Asaf Hâlet Çelebi

Asaf Hâlet Çelebi

Yazar
8.4/10
54 Kişi
·
213
Okunma
·
101
Beğeni
·
4.052
Gösterim
Adı:
Asaf Hâlet Çelebi
Unvan:
Türk Şair, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 27 Aralık 1907
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 15 Ekim 1958
Asaf Halet Çelebi (27 Aralık 1907, İstanbul - 15 Ekim 1958, İstanbul), şair.

Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Sait Halet Bey'in oğlu olan Çelebi İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nde 8 yıl eğitim gördü. Babasından Fransızca ve Farsça, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede (Akyürek) ile Rauf Yekta Bey'den musiki ve nota dersleri aldı. Kısa bir süre kaldığı Fransa'dan dönüşünde üç yıl Sanayi-i Nefise Mektebi'nde öğrenim gördü. Adliye Meslek Mektebi'nden mezun oldu.

Üsküdar Adliyesi Ceza Mahkemesi zabıt kâtipliği yaptı. Osmanlı Bankası, Devlet Deniz Yolları İşletmesi'nde çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü kitaplığında görevliyken yaşamını yitirdi.

Gençlik yıllarında divan edebiyatından etkilendi. Gazeller ve rubailer yazdı. 1937'den sonra serbest ölçü kullanmaya ve Batı şiirinin tekniklerine yönelmeye başladı. Yeni şiir akımının önde gelen dergilerinden Ses, Hamle, Sokak, Servet-i Fünun-Uyanış'ta ve Gün gazetesinde 1938-1941 yılları arasında ilk şiirleri yayınlandı. Bu şiirlerinde ergenlik çağına ait duygular, çocukluk, masallar ve tekerlemelerin gerçeküstü dünyası gibi temaları kullandı. Hırsız, Trilobit ve Cüneyd adlı şiirlerinin Fransızca çevirileriyle birlikte 45 şiirin bulunduğu He'nin (1942) ardından aynı çizgide on şiirin yer aldığı Lamelif'i (1945) yayımladı. Bütün şiirlerinin toplandığı Om Mani Padme Hum (1953), Çelebi'nin içrek ve gizemci şiirini bütünüyle gözler önüne serer. İstanbul dergisinde yayımladığı Benim Gözümle Şiir Davası (Temmuz-Aralık 1954) adlı altı makalede poetikasını açıkladı. Ses, imge, anlam ve düşünce olarak kültürler arası ve metinler arası bir nitelik taşıyan şiirleriyle Asaf Hâlet, Türk şiirinde "modern gelenekçi" tavrın temsilcisi oldu.

İlk dönem eserlerinin ardından, şiirlerinde dinlerden, ideolojilerden, toplumsal olaylardan çok Anadolu-İran-Hindistan çizgisi üzerinde uzanan bir yaşamın görünümlerini sesler aracılığıyla dile getiren şair, şiirin tıpkı hayatta olduğu gibi soyut araçlarla soyut bir dünya yarattığına inandı. Kendisinden sonra gelen nesli soyut şiir anlayışının Türk Edebiyatı'ndaki ilk tanımlarını yaparak etkiledi. Şiire bakış açısını "Mesela esasen, müşahhas malzeme ile mücerret olan hayali yaşatabilmektir. Yani mücerret şiir, bilakis mücerret mefhumlu kelimelerden mümkün mertebe soyunmuş olan ve toplu bir halde mücerret bir mana anlatan ve bize o ihtisası veren ruh anının ifadesini taşıyan şiirdir." diyerek açıkladı.

Şiirlerinin yanı sıra eski edebiyat ile ilgili çalışmalarıyla da tanınan Çelebi, Hint ve Fars Edebiyatları üzerine yaptığı çalışmaları dergilerde ve kitaplarda yayınladı. Bu konuda yazdığı makalelerden biri 1949 tarihli Şadırvan Dergisi'nde bulunabilir. Ayrıca, çeşitli dergilerde yayınlanan düz yazıları ve Hint edebiyatı üzerine makalelerini Semih Güngör, Asaf Halet Çelebi incelemesiyle birlikte yayınladı.

/ WIKIPEDIA /
ibrahim 
içimdeki putları devir 
elindeki baltayla 
kırılan putların yerine 
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı 
koca buzlar düştü 
putların boyunları kırıldı 
ibrahim 
güneşi evime sokan kim

asma bahçeleri dolaşan güzelleri 
buhtunnasır put yaptım 
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım 
güzeller bende kaldı 
ibrahim 
gönlümü put sanıp kıran kim
bu can içimde kuştur kunâla
seni görünce titrer
bu can gözümde mahabbettir kunâla
seni görünce yanar
bu can burnumda soluk olur kunâla
uçar gider
Asaf Hâlet Çelebi
Sayfa 72 - Everest Yayınları
''Sana misafir geliyorum
Biraz daha uykuya yakın
Biraz daha dalgın
Biraz daha başka şeylerden uzak..''
128 syf.
Bir zamanlar anlamını çözemediğim bir söz dönüp dolaştı beynimde.
'İbrahim, gönlümü put sanıp da kıran kim'

İçimden mutluluklar taşarken denk gelmek, belki talihsizlikti. Çünkü bu dizeler hüznün dizeleri. Hiç oturup da araştırmadım da kimin sözüymüş diye. Ben kimden duyduysam, ilk nerede gördüysem o kişiye ait oldular. Sonra.. Sonra kayboldular..

Uzun zaman geçti.

Akışına bırakıyoruz, olması gereken oluyor. Üşenmemek çok önemli.
Bir yerde okumuştum şimdi hatırlamıyorum, ' Hüznümün sebebi üşengeçliğimdir. ' gibisinden bir şeydi. ( Gerçekten okudum, uydurmuyorum.) Bir boş vaktimde üşenmedim ki ne zaman - neyse yapayım - diyerek bir işe başlasam mutlaka güzel neticeler almışımdır. İlçe kütüphanesine gittim ve şiir raflarında gördüm.

'İbrahim, gönlümü put sanıp da kıran kim'

Tabi bu sefer nerede mutluluk? İşte tam okunması gereken anda karşıma çıkmıştı.
Önce Asaf Halet Çelebi hakkında bilgi edineyim dedim. Edinmesem de olurdu. Benim şiir defterime girecek harikulade bir mısra vardı orada.

Sadece bunun için bile sevebilirim seni..
Sevgiyle kalın.
265 syf.
·9 günde·6/10
Aşk Eri Hz. Mevlana(k.s) önceleri ilimle yoğrulup, dönemin ileri gelen ulemalarından dersler okuyan alimken, Hz. Şems'in konyaya gelişiyle aşk ateşine gark olmuş, ünü yüzyılları aşıp tüm dünyaya yayılmış hoşgörü timsali bir aşık hâline gelmiştir. Kitapta da denildiği gibi;"Tebrizli Şems, Mevlana'yı ateşlemiş, fakat öyle bir infilak karşısında kalmıştı ki onun alevleri içinde kendisi de yanmıştı.
Mevleviliği kendisinden sonra oğlu Sultan Veled kurmuş olmakla beraber bu yolun uygulamaları Hz. Mevlana tarafından uygulanagelmiş usullardır.
Mevlevilik Ehl-i Sünnet üzere olan bir yol. Bu yolun yolcuları 'Müslümanlık, ince insanlıktır; dervişlik ise ince müslümanlık.' sözüne uygun olabilmek için gerekli incelikleri dergahlarda öğrenmeye çalışan Canlardır.
Her tarikatta olduğu gibi Mevlevilikte de uyulması gereken kurallar, bir yaşam tarzı şeklindedir aslında.
Bu eser, Hz. Mevlana'nın hayatını, şahsiyetini öğrenenin yanında Mevlevilik kültürünü de genel hatlarıyla anlatan bir eser.
Tarikatlar hâl işidir kâl işi değil. Ama hale varmak için sevmek, sevmek için de bilmek gerekir.
Allah aşkımızı ziyade etsin...
200 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Çelebi; mistisizmi, tasavvufu, kutsal kitapları ve çocukluğunun bölük pörçük anılarını harmanlayarak kitabına taşımış. Şiirlerinin bir çoğu oldukça ahenkli. Farsça ve Fransızca dersleri almış olmasının yansımalarını kitabında görülüyor. Kitabı elinize almadan önce hayatını okumanızda fayda var diye düşünüyorum.
128 syf.
Eğlenceli bir okumanın sonuna gelmiş bulunmaktayım. Asaf Hâlet, bana çok şey kattı desem yalan olmaz. Kendine has bir yazı tarzı, cümleleri, kelimeleri var.

Kitap burda 128 sayfa gözüküyor. Şiirler 128de bitiyor doğru. Daha sonrası şiirlerinin açıklaması. Alıntıların birazı da aslında o açıklamalardan gelmekte. Kilise şarkıları falan..

Kitaba gelecek olursak.. Asaf Hâlet, okumadan önce biraz tereddütte kaldım. Neden? Çünkü dilinin ağır olduğunu, yabancı kelimeleri çok fazla kullandığını biliyordum. Her şeye rağmen bir şiir sever olarak bu kitabı okumaya karar verdim ve aldım. Pişman mıyım? Tabii ki hayır.

Asaf Hâlet, bir yerden Divan edebiyatı tarzı yazarken, diğer yandan ise o kadar modern şiire uymuş ki aceba aynı insan mı ki diye düşünmeden edemedim. Kitabın sonuna geldikçe üzüldüm, üzüldükçe daha çok okudum derken bir bakmışım kitap bitmiş. Aşırı eğlendim. Bunun nedeni bilmediğim kelimeler ve tamlamalar öğrenmem oldu.

Fazla mı yoksa az mı alıntı yaptım bilmiyorum. Amacım biraz da sizleri şiire yöneltmek. Takip ettiğim kişilerin %90'ı roman okur vaziyette. Elbette kimsenin okuduğuma karışmam, beni ilgilendirmez. Sadece romandan sıkılanlar için ufak kaçamaklar olsun diye yaptım birçok alıntıyı.

Sadede gelecek olursam.. Şunu söylüyorum sadece; bundan sonra Asaf Hâlet kitaplarını okumadan geçmem. Dili, akıcı oluşu, yabancı kelimelere rağmen insana yabancılık çektirmemesi çok hoşuma gitti. Okumak isteyenler mutlaka okusun...
128 syf.
·18 günde·Puan vermedi
Merhabalar

Asaf Halet ile tanışmam çoğu okurlar gibi; "İbrahim / İçimdeki putları devir / elindeki baltayla / kırılan putların yerine / yenilerini koyan kim." diye dizeleri olan meşhur şiiriyle olmadı. Bundan 10 yıldan kadar önce, (belki daha da eski) bir edebiyat dergisi vardı, belki hatırlayanlar vardır K Dergisi. Gerçek bir edebiyat dergisi, dolu dolu içeriği olan. Günümüzde mantar gibi biten, kapağında cafcaflı sulu boyalı şair/yazarların portre resimlerinin olmadığı, K Dergisiyle tanımıştım Çelebi'yi. Çelebi'nin anlatıldığı bölümün başlığı hâlâ aklımdadır: "Bobstil Bir Mistik" idiydi.

Kitabıyla tanışmak bu güne nasip oldu. Bir şiir kitabını yorumlamak nasıl yapılır bilemiyorum ama; Çelebi'nin şiirlerini Doğu-Batı endeksinde hareket eden bir tren olarak gördüm ben. Kendisi Doğu Medeniyeti ile içli dışlı bir şair. Şiirlerinin merkezinde İslam Medeniyeti, Eski Yunanlar, Eski Mısır ve Asur kültürleri, Mansurlar, Budizm öğretileri, Tasavvuf, Siddhartha, Nirvana, Fars ve Divan edebiyatlarının etkisinde. Şiirlerinin merkezine aldığı konular hakkında belli bir birikiminiz yoksa benim gibi bu mistik adamı anlamak zor olacak, Çelebi'yi anlamak biraz çaba gerektiriyor. Eğer ben bu konulara iç güveysinden halliceyim diyorsanız; bu kapalı şiirler tam sizlere göre. Benim gibi bir çomar, Nirvana'yı görünce aklınıza Nirvana'nın vokalisti Kurt Cobain geliyorsa hiç bulaşmayan bu derya deniz şaire.
Son olarak Asaf Halet gibi donanımlı bir şairi tekrar okumam için biraz daha ekmek yemem gerektiğimi söylerken, okumak isteyen değerli okurlara Asaf Halet denizinde boğulmamaları için küreklerinize kuvvet demekten başka bir şey dileyemem.
Keyifli günler dilerim.
128 syf.
·Puan vermedi
...Çelebi, odamdan çıkınca, onun sigara dumanı ile beraber odaya sinen o saygı, tevazu, aşırı olgunluk dolu eski Beylerbeyi havası, bir müddet daha odada kalır, ama bir müddet sonra yine her günün hışır, yavan rutini onun yerini alırdı.

Çelebi, yolunu ve asrını şaşırmış bir derviş gibi onu çok yadırgayan hoyrat bir çevrenin içinde bir gün sızlanmadan, kimseyi bir an töhmetlendirmeden, olgun bir hoşgörü ile sessiz sedasız yaşadı...

( Haldun Taner - Çok yaşasın ölüler kitabından )
'Görmek istemiyorum
Gözümden ye beni
Duymak istemiyorum
Kulağımdan yut beni
Düşünmek istemiyorum
Kafamdan beni yut
Harput...'
Şiir bu, hikayesiyse şöyle rivayet:
İş bu şiiri Anlamayan elazizli bir takipçi
Asaf beyefendiyi bir kahvehanede nargile tüttürürken görür, ve yanına varıp ezberden okuyarak der üstadım bu şiirin hikmetini çözemedim, bize bir tefsir.
Asaf halet nargilesinden sağlam bir duman alıp,
-Farzetki evlat, ben bir melankolik fareyim
Ve benim kedim Harput da beni yemek üzere üstüme doğru yürüyor.
-eee?
Kedinin ağzındayım. Artık beni yutacak. Korkudan çıkıyorum artık. Uzaklaşıyorum. Yutulmamı bekliyorum.
Sonra bir duman daha alır ve der,
Görüyorsun ya, yazdığım şiirde anlaşılmayacak bir şey yok.. Çok açık..
Sende bir duman ister misin?
Ekseriyetle duman ehlindendir.
Umarım gittiği yerde kanlıcalı İsmail efendinin nargilesinden vardır. Ve gönlünce şiir yazıyordur.
128 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Sezgi şairi olarak tanıdığımız Asaf Halet Çelebi, şiirlerinde soyut alemi anlatıyor. Şiirlerinde İslam tasavvufu ile Hint mistisizminden yararlanan şairin şiirlerini anlamak için sözcüklerin çağrışımsal anlamlarını bilmek gerekiyor. He harfinin yazımını göze benzetip, yazdıklarını okumak, düşünüp yeni anlamlarının olduğunu bulmak şiir okumalarının en güzellerindendi. Şİirlerini okumasının mükemmelliğinin yanı sıra isimlerindeki güzellik de muhteşemdi. "On Mani Padme Hum" vb... Şiirlerinde masallardan, dinlerden ve rüyalardan yararlanması okumalarımıza anlam, heyecan katmış. Dizeler arasında büyülü yolculuğa çıkmak için okumanız şart.
200 syf.
·Beğendi·9/10
Hurufilik anlayışı ve mistisizm duyuşları çerçevesinde yazılmış muazzam şiirlerden oluşan bir kitap. Onun felsefeyle beraber yürüttüğü şiirleri çağının çok ötesindedir nitekim hala yeterli değeri görmediği aşikar.

"İbrahim
Gönlümü put sanıp da kıran kim"

Yazarın biyografisi

Adı:
Asaf Hâlet Çelebi
Unvan:
Türk Şair, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 27 Aralık 1907
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 15 Ekim 1958
Asaf Halet Çelebi (27 Aralık 1907, İstanbul - 15 Ekim 1958, İstanbul), şair.

Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Sait Halet Bey'in oğlu olan Çelebi İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nde 8 yıl eğitim gördü. Babasından Fransızca ve Farsça, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede (Akyürek) ile Rauf Yekta Bey'den musiki ve nota dersleri aldı. Kısa bir süre kaldığı Fransa'dan dönüşünde üç yıl Sanayi-i Nefise Mektebi'nde öğrenim gördü. Adliye Meslek Mektebi'nden mezun oldu.

Üsküdar Adliyesi Ceza Mahkemesi zabıt kâtipliği yaptı. Osmanlı Bankası, Devlet Deniz Yolları İşletmesi'nde çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü kitaplığında görevliyken yaşamını yitirdi.

Gençlik yıllarında divan edebiyatından etkilendi. Gazeller ve rubailer yazdı. 1937'den sonra serbest ölçü kullanmaya ve Batı şiirinin tekniklerine yönelmeye başladı. Yeni şiir akımının önde gelen dergilerinden Ses, Hamle, Sokak, Servet-i Fünun-Uyanış'ta ve Gün gazetesinde 1938-1941 yılları arasında ilk şiirleri yayınlandı. Bu şiirlerinde ergenlik çağına ait duygular, çocukluk, masallar ve tekerlemelerin gerçeküstü dünyası gibi temaları kullandı. Hırsız, Trilobit ve Cüneyd adlı şiirlerinin Fransızca çevirileriyle birlikte 45 şiirin bulunduğu He'nin (1942) ardından aynı çizgide on şiirin yer aldığı Lamelif'i (1945) yayımladı. Bütün şiirlerinin toplandığı Om Mani Padme Hum (1953), Çelebi'nin içrek ve gizemci şiirini bütünüyle gözler önüne serer. İstanbul dergisinde yayımladığı Benim Gözümle Şiir Davası (Temmuz-Aralık 1954) adlı altı makalede poetikasını açıkladı. Ses, imge, anlam ve düşünce olarak kültürler arası ve metinler arası bir nitelik taşıyan şiirleriyle Asaf Hâlet, Türk şiirinde "modern gelenekçi" tavrın temsilcisi oldu.

İlk dönem eserlerinin ardından, şiirlerinde dinlerden, ideolojilerden, toplumsal olaylardan çok Anadolu-İran-Hindistan çizgisi üzerinde uzanan bir yaşamın görünümlerini sesler aracılığıyla dile getiren şair, şiirin tıpkı hayatta olduğu gibi soyut araçlarla soyut bir dünya yarattığına inandı. Kendisinden sonra gelen nesli soyut şiir anlayışının Türk Edebiyatı'ndaki ilk tanımlarını yaparak etkiledi. Şiire bakış açısını "Mesela esasen, müşahhas malzeme ile mücerret olan hayali yaşatabilmektir. Yani mücerret şiir, bilakis mücerret mefhumlu kelimelerden mümkün mertebe soyunmuş olan ve toplu bir halde mücerret bir mana anlatan ve bize o ihtisası veren ruh anının ifadesini taşıyan şiirdir." diyerek açıkladı.

Şiirlerinin yanı sıra eski edebiyat ile ilgili çalışmalarıyla da tanınan Çelebi, Hint ve Fars Edebiyatları üzerine yaptığı çalışmaları dergilerde ve kitaplarda yayınladı. Bu konuda yazdığı makalelerden biri 1949 tarihli Şadırvan Dergisi'nde bulunabilir. Ayrıca, çeşitli dergilerde yayınlanan düz yazıları ve Hint edebiyatı üzerine makalelerini Semih Güngör, Asaf Halet Çelebi incelemesiyle birlikte yayınladı.

/ WIKIPEDIA /

Yazar istatistikleri

  • 101 okur beğendi.
  • 213 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 186 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları