Arthur C. Clarke

Yazar 8,5/10 · 257 Oy · 29 kitap · 593 okunma ·  77 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Arthur C. Clarke
  • Unvan:
    İngiliz Şövalyelik Nişanı'na Sahip İngiliz Mucit ve Bilimkurgu Yazarı
  • Doğum:
    Somerset 16 Aralık 1917
  • Ölüm:
    19 Mart 2008
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

77 okur beğendi.
257 puanlama · 117 alıntı
1 haber · 3.989 gösterim
593 okur kitaplarını okudu.
922 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
18 okur kitaplarını şu anda okuyor.
8 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Arthur C. Clarke'nin Biyografisi

Yazdığı bilimkurgu romanı 2001: A Space Odyssey ve yönetmen Stanley Kubrick ile birlikte çalıştığı aynı isimli film ile meşhurdur. Aynı zamanda Mysterious World adlı İngiliz televizyon serisisin yapımcılığını ve sunuculuğunu da yapmıştır. Clarke, Robert A. Heinlein ve Isaac Asimov'la birlikte, bilimkurgunun "üç büyük yazar"ından biri olarak kabul edilmektedir.

Clarke 1941–1946 yılları arasında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde radar eğitmeni ve teknisyeni olarak çalıştı. 1945 yılında teklif ettiği "uydu iletişim sistemi" önerisinden dolayı 1963'de Franklin Institute Stuart Ballantine'den altın madalya kazandı.1947–1950 yılları arasında ve daha sonra tekrar 1953'te "British Interplanetary Society" (İngiliz Gezegenlerarası Topluluğu) başkanlığı yaptı.

Clarke dalışa olan merakından dolayı 1956 yılında Sri Lanka'ya yerleşti ve ölümüne dek orada yaşadı. 1998 yılında İngiliz Krallığı tarafından şövalye ilan edildi ve 2005 yılında Sri Lanka'nın en yüksek sivil onuru Sri Lankabhimanya ile onurlandırıldı.

Arthur C. Clarke'nin Kitapları Kitap Ekle

3. Rama’yla Buluşma (Rama Serisi 1. Kitap)
8,8/ 10  (13 Oy) ·  38 Okunma
8,2/ 10  (9 Oy) ·  27 Okunma
7. Bir Uzay Efsanesi (2001-2010-2061-3001:Son Efsane)
9,7/ 10  (12 Oy) ·  26 Okunma
9. Rama'nın Sırrı (Rama Serisi 4.Cilt)
9,5/ 10  (4 Oy) ·  23 Okunma
7,5/ 10  (4 Oy) ·  9 Okunma
7,5/ 10  (2 Oy) ·  6 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Seda, bir alıntı ekledi.
12 Nis 2015

"İnsanoğlunun tarihindeki en büyük trajedi, ahlâkın din tarafından ele geçirilmesi olabilir."

Arthur C. ClarkeArthur C. Clarke
Bolahenk, bir alıntı ekledi.
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İlle de tiyatro ille de tiyatro
“ bence televizyon, sanatçı ve izleyici arasındaki iletişimi zora sokan bir cihazdır.“

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 160)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 160)
Seda, bir alıntı ekledi.
12 Nis 2015

"İki olasılık var: Ya evrende yalnızız, ya da evrende yalnız değiliz. İki olasılık da eşit derecede ürkütücü."

Arthur C. ClarkeArthur C. Clarke
Semih, bir alıntı ekledi.
06 Oca 18:58 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Kaderimizi kendimiz belirlemeliyiz. İnsanlığın işlerine karışılmamalı artık.

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 18 - İthaki Yayınları)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 18 - İthaki Yayınları)
Semih, bir alıntı ekledi.
07 Oca 09:11 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

En basit cevap her zaman en doğrusudur.

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 58 - İthaki Yayınları)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 58 - İthaki Yayınları)
Seda, bir alıntı ekledi.
12 Nis 2015

"Dünyanın uzayda ufacık bir nokta olduğunu gördükten sonra, milliyetçiliğin en aşırı çeşitlerinin hala nasıl ayakta durabildiğini anlayabilmek kolay değil."

Arthur C. ClarkeArthur C. Clarke
Seda, bir alıntı ekledi.
12 Nis 2015

"Bu gezegene yer (earth) dememiz ne kadar yanlış. Oysa bu gezegen açıkça deniz'dir."

Arthur C. ClarkeArthur C. Clarke
Bolahenk, bir alıntı ekledi.
08 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İçini ani bir tiksinti kapladı. İnsanlar öfkeli sloganlar saçan bu göstericilerden artık bıkmamış mıydı?

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 16)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 16)
Tom Jones, bir alıntı ekledi.
21 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Gezegenlere bir gün hükmedebilirsiniz. Ama yıldızlar insanlara göre değil.

Çocukluğun Sonu, Arthur C. ClarkeÇocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke
Bütün Alıntıları Göster

Arthur C. Clarke kitap incelemeleri

Semih, Çocukluğun Sonu'yu inceledi.
 09 Oca 23:32 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

İthaki bilim kurgu serisinden okuduğum 10. kitaptı ve Arthur C. Clarke ile ilk tanışmam oldu. Bu tanışmadan gayet memnun ayrıldığımı söyleyebilirim. Yazarın verdiği mesajları ve kitabın alt metninde yer alan örtülü mesajları oldukça beğendim. Sizlerle de paylaşmak isterim. Şimdi kemerlerinizi bağlayın, uçuşa geçiyoruz.

Kitap dünyanın iki büyük süper gücü ABD ve SSCB'nin arasında olan uzaya çıkma yarışı ile başlıyor. Başlarda iki ülke arasındaki kıran kırana bir bilim-uzay mücadelesini bize aktarıyor yazar. Her ne kadar ülkemizde pek haberdar olmadan hayatlarımızı sürdürüyor olsak da bizim dışımızda birçok ülke uzay ve bilim alanında gizli bir savaş içerisindeler şu an. Bizse hala onların bizi kıskandığını düşünüyoruz maalesef. Düşünsenize, uzaya ve bilime dair ne gibi gelişmeler kat ediyoruz şu an? Koca bir hiç değil mi?

İnsanoğlunun uzaya çıkması ve uzayı keşfetmesi için en büyük girişimini yapacağı sırada uzaylıların gökyüzümüzde görünmeye başladığını düşünün. Tesadüf olamayacak kadar büyük bir olay değil mi?

Kitapta, dünyamıza istila eden uzaylılar kısa sürede yönetimi ele geçirerek insanlara emirler vermeye başlıyorlar. Verdikleri emirlerle dünyayı daha yaşanılır bir yere ve daha refah bir düzene geçiriyorlar. İnsanların mutluluğu artıyor ve günden güne zamanında hayal kurdukları her şeye kavuşuyorlar. Fakat Hükümdar ismi verilen bu uzaylılar kendilerini hiçbir şekilde insanlara göstermemeyi tercih ediyorlar. Bu durum biz insanlar tarafından kabul edilebilir bir durum mudur? Sizi yöneten ve bütün kararlarını veren uzaylıları görmeden onlara itaat etmek mümkün müdür?

İnsanoğlu kaderini bir başka ırkın eline bırakabilir mi? Kaderimizi bizim belirlememiz gerekirken neden başkaları veya başka güçler belirlesin?

Evet, eski çağlara göre dünyada tam anlamıyla bir "ütopya" yaşanıyordu; ama uzaylılar sırf refahımızı ve hayat standartlarımızı artırmak için dünyaya gelmiş olamazdı... Mutlaka bu uzaylıların bizden gizlediği ulu bir amacı olmalıydı. Bizden bu amacı büyük bir sır olarak saklıyorlardı... Uzaylıların sırrı neydi?

Yeterince merakınızı celp ettiysem, kitapla ilgili görüşlerime ve eleştirilerime yer vermenin zamanı gelmiş demektir. Araştırmalarımda bu kitapta yer alan yaşam türünün birçok okur tarafından "ütopya" olarak nitelendirildiğini gördüm. Fakat buna kesinlikle katılmıyorum. Bu kitabın öngördüğü şey ütopya olamaz. Kısa vadede çözüm sağlayan bir yaşam tarzı insanlık için bir felakete sebep olabilir. Hele ki ırkım hakkında kararları ben alamıyorsam ve uzaylılar tarafından yönlendiriliyorsam bunun adına ne yazık ki ütopya diyemem. Çünkü ütopyamı ben kendim oluşturmalıyım.

Zihin açıcı ve çokça üzerine düşünülmesi gereken bir eser. Bir şaheser. Din, felsefe, siyaset, bilim ve uzay konularında daha önce duymadığınız özgünlükte fikirler yer alıyor içerisinde. İlginizi biraz olsun çekmesini sağladıysam mutlaka okumalısınız.

fazi, Çocukluğun Sonu'yu inceledi.
 18 Şub 14:32 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bilimkurgu klasiklerinin okuduğum ikinci kitabıydı "Çocukluğun Sonu" , bu kitabı da Semih önerdi :) Zaten çoğumuz Semih sayesinde başladık bilimkurgu klasiklerine ve iyi ki de başladık diyorum her yeni kitapta. (Bir kez daha teşekkürler Semih, yeni tavsiyelerini bekliyor olacağım, bilesin :))

Adıyla (1997 yılında, Cep Kitapları tarafından "Son Nesil olarak basımı yapılmış eserin), kapak tasarımıyla beni kendine çeken bir eserdi Çocukluğun Sonu. Zaten, bilimkurgu klasiklerinin kapak tasarımları sade ve hoş görünümüyle hem göze hitap ediyor hem de eserler oldukça etkiliyor okuyucuyu. "Maymunlar Gezegeni" beni ne kadar etkilediyse, "Çocukluğun Sonu" da o derece sarstı. Hem anlatım hem de yaşananlar bakımından tüm kitap boyunca merak duygum hep ön plandaydı. Tabi ki kitaptan bahsedeceğim, okuyacaklarınız sadece bir giriş niteliğindedir ve hiçbir ipucu içermeyecektir.

Bir uzaylı istilası (istila demek ne kadar doğru bilmesem de daha uygun bir kelime bulamadım) ile başlayan kitap, insan ırkının bu istilayı kabullenmesiyle ve Hükümdarlar'ı benimsemesi ile devam ediyor. Evet kedilerine Hükümdarlar diyorlar. Hükmediyor, uzaktan izliyor ama insanların işlerine doğrudan karışmıyorlar. Ve böylece hayat artık hiç eskisi gibi olmuyor. (Hem iyi hem kötü anlamda eskisi gibi olmuyor hiçbir şey...)

İnsanlar daha mutlu, maddi şartları daha iyiye gidiyor, cinayetler, suçlar bitiyor ve insan aklının değeri bilinmeye başlıyor, üretim artıyor ve her şey ucuzluyor bu sayede. İnsanlar istedikleri her şeyi yiyebiliyor ve her yere gidebiliyor. Kısacası her şey yolunda görünüyor gezegende. (Kim böyle güzel şartlarda yaşamını sürdürmek istemez ki dediğinizi duyar gibiyim.) Ama kitapta da yazdığı gibi "Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlamaz."

Hayatı, kaderi Hükümdarlar'ın elinde olan bir ırk var ortada. İnsanlar bu yaşam tarzından mutlu olsalar da merak her zaman olduğu gibi çalıyor kapıyı. Dünya, Hükümdarlar'ın "neye benzediğini" ve insanlardan ne istediğini öğrenmek istiyor, ne pahasına olursa olsun bunun açığa kavuşmasını beklemeye başlıyor. Nihayet yıllar sonra bir gün, Hükümdarlar insanların hazır olduklarını düşünerek yeryüzüne iniyor. Ve kendilerini göstermeyi kabul ediyor! İşte her şey o zaman başlıyor...

Kitap boyunca, Hükümdarlar'ın neden insanlara yardım ettiğini, bu ırktan ne istediklerini anlamaya çalıştım. Dünyanın ve insanların, uzaylıların gözüne nasıl göründüğünü kestirme çabaları sardı beni. "Ya bunlar gerçek olsaydı, insanlık bu canlıların eline bırakır mıydı kaderini?" düşüncesi zihnimi kurcaladı.

Her anlamda dolu dolu, özgün bir kurgu okudum. Kitabı bitirince, adı hakkında da uzun süre düşündüm. (Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.) Ekonomi, din, siyaset, felsefe ve daha birçok konu üzerinde durarak güçlenen bir anlatımla karşılaştım. Samimiyetle söylemek gerekirse, böyle bir kitapla daha önce karşılaşmak isterdim. Yine bir "geç olsun güç olmasın" vakası oldu benim için Çocukluğun Sonu. Ütopya ve distopya konusuna hiç girmek istemiyorum, çünkü ben bir ütopya ya da distopya olduğunu düşünmüyorum eserin. Arka kapakta yazana katılıyor ve bir ince çizgide olduğunu kabul ediyorum.

(Bir de araştırınca kitaptan uyarlama mini dizi ile karşılaştım. Childhood's End bir buçuk saatlik üç bölümden oluşan bir mini diziymiş. Mutlaka izleyeceğim.) Kitap tabi ki tavsiyemdir :)

Howl, Çocukluğun Sonu'yu inceledi.
 25 Şub 23:03 · Kitabı okudu · 10/10 puan

‘’İki İhtimal var. Ya Evrende yalnızız ya da değiliz. İkisi de korkutucu.’’ Diyen Sir Arthur C. Clarke ikinci ihtimalin kurgusunda bir korku ütopyası ile karşımıza çıkıyor. Şuraya bir şarkı koyalım hem korkuyu bastırsın hem okurken sizlere eşlik etsin. (https://www.youtube.com/...amp;feature=youtu.be )

Şarkı için Khaos 'a teşekkürler tekrar.

Elbette her dikkatli göz için kitap okunmaya kapağından başlanır. Bu kitap için kapağın kendisi neredeyse kitabın özeti sayılır diyebiliriz. Kapakta -uzaylı mı dersiniz alien mı dersiniz e.t. mi dersiniz artık size kalmış- bir el, dünyayı avuçlarının içine alacak şekilde tasvir ediliyor. Yaşasın minimalizm ve detaylar. Minimalizm ve detaylar yaşıyor da biz dünya yerlilerine ne olacak? Karşılaştığı her büyük güce boyun eğen doğamız nüks mü edecek, yoksa egemenliğine düşkün benliğimiz kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım diyip baş mı kaldıracak?

Kitabımız A.B.D ve Rusya arasındaki çekişmeli uzay yarışının olduğu tarihe bir pencere açarak bizi hikâyeye dâhil ediyor. ‘’Teknolojimiz gülünecek seviyede ilkel olabilir; belki de tamtamların sesini dinleyen orman vahşileri gibiyizdir.’’ Uzaylıların gözünde bu şekilde tasvir ediyor bizi Sir Arthur. Biz ilkel yaşam formları yıldızları gözümüze kestirmişken yıldızlar ayağımıza geliyor. Ve dev uzay gemileriyle, gelişmiş teknolojileriyle ve Rockefeller’in banka hesabındaki gibi bol basamaklı Iq haneleriyle evrendaşlarımız geçerken bir uğruyor.

Ve o gün insanlık, her iyi kalpli insanın bugün dahi yüreğinde yatan cennet vari bir ütopya olma yolunun ilk adımını atıyor. Cehalet, hastalıklar, fakirlik ve korku yeryüzünden siliniyor. Savaşlar, ırkçılık, cinayetler, hırsızlık her şey son buluyor. Varsa bile elzem miktarda. Uzaylı dostlarımız dünyaya gelişlerinin hemen ardından sistematik bir şekilde bu ütopyayı gerçekleştiriyorlar. Ama gerçekten de tüm gayeleri dünyayı refaha kavuşturmak mı? Yoksa Hansel ve Gretel hikâyesi bir bilimkurgu romanında yeniden mi tezahür ediyor? Kendilerine gözlemci diyen bu uzaylılar gerçekten neyin peşinde emelleri ne? Yıldızların arasından birden çıkıp neden biz ufak insanları eğitmek, zihnimizi geliştirmek, aklımızı tam kapasite kullanmamız için çabalıyorlar?

Eğer 1984 cehennemin distopyası ise bence Çocukluğun Sonu cennetin distopyasıdır. Ama hayır distopya olamaz. Her şey o kadar muazzam, o kadar düşsel bir güzellikteki adeta bir ütopya. Ama ne diyor 103. sayfada Sir Arthur: ‘’Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz.’’ Tam manasıyla bir ütopya da sayılmaz. Ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiye sığdırılmış bir araf. Ve arafta kalan her ruh onu bir belanın beklediğini bilir. İnsanoğlu kendini nasıl bir belanın içinde bulacak? İlkellik bitiyor, çocukluk dönemini atlatıyor insanoğlu, evet. Ama bu büyüme sancıları onun felaketi olmasın sakın? Ben bilemem. Benim işim merak uyandıracak bir yazı yazmaktı. Merakı gidermek size kalmış. :)

İnsan üzerine, toplum üzerine, teoride mümkün ama olasılığı düşük bir senaryo içinde sürüklenilen ruh halleri üzerine güzel tahlilleri olan bir kitap. Uzay aşkına, bilinmezliğin cezp edici doğasına hitap eden ve bilimin kurgu ile birlikteliğiyle (Ki bu eser Arthur C. Clarke’in bilimkurgu ustası olarak kabul edildiği ilk kitap olarak gösteriliyor kimilerince.) İnsanı düşünmeye ve hayal etmeye yönelten en güzel kitaplardan. ‘’Bilimkurgunun en büyük görevlerinden biri de, insanların geleceği rahatça kabul etmelerini sağlamak ve zihinsel esnekliği teşvik etmektir.’’ Bırakın bilimkurgu zihninizin ufuklarını açsın, çakralarınızı gevşetsin. Herkese gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum bu akıl dolu kitabı.

Ve bu incelemeyi Sir Arthur’un son bir sözü ile noktalıyorum. ‘’Uzay çağı henüz başlamadı. İnanıyorum ki insan ırkından pek az kimse gökyüzünde bir noktayı işaret edip, ‘işte orası dünya’ dediğinde o zaman gelecek.’’ Öngördüğün gelecekte buluşmak dileğiyle üstat. Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler, sağlıcakla kalın ve kendinize iyi bakın.

Esma Tezgi, 2001: Bir Uzay Efsanesi'ni inceledi.
02 Haz 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Aslında uzayla ilgili şeyleri seven biri değilim ancak bilim kurgu okumak istiyordum ve bu kitap ilgimi çekti. Durgun bir kitaptı pek olay yaşanmadı, genel olarak uzay ve uzay gemisi hakkında bilgi içeriyordu ki beni sıktı. Giriş kitabı olduğu için mi durgundu bilmiyorum ama bende seriye devam etme isteği uyandırmadı. Yazarın çok güzel kurguladığı yerler vardı ancak genel olarak saçma ve sıkıcı buldum kitabı.

Cem, 2001: Bir Uzay Efsanesi'ni inceledi.
 11 Şub 17:54 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Stanley Kubrick'in 2001: Bir Uzay Macerası adlı filmini izleyenler filmin çekildiği 60'lı yılları aşan çok ilginç bir görselliğe de sahip olduğunu hatırlıyordur. Kubrick'in başyapıtlarından olan bu filmin son kısımlarındaki görsellik, filmin insanlığın ilk dönemlerini anlattığı kısımlarından sonra uzay çağını anlattığı ve uzay gemilerini ya da makinelerini klasik müzik eşliğinde izlediğimiz kısıma kıyasla daha da etkileyici. Kitabı okurken filmi iyi ki izlemişim dedim, çünkü kitap boyunca anlatılan şeyleri hayal edebilmem benim için hiç kolay olmayacaktı, çünkü okurken sadece okuyorum ve hayal etmiyorum genel olarak.

Arthur C.Clarke'ın bilimkurgunun en önemli üç isminden birisi kabul edildiğini biliyorum. Bilimkurgu deyince bambaşka bir zaman ve dünyadaki insanların, toplumların hikâyelerini anlıyorsak eğer o galiba Ursula K. Le Guin'in tarzı oluyor. Arthur C. Clarke'ın tarzı böyle değil. Geçen hafta okuduğum Haldeman'ın Bitmeyen Savaş'ı bile çok daha okunabilir bir eser kanımca; en azından karakterler çok daha ilginç. Burada ise yazarın neredeyse tamamen bilime odaklandığını, kurguyu ise sadece anlatmak için kullandığını görüyoruz. Eğer bilimkurguda farklı ekoller varsa yazar herhalde en sert ekole ait olmalı; kitabın sonunda yer alan Gözcü ve Şafakta Karşılaşmalar adlı son iki hikâye benim bildiğim bilimkurgu tarzına daha yakın duruyor ve okunması daha kolay. Kitabın tamamı ise çok büyük oranda makinelerin çalışması, mekanizmaların işleyişi tarzında sürüyor ve böyle yaparak 50 sene önce yazılmış bir kitap olarak yazarın esas meselesinin mümkün olduğunca gerçekçi ve mümkün bir gelecek hayâl edip kurgulamak olduğunu görüyoruz. Fantastik boyutları tamamen dışlayarak yazar kitabın final bölümündeki en uç noktalarda bile mümkün olabilecek ve kitabın genel atmosferine, gerçekçi havasına uygun olan bir tarzla yazıyor ve hiç birşey bize uydurma ya da abartı hissi vermiyor. Tevfik Uyar ve arkadaşlarının Muhabbet Teorisi adlı internet programında birkaç haftadır bilimkurgu nedir, ne değildir tartışması sürüyor. Orada da sözü edildiği üzere bu gerçekçilik hissi kitabın en güçlü yanı. Kitabın klasik kabul edilmesindeki en güçlü yönlerden birisi bu olsa gerek; bu kadar sene önce ve daha Ay'a çıkılmamışken böylesi bir hayâl gücü... Bunun dışında karakter geliştirmek anlamında bir etkisi olmadığını söyleyebiliriz eserin. Galiba bunu dert edinmiyor da ; ancak bu durum kitaba hiç bir şekilde zarar vermiyor.

"2001: Bir Uzay Macerası", Ay'da bir monolit keşfeden insanlığın kendi kökenlerini ya da uzaydaki diğer zeki canlıları bulma arayışını anlatıyor. Yaşı 3 milyon yıl olarak tahmin edilen bu monolit evreni dolaşan bir zeki uygarlığın gözcü ve kaşiflerinin bıraktığı izlerden birisi belki de. Hayatın gizemini uzayın, evrenin farklı yerlerine yaşam tohumları bırakan çok gelişmiş bir uygarlığın varlığında arayan kitap ve film bir şekilde Homeros'un Odysseia'sının kahramanı gibi varoluşunun özüne yani ülkesine, yuvasına dönmekte ter döken bir insanlık resmi koyuyor önümüze. Yazarın hayal gücünün zirve yaptığı son bölümde bir çok cevap buluyoruz. Ursula K. Le Guin'in Mülksüzler'de söylediği gibi, gerçek yolculuk geri dönüştür dercesine biz de geri dönüyoruz, dünyaya ve kitabı bir çok cevap ve çok daha fazla sayıda soruyla bitiriyoruz. Son iki öykü ise kitabın sert havasını yumuşatıyor ve finalini daha da güzelleştiriyor.

İlk defa bilimkurgu okuyacak olanlara bu kitabı önermiyorum. Bilimkurguyu çok sevenler için ise okunmaması imkânsız bir kitap 2001. Dört devam kitabı daha bulunuyor. Umarım İthaki onları da basar.

Pelin S., Çocukluğun Sonu'yu inceledi.
 26 Eki 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · 9/10 puan

Bilim kurgu klasiklerini tamamlamayı hedef edinen biri olarak yolculuğuma ilk bu kitapla başladım. Vallahi ne yalan söyleyeyim setteki kitapların üslubundan ve akıcılığından biraz endişe etmiştim ama bu kitap inanılmaz akıcıydı. Resmen elimden bırakamadım. Bırakmak zorunda kaldığımda da dakikaları saydım tekrar okumak için... Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm tek şey "ben ne kadar muhteşem bir şey okudum ya" cümlesiydi. İnanılmaz kafa açan, imkansızı düşleterek insanlığa dair bir çok konuyu sorgulamanızı sağlayan ama bunu yaparken asla hikayeden kopmadığınız efsane bir kitap olmuş. Bayıldım. Arka kapaktaki "Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz" cümlesinin ne kadar şahane ve doğru olduğunu anladım. Kafamda oturmayan ve kabullenemediğim tek nokta ise insanlığın nasıl bu kadar kolay Hükümdarların hakimiyetini kabul ettiğiydi. Kendini öldürmeye ve bazen de feda etmeye bu kadar meyilli olan insan ırkının, böylesine çabasız bir teslimiyet doğasına aykırıydı bence. Tekrar tekrar aklıma takılan, olasılık dahilinde düşünmekte zorlandığım kısım bu oldu. Bunun dışında bayağı beğendim. Bilim kurgu klasiklerinden okuduğum ilk kitap oldu. Efsane bir başlangıç yaptım bence. :D

Tom Jones, Çocukluğun Sonu'yu inceledi.
21 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Bilimkurgu-ütopya karışımı güzel bir kitap an itibariyle bitti. Zeki varlıkların dünyamızı ziyareti ve daha sonra yaşananlar akıcı bir üslup ile aktarılmış. Olaylar zaman sırasına göre 4-5 karekterin gözünden anlatılıyor. Bu tarz sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap..

Bu kitap, kuşkusuz müthiş bir bilimkurgu klasiği. Yazılma süreci de bir o kadar ilginç. Yazarımız Arhur C. Clarke, ünlü yönetmen Stenley Kubrick ile karşılıklı bir beyin fırtınası neticesinde kurgunun ilk taslağını oluştururlar. Ortaya çıkan şey, Kubrick'in kolları sıvayıp bu kez bir bilimkurgu filmi çekmek istemesi sonucunda, bir çeşit senaryo olur.

Kitap bitmeden filmi çekilir. Ortaya sadece tüm zamanların en iyi on filmi listesine giren bir film çıkmaz; bir yıl sonra kitap yayınlandığında bu kez tüm zamanların en iyi bilimkurgu yapıtı ile de karşı karşıya kalırız.

A Space Oddyssey (kitabın orijinal adı), kelimenin tam anlamıyla bir kült romandır. Kurgusu mucize denecek kadar şaşırtıcı, sıkı ve iyi işlenmiş bir romandır bu.

Evrimsel basamağı sıçramaya yatkın primatları seçmek amacıyla üç milyon yıl önce, dünyada birden beliren üç metrelik bir monolit, diğer adıyla bir dikilitaş kullanılarak, primatlara alet kullanmayı öğreten dünya dışı yaşam unsurlarının dünyayla esrarengiz temasları.

Ardından günümüzde Ay araştırmaları sırasında Ay'a gömülü üç milyon yaşında olduğu keşfedilen bir başka monolit. Ve kitaba göre Satürn'e, filme göreyse Jüpiter'e, monolitin yaydığı sinyallerin takibi için başlatılan yolculuk.. Ve tüyler ürperten bir final...

Bilim sevenlere, kurgu sevenlere, ikisini birden sevenlere..

Ensar., Richter 10'i inceledi.
23 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

1 okunma mı ??? 22 bin kişilik sitede sadece 1 mi hadi 10 bin i görmemiş olsun geriye kalan 10 bin *???? kitabı çok uzun süre önce okumama rağmen sanki kitabı okumuş gibi değilde filmini izlemişim gibi çoğu sahnesi aklımda...sürükleyici olduğu şüphesiz hele ki 1.bölümdeki depremi-- yaşamış biri olarak-- bir kez daha yaşadım... kitap okunurken kelimeler eriyor kitap sinema sahnesine dönüşüyor ...nasıl anlatacağımı bilmiyorum buraya bir şeyler yazdıkça aklıma geliyor...tarifsiz...

Ahmet Boyraz, Çocukluğun Sonu'yu inceledi.
27 Haz 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bilim Kurgu kitaplarına merakım 2017'de başladı ve yazarın ilk kitabı da bu yıla kısmet olmuş. Sonunu çok beğendiğim ve hayran kaldığım mükemmel bir kitaptı. Kitaplardaki kapak tasarımı benim için Çok önemlidir ve bu kapak tasarımı da harika. İthaki bu işi biliyor. :)

Bütün İncelemeleri Göster