Alice Walker

Alice Walker

Yazar
8.8/10
46 Kişi
·
87
Okunma
·
8
Beğeni
·
1680
Gösterim
Adı:
Alice Walker
Unvan:
Yazar, Şair, Yayımcı
Doğum:
9 Şubat 1944
Alice Walker (d. 9 Şubat 1944) ABD'li yazar, şair, yayımcı ve feminist. Yoksul bir ailenin sekizinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Bir kaza sonucu 8 yaşında bir gözünü kaybetmiştir. 1960'ların İnsan Hakları Hareketi(en) içinde yer aldı ve Martin Luther King ile çalıştı.Mississippi eyaletinde Yahudi avukat Melvyn Leventhal ile evlendi. Birçok şiir, roman ve öykü yazdı. Ayrıca Mor Yıllar filmi, Alice Walker'ın Renklerden Mor adlı kitabından esinlenmiştir. Renklerden Moru adlı kitabıyla Pulitzer ödülüne layık görüldü. (1983)
Ne kadar cahil olduğumu fak etmemiştim, Celie. Kendi hakkımda bildiğim bir gıdım şey fındık kabuğunu bile doldurmazmış!
Bir ses, dinleyen her şeye dedi ki, fakirim, siyahım, çirkin olabilirim, yemek de pişiremem belki. Ama buradayım.
Amin.
Alice Walker
Sayfa 211 - Doğan Kitap
İnsan neden yemek yer, Bayan Celice? Neden yemek yer, söyler misin?
Neden olacak dedim. Yaşamak için elbet. Haa, kimi insan da yemeğin tadını sevdiği için yer. Bir de oburlar var. Onlar ağızları işlemedikçe rahat etmezler.
Bir ses, dinleyen her şeye dedi ki, fakirim, siyahım, çirkin olabilirim, yemek de pişiremem belki.
Ama buradayım."
Alice Walker
Sayfa 212 - Doğan kitap
240 syf.
·10/10
Orijinal adı "Colour Purple" olan roman, Amerikan edebiyat tarihinin önemli eserlerinden biridir. Zamanın Amerikan toplumunda dördüncü sınıf insan sayılan siyah kadınların öyküsü. Erkeklerin dünyasında hayatta kalmaya çalışan kadınlar arasındaki dayanışma, aşk ve cinselliğin keşfi gibi hassas konular yazarın usta kalemiyle okuyucuya aktarılmış.
288 syf.
·Puan vermedi
Selamlar🧿
#renklerdenmoru hiç beklemediğim kadar güzel ve etkileyiciydi itiraf ediyorum. İlk sayfayı okur okumaz zaten bi kan donması yaşıyorsunuz ve kitabı elden bırakmak mümkün olmuyor. Celie’nin kimseye söylemeye cesaret edemeyeceği şeyler yaşadığı bir hayatı var ve bu hayatı biz onun kaleminden okuyoruz.. yani günlüklerinden.. ensest, ırk, renk, aile, dostluk, kadına şiddet ve değersizleştirme.. bütün kötülükleri okumadım da yaşadım sanki. Celie’nin hayat yolcuğuna eşlik etmek hem zor hem çok keyifliydi. Kitap içerisinde sevgi-dostluk- aile de çok güzel işlenmişti, her yönüyle sizi saran ve unutulmayacak bir kitap bana sorarsanız, okuyun isterim..
288 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Harikaydı!
Okuduğum kitaplar içinde en duygu dolu hissettiren kitaptı!
Kitabımız Amerika’nın caz çağı olarak geçen 1960’larda geçiyor. Ama öyle eğleneceğinizi sanmayın bu dönemin karanlık yüzünü göreceksiniz. Siyah-Beyaz sınıfsal sorunları, kadına verilen değer, çocukların hisleri, kadınlarda cinselliğin keşfi gibi sorunları o kadar güzel yazmış ki Alice Walker hayran olmamak elde değil.
Renklerden Moru , kitabı başta 14 yaşında bir siyahi kadının yazdığı mektuplarmış gibi kaleme almış. Onun gerçek hislerini çevresinden gözlemlerini ve aktarımlarını. Her mektup Tanrım şeklinde başlıyor bu Celie,nin aslında dindar bir kadın olduğunun minik bir göstergesi.
Kitap sizi bazen ağlamamak için kendini zor tutan birine bazen de kahkaha atan birine öyle hızlı dönüştürüyor ki..
Kitabın dili oldukça yalın olduğundan aslında kısa süre zarfında okumanız mümkün.
Kendinize ve dostlarınıza kitap hediye etmeyi seviyorsanız mutlaka bu kitabı mutlaka düşünün derim. :)
288 syf.
·4 günde·7/10
İlk sayfaları sakın sizi korkutmasın çok güzel bir dönüşüm hikayesi okuyacaksınız. İlk sayfalar beni de dehşete düşürdü kim bilir ne okuyacağım, nasıl hazmedeceğim dedim ama sonraki güçlenişi, kendine güvenişi, hayallerinin peşinden gitmesi beni bir o kadar da mutlu etti.
Ana karakterimiz siyahi bir kadın. Babasının tecavüzüne uğrayıp 2 çocuk doğuruyor, ardından yaş farkları çok olan biriyle sırf evi çekip çevirsin diye evlendiriliyor. (Bunları spoiler olarak görmeyin çünkü kitabın başı zaten) Şans bu ki evlendiği adamın eski sevgilisi bir gün geri geliyor. Bu kulağa kötü bir şey gibi gelse de aslında karakter için dönüşümün başlangıcı oluyor. Bunun nasıl olduğu da artık sizin okumalarınıza kalsın :)
288 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Hem kadın, hem de zenci isen bir hiçsin. Evin en büyüğü Celie annesi ölünce kardeşlerine bakma sorumluluğunu üstlendirilir. Babasının tecavüzüne uğrar, iki çocuk dünyaya getirir. Küçük kız kardeşini korumak adına bir çok fedakarlık yapar fakat belirli bir zaman sonunda (Celie bunları yaşarken daha çocuk yaştadır bu arada) babası yaşında bir adamla evlenerek evden ayrılır. Bir zamanlar Amerika'da siyahileri hayatlarında istemeyen beyazlar, daha siyahilerin melezleri dışlamaları gibi ayrımların en ateşli günlerinde kadınların sınıfsal farklarını daha başka nasıl güzel görebilirdik gerçekten bilmiyorum. Dolu dolu bir kitap, türlü türlü karakterdeki kadınların verdikleri varlık savaşı, Amerika'da, Afrika'da, Avrupa'da ırkçılık, erkek egemen toplumlarda kıta fark etmeksizin kadına bakış... Celie ve kardeşi Nettie arasındaki mektuplardan Afrika'daki sömürü düzeninin ne şekilde başladığı ve asimilasyon işleminin nasıl yapıldığını da okuyoruz. Harika bir kitap okudum, siz de okuyun. Bu arada son sayfada yazar kendinden medyum diye bahsederken; bu kitaptaki herkese geldikleri için teşekkür etmiş, biraz tırsmadım değil açıkçası.
288 syf.
·4 günde·9/10
Erkek egemen bir toplumda, hem siyahi hem de kadın olan Celie’nin başına Tanrı’ya bile anlatmaktan çekindiği şeyler geliyor. Yüksek sesle dile getiremediği bu yaşanmışlıkları sadece yazarak anlatabiliyor Tanrı’ya.
Bu yaşananlar arasında tecavüz, şiddet, çocuk yaşta evlilik ve daha nicesi var.
Bir kitabın bu kadar duyguyu bir anda nasıl yaşatabileceğini tahmin etmezdim. Soluksuz okuduğum bir kitap oldu. Önemini her daim koruyacak bir Amerikan romanı...
288 syf.
Kitap, yazarı Alice Walker’a 1983 yılında pulitzer ödülü kazandırmış. Yoksul bir ailenin sekizinci çocuğu olarak dünyaya gelen yazar, sekiz yaşındayken bir kaza kurşunuyla gözünü kaybeder. 1960’larda ise aktif olarak insan hakları hareketleri içinde yer alır.

  Kitap II. Dünya Savaşı öncesinde geçiyor ve ana konusu her biri birbirinden dirençli kadınların, yanında, kendi ezilmişliklerinin acısını kadınlardan çıkaran erkeklerin dünyasında hayatta kalma hikâyesini anlatıyor.

  Renklerden Moru sınıf ayrımını, ırkçılığı, erkek egemenliğinin yoğun yaşandığı toplumlarda  kadına bakışı anlatıyor. Kadınların verdiği varlık savaşı her dönem nasıl olmuş anlıyoruz. Siyahileri hayatlarında istemeyen beyazlar, siyahilerin dışladığı melezler, sömürüler,yokluk, tacizler , tecavüzler, çocuk istismarı, erkeklik ve  kadınlık. Kitap o kadar çok konuya değinmiş ki bu kadar hassas konuların üzerinden asırlar geçmesine rağmen bir bakıyorsunuz ayrımlar hala aynı yerli yerinde duruyor. Zaman ne kadar geçiyor olsa da bazı şeyler hiç değişmiyor. Yani özellikle kadın ve çocukların yaşadıkları her coğrafyada aynı.

Karakterimiz Celie de hayatındaki kötü dönemlerine babası sandığı kişinin istismarı ile başlıyor. Celie nin tek bildiği dünyaya pek çok açıdan eksik olarak geldiğidir. Nedir o eksikliği?  Kadın olması, zenci ve  çirkin olması! Celie yaşadığı istismarı, dile dökmekten çekindiği diğer tüm herşey ile birlikte ayrı düştüğü kardeşine olan özlemini  yazdığı mektuplarla dile getiriyor. Savaşmanın ne demek olduğunu hiç bilmeyen sadece hayatta kalmaya çalışan Celie zamanla bağımsızlığını kazanır.
Sonlara geldiğinizde bir bakıyorsunuz karakterlerin hepsi başladıkları yerde bitirmemişler hikayelerini.Bir noktadan sonra olgunlaşmış ve değişmişler.Güzel bir kitaptı
288 syf.
·8 günde·8/10
Bazı kitapları okuyup bitirdiğinizde içinizde tatlı bir sızı olur ya Renklerden Moru benim için bu kitaplardan biri oldu.
Celie dünyaya pek çok açıdan eksik olarak geldi, pek çokları gibi. Kadındı, zenciydi, çirkindi . Ama aslında anlatılan yalnızca onun hikayesi de değildi. Altta Celie'nin öyküsüyle ilerleyen baska hikayelerde vardı; başka kadınlar başka sömürüler ve baska sömürülenler... Bunlardan beni en çok etkileyeni kardeşi Nettie' nin öyküsüydü. Afrika'ya açılan bir pencere sundu bize. Beyaz adamın kendi üretim sistemini devam ettirebilmesi için yerli halkı hiçe sayıp talan etmesini gördük o pencereden. Yazar halkına dair sosyolojik tespitlerde yapmıştı bir bakıma. -Ama galiba uyuya halkların özellikleri ırk, din, dil ayrımı gozetmiyor; ortaklık icinde.-
Karakterler statik değildi hepsi başladığı noktadan bambaska bir yerdeydi. Değiştiler, dönüştüler, olgunlastılar tıpkı hayatta oldugu gibi. Değişmeyenler ise öldü zaten.
Yazar tanrıya, kadına, erkeğe, topluma, ırkçılığa, acıya, dayanışmaya ve daha atlamış olabileceğim pek çok değere yer verip bunları öyle güzel eritmiş ki birbiri icinde, hiçbiri fazla gelmiyor okuyana. Sorgulanması gerekenleri, soruları hatırlatıyor adeta.
Bu inceleme okumanız icin bir şey ifade etmiyor olabilir, yazarın Pulitzer'i olduğunu hatırlatmalıyım...
288 syf.
·5 günde·10/10
Celie’nin kimseye söylemeye cesaret edemeyeceği şeyler yaşadığı bir hayatı var. Biz onun hayatını ondan okuyoruz. Tecavüz, şiddet, çocuk yaşta evlendirilme, kadını değersizleştirme... okuduğum en etkileyici kitaplardan biriyle kesinlikle çok beğendim.
288 syf.
·4 günde·9/10
Alice Walker'a Pulitzer Ödülü kazandırmış bu kitap insanı hüzünlere gark ediyor. Çocuk yaştan itibaren sevgi nedir bilmeyen bir kızın, Celie'nin başından geçenleri okuyunca içiniz sızlıyor.
Kimseye dökemediği içindekileri "Sevgili Tanrım" diye başlayan günlüklerine yazıyor. Kitaba başlarken önce onun yaşadıkları karşısında sarsılıyorsunuz. Sonra yaşadıklarına tahammül edemeyip kendinizce akıllar veriyorsunuz. Şöyle, şöyle yapman gerekir diyorsunuz. Mücadele etmen, savaşman gerek diyorsunuz. Fakat o savaşmanın ne demek olduğunu hiç bilmemiş ki... Tek bildiği hayatta kalmak.
Bir süre sonra Tanrı'dan umudunu kesip uzun yıllar boyunca görmediği kardeşine "Sevgili Nettie" diyen mektuplar yazıyor. Kendisinden hiç haber almadığı için öldüğünü zannettiği kardeşi ona yıllardır mektup yazar fakat bu mektuplar onun eline ne yazık ki çok geç ulaşır.
Kitap yaklaşık otuz yıldır birbirlerine mektup yazan kardeşlerin yaşadıklarını anlatır daha sonra. Biz bu mektuplar aracılığıyla ırkçılık, siyahilik, melezlik, o dönemin toplumundaki kadına bakış açısı, din, misyonerlik, evlilik, sevgi vs. birçok konu hakkında bilgi sahibi oluruz.
Celie artık dayanamayacak noktaya gelince evden ayrılır, giderken kocası ona hem siyah hem fakir hem çirkin hem de kadın olduğunu söyler, dolayısıyla da bir hiçtir(!). Fakat Celie hayata tutunmayı başarır. Bu gerçekleştiğinde de zamanında kendisini umursamayanlar ona saygı duymaya başlar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alice Walker
Unvan:
Yazar, Şair, Yayımcı
Doğum:
9 Şubat 1944
Alice Walker (d. 9 Şubat 1944) ABD'li yazar, şair, yayımcı ve feminist. Yoksul bir ailenin sekizinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Bir kaza sonucu 8 yaşında bir gözünü kaybetmiştir. 1960'ların İnsan Hakları Hareketi(en) içinde yer aldı ve Martin Luther King ile çalıştı.Mississippi eyaletinde Yahudi avukat Melvyn Leventhal ile evlendi. Birçok şiir, roman ve öykü yazdı. Ayrıca Mor Yıllar filmi, Alice Walker'ın Renklerden Mor adlı kitabından esinlenmiştir. Renklerden Moru adlı kitabıyla Pulitzer ödülüne layık görüldü. (1983)

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 87 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 99 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.