Arthur Golden

Arthur Golden

Yazar
8.3/10
239 Kişi
·
1.002
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.641
Gösterim
Adı:
Arthur Golden
Unvan:
Yazar
Doğum:
Amerika, 1965
1956 yılında Tenessee, Chattanooga'da doğdu. Çocukluğu ve gençliği burada geçti. 1978 yılında Harvard Koleji, Japon Sanat Tarihi Bölümünden mezun oldu. 1980 yılında Columbia Üniversitesi Japon Sanat Tarihi yüksek lisans bursu kazanan Golden; Mandarin Çincesi öğrendi. Bir yıl süresince, Bejing Üniversitesinde çalışmalar yaptı. Daha sonra, Tokyo'ya giderek bir dergide çalışmaya başladı. Bir süre Japonya'da çalışan yazar, Amerikaya dönerek, 1988 yılında Boston Üniversitesinde İngiliz dili konusunda uzmanlık diploması aldı. Karısı ve çocuklarıyla birlikte Massachusetts, Brookline?de yaşamakta olan Golden; Boston civarında bir okulda, edebiyat öğretmenliği yapmakta ve yazılarına devam etmekte
Deniz kudurmuştu, kaya gibi dalgalar, keskin bıçaklara dönüşüyordu. Bana, Dünya da benim hissettiklerimi hissediyormuş gibi geldi. Hayat, bir saniye önce orada olan şeyleri sürekli alıp götüren ve orada boş, tanınmaz bir şeyler bırakan bir fırtına mıydı?
Genç kızlar her türlü aptalca şeyi umut ederler Sayuri. Umutlar tıpkı saç tokaları gibidir. Kızlar çok sayıda takmak ister. Yaşlandıklarında ise bir tane taksalar bile aptal gibi görünürler.
"Herkesin bir kaderi vardır. Fakat bunu öğrenmek için bir falcıya başvurmaya ne gerek var? Karnımın acıkıp acıkmadığını öğrenmek için aşçıbaşıya başvurmam gerekir mi?"
Arthur Golden
Sayfa 258 - Altın Kitap Yayınevi
Yere düşmeden önce bir saniye kadar boşlukta kalan bir top gibi, kendimi bir zamansızlık ortamında boşlukta dolaşıyormuş gibi hissettim.
Anlatımı su gibi akıcı, betimlemeler gerçekten çok başarılı. Kitabı okuduktan sonra filmini izlemek ne kadar mantıklı olur bilmiyorum ama kafamda tasarladıklarımı biraz daha görsel hale getireceğini umuyorum. Kitap gibi olamaz kesinlikle farkındayım, zaten aynı tadı beklemiyorum.
Küçücük bir kız çocuğunu, genç bir kızı, çırak bir geyşayı, yetişkin bir geyşayı, olgun bir kadını nefis bir şekilde aktarmayı başarıyor kitap size.
Okumaya başladığınız anda bitirmek isteyeceğiniz, Japon kültürü ve geyşalık kavramı üzerine çok farklı ve yeni şeyler öğreneceğiniz müthiş bir hayat hikâyesi.
Ailesi tarafından satılarak geyşa olmaya zorlanan küçük bir kızın, acılarla olgunlaşması ve sevdiği erkeğin gözleri önünde farklı farklı erkeklere hizmet etmek zorunda kalması çok etkileyici bir dille anlatılmış. Taa ki... Gerisi sürpriz!
Ben çok etkilendim, merak ediyorsanız size de tavsiye ediyorum.
Oldukça akıcı bir dille anlatılmış sanki yüz yüze hikayeyi dinlemişim gibi hissettim.bir yaşam kültürü olan geyşalık tüm ayrıntılarıyla anlatılmış.
Küçük bir kız. Annesinin ölümü üzerine babası onu geyşa olabilmesi için yaşadığı balıkçı köyünden gönderir.
Ve kızın geyşa evinde yaşadıkları...sürükleyici bir eser.
Kitabın adı, konusu hakkında gayet net bir bilgi verdiği için daha detaylı açıklamalar yapmaya gerek yok sanırım. Ama yıllardır okumak istediğim göz önüne alınırsa, yüksek beklentimi karşıladığını söyleyebilirim. Başlangıçta hikayenin içine girmekte biraz zorlandım ama ilerledikçe kendimi iyice kaptırdım. Hatta okurken gözümde öyle güzel canlandırdım ki, şimdi film beklentimi karşılayamazsa diye izleyemiyorum. Ama siz de okumakta benim gibi geç kaldıysanız, daha fazla oyalanmayın derim. Tavsiyemdir. =)
Sayuri'nin okiya'dan kaçması bir ara beni mutlu etse de hüzün dolu bir roman.çok beğendim.ayrıca japon kültürü ve geyşa hayatı ile ilgili bilgi edinebileceğiniz bir kitap.
Bir geyşa'nın anıları

Burada anlatılanlar baştan aşağı kurgu olsada 1930-1940 yıllarının japonyasında bu ve benzeri geyşalardan çokça söz etmek mümkündür. Hatta iş belli bir yerde o noktaya geldi ki Geyşalığı sanat statüsünde görmeye başladılar. Ne var ki bu bir zamanların Amerikan hippi akımı gibi kısa ve parlak bir ışık etkisinde bir an yandı ve kayboldu. Zaten öyle de olmalıydı. Çünkü 2. dünya savaşından sonra hümanizm ön plana çıkarak "insan'a" tarihin en büyük değeri verildi. Dünya bu haldeyken japonya gibi savaş atlatmış ve kendini derhal toparlamaya çalışan bir ulusun da Geyşa gibi bir kavramla anılması düşünülemezdi.
Gelelim Sayuri'nin dünyasına...
Pek çok japonun adını duymadığı bir balıkçı kasabasında doğan sayuri ablası, anne ve babasıyla yaşamaktayken annesi ölümcül bir hastalığa yakalanır ve bu esnada bir tesasüf eseri bay tanakayla tanışır. Kısa sürede ablasıyla kyoto bölgesinde zengin iki aileye satılırlar. Abla genelev tarzı bir yerde çalıştırılırken Sayuri Geyşa olması için eğitilmektedir. Ablasını bulup beraber kaçma planı yapan iki kardeş Sayuri'nin evden kaçmak için çatıdan düşmesiyle gerçekleşemez. Abla kaçar fakat Sayuri hizmetçi yapılarak cezalandırılır. Bir gün yolda bir siparişi getirmek üzere giderken yaşı hayli geçkin olmasına rağmen çok yakılıklı olan biriyle karşılaşır. Bu bir elektrik şirketinin patronu ve başkanıdır. Başkan sayuri'ye bir mendil verir ve kızın hayatında köklü değişiklikler başlatan bu karşılaşma hikayenin sonunda açıklığa kavuşur.
Sayuri'nin kalmak zorunda olduğu Okiyaya da Hatsumomo isminde henüz Geyşa olan birisi yaşamaktadır. Bu kişi zeki, kurnaz ve kafası gayet çalışan birisidir. Bir kaç defa sayuri'ye iftira atarak onun ağır şekilde borçlanmasını sağlamıştır. Hatsumomo'nun düşmanı olan mameha isminde başka bir geyşa sayuri'ye yardım etmek ve onun ablası olmak için anneden izin ister. Bir takım anlaşmalar sonucu mameha'nın isteği kabul görür. Ve sayuri bu günden itibaren gözde bir geyşa olmak için elinden geleni yapar. Tüm kalbur üstü kişilerle arasını yapar tanınıp sevilen ünlü bir isim olur. Savaş sırasında tüm etkinliklerini ve şaşaalarını kaybeden bu grup savaş sonu enteresan bir kyotayla karşı karşıyadırlar.
Finalde ise Amerika'ya yerleşerek orada bir çay evi açan sayuri sonunda Başkana içinden geçenleri açabilmiş ve onun dannası olmayı başararak yıllar önce mendili aldığı günün tüm Gizemlerini çözebilmiştir. Bu sırada Anne ile başkan ölmüşlerdir...
Hikayeyi kendi ağzından anlatan Geyşa sayuri, son satırlarını bay tanaka'yı anarak tamamlar. Mameha'nın Sayuri'ye söylediği şu hazin cümle kitabın ana temasıdır... "Mutlu hayatlarımız olsun diye geyşa olmuyoruz; başka seçeneğimiz olmadığı için geyşa oluyoruz."

Gelelim bizdeki Geyşalığa...
Bilirsiniz bizde bu kavramın tam karşılığı olamaz. Hele hele Osmanlı döneminde sözü anılamaz. Çünkü osmanlılarda kadının yeri ve konumu oldukça farklıdır. Osmanlı kadını rütbe ve payesi ne olursa olsun katiyen belli sınırlarda yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştır. Bunun sebepleri başında İslam dinini yalan yanlış yerinden yaşamaya ve yaşatmaya çalışan güruh gelir. Bu kişiler öyle insanlardır ki içlerinden geçeni Kur'an ın emriymiş gibi anlatma alçaklığında bulunmuşlardır. Tamamı böyledir diyemeyiz elbette fakat büyük kısmı maalesef bu ve benzerini yaşatmış, halkı yanlış yönlendirmiştir. Son dönemde verilen fetvalar bunun en belirgin örnekleridir...
Öte yandan Türk insanının inanç sistemi böylesi bir yaşantıyı karakteri gereği asla kabul etmeyeceltir.
Son olarak naçizane bir fikrimi daha belirtmek isterim. Bu kitap öyle edebi yönden derin ve eğitici yada yönlendirici değil. Boş zaman değerlendirmekte birebir gibi geldi bana. Aksi düşünülerek okunmamalı bence. Şimdiden iyi okumalar...

Vesselam...
Uzun ama okuyana pek bişey katmayan bir kitap olmus. Hikaye kurgu sürükleyici merakla okuyorsunuz ama kitap bittiğinde size bişey katmiyor. Vakit öldürmek istemiyorum derseniz hiç başlamayın derim. Kitapli saatler.
Çok akıcı bir kitap.Bir geysanin yasami boyunca başına neler gelebileceği duygu durumlarına da deginilerek cok güzel anlatılmış. Betimlemeler oldukça güzel yapılmıştı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Arthur Golden
Unvan:
Yazar
Doğum:
Amerika, 1965
1956 yılında Tenessee, Chattanooga'da doğdu. Çocukluğu ve gençliği burada geçti. 1978 yılında Harvard Koleji, Japon Sanat Tarihi Bölümünden mezun oldu. 1980 yılında Columbia Üniversitesi Japon Sanat Tarihi yüksek lisans bursu kazanan Golden; Mandarin Çincesi öğrendi. Bir yıl süresince, Bejing Üniversitesinde çalışmalar yaptı. Daha sonra, Tokyo'ya giderek bir dergide çalışmaya başladı. Bir süre Japonya'da çalışan yazar, Amerikaya dönerek, 1988 yılında Boston Üniversitesinde İngiliz dili konusunda uzmanlık diploması aldı. Karısı ve çocuklarıyla birlikte Massachusetts, Brookline?de yaşamakta olan Golden; Boston civarında bir okulda, edebiyat öğretmenliği yapmakta ve yazılarına devam etmekte

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 1.002 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 245 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları