Ali Şeriati

Yazar 9,0/10 · 1019 Oy · 70 kitap · 3425 okunma ·  1000 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Ali Şeriati
  • Unvan:
    İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar
  • Doğum:
    Sabzevar, Horasan, İran 23 Kasım 1933
  • Ölüm:
    İngiltere 19 Haziran 1977
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

1.000 okur beğendi.
1.019 puanlama · 2.853 alıntı
1 haber · 38.271 gösterim
3.425 okur kitaplarını okudu.
3.065 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
114 okur kitaplarını şu anda okuyor.
49 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Ali Şeriati'nin Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Ali Şeriati'nin Biyografisi

Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی‎) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.

Hayatı

Çocukluğu

Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.

Eğitimi

Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.

Ölümü ve etkileri

Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.



Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.

Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.

Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.

Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.

wikipedia

Ali Şeriati'nin Kitapları Kitap Ekle

8,8/ 10  (157 Oy) ·  512 Okunma
8,6/ 10  (73 Oy) ·  213 Okunma
9,2/ 10  (30 Oy) ·  146 Okunma
8,8/ 10  (29 Oy) ·  122 Okunma
9,0/ 10  (33 Oy) ·  109 Okunma
9,3/ 10  (12 Oy) ·  69 Okunma
8,4/ 10  (13 Oy) ·  54 Okunma
9,0/ 10  (14 Oy) ·  46 Okunma
8,9/ 10  (22 Oy) ·  45 Okunma
8,3/ 10  (6 Oy) ·  44 Okunma
8,8/ 10  (14 Oy) ·  40 Okunma
Bütün Kitapları Göster
İgnore, bir alıntı ekledi.
23 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu büyük bir tehlikedir: Alim olmak ama cahil kalmak tehlikesi.

Bilinç ve Eşekleştirme, Ali Şeriati (Sayfa 10 - Fecr yayınları)Bilinç ve Eşekleştirme, Ali Şeriati (Sayfa 10 - Fecr yayınları)
Duygu Kr, bir alıntı ekledi.
24 Şub 2016

Hiçbir diktatörün elinde tutsak olmak istemiyorsan,
sadece bir şey yap;
Oku, oku, oku..

Ali ŞeriatiAli Şeriati
Vedat Geçit, bir alıntı ekledi.
30 Eyl 2015

Eğer din ölümden önce bir işe yaramazsa, ölümden sonra hiçbir işe yaramayacaktır.

Ali ŞeriatiAli Şeriati
Hakan TEKİN, bir alıntı ekledi.
14 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Her insan bir kitaptır, kendi okuyucusunu dört gözle bekler."

Çöle İniş, Ali Şeriati (Sayfa 181)Çöle İniş, Ali Şeriati (Sayfa 181)
Hakan TEKİN, bir alıntı ekledi.
30 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Geçmişte ilim öğrenebilmek için yaşıyorlardı, bugün ise yaşamak için ilim öğreniyorlar."

Kapitalizm, Ali ŞeriatiKapitalizm, Ali Şeriati
Betül, bir alıntı ekledi.
30 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kur'an okunmadığı ve anlaşılmadığı takdirde sıradan bir kitap ya da beyaz bir defterle aynı değerdedir. İşte bu yüzden onun okunmaması, üzerinde düşünülmemesi ve anlaşılmaması için bu denli çaba harcamaktardırlar. Ve bu çaba içerisinde olanlar şunu bahane ederler: ''Biz Kur'an'ı anlayamayız, Kur'an'ın yetmiş batını vardır, yetmiş batınının da yetmiş batını.? Kur'an'ın akılla tefsir edilmesi yasaklanmıştır ve haramdır bahanesine sığınırlar. Bu nedenle dost kisvesi altında, Kur'an'ın lehine konuşuyormuş süsü vererek, halkı ondan uzaklaştırmak amacı güden, Kitab'ın anlaşılmasının çok zor olduğunu söyleyen düşmanlara Kur'an'ın kendisi tekrar tekrar şöyle feryat etmektedir: ''Onlar hala Kur'an'ı gereği gibi düşünmeyecekler mi?'' Nisa/82

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali ŞeriatiKadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati
Melek, bir alıntı ekledi.
 22 Haz 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ey özgürlük! Kutlu özgürlük!
Seni tahta oturtmak istiyorum.

Ey özgürlük! Seni seviyorum.

Kendini Devrimci Yetiştirmek, Ali Şeriati (arka kapak)Kendini Devrimci Yetiştirmek, Ali Şeriati (arka kapak)
Bay_X, bir alıntı ekledi.
17 Şub 2017 · Kitabı okudu

En şaşalı otellerde kalarak, en pahalı turlarla yolculuk yaparak ve bir milyon Müslüman arasında hepsinden daha seçkin ve daha ayrıcalıklı olarak mutlu bir hac ibadeti ifa eden kişi, inançta İbrahim, davranışta Nemrut gibidir.

İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 155 - Fecr)İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 155 - Fecr)
Bütün Alıntıları Göster
Oğuz Aktürk, Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz'u inceledi.
 27 Oca 21:54 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 8/10 puan

Merhaba, ben her gün yanınızda taşıdığınız ve her şeyi benle aldığınız bir kağıt parçasıyım. Bensiz mutlu olamazsınız. İnsanların kalplerini sevgiyle değil aslında benle satın alırsınız. Yakında hava güncellemem gelince hava da ben olmadan solunamayacak. Patronlar ve çoğu kişi aslında Allah'tan çok beni sever. Ben para tanrısıyım.

Merhaba, ben her gün televizyonunuzda gördüğünüz ve her muhabbette beni konuşmadan edemediğiniz bir gücüm. Bensiz muhabbetlerinizin bir dayanağı olmaz. Her başarısızlığınıza kader demeyi benim sayemde öğrendiniz. Sizi hayvan çiftliğinin içerisine atanın ta kendisiyim. Ben iktidar tanrısıyım.

Merhaba, ben her gün aslında içinizde hissettiğiniz ve kimle konuşursanız konuşun fark etmeseniz bile cümlelerinizi kaplayan duyguyum. Bensiz muhabbetlerinizin bir önemi olmaz. Beni kullanmadığınız sürece cümleleriniz bu alemde hiçbir anlam ifade etmez. Ben kibir tanrısıyım.

Merhaba, ben her gün ağzınızdan çıkan sözün geri dönmediği şu hayatta en önemli kozunuzum. Tüm tartışmaları aslında benimle kazanırsınız. Kitap okuyan insan bana sahip olamazmış derler, e zaten ben de kitap okumayan insanların beyinlerine yerleşirim kolayca. Ben öfke tanrısıyım.

Merhaba, bizler de Zeus, Hades, Gaya, Kratos, Hera, Poseidon, Ares ve diğer tanrılarız. Yukarıda adı geçen tanrılar yüzünden artık biz bu dünyada işsiziz ve sadece kitapları süslemekle meşgulüz.

Sayısızca çok tanrılı bir hayatta tek tanrıya inanabilmek ne kadar da zordu. Ali Şeriati ise uzattı yardım elini bana. Zehraca adında, kendisine, tavsiyelerine ve okumalarına çok değer verdiğim bir okur önerdi bu kitabı bana. Ne kadar tek tanrıdan uzaklaşıp dünyevi zevklere, şirke ve içteki hayati, kalıcı amacı arama duygumuzdan uzaklaşmaya yöneliyorsak bir bakıma kendimizden de uzaklaşıyorduk. Ali Şeriati, Dine Karşı Din derken aslında her zaman süregelen ve zamandan bağımsız olan kalıcı dine karşı çıkmış her türlü şirki, oluşumu ve saldırıyı da bir din olarak değerlendiriyordu. Çünkü dinin para, iktidar, öfke ve bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün diğer düşmanları Allah'ın karşısında gün geçtikçe sayılarını artırıyorlardı.

Annemiz ve babamız çoğu kişi için bizim bugünlere gelmemizi sağlayan hayatımızın en değerli kişileriydi. Ama onları da eleştirme hakkımız tabii ki de vardı. Kitap okumamalarıyla, bir yaratıcının var olduğu söylenip de inandıkları tek kitap olan Kur'an'ı gün içerisinde 5 dk bile olsun okumamalarıyla, altta paylaştığım alıntıdaki gibi Allah'la konuştukları kelimeleri bugüne kadar hiç sorgulamayıp dualarını okumaya devam etmeleriyle, geçinip gitmek minvali üzerine hayatlarını tamamlamak için aldıkları kararlarıyla seviyoruz onları. İşte Şeriati de tam da bu sevgimizden dolayı onları önemsediğimiz için onların dediği şeyleri yine kendilerinin anlamasını istiyor, çocuklarının da böyle bilinçli, taklit değil tahkik inanç doğrultusunda bir aile eğitiminden geçmelerini istiyor, namazda yaptıkları hareketlerin anlamlarının kendileri tarafından bilinmesini istiyor ve bu çağda yaşça olan farkın hiçbir öneminin kalmayıp bu farklılığın beyinsel ve ruhsal olgunluğa bağlı olduğunu anlatıyor.

Kitaptan en sevdiğim alıntı ise :
"Anne, baba! Senin namazın sürekli tekrarlanan bir tür sportif hareketlere benziyor. Hiçbir ahlaki etkisi, ameli düzeltme ve sağlıklı bir neticesi olmayan bir şey! Sabah, öğlen, akşam hep aynı şeyi yapıyorsun, ancak ne yaptığın hareketlerin ve okuduğun şeylerin anlamını biliyorsun ne de namazın esas felsefesinden, hikmet ve hedefinden haberin var.
...Sen diyorsun ki namaz kılmak Allah'la konuşmaktır. Düşün şimdi, bir kimse muhatabıyla konuşuyor ancak kendisi ne konuştuğunu anlamıyor. Bu nasıl bir şey?"

Sylphrena, İnsanın Dört Zindanı'ı inceledi.
 30 Oca 18:18 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Şeriati’nin hitabet tarzı gerçekten hoşuma gitti. Dili çok nazik ve anlattığı konuyu detaylarıyla açıklıyor. Aklınızda soru işareti bırakmıyor. Kitap akıp gidiyor zaten.

İnsanın Dört Zindanı, Abadan Petrol Fakültesi Konferansı ve Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Konferansı olmak üzere, konuşmaların derlenip yazıya döküldüğü iki bölümden oluşuyor.

“İnsan nedir?”
Şeriati ilk olarak bu sorunun cevabını düşündürüyor size. İnsanın ne olduğunu ve ne olması gerektiğini bulmazsak, eğitim öğretimi, ahlâkı, kültürü, toplumsal kuralları düzenleme çabalarının boşuna olduğunu söylüyor.
İnsan tanımına Kuran’dan yola çıkarak başlıyor ve felsefi görüşleri de dahil ederek, aynı zamanda hiçbir görüşü reddetmeden kendi üslûbu ile tanımlıyor.
Kuran’da konu ile ilgili 2 kelime olduğunu söylüyor; İnsan ve Beşer.
Öncelikle bize beşerin ne olduğunu tanımlıyor, daha sonra insanın beşerden farkını anlatıyor. Ve beşerin üç temel ilkeyle ilgili bilgi sahibi olduğu ölçüde insan olabileceğini söylüyor.
İlk olarak bilinçli bir varlıktır.
İkinci olarak seçici bir varlıktır.
Üçüncü olarak yaratan bir varlıktır.

Bu ilkeleri de tek tek açıklıyor. Yaratan varlık kısmındaki açıklamasını yazmadan geçemeyeceğim, “Görüyoruz ki bu üç nitelik, üç tanrısal sıfattır. Tanrı yaratıcı, yapıcı ve irade sahibi bilinçli varlıktır. Söz konusu olan ve Tanrı benzeri o insan da böyledir,” diyor ve ekliyor, “Müşebbihe’nin bu kavramından şirk olacak şekilde bahsetmek istemiyorum.” Şebih şu anlamdadır: “İnsan tabiatın tersine, Tanrı’nın yüce sıfatlarını kendi varlığına ekip yetiştirme ve geliştirme yeteneğine sahip bir varlıktır. Allah’ın ahlakı ile ahlaklanınız! demektir,” diyor.

Bu tanımlamalar, insan olma ölçüleri muazzam. Ne bir eksik, ne bir fazla.
Ayrıca, Materyalizm, Natüralizm, Egzistansiyalizm, Vahdet-i Vücut, Historizm, Sosyolojizm, Biyolojizm gibi ideolojiler açısından da İnsan kavramını ele alıyor.
Tüm tanımlardan sonra, zindanlarımıza geçiyor. Kavram bu kadar ölçülü tanımlanmasaydı, insanın ne olduğu okuyucuya idrak ettirilmeseydi, ona içinde hapsolduğu zindanları anlatmak manasız kalırdı diye düşünüyorum.

1-Tabiatın Belirleyiciliği
2-Tarihin Belirleyiciliği
3-Toplumun Belirleyiciliği
4-Kendi Belirleyiciliği

Bu zindanları yine örneklendirerek, felsefi durumlarla izah ediyor. Göreceksiniz ki ilk üç zindandan kurtulmanın yolu çok daha kolay. Lakin dördüncü zindan, en kötü zindandır ve insanın en aciz kaldığı zindandır. Dördüncü zindanın da bir kurtuluş yolu var elbet; Aşk ile. :)

Velhasıl Şeriati okumalarım devam edecek. Öğrenecek daha çok şey var...

Okumanızı tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.

Barbaros, İnsanın Dört Zindanı'ı inceledi.
 03 Nis 21:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Sen de İbrahim gibi kendi İsmail'ini getirmelisin Mina'ya. Senin İsmail'in kim? Ancak sen bilebilirsin, başkası değil. Belki eşin, işin, yeteneğin, gücün, cinsiyetin, statün vs. Ne olduğunu bilmiyorum, ama İbrahim'in İsmail'i sevdiği kadar sevdiğin bir şey olmalı.”

(Ali Şeriati)

Yukarıdaki satırların yazarı Ali Şeriati ile üniversite yıllarında tanışmıştım. Bir arkadaşım, aslında şimdi düşününce pek de sevememiş olduğum bir arkadaşım, bana İnsanın Dört Zindanı kitabını önermişti ve hatta okumam için ödünç vermişti.

İnsanın dört zindanı neydi sizce? Bir insanı sınırlayan, insanlığından, yeteneğinden, gelişiminden, yaratıcılığından alıkoyan neydi, ne olabilirdi?

Ali Şeriati bu dört zindanı şöyle açıklıyor: 1- doğa/tabiat zindanı 2- tarih zindanı 3- toplum zindanı 4- benlik/kendim zindanı

İnsan bu dört zindanda aynı Platon’nun mağarasındaki gibi elleri ayakları zincirli beklemektedir. Ne zaman ki bu zindanlardan sırasıyla mücadele ede ede kurtulur, o zaman hidayete erer.

Tabiat zindanından insan alet yaparak, bilimsel buluşlar yaparak kurtulur. Tarih zindanından hakiki tarihi bularak ve tarihin yükünü bir yana bırakarak kurtulur. Toplum zindanından “aman el ne der” putunu yenerek kurtulur. En son put, en zorlu zindan ise beklenildiği gibi benlik/kendim zindanı olur.

Beni en çok düşündüren zindan ise bu benlik/kendim zindanı oldu.

Bir insan benliğinin yükünden, kendinden kurtulmak için ne yapmalıdır ki? Bunu hiç bilemedim. Belki kendimden kaçmayı tercih ettiğim için belki de gücüm elvermediği için.

Oysa çok da okudum konu hakkında.

Schopenhauer insanın bir iradesi olduğunu, bu yaşam iradesini ezmeden insanın mutlu olamayacağını söylüyor. Ona göre insan hayvani özelliklerini bırakıp felsefi konulara ilgi duyduğunda kendini yenebilir, kendi dışına çıkıp kendine kuşbakışı açıdan baktığında yeniden özgür bir insan olabilir.

Krishnamurti, hakeza Schopenhauer’in görüşlerine paralel bir fikir öne sürüp, kendimizi gözlemleyen bir gözlemci olduğumuzu, kendimizi başkalarıyla kıyaslayan bu gözlemci yok olduğunda benliğimizi yenebileceğimizi söylüyor.

Bugün okuduğum bir hikayede ise bir şeyh, kendine çare aramaya gelen bir kişiye, kitapların varmış, diyor, en çok onlara değer verirmişsin, onları suya at, geri gel…

Bugün bu hikayeyle biraz daha kendimi/benliğimi yenmeye yaklaştım sanırım.

Kendini yenmek için neyin varsa bir akarsuya atacaksın, kendini yenmek için neye değer veriyorsan kucaklayıp bir yangına savuracaksın.

Bir filmde demiyor muydu? “Ancak her şeyini kaybetmişsen özgür olabilirsin.” diye.

Ben bugün itibariyle nelerin bana ayak bağı olduğunu, nelerin beni zorlu zindanıma bağladığını biraz daha buldum.

Bunların ne olduğu biraz da bana kalsın.

Herkesin kendi İsmail’ini bulması ve yenmesi dileğiyle…

Seyid Ahmet GÜLTEKİN, İnsanın Dört Zindanı'ı inceledi.
17 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İnsanın Dört Zindanı kitabı, Ali Şeraiti’ nin 1970 yılında Abadan’da Petrol Fakültesi öğrencilerine yapmış olduğu konferanstan oluşmaktadır.
Kitap özünde insan nedir? e cevap arar iken, insan ve beşer arasındaki kavramları da ayrıntısıyla açıklamaktadır. Günümüz modern çağında insanın beşer seviyesinden insan seviyesine geçişte çektiği anlam sıkıntısını üç meşhur düşünce ile dile getirir. Bunlar, “Düşünüyorum o halde varım” (Descartes), “Hissediyorum o halde varım” (A. Gide), “Başkaldırıyorum o halde varım” (A. Camus) tur. Ancak yazara göre insan olabilme geçiş evresinin “Başkaldırıyorum o halde varım” (A. Camus) düşüncesi ile gerçekleşebileceği vurgulanmaktadır. Bu konudaki Hz. Âdem örneği oldukça çarpıcıdır. Bu aşamadan sonraki bölümde de, insanı kuşatan dört zindan açıklanmaktadır.
Bu zindanlar
1-Doğa (Biyolojizm) Zindanı.
2-Tarih (Historizm) Zindanı.
3-Toplum (Sosyolojizm) Zindanı,
4-Benlik (‘’Kendim’’ dir ) Zindanı.
İlk üç zindanı günümüz insanının bilim ve felsefe ile geçmekte zorlanmadığı anlatılmakla birlikte, en zor zindanın ise zindan ile tutsağın birleştiği ‘’Kendim’’ dir zindanından kurtuluşun reçetesini kıymetli eserinde sunmaktadır. ‘’Kendim’’ dir zindanından kurtulmak arzusunda olan kitap dostlarına şiddetle tavsiyemdir, iyi okumalar…

•Muhayyîr•, Dine Karşı Din'i inceledi.
13 Oca 03:20 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Bir paylaşımda tartışma konusunda gördüğüm bu yazarın kitabını uzun süredir okumak istiyordum. Tabiri caizse gaza gelip 01:08’de başladığım kitabı 03:08’de soluksuz bir şekilde, inceleyerek, doğrusunu yanlışını çıkararak okudum elhamdulillah. Yazar’a katılmadığım, benim itikadıma ters olan bazı görüşleri mevcuttu. Bunları zaten alıntılarımda belirttim, ama yine de çok güzel bir eser yazmış kendisini tebrik ediyorum. Kendisinde ve kitabında gördüğüm biraz İran’lı olması hasebiyle Hz.Ali’ye karşı aşırı bir teveccüh’e sahip doğal olarak.. Ehli Sünnet’e, özellikle Vahiy kâtibimiz ve sahabi olan Hz.Muaviye(ra) hakkındaki görüşlerine asla katılmıyorum ve kendisini kınıyorum. Yiğidi öldür ama hakkını ver demişler atalarımız.. Bazı konularda gerçekten ufkumu açtı bana çok şeyler kattı. Özellikle çok güzel, nokta atışı tespitler yapıp, akıcı bir dil kullanması kitabı çabucak bitirmeme vesile oldu diyebilirim. Kendisine te’lif’i için teşekkür eder. Doğru görüşlerini alıp yanlış görüşlerini kendisine bırakıyorum.

Burçin, Dua'yı inceledi.
26 Nis 13:34

Ali Şeriati;kimileri eleştirsede her maneviyatına önem veren kişinin okuması gereken bir yazar olduğunu düşünüyorum.

Dua isimli kitabında; dini insan hayatından çıkaɾıɾsan heɾ şey mübah oluɾ diyen bir yazarın (Alexis Carrel) dua ile ilgili çevirisiyle başlayıp devam eden ,daha sonra Şeriatinin söyleşileriyle,görüşleiyle,açıklamalarıyla devam eden,ve içinde Amin diyebileeğimiz güzel duaların olduğu bir kitap.
Ama okurken sunni yaklaşımlarınızdan uzaklaşmanız gerekecektir.Çünkü bazı noktalarda itiraz etme durumunuz oluşabilir.
Kitabın sonundaki geniş kapsamlı,toplumdaki herkese değindiği dua için bile bu kitabı alır okurum ben.
Dua etme tarzınızı değiştirebilcek,duanın önemini kavrayabilmenizi sağlayacak nadide bir kitap.
Ve en önemlisi Dua etme alışkanlığı edinmek,duanın olmazsa olmazlığını anlayabilmek için bu kitabı OKUYUN-OKUTUN.

Merak edenler okusun tavsiye ederim.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN, Ebuzer'i inceledi.
 13 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

spoiler içerebilir...

Gerçek adı Cündüb bin Cünâde olmasına rağmen İslam dünyasında Ebu Zer olarak bilindi hep, Gifar kabilesinden olup, lakabı Mesih-ül-İslâm’dı. Doğum tarihi hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte, 652 (H. 32) senesinde Rebeze çölünde vefat etti. Kabilesi de diğer kabileler gibi puta tapmasına rağmen, Ebu Zer putları sorguluyordu ve soğuktu putlara karşı, kendisine henüz tebliğ gerçekleşmemesine rağmen İslamla müşerref olmuştu kendiliğinden, İslamı kabul eden 4. Veya 5. Kişi olduğu konusunda rivayetler vardır. Ebu Zer o devirde putları sorgular ve ona taşı fırlatırken bu gün bizler kendimize yeni yeni putlar icat ediyoruz (Ev, araba, makam, para vs.) Açlıktan yiyecek bir şey bulamıyor iken, bu gün bizler yemek beğenmiyor, hatta çöpe atabiliyoruz yiyeceklerimizi, Ebu Zer giyecek kıyafet bulamaz iken, hatta kefen yapacak bir bez bile bulamaz iken bu gün bizlerin evleri kıyafetlerle dolu ve kıyafet beğenmiyoruz. Utandım insanlığımdan, ağladım okur iken kitabı. O Ebu Zer’ ki her zaman ve her yerde Resulün emri ile hayat tarzını belirleyerek ve onun sevgisi ile yanıp tutuştu. Fakir ve düşkünlerin koruyucusu, mütevaziliğin, ahlakın ve takvanın bayraktarıydı. Ne mutlu ona ki ömrünü sorgulayarak ve inancı uğrunda son nefesine kadar sapmadan bu dünyadan ebedi aleme göçtü. Ey Ebu Zer senin davana sahip çıkışına çektiğin acılar şahit, fakirler şahit, senin garipliğine Rebeze nin göz yaşları ile ıslanan çölleri şahit, bizlerde okuyarak şahit olduk, selam olsun Resule, selam olsun sizlere, bizler sizlere layık olamasak ta. Dualarımızı ve gözyaşlarımızı gönderiyoruz sizlere……

Ayten Ernaz Tiryaki, Dine Karşı Din'i inceledi.
25 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap, gece toplantı ve sohpet konuşmalarından derlenmiş anladığım kadarıyla.
Bilinenin aksine hiç bir toplumda, hiç bir zaman inançsız (dinsiz) bir zümre yaşamadığını, Peygamberimiz İslamiyeti yaymaya çalışırken de bozulmuş dinî inanışların var olduğunu, yaşandığını ve dönemin çıkarcıları (para ve guç sahipleri )tarafından yaşatılmaya çalışıldığını; yani yeni düzen istemeyenlerin, aslında bir reform dini olan Islamiyetin'in gelişine muhalefetinin kaçınılmaz olduğunu ve bu kişilerin Kuran'daki İslamiyeti çıkarları doğrultusunda bozup değiştirmeye çalışacaklarını; her zaman dinin dine savaşının varolduğunu ve olacağını,...Ve daha bir çok konuyu, akademisyen bilgeliğinde ama bir öğretmen sabrıyla çok güzel anlatmış Şeriati...

Bilgilenmek, bilgilendirmek isteyenlere tavsiyemdir!

Yonca Tezman, Dine Karşı Din'i inceledi.
30 Mar 2017 · Beğendi · 10/10 puan

Ali Şeriati İle bu kitabı vesilesiyle tanıstım.Bilgiler paylastıkça çoğalırlar.Bu kitabında bize ısık tutmus bilgilendirmek amaçlı anlasılır sekilde açıklayarak faydalar sağlamıstır.Kitap Küfür ve sirk ile baslıyor.Bazı bilgileri yanlıs yada eksik bildiğimi de bu kitap sayesinde görmüs oldum.Yeni bilgilere açık olan toplumlar olarak bu kitap ısık tutacak size.

Muzaffer Akar, Dine Karşı Din'i inceledi.
02 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kadar kısa bir kitap bu kadar özlü ve açıklayıcı olabilir. Yazarın düşüncelerinin yarısına katılmasam da bu kitap on üzerinden on puanı hak ediyor.

Ali Şeriati İslam düşünür ve felsefecisi olarak ün yapmış, fikirlerinden dolayı yobaz çevreleri çok aşırı rahatsız etmiş ve bu yobazlar tarafından kalleşçe katledilmiştir. Bu anlamda malesef ne ilk ne de sondur. Aslına bakılırsa yazarın düşüncelerinin özü ve mantığı İslam dinini doğrulamakta ve yüceltmektedir, ne var ki her türlü yeni felsefe ve düşünceyi okuyup anlamaktan dahi aciz yobazlar yazarı İslam düşmanı ilan etmişlerdir.

Kitap yazarın konuşmalarının birleştirilmesiyle oluşturulmuştur, ana tema olarak sarsıcı "dine karşı din" kullanılmış ve etkisini de zaten ispatlamıştır. Yazarın düşüncesine göre, tüm İbrahimi dinler gelmeden önceki dinle savaşmıştır. Bu İbrahimi din ilk insanlara gönderildiğinde doğru yaşanmış sonradan halkı yönetenlerce istismar edilerek halkı yönetmek, kulluk ettirmek ve sömürmek için kullanılan araç haline gelmiştir.( Bu cümlenin ilk kısmına inanmamakla beraber diğer kısmına canı gönülden katılıyorum). Ayrıca kitapta işlenen diğer konular "şirk"in dinsizlik olmadığı, tarihte var olmuş tüm insan topluluklarında din olduğu ve dinin dinsizlerle değil başka dinlerle savaştığıdır.

Ben Pdf formatından gün içinde okuyup bitirdim kütüphanem için ayrıca satın alacağım. Yazdıkları kitaplar anlaşılmasın ve zengin görünsün diye birsürü arapça- farsça kelime kullanan islam yazarlarına nazaran çok anlaşılır ve sade bir üslupla kaleme alınmış veya çevrilmiş, konular dağıtılmadan felsefe ve sosyolojik bazda tespitler yapılmış. Herkese tavsiye ederim.

Bütün İncelemeleri Göster