Arif Tekin

Arif Tekin

Yazar
8.5/10
80 Kişi
·
156
Okunma
·
28
Beğeni
·
7.179
Gösterim
Adı:
Arif Tekin
Unvan:
Türk İmam, Yazar
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 1954
Diyarbakır ili, Kulp ilçesi Akdoruk (Gavgas) Köyü'nde doğdu. Nüfusa ancak 1968 yılında 1954 doğumlu olarak kaydedildi. Köyde ilkokul olmadığından Arap grameri üzerine medrese tahsiline başladı ve bu öğrenim yaklaşık 15 yıl sürdü. Tabi ki daha sonra kendi çabasıyla İslam felsefesi hakkında bilgisini geliştirmeye çalıştı. Bu arada fakir bir ailenin çocuğu olduğundan ve başka da alternatifi olmadığından memur olmak zorundaydı. Anadili zazaca ve kendini bildi bileli hep Sünni ve Şafii mezhebine bağlı idi. Bu arada zaman içinde latin alfabesini öğrenip Türkçesini geliştirdi ve sonuçta dışardan sınavlara girerek ilkokul diplomasını aldı. Daha sonra bölge düzeyinde yapılan din görevliliği sınavında dönemin birincisi olarak kazandı ve Diyarbakır Merkeze bağlı Alıcık Köyü Camii imamlığına atandı. Zaman içinde Diyarbakır İmam Hatip Lisesi orta kısım ve lise diplomalarını yine dışardan aldı. Amacı hep pozitif bilimler olduğu için durmadı ve kendini hazırlayıp ÖSS-ÖYMS sınavlarına girdi. 1985'te Malatya İnönü üniversitesi Matematik bölümüne girdi; ancak bazı ailevi nedenlerden dolayı okuldan vazgeçti. Daha sonra yine ÖSS-ÖSYM sınavlarına girdi ve bu kez İzmir 9 eylül ilahiyata girip 1994'te mezun oldu. 1999 yılında henüz yayınlanmayan;ancak CD'ye alınan 'Kur'an'ın Kökeni'' adlı çalışmasıyla Turan Dursun Araştırma Ödülü'nü kazandı. Arif Tekin, Kur'an tefsiri, hadis ve İslam tarihi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.
1 BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Nikola Tesla'nın "Dinî kitapları okuyup anlayana ateist, okuyup anlamayana dindar denir." sözü gerçekten isabetlidir.
İmam Mücahit ise şöyle diyor: "Bazen Ömer fikir belirtirdi, Kur'an ayetleri de ona göre inerdi."
Zeyd bin Sabit anlatıyor;
"Nisâ Suresi'nin 95. ayeti ilk indiğinde Muhammed bana, 'Kalem ve yazı malzemeni al bu ayeti sana yazdırayım’ dedi. Ayeti, ilkin şu şekilde bana yazdırmak istedi: 'Mallarıyla, canlarıyla cihad eden müminlerle oturan müminlerin duru­mu aynı olmaz...' diye. Ben artık bu ayeti yazmak üzerey­ken, o esnada İbn-i Ümmi Mektum çıkageldi ve 'Ey pey­gamber, cihada gücüm yetseydi, muhakkak ben de gider, düşmanla savaşırdım' dedi. Bu itirazlar üzerine, peygamber bize, 'Cebrail’in bir daha vahiy getirdiğini ve az önceki aye­tin son olarak şu şekle dönüştüğünü söyledi: 'Mazeret sahip­leri hariç, cihad eden müminlerle evlerinde oturan müminle­rin durumu aynı olmaz.'"
Bazı şeyleri, insanı denemek için yaparım gibi ayetler Kur'an'da çoktur. Hal böyle olunca, Allah insanın içindekini bilmediğini itiraf etmiş oluyor.
Arif Tekin
Sayfa 126 - Berfin Yay.
Muhammed bunların (Kureyza oğulları) idamlarına karar verdikten sonra, onun talimatıyla Medine'nin bugünkü pazar yeri olan semtte hendekler-çukurlar kazılarak mezar gibi hazır hale getirilir. Daha Sonra, erkekler eli kolu bağlı bir vaziyette ve kafileler halinde oraya yanaştırılıp başları kesilir ve çukurlara atılır. Muhammed de kesim işinde Hz. Ali ve Zübeyir bin Avvam'ı görevlendirmişti. Bilindiği gibi ikisi de Muhammed tarafından cennetle müjdelenen 10 güzide insandı. Evet, Ali ve Zübeyir kesim işine devam ederken Muhammed de bir yere oturup onları seyrediyordu. Ayşe'nin aktardığına göre, bu kesim işi sabahtan akşama kadar sürmüş. Erkekler idam edilirken, kadınlar ve çocuklar da buna karşı feryat edip elbiselerini ve saçlarını çekerler. (Vakıdî, Meğazi, 2/512-517; Halebî, insanu'l uyun, 2/340)
Ona aşırı derece inananlar da gidip şifa niyetiy­le onun idrarını içerdi. İşte o günkü insanlar içinde böyle ina­nanlar vardı. Bu örnek, toplumun genel yapısı hakkında önemli bir ipucu vermektedir.
Muhammed "Beni Kaynuka" Yahudilerini ele geçirince, idam etmek niyetiyle "Münzir bin Kudame" adında bir arkadaşına teslim ediyor. Bunların sayısı, yaklaşık olarak yedi yüz idi. Muhammed'in talimatıyla onların elleri ve kolları bağlanır; hat­ta kesmek için yere bile yatırılırlar. Bunlar, Abdullah bin Selul'un müttefikleriydi. Abdullah, Muhammed'in onları öldürmek üzere olduğu haberini alınca, hemen onun yanına varıp bunların serbest bırakılmalarını ister. Muhammed ilk etapta onun isteğini reddeder; daha sonra Abdullah onun yakasından/cebinden tutup kendisine, "Bu insanları ya bırakacaksın ya bırakacaksın; aksi halde çok kötü olur!" deyip onu tehdit edince, o elleri ve kolları bağlanıp da kesime hazır hale getirilen Yahudiler, Medine'yi terk etmek şartıyla serbest bırakılıyorlar. Ayrıca Muhammed tarafından onların tüm mallarına da el konuyor. Muhammed, on­ları Abdullah’ın zoruyla/tehdidiyle serbest bırakırken, kendisi­ne, "Al götür, Allah size lanet etsin" diyor.
Muham­med, kendi arkadaşlarına aşırı vaatlerde bulunuyordu. Mesela, ’’Kim Allah rızası için savaşırsa cennetliktir” diyerek ahireti kullanıyordu; "Kim din uğrunda öldürülürse şehit, kalırsa gazidir" deyip taraftarlarının her iki durumda da kârlı olduğunu söylü­yordu. Ayrıca, "İnanmayanlarla savaşıp, mallarını ganimet olarak ele geçirip kullanmak, Müslümanlara helaldir" diyordu. He­le en önemlisi, Müslümanlara, karşı tarafın kadın ve kızlarını cariye, erkeklerini de köle olarak kullanabilme imkânını tanı­mıştı. Bütün bu primler ve benzerleri, Muhammed taraftarlarına saldırı konusunda doping yapmaya yeterliydi. Dolayısıyla, Muhammed'e karşı çıkan insanlar, Muhammed'in arkadaşları tarafından bu gibi primler sayesinde yok edilirdi, istenmeyen kişileri ortadan kaldırmak için, bu tür primlere inanan insanları kul­lanmak çok kolaydı. Bu gibi insanlara yeter ki Muhammed’den bir işaret gelsin, hemen asayiş ber-kemaldi.
Dini konuda şüphesi olanlar için okumasını tavsiye edebilirim fakat dini inanışını sorgulamak istemeyen ve dine sıkı sıkıya bağlı kişilere tavsiye etmeyeceğim bir kitap oldu çünkü kitabın bir cok yerinde durup araştırma yapmama neden olan bir kitap okumami 2 aydan fazla zaman aldı, tavsiye etmem dememin sebebi de bu yazar yorum değil bilgi vermiş ve düşünülmesini sağlamış okuyacaklara şimdiden söylemek istiyorum sağlam bir kafayla ve araştırarak okuyup ilerleyin...
Yazara ön yargıyla bakan arkadaşlara şunu söyleyeyim: Yazar bu kitabıyla 1999 Turan Dursun İnceleme ve Araştırma Ödülü'nü çok değerli hocamız Muazzez İlmiye Çığ ile paylaşmıştır. Kuran'da verilen bazı bilgilerin, Sümer kaynaklarıyla uyuşması, kitabın ana konusunu oluşturmakta. Muazzez İlmiye hocamızın da dünyanın en iyi sümerologlarından birisi olduğunu düşünürsek, Kuran üzerinde bu tür bir araştırma yapmanın faydalı olacağına inanıyorum. Okumanızı tavsiye ediyorum.
Arif Tekin'i Turan Dursun ve Bahriye Üçok ile ilgili yazilmis makaleleri okurken tanidim ve okumak icin ilk bu kitabini sectim.
Ekserisi din ve dine dair herseyi goklerden gelen tabular halinde kabul eden insanimiza cok uc gelecek ornekleri barindiran bir kitap. Kitabi okurken sikca arastirma motorlarina basvurmak ve orada karsilastiginiz kaynaklara goz attiktan sonra tekrar kitaba donmek isteyeceginizi dusunuyorum..
Yazar ortaya koydugu iddialari tarafsiz ve genel kabul gormus kaynaklardan alintilayarak one suruyor. Ancak kitabi yazmak icin ona motivasyon saglayan dusunce yapisinin agresifligini de kitabin icinde zaman zaman goreceksiniz.
Bazi karanlikta kalmis veya bilerek karartilmis konulari aydinlatan bir kitap oldugu kannatindeyim.. Isiga gozunu kapatan yalnizca kendisine gece yapar Hayati tum aydinligiyla yasamak dilegiyle
Kur'an'ın kökenini araştırmaktan ve anlatmaktan daha çok Hz. Muhammed(s.a.v) düşmanlığı var. Kitabın ilk sayfalarına baktığımda birçok mantık hatası gördüm. Okumaya değer bir kitap olduğunu sanmıyorum. Amacı Kur'an'ı yalanlamak ve Hz. Muhammed(s.a.v)'a iftira atmaktır. Zaten biraz olsun İslam'i ilmi olan kimse ilk birkaç sayfada adamın amacını anlar. Mantıklı birkaç yazı okurum diye başladım ama saçma cümleler ve iftiralar olduğu için yarıda bıraktım. Yarıda dediğim de 5-6 sayfa okudum. Okumaya değmez bir kitap.
Kuran ayetleri ve hadislerin üzerinden Hz. Muhammed'in son dönemiyle halifelik sürecini anlatan bir eser. Yazarın diğer kitaplarını da okumuş birisi olarak, elinden geldikçe çok kaynak kullanmaya ve farklı görüşleri aktarmaya çalıştığını söyleyebilirim. Okumanızda fayda var.
Arif Tekin bir kez daha Kuran ve hadisleri kaynak göstererek görüşlerini ortaya koymuş. Kimseyle tartışmak istemediğim için incelememi uzatmayacağım. Yazar kitabında açık sözlülükle şiddet konusunu işlemiş. Onun tarafından bakmak isteyenlere kitabı tavsiye ederim.
Kur'an'ın üzerine yapılmış bir filolojik etüd olarak tarif edebiliriz bu kitabı. Kur'an'ın ilahi kelam olmayıp Hz. Muhammed tarafından yazılmış bir kitap olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Kaynaklarının tamamen İslam dünyasından olması önemli...
Turan Dursun okumadan önce okunması gereken kitap. Elinize bir de kuran alın ya da internetiniz olsun verdiği hadis ve ayetleri tek tek inceleyerek okuyun. Tabularınızı yıkıp daha aydın düşünmenize sebep olacaktır. İnanır inanmazsınız orasını bilemem bu sizin ne kadar korku biriktirdiğinizle alakalı. LakinOkudukça şaşıracağınız kesin.
Kitabın, yorum içermeden kanıtlara dayandırılarak yazılması gerçekten objektif bir inceleme yaptığınızı hissettiriyor. Sümer tarihinden yapılan alıntılar ve sümer dönemindeki tabletler aracılığıyla dinler tarihine ışık tutuyor.
Benim için çok bilgilendirici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Dönemin koşullarını başarılı bir şekilde aktarmış yazar. Farklı bir bakış açısı kazanmak için, okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Arif Tekin
Unvan:
Türk İmam, Yazar
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 1954
Diyarbakır ili, Kulp ilçesi Akdoruk (Gavgas) Köyü'nde doğdu. Nüfusa ancak 1968 yılında 1954 doğumlu olarak kaydedildi. Köyde ilkokul olmadığından Arap grameri üzerine medrese tahsiline başladı ve bu öğrenim yaklaşık 15 yıl sürdü. Tabi ki daha sonra kendi çabasıyla İslam felsefesi hakkında bilgisini geliştirmeye çalıştı. Bu arada fakir bir ailenin çocuğu olduğundan ve başka da alternatifi olmadığından memur olmak zorundaydı. Anadili zazaca ve kendini bildi bileli hep Sünni ve Şafii mezhebine bağlı idi. Bu arada zaman içinde latin alfabesini öğrenip Türkçesini geliştirdi ve sonuçta dışardan sınavlara girerek ilkokul diplomasını aldı. Daha sonra bölge düzeyinde yapılan din görevliliği sınavında dönemin birincisi olarak kazandı ve Diyarbakır Merkeze bağlı Alıcık Köyü Camii imamlığına atandı. Zaman içinde Diyarbakır İmam Hatip Lisesi orta kısım ve lise diplomalarını yine dışardan aldı. Amacı hep pozitif bilimler olduğu için durmadı ve kendini hazırlayıp ÖSS-ÖYMS sınavlarına girdi. 1985'te Malatya İnönü üniversitesi Matematik bölümüne girdi; ancak bazı ailevi nedenlerden dolayı okuldan vazgeçti. Daha sonra yine ÖSS-ÖSYM sınavlarına girdi ve bu kez İzmir 9 eylül ilahiyata girip 1994'te mezun oldu. 1999 yılında henüz yayınlanmayan;ancak CD'ye alınan 'Kur'an'ın Kökeni'' adlı çalışmasıyla Turan Dursun Araştırma Ödülü'nü kazandı. Arif Tekin, Kur'an tefsiri, hadis ve İslam tarihi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 28 okur beğendi.
  • 156 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 204 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları