Amélie Nothomb

Amélie Nothomb

7.1/10
61 Kişi
·
112
Okunma
·
12
Beğeni
·
2.084
Gösterim
Adı:
Amélie Nothomb
Unvan:
Belçikalı Yazar
Doğum:
Etterbeek, Belçika, 9 Temmuz 1966
Amélie Nothomb 1966’da Kobe’de doğdu. Yaşamını Çin, ABD, Bangladeş, Birmanya ve Laos’ta sürdürdü. 17 yaşında Belçika’ya döndü ve Batı’da yaşadığı kültür şoku onu yazmaya itti. Klasik filoloji eğitimi aldı.
Katilin Temizliği (1994), Merkür (1999), Kıran Kırana (2002, Fransız Akademisi Roman Büyük Ödülü), Kara Sohbet (2004) ve Doğan Kitap tarafından yayımlanan Özel İsimler Sözlüğü (2005), Dişi Şeytan (2005), Kameraya Gülümse (2006), Açlığın Biyografisi (2007), Ne Âdem Ne Havva (2008) yazarın başlıca eserleridir.
Bir kitabı kendin çevirirsen,
kitapla senin aranda okumanın ötesinde,
çok daha güçlü bir bağ oluşur
Sevdiğinden mektup (mesaj) bekleyen kişi,
kelimelerin yaşam ya da ölüm gücünü iyi bilir.
Sadece deli gibi âşık olunduğunda mutlak hoşgörü gösterilir;
ama aşkta bir parça eksiklik varsa doğal saldırganlık üste çıkar.
Seni kaybettiysem bunu kabulleniyorum ve geçmişin pırlantaları için sana teşekkür ediyorum. Bana geri dönmen için küçücük bir umut varsa seni bekliyorum ve ruhumda sebep olduğun mutlu karmaşayı bundan böyle senden saklamayacağıma söz veriyorum.
- Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
- Yirmi yıldır nasıl hissediyorsam öyle...
- Yani?
- Kendimi biraz hissediyorum.
- Biraz ne?
- Biraz.
Kitaba ilk okumaya başladığımda beni Paris semalarında bir gezintiye çıkaracağını hissetmiş ve heyecanlanmıştım fakat Hayal kırıklığı yaşamam uzun sürmedi. Yine de yazarın hayal dünyası oldukça geniş. Emeklerine saygı duyuyorum.
Bu kadar samimi, bu kadar kendinizi bulacağınız bir kitap olamaz! Yazar olmak bu! Yazarken okuyucunuzu kitaba dahil edip, içindeki kurguyu oynatabilmek! Olağanüstü bir kitaptı benim için. Bayıldım.!
Kısacık romanlarıyla tanınan Nothomb'un kitapları sürükleyiciliği ile okuru hemen içine alıverir. Bu kitapta da aynısı yapıyor Nothomb. Çok akıcı bir dil kullanılmış, güzel bir kurgu hazırlamış fakat kitabın sonu tam bir hayal kırıklığı yarattı bende. Sonu bir yere bağlanmayan kitapları oldum olası sevmem. Bu kitapta da aynı durum söz konusu. Sonu biraz daha uzatılabilirmiş bence.
Akıcı ve sade bir anlatıma sahip. Aşk meşk olaylarına pek katlanamam ama bu ilginç bir konuyu işliyor. Şimdinin modern Türk erkeklerinin "aşk" diye adlandırdıkları şey aslında "hapsetme" olduğu için biraz ona benzettim.
Okurken sık sık ben böyle yapmazdım, galiba ben iş hayatına dair pek bir şey bilmiyorum dediğim ve bir an önce iş hayatını içeren resmiyetten boğulan kitaplar okumam gerektiği kanaatine vardım. Bu durumu aklımın bir köşesine not ettim.
Kitaba gelirsek çok akıcı olduğu bir gerçek .Çok sade ve anlaşılır cümleler kullanılmış. Sanki dün yaşadığınız bir olayı, bir arkadaşınıza anlatıyormuşsunuz gibi doğal ve rahat bir üslubu var. Ancak konu olarak bu tip bir şey beklememiştim ve kitabın sonunu daha farklı düşünmüştüm . Tüm bu olaylar bir sınav mı acaba demiştim. Kitabın içinde yer yer Japon kültürünü, çalışkanlıklarını , bakış açılarını takdir ettim ancak ben bir Japon olsam bu kitabı okuduğumda sinirlenirdim sanırım . Japonlar aşırı hissiz bir toplum olarak gösterilmiş gibi geldi bana . Tabi ne derece doğru bilemiyorum.
Son derece güzel bir psikolojik roman.
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi bir yazar ile röportaj yapmaya kalkan gazetecilerin düştüğü durum ve sonrasında ortaya çıkan bilinmezler, son derece güzel bir final ile sonlanıyor.
Bazı medya mensuplarının düştüğü halleri içeren bölümleri özellikle övgüyü hak ediyor.
Dili biraz ağır gibi görünse de polisiye severlerin mutlaka okuması gerekenlerden
Bu kitaba polisiye demek biraz tuhaf kaçıyor sırf bir cinayet öyküsü barındırıyor diye. Seneler önce işlenmiş bir cinayet var ortada ama kimse farkında değil işin enteresan kısmı bu.
Ünlü yazar Pretextat Tach'ın iki ay içerisinde öleceğinin açıklanması üzerine kendisi ile son röportaj yapmak isteyen gazetecilerin yazar ile giriştikleri söz düellosu bu kitap, başından sonuna kadar. Yazarın gazetecilerin zayıf noktalarını bulup onları teker teker psikolojik ve fiziksel çöküntüye uğratması ve bunu sadece sözlerle yapıyor olması okumaya değer. İşlenmiş cinayetin bir gazeteci tarafından ortaya çıkarılması ise başlı başına bir bölüm ve karşılıklı düello gözünüzde canlandırdığınızda çok başarılı, çok zekice. Ve katilin teslim oluşu...
Kahraman aşık olduğu kadına ulaşmayı bir türlü beceremiyor. Bunun sonucunda da büyük bir hayal kırıklığı ve öfke hissediyor. Sevdiği kadına aşkını ispat edebilmek için de uçak kaçırıp Eiffel Kulesi'ne çarpmayı planlıyor. Yazar kahramanın duygularını güzel yansıtmış ancak hikayenin sonu yok.
Kıran Kıran bir çırpıda bitiveren, keyifli bir roman. Yazar bu kitapta, Japonya'da yaşadığı yıllarda çalıştığı şirketinin ve Japon insanının iş hayatındaki panoramasını harika bir şekilde gözler önüne sermiş. Şirketteki hiyerarşik düzen, Japon kadınının iş hayatındaki ve toplumdaki konumu iğneleyici ve bir o kadar komik anılarla anlatılmış. Benim gibi Japon kültürüne ilgiliyseniz, beğenerek okuyacağınızı tahmin ediyorum.
Yazarın dört tane kitabını okudum. Okuduklarım arasında en az beğendiğim kitabı Katilin Temizliği oldu. Yazarı ilk kez okuyacaklar için Kıran Kırana kitabını tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Amélie Nothomb
Unvan:
Belçikalı Yazar
Doğum:
Etterbeek, Belçika, 9 Temmuz 1966
Amélie Nothomb 1966’da Kobe’de doğdu. Yaşamını Çin, ABD, Bangladeş, Birmanya ve Laos’ta sürdürdü. 17 yaşında Belçika’ya döndü ve Batı’da yaşadığı kültür şoku onu yazmaya itti. Klasik filoloji eğitimi aldı.
Katilin Temizliği (1994), Merkür (1999), Kıran Kırana (2002, Fransız Akademisi Roman Büyük Ödülü), Kara Sohbet (2004) ve Doğan Kitap tarafından yayımlanan Özel İsimler Sözlüğü (2005), Dişi Şeytan (2005), Kameraya Gülümse (2006), Açlığın Biyografisi (2007), Ne Âdem Ne Havva (2008) yazarın başlıca eserleridir.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 112 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 73 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.