Ali Erkan Kavaklı

Ali Erkan Kavaklı

YazarDerleyen
8.1/10
88 Kişi
·
325
Okunma
·
24
Beğeni
·
1.715
Gösterim
Adı:
Ali Erkan Kavaklı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Konya, 1952
Romancı. Konya’nın Seydişehir ilçesine bağlı Kavak köyünde 1952 yılında doğdu. İlkokulu köyünde, ortaöğrenimini Konya’da (1971) tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden 1976 yılında mezun oldu. Dergi ve gazetelerde yazıları yayınlandı, romanları tefrika edildi. Yeni akit Gazetesinde köşe yazarı. Başarı ve motivasyon Konferansları ile dikkat çekti. Sade bir dille, insanların ve insanlığın problemlerini ele alan roman ve hikâyeler kaleme aldı. Postmodern bir tavırla, revaluasyonerist bir üslûbu benimsedi.
“-İnsanlar doğarken elbisesiz,yani çıplak doğarlar. Sonradan seçtikleri ve beğendikleri elbiseleri giyerler. Doğarken inanç ve düşüncelerimiz yoktur. Onları da sonradan beğenir ve kabulleniriz. Elbise nasıl değişiyorsa inanç ve düşünceler de daha iyisi ve daha güzeliyle değişir,gelişir,güzelleşir... Her şeyi en iyi şekilde biliyorsanız niçin okula geliyorsunuz?

-Sizin istediğiniz yönde değişmek için değil herhalde!

-Hayatın değişmez tek kuralı vardır: DEĞİŞMEK... Her şey değişir ve olgunlaşır.
“Sevgi kar rengi kutupta,
Ekvatorda siyah inci.
Gönüllerde beyaz nokta,
Sakın ağlatma sevinci!”

Kavaklı
İnsanları harekete geçiren, inanç ve düşünceleridir. Başaracağına inanmayan harekete geçmez ve başarı potansiyelini ortaya koymaz.
“Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?
Ya gözler önündeki mor halkalar?
Neden böyle görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?"
216 syf.
·19 günde·Beğendi·9/10
Adı üstünde okurlarına başarı inancını yerleştirmek için yazılmış güzel bir kitap.Kitapta sadece öneriler değil önerilerin sonunda başarı hikayeleri ve fıkralara da rastlamak mevcut.Bu kişisel gelişim kitabının belirli bir plan dahilinde ve düzenli bir şekilde okunup bitirilmesi düşüncesindeyim.Kısacası faydalı ve eğlenceli bir kitap.
256 syf.
·Beğendi·9/10
Diyarbakır Bağlarda 26 yaşındaki tehdit telefonları alan Mehmet Kaya’nın ölümü ile (6 kişinin silahlı saldırısı) başlayan kitabımızda Merhum (ruhu Şad olsun!) Ahmet Cem Ersever’e uzanan bir konudan bir müfettişin Diyarbakır’a gelişi ve Emniyet Müdürü Merhum Gaffar Okkan ile karşılaşıp olaya el atmaları ile kitabımız başlıyor. Oldukça da heyecan dozu yüksek ve gerek gerçek gerek de hayali yerlerinin oldukça toplu olduğunu görüyoruz.
Kitabın en can alıcı ve merak uyandırıcı kısmı ise şüphesiz henüz kitap yarılanmadan müfettişin kaçırılması ve Gaffar Okkan suikastının anlatılmasıydı. Şehir edilen Gaffar Ağabey’in olay yerinde bulunan 469 boş kovan ve cinayet silahları, cinayeti işleyenler de çok güzel betimlenmişti. Yazarın çok iyi iş çıkardığına kanaat getirdim.
Hemen akabinde İkiz Kulelerin bombalanması olayının bağlanması vardı. Başkanla görüşmeler ve kaçırılan Müfettiş Safa’nın nerede olduğuna dair sorular derken bomba gibi devam etti kitap. O raddeye geldim ki artık kafamda şöyle bir fikir belirdi: “-Umarım, yazarın en iyi kitabı budur. Bundan iyisi varsa nasıl okumadan duracağım?”
Kitabın finali daha bir fena diyebilirim. En son Albay Levent Göktaş ya da bilinen adıyla Mustafa Levent Göktaş üzerinden Gaffar Okkan suikastı onun timine mal ediliyor. Hani, Göktaş kim diye merak ederseniz terörist başının Kenya’da yakalanıp ülkemize getirilmesinde görev alan askerlerimizden birisi olduğunu belirtmek isterim.
Oldukça farklı siyasi bir eserdi. Metal Fırtına serisinin ilk kitaplarının biraz daha gerçekçi haliyle yazılmışına benziyordu. Final olarak çabuk bitirilmiş ancak kesinlikle kötü değildi. Hem bilgilenmek hem de bazı olaylar hakkında fikir sahibi olmak adına oldukça güzel yazılmış bir eser. İyi okumalar dilerim..
400 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Dikkat spoiler içerir.
Oldukça güzel bir siyasi polisiye roman. Müfettiş Safa, Güneydoğuda yaşanan faili meçhul cinayetleri araştırmak üzere yola çıkar. Yanında komiser Ahmet ve yüzbaşı Hüseyin de vardır. Vedat Aydın, Musa Anter cinayetlerine şahit olur. Binbaşı ve bir kaç kişi bu işten uzak durmalarını söyler ancak müfettiş PKK'nın eline esir düşer. Çok zorlu bir 6 ay sonra askerin operasyonu ile kurtarılır. İşin peşine düşmeye devam eder ancak Ahmet öldürülür. Yeşil ve Gladio işi bırakmamaktadır. Müfettişin hayatı tehlikededir. En azından PKK militanı Zahide'yi kurtarmıştır. Binbaşının Cem Ersever olduğunu binbaşı öldürüldükten sonra öğrenir. Ama acaba kendisini kurtarabilecek midir? Gerçekçi ve soluksuz okunan bir roman. Çoğu olay gerçek yaşanmış olaylardan alıntı. Mutlaka okunması gerekenlerden.
285 syf.
·10/10
bosna hersekte katledilenleri,işkence görenleri,toplama kamplarını ve camide diri diri yakılan erkekleri unuttunuz mu tarih unutulmaz izi her daim kalır
285 syf.
·Beğendi·9/10
Doksanlı yıllarda Bosna'da yaşanan dram veya vahşet diye de adlandıracağımız savaşı anlatan, bizzat yaşayanların ,seyredenlerin anlatıldığı ve dünyaya bir insanlık çağrısının yapılmasının adıdır bu roman...!
" İnsanlık Ayağa Kalk ".
Okurken kendinizi adeta savaşın ortasında hissedecek zaman zaman gözyaşlarınıza ve sinirlerinize hakim olamayacaksınız.
Tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
285 syf.
Avrupa'nın ve dünyanın zalimlere boyun eğişini, onları görmezden gelişini, insanlığın katledilişini gerçeklerle ele alan bi kitap. Ayrıca yazarıyla tanışma fırsatı buldum. Eminim kendisini de en çok etkileyen kitabı buydu.
285 syf.
·10/10
Bosna'da yapılan katliamlar, işkenceler, vahşetler, çığlıklar...

Okurken yanlarındaymış hissine kaptırılıyor. Bir insana yapılabilecek en büyük kötülüklerin yine bir insan tarafından yapılması ne acı bir durum. Okurken bile dehşete düşerken bunların gerçek olduğunu bilmek daha çok üzüyor. İnsanda merhamet yok olduğunda dünyanın en tehlikeli birer mahluka döndüğünü gösteren eser, mutlaka okunmalı.

Okurken gerçekten "İnsanlık Ayağa Kalk!" dedirten kitap.
256 syf.
·Beğendi·10/10
Akıcı ve sürükleyici bir kitap.Yazar kitapta yalnızca bir konuyu ele almamış.İyi bir kitap.Okumak isteyenlere tavsiye ederim..
270 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bedir, Malazgirt, Çaldıran, en son Çanakkale destanını kitaplardan çok kez okudum ama bir destanı yaşayacağımı tahmin etmezdim.
15 temmuz gecesi sabaha kadar yaşadığım sancıları, kitabı okurken tekrardan yaşadım.
Kitabın o gece olanlara dair değinmediği neredeyse hiç bir şey yok. Romanvari olarak yazıldığı için akılda kalıcı.
Bir geceyi anlattığı için biran önce sabah olsun, darbe durdurulsun, halk kazansın. Şehit ve gazi olmasın diye sabırsızlanıyorsunuz. Ama olan yine oluyor.
Kitabı okurken bir çok yerde şunu söyledim kendi kendime.
KAHRAMANLAR İÇİMİZDE.
172 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Öyle şiirler var ki, okur geçersiniz. Öyleleri de vardır ki, yudum yudum içerek şairin ruhundan fışkıran duygu çağlayanını gönlünüze akıtırsınız. Siir okumayı sevenler için güzel derlenmiş, okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Erkan Kavaklı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Konya, 1952
Romancı. Konya’nın Seydişehir ilçesine bağlı Kavak köyünde 1952 yılında doğdu. İlkokulu köyünde, ortaöğrenimini Konya’da (1971) tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden 1976 yılında mezun oldu. Dergi ve gazetelerde yazıları yayınlandı, romanları tefrika edildi. Yeni akit Gazetesinde köşe yazarı. Başarı ve motivasyon Konferansları ile dikkat çekti. Sade bir dille, insanların ve insanlığın problemlerini ele alan roman ve hikâyeler kaleme aldı. Postmodern bir tavırla, revaluasyonerist bir üslûbu benimsedi.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 325 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 167 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.