1000Kitap Logosu
Âşık Veysel
Âşık Veysel
Âşık Veysel

Âşık Veysel

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
9.3
154 Kişi
436
Okunma
401
Beğeni
6,4bin
Gösterim
Tam adı
Veysel Şatıroğlu
Unvan
Halk Ozanı, Şair
Doğum
Sivas, Türkiye, 25 Ekim 1894
Ölüm
Sivas, Türkiye, 21 Mart 1973
Yaşamı
Âşık Veysel, Şarkışla’nın Sivrialan köyünde doğdu. Asıl adı Veysel Şatıroğlu’dur. 7 yaşında yakalandığı çiçek hastalığından dolayı bir gözünü, daha sonra bir kaza sonucu, az gören öteki gözünü yitirdi. Evlerine sürekli olarak gelen aşıklardan dolayı türküyle ve bağlamayla ilgilendiğini gören babasının aldığı bağlama Veysel’in yaşamına eşlik etti. İlk bağlama derslerini de babasının arkadaşı Çamşıhılı Ali’den aldı. Yunus, Karac’oğlan, Dertli, Erzurumlu Emrah gibi aşıklardan etkilendi ve türkülerinde onlarla olan duygu yakınlığını yansıttı. Önceleri usta malı türküler söyleyen Âşık Veysel, 40 yaşlarına doğru kendi şiirlerine ağırlık vermeye ve türküleştirmeye başladı.1931 yılında gerçekleştirilen Âşıklar Bayramında adı duyulan ve 1933 yılında Atatürk için söylediği bir türküden sonra özellikle Ahmet Kutsi Tecer’in de yardımıyla giderek tüm Türkiye’de tanınmaya başladı. Bu yıllar aynı zamanda Veysel’in kendi türkülerini söylemeye yönelmesi anlamında bir geçiş dönemi olarak sayılabilir. Bu döneme dek köyünden hiç çıkmayan Âşık Veysel bunu izleyen yıllarda Türkiye’nin birçok yöresini dolaşarak kendi yöresi dışında da insanlara türkülerini aktarma fırsatı buldu. 1952 yılında İstanbul’da kendisi için büyük bir jübile yapılan Âşık Veysel’e, 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin özel bir kararıyla aylık bağlandı. Türkülerinde kendi özgü bir içtenlikle doğadan insan sevgisine hemen her konuyu işleyen Âşık Veysel, İstanbul Radyosunun ilk yayınlarında da türkü söyledi. 1941-46 arasında, Âşık Ali İzzet’le birlikte Köy Enstitülerinde halk türküleri ve bağlama dersleri verdi. Zamanla Veysel ve Ali İzzet’in temsil ettiği bağlama çalma ve türkü söyleme biçimi başlıbaşına bir tavır olarak yerleşti. Önceleri yöresindekiler sonra Türkiye’nin her yerinden aşıklarla karşılaştı, tanıştı. Ölümüne dek de sürekli olarak, yaşlı genç aşıklar tarafından ziyaret edildi. Âşık Veysel’in önemli sayılan ancak pek bilinmeyen bir özelliği de köyünde ilk kez meyve bahçesi kuran ve meyve yetiştiren kişi olmasıdır. Araştırmacılara göre bağlamanın ilk düzeni olarak kabul edilen ve aslında Âşık Süleyman tarafından kullanılan ancak Âşık Veyselaracılığıyla yayıldığından dolayı aşıklama düzeni (la-re-mi), »Veysel Düzeni« olarak da bilinir. Âşık Veysel'in şiirlerinin toplandığı »Deyişler« (1944), »Sazımdan Sesler« (1950) ve »Dostlar Beni Hatırlasın« (1970) adlı kitapları yayımlandı.
Hanım.mt
Dostlar Beni Hatırlasın'ı inceledi.
240 syf.
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Merhaba 1K okuyucular... Âşık Veysel zikredince aklıma gelen şiirlerinden biri #79983013 Âşık Veysel Kimdir? 1894 yılında Âşık Veysel , Sivas’ta doğmuştur. Yedi yaşında Sivas’ta salgın olan çiçek hastalığına yakalanarak sağ gözünü kaybetmiştir. Bir müddet sonra da sol gözüne perde iner. Babası sol gözündeki perdeyi aldırmak için Yozgat’a doktora götürmeye karar verir. Ancak bir gün inek sağan annesini izlerken arka tarafından babası gelir ve ‘’Veysel,’’ diye seslenir. Arkaya dönmesiyle babasının koltuğunun altındaki ucu sivri bir değnek sol gözüne saplanır ve artık o gözünü de tamamen kaybeder büyük ozan. Genç yaşımda felek vurdu başıma Aldırdım elimden iki gözümü Yeni değmiş idim yedi yaşıma Kayıb ettim baharımı yazımı #79982168 Şiirle uğraşmayı hep sevmiştir. Köylerine gelen halk ozanlarını büyük ilgiyle dinler, onlara hep yakınlık duyardı. Derdini unutsun diye babası ona sazını almıştır ve babasının yakın arkadaşından saz dersleri almaya başlamıştır. Evlenme çağına geldiğinde ailesi aynı köyden olan Esma adında bir kızla evlendirirler. İki çocuğu olur ama birini on günlükken kaybeder. Eşi Esma evden kaçar. Bunlar yetmezmiş gibi ana ve babasını da kaybeder. Felaket durmak bilmez Veysel’in hayatında; ilk çocuğu da bir süre sonra vefat eder. Kaderle sınanırken, içine kapanır, kimseyle konuşmaz. Tek dostu sazıdır. Sazıyla dertleşir, konuşur, ağlar… Bu durumu akrabalarını ve arkadaşlarını çok üzer. Yeniden evlendirmeye karar verirler. Yeni karısından yedi çocuğu olur. Bunlardan birini yine kaybeder ama iki oğlu, dört kızıyla yaşar… Bilinmez bir nedenle kendi türkülerinden değil de başka aşıkların türkülerini çalar söyler. Ta ki ünlü şairAhmet Kutsi Tecer ile tanışana kadar. Âşık Veysel , çok az halk şairinde görülen bir milliyet duygusu ile yazar şiirlerini. Çünkü Türklük, onun için iftihar kaynağıdır. Aynı zamanda doğaya aşık bir ozandır. Gözlerinin görmemesi, istediği bazı şeylerden yoksun kalmasının sonucu, üstün bir hayal gücüne sahip olur. Okumayı çok istemesine rağmen, gözleri görmediği için hiçbir okula gidememiştir. Onun şiirlerine baktığımızda, eğitimi, okumayı, ilimi övdüğünü; cahilliği, bilgisizliği, kendini geliştirmemeyi yerdiğini görürüz. Birlik ve beraberlik içinde yaşamayı överken aynı zamanda kavgayı bırakıp hep birlikte gelişmeye, ilerlemeye çağıran âşık şöyle der: Herkes ilim deryasında yüzüyor Çıkmış ayın çevresinde geziyor Yazık bize yollarımız uzuyor Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız. #79982362 Veysel’in pek çok şiirinde; vatan, tabiat, birlik, çalışma, yardımlaşma konuları yer alır.En önemli noktanın vatana bağlılık ve idealistlik olduğu görülür. Bütün bu özellikler onu vatan şairi yapmıştır. Son şiiri şu dizelerdir: Selam saygı hepinize Gelmez yola gidiyorum Ne şehre ne de köye Gelmez yola gidiyorum… Âşık Veysel şöyle buyurur "Ben öldükten sonra mezarıma taş koymayın.Mezarımda beton hiçbir şey olmasın.Sadece toprağa gömün beni.Üstümde biten otları inekler,koyunlar yesin; Et olsun,süt olsun.Mezarımda açan çiçekleri arılar emsin,bal olsun.Toprak olayım,benim toprağım da milletime hizmet etsin" işte böyle bir bir adam Âşık Veysel ,Ölse bile vatanını milletini, hayvanları böyle seviyor,böyle Aşık... "Ben Giderim Şarkım Kalır Dostlar Beni Unutmasın Hatırlasın" Hiçbir zaman kalbimizden ve hafızalarımızdan silinmeyecek büyük ozanımızı ölümünün 47'nci yılında saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz. (Bu genel bilgi 1k tarafından kaldırılmaması için link bırakıyorum sabah.com.tr/kultur-sanat/2019/0...) Keyifli okumalar...
Dostlar Beni Hatırlasın
OKUYACAKLARIMA EKLE
21
283
DUA
Dostlar Beni Hatırlasın'ı inceledi.
244 syf.
·
10/10 puan
Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş kim gülecek Murat yalan ölüm gerçek Dostlar beni hatırlasın Âşık Veysel 1894 yılında Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelir. Annesi Gülizar, bir yaz günü koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurur Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle keser. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebeğini bir çaputa sarıp yürüyerek köye döner. Babası Ahmet bebeğin adını Veysel koyar. Yıllar geçer aradan büyür Veysel bebek. Böylece yedi yaşına geldiği yıl bir çiçek hastalığı salgını olur Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanır bu hastalığa. Sol gözünde, çiceğin beyi çıkar kendi deyimiyle... Göz akıp gider. Sağ gözüne de perde iner. Önceleri Yalnız ışığı seçebiliyormuş. Gel gör ki talihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel'in. Bir gün inek sağarken babasının yanına gider ve kaza sonucu yakında bulunan bir küreğin ucu öteki gözüne girer. O gözünü de kaybeder. Veysel der dünyaya ben niye geldim Her zaman ağladım ne zaman güldüm Gönlüme teselli kendimde buldum Sabır ile teskin ettim özümü Veysel'in kötü kaderine herkes çok üzülür. Babası halk ozanlarından şiirler okuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas'ın köyleri saz şairleriyle doludur. Onlarda ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyle dinlermiş çalıp söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alır ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı verir. Ve gitgide, kendini iyice saza adar Veysel. Ünlü Halk ozanlarının şiirlerini çalıp söyler bir süre. 25 yaşındayken evlenir. Ardından annesini ve babasını kaybeder ancak kötü talih hiç peşini bırakmaz. Çocukları ölür. Karısı kendisini terk eder. Bu olaylar üstüne daha çok dertlenir ve içine kapanır Veysel. Daha sonra Veysel'i yeniden evlendirirler ve çocukları olur. Veysel, Cumhuriyetin Onuncu yıl dönümüne rastlayan 1933 yılına kadar, başka ozanların şiirlerini çalıp söyler. Ahmet Kutsi Tecer ile tanışınca onun önderliğiyle Veysel'in şiirleri gün yüzüne çıkar. Aşık Veysel'in gün ışığına çıkan ilk şiiri Mustafa Kemal Atatürk için söylediği: "Türkiye'nin ihyası Hazreti Gazi" mısrasıyla başlayan şiirdir. Ve sonrasında kendi yazdıklarını çalıp söylemeye başlar. 1933 yılından sonra bütün yurdu dolaşarak, yurdunun çeşitli şehrini dolaşır. Ahmet Kutsi Tecer'in ayrı bir yeri vardı Aşık Veysel'de. Onun aracılığıyla Köy Enstitülerinde bir süre saz öğretmenliği yapar. Siyasi olaylar peşini bırakmaz. Köyünden çıkması, çalıp söylemesi yasaklanır, sazı yakılır. Aşık Veysel'e 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Anadilimize ve Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı" özel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylık bağlanır. Ölümünden kısa bir süre önce oğlu Ahmet Şatıroğlu’na son şiirini yazdırır. Selam saygı hepinize Gelmez yola gidiyorum Ne şehire ne de köye Gelmez yola gidiyorum Gemi bekliyor limanda Gideceğim bir ummanda Gözüm kalmadı cihanda Gelmez yola gidiyorum Eşim dostum yavrularım İşte benim sonbaharım Veysel karanlık yolların Gelmez yola gidiyorum Ve yetmiş yıldan fazla karanlıkta yaşadığı dünyaya 21 Mart 1973 tarihinde veda eder. Aşık Veysel’i hepimiz tanırız. Kendisi dünya gözüyle göremediği bu ülkeyi gönül gözüyle görebilen büyük bir halk ozanıdır. Bizlerde kendisini dünya gözüyle görememiş olsak da gönül gözüyle tanıyıp sevdik. Ta ilkokul sıralarında okuduğumuz her Türkçe kitabında bir şiiri muhakkak vardı. Karanlığın içinden ve yüreğinden gelen o ışık ve bilgiyle yazdığı şiirlerini hepimiz çok severiz. Çünkü bu şiirler bizim geçmişimizdir, kültürümüzdür. Kendi toprağımızı, kendi insanımızı, kendi ülkemizi halkın sesiyle, halkın duyurmak istediklerini anlatmıştır. Dış dünyası yoktur ama iç dünyasında kendini çok güzel yetiştirmiştir. Tabiatı sözleriyle resmeder, varlık ve yaratılış anlayışını vurgular. Köy kasaba kültürünü çok güzel yansıtır. Acılarına da rastlarız elbette. Acıları kaderidir. Her iki anlamda da hiç gün yüzü görmemiştir ama göremediği ülkenin köyünü, fakirliğini, savaşını anlatır durur. Çalışmayı ve öteki dünyayı da unutmamayı öğütler. Çoğu kez umutsuzluğa kapılsa da yaşama sevdasından vazgeçmez. ‘’Beni hor görme kardeşim’’ diyerek insanların kardeşçe yaşamasını, din, dil, ırk ayrımı yapılmamasını ister. Onun şiirleri hepimizin ortak malı olmuştur. Şiir bile diyemiyorum her biri bize bırakılan değerli bir miras aslında. Zaten boşuna bir şeyler yazmama hiç gerek yok. Kendisini herkes bilir tanır. Hayatını anlatan karanlık dünya isimli bir sinema filmi vardır. Filmimiz youtube.com/watch?v=VtPY1AX7pSQ Ve şarkımız youtube.com/watch?v=D0hvckrtEfQ Ve bir anı İlkokuldayken il geneli şiire meraklı 10 15 öğrenci öğretmenlerimiz eşliğinde Aşık Veysel müzesine götürüldük. Ve pek tabi bizler hiç oyun oynamamışız gibi anca sağa sola koşuşturup, oyunlar oynadık. Müze falan hiç umurumuzda olmadı. Evet müzeyi gezdik ama hiç bir şeyin farkında değildik. Kim olduğu bize pek anlatılmadı. Veysel'in sadece aşık olduğunu biliyorduk. Televizyonda Kadir inanır her gün Türkan Şoray’a aşık olurdu. Sanırım çocuk aklımızla bir fark göremedik. Affet bizi Aşık Veysel. Ölümünün 45. yılında saygı ve rahmetle anıyoruz.
Dostlar Beni Hatırlasın
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
105
Veysel Yılmaz
Dostlar Beni Hatırlasın'ı inceledi.
244 syf.
·
28 günde
·
10/10 puan
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN Ben giderim adım kalır  Dostlar beni hatırlasın.  Düğün olur bayram gelir  Dostlar beni hatırlasın Can kafeste durmaz uçar  Dünya bir han, konan göçer  Ay dolanır yıllar geçer  Dostlar beni hatırlasın Can bedenden ayrılacak  Tütmez baca yanmaz ocak  Selam olsun kucak kucak  Dostlar beni hatırlasın Ne gelsemdi, ne giderdim Günden güne arttı derdim Garip kalır yerim yurdum Dostlar beni hatırlasın Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş kim gülecek Murat yalan ölüm gerçek Dostlar beni hatırlasın Gün ikindi akşam olur  Gör ki başa neler gelir  Veysel gider adı kalır  Dostlar beni hatırlasın Bu güzel dizelerin sahibi Aşık Veysel Şatıroğlu,Ölümsüz Aşık, Ozan diye geçer fakat filozoftur. Veysel babayı anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Şarkışla doğumlu hemşehrisi ve dostu Erdoğan Alkan hoca'nın şu betimlemeli sözleri,Veysel baba'yı ve hayatını özetleyecektir. “Kızılırmak bir soru işareti gibi görünüyor. Zara'dan geliyor ve Hafik ve Şarkışla'dan geçip Sivas bölgesini terk ediyor.Yay şeklini alan Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Ankara ve Çorum topraklarını sular.Suyu, Samsun'un Bafra ilçesi'nde denize döker. Veysel'in yaşam öyküsü Kızılırmak'a benziyor. Bir ucu Bafra'da, diğeri Zara'da.Bafra'ya kadar uzanan trajik bir yaşam, Zara'nın doğusundaki Kızıldağ'ın bol suları ile beslendikten sonra sona eriyor. ” Aşık Veysel'in Dostlar beni hatırlasın eserini #40075031 şiir etkinliği dolayısıyla okudum. İncelememi sonuna kadar okuyan arkadaşlara ve etkinlikte emeği geçen şiir yürekli saf papatya'ya teşekkür ederim yüreğine sağlık...Ayrıca Aşık Veysel'i anlatan Aşık filmini aşağıya paylaşıyorum izlemenizi tavsiye ederim. hepdizifilm.net/asik-full-tek-parca... İncelememe Ümit Yaşar Oğuzcan Hoca'nın Veysel babaya yazdığı bu güzel ve anlamlı şiiriyle nokta koymak istiyorum. DOSTLAR SENİ UNUTUR MU ? Doldurulmaz yerin senin  Dostlar seni unutur mu?  Hiç sönmezdi nurun senin  Dostlar seni unutur mu? Tertemiz bir özün vardı  Apaydınlık yüzün vardı  Söylenecek sözün vardı  Dostlar seni unutur mu? Her gerçeği gören sendin  Aşk sırrına eren sendin  Gönüllere giren sendin  Dostlar seni unutur mu? Çektin, yazdın ve söyledin  Verdin, almak istemedin  Sadık yarim toprak dedin  Dostlar seni unutur mu? Hiç kimseyi incitmedin  Kalp kırmadın, kin gütmedin  Dostlarını unutmadın  Dostlar seni unutur mu? Şiirde sağlam temeldin  İnsanlıkta en güzeldin  Biz bir Ümit, sen VEYSEL’din  Dostlar seni unutur mu? Sevgiyle kalınız,Keyifli okumalar...
Dostlar Beni Hatırlasın
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
38