Anonim

Anonim

YazarÇevirmen
8.0/10
1.070 Kişi
·
4.717
Okunma
·
40
Beğeni
·
4.108
Gösterim
Adı:
Anonim
Unvan:
Yazar
Yaratıcısı bilinmeyen eserlerdir.
" 'Dost' çok ağır bir vasıf, zamanla çok az kişiye yakıştığını anlıyorsun.''
''En büyük iletişim problemimiz: Anlamak için dinlemiyoruz, cevap vermek için dinliyoruz.''
''Sen bana aitsin. Bazı şeyler başka şeylere aittir. Mesela tuz denize, kuş gökyüzüne, savaş emperyalizme, sen bana.''
'' Yarım bırakılmış kitap,
Tamamlanmamış şiir,
Ocakta unutulan çay,
Tellere takılmış uçurtma,
Sapanla vurulmuş kuş;
“Hepsinden birazız..”
''Karıncanın dediği gibi: ben de biliyorum yalnız başıma yangını söndüremeyeceğimi, ama hangi tarafta olduğum belli olsun.''
Kitabın anlatımını çok yavan buldum. Gün gün yaşanılanlar yazılmış ama boş ve basit geldi bana. Evet anlatılan olay etkileyici ama biraz daha edebi cümlelerle süslense çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Falanca gün oraya gittim onunla konustum geri döndüm gibi cümlelerle doluydu.
Schopenhauer, Upanishadlar için: "İşte insan düşüncesinin en yüce ürünü" demişti. Hinduizmin temel kaynaklarından olan Upanishadların çıkış tarihleri M.Ö. 600 olarak tahmin edilmektedir. Orjinal dili Sanskritçe olup, gerek inanç gerekse felsefi açıdan insanlığı oldukça etkilemiş bir yazımlar bütünüdür. Upanishadlar, yüzyıllar boyu sır olarak saklanmış, Brahmanlar'ın yanlarında kalan talebeleri hariç dışarıya açılmamıştır. Bu sebeple Hintli dilbilimciler bazı Upanishad metinlerini sansürlemişlerdir. Çevirmen Doç. Dr. Korhan Kaya, bu eserde büyük bir hizmet vererek Sanskritçe metinleri orjinal dilinden çevirerek okuyucuya sansürsüz yazımları okuma ve inceleme imkanı vermiştir. Çevrimen, Sanskritçe dışında Max Müller'in İngilizce çevirileri ile Hintli Swami Gambhirananda ve Swami Şarvananda'nın çevirilerini kaynak kitap olarak kullanmıştır.

Kitap, 13 temel Uphanishad'a yer vermiş olup, Türkçeye çevrilmiş Uphanishad'lar içerisinde en kapsamlı olanıdır. Bu Uphanishadlar:

Brihadaranyaka,
Çhandogya,
lşa,
Kena,
Aitareya,
Taittiriya,
Kauşitaki,
Katha,
Mundaka,
Şvetaşvatara,
Praşna,
Mandukya,
ve Maitri'dir.

Başta panteizm ve hümanizm olmak üzere pek çok fikri akımın da bu yazımlardan etkilenildiği görülmektedir. Özellikle Hinduizm'den sonraki halef görüşler (veya öğretiler) olarak kabul edebileceğimiz Mimamsa, Vedanta, Samkhya, Yoga, Nyaya ve Vaişeşikayı direk etkilemişlerdir. Fikri ve felsefi mecradan tanıdığımız başta Arthur Schopenhauer olmak üzere, Parmenides, Eflatun ve Kant'ın da bu metinlerden etkilendikleri söylenmektedir.

Mevcut metinler konusunda tarihte ana üstad olarak kabul edilenler ise: Şandilya, Dadhyanç, Sanatkumara, Aruni ve Yacnavalkya'dır.

Uphanishadlar içerik olarak; Tanrı olarak kabul edilen Brahma ile Atman kavramlarından ve niteliklerinden çokça bahsedilmektedir. Yaratılışın ilk hecesi olarak kabul edilen OM (A-U-M) yine sıkça ifade edilen kavramlardandır. Kainatın yaratılışı, erdem, mutluluk, öz, varlık... gibi temel inanışla alakalı esaslar irdelenmiştir. Metinler arasında pek çok tekrar da söz konusudur. Örneğin; yaratılış konusu farklı Uphanishadlar'da benzer şekilde anlatılmıştır.

Eseri başarılı bir şekilde çeviren Doç. Dr. Korhan Kaya'ya tekrardan teşekkürü borç bilir, keyifli okumalar dilerim.
İlmihal öğrenmek her müslümana farzdır.

Mızraklı İlmihâl’in asıl adı Miftâh-ul Cennet, yani, Cennet Kapısının Anahtarı’dır. 1480’de Edirne’de vefat etmiş olan Muhammed İzniki yazmıştır. Seyyid Abdülhakim Efendi, Miftâh-ul Cennet ilmihâlinin yazarı salih bir zattır. Okuyanlara faydalı olur buyuruyor. Bu kitap kıymetli kitaplardan toplanmıştır. Kitapta genellikle Hanefi mezhebinde en kuvvetli hükümler toplanmış ve ihtilâflı meselelere yer verilmemiştir. Bu bakımdan, halkın çok rahat anladığı bir ilmihâl kitabı olmuştur.
Böyle olması sebebiyle senelerce halkın çok rağbetine mazhar olmuştur.
Mızraklı İlmihal adını taşıyan ve halk için temel İslami bilgileri derli toplu sunan bir klasikte yoksulluğun nedenleri:
1-Ayakta bevl etmek (işemek),

2-Cünüp iken taam etmek (yemek),

3-Ekmek ufağın hor tutup basmak,

4-Soğan ve sarımsak kabuğunu ateşe yakmak,

5-Âlimlerin önünce yürümek,

6-Atasına ve anasına adıyla çağırmak,

7-Rast geldiği ağaç ve süpürge çöpüyle dişin(i) kurcalamak,

8-Elini balçık yumak,

9-Eşik üzerine oturmak,

10-Bevl ettiği (işediği) yerde abdest almak,

11-Çanağı ve çömleği yumadan (yıkamadan) taam (yemek) koymak,

12-Esvabını (elbisesini) üstünde dikmek,

13-Yüzünü eteği ile silmek,

14-Aç iken soğan yemek,

15-Evinde örümcek komak,

16-Sabah namazını kılıp mescitten ivelik çıkmak,

17-Erken pazara varıp ve pazardan geç çıkmak,

18-Yoksul kimseden ekmek satın almak,

19-Çıplak yatmak,

20-Kapkaçağı örtüsüz komak,

21-Çerağı üfürmek,

22-Her şeyi “bismillah” demeden işlemek,

23-Şalvarını ayakta giymek
Destanın Tevrat, İncil ve Kuran 'a ilham verdiği iddialarını duyunca hemen gittim aldım. Zaten kitabı bir solukta okudum. İş Bankası yayınları gerçekten çok başarılı. Sonuç olarak ; Enkidu karakterinin kilden yaratılması, büyük tufan olayından bahsetmesi ve Enkidu' nun ruhunun yeryüzüne gelip cehennem ( yeraltı dünyası) hakkında bilgi vermesi gerçektende Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında kaynak göstermeden bu destandan alıntı yaptığını gösteriyor. Mesela Nuh Tufanı bu 3 kutsal kitapda bir çok ayette anlatılır. Ve neredeyse gılgamışda anlatılanin aynısı. Kendi fikrimi söylemem gerekirse gerçekten Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında ki temel konuların kaynağı Gılgamış desek abartmış olmayız. Çok dikkatimi çeken bir diğer konu ise Gılgamış 'in ölümsüzlüğü ararken kendisine bunu sağlayacak olan dikenli otu buluyor ama bunuda bir yılana kaptırıyor yılan otu yer yemez deri değiştiriyor. Günümüzde bir çok toplumda yılanların bahar ayında deri değiştirmesini bu destana bağladığı söylenir. Okuyun arkadaslar...
( OKUMADAN ÖNCE )

Uzun sürecek bir yolculuk ... (16 kitap)

Orhan pamuk'un onsozunu yazdigi
tümünü okuyan insanın öleceğine inanılan
küçükken bir kaç masallını okudugum toplu masallar kitabı...

Binbir gece masalları nerden gelmiştir ?
>>
Masalların iki önemli kahramanı baş vezirin kızı Şehrazat ve ülkeyi yöneten sultan Şehriyar'dır. Şehriyar zalim bir hükümdardır. Her gün bir genç kızla evlenip ertesi sabah onu öldürmektedir. Akıllı ve zeki bir kız olan Şehrazat, buna bir çare düşünür. Şehriyar ile evlenir ve ama her gece bir masal anlatır. Ama masalı hep en ilginç noktasında keserek sultanı merak içinde bırakır. Sultan da masalın devamını dinleyebilmek için her gecenin sonunda Şehrazat'ın bir gün daha yaşamasına izin verir. Şehrazat'ın masalları "bin bir gece" sürer. Sonunda Şehriyar, Şehrazat'ı öldürmekten vazgeçer ve ikisi mutlu bir yaşam sürerler

Binbir gece masalları neden yasaklanmak istenmiştir ?
>>
Kendilerine ‘sınırsız avukatlar’ (Lawyers without restrictions) diyen bir grup avukat- ki bu aldatıcı bir isimdir- Mısır Kültür Sanat Genel Kurumu'nun çıkardığı ‘kutsal eserler' dizisinden bazıları hakkında 'edebi bozdukları' gerekçesiyle soruşturma açılmasını istedi! Bu avukatlara göre bazı eserlerde, 'ürkütücü derecede cinsel ifadeler, ahlaksızlık ve sefahate davet ile müstehcenlik ve dine iftira var.
Bu avukatların bahsettiği eser 1001 Gece Masalları ve bu saydıkları gerekçeler yüzünden bu kitabın toplatılmasını istiyorlar

( OKUDUKTAN SONRA )

...
Her zaman ayni anda 2 kitap okumak gibi bir alışkanlığım var ve "Zebur"beni hiç zorlamadı.

Zebur genel kültür olarak çok şey katmasa bile (!)geçmiş zamanlardan bilgi edinmek olası.

Benim gibi farklı din ve kültürleri merak ediyorsanız okumakta bir sakınca yok zaten :)
Dede Korkut Hikayeleri en sevdiğim hikayelerdendir. Anlatımı gerçekten çok güzel. Bütün hikayelerini ayrı ayrı çok beğendim. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
Popüler kültür tarafından devamlı gençlere uyuşturucu kullanmanın havalı olduğu aşılan bu zamanlarda, her gencin okuması ve uyuşturucunun gerçek yüzünü görmesi gereken bir kitap. Kitapta çok genç yaşta uyuşturucu batağına düşmüş bir kızın hikayesi anlatılmış. Orijinal ismi "Go Ask Alice" ancak dilimize "Bir Genç Kızın Uyuşturucu Günlüğü " olarak geçmiş.Öncelikle belirtmeliyim ki Kitabın gerçek bir uyuşturucu bağımlısı kızın günlüğü olması kitabı dahada ilginç ve sürükleyici kılıyor.

İncelemelerde Kitabın genel olarak sıkıcı,sürükleyici olmadığı ve yavan dille yazıldığını söyleyenler olmuş.Bana tamamen tersi gibi geldi.Cümle yavanlığı kısımı doğru olabilir ancak,kitabın gerçek bir günceden alınmış olduğunu yazanın ise henüz 16-17 yaşlarında olduğunu unutmamak,cümleleri de buna göre değerlendirmek gerekir.

Açıkcası gerçek olduğunu bilmek beni dahada sarstı ve sürükleyicilik etkenini dahada arttırdı.

"aynı aptal okulda, aynı aptal öğretmenler, aynı aptal dersleri vermeye devam ediyor. her şeye karşı ilgimi kaybettiğimi hissediyorum. başlangıçta, lisenin eğlenceli olacağını sanmıştım ama son derece saçma ve sıkıcı."
Kitabın ismini ilk duyduğumda ne biçim isim bu, böyle antin kuntin isim mi olur dedim. Sonra konusu ilginç geldi ve kendisi bir ücretsiz kargo tamamlama kitabı olarak elime düşmüş oldu.

Kitap PİKARESK ROMAN (Novela pikaresk) denilen bir anlatı türünün ilk örneği. 1554'te isimsiz yazılmış, iyiki de öyle yapılmış çünkü engizisyon mahkemesi hemen kara listeye almış kitabı.

Kitabın içeriğine gelirsek, Lazarillo isimli kahramanın çocukluğundan başlayıp devam eden; kendisinin, ailesinin ve İspanya'nın içinde bulunduğu açlık ve sefalet, bozuk düzen kahramanın bakış açısından anlatılır.

Küçük yaşta annesinden ayrılarak pek çok efendinin hizmetinde bulunur. Her bir efendiden hayat hakkında pek çok tecrübe edinir. Tecrübe dediysem bu efendiler hiç de öyle dürüst, soylu, iyi insanlar değillerdir. Lazarillo günlerinin büyük çoğunluğunu aç geçirir. Efendileri yiyeceklerini onunla paylaşmaktan hep kaçınırlar ve bir yerden sonra açlık kahramanımızın kafasının zehir gibi işlemesine neden olur. Efendi ondan yemek sakındıkça, o türlü türlü kurnazlıklar sonucu efendiden yemek çalıp karnını doyurmayı başarır. Bir seferinde hizmetinde olduğu papaz her gün çok yemek yemenin günah olduğunu vaaz edip onu aç bırakırken (az yemek vermek değil, hiç yemek vermemek) kendisi tıka basa yer örneğin. 1500'lerden günümüze de çok az değişmiş sanki. Hala yönetenler ve erk sahibi din adamları aynı şekilde davranmaya devam ediyorlar diyebiliriz. ( İlla örnek göster diyen olursa uzaklarda aramayıp, Ramazan ayında her akşam her kanalda aza kanaat edin diye vaaz verip, bize bu sözleri söyleyebilmek için kanaldan milyarlar alan ilahiyatçılara baksın.)

Velhasıl kelam Lazarillo böyle bir yudum ekmek için günlerce bekleyerek, sırtından sopa eksik olmayarak o efendi bu efendi gezip dini sömüren, günahlarının affedileceğini garanti eden belge satan üçkağıtçılarla, günümüzde üfürükçü, büyücü diye tabir ettiğimiz tiplerle, ahlaksız papazlarla büyür ve en sonunda şansı yaver giderek devlet kapısında iş bulur ve onca düzenbazdan öğrendiği tüm şeylerin de yardımıyla çarkın dişlilerinden birisi olur.

Kısa ama akıcı, bol bol ahlaki çöküntüyü hicveden bir eser. Benim gibi, antin kuntin ismi var deyip de okumamazlık etmeyin. :)