve kayboluşlar ardından sallamaya mendil de yok hiç bir yerde ..
Yoksa seni ..
..yine
.....severim
Şu kedi beslemek işine aklım takıldı:)
Birde yüksek sesle "Kafka" okumak neyimize gerek..
Hayatın orta yerinde öptüğün o kadını düşündüm biraz ..
"Merhamet et...
... merhamet bir bakışınla mümkün " dediğin o kadındı yüksek ihtimal ..
Gövdeme iyi bakmak gibi bir fikir soktun aklıma komik oldu :))
Haklıydın ve bu can yaktı :)

"Ateşle buz neyse seninle ben oyduk"
Ayrı ayrı çok güzel ..
Birlikteyken ölümcül .."
....diye tekrarladım. .

Kuyuya beton döktüm ..
hatta üstüne bir de Thomas Bernard "Beton " okudum sağlam olsun diye ...

Ekinoks geldi geçti "bana ne " dedim ..
Ruhumda kir görmedim o yüzden çabucak geçme dediğin o noktayı "çabucak " geçtim ..

Dağınık sicimlere dönmüş "içim" i de toplamak gelmedi "içim " den _affet:)
Üşendim :))
Tıpkı kahin kargayı vurmaya üşendiğim gibi ..

Ay tutulması olsaydı izleyecektim _olmadi onun yerine Sebahattin Ali okudum ..
Anti_emperyalist ..
Mukavemetsiz ..
Narkotik. .siirlerle devam ettim ..

Yani demem o ki
Ottowa da bir yerlerde canım geyik kanı çekerken .
."Ben seni severdim sevmesine de toplum buna hazır değildi " dedim :)) güldüm :)
Kışa rağmen koştum :)
Gülümsedim ..
Denedim ..
Çok amin ..

On dakikada deliğinin çağına erdim. .
Sümbülteber çiçeğinin nasıl bir şeye benzediğini merak etmedim "çiçek sevmem" ..
Ağaç severim ben "Sedir ağacı "
bir de "Sakura" ...
'Bir ağaç bize yeter dedim ikincisini mavi saplı bir baltayla "yok ettim " ..

Yukarısını "konmaktan vazgeçmiş kuşlar"a bıraktım belki "pes" ettim bilmiyorum "melek " de değilim ..
Eflatun bir at hiç değilim. .
Ağustosta doğdum ama ağustos böceği de değilim. .
o yüźden #sustum

"Susarız ve ..
Ne derlerse o
Bundan sonra ..ne
..derlerse
..o

Peki ..demenin kaç kilo duygu barındırdığı öğrendim bolca. .
Çok acayip değil "çok acaip" in farkına vardım. .

Bütün bu okuduklarımı"gazete kağıdına " sardım sonra :)) ...
ruh halimi çekmeceye kaldırdım ...
Arzın merkezine bir bilet aldım ama yine Nemo ile okyanusa daldım :)
Sarı rengi hiç sevmedim ..
Haksızlık bu ! ..diye isyan da etmedim
Biterken..
..dedim sadece
Giittim...

Dip Not ..
"Bu incelemeyi sadece kitabı okuyanlar anlayacaktır "

Şiir le kalın ..
240 syf.
·5 günde·3/10
Küfür, kusmuk, alkol, sigara…Kitabın neredeyse yarısının oluştuğu tekrar. Vaktimi daha fazla israf etmeyi göze alıp yazılan küfürleri saysam çok rahatlıkla diyebilirim ki her sayfada küfür. Bazı arkadaşlar şirin göstermek ya da görmek için argo demiş ancak argo falan değil bu bildiğiniz en aşağı seviye kallavi küfür. Herkese- her şeye küfür… kediye küfür, balığa küfür, kendisiyle çorba içmek istemeyen kadına küfür…..????? Yani nezaket takıntım falan yok da … Ya bu kadar zor mu okura saygı duymak??? Ya da moda bir yazar olmak için illa gerek mi küfür?? Bel altı şakalarla gündemde olan komedi filmleri gibi mi mantık?? Ya da tepkilerimizi hakkını vererek taşıyabilecek zeka ürünü cümlelerden bu kadar mu yoksunuz??

Kitabın çoğunda tepkisini kusmak eylemi ile ilişkilendiriyor ya yazar. Afedersiniz ama gerçekten kusmak istedim kitap bitene kadar. Ben mi yaşlandım?? Yeni nesilin beyinlerindeki edebi bölüm mü farklı kodlanıyor artık bilmiyorum.. Zira artık bu tarz kitapları yeni nesil okurlar çok seviyor. Kabul ediyorum yazarın bazı cümleleleri takdir edilesi..Favori duvar yazısı albümü ama keşke küfürle öldürmeseydi o güzelim cümleleri. Ve her bölüm dram??. Dram da anlatılanlar çoğunun yaşadığı rutin hayat. Algıda hassasiyet bence, duygu eşiği fazlasıyla düşük yazarın. Kitapta belirttiği manik depresif hastalığının tesiri muhtemel.

Kitabın arka kapağında yazıyor ya’’ Donmuş insanlığımıza ateşle yaklaşıyor yazar ’’ diye…Elbet okuyana, yazana, sevene saygım ..Ancak benim düşüncem şu ki; kitabı okuduktan sonra (özellikle de -balığına yem vermeyip bir hafta içindeki ölümünü gözlemlediğini anlattığı bölüm ve çöp karıştıran komşusuna duyduğu ve diğer tüm insanların duyduğunu iddia ettiği kayıtsızlığı yazdığı bölüm- ) insanlığım donmasın diye okumayacağım yazarlar listesine ekledim üzülerek yazarı…
240 syf.
·Beğendi·10/10
Kitaba dün başladım ve dün bitirdim. Yazara olan hayranlığımdan dolayı uzun bir süredir bu kitabı merak ediyordum. Merak ettiğim kadar da varmış.

Sizde de kitabın böyle bir etkisi olur mu bilmem ama yazar sanki kulakları, beyni boş vermiş de direk ruhuma hitap ediyormuş gibi geldi. İnsanın içinde bir şeylere dokunduğu kesin.

Kitap farklı farklı konular üzerine deneme ve anılardan oluşmuş. Yazarın anılarının çoğu yürek burkan türden, beni çok etkiledi. Tabi ki birazda merak oluştu içimde. Keşke otobiyografi türünde bir şeyler yazsa da okusak. Kitapta yazarla ilgili bir çok bilgi mevcut; sevdiği şarkıcılar ve şarkılar, beğendiği yazarlar ve karakterler, ailesi...

Sade, içten, konuşma havasında, argolu bir üslupla yazılmış. Okurken bir duygudan diğer bir duyguya sürükleniyor insan. Ve o kadar akıcıydı ki okumaya başladım ve bir baktım kitabın sonuna gelmişim. 5 saat aralıksız okuyup bitirdiğim bir kitap. Tekrar okuyacağım.

İçindeki yazılardan en beğendiklerim " Neden Beşiktaşlıyım?" "Çok konuşma" "Canım insanlar" "Bazı kitaplar" "Değer Yüklemesi" "Mucizelere İnanır Mısınız?" "İyi Kitaplar Dışında" "Edebi ve Ebedi Sitem" "Yenilgi". Ama 'Neden Beşiktaşlı Oldum' başlıklı anısının yeri diğerlerinden de ayrı, uzun bir süre unutamam.

Elinizdeyse hemen okuyun benim başucu kitabım oldu.
Keyifli Okumalar..=))
168 syf.
·Beğendi·8/10
Ali Lidar benim için özel bir isim. Bizzat tanımak çok keyifliydi. Bu kadar egosuz ve samimi bir insanın satırlarını okumak harika. Şöyle der Ali Lidar Z Raporu'nun ilk satılarında: "Gidelim buradan... İlaçlarını yanına alma. Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi? Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim."
128 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kadar Ali Lidar seven biriyim, kitabı da bayağı önceden alıp okumuşum, dedim ben niye inceleme yapmamışım ki bu kitaba? Zararın neresinden dönsem kârdır (?) dedim ve burasından döndüm..:D

Öncelikle kitabımızı alıyoruz, eve geliyoruz, yanımıza güzel bir kalem alıyoruz, kitabımızı açıyoruz ve okumaya başlıyoruz. Okuduğumuz her satırın üzerinden yüzlerce, binlerce kez o güzel kalemle geçiyoruz. Vee maalesef o güzel kalemimiz bitiyor... Teşekkürler Ali Lidar! Bana yeni bir kalem borçlusun, teşekkürler. Bu kadar güzel anlattığın için aşklarını, teşekkürler. "Woaay adam ne yazmış bee" diye bağırttığın için, teşekkürler..

Bu kadar şamatadan sonra biraz ciddi olmak gerekirse Ali Lidar gerçekten en beğendiğim şiirlerin şairlerinden biridir. Daha önce Alengirli Şiirler'e yaptığım incelemede de belirttiğim gibi; biraz Cemal, biraz Nazım, biraz Turgut, çokça Edip bizim Lidar. Bu yüzden seviyorum şiirlerini. Eski zaman şiirleri onun şiirleri... Çölümüze yağmur gibi onun şiirleri... Sıcak yaz gününde içtiğimiz buzlu su...
Ve ayrıca kitaba dönecek olursak mükemmel.. içinde kendinizi bulacağınız harika bir eser. Mesela beğendiğim yerler tam da mezar taşlarına yazdırmalık (asla Ruhi Mücerret'e gönderme yapmam.).

"yıkılmaya yüz tutmuş
yıkılmaya yüz tutmuş bahçeli evler gibiyim
müteahhitlerin pis pis kestiği" tam olarak...

"sonra umursamamayı öğrendim
olağan terk edilişleri ve hayal kırıklıklarını" boş vermişim dünyaya...

"söyle bana
üç nefeste biriktirdiğimiz
ufacık mutluluğu
nasıl pay edeceğiz?" söyle, nasıl?

"Girince alışıyorsun dünyaya demişlerdi, inanmıştım ne
bileyim
İstersen geri dönersin demişlerdi, çok pis yalan söylemişler" diye daha bir sürü güzel söz... Anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz! Şimdi bu kitabı beğenmemek için tek bir neden söyleyin bana...
240 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Birkaç saatte okuyabileceğiniz basit bir dil ile yazılmış bir kitap. Bir söyleşisinde "Etrafımızda çok sık gördüğümüz ama hikayelerini genelde dinlemeye çok zahmet etmediğimiz insanların hikayeleri beni çok etkiliyor." demiş. Yazdıklarını okuyunca gerçekten öyle olduğunu anlıyorsunuz. Neredeyse her sayfasını alıntı yapmak istedim. Bazı hikayelerinde gerçekten içim burkuldu. Kendisi mükemmel bir yazar olmayabilir ama mütevazı ve samimi olmasına hayran olup kitaplarını okumamak elde değil. Gerçekten çok özel bir adam.
Yeraltı edebiyatı nın farklı bir soluğu okunulası bir kitap kendine özgü yorumuyla üstad ortaya harika bir eser çıkarmış diğer eserlerini de okudum ve okuyacağım
112 syf.
·1 günde·9/10
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

Ali Lidar özgür
Ali Lidar bağımsız zamandan
Ali Lidar yolda işte
Bütün asfaltların hayalindeki o yol

Benim de bir hocam vardı
Bize hep
"Yolun olun" derdi
Biz de yolun olduk bir şekilde
Olduk olmasına ama
Hangi yoldu
Yol ne zaman yol oldu
Kimsenin bir fikri yoktu
Sadece bazı tabelalar vardı
Kimisi için Darwin, kimisi için Kur'an
Belki de yol aslında başından beri tek bir yoldu
Sadece beceremedik bir türlü
Yolun olmayı

Yolun başı ortası sonu ne fark ederdi
Yoldaki arayışlardı zaten yolu değerli kılan
Yolun beyaz ve makineyle çizilen çizgileri
Bizim de yüzümüzde
Saçımızda
Yüreğimizde
Fütüristik makinelerle çizdirdiğimiz o beyaz çizgileri
Zaten bütün olay ufak bir kişileştirmeden ibaretti

Ama Ali Lidar vardı işte o yoldaki
Hiç gelmeyeceğini sandığımız
Ve belki de bazen istemediğimiz
Varış noktasında
Ama kaçamazdık
Çünkü çoktan yazılmıştı Yolun Başı kitabı
Ve gerçekler gerçekten de fazlasıyla gerçekti
Gerçek Kesit programında kendini boğan Sarı Bıyık gibi
Bak bir gerçek var ne kadar kaçarsan gerçek seni o kadar kovalar
Diyen bir Bubituzak gibi

İyi ki var bazı kitaplar
Çünkü onlar da aslında yoldalar
Onlar da bizimle beraber bir yere gidiyorlar işte
Nereye ve nasıl gittikleri önemli mi
Neden gittiklerine nazaran
Nasıllardan çok nedenlere takık işte Ali Lidar da
Alengirli, tesirsiz, müşkülpesent, merdümgiriz...
Sanki üniversiteli bir kızın
Eski kelimeleri cümlelerinde kullandığı zaman
Yakaladığını sandığı o hava gibi değil de
Bir ilkbahar gününde
Bütün mevsimlerle saklambaç oynadığı
O sonbahar günü gibi.

Ali Lidar özgür
Ali Lidar bağımsız zamandan
Ali Lidar yolda işte
Ne dersen de
Sadece bütün ışıkları kapat
Ve göğe bak
Küçük Prens'in yanında bir de Ali Lidar olacak.
104 syf.
·8 günde·9/10
Ben pek şiir okumayı sevmem -o da benim ayıbım olsun- ama yine de gözüme çarpan, kulağıma gelen şiir kitaplarını alır okurum belki fikrim değişir ümidiyle. Bu kitabı da böylelikle ve iyi ki almışım. Son derece samimi ve gerçek duygularla yazılmış. Tabir caizse kasmamış öyle bir şey söyleyeyim ki kendim bile anlamayayım diye. Hem siz sevgili site sakinlerine hem eş dost akrabaya gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Lidar
Unvan:
Türk Yazar,Düşünür,Felsefe Öğretmeni
Doğum:
Eskişehir, 3 ekim
Ben devlet memuruyum. Eskişehir’de doğdum, büyüdüm, üniversiteyi burada okudum. Burada çalışmaya başladım. Sosyoloji mezunuyum ben. 1998’de mezun oldum. Ömrümün 30 yılını Eskişehir’de geçirdim. Babam Şeker fabrikasında çalışıyordu benim. İşçi çocuğuyum. Kastamonu’da ve Elbistan'da kısa bir süre kaldık ama ağırlıklı olarak hep Eskişehir’de yaşadık. Eskişehir Anadolu Lisesi’nde. 1998 yılından beri oradayım, tayin de çıkmadı. 17 yıldan beri okuldayım.

Yazar istatistikleri

  • 1.319 okur beğendi.
  • 4.005 okur okudu.
  • 97 okur okuyor.
  • 1.947 okur okuyacak.
  • 28 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları