Asım Bezirci

Asım Bezirci

YazarDerleyenÇevirmen
8.4/10
150 Kişi
·
535
Okunma
·
21
Beğeni
·
2.002
Gösterim
Adı:
Asım Bezirci
Unvan:
Türk İnceleme Yazarı, Eleştirmen.
Doğum:
Erzincan, 1927
Ölüm:
Sivas, 1993
Asım Bezirci (d. 1927, Erzincan - ö. 2 Temmuz 1993, Sivas), Türk inceleme yazarı, eleştirmen.
1927 yılında Erzincan'da doğdu. 1950 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Aynı yıl Gerçek gazetesinde politik fıkralar yazmaya başladı. Çeşitli dergilerde Halis Acar adıyla yazıları yayınlanan Bezirci, 1960'tan sonra kendi adıyla yazmaya devam etti. Yakın arkadaşı Rıfat Ilgaz hakkında bir inceleme yayınladı. Uzun dönem muhasebecilik yaptı ve bu meslekten emekli oldu.
2 Temmuz 1993'te Sivas Katliamı'nda yaşamını yitirdi.
Eserleri

Çok Kapılı Oda (1961)
Edip Cansever (1961)
Günlerin Götürdüğü Getirdiği (1962)
Bilimden Yana Sosyalizme Doğru (1963)
Abdülhak Hamit ve Târık yahut Endülüs Fethi (1966)
Okudukça (1967)
Orhan Veli Kanık (1967)
Ahmet Haşim (1967)
Nurullah Ataç (1968)
Dünden Bugüne Türk Şiiri (1968)
Metin Eloğlu (1971)
On Şair On Şiir (1971)
Seçme Romanlar (Refika Taner'le birlikte, 1973)
İkinci Yeni Olayı (1974)
Sabahattin Ali (1974)
Nâzım Hikmet ve Seçme Romanlar (1975)
Orhan Kemal (Hikmet Altınkaynak'la birlikte, 1977)
Halk, Sosyalizm, Kültür ve Edebiyat (1979)
1950 Sonrasında Hikayecilerimiz (1980)
Seçme Hikayeler (Refika Taner'le birlikte, 1981)
Pir Sultan (1986)
Halkımızın Diliyle Barış Şiirleri (1986)
Şairlerimizin Diliyle Barış (1987)
Rıfat Ilgaz (1988)
Deyimlerimizin Sözlüğü (1990)
Temele Gül Dikenler (1993)
Güle Dil Verenler (1993)


Çevirileri

Halkın Ekmeği (Bertolt Brecht)
Demokrasi, Barış, Sosyalizm (Jean Jaurès)
Seçme Şiirler (Paul Éluard)
Asıl Adalet (Paul Éluard)
Varoluşçuluk (Jean-Paul Sartre)
Sosyalist Açıdan Toplum, Sanat, Eleştiri (Georgi Plehanov)
Sosyalizm ve Edebiyat (Anatol Lunaçarski)
Felsefe Bilim ve Din (Marcel Cachin ve Rene Maublanc)
Pyrrhus ile Cineas (Simone de Beauvoir)
Diderot (Andre Cresson)
Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında...
Ama niçin beni kabahatli zannettiler? Kendilerine asla vaat etmediğim, sadece kafalarında yaşattıkları bir şeyi vermedim diye mi? Bu haksızlık değil mi? 
Benim sevdasinda bencil;
Ama yureginde saglam sevdigim .
Aklima gelişini seveyim.
Ne guzel darma duman ediyorsun beni..
Öyle ölüler vardır ki,
Ben onların öldüklerini düşününce,
Vakit olur,
Yaşadığımdan utanırım.
Jean-Paul Sartre'ın, Varoluşçuluk adıyla Asım Bezirci tarafindan dilimize kazandırılan kitabı, varoluşçuluk hakkında ön bilgi kazanmak isteyen okurlar için birebir. Kitabın girişine 21 sayfalık inceleme tadında bir önsöz kaleme alan Asım Bezirci, bu bölümde Varoluşçu felsefenin tanımından, kökenlerinden çeşitlerinden ve eleştirilerden bahsettikten sonra Sartre'ın elimizdeki kitabının ana metni olan "Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır" adlı metin hakkında da bilgi veriyor. Ardından da Türkiye'de Varoluşçuluğun etkilerinden bahsedip sözü Sartre'la bitiriyor. Kitabın 1. bölümünü Sartre'ın Varoluşçuluk'la ilgili eleştiriler üzerine kaleme aldığı "Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır" metni oluşturuyor. Bu metnin akabinde Sartre'ın Pierre Naville ile bir tartışmasına yer verilmiş. 3. Bölüm Gaéton Picon'un Sartre'a ilişkin bir incelemesine ayrılmış. 4. Bölüm ise Laffont Pompiani'nin incelemesi ile Sartre'ın yaşamı, kişiliği ve eserleri hakkında geniş bilgi içermekte.Kaynakça bölümünde ise çevirmen Asım Bezirci, bize Varoluşçuluk hakkında geniş bilgi edinebileceğimiz zengin bir kaynakça eklemiş. Varoluşçuluk kitabı, 128 sayfalık su gibi bir çeviriye sahip, oldukça zengin içerikli bir kitap. Varoluşçu felsefenin dünya edebiyatı ve bizim edebiyatımız üzerindeki derin etkileri düşünüldüğünde kitabın önemi de ortaya çıkıyor aslında. Bu anlamda bu alanda okuma yapan herkese kitabı mutlaka öneriyorum; ama şunu bilmenizde yarar var: "Varoluşçuluk" ucu bucağı olmayan bir felsefe, bu kitap ise bu felsefeye sadece ilk adım olabilir. Yüksek beklenti ile okunduğunda hayal kırıklığı yaratmaması için bu görüşümü ifade etmek istedim. Herkese iyi okumalar diliyorum.
Sartre'nin okumuş olduğum ilk kitabı. Benim gibi yeni yeni felsefeye ilgi duymaya başlayan okurlar için Varoluşçuluk kavramının anlamını ve yorumlamasını sade bir dille anlatmış. Diğer felsefi kitaplar gibi beyin yakan, zor anlaşılan bir dili olmaması çok yerinde olmuş. Vermiş olduğu öğrenci örneği çok güzel. En çok hoşuma giden konu; bilmediğimiz bir konu hakkında birisine danışırken aslında sonucunu da tahmin edebileceğimiz bir durumu baştan kabul ettiğimizi varsayması. Varoloşçuluk'u savunanların iki türü vardır; birisi Hristiyanlar diğeri ateistler denilmekte. Sartre ateistler arasındaki bir iki kişiden birisidir. Genel olarak güzel bir kitap, mutlaka bu kitabı daha sonra tekrar okuyacağım. Herkese iyi okumalar.
Son zamanlarda Varoluşçu felsefeye veya düşüncesine merak salmıştım. bir kaç ufak araştırmanın sonunda Jean Paul Sartre'ın ''Varoluşçuluk'' eserini okumaya karar verdim ve okudum. Varoluşçuluk kısa ve öz olarak şudur; 'varoluş Öz'den önce gelir.' Sartre'ın dünyası tarihsel görüşten yoksundur. Bundan dolayı geleceği yalnızca bireyin tasarısına bağlar. peki ya özgürlük? Onun özgürlük dedği şey aslında bireyin kendi içine kapanışıdır. Her şeyden önce varoluşçuluk insancılık değildir. Tam tersine insanlık ve özgürlük düşmanı bir akımdır. İnsanın varoluşu konusunda meraklı olanlara tavsiye ederim. insanın özü mü öncelikli yoksa varlığı mı? İşte Jean Paul Sartre bunun cevabını bize güzel ve duru bir felsefi lisan ile anlatmaya çalışıyor.
Ah ne güzel kitaptı, ne çok şey katıverdi.

Beauvoir hayranıydım, şimdi tapar oldum. Çok tereddüt ettim okumadan evvel. “Ay” dedim, “kesin sıkılacağım.”
Şimdi herkesin Montaigne için söylediğini söylüyorum. Baya iyi denemeydi Beauvoir.
Dünyanın tanınmış ilk kadın felsefecilerinden olan Beauvoir, çok güzel anlatmış varoluşumuzu, neden varolmak istediğimizi, hangi amaçları neden güttüğümüzü. Kendimden o kadar çok şey buluyorum ki, bu kadını ya da onla ilgili şeyleri okurken; bu iki çağ arasındaki farkı gözetmeksizin düşüncelerimizin aynılığı beni şaşırtıyor.
Beauvoir şanslı bir kadın, çünkü biricik sevgilisi varoluş felsefesinin babası Sartre. Kitapta çokça karşılaşacağınız şey felsefeciler ama bunun yanı sıra Beauvoir Voltaire’den bile örnekler vermiş -ki benim en sevdiğim edebi felsefe kitabı olan Candide’den söz ediyor.-
Hegel’i yerin dibine sokmayan bir Fransız kaldı mı diye düşünürken, Beauvoir bile yerin dibine gömerek bana kalmadığını ispatladı. Ne güzel ki onun hakkında eleştirebileceğimiz çok fazla şey var ama bir iki cümleyle benim biricik cesur kadınım açıklayıvermiş.
Pedagojik eğitime bir yer var bu kitapta.
Hayat arkadaşının Nobel’i reddettiğini düşünürsek -ki bunun sebeplerinden biri varoluştur.- Beauvoir denemeleriyle varoluşunu tüm dünyaya ispatlayacak bir kadın.
Hepinize tavsiye ederim güzel kadınlar ve bir takım adamlar.
Günümüzün veya çağın en büyük sorunlarından biri varoluşçuluk sorunudur.Bu varoluşsal buhranların dili olan yazarlardan biri hatta varoluşsal felsefenin kurucularındandır.Bu eser yazarın zihnindeki o felsefenin giriş kitabı niteliğindedir. Bence kitabın dili gayet sade ve akıcıdır. Zaten ince bir kitaptır. Ama kesinlikle her harfi düşünülmeli ve sorgulanmalıdır. Neden var olduk ? Yaşam amacımız nedir ? İnsan nasıl var olabilir? gibi soruların peşinden koşanlar için giriş kitabı niteliğindedir. Sartre ye göre ' insan fiilleri kadar var olabilir.' aklımda kalan kitabın laflarından biridir.
Etkilenmiş bir oyuncu aslında şairdir.Nazım ne de güzel sevmiş...
Özgürlüğünün çalındığı dört duvar arasında bile memleketine, sevdiğine, çocuklara, gökyüzüne olan sevgisini ve ümidini hiç kaybetmemiş...
'Ya sonra ?' diye Cinéas sordu. 'Sonra ne olacak? Ne sonuç çıkaracaksın bundan?'. 'Belki insanlar beğenirler yapıtımı; ama onların beğenişi de sırası gelince nesnede donup kalmaz mı? Öyleyse, bu beğenilme de yapıtım kadar boşuna değil midir? Bundan her şeyin boşuna olduğu sonucu çıkarılamaz mı? ' Demiş yazar son sözlerinde kitabın. Benim bu kitap hakkında söyleyebilecek pek bir şeyim yok. Kendiniz okuyup kendinize göre bir yorum çıkarabileceğiniz varoluş sancılarına ev sahipliği yapan bir kitap. Tek tavsiyem sağlam ve boş bir zihinle okuyunuz.
Bir silgi olsayfın ne silmek isterdin? Hatalarınımı yoksa kötü anılarınımı ?Yoksa başarısızlıklarınımı? Kalem olsaydın kimi eklemek isterdin hayatına?Seni dinleyecek birini mi? Sana küçük mutluluklar yaşatanları mı? Yoksa her daim yaninda olanlarımı? Şimdi durup bir düşün ,neler eklemek isterdin? Neler silmek isterdin?
Nazım Hikmet
Zamanın bir adım ötesinde yaşayan Sartre, felsefesindeki kaygısızlığın, kayıtsızlığın ve belirsizliğin bir nedene bürünüşünü açıklıyor bu kitapta. “Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır” adlı konferansının kitaplaştırılmış hâli olup özellikle varoluşçuluğa yöneltilen eleştirilere karşı ses getirmiş bir yapıt. Felsefeyle ilgiliyseniz ve varoluşçu yazarlardan hoşlanıyorsanız Kierkegard’ı Nietzsche’i, Heidegger’ı ve tabii ki Sartre anlamak adına diğer eserlerini okumadan önce okumanız gereken bir kitap.
Diyelim ki Sartre okumak istiyorsunuz ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsunuz. İnternete yazdınız “Sartre okumaya nereden başlamalıyım” diye, karşınıza binlerce farklı öneri çıktı. Biri diyor ki Kierkegaard oku, başkası diyor yok efendim Hegel oku, daha ne oluyoruz demeye kalmadan daha da başka biri çıkıp diyor ki Karl Marx oku.

İşte burada “ Varoluşçuluk “ devreye giriyor. Sartre’nin varoluşçuluk anlayışını yine Sartre’nin tanımıyla ve örneklemeleriyle okuyoruz. Benim okuduğum üçüncü Sartre kitabıydı ve “Keşke ilk bunu okusaymışım” dedim çünkü yaptığım ön araştırmada varoluşçuluğun konseptini çok yanlış anlamışım :/ Kitabı okurken yer yer de Bulantı da anlam veremediğim birçok şey için bu kitabı okurken “ahhh demek böyle demek istemiş Sartre” dedim.

Kitap birkaç bölümden oluşuyor ama bana kalırsa ilk iki bölüm (önsöz dahil) varoluşçuluğu anlamak için yeterli, zira ilerledikçe Sartre’nin Marksizmle bağlantısına geçmeye başlıyoruz ve benim Marksizm hakkında pek de bilgim olmadığı için açıkçası beni biraz sıktı.

İncelememi biraz kısa tutacağım bu sefer, son olarak Sartre’nin kaleminden Varoluşçuluğun temel ilkesini bırakmak istiyorum şuracığa:
İlkin insan vardır; yani insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü ortaya çıkarır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Asım Bezirci
Unvan:
Türk İnceleme Yazarı, Eleştirmen.
Doğum:
Erzincan, 1927
Ölüm:
Sivas, 1993
Asım Bezirci (d. 1927, Erzincan - ö. 2 Temmuz 1993, Sivas), Türk inceleme yazarı, eleştirmen.
1927 yılında Erzincan'da doğdu. 1950 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Aynı yıl Gerçek gazetesinde politik fıkralar yazmaya başladı. Çeşitli dergilerde Halis Acar adıyla yazıları yayınlanan Bezirci, 1960'tan sonra kendi adıyla yazmaya devam etti. Yakın arkadaşı Rıfat Ilgaz hakkında bir inceleme yayınladı. Uzun dönem muhasebecilik yaptı ve bu meslekten emekli oldu.
2 Temmuz 1993'te Sivas Katliamı'nda yaşamını yitirdi.
Eserleri

Çok Kapılı Oda (1961)
Edip Cansever (1961)
Günlerin Götürdüğü Getirdiği (1962)
Bilimden Yana Sosyalizme Doğru (1963)
Abdülhak Hamit ve Târık yahut Endülüs Fethi (1966)
Okudukça (1967)
Orhan Veli Kanık (1967)
Ahmet Haşim (1967)
Nurullah Ataç (1968)
Dünden Bugüne Türk Şiiri (1968)
Metin Eloğlu (1971)
On Şair On Şiir (1971)
Seçme Romanlar (Refika Taner'le birlikte, 1973)
İkinci Yeni Olayı (1974)
Sabahattin Ali (1974)
Nâzım Hikmet ve Seçme Romanlar (1975)
Orhan Kemal (Hikmet Altınkaynak'la birlikte, 1977)
Halk, Sosyalizm, Kültür ve Edebiyat (1979)
1950 Sonrasında Hikayecilerimiz (1980)
Seçme Hikayeler (Refika Taner'le birlikte, 1981)
Pir Sultan (1986)
Halkımızın Diliyle Barış Şiirleri (1986)
Şairlerimizin Diliyle Barış (1987)
Rıfat Ilgaz (1988)
Deyimlerimizin Sözlüğü (1990)
Temele Gül Dikenler (1993)
Güle Dil Verenler (1993)


Çevirileri

Halkın Ekmeği (Bertolt Brecht)
Demokrasi, Barış, Sosyalizm (Jean Jaurès)
Seçme Şiirler (Paul Éluard)
Asıl Adalet (Paul Éluard)
Varoluşçuluk (Jean-Paul Sartre)
Sosyalist Açıdan Toplum, Sanat, Eleştiri (Georgi Plehanov)
Sosyalizm ve Edebiyat (Anatol Lunaçarski)
Felsefe Bilim ve Din (Marcel Cachin ve Rene Maublanc)
Pyrrhus ile Cineas (Simone de Beauvoir)
Diderot (Andre Cresson)

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 535 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 603 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları