Arif Tekin

Arif Tekin

Yazar
7.5/10
276 Kişi
·
558
Okunma
·
80
Beğeni
·
10,7bin
Gösterim
Adı:
Arif Tekin
Unvan:
Türk İmam, Yazar
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 1954
Diyarbakır ili, Kulp ilçesi Akdoruk (Gavgas) Köyü'nde doğdu. Nüfusa ancak 1968 yılında 1954 doğumlu olarak kaydedildi. Köyde ilkokul olmadığından Arap grameri üzerine medrese tahsiline başladı ve bu öğrenim yaklaşık 15 yıl sürdü. Tabi ki daha sonra kendi çabasıyla İslam felsefesi hakkında bilgisini geliştirmeye çalıştı. Bu arada fakir bir ailenin çocuğu olduğundan ve başka da alternatifi olmadığından memur olmak zorundaydı. Anadili zazaca ve kendini bildi bileli hep Sünni ve Şafii mezhebine bağlı idi. Bu arada zaman içinde latin alfabesini öğrenip Türkçesini geliştirdi ve sonuçta dışardan sınavlara girerek ilkokul diplomasını aldı. Daha sonra bölge düzeyinde yapılan din görevliliği sınavında dönemin birincisi olarak kazandı ve Diyarbakır Merkeze bağlı Alıcık Köyü Camii imamlığına atandı. Zaman içinde Diyarbakır İmam Hatip Lisesi orta kısım ve lise diplomalarını yine dışardan aldı. Amacı hep pozitif bilimler olduğu için durmadı ve kendini hazırlayıp ÖSS-ÖYMS sınavlarına girdi. 1985'te Malatya İnönü üniversitesi Matematik bölümüne girdi; ancak bazı ailevi nedenlerden dolayı okuldan vazgeçti. Daha sonra yine ÖSS-ÖSYM sınavlarına girdi ve bu kez İzmir 9 eylül ilahiyata girip 1994'te mezun oldu. 1999 yılında henüz yayınlanmayan;ancak CD'ye alınan 'Kur'an'ın Kökeni'' adlı çalışmasıyla Turan Dursun Araştırma Ödülü'nü kazandı. Arif Tekin, Kur'an tefsiri, hadis ve İslam tarihi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.
İslam’da içki aleyhinde bir şeyler söylenmişse, bunun baş nedeni namazın tam kafayla kılınmamış olmasıdır. Yoksa sağlık için zararlıdır gibi herhangi bir neden en başta Kur’an’da gösterilmemiştir? Bu önemli bir saptamadır.
Arif Tekin
Sayfa 97 - Berfin Yayınları
Türkiye gibi ülkelerin çoğu siyasetçi
ve yöneticileri, halkı istedikleri biçimde
yönetebilmek, iktidarı elde tutup Türkiye"nin kaymağını yiyebilmek için dini kullanıyorlar. Bu destek dine inandıkları için değil; şu veya bu şekilde dinden çıkar sağladıkları için söz konusudur.
Hz. Muhammed içki konusunda, “Sizi sarhoş edip namaza engel olan her madde haramdır” açıklamasında bulunmuş ve burada haram için namazı ölçü olarak göstermiştir.
Arif Tekin
Sayfa 44 - Berfin Yayınları
hangi ayetin, hatta hangi surenin nerede, ne zaman, hatta Mekke’de mi, yoksa Medine’de mi indiği (oluştuğu) belirsiz.
Arif Tekin
Sayfa 23 - Berfin Yayınları
Geçenlerde bir yazı okudum; Yemen'de kanun çıkarmışlar, bir kız çocuğu 17 yaşına gelmeden evlenemez diye. Kadınlar bunu duyunca niye böyle bir kanun çıkarıyorsunuz diye ellerine birer pankart alıp meclise yürüyüşe geçmişler. Hâlbuki o kanun kadınların lehinedir. Burada olay şu: Onlar İslam'a inanıyorlar. İslam'da da küçük yaş kızlar için problem değil. Bu kanunu çıkarmakla Yemen hükümeti İslamiyet'e saygısızlık yapmış oluyor! İşte karşı koyuşlarının nedeni bu.
Türkiye gibi ülkelerin çoğu siyasetçi
ve yöneticileri, halkı istedikleri biçimde
yönetebilmek, iktidarı elde tutup Türkiye"nin kaymağını yiyebilmek için dini kullanıyorlar. Bu destek dine inandıkları için değil; şu veya bu şekilde dinden çıkar sağladıkları için söz konusudur.
Tüm kutsal dinlerin ortaya çıktıkları dönemlerde artık ataerkil bir yapı hakim olduğundan, kadın cinsinden peygamber çıkmak şöyle dursu
n; nerdeyse insan bile sayılmama derecesine gelmiştir.
Müslümanlar artık cennet-huriler, ganimet, talan, fidye, cizye, cariye ... için savaş açsalar bile kazanamazlar.
Artık din mantığıyla cariye, mal elde etmek
mümkün değildir. Çünkü Allah"ın bu mü"min askerleri artık teknolojiyle baş edemezler.
Sumerler, inandıkları cehennemi aynen
İslamiyet"teki gibi suçluların yeri olarak
tasavvur ediyorlardı. Ayrıca 1919"da Stephan Langdom tarafından çözülüp yayınlanan ve şu an Philadelphia üniversitesi müzesinde bulunan, Sümerlerin cehennemle ilgili inançlarını anlatan bir tablette, nerdeyse İslamiyetteki inanca tıpa tıp uyan bilgiler yazılı. Mesela 7 cehennem ve onlardaki görevliler, oradaki azap vb.
"Eğer bir erkek bir kadınla evlenir, kadın
günün birinde ağır bir hastalığa yakalanır ve o erkek başka hanımla evlenirse yine hasta olan hanımını boşayamaz, ölene dek ona bakmak zorundadır. Ancak kadın kendi rızasıyla babasının evine gitmeyi tercih ederse o zaman çeyizini alır gider"
Azrail ile Mikail"in her zaman görevleri
var: kimisi can alır, kimisi tabiatla uğraşır.
Diyelim İsrafil de kıyamet günü üfüreceği
"Sur" için (alarm cihazı gibi bir şey!)
yaratıldığı günden beri antreman yapar (Sura úfürmek o kadar zorsa, Israfil"in yaratıldığı günden kıyametin olacağı zamana kadar daimi bir antreman yapmasını gerektiriyorsa); peki 14 asırdan beridir peygamber gelmediğine göre, Kuran"a göre bundan sonra kıyamete kadar da gelmeyeceğine göre acaba Cebrail şimdi ne yapıyor, ne görevle meşguldür!
Zerdüşt, Isa"dan 570 yıl önce vefat eden, Iran ve çevresinde ilk defa tek tanrı sistemini ortaya atan önemli bir teolog, düşünce adamıdır. Ona göre insan öldükten sonra kılıçtan daha ince olan Cin vat köprüsünden geçer. Bu arada kötüler düşüp temizlenir, iyiler ise köprüyü rahatlıkla geçip doğruca cennete
varırlar. Ayrıca Zerdüşt, islamiyetteki gibi
ahrette mahşer denilen bir toplanma yerinin olduğuna inanırdı.
Hz. Muhammed, tarihte nerdeyse eşi-benzeri olmayan bu infazları işlerken; kendini haklı çıkarmak için olaydan hemen sonra indirilen şu ayeti kullanıyor: "Allah ve resulüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur: Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir ya da bulundukları yerden sürülürler. Bu, onlar için dünyada bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır." (6)
Ayet çok net ve açık; sadece katledilenlerin isimleri geçmiyor. Bir tarafta insanları yaratan, merhametli tanrı; diğer tarafta insanları öldürün, asın, çarmıha gerin diyen bir tanrı! Ayet çok açık ve net olduğu için bunun üzerine yorum yapmak, ek bir şey söylemek gereksizdir.

(6) Maide suresi, ayet 33.
İslam hakkında hangi Müslüman konuşursa genelde şunu söyler: Ah kardeşim ah! İslam nerde ... İslam aleminde bugün olup bitenler nerde? İslam çok iyi bir sistemdir; ne yazık ki bugün İslam ülkelerinde yapılanların İslam'la alakası yoktur. .. Çevremizde hep bu tür söylemlerle karşılaşırız. Halbuki bunu diyenler Kur'an'ın ne dediğini, neler içerdiğini de bilmezler. En cahil Müslüman bile bunu rahatlıkla söyler; adeta herkes bunu ezberlemiş durumda. İşte işin en zoru da, bir fikrin/inancın mahiyetini (teori ve pratiğini) bilmeden, kişinin/kişilerin gözlerini kapatıp rastgele inanmasıdır.
Hakan
Hakan Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Muhammed'in Ölümü'ü inceledi.
334 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Arif Tekin bu çalışmasını "tabulara karşı mücadele veren, kurtuluş yolunu geçmişte ve insan ötesinde değil; insanoğlunun kendisinde arayan, evrensel barış için çaba harcayan ve bu yolda çözüm üreten, fedakârlık gösteren tüm duyarlı insanlara" ithaf ediyor. Hz. Muhammed’in en yakın çevresi tarafından iktidar hırsı yüzünden cinayete kurban gittiğini anlatan bu kitapta kaynak olarak Kur'an'dan bazı ayetler doğruluğu kabul edilmiş hadis kitapları kullanılmıştır. Tebük'te Hz. Muhammed'e en yakınları tarafından düzenlenen suikast olayı ile başlayan girişimler veda haccı dönüşünde hasta yatağında iken sonuç bulmuş ve zehirlenmiştir. Dört büyük halife ve Hz. Muhammed'in hanımları bu cinayetin gerçekleşmesinde ne gibi rol oynadılar? Hz. Muhammed’in naaşı neden 3 gün yerde kaldı? Neden Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Ayşe cenazeye katılmadılar? Ve Hz. Muhammed’in kızı Fatıma'nın ölümüne kim sebeb oldu?
Bu gibi konulara cevap arayan bir kitap olmasının yanı sıra Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in Hz. Ali düşmanlığı ile Hz. Osman'ın müslümanlar tarafından katlini ve Hz. Ayşe'nin katledilme olayında ilk kıvılcımı çakmasını detaylarıyla anlatıyor.

Fakat bir olayı ele alırken birkaç farkı kaynaktan aktardığı için aynı olayı tekrar tekrar okumak zorunda kalıyorsunuz ayrıca belirtmek isterim.

Farklı görüşlere saygısı olanlara okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap. Keyifli okumalar
314 syf.
Yazara ön yargıyla bakan arkadaşlara şunu söyleyeyim: Yazar bu kitabıyla 1999 Turan Dursun İnceleme ve Araştırma Ödülü'nü çok değerli hocamız Muazzez İlmiye Çığ ile paylaşmıştır. Kuran'da verilen bazı bilgilerin, Sümer kaynaklarıyla uyuşması, kitabın ana konusunu oluşturmakta. Muazzez İlmiye hocamızın da dünyanın en iyi sümerologlarından birisi olduğunu düşünürsek, Kuran üzerinde bu tür bir araştırma yapmanın faydalı olacağına inanıyorum. Okumanızı tavsiye ediyorum.
334 syf.
·6 günde·9/10
İnsanların en çok kaçtığı şeylerden biri mevcut bilgisi ile çelişen yeni bilgileri öğrenmek, kabul etmektir. Yaş ilerledikçe fikirlerde dönüşüm ve değişimin meydana gelmesi gittikçe zorlaşır. Hele hele bu konu dini bir konu ise asıl zorluk burada başlar.

İnanç anlamında seküler bir görüşe sahip olan, dini konularda katı inançları olmayan, sorular sormaktan çekinmeyen biri olmama rağmen kitapta anlatılanlar tam anlamıyla kanımı dondurdu diyebilirim. Tarihe meraklı biri olarak her ne kadar tarihin bilinmeyenlerine yönelik kitaplar okumuş olsam da Hz. Muhammed ve dört halife dönemine dair, bu dönemi ele alan bir çalışma okumamıştım. Bu yüzden herhangi bir kaynak ile kıyaslama yapamayacağım. Ancak kitapta dikkatimi çeken, hoşuma giden ve gitmeyen hususları yine de elimden geldiğince belirteyim:

Öncelikli olarak yazarın eserini Sünni İslam aleminin kabul ettiği alimlerin kitaplarını kaynak göstererek yazması en başta gelen olumlu yönlerinden biri. Başta Kur'an, hadisler ve diğer kaynaklarda Buhari, Müslim, Taberi gibi birçok Sünni kaynaktan faydalanmış ve bunları sadece kitabın sonunda değil ilgili paragrafların sonunda yeri geldiğinde belirtmekten de çekinmemiş. Örneğin Hz. Osman ile ilgili bölümde yararlandığı 22 kaynağı dipnotta listelemesi gibi. Ayrıca Şia alimlerinin görüşlerine de zaman zaman yer vermekle beraber bunları verirken "bu konuda Şia alimlerinin görüşüne göre'" diyerek muhakkak belirtmiş.

Yazar olayları yorumlarken ya da çıkarım yaparken zaman zaman zorlama çıkarımlarda bulunmuş gibi hissettim. Bu durum benim mevcut bilgilerimle çelişmesinden, kabul etmek istemememden mi kaynaklı yoksa gerçekten yazar zorlama çıkarımlar mı yapmış, bu konuda net bir görüş ifade edemeyeceğim. Çünkü dini konularda soru sormaktan çekinmeyen ben bile kitapta verilen bilgileri hazmetmekte çok zorlandım.

Peki ne yapmalı? Bu dönemi ele alan yerli ve yabancı başka kaynakları da okumayı düşünüyorum. Böylece olaylar, çıkarımlar ve dinim hakkında daha sağlıklı bir görüş geliştirebileceğimi düşünüyorum.

Kitap her ne kadar Hz. Muhammed'in ölümünü, suikast iddialarını anlatsa da dört halifeden ilk üçünün dönemine ilişkin de epeyce bilgi barındırıyor. Ancak keşke Hz. Ali dönemi ve o dönemde yaşanan olayları da ele alsaydı diye düşünüyorum. Madem konunun biraz dışına çıkılmış keşke biraz daha çıkılsaydı diyorum.

Kitabın bana kattığı bir diğer nokta da kafamda beliren soru işaretleri oldu. Soru sormaktan korkmayan biriyseniz kitabı okurken sizin de kafanızda yeni soruların belireceğinden eminim diyebilirim.

Kitabın dili gayet akıcı, anlaşılır. Arapça, Farsça vb. yabancı sözcüklerden azade, gayet net anlaşılır bir dili var.

Sonuç olarak sorular sorduran, bunu da sağlam kaynaklara dayanarak yapan(Kur'an, Buhari, Müslim için diyorum; diğer kaynaklar hakkında bilgim yok) kitaplar ufuk açıcıdır, candır. Tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
314 syf.
·Beğendi·10/10
Turan Dursun okumadan önce okunması gereken kitap. Elinize bir de kuran alın ya da internetiniz olsun verdiği hadis ve ayetleri tek tek inceleyerek okuyun. Tabularınızı yıkıp daha aydın düşünmenize sebep olacaktır. İnanır inanmazsınız orasını bilemem bu sizin ne kadar korku biriktirdiğinizle alakalı. LakinOkudukça şaşıracağınız kesin.
200 syf.
·3 günde·6/10
Selamlar...
Son dönem de uzun uzun okuyorum dinler tarihi, din felsefesi üzerine. Farklı yazar ve kaynaklardan araştırıyorum ki eksik parçaları tamamlayabileyim. Cemil Sena Ongun ve Turan Dursun okumasaydım bu kitap bana oldukça ilginç gelebilirdi. Lâkin benzer konular kaleme aldığı için tekrara düşüyorum hissi bıraktı bende. Yazar kitaptaki birçok ana fikri Buhari ve Müslim'in hadisleri ile desteklemiş.
İlgi çekici başlıklar altında toplanmış kitap. Hz. Muhammed'in geçirdiği ameliyatlar başlığında: Hz. Muhammed ben çocuklarla bir ara oynarken Cebrail gelip beni yere yatırdı, göğsümü açıp kalbimi çıkardı ve onun içindeki siyah noktayı söküp sonra kalbimi zemzem suyu ile altından bir tepside yıkadı ve yerine bırakıp karnımı dikti. Bu ameliyatlar peygamberimiz 26 aylık iken başlamış ve belirli aralıklarla devam etmiş. Bu kadar ameliyattan sonra da Hz. Muhammed'in uzay yolculuğu başlıyor. Uzay yolculuğundan kasıt ise Miraç Hadisesi. Öyleyse Hz. Muhammed'in Mekke'den Kudüs'e en az 3 ayda ulaşabileceği mesafeyi akşam namazı ile sabah namazı arasındaki mesafede gidip dönmesi size de bir uzay aracıyla gidip dönebileceği fikrini düşündürmüyor mu?
BEYBÚN
BEYBÚN Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Muhammed'in Ölümü'ü inceledi.
334 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Dini konuda şüphesi olanlar için okumasını tavsiye edebilirim fakat dini inanışını sorgulamak istemeyen ve dine sıkı sıkıya bağlı kişilere tavsiye etmeyeceğim bir kitap oldu çünkü kitabın bir cok yerinde durup araştırma yapmama neden olan bir kitap okumami 2 aydan fazla zaman aldı, tavsiye etmem dememin sebebi de bu yazar yorum değil bilgi vermiş ve düşünülmesini sağlamış okuyacaklara şimdiden söylemek istiyorum sağlam bir kafayla ve araştırarak okuyup ilerleyin...
Ümit Can
Ümit Can Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Muhammed'in Ölümü'ü inceledi.
334 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Arif Tekin'i Turan Dursun ve Bahriye Üçok ile ilgili yazilmis makaleleri okurken tanidim ve okumak icin ilk bu kitabini sectim.
Ekserisi din ve dine dair herseyi goklerden gelen tabular halinde kabul eden insanimiza cok uc gelecek ornekleri barindiran bir kitap. Kitabi okurken sikca arastirma motorlarina basvurmak ve orada karsilastiginiz kaynaklara goz attiktan sonra tekrar kitaba donmek isteyeceginizi dusunuyorum..
Yazar ortaya koydugu iddialari tarafsiz ve genel kabul gormus kaynaklardan alintilayarak one suruyor. Ancak kitabi yazmak icin ona motivasyon saglayan dusunce yapisinin agresifligini de kitabin icinde zaman zaman goreceksiniz.
Bazi karanlikta kalmis veya bilerek karartilmis konulari aydinlatan bir kitap oldugu kannatindeyim.. Isiga gozunu kapatan yalnizca kendisine gece yapar Hayati tum aydinligiyla yasamak dilegiyle
334 syf.
·29 günde·9/10
Kitap henüz bitmedi ama yorum yapılabilir.
Kısa bir bilgi açısından içerik olarak sadece Hz. Muhammed'in değil 4 halifenin nasıl geldiği ve öldürüldüğü ile de alakadar yazılar mevcut.Sorgulama yapacak araştırma yapacak arkadaşlar için güzel bir kitap lakin dine sıkı sıkıya bağlı olanlar için hiç bir şey ifade etmeyecektir.
294 syf.
·1/10
Kitabın içeriği ne Sümerlerle ilgili ne de Sümerlerden günümüze gelen dinlerle ilgili. Kitabın yazarı İslamafobi yaşayan biri. Kitap boyunca her sayfada İslam düşmanlığından başka bir şey yazmamış. Konu Sümerler olmasına karşın sadece ve sadece kendi yorumlarıyla, herhangi bir kaynak bile göstermeden İslam dinini kötülemiş. Beklemediğim bir yaklaşımdı. Tavsiye etmem.
314 syf.
·Beğendi·8/10
Arif TEKİN’in: İslam’da Şiddet, İslam’da İçki, Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Muhammed’in Ölümü, Sumerler’den İslam’a Kutsal Kitaplar ve Dinler, Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları, Bilinmeyen Yönleriyle Kur’an (Kur’an’ın Kökeni 2), Hz. Muhammed’in Hocaları, Kuran’ın Kökeni kitaplarını okudum.

Öncelikle şunu belirteyim Arif TEKİN’in ana dili Zazacadır; ancak Arapçayı da çok iyi bilir. Yani üstat doğduğunda direkt Türkçe ile tanışmıyor; Türkçeyi çok sonradan kendi imkanlarıyla öğreniyor ki sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne girerek 1994 yılında da mezun olmuştur.

Peki, Arif TEKİN doğduğu coğrafya olarak İslam’ın bu kadar içindeyken nasıl oldu da anlattıklarıyla birçok insana yol gösteren bir ateiste dönüştü? “Sumerler’den İslam’a Kutsal Kitaplar ve Dinler” kitabında bu sürece nasıl başladığını kendi anlatıyor: Beni, Kur’an’ı eleştirmekten uzak tutan, inancımın sarsılmaması noktasında sigorta durumunda olan bilgi değil; korkuydu (bu korku, her Müslüman için geçerlidir). Şöyle ki, kendi kendime, “bak! Dünya’nın hemen hemen her coğrafyasından yaklaşık bir milyar insan İslamiyet’i benimsiyor; kala kala bu tehlikeli iş sana mı kaldı/sadece bu bilgileri sen mi biliyorsun? Çok yazıktır; hem akrabanı, dostlarını kaybedersin, hem de tüm inananlar sana düşman kesilir. Ayrıca daha önce ne cin, ne de insanlardan hiç kimsenin kendilerine dokunmadığı (Rahman Suresi, 56, 74. ayetler) cennetteki tomurcuk memeli kızlardan/ hurilerden (burada okuyucunun affına sığınıyorum; tomurcuk memeli terimi Kur’an’ın kendi ifadesi olduğu için yazdım; yoksa terbiyem bunu kaldırmaz), yine cennetteki şarap, süzme bal ve süt ırmaklarından (Muhammed Suresi, 15. ayet) ve cennetin diğer nimetlerinden mahrum kalacaksın; aksine Cehennem’de ebediyen yanacaksın...” der, sanki kendimde bir kusur, bilgi eksikliği var gibi inanır, eleştirilere cesaret edemezdim. Bu durum 1990’lara kadar zikzaklı geçti. Bu tarihten itibaren Kur’an sistemini eleştirme konusunda -imkanlarım nispetinde- çalışmalarıma başladım. Çünkü aklım Kur’an’daki olup bitenleri bir türlü kabul etmiyordu.”

Arif TEKİN’in kitaplarında beni birçok konu etkilemiştir. Hatta öyle iddialarla karşılaştım ki “bence yalan atıyor bu kadar da olamaz” dediğim şeyleri verdiği kaynaklardan teyit ederek ilerledim. Her okuduğumda şok üstüne şok yaşadım ve bu zamana kadar geçen Müslümanlık dönemime kızgınlığım bir kat daha arttı. Çünkü gerçekten boşa geçmiş diye düşündüm. Belki şu anda eriştiğim farkındalığı o dönemi de yaşadığım için bu seviyede yaşıyorum. Bilemiyorum.

Değinmek istediğim diğer konu da Arif TEKİN’in kitaplarda yorum yapma stili ve önceliği. Örneğin size önce olayı anlatır, bu olayın teyidini direkt İslami kaynaklara dayandırarak kanıtlar, eğer varsa konuya yönelik İslami şahısların ve/veya İslam topluluğunun yorumlarını ekler en son kendine ait yorumu sunar. Yani sizi herhangi bir yöne yönlendirmez; o her şeyi açık şekilde ortaya koyar, sen okursun zihninde değerlendirirsin, sonrasında üstadın yorumunu okursun ki o yorumlar da o kadar sert bir dille yazılmamıştır. Mesela “Marquis de Sade’nin ‘Tanrı’ya Karşı Söylev’” isminde bir kitabı vardır. Sade, o kitapta o kadar sert bir dil kullanmıştır ki içindeki nefreti kitabı okurken net bir şekilde görebilirsin; ama Arif TEKİN’de öyle bir nefret ya da aşağılama görmedim tam aksine oldukça naif bir anlatım dili vardı. Olayları okuduktan sonra finalde kararı sen ve vicdanın verir. İnanç hassas bir konu; zihnini ve gönlünü kapatarak okursan, orada yazılanları mantık çerçevesinde değerlendirmen pek mümkün değil.
Sevgili dostlar, Arif TEKİN, Turan DURSUN, Bahriye ÜÇOK, İlhan ARSEL gibi isimlerin kitaplarını okumadan önce vicdanınızla muhakeme yapıp, tarafsızlık çerçevesinde okumayı göze almalısınız. Diğer türlü sırf karşı taraftan da kitap okuyayım mantığıyla okursanız, sizin için canınızı sıkacak bir süreç ya da “saçmalık bu ya” deyip kitapları bir daha açılmayacak şekilde kapatacağınız bir süreç yaşanır.

İnanmak herkesin kendi içinde ihtiyacını hissettiği bir olgu. Biri mantığa, biri kendine, biri enerjiye, biri Tanrı’ya(lara), biri doğaya, biri belirsizliğe, biri yokluğa, biri belki de hâlâ aradığı bir şeylere inanmak istiyor. Sonuçta o aramak ve inanmak hep içimizde bir yerde. Kendinizi hiçbir şeye zorlamayın; canınız neye istiyorsa ona inanın. Kimseye neden o’na inandığınıza dair bir şey anlatmak ve ispatlamak zorunda değilsiniz. Kendi içinizde ve vicdanınızda mutluysanız gerisi mühim değil.

Bu yaşam belki de bir daha karşımıza çıkmayacak bir şans. O yüzden güzel anılar biriktirin, yaşamın hakkını verin, kendinize saygı duyarak kaybolun evrenin karanlığında.

Yazarın biyografisi

Adı:
Arif Tekin
Unvan:
Türk İmam, Yazar
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 1954
Diyarbakır ili, Kulp ilçesi Akdoruk (Gavgas) Köyü'nde doğdu. Nüfusa ancak 1968 yılında 1954 doğumlu olarak kaydedildi. Köyde ilkokul olmadığından Arap grameri üzerine medrese tahsiline başladı ve bu öğrenim yaklaşık 15 yıl sürdü. Tabi ki daha sonra kendi çabasıyla İslam felsefesi hakkında bilgisini geliştirmeye çalıştı. Bu arada fakir bir ailenin çocuğu olduğundan ve başka da alternatifi olmadığından memur olmak zorundaydı. Anadili zazaca ve kendini bildi bileli hep Sünni ve Şafii mezhebine bağlı idi. Bu arada zaman içinde latin alfabesini öğrenip Türkçesini geliştirdi ve sonuçta dışardan sınavlara girerek ilkokul diplomasını aldı. Daha sonra bölge düzeyinde yapılan din görevliliği sınavında dönemin birincisi olarak kazandı ve Diyarbakır Merkeze bağlı Alıcık Köyü Camii imamlığına atandı. Zaman içinde Diyarbakır İmam Hatip Lisesi orta kısım ve lise diplomalarını yine dışardan aldı. Amacı hep pozitif bilimler olduğu için durmadı ve kendini hazırlayıp ÖSS-ÖYMS sınavlarına girdi. 1985'te Malatya İnönü üniversitesi Matematik bölümüne girdi; ancak bazı ailevi nedenlerden dolayı okuldan vazgeçti. Daha sonra yine ÖSS-ÖSYM sınavlarına girdi ve bu kez İzmir 9 eylül ilahiyata girip 1994'te mezun oldu. 1999 yılında henüz yayınlanmayan;ancak CD'ye alınan 'Kur'an'ın Kökeni'' adlı çalışmasıyla Turan Dursun Araştırma Ödülü'nü kazandı. Arif Tekin, Kur'an tefsiri, hadis ve İslam tarihi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 80 okur beğendi.
  • 558 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 535 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları