Anna Seghers

Anna Seghers

Yazar
7.5/10
34 Kişi
·
79
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.510
Gösterim
Adı:
Anna Seghers
Tam adı:
Netty Radvanyi
Unvan:
Alman Yazar
Doğum:
Almanya, 1900
Ölüm:
Almanya, 1983
Anna Seghers (19 Kasım 1900 Mainz - 1 Haziran 1983 Berlin; Asıl adı Netty Radványi, Kızlık soyadı Reiling) Alman yazar.

Anna Seghers, Mainz'lı Antikacı Isidor Reiling ve eşi Bayan Hedwig'in (kızlık soyadı Fuld) tek çocuğudur. Aile musevi cemaatine mensup olmasına rağmen, Reilings aile kütüphanesinde Luther İncili bulunmaktaydı. 1907 yılında önce özel bir okula başladı, sonra da 1910 yılında, bugünkü adı Frauenlob - Gymnasium olan yüksek kız okuluna devam etti. I. Dünya Savaşı 'nda yardımcı hizmetlerde çalıştı. 1920 yılında liseyi bitirdi. Köln Üniversitesi'nde ve Heidelberg Ruprecht Karl Üniversitesi'nde tarih, sanat tarihi ve Çin filolojisi okudu. 1924 yılında Rembrandt'ın eserlerinde Yahudi ve yahudilik doktora tezi ile doktor ünvanını aldı.
1925 yılında macar sosyolog László Radványi ile evlendi.İki çocuğu oldu. 1926 yılında oğlu Peter'in dünyaya geldiği Berlin'e taşındılar. İlk yayınlanan eserlerinden birisi Grubetsch, 1927 yılında sanatçı ismi Seghers adı ile yayınlandı. Sadece Seghers yazdığı için eleştirmenler yazarı erkek sanmışlardı. Bu takma ad Seghers i, çok değer verdiği Hollandalı oyma sanatçısı ve ressam Hercules Seghers'den almıştır.(bu isim Segers olarak ta yazılmaktadır)
1928 yılında kızı Ruth doğdu. Aynı yıl ilk kitabı, St.Barbara Balıkçılarının Ayaklanması Anna Seghers takma adıyla çıktı. Bu ilk kitabı, Hans Henry Jahnn'ın önermesi ile aynı yıl Kleist Ödülünü aldı. Gene 1928 yılında Alman Komünist Partisi (KPD) ye üye oldu ve sonraki yıl Proleter Devrimci Yazarlar Birliği kurucu üyesi oldu. 1930 yılında Sovyetler Birliği'ne ilk seyahatini yaptı. Nazilerin başa geçmesinden sonra, Anna Seghers kısa süreliğine Gestapo tarafından göz altına alındı. Kitapları Almanya 'da yasaklandı ve 1933 yılındaki kitap yakma eyleminde yakıldı. Kısa bir süre sonra İsviçre 'ye kaçmayı başardı ve oradan da Paris 'e geçti.
Sürgünde Alman mültecilerinin gazetelerinde çalıştı. Diğer işlerinin yanı sıra Neuen Deutschen Blätter - Yeni Alman Gazetesi yazı işlerinde de görev aldı. 1935 yılında, Paris'te Alman Yazarları Koruma Birliği kurucularından birisi oldu. II. Dünya Savaşı 'nın başlaması ve Alman birliklerinin Paris'i işgal etmelerinden sonra Seghers'in eşi Güney Fransa 'da tutuklandı ve Le Vernet kampına gönderildi. Anna Seghers çocukları ile birlikte Paris'ten, Henri Philippe Pétain tarafından idare edilen güney Fransa'ya kaçmayı başardı. Marsilya 'da kocasının bırakılması ve yurtdışına çıkma olanakları için çaba gösterdi. Bu zamanlar 1944 yılında yayınlanan romanı Transit'in alt yapısını oluşturduğu zamanlardı.
1941 Mart ayında Anna Seghers ailesi ile birlikte Martinique, New York ve Veracruz üstünden Meksika şehrine ulaşmayı başardı. Artık bir Alman ismi olan Johann Lorenz Schmidt adını taşıyan kocası, önce İşçi Üniversitesi'nde daha sonra Ulusal Üniversite'de işe başladı. Anna Seghers antifaşist Heinrich-Heine-Klub kulübünü kurdu ve başkanı oldu. Ludwig Renn ile birlikte "Özgür Almanya Hareketi" kampanyasını başlattı ve aynı isimli gazeteyi çıkardı. 1942 yılında, belki de en ünlü romanı olan Yedinci Haç İngilizce olarak ABD'de ve Almanca olarak da Meksika'da yayınlandı.1943 yılı haziran ayında Anna Seghers bir trafik kazasında ağır yaralandı ve uzun süre hastanede kaldı. 1944 yılında Yedinci Haç Fred Zinnemann tarafından filme çekildi. Kitap ve filmin başarısı Anna Seghers'i dünya çapında ünlü yaptı.
1947 yılında Seghers Meksika'dan, başlangıçta Batı Almanya'da, Almanya Sosyalist Birlik Partisi üyesi olarak yaşadığı Berlin'e döndü. Aynı yıl Büchner Edebiyat Ödülünü aldı. 1950 yılında Doğu Almanya'ya taşındı. Dünya Barış Konseyi üyeliğine ve Alman Sanat Akademisi kurucu üyeliğine getirildi. 1951 yılında Demokratik Alman Cumhuriyeti (DDR) Ulusal ödülünü aldı ve Çin Halk Cumhuriyeti 'ne bir seyahat yaptı. 1952 yılında Demokratik Alman Cumhuriyeti Yazarlar Birliği başkanı oldu. 1955 yılında Anna Seghers ve eşi, ölümüne kadar oturacağı Berlin Adlershof semtindeki Volkswohlstraße No: 81 e (bugün Anna-Seghers Caddesi) taşındı. Bu evde bugün Anna Seghers Anı Köşesi ve yazarın yaşamı ve yapıtlarını anlatan bir müze bulunmaktadır. Aynı şekilde evin yakınında Anna Seghers Yüksek Okulu ve Berlin Hohenschönhausen'da Anna Seghers Kütüphanesi bulunmaktadır.

1975 yılında Dünya Barış Konseyi Kültür Ödülü'nü aldı ve Berlin'in (doğu) Fahri Hemşerisi seçildi. 1978 yılında Yazarlar Birliği başkanlığından çekildi ve birliğin onur başkanı oldu. Aynı yıl eşi öldü. 1981 yılında doğduğu şehir Mainz'in "onursal hemşerisi" seçildi. 1 Haziran 1983 tarihinde öldü. Sanat Akademisi'nde yapılan bir devlet töreninden sonra Berlin Dorotheenstädtischen mezarlığına defnedildi.
"Gülerken başkalarının yüzlerine tatlı bir rahatlık geldiğini fark ederdi. Gülüşünü duymaktan kendi de hoşlanırdı."
"Ömürleri boyu bir daha birlikte oturmaları, canları çektiği kadar konuşmaları belki de mümkün olmayacaktı.."
Kendi de değişikti o zamanlar, daha neşeliydi, ne iyiydi, insan sevinçli olduğunda her şeyi çabucak yoluna koyuverirdi.
128 syf.
·6/10
İlk olarak Almanya'daki bir balıkçı kasabasındaki yaşanan olaylar anlatılıyor.Devamında farklı konularda işlenmiş öyküler ile devam ediyor.
Karakterlerin daha çok ruhsal durumları öne çıkarılmış.
Açıkçası kitabın ne bir başı ne de bir sonu var.
415 syf.
Bir internet sitesinin yaşama dair umut veren kitaplar listesinde görüp edindiğim kitap. Karamsar bünyeler benim gibi bardağın dolu tarafını görmeyip, 6 kişi ölüp bir kişi kurtuluyor ne umudu diyebilir.

Nazi Almanya' sında bir toplama kampından kaçan 7 tutukludan hayatta kalan Georg etrafında ve çevresinde geçen olaylar, ikili ilişkiler romana hakim. Yazar, kahramanımız Georg' un hayatında yer edinmiş insanları ve çevrelerini, yakınlarıyla ilişkileriyle beraber Georg' un hayatta kalmak için verdiği kaçışın hikayesini anlatıyor. Georg' un kaçışına ve psikolojisine odaklanmışken geçmişindeki bir arkadaşının hayatına dönülüp olayın devam edilmesi zaman zaman kitaptan kopmanıza neden olabilir, aldırmayın. Kitap yavaş yavaş kendine çekiyor.

Toplum korku içinde, güvensizlik had safhada. Tanıdığınız biri olsa da toplama kampından kaçan birine yardım edip etmeme konusunda sürekli bir ikilem. Yardım edenler de haklı olarak kendisini, ailesini, yakınlarını, sevdiklerini tehlikeye attığı için sürekli tedirginlik içinde ve kendilerini doğru yapıp yapmadığı konusunda sorgulamakta. Ülke düşmanı, hain ilan edilmenin çok basit olduğu bir dönemde yaşanan olay. En önemlisi Nazi Almanya' sında Hitler karşıtı olanların bile nasıl sinmiş, karamsarlığa sürüklenmiş olduğunu ve tüm alman halkının toplumsal yaşamına ayna tutması.

Everest yayınlarının basımında fazlaca yazım yanlışı var.
İyi Okumalar.
128 syf.
·6/10
Kitaba ismini veren hikaye haricinde diğer hikayeler iyi sayılır. Yazar, hikayelerinde, dünya barışı ve eşitsizlikler hakkında farkındalık yaratmaya çalışmış fakat yazarın anlatımından mı, çevirisinden mi bilmiyorum tam olarak hissettirmek istediği duyguları okuyucuya geçiremiyor. Yine de fena sayılmaz. En azından birçok gereksiz kitaptan iyidir. Birçok yazarın yanından bile geçmeye korktuğu konuları ele almış, bu yönüyle bile okunabilir diye düşünüyorum.
Olay kitabı olarak aldım ancak ağır bir edebi dil çıktı. Konu düşünüldüğünde bu kadar edebi bir dili kullanmak çok gereksiz diye düşünüyorum. Olay güzel, eski döneme ışık tutuyor ama kitabın sürekli, örneğin; ''Kaçış anını bile yüzlerce edebi kelime ile kullanması'' okuyucuyu sıkıyor.

Daha doğrusu beni aşırı derecede sıktı. Bunun yanında kitabın bir olaydan bahsederken yaşanmış bir sonraki olayı aynı yere katması hem kafa karıştırıcı oluyor, hem de olaydan kopmanızı sağlıyor. Yazarı bilmem, diğer kitaplarını da bilmem ama bı kitabı benim için hüsran oldu diyebilirim.

Daha çok olay kitaplarını, bol diyaloglu kitapları seven ben için hüsran oldu tabii ki. Edebi dili yoğun kitaplar sevenlerin, betimlemeleri aşırı derecede okumayı sevenlerin kitabı okumasını tavsiye ederim. 70'li sayfalarda bırakan ben bunu anlayabildim siz düşünün.

Sevgiyle kalın, sağlıcakla... :)
128 syf.
·Puan vermedi
Türkiye'de tanınmayan ama tanınması gereken bir yazar ayrıca okunması gereken bir kitap.
415 syf.
·7 günde
Nazi Almanyasında Westhofen kampından kaçan 7 tutuklunun kaçışı, yakalanması, sorguları ve içlerinden birinin özgürlüğünü kazanması için insanların zor şartlar altındaki yardım etme çabalarını anlatan baştan sona gerilim içinde okunan güzel bir kitap
576 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Anna Seghers neden çok okunan bir yazar değil ?
Yaşadıkları, yazdıkları ile Almanların bilinen çoğu yazarından çok daha iyi bir yazar olmasına rağmen hep görmezden gelindi ve soğuk savaş döneminde amerikan yanlısı ülkelerde neredeyse sansürlü bir isim haline geldi. Gözleri gören birinin Transit, Yedinci Haç ya da Ölüler Genç Kalır romanlarını okuyup kitapları ve yazarı beğenmemesi çok zor. Sorun tabi Anna Seghers' in Almanya'nın doğu-batı diye ayrı iki rejimle yönetildiği dönem doğu bloğunda edebiyat ve sanat alanında öncü bir ismi olması. Komünizm karşıtları o dönem nasıl Kundera benzeri yazarları görünür kılmaya çalıştılarsa, Seghers, C.Mieville gibilerini de propaganda yaptıkları ülkelerde hasır altı ettiler. Biz okurlar olarak yazarları yazdıklarıyla ve duruşlarıyla değerlendirmeli ve haklarını iade etmeliyiz, anti-komünist ön yargıların dayattığı ve bugün bize ulaşan anlamsız sansürlerin gölgesi altında değil.
415 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
#kitapyorum

Faşist Almanya'sın da bir nazi toplama kampından kaçan bir adamın heyecan ve korku dolu kaçış hikayesini ve orada yaşayan insanların ona tutumu ve kendi aralarındaki ilişkiyi anlatıyor. Yazar zekice, son derece gerçekçi olarak karakterleri canlandırmış. O döneme ait yine çok güzel bir kitap. Kitaba 50.sayfadan sonra hakim oluyorsunuz ve kitap sizi içine alıp sarıyor. Beğeneceğinizi düşünüyorum.
445 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Kitabın dili, anlatımı çok iyi... 1930lar Almanyası anlatılmaktadır.. Kurulan kamplar ve burdan firar eden yedi mahkumun başından geçenler anlatilmakta.. Kitapta sizleri zorlayacak kısım karakter sayısının çok fazla olması.. Ya bu kimdi diye hafızayı zorlamak ya da şöyle geri sayfalara göz atmanız gerekebilir...
167 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Anna Seghers, kendisinin de yaşadığı toplama kampından kaçma, yurdunu bırakma, yabancı bir ülkede kaçak yaşama, kurtuluş yolu olarak uzak bir ülkeden vize almayı denerken karşılaşılan bürokratik zorluklar gibi konuları anlatmakla yetinmez. İnsanın güçlüklerle karşılaştıkça bilenen direnç duygusunun da altını çizer. Transit, yalnız sığınmacılığın değil, faşizme karşı mücadelenin de romanıdır

Yazarın biyografisi

Adı:
Anna Seghers
Tam adı:
Netty Radvanyi
Unvan:
Alman Yazar
Doğum:
Almanya, 1900
Ölüm:
Almanya, 1983
Anna Seghers (19 Kasım 1900 Mainz - 1 Haziran 1983 Berlin; Asıl adı Netty Radványi, Kızlık soyadı Reiling) Alman yazar.

Anna Seghers, Mainz'lı Antikacı Isidor Reiling ve eşi Bayan Hedwig'in (kızlık soyadı Fuld) tek çocuğudur. Aile musevi cemaatine mensup olmasına rağmen, Reilings aile kütüphanesinde Luther İncili bulunmaktaydı. 1907 yılında önce özel bir okula başladı, sonra da 1910 yılında, bugünkü adı Frauenlob - Gymnasium olan yüksek kız okuluna devam etti. I. Dünya Savaşı 'nda yardımcı hizmetlerde çalıştı. 1920 yılında liseyi bitirdi. Köln Üniversitesi'nde ve Heidelberg Ruprecht Karl Üniversitesi'nde tarih, sanat tarihi ve Çin filolojisi okudu. 1924 yılında Rembrandt'ın eserlerinde Yahudi ve yahudilik doktora tezi ile doktor ünvanını aldı.
1925 yılında macar sosyolog László Radványi ile evlendi.İki çocuğu oldu. 1926 yılında oğlu Peter'in dünyaya geldiği Berlin'e taşındılar. İlk yayınlanan eserlerinden birisi Grubetsch, 1927 yılında sanatçı ismi Seghers adı ile yayınlandı. Sadece Seghers yazdığı için eleştirmenler yazarı erkek sanmışlardı. Bu takma ad Seghers i, çok değer verdiği Hollandalı oyma sanatçısı ve ressam Hercules Seghers'den almıştır.(bu isim Segers olarak ta yazılmaktadır)
1928 yılında kızı Ruth doğdu. Aynı yıl ilk kitabı, St.Barbara Balıkçılarının Ayaklanması Anna Seghers takma adıyla çıktı. Bu ilk kitabı, Hans Henry Jahnn'ın önermesi ile aynı yıl Kleist Ödülünü aldı. Gene 1928 yılında Alman Komünist Partisi (KPD) ye üye oldu ve sonraki yıl Proleter Devrimci Yazarlar Birliği kurucu üyesi oldu. 1930 yılında Sovyetler Birliği'ne ilk seyahatini yaptı. Nazilerin başa geçmesinden sonra, Anna Seghers kısa süreliğine Gestapo tarafından göz altına alındı. Kitapları Almanya 'da yasaklandı ve 1933 yılındaki kitap yakma eyleminde yakıldı. Kısa bir süre sonra İsviçre 'ye kaçmayı başardı ve oradan da Paris 'e geçti.
Sürgünde Alman mültecilerinin gazetelerinde çalıştı. Diğer işlerinin yanı sıra Neuen Deutschen Blätter - Yeni Alman Gazetesi yazı işlerinde de görev aldı. 1935 yılında, Paris'te Alman Yazarları Koruma Birliği kurucularından birisi oldu. II. Dünya Savaşı 'nın başlaması ve Alman birliklerinin Paris'i işgal etmelerinden sonra Seghers'in eşi Güney Fransa 'da tutuklandı ve Le Vernet kampına gönderildi. Anna Seghers çocukları ile birlikte Paris'ten, Henri Philippe Pétain tarafından idare edilen güney Fransa'ya kaçmayı başardı. Marsilya 'da kocasının bırakılması ve yurtdışına çıkma olanakları için çaba gösterdi. Bu zamanlar 1944 yılında yayınlanan romanı Transit'in alt yapısını oluşturduğu zamanlardı.
1941 Mart ayında Anna Seghers ailesi ile birlikte Martinique, New York ve Veracruz üstünden Meksika şehrine ulaşmayı başardı. Artık bir Alman ismi olan Johann Lorenz Schmidt adını taşıyan kocası, önce İşçi Üniversitesi'nde daha sonra Ulusal Üniversite'de işe başladı. Anna Seghers antifaşist Heinrich-Heine-Klub kulübünü kurdu ve başkanı oldu. Ludwig Renn ile birlikte "Özgür Almanya Hareketi" kampanyasını başlattı ve aynı isimli gazeteyi çıkardı. 1942 yılında, belki de en ünlü romanı olan Yedinci Haç İngilizce olarak ABD'de ve Almanca olarak da Meksika'da yayınlandı.1943 yılı haziran ayında Anna Seghers bir trafik kazasında ağır yaralandı ve uzun süre hastanede kaldı. 1944 yılında Yedinci Haç Fred Zinnemann tarafından filme çekildi. Kitap ve filmin başarısı Anna Seghers'i dünya çapında ünlü yaptı.
1947 yılında Seghers Meksika'dan, başlangıçta Batı Almanya'da, Almanya Sosyalist Birlik Partisi üyesi olarak yaşadığı Berlin'e döndü. Aynı yıl Büchner Edebiyat Ödülünü aldı. 1950 yılında Doğu Almanya'ya taşındı. Dünya Barış Konseyi üyeliğine ve Alman Sanat Akademisi kurucu üyeliğine getirildi. 1951 yılında Demokratik Alman Cumhuriyeti (DDR) Ulusal ödülünü aldı ve Çin Halk Cumhuriyeti 'ne bir seyahat yaptı. 1952 yılında Demokratik Alman Cumhuriyeti Yazarlar Birliği başkanı oldu. 1955 yılında Anna Seghers ve eşi, ölümüne kadar oturacağı Berlin Adlershof semtindeki Volkswohlstraße No: 81 e (bugün Anna-Seghers Caddesi) taşındı. Bu evde bugün Anna Seghers Anı Köşesi ve yazarın yaşamı ve yapıtlarını anlatan bir müze bulunmaktadır. Aynı şekilde evin yakınında Anna Seghers Yüksek Okulu ve Berlin Hohenschönhausen'da Anna Seghers Kütüphanesi bulunmaktadır.

1975 yılında Dünya Barış Konseyi Kültür Ödülü'nü aldı ve Berlin'in (doğu) Fahri Hemşerisi seçildi. 1978 yılında Yazarlar Birliği başkanlığından çekildi ve birliğin onur başkanı oldu. Aynı yıl eşi öldü. 1981 yılında doğduğu şehir Mainz'in "onursal hemşerisi" seçildi. 1 Haziran 1983 tarihinde öldü. Sanat Akademisi'nde yapılan bir devlet töreninden sonra Berlin Dorotheenstädtischen mezarlığına defnedildi.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 79 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 75 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.