Aslı Tohumcu

Aslı Tohumcu

YazarÇevirmen
7.1/10
116 Kişi
·
264
Okunma
·
13
Beğeni
·
2.310
Gösterim
Adı:
Aslı Tohumcu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Leverkusen, 1974
Aslı Tohumcu, 1974’te Leverkusen’de doğdu, çocukluğu Bursa’da geçti. İngiliz edebiyatı öğrenimi gördü; çeşitli yayınevlerinde editörlük, muhabirlik yaptı, kitap ekleri çıkardı. 2003’te Abis, 2006’da Yok Bana Sensiz Hayat, 2010’da Şeytan Geçti ve Taş Uykusu adlı kitapları yayımlandı. Çocuklar için Üç, İkiii, Birr, Ateş! (2012) adlı öykü kitabını ve üç kitaplık “Bolbadim Günlükleri” (Kaya Çıkmazı’ndaki Okul, Batık Şehrin İşareti, Kıyamet Kapısı; Günışığı Kitaplığı, 2013) dizisini kaleme aldı. Radikal Kitap’ta da edebiyat yazıları yazan Tohumcu, eşi ve kızıyla birlikte İstanbul’da yaşıyor.
Bu arada, insanın yüzü de en az dili kadar konuşkan fark ettin mi? Aklıma geldi, söyleyeyim dedim.
Aslı Tohumcu
Kırmızı Kedi
alacağım var benim bu hayattan ve asla demeyeceğim: alacağım olsun.
Aslı Tohumcu
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ne tuhaf, sorularla cevapların aynı anda gelmeyişi; cevapların hep soranın artık ortalarda olmadığı ya da kendince alakasız bir cevap verdikten çok sonraları, kendince zekâ pırıltılarına sarına sarına birdenbire ortada bitiverişi.
Aslı Tohumcu
Kırmızı Kedi
Aşağıda verilen metindeki boşlukları uygun kelimelerle doldurun.

Gaziantepli Murat Ş. ile Çiçek P. ________ isteği üzerine _______ nikahı ile evlendirildi. Bir yıl evli kalan Çiçek _______ evlendiği kocasını ________ söyleyerek Ercan F. ile _______ Malatya’ya yerleşti. Karısı kaçan Murat Ş. bir _______ evlendi ve bu evlilikten biri _______ altı çocuğu oldu.

Eski eşinin kendisini terk etmesini içine ________ Murat Ş., geleneklerin ve toplumun __________ karısını öldürmeye karar verdi.

Eski eşini ________ Murat Ş. akrabalarından aldığı duyumlar üzerine Malatya’ya geldi. Burhaniye Mahallesi’nde oturan üç çocuk ______ Çiçek F, kocasını bir yıl önce ___________. 14 yaşındaki oğlu Kerim ile pazara çıkan kadın, karşısında ___________ kocasını gördü. Silahı ateş almayan Murat Ş., eski karısına yanında taşıdığı bıçakla ________ ve Çiçek F.’yi ____ yerinden bıçakladı. Annesi gözleri _________ bıçaklanan Kerim F. sinir krizi geçirdi.

Olayın hemen ertesinde polis tarafından yakalanan Murat Ş. “Öldürmek için _______ etmiştim. Bu mahallede olduğunu ________ ettikten sonra nasılsa pazara gelir diye beklemeye başladım. Görünce tabancamı çektim. Ateş almayınca bıçağımı çıkardım. Oğlu _________ olmaya çalıştı ama ben bıçakladım. Namusumu __________. Kocası ölmeseymiş onu da bıçaklardım.“

1.sindiremeyen
2.eski
3.kurtardım
4.zorla
5.imam
6.tespit
7.engel
8.on iki
9.yemin
10.annesi
11.kaçıp
12.affedemeyen
13.başkasıyla
14.baskısıyla
15.sevmediğini
16.saldırdı
17.erkek
18.önünde
19.kaybetmişti
20.ailelerinin
Aslı Tohumcu
Kırmızı Kedi
68 syf.
·1 günde·6/10
Ekim ayının ilk biten kitabı oldu..

Açıkçası biraz tuhaf bir kitaptı. Başlarda sevimli bir masal gibi gelmişti. Ortalarında kafam çok karıştı. Hatta bi' ara "Ne okuyorum ben yaa" düşüncesi bile geçti aklımdan. Resmen başta okuduğum kısımlarla bağlantıyı kuramadım. Sonlarında ise tekrar toparlandı kitap. Okuduğumun tekrar bilincine varabildim. Baştaki kadar sevimli olmasa da yine iyi bir şekilde kitabı bitirdim.

Kitabın insana da pek bir şey kattığını düşünmüyorum. Yani, kitap boyunca ortada aşk mı dostluk mu var, o bile belli değil. Bazı yerler şiir havasında yazılmış, bazı yerleri öykü gibi ama keianlikşe başta yazan kısa romanla bir alakası yoktu bana göre.

Kitaptan kendimce çıkardığım tek sonuç ise; birileri ya da bir şeyler hayatımızdan çıkıyorsa bunu kabullenmemiz gerektiği. Kabullenmediğimiz sürece, sadece kendimize değil, etrafımızdakilere de zarar veririz.

Kitabın tavsiye edip etmemek konusunda kararsız kaldım. İncelemeye göre karar verilebilir.
68 syf.
·1 günde·7/10
Zaten aşk dostluk, dostluk aşk değil miydi? Dost olmadan aşk olmayacağını anladığım günden beri daha sağlamdır ilişkilerim. Bir dostunuzu kaybettiğinizde onunla birlikte yaşamda gider...
Aslı Tohumcu ile tanışma kitabımdı. Dostluk ve aşk için ne kadar ileri gidebilirsiniz onu anlatan bir kitap. Yazarın anlatımını beğendim. Diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.
68 syf.
·2 günde·7/10
Okurken biraz zorlandım bir paragrafı 3-4 sefer okuduğum oldu anlayabilmek adına. Güzel, edebi cümleler vardı. Konuyu kaçırdığım, anlayamadığım yerler oldu bazen ama kötü bir kitap değil tabii kesinlikle. İlginç ve hüzünlü bir konusu vardı.
Ama hep kurgu ve kolay olay örgüsü olan kitaplar okuyorsanız Aslı Tohumcu sizi biraz zorlayabilir
Romanda noktadan sonra büyük harfle başlanmıyor. Yazar bunun sebebini şöyle anlatmış; "Bu, benim için anlatması zor, dokunaklı bir hikâyeydi. O yüzden de, küçük harflerle yazıldı; yazarını ve okuyucuyu ürkütmeden azar azar anlatıldı. Harfler bağırmasın, okuyucunun kalbine dokunan yerler olursa, okuyucu onları kendisi yüksek sesle okusun istedim. Tabii şu da var; bu hikâye benim için ne kadar önemli olursa olsun, aslında hayat karşısında bir o kadar önemsiz, bir yanıyla kişisel bir hikâye olduğu için...Biraz da bu yüzden küçük harflerle yazıldı"
104 syf.
·6/10
Bir otobüse bindiğinizde gerçekten insanları izleyip onlara kafa sesi eklerseniz böyle bir roman çıkardı kesin.
Oldukça detayla işlenebilecek bir konu aslında fakat bana bir romanı hatırlattı: Konstantiniyye Oteli'ni. Hemen tüm karakterler bir yandan işlerini yaparken bir yandan da hayatlarındaki önemli mevzuları düşünüyorlardı. Burada da aynı durum söz konusu. Otobüse binen herkes, şoför dahil, kendi hayatlarını düşünüp sorgularken bir yandan da diğer yolcuların hareketlerini izleyip anlam yükleyip, yolcularla küsüp, barışıp, bağırıp çağırıp duruyorlar içlerinden. Ama yolcuların kendi içlerindeki diyaloglar yazım şekli olarak oldukça yorucu.
Kısa bir kitap olmasına karşın zor okunuyor.
128 syf.
·4 günde·6/10
İlk başlarda Caroline'yi güzeller güzeli bir kadın sanmıştım ve onunla ilgili bir hikâye bekledim. Fakat Caroline 'eşek' çıktı. Bildiğimiz eşek. Uzun kulakları, kötü sesi ve duruşu ile bazen utanıp da 'merkep' diye tanımladığımız bir hayvan. Bir de muhasebeci var. Güzel ailesi ile mesut, mutlu yaşayan biri. Bir gün tatilde karşılaşır eşek Caroline ile. Adı öyle konulmuş. Ve bu karşılaşma ileriki yıllarda tuhaf olayların meydana gelmesine neden olur.

Bir insan bir hayvanı sevebilir fakat ona âşık olabilir mi? Veya o hayvana karşı insanı duygular besler mi? Bu hikâyemiz de bunun üzerine. Muhasebeci bir adam ve eşek arasında geçen bir yaşam. İlk başta eşeği betimlerken biraz kötü konuştum gibi değil mi? Evet, bu eser de bunun üzerine zaten. Neden çirkin hayvanlar veya çirkin bir obje hep kötü emellerimize âlet olur? Bir at sevilir, gayet iyi beslenir, şımartılır. Oysa bir eşek ise hep çalıştırılmaya odaklanılmıştır. Görünüşten ziyade iç âlem daha mühim değil midir? Yapılan araştırmalarda eşeklerin hafızası epey güçlüymüş. Ama biz onu ve onun gibilerini ister istemez küçük görüyoruz. Neden acaba? Bilmek mümkün değil. Celaleddin Rumi'nin Mesnevi'sinde geçen eşekli kıssa bile hep bir suçlu ararmış gibi neden eşek seçilmiştir? En olmadık anlarda bile kızmak istediğimiz kişiye 'eşşoğlu eşek' diyerek bir nebze ferahlarız. Yine aldık eşeğin bedduasını. Tabii biraz mantıklı düşünülürse de, demin söylediğim gibi eşekler çalıştırılır hep. Ama atalar der ki: ''İşleyen demir ışıldar.'' O halde eşekler gayet dürüst bir hayvan demek ki. Elbette Yaradan(Allah) onları insanlara bazı şeyler için hizmet için yaratmıştır ama bir köle mahiyetinde değil. Hayvanları hiçbir zaman küçük görmemeli ve onlara eziyet etmemeliyiz. Çünkü onlar da birer canlıdır.

Eşeğin görünüşüne âşık değildir herhalde muhasebecimiz. Çoğu insanın göremediği şeyi gördü ki bu onu bir hayvanla bütünleştirecek bir manevi havaya soktu. Günümüzde insanlar o kadar cani oldu ki hayvanlara yapılan eziyette, eskiden söylediğimiz gibi 'hayvanlar' demek isterdim. Fakat şimdi anladım ki o caniye 'hayvan' demek hayvanları kötülemek oluyor. Ama bu manayı 'hayvanlardan da aşağı' bir mahluk olarak tanımlamak en doğrusu. Sevgiyle kalın...
35 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Gece bu saatte bir kitap bitirip de ikincisine başlayacak gücü bulamamak, fakat okuma isteğine de karşı koyamamak sonucu tercihimi yeniden bir kısa hikayeden yana kullandım. Geçenlerde dikkat etmiştim, (kitap kapak tasarımları beni fazlasıyla etkiler, kitabı sadece kapağına göre yargılamak yetersizdir fakat kapak tasarımının önemli bir unsur olduğunu inkar etmemek gerek) Otel Paranoya adlı ciltli kısa bir kitap gördüm ve tasarımı fazlasıyla ilgimi çekti. "Sevil de Sevme" de aynı yayınevinden çıkan aynı tasarımlı bir kısa öykü.

Kısa film izlemek nasıl benim için önemli bir aktivite olduysa kısa öykülerin satırlarına kısa süreliğine de olsa kapılmak benim için aynı derecede öneme sahip. Ve nasıl kısa filmlerle uzun metrajlı aynı şekilde değerlendirmiyorsam okuduğum metinlerde de bu geçerli. İyi bir kısa film sizi bir konunun ortasına çeker, olayı kısaca belli eder ve bir anda sizi şaşırtarak sona erer. Bu kısa hikaye de aynı bu şablona uygun bir şekilde kurulmuş.

Distopik bir eser olan "Sevil de Sevme" kadınların egemen olduğu bir dünyada geçiyor. Aslında çoğu zaman düşündüğümüz bir şey değil midir bu? Dünyada sadece kadınlar veya sadece erkekler söz sahibi olsa nasıl bir manzarayla karşılaşırız? Elbette sadece karşı cins üzerinde hakimiyet kurma ve dünyayı şekillendirme üzerine kurulu bir öyküden bahsetmiyoruz burada. Fakat zaten 35 sayfadan oluşan öykümüz hakkında daha fazla çene çalarak daha fazla detay vermekten korkuyorum.

Hedeflediği distopik dünyayı güzelce kurmuş, anlatımdaki akıcılığı sağlamış, fakat "twist" dediğimiz şaşırtma kısmında vuruş hissi biraz zayıf kalmış bir öykü olmuş "Sevil de Sevme". Bu tarz öyküleri ilgi çekici bulanlar bir şans vermeliler bana soracak olursanız.
104 syf.
·1 günde·8/10
Kitabın arka kapağını okuduğumda konusu baya ilgimi çekmişti. Bir otobüs yolculuğunu, yolculuk yapan kişilerin kafalarının içindeki sesleri ve bazen de birbirleri ile olan muhabbetlerini anlatıyor kitap. Eminim ki bundan sonra bindiğim otobüslerde insanlara daha farklı bakacağım.
522 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Fitz. Bir kraliyet piçi. Küçük yaşta entrikalarla dolu bir dünyaya terk edilen, sonrasında suikastçı olarak yetiştirilen bir çocuk. Robin Hobb bize olağanüstü bir fantastik kurgu sunuyor bu kitapta.
George R.R.Martin'in kitapları ülkemizde satış rekorları kırarken bu kitap neden layığını bulamadı bilmiyorum ama fantastik edebiyat severler mutlaka okumalı.
İrfan, İzan becerisi (İngilizcesinde "skill" diye geçiyor) fantezi edebiyatının mihenk taşı olabilecek iki ögesi bence. Bir iktidar mücadelesi ise ancak bu kadar iyi anlatılır. Taht Oyunları ile kıyaslıyorum ve oyum Robin Hobb'a...
112 syf.
·1 günde
Kapak gorseliyle beni bir hayli kendine ceken bu kitabi bir solukta okuyamadım. Hep bir atak bekledim. Belki de beklentim cok yuksekti. Yemegin sunumunun harika olup tadinda bir eksigin olmasi gibiydi.
Kitabin icinde yer alan cizimler ise muhtesem. @merttugen Zevkler,renkler,beğeniler elbette ki farkli bazilarimiza kitap icindeki yer degisimleri hos gelebilir mesela ama (benim icin) zorlamaydi. Hepimizin aşina oldugu klasik cumleler bulunuyordu. Tabi ki cocuklara verilecek ders nitelikli mesajlar olarak gayet basarili bir kitap.@aslitohumcu
İlköğretim cagindan itibaren okutulabilir. Zaten yas aralığı da 10 olarak belirlenmis. (Bas kahramanlar Ipek ile Burak ) kitabın ana fikri tam olarak bu soz icinde yer almaktadir. Bu sozu de cok sevdim. "Cesaretin en büyüğü ancak en küçük gövdelere sığabilirdi. "
112 syf.
·3 günde·8/10
Bir öğrencime hediye olarak adım ve vermeden önce okumak istedim. Birlik, beraberlik ve doğa sevgisini çocuklara aşılamak için çok uygun bir kitap. Her çocuğun sahip olduğu gücü fark etmesi için, onları gelecek için cesaretlenmeleri adına her çocuğa tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aslı Tohumcu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Leverkusen, 1974
Aslı Tohumcu, 1974’te Leverkusen’de doğdu, çocukluğu Bursa’da geçti. İngiliz edebiyatı öğrenimi gördü; çeşitli yayınevlerinde editörlük, muhabirlik yaptı, kitap ekleri çıkardı. 2003’te Abis, 2006’da Yok Bana Sensiz Hayat, 2010’da Şeytan Geçti ve Taş Uykusu adlı kitapları yayımlandı. Çocuklar için Üç, İkiii, Birr, Ateş! (2012) adlı öykü kitabını ve üç kitaplık “Bolbadim Günlükleri” (Kaya Çıkmazı’ndaki Okul, Batık Şehrin İşareti, Kıyamet Kapısı; Günışığı Kitaplığı, 2013) dizisini kaleme aldı. Radikal Kitap’ta da edebiyat yazıları yazan Tohumcu, eşi ve kızıyla birlikte İstanbul’da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 264 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 161 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.