Anonim

Anonim

YazarÇevirmen
8.1/10
3.702 Kişi
·
15,4bin
Okunma
·
102
Beğeni
·
8,8bin
Gösterim
Adı:
Anonim
Unvan:
Yazar
 
604 syf.
·14 günde·10/10
Kur'an kitapların kitabı, Yüce Allah’ın kelamı, dipsiz bir kuyu, içtikçe doyamadığınız bir pınar, dilimizin ve kalbimizin ta derinliklerinden gelen en yüce övgülere layık bir kaynak. Ne kadar anlatsak, ne kadar övsek de kelimelerin kifayetsiz kalacağını bile bile haddim olmayarak Kur'an hakkında bir iki kelam edebilme cesaretini bulabildim kendimde. Sürç-ü lisan edersem affola…

Kur’an; Kur’an-ı Kerim, Mushaf, Furkan, Zikir, Hüdâ, Nûr, Hakim, Kadim isimlerine sahiptir. 114 sûre, 30 cüz ve 6666 ayetten oluşur ve kutsal kitapların sonuncusudur. Müslümanların kutsal kitabıdır.

Bazı ayetler Mekke’de inmesi sebebiyle “Mekkî ayetler”, bazıları Medine’de inmiştir ki “Medenî ayetler” diye nitelendirilmiş ve yirmi iki yılda tamamlanmıştır. Mekke’de inen âyet ve sûreler daha çok İslâm ve ahlâkı ile ilgili konuları kapsar. Allah’ın birliğine, meleklere, peygambere, kitaplara ve âhiret gününe iman gibi. Hz. Âdem (a.s)’den beri gelen tevhid inancı işlenir. Medine’de inen ayetlerin muhtevası ise daha çok hukuk kurallarıdır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, akitler, sulh ve savaş halleri vs.

Kök anlamı; okumak, toplamak, bir araya getirmek demektir. “Karae” fiilinden gelip, Allâh’ın son kitabına özel ad olmuştur. Kur'an kelimesi 68 ayette geçer.


Kuran okumanın uhrevi faydalarının yanı sıra dünyevi faydaları da vardır. Kur'an iyilikleri emreder, kötülüklerden sakındırır, insanlara öğüt verir, yol gösterir, sözlerin en güzelidir. Kur'an hak ile batılı öğretir, hidayet rehberidir, rahmettir, ruhlara şifadır. Kur'an okuyan ibadet etmiş olur, Allah’a yaklaşır, anlamasa bile sevap ve Allah’ın rızasını kazanır. İnsanın hayatını Allah’ın emir ve buyruklarına göre yaşamasına vesile olur. Şuura uyanıklık, vicdana canlılık verir. Derin ve manevi hazlar verir. İnsanın iç huzurunu arttırır. Yani kısaca Cengiz Numanoğlu’nun söylediği efsane sözü gibi "Sen özünden kaçarsan, ölüm gözünden kaçar; Sen Kur’ân’ı açarsan, Kur’ân da seni açar…"

Kur'an’ı Arapçasından okumanın sevaplı olduğunu belirtmiştim ancak bu yeterli değildir. Cenab-ı Hakk bize anlayalım ve hayatımıza tatbik edelim diye göndermiştir. Anlamak için ise meal ve tefsirlere, bilen güvenilir kişilere başvurmamız zaruridir. Kur'an okumak sünnet, ilmiyle amel etmek her Müslümana farzdır.

Şunu da belirteyim ki, eserin hattatı Suriye'de bir Türkmen köyünde doğan Osman Taha, günümüze kadar yazılmış olan Kur’an-ı Kerim’ler içerisinde hattı en fazla rağbet gören hattattır. Guraba yayınları tarafından basılan bu Kur'an'da harekeler farklı olduğu için okumak biraz zor olabilir. Hattı incelemeden almayınız. Çünkü Suudi basımı bir Kuran’dır. Kabe’ye gidenler mutlaka bu hattı görmüşlerdir. Kuran hattı resimdeki gibidir.
https://i.hizliresim.com/0RmLyY.jpg

Rabbim Kuran okumanızı ve okuyanlarınız çoğaltsın… Dua eder ve dualarınızı beklerim.

Saygılarımla….
136 syf.
·2 günde·10/10
Anglosaksonların en eski destanı olarak bilinen Beowulf'u sonunda sakin kafayla, tadını çıkararak okuma fırsatı bulabildim. Geçtiğimiz senelerde İngiliz Edebiyatı derslerim için bu destanı derinlemesine okuyup analiz etmiştim, ama dediğim gibi zevk için okumam bugünlere kısmet oldu.

Beowulf 8. yy'da kim tarafından yazıldığı bilinmeyen epik bir destandır, dili eski İngilizcedir ve modern İngilizce'ye Seamus Heaney tarafından çevrilmiştir. 3182 dizeden oluşan bu şiir, adı üstünde Beowulf adlı halk kahramanının mucizelerini konu alır. Anglosakson destanı olmasına rağmen olay yeri İskandinavyadır, hatta Danimarka kralı Hrothgar'ın sarayında geçer çoğunlukla.

İçeriğe dalmadan önce destanların genel özelliklerinden bahsetmeli biraz. Edebiyatta 3 tip kahraman vardır: Epik, Romantik ve Trajik. Bu kahramanlar tarihin belirli dönemlerinde ortaya çıkmıştır ve doğal olarak o dönemlerin karakteristik özelliklerini taşırlar.

Romantik kahramanlar 18. yy'da Romantizm akımının etkisiyle ortaya çıkmış ve çeşitli normları reddedip kendi doğrularına ve yanlışlarına sahip tipler olarak edebiyatta yer edinmişlerdir.

Trajik kahraman fikri Aristo'nun tragedyalarından doğmuştur, bu kahramanımız "iyidir", soylulardan gelir ve Hamartia ve Hubris dediğimiz tipik özelliklere sahiptir. Mesela Oedipus trajik kahramanlara çok güzel bir örnektir.

Epik kahramanlar Yunan Arkaik döneminde ortaya çıkmışlardır ve kahramanlar arasında en popülerleri olmuşlardır, savaşları ve başarıları nesillerce dillere destan olmuştur. Beowulf da epik bir kahramandır. Epik kahramanların belirgin bir özelliği de fiziksel güçleriyle değil de zekaları ve pratiklikleriyle öne çıkmalarıdır. Beowulf dışında Kral Arthur, Akhilleus ve Odysseus da epik kahramanlara örnek gösterilebilir.

Epik destanlarda bir sistem vardır, karakter tanıtılır, karakterin orada bulunma amacı belirtilir -ki bu genelde kötü biriyle savaşma gereğidir- ve sonra karakter yavaşça güçlenmeye başlar. Bu sakin yükseliş birtakım çatışma ya da küçük bir savaşla gözler önüne serilir genel olarak, bunun amacı okuyucuyu büyük savaşa hazırlamak ve karakterin aslında ne kadar güçlü -fiziksel olarak olmasa da- olduğunu göstermektir.

Tepe noktasına ulaşıldığında -peak yapıldığında- karakter olabileceği en güçlü seviyededir, destanın ana kötü kahramanını alt etmek üzeredir ya da etmiştir ve bunun verdiği şeref ile karakter kendini "layık" hissediyordur. Kötü karakter öldüğüne göre yapılacak çok bir şey kalmamıştır, tepe noktasından düşüşe geçilir. Kahramanımız halk tarafından sevilir, sayılır; onun için adaklar adanır, anıtlar dikilir. Kısa da olsa mutlu bir hayat sürer; unutmayın, epik kahramanlar, görevlerini yerine getirdikten sonra çok yaşamazlar. Hayatlarındaki tek amacı gerçekleştirdikten sonra yaşamalarının çok da anlamı yoktur zaten. Ve kahramanımız ölür; mutlaka ölür. Kral Arthur, Akhilleus, Odysseus...

Buradan sonrasında spoiler var, eğer destanı bilmiyorsanız burayı atlayabilirsiniz, heyecanınızı kırmak istemem.

Bunları neden anlattım? Beowulf'un özgünlüğünü tanıtabilmek için. Beowulf epik bir destandır; evet, ama yukarıda belirttiğim sistem Beowulf'ta yoktur. Destan, Grendel'le başlar, oysa Grendel ana kötü karakterdir ve onun alt edilmesi, epik kahramanımızın "peak" noktasında yaşanmalıdır, değil mi?

Değil.

Beowulf epik destanlara dair bildiklerimizi baştan yazmamıza sebep olacak bir örgüye sahiptir, tepe noktasından başlar ve yavaşça alçalır. Beowulf'u diğerlerinden ayıran en önemli özellik de budur aslında, alışılmışın dışındaki şemasıdır. Destan öyle bir şekilde yazılmıştır ki normal romanlarda 100-200 kelimede anlatılacak ölümler, bu destanda 2 dizede söylenir ve geçilir. Bu yüzden sık sık bu destanın daha uzun olması gerektiği yönünde eleştiriler yapılır ama olay bundan ibarettir, bazı gelişmeler diğerlerinden daha az ya da çok önemli değildir ki anlatıldığı kısımdan paha biçelim. Yazar için hepsi eşittir, Grendel'in ölümü de Grendel'in annesinin ölümü de, hatta Beowulf'un ölümü de.

Yani... anlayacağınız, Beowulf böyle ezberleri bozan bir karakterdir, çok düzdür, tekdüzedir, sıradan bir kahraman gibi bir amacı olan ve o amaç için yolunda sendelemeden ilerleyen biridir aslında; ama bunların bize aktarılış şekli o kadar havalıdır ki Beowulf gözünüzde tanrılaşır. Bu kaçınılmaz bir durumdur.

Gerek incelerken gerekse zevk için okurken çok keyif aldım, sık sık durulup şiddetlenen yazış biçimi gerçekten etkileyici. Mecazlar, dolaylı anlatımlar... bu destanın kimin ağzından çıktığını, ilk kimin anlattığını bilseydik, edebiyat çok daha farklı şekillenebilirdi.

Yazıya geçirilip çeviri aşamasında aralara dini elementler sıkıştırılmış olsa da Beowulf özgünlüğünden hiçbir şey kaybetmemiş bir şekilde, Anglosaksonların destanı olmaya devam ediyor. Umarım okuduklarınızla sizi biraz etkileyebilmişimdir ve hala okumadıysanız Beowulf'u okumayı göz önünde bulunduruyorsunuzdur.

Keyifli okumalar.
624 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Evvela 'oku' emrinin bu yüce kitap için indiğini fakat bizim sonlara, en sonlara attığımızı hatırlatmak isterim. Bu inceleme de kendi düşüncelerimden çok 'HİKMETLİ SÖZLER' kitabından alıntı yapacağım ki bu alıntıların benim sözlerimden daha teşvik edeceğini umuyorum. Rabbimden şunu dilerim; bir nebze de olsa Müslüman kardeşlerime faydam dokunsun, şu atesitliğin, bize nimetlerini bahşeden Allah' Teala'yı inkar etmenin moda olduğu bir dönemde karınca misali su taşıyıp, kuruyan gönüllerimizi azıcık olsun ferahlatabiliyim...

~Mevlâ'nın kitabına bugün kıymet verenler çok azaldı. Zenginler: "İşim tıkırında" deyip Kur'an'a bakmazken, fakirler de: "Açım" diyererek Kur'ân'a sahip çıkmıyor. Halbuki Kur'ân'ın bir ayeti dünyanın bütününden daha değerlidir, dünya dile gelse konuşsa. Allah'ın ayetleri her şeyden ağır gelir. Çünkğ Allah'ın kelam sıfatıdır. Dünya ve içindekiler kelam sıfatından olmuştur. Aç kalmaktan değil, Allâh'la arayı açmaktan korkalım Cemaat-i Müslimin.

~Hem: "Kur'ân büyük" diyoruz, hem tarafına bakmıyoruz. Büyük olmak istersek, Kur'ân'a dönelim, iyi düşünelim yahu.

~Kur'ân'ı Kerim'i okuyup onunla amel edenler, öyle bir devlete kavuşurlar ki, dünyada onun gibi devlet olmaz. O, dünyaya ferman okur. "Otur" dedimi oturur. "Defol" dedi mi karşısındaki defolur gider. Şimdi de bize öyle diyorlar, kafirlerin elinde oyuncak olduk. Niçin? Bakmıyoruz Kur'ân'ı Kerim'e. Okuyoruz, sonra da: "Bu yirminci asıra uymaz" diyoruz.

~Osmanlı Devleti'ni nerelere yükseltti Kur'an. Bu Kur'an'la oldu bu iş. Onlar kendilerini Rasulullah(sallallahualeyhivesellem) uğruna feda ettiler.

~İster doksan yaşında ol, ister yüz yaşında. Eğer Kur'ân'ı okuyup amel etmezsen vay haline, bunu bırakıp nereye kaçıyor millet?!

~Osmanlı Devleti Kur'ân'la Osmanlı Devleti oldu.

~Elinde Kur'an olanın ve onunla amel edenin sırtı yere gelmez.

~Yazık etmeyelim kendimize! Kur'an ne diyorsa onu yapalım. Ahirette Kur'ân'ın dediklerinin aynısını bulacağız.

~Vallahi bir millet Kur'ân ehli iken dünyaya galip gelmiyor ise, o millet Kur'ân'ın tarafına bakmıyor demektir.

~Kur'ân'sız bir fert kalmasın. Doksan yaşında da olsan başla, genç olsan da başla, fakir olsan da başla kabirde tamamlarlar, adam olarak gelirsin Mevlâ (cellecelaluhu) nün huzuruna.

~Kardeş olarak size vasiyet ediyorum Kur'ân'ı okuyun, tecvid üzere inşaAllah. Kur'an'a çalışalım, ilim yolunda ölen şehittir, ilim yolunda çalışan cennet yolundadır.

~Arkadaşlar! Kur'ân'ı Kerim'i öğrenmemek kadar rezillik yoktur.

~Yalansız haber isteyen Kur'ân'a gelsin.

~Kur'ân'ı dinle, en doğruyu dinlemiş olursun. Kur'ân'a inan, en doğruya inanmış olursun. Kur'ân'ı sev, en doğruyu sevmiş olursun.

~Kur'an'sız olan insan kör, sağır, dilsiz ve dinsizdir.

~Kur'an yağmur gibidir. Kuru toprak mesabesinde olan gönülleri diriltir, yeşertir.

~Bugün en büyük insan, büyük Allahımız'ın kelamı olam Kur'ân'ı Kerim'i bilen ve onunla amel eden insandır. Bu büyüklük ahirette görülecek.

~En güzel dostluk Kur'an yolumda dost olmaktır.

~Her kim Allah ile konuşmak isterse Kur'ân okusun.

~Şimdi Avrupa, Amerika, Rusya: "Bütün Müslümanları yok edelim" diyorlar. Bu neyin cezasıdır? Allâh'ın Kur'ân'ına sarılmadığımızın cezasıdır.

~Kur'an ruhtur. İnsan hiç ruhundan ayrılır mı?

~Dünyadan göç etmeden evvel Kur'ân'ı dolduralım kalbimize.

~Bütün dünya ve içindekiler Kur'an'ın yanında iğnenin tepesindeki kadar bile sayılmaz.

~Allâh, "Ben Müslümanım" diyen insanların anayasasını Kur'ân olarak belirtmiştir.

~Birbirimizi nurlandıralım. Nasıl? Birbirimize Kur'ân öğretelim.

~Kurtuluş için kimse Kur'ân'dan başka çare beklemesin.

~Şüheda kanı ile yoğrulan bu topraklarda Kur'ân düşmanlığı da nedir?!

~Demirden sert olan kalpler Kur'ân'la pamuktan yumuşak oldu.

~Biraz vakit bulunca hemen Kur'ân'ı Kerim okuyalım.

~Kur'ân'a dönmeden olmaz. Şeref İslam'dadır.

~Kur'ân çok büyüktür, onun büyüklüğünü millete anlatmak da çok büyüktür.

~Mevlâ bizlere şöyle buyuruyor: "Bu Kur'ân büyük bir kitaptır. Biz onu mübarek olarak indirdik." (Enbiya suresi: 50'den) Kuran'ın bereketi çoktur. Göklerden inen yağmurlar, yerden bitenler, ayın güneşin batıp doğmaları, cennetler, cemalullah hep bunun içindedir. Böyle bir kitabımız var, insan ona nasıl sarılmaz?!

~" Ticaret yapmam lazım ki çok para kazanıp aç kalmayayım" diyor insan. Kur'ân'a bağlanırsan, hoca olursan, aç mı kalırsın zannediyorsun?! Yani mekteplerden diploma alırsan tok mu olacaksın zannediyorsun?! Rızık, sana yazılan rızık illa gelecek. Boğazından aşağı geçmesi karar verilen rızık senden kaçmaz, yazılmayan rızık da sana gelmez. Onun için sen bırak bu düşünceleri de Kur'an'dan ayrılma. Dosdoğru yoldan ayrılma. Ne olursa olsun, ne derse desin millet, ister beğensin ister beğenmesin, ister adam yerine koysunlar seni, ister koymasınlar.

~Senin mektubunu annen, baban, hanımın aldığı anda birkaç gün okumasalar, kenara koysalar gücenirsin. Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen mektubu hiç eline bile aldığın yok, utanman lazım.

~Bugün en büyük iyilik Kur'ân'ı Kerim'i öğretmektir. Büyük şeref, vallahi billahi tallahi en büyük şey odur.

~Kur'ân'ı Kerim'in yoluna canını feda et.

~içinde Kur'ân olan kimseyi ateş yakmaz.

~Kur'ân'ı Kerim'i adet kabilinden okuyoruz, Kur'an bizimle her an konuşuyor. Oradaki sözler kimleredir?
159 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çin Öyküleri; tarihteki sayılı medeniyetlerden biri olan Çin’in kültürel hayatını, yaşam tarzını, günlük yaşantısını, toplumsal, siyasi ve ekonomik yapısını aktaran öykülerin yer aldığı eser.
Bu eserde, özellikle kentsoylu bireyler öykülerin merkezinde yer alır. Bu kişilere bilgin denir. Eski Çin'de "bilgin" deyince, devlet sınavlarını vermiş olan adam anlaşılır. Bu sınavlar toplumun onurlu sınıflarından olanlara açıktır.
Eski Çin yaşantısını ele alan bu öykülerde kahramanlıktan pek söz edilmez, hatta hiç söz edilmez. Kahramanların yaşantısı yerine devletin önemli kademelerinde yer alan ve kentsoylu olanların seçildiği memurların ahlaki ve alçakgönüllü yaşantısı övülmektedir.
Çin Öyküleri; sade ve akıcı anlatımının yanı sıra giriş kısmında Çin öykücülüğünün gelişimi konusunda da bizi aydınlattığından okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır…
250 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Japon Masalları; Güneşin Doğduğu Ülke Japonya’nın kültürünü, tarihini, yaşam tarzını, geçmişte yaşamış olduğu yoksulluğu, cinleri, hayvan kılığına girmiş iyi ve kötü huylu hayvanları, samurayları, hayaletleri ve günümüze kadar gelen ahlak anlayışını anlatan masalların yer aldığı kitap.
Hem iyiliğin hem de kötülüğün anlatıldığı bu masallarda, iyilerin ödüllendirildiği kötülerin ise her zaman cezalandırıldığı bir gerçeklik karşımıza çıkmaktadır.
Japon ulusunun en önemli erdemleri sayılabilecek dürüstlük, alçakgönüllülük, cesaret, adalet ve çalışkanlığın her masalda karşımıza çıktığı bu eserde; Japon mucizesinin masallarda somutlaşmış gerçeğini görmek mümkündür.
Japon Masalları; sade ve anlaşılır anlatımının yanı sıra erdemli olmanın her zaman insan ve insanlık için olmazsa olmaz bir gereklilik olduğunu bize hatırlattığından okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır…
138 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Periler Şahının Kızı; doğudaki sınır komşumuz, tarihte bazen savaşıp bazen de dost olduğumuz ve günümüzde de bu ilişkilerin hâlâ devam etmekte olduğu bir ülke olan İran’ın halk masallarının yer aldığı eser.
Bu eserde birbirinden farklı yazarların derlediği masallar bulunmaktadır. Bu masallarda Doğu’nun büyülü yerleri, cinler, periler, cüceler, padişahlar, padişahların oğulları ve kızları, fakir halk, açgözlüler, kötü niyetliler, iyilik ve kötülük gibi birçok öğe barınmaktadır.
İran halkıyla, tarihten gelen ortak yaşantımız ve paylaştığımız belirli kültürel olguların varlığından dolayı; bu masalları okurken kendi masallarımıza çokça benzediğini keşfettim.
Periler Şahının Kızı; sade ve akıcı anlatımıyla olduğu kadar hayal ile gerçeği de bir arada barındırdığından okunması gereken bir eser olarak ele alınmalıdır…
124 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Ramayana; Hint halk ozanı Valmiki tarafından yazılan, yedi bölümden oluşan, üç büyük Hindu tanrısından biri olan Vişnu’nun yeniden doğumlarından olan Prens Rama’nın yaşamını konu edinen Hint destanıdır.
Bu destanda Prens Rama’nın krallığının elinden alınması ile on dört yıl sonra tekrar kral olması arasında geçen zamanda başından geçenler anlatılmaktadır.
Azizler, tanrılar, krallar, kötü ruhlar ve yaratıkların çokça yer aldığı bu destanda Prens Rama’nın dostlarıyla birlikte karanlığa karşı verdikleri mücadele verilmektedir. İyiliğin, erdemli olmanın, dostluğun, sadakatin, cesaretin ve sözünde durmanın; Hintli dinsel inanışın getirdiği yaşam biçiminin anlatıldığı bir eserdir.
Ramayana; sade ve akıcı anlatımı ile kolayca okunabildiğinden, ayrıca Hint kültürünü ve mitolojisini tanımak isteyenlere kaynak teşkil ettiğinden okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır…
256 syf.
Hristiyan ve Yahudi ailesini ortak payda da buluşturmayı başarmış kitaptan hepinize merhabalar...

Zebur, Tevrat'tan sonra Hz. Davud'a indirilmiş dini bir kitaptır. Yani içeriği bakımından öyle en azından. Anlamı ''parça, yazılı şey ve kitap'' demektir. İsra Suresi'nde (17/55) ''Rabbin göklerde ve yerde olanları en iyi bilendir. And olsun ki; biz Peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Davud’a da Zebur verdik.” bahis edilir. Zebur'un amacı yoldan çıkmış hiçbir zaman da doğru yola girememiş olan İsrailoğulları'na indirilmiştir.

Zebur'u merak edenler için: https://hizliresim.com/NDalPO

Zebur daha çok ilahi bir kitaptır. İnsan, daima Tanrı'ya yakarır. Güzellikler, iyilikler ister. Kötüler gebersin, iyiler yaşasın. Hiçbir mezmurda çalışmaktan, çaba göstermekten, inanmaktan, başarmaktan sonra bize nimet verilsin denmemesi beni hayretlere düşürdü. Mantığa aykırı bir kere bu. Tevrat'tan sonra indirilmiş bir kitap olduğundan Tevrat'tan bir çok benzer alıntıya da rastlıyoruz. Dem vuruluyor desem daha doğru olur çünkü birebir aynısı geçirilmemiş. Kitap oldukça beşeri! Bundan ne anlam çıkarmamız gerektiğini az çok anlamışsınızdır. Bir Tanrı'dan çok insan işi gibi. 1k'da yazara Anonim denmesini de destekliyor gibi bu durum :) Bu kitabı okuma sebebim indirilmiş 4 kitaptan biri olması ve Zebur'un hep hafızamda karanlık ve puslu durması idi. Açıkçası bana hiçbir şey katmadı. Tanrı tanrıdır, bunun ötesi yok değil mi? Biz inananlar için durum böyledir en azından. Tanrı'ya beşeri, insani özellikler katılmasından pek haz etmiyorum.

Bu kitap hiç mi iyi şeyler anlatmıyor. Anlatıyor kardeşim, anlatmaz olur mu? Hem de tamamen güzellikler içeriyor. Ancak bu kitabın adı Şeker Portakalı ya da Küçük Prens değil ki! Bu indirilmiş 4 kitaptan biri. Burada yer alan satırların çoğunu dua şeklinde dile getirmişizdir eminim. Yol gösterici olmaktan çok yakınan, kesinliklerden çok sanrıları olan bir kitap. Ve her şeyi Tanrı'dan bekleyen bir insan var karşımızda. En basitinden: ''Kalk, ya RAB, kes önlerini, eğ başlarını! Kılıcınla kurtar canımı kötülerden'' :D Komuta bakar mısın! Tanrı mı emir eri mi belli değil. Ne kadar değiştirilmiş olsa da Hz. Muhammed (Sav)'in şu hadisi içimde bir saygının uyanmasına sebep oluyor: “Ehl-i Kitabı tasdik de etmeyin, tekzip de (yalanlamayın). ‘Biz Allah’a ve bize indirilenlere iman ettik’ deyin.

Okuyun, okumaktan kimse zarar görmez. Genel kültür açısından size değer katacağını düşünüyorum. Ancak beklentilerinizi kısa tutmanızı da tavsiye ederim.
200 syf.
·Puan vermedi
Aslında kitabı ilk okuyan annemdi ve inanılmaz etkiledi beni demesi ile okuma kararı aldım. Uyuşturucunun geçtiği her cümle beni her zaman sinirlendirmiş ve bunun bir tercih olması kullananlarında hiç bir zaman pişman olmayacak kadar aptal olduklarını düşünürdüm.

Kitapta bulunan genç kızın daha 15 yaşlarında olması, çok zeki ve çalışkan bir öğrenci olması kitabı tek bir solukla bitirmemi, benide annem kadar etkilemesinin en büyük etkenidir.
176 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Destanın Tevrat, İncil ve Kuran 'a ilham verdiği iddialarını duyunca hemen gittim aldım. Zaten kitabı bir solukta okudum. İş Bankası yayınları gerçekten çok başarılı. Sonuç olarak ; Enkidu karakterinin kilden yaratılması, büyük tufan olayından bahsetmesi ve Enkidu' nun ruhunun yeryüzüne gelip cehennem ( yeraltı dünyası) hakkında bilgi vermesi gerçektende Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında kaynak göstermeden bu destandan alıntı yaptığını gösteriyor. Mesela Nuh Tufanı bu 3 kutsal kitapda bir çok ayette anlatılır. Ve neredeyse gılgamışda anlatılanin aynısı. Kendi fikrimi söylemem gerekirse gerçekten Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında ki temel konuların kaynağı Gılgamış desek abartmış olmayız. Çok dikkatimi çeken bir diğer konu ise Gılgamış 'in ölümsüzlüğü ararken kendisine bunu sağlayacak olan dikenli otu buluyor ama bunuda bir yılana kaptırıyor yılan otu yer yemez deri değiştiriyor. Günümüzde bir çok toplumda yılanların bahar ayında deri değiştirmesini bu destana bağladığı söylenir. Okuyun arkadaslar...