Ataol Behramoğlu

Yazar 8,7/10 · 188 Oy · 53 kitap · 534 okunma ·  236 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

236 okur beğendi.
188 puanlama · 732 alıntı
3 haber · 6.670 gösterim
534 okur kitaplarını okudu.
445 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
13 okur kitaplarını şu anda okuyor.
3 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Ataol Behramoğlu'nun Biyografisi

Ataol Behramoğlu (d. 13 Nisan1942, İstanbul), şair, yazar, çevirmen, edebiyatçı.

Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasında yer alan bir edebiyatçıdır.

1942'de babasının askerlik görevini yaptığı Çatalca'da dünyaya geldi. Azerbeycan kökenli olan ailesinin soyadı “Gürus” idi. Aile,soyadını daha sonra Behramoğlu olarak değiştirmiştir. Babası yüksek ziraat mühendisi Haydar Behramoğlu, annesi İsmet Hanım’dır. “Nihat Behram” olarak tanınan gazeteci ve şair Mustafa Nihat Behramoğlu’nun ve avukat Namık Kemal Behramoğlu’nun ağabeyidir.

İlkokul üçüncü sınıfa kadar Kars’ta öğrenim gördükten ilk, orta ve lise öğrenimini babasının Ziraat Müdürü olarak görev yaptığı Çankırı’da tamamladı. İlk şiirleri "Ataol Gürus" adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı.

1960 yılında lise öğrenimini tamamlayan Ataol Behramoğlu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1966 yılında mezun oldu. 1962'de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin (TiP) örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı "Bir Ermeni General", 1965'te Ankara'da Toplum Yayınevi'nce basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkindir.

Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. 1965'te yayımlanan “Bir Gün Mutlaka” adlı kitabı 60’lı yıllar toplumcu kuşağının manifestosu niteliğindeki şiirlerden oluşmaktaydı[2]. Kitaplaşan ilk çevirisi “İvanov” (Anton Çehov) 1967'de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov'dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı.

1970 yılında siyasi nedenlerle yurtdışında çıkan Behramoğlu, 1972'ye kadar Londra ve Paris’te yaşadı. Paris’te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Aragon’un yönetimindeki "Les Lettres Françaises"de, Abidin Dino çevirisiyle, "Bir Gün Mutlaka" dan bir bölüm yayımlandı. 1971’de Paris’te Théatre de Liberté’nin kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk oyun "Légendes à Avénir / Geleceğe Masallar" için bölümler yazdı.
Sovyet Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak 1972'de gittiği Moskova’da yaklaşık iki yıl kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesi'nde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı. Daha önceki dönemin ürünü çevirileri (Puşkin, Bütün Hikâye ve Romanları, 1972) ve yurtdışı dönemin ürünü şiirlerden oluşan üçüncü şiir kitabı "Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri" 1974'te Türkiye'de yayımlandı.

1974'te af yasasından yararlanarak ülkeye dönen Behramoğlu, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda dramaturg olarak çalışmaya başladı. 1975'te kardeşi Nihat Behram ile çıkardıkları edebiyat-kültür dergisi “Militan” büyük ilgi gördü.[2] Bu dönemde Ataol Behramoğlu’nun "Ne Yağmur…Ne Şiirler…(1976)", “Kuşatmada (1978)”, “Mustafa Suphi Destanı" (1979), "Dörtlükler" (1980) adlı kitapları yayımlandı.
1979'da Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. Rus aslıllı Ludmila Denisenko ile evliliğinden kızı Barış o yıl dünyaya geldi.

1980 darbesi sonrasında dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı. "Ne Yağmur…Ne Şiirler…"'in yeni basımının mahkemece “toplatılması ve imhası”na karar verilen Ataol Behramoğlu bir hafta göz hapsinde tutuldu; kitap daha sonra beraat etti.[2] 1981'de "İyi Bir Yurttaş Aranıyor" başlığı altında topladığı şiirler Türkiye’de “siyasal kabare” türünün ilk örneklerinden biri olarak birçok kez izleyiciye sunuldu. Aynı yıl Yunanistan’da şiirlerinden seçmeler "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" adıyla yayımlandı. Dünya şairlerinden Rusça, İngilizce, Fransızcadan yaptığı çevirileri "Kardeş Türküler" adlı bir kitapta topladı (1981). "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"'nin ilk çalışmalarına başladı.

1982'de Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı, on ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü'nü kazandı.1983'te 8 yıl hapse mahkum edildi. 1984'te ülkeden gizlice ayrılarak Fransa'ya gitti. Bir süre sonra pasaport verilmeyen ailesini de gizlice yurtdışına çıkardı.

Hayatının 1989 yılında kadar süren bu döneminde Paris Sorbonne Üniversitesi'nde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında lisans üstü bir çalışma yaptı. 1986'da Paris’te ressam Yüksel Aslan ile birlikte Fransızca Türk edebiyatı dergisi “Anka”yı kurdu ve yönetti. Birçok ülkede katıldığı toplantılarda konuşmalar yaptı, şiirlerini okudu.

Almanya’da "Kızıma Mektuplar (1985)", "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" (1985) adlı şiir kitapları ve "Mustafa Suphi Destanı"nın yeni bir basımı yayımlandı. Şiirlerinden Macarcaya yapılan bir seçmeler 1988’de Budapeşte’de “Europa” yayınevince yayımlandı Antoloji çalışmalarına da devam eden Behramoğlu bu dönemde "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"; "Dünya Şiiri Antolojisi" (Özdemir İnce ile birlikte); "Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi"'ni yayımladı. Ayrıca “Çehov-Bütün Oyunları (1. Cilt)”, şiir üstüne yazılarını biraraya getiren “Yaşayan Bir Şiir” (1986) ile “Eski Nisan”, “Bebeklerin Ulusu Yok” adlı şiir kitapları yayımlandı. Hakkındaki davaların beraatla sonuçlanması üzerine Haziran 1989’da Türkiye’ye döndü.

Türkiye’ye dönüşünden sonra Pendik Belediyesi’nde kültür danışmanlığı, ardından Simavi Yayınları’nda editörlük yaptı. 90’lı yıllarda “Sevgilimsin” (1993) adlı şiir kitabını ve çeşitli yazılarını biraraya getiren, "İki Ateş Arasında" (1989), "Nâzım'a Bir Güz Çelengi" (1989), "Mekanik Gözyaşları" (1990), "Şiirin Dili-Ana Dil" (1997) yayımlandı. Aziz Nesin ile ilgili anılarını "Aziz Nesin'li Fotoğraflar" (1995); yurt dışı gezi yazılarını "Başka Gökler Altında" (1996) adlı kitaplarda topladı. Vera Tulyakova’nın anılarından ve Nâzım Hikmet'in şiirlerinden oluşturduğu "Mutlu ol Nâzım" adlı bir oyunu; belgesel bir oyun çalışması olan "Lozan” adlı eseri vardır.

1995’te Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçilen şair; bu görevi 1999’a kadar iki dönem sürdürdü. 2002’de Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği "Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü"'nü aldı. 2008 yılında şiirlerinden geniş bir seçmeler Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlandı. Aynı yıl kendisine Rusya Federasyonunca uluslararası Puşkin Nişanı verildi.

1992’de İstanbul Üniversitesi'nde başladığı Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliğini 2003'te aynı üniversitede doçent, 2009'da Beykent Üniversitesi'nde profesör olarak sürdürdü. Şimdi İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim kadrosundadır. Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Ataol Behramoğlu'nun Kitapları Kitap Ekle

7,5/ 10  (13 Oy) ·  26 Okunma
8. Beyaz, İpek Gibi Yağdı Kar (50 Yıldan 100 Şiir)
9,0/ 10  (4 Oy) ·  14 Okunma
11. Uçur Diye Ey Aşk (Türk ve Dünya Edebiyatından Tematik Aşk Şiirleri Seçkisi)
8,3/ 10  (4 Oy) ·  12 Okunma
20. Bir Gün Mutlaka (Toplu Şiirler 1)
7,5/ 10  (4 Oy) ·  5 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Ülkü Uçgun, bir alıntı ekledi.
09 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var, Ataol BehramoğluYaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var, Ataol Behramoğlu
Muzaffer Akar, bir alıntı ekledi.
09 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

...
Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
Ben ayrılıkların
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
Ben hasretlerin
...

Büyük Türk Şiiri Antolojisi 1. Cilt, Ataol Behramoğlu (Sayfa 171 - Nazım Hikmet - Otobiyografi)Büyük Türk Şiiri Antolojisi 1. Cilt, Ataol Behramoğlu (Sayfa 171 - Nazım Hikmet - Otobiyografi)
Deniz M. Bakır, bir alıntı ekledi.
01 Ağu 2017 · Kitabı okuyor

Öğrendik ki, iki şey asla terketmezmiş insanı: Biri yanındaki ana, diğeri kalbindeki yara.

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var, Ataol BehramoğluYaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var, Ataol Behramoğlu
Muzaffer Akar, bir alıntı ekledi.
 17 Mar 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

KADEH
Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt liman mavisi
Apostol bu ne biçim meyhane
Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü

Oktay Rıfat

Büyük Türk Şiiri Antolojisi 1. Cilt, Ataol Behramoğlu (Sayfa 391 - 1 Cilt)Büyük Türk Şiiri Antolojisi 1. Cilt, Ataol Behramoğlu (Sayfa 391 - 1 Cilt)
Ferah, bir alıntı ekledi.
12 Eyl 2015

"İnsanlar
Ölüyorlar.
Gepgenç
Sımsıcak
Ölüyorlar
Sanki
Ölmüyorlarmış gibi.
Bir yandan sürüp gidiyor
Hayat."

Ataol BehramoğluAtaol Behramoğlu
Recep, bir alıntı ekledi.
08 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Nicedir özlemişim
Bir dosta sarılıp
Ağlamayı

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var, Ataol Behramoğlu (Sayfa 11 - Adam Yayıncılık)Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var, Ataol Behramoğlu (Sayfa 11 - Adam Yayıncılık)
Bet, bir alıntı ekledi.
23 Şub 19:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sadece ikimize değil
Bütün hayata üzgünüm

Aşk İki Kişiliktir, Ataol BehramoğluAşk İki Kişiliktir, Ataol Behramoğlu
Dilemma, bir alıntı ekledi.
19 Ara 2014

Ama artık gitmek geliyor içimden. Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden, dönüşü olmayan yerlere...

Ataol BehramoğluAtaol Behramoğlu
Dilemma, bir alıntı ekledi.
30 Kas 2015

Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telaş.

Ataol BehramoğluAtaol Behramoğlu
Mete Özgür, bir alıntı ekledi.
21 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ne söylersen söyle bu aşk ikimizindi
İkimizindi bir zamanlar aynı gökyüzü


Behçet Aysan

Büyük Türk Şiiri Antolojisi 2. Cilt, Ataol BehramoğluBüyük Türk Şiiri Antolojisi 2. Cilt, Ataol Behramoğlu
Bütün Alıntıları Göster

Ataol Behramoğlu kitap incelemeleri

Tuco Herrera, Aziz Nesin'li Anılar'ı inceledi.
 04 Nis 17:33 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Cezaevinin Bahçesine Ayva Ağacı Diken Bir Şair ve Gözyaşını Kahkaya Çeviren Bir SİMYACININ Anıları ...

"12 Eylül sabahını (F. Otyam , Y. Özkan vb arkadaşlarla) Kuşadası'ndaki kültür gecesinde karşılamıştık. Gece yarısı , kaldığımız otelin lobisinden Fikret Otyam' ın telefonuyla uyanmıştım.Cümle aynen aklımdadır. "Aşağı gel, Evren yönetime el koydu." Bu iki küçük cümledeki gerçeğin hayatlarımızı nasıl derinden etkileyeceğini o anda kestirebilmek kolay değildi."

Bu satırların sahibini 30 küsür sene evvel Maltepe Cezaevine koymuşlardı .. Bedenen oradaydı belki ama düşünceleri hapsedemezsiniz..Ve ne diyor Bertolt Brecht Beş Paralık Roman adlı kitabında , "İnsan hapishane duvarları içinde de özgür olabilir." Düşüncelerine zincir vuramadıkları için tuttu şu satırları yazdı..

Maltepe askeri cezaevinin avlusunda
Sisler içindeki Büyükada’nın karşısında
Oturmuş yazarım bu şiiri

Eylül başlarında bir cumartesi sabahı
Lodos titretiyor ağaçları
Yağmur geceden yıkamış çiçekleri

Gökyüzü mavi, bulutlar beyaz
Ardından baharın geçti koca bir yaz
Hapisteyiz hâlâ ve güzün ilk serinlikleri

Avlunun dört yanı dikenli teller
Tellerin gerisinde nöbetçiler bekler
Kapanır uykusuzluktan gözleri

On gündür çocuk sesi duymadım
Özledim “baba” deyişini kızımın
Özledim beni görünceki sevincini...

Hayatım benim, kırk yıllık hayatım
Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım
İçim burada da pırıl pırıl şimdi

Geçer, güzelim, bu günler de geçer
Sökülüp atılır dikenli teller
Koparır halk bir gün zincirlerini...

Diyorum ya dört duvar arasındaydı..Kim bilir başını kaldırdığında ranzasını , görüş gününde gri bulutlu gökyüzünü görüyordu .. İnsanlığını da elinden alamamışlardı yaa .. Kalktı cezaevinin bahçesine bir de AYVA AĞACI dikti.. Öyle bir ayva ağacı ki onun gölgesine kimler kimler , nice isimler konuk oldu sonrasında ..Sevdiklerine bu ağacın gölgesinde mektuplar gönderdiler yazıp yazıp.. İsmi Ataol Behramoğlu bu güzide şahsın , bu değerli şairin .. Ben şahsım adına ne şiirden anlarım, ne de öyle pek fazla şair bilirim .. Odun - kereste aromalı bizim bünye .. Pekte dingin bir ruhum yok şiir okuyacaklık .. Nerden tanıyorum kendisini derseniz Aziz BABA' dan .. Köşe yazılarını takip ederim ..Sık sık anar kendisini yazılarında , tv lerdeki sohbetlerde .. Bu kitabı öylesine çok aradım ki size anlatamam .. Bizimkisi manyaklık tabi .. Kişisel bir hayranlığın da ötesi..Bir saplantı .. N'apayım ben de böyleyim.. Kitabın baskısı uzun bir müddet yoktu.. Geçen Ankara okuma grubu ile Liman Kitap Cafe' ye gidince sorayım dedim .. Şansıma 1 tane varmış ..Aldım hatmettim ve bu büyük adamlarla ilgili bilmediğim pek çok yeni şey öğrendim .. Sizlerle de paylaşayım eğer isterseniz..

Aldım açtım ilk sayfayı .. Bu tekin yayınlarında 4. basım imiş .. 2016 basımı .. Sonra bir otobiyografi Ataol Behramoğlu' na dair.. Bir sayfa daha çeviriyorum , şaşırtan bir başlık.. "En Çok Sevdiğim ve En Çok Çatıştığım Yazar..." Açıklayayım. Kendisi , bilenler bilir ama bilmeyenler için söyleyeyim asker kökenli bir yazar ..Askerle niçin ilişiğinin kesildiğini bir başka incelememde ayrıntısıyla anlatırım .. Konu uzamasın..Dolayısıyla subaylıktan gelme olduğu için korkunç derecede otoriter , çalışkan ve disiplinli bir insan .. Bunun böyle olduğunu sadece kendisini okuyarak değil aynı zamanda karşılaştığım onu tanıyan insanlara da sorarak teyit ettim.. Oğlu Ateş Nesin' in anıları var ki onlar yeter..İnanılmaz otoriter bir şahsiyet .. Hal böyle olunca 1970 lerin başında halen daha bir sendikaları olmayan yazarları bir çatı altına getiren isim oluyor Aziz Nesin ve Yaşar Kemal (ki bu ikilinin arasında da inanılmaz bir savaş var normalinde ) İnanılmaz çalışkan , inanılmaz girişimci ama bir nebze dediğim dedik bir isim Aziz Nesin diyorum yaa..Yazarlar da esasen çalışkanlığından şikayetci değiller ..Çünkü ilkin kendilerine verilen bir "umumi heladan" yola çıkıp onlara başını sokabilecekleri bir yapı sunuyor kendisi .. Kendinden başka başkanlık edecek aday yok ama etkisini sürekli kısıtlamaya çalışıyorlar =)) En sonunda ismi otodidakta çıkıyor sendikada ..Ataol Behramoğlu da pek çok çatışmış olacak ki , şunları demiş bu konuda :

"Yakından ve kişisel olarak tanıdığım hiçbir yazarı Aziz Nesin ' i sevdiğim kadar sevmedim . Hiçbirine Aziz Nesin' e kızdığım kadar kızmadım.Hiçbir yazar konusunda Aziz Nesin konusunda olduğu kadar çelişkiye düşmedim.Hiçbiriyle Aziz Nesin' le çatıştığım kadar çatışmadım.Hiçbiri beni Aziz Nesin' in etkilediği kadar etkilemedi.Ve hiçbirine Aziz Nesin' e duyduğum kadar hayranlık duymadım.

Kendisi de tıpkı benim gibi Bir Sürgünün Anıları kitabıyla tanışmış onunla ."Gülmekten çok gözlerimin yaşardığını anımsıyorum" diyor GÖZYAŞINI KAHKAHAYA ÇEVİREN SİMYACI için .. Çok uzatmamak adına kısa kesiyorum .. Kitapta bir otel odasında atlet fanila ile arzı endam eden Aziz Nesin ve davudi sesi ile karşısında sinirden kırılan Yaşar Kemal' i, onları ayırıyım derken arada kaynamamak için en sonunda bu iki dev yazarı Fareler ve İnsanlar' daki Leni ile George benzetmek suretiyle ortamdaki gergin havayı almaya çalışan Ataol Behramoğlu' nun çareziliğini (YALNIZ ŞU SAHNENİN EPİCLİĞİNİ BİR AKLINIZA GETİRİN !!! O ANI GÖRMEK İÇİN GÖZÜMÜ DAHİ KIRPMADAN TÜM ARŞİVİMİ VERİRDİM.. PLAKLARIM DA DAHİL =)) ) , 70 lerin 80 lerin siyasi havasını , Ataol ve Nesin arasındaki mektuplaşmaları ve bu mektuplar arasındaki çok ilginç bazı olguları okuyacaksınız ..Çehovdur, Puşkindir, Gogoldur, Mayakovskidir, Sokratestir bunlar da işin bonusu..Herkes okusun mu ? Karar sizin .. Sıkılmayacağınızın garantisini veriyorum .. Şuraya da bir telefon konuşması bırakayım Aziz BABA' dan ..Niye "BABA" diyoruz anlaşılsın .. İyi oku POKE TOPU!! =))

"Aziz Ağabey" demiştim , "sizce yazarlarımız için bu kadar uğraşmaya değer mi?"

"Aslında," diye yanıtlamıştı beni ,"sen şimdi yine bir takım vatanseverlik söylevleriyle bana karşı çıkarsın ama , bu soru VATANIMIZ İÇİN DE sorulabilir... Çünkü vatanımız bok içinde ve daha da çok boka gitmekte...AMA MARİFET , GÜLLÜK GÜLİSTANLIK BİR VATAN İÇİN DEĞİL , BOK İÇİNDEKİ VATAN İÇİN BİRŞEYLER YAPABİLMEYE ÇALIŞMAKTIR..NEDEN? ÇÜNKÜ ""BİZİM"" VATANIMIZDIR DA ONDAN..."

Unutulan ve şahsım tarafından şu an eklenen , last but NOT LEAST isim , sitemizin yeni "BABA" sı, sevgili arkadaşım Necip Gerboğa .. Bu fırsatı gole çevirmemize ön ayak olduğun için pek çok ama pek çok teşekkür ederim sana .. Selam ve bitmek tükenmek bilmez bir İŞSİZLİKLE !! =))

Bu da "bebişin" bonusu olsun =)) uyurken kısık sesle veriver arkaya =))

https://www.youtube.com/watch?v=yUxb139X-N4

Mete Özgür, Dünya Şiir Antolojisi 1'i inceledi.
 13 Kas 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Antolojiler birer seçkidir. Dolayısıyla her türlü eleştiriye açıktır. Fakat Ataol Behramoğlu ve Özdemir İnce'nin bu ortak çalışması; Kabartey Özerk Cumhuriyeti'nden Uruguay'a, Hindistan'dan Finlandiya'ya kadar toplam 103 ülkeden gayet geniş bir şair ve şiir yelpazesi sunuyor ki, bu bulunmaz bir nimet.

Uzun uzadıya bütün ülkeleri değerlendirip kafa açmak istemem. Ancak birkaç ülkeye özellikle değinmek istiyorum. Bunlardan ilki Amerika Birleşik Devletleri. 1700'lerde İngiltere'ye karşı bağımsızlığını kazanmasına rağmen, 19. yüzyıl ortalarına kadar kendine has bir şiir anlayışı geliştirememiş. Herkesin yakından tanıdığı ya da isimlerini bir şekilde duyduğu Edgar Allan Poe, Walt Whitman, Ezra Pound ve T.S. Eliot bu konuda öncü olmuşlar. Sonrasında T.S. Eliot'un Avrupa'ya yerleşmesine Amerika'nın bu kısır kültürünün sebep olması ilginç bir nokta.

En ilginç şiir hatta sanat ülkelerinden biri şüphesiz Fransa. Fransa kendine has olmayan şairleri ve şiir akımlarını benimseyerek ve geliştirerek tekrar ihrac etmesiyle biliniyor. Şöyle ki; ünlü Fransız şairlerden Arthur Rimbaud aslen Uruguaylı, Trintan Traza Romanyalı, Apollinaire ise Polonyalıdır. Asıl Fransız şairler Baudelaire ve Mallarme'nin ise Edgar Allan Poe'dan etkilendiği bilinen bir gerçektir. Kaldı elimizde Louis Aragon reyiz :)
Tüm bu öykünme, etkilenme ve devşirmeye rağmen geliştirdikleri anlayış ve akımlarla da tüm dünyayı etkilemeyi başarmışlardır. Hatta Türkiye'de gelişen İkinci Yeni akımının Fransız gerçeküstücülüğünden etkilendiği söylenir.

Tüm bu ülkeler arasında beni en çok etkileyen şiirler, yıllarca beyaz ırk tarafından sömürülen Afrika ülkelerinin şiirleri oldu. Hemen hepsinde maruz kaldıkları acılar vurgulanmış ve bağımsızlık özlemi işlenmiştir. Tam bu noktada iz bırakan 3 şairden bahsetmek isterim.
1. Angolalı şair Agostino Neto
"Biziz umudu Angola'nın
Ve bizim savaşımız
Sana mutluluğu getirecektir!" (s.18)

2. Kongolu şair Patrice Emery Lumumba
"Binlerce yıl, Afrika'm, hayvanlar gibi acı çektin
Barbarların yumruğu, beyazların kırbacına karşı
Yalnız ölmekti senin hakkın, bir de ağlamak.
...
Hür ve şen bir Kongo doğacak kara topraktan."(s.50)

3. Senegalli şair Leopold Sedar Senghor
"Yeniden çiçeklenecek bahar
Aydınlık ayaklarımızı bastığımız her yerden." (s.83)

Bu üç şairin ortak özelliği yalnızca umut dolu bağımsızlık şiirleri yazmak değil. Her biri ülkelerinin bağımsızlığı için bizzat mücadelenin içinde bulunmuş hatta başrol oynamışlar ve bağımsızlıklarını kazandıklarında ilk devlet başkanlıklarını da kendileri yapmıştır. Bu şairlerin şiirlerinin özellikle bu bilinçle okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.


Gelelim Türk şairlere... Aslında kitapta Türkiye için bir bölüm ayrılmamış. Fakat kitaba da bağlı kalarak iki şairimize değinmek istiyorum.
Macar şair Laszlo Benjamin'in, Nâzım Hikmet'in ardından kaleme aldığı şu dizeler;

"Ayrıldın, bir veda sözü mırıldanmadan Nazım
Ve bir kez daha acılar eklendi hayata
Ve bir dost eksildi ondan."

ve Azeri şair Nigar Refibeyli'nin

"Goyup gittin ışığı insanlara
Yazıp yarattığın eserlerinle
Garıştın ebedi bahara." dizeleri Nâzım'ın başka coğrafyalarda da derin izler bıraktığını açıkça gösteriyor.

Bir parantez de Cahit Sıtkı Tarancı'ya açmak gerekir ki, Kolombiyalı şair Oscar Echeverri Meija bir şiirine başlarken Tarancı'nın "Alıştığımız bir şeydi yaşamak" dizesini aynen alıntılamıştır. Bu da şiirimizin ulaştığı noktaları tahayyül etmeye yeter.

Herkese iyi kitaplar.

Sabırlı Firuze, Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var'ı inceledi.
22 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yazarın dili çok yalın, bu da herkes anlayabilir demek oluyor. Kendi yaşamını, bulunduğu yer ve duygularını ifade ederken, sizinle sohbet ediyormuş hissi uyanıyor. Şiir sevmenize gerek Yok herkes okumalı.

Yunus, Dünya Şiir Antolojisi 1'i inceledi.
21 Mar 22:17 · Kitabı okudu · 24 günde · 7/10 puan

Kitabın içinde her türden şiir var; aşk, vatan sevgisi, ırkçılık... Ve bunca konu varkende dünyanın farklı ülkelerinin yazarlarını bir araya getiren şiir derlemesi gibi bir eser.
Genel olarak şiir hangi ülkeye aitse onla ilgili bir vatanseverlik seziliyor, lakin genel konulardan da her zevke hitap eden güzel şiirler içeren bir eser olduğuna inanıyorum.
Şiirseverlerin şiire bir de dünya gözüyle bakması için tavsiye edilir...
Dünya şiir gününe de denk geldi bitirmem, bu yüzden de hepinizin dünya şiir günü kutlu olsun:)

Farkhunda, Yarım Yüzyıldan Şiirler'i inceledi.
 20 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sabah dokuz, akşam beş kütüphaneden ayrılan sıradan bir öğrenciydim. Ancak benim dışında her şey ve herkes sıradan olmamak üzerine yeminliydiler. Bu kitabı okumak benim için okuyacak başka kitabın olmadığı bir kütüphanede olmamdan dolayıdır. Dur! Sakın atlayıp, bu ne deme! Evet, gerçekten kitabı olmayan ve okuyucusu sıfır bir kütüphaneden bahsediyorum. Kütüphane görevlileri aslen Büyükşehire bağlı ama bir vakfın kütüphanesindeler. İyi insanlara hep böyle şeyler olur, zamanla oturuyor zihnimde böyle haksızlıklar. Ataol Behramoğlu da böyle bir adam iyi yani, toplumcu. Fotoğraflarına bakıyorum da o bütün şiirleri yazmak için kirpiklerinden ve gözlerinden içeriye nasıl geçti dışarısı. Rüzgarda hızlı adımlar atan bir kadının uçuşan eteğinde gördükleri bir mühendisin sistematik algısından farklı olmalıydı. Şair olmak böyle bir şey demek ki, kalemin ucundan döktüğü baştan sona kendisiydi. Bir kaşık dolven gibiydi ve okudukça edebiyat dersinde bu adamı gördüğümü hatırladım. Şiir okumaya uzun zamandır muhtaç kalmışım. (Kütüphane görevlisi, eğer bunu görürsen bana kızma)

Günümüzden geçmişe,ülkemizden ülkelere, şiirimizden şiirlere ayna tutan dev bir panorama...

Ataol Behramoğlu ve Özdemir İnce rehberliğinde oluşturulmuş bir kadro, 103 ülke, 847 şair, 1653 şiir...

Afrika'dan başlayıp Hollanda'da sona eren bir dünya seyahati...
Rota da; Almanya, Avusturya, ABD, Arap ülkeleri, Arnavutluk, Avustralya, Azerbaycan, Baltık ülkeleri, Bengladeş,Başkırdistan, Belarusya,Bulgaristan, Çekoslovakya, Çin Çuvaş Özerk Cumhuriyeti, Dağıstan, Danimarka,Ermenistan, Finlandiya, Fransa, Gürcistan, Hindistan ve Hollanda var.
İkinci ciltte ise alfabetik sırayla diğer ülkeler.

En kapsamlı şiir antolojisi ünvanına sahip bu muazzam emek için,usta şairlerimiz Ateol Bahremoğlu ve Özdemir İnce'ye teşekkürü borç bilir,okumuş olduğum için de keyif duyduğumu belirtirim.
Kitaptan tek bir şiir seçmek çok zor belki ama benim ve #dostamisc'in gönlünü çalan şu enfes şiire bakmanızı dilerim.
#27116029

İkinci seyahatte buluşmak üzere.

insan_okur, Aşk İki Kişiliktir'i inceledi.
29 Mar 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

İlk Ataol Behramoğlu okuyuşum ve imzalı bir kitap. Romanların arasından nefes almak için arada farklı türlere yöneliyorum; bunlardan biri de şiir. Kitap Tekin Yayınları'nın 60 sayfalık bir eser. 3 bölümden oluşuyor eser.

İlk bölümde Mehmet Yılmaz Hocamı hatırladım. "Attila Jozsef'in Şehrinde Bir Köprüden Tuna'ya Bakmak" : Bu bölümde Tuna Nehri boyunca tren yolcuğunda Noel'e hazırlanan bir Avrupa şehrini ve Jozsef'i anlatıyor.

2. Bölüm " On Ayrılık Şiiri " : Bu bölümü ayrılanlar okusunlar, :) ben pek severek okumadım. Neden ? Ayrılığı pek sevmem, istemem de.

3. Bölüm ise "Aşk İki Kişiliktir" : İşte en beğendiğim bölüm bu bölüm oldu. Çok güzel ve farklı şiirler mevcut. Özlem, aşk dolu.

Yazarın dilini çok beğendim. Farklı bir tadı olduğunu bu kitabında kanıtladı. Başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Bu minnak kitabı sizlere tavsiye ederim.

Ssszsdsz...^-^..., Bir Gün Mutlaka'yı inceledi.
05 Mar 11:09 · Kitabı okudu · 7 günde

Edebiyat dersinde sunum yapacağım için şairi araştırdım. Hazır şairi araştıyorum derken bir eserinide okuyayım dedim ama hiç uyuşmadığımızı anladım. Ataol Behramoğlu' nun sadece üç şiirini sevdim.
~ Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
~ Aşk İki Kişiliktir
~ Bu Aşk Burada Biter
Malesef diğerlerini sevmedim ve bir daha okuyacağımıda düşünmüyorum. Ama şairin kalemine sağlık.
Keyifli Okumalar =)))

Senin yüreğin yere göğe sığamayacak kadar hüzünlü, bundan şiirlerin hep böyle mahzun ;

Annem yok artık. Beni düşünen kalbi yok. Bitti. Umutsuz olmak istemiyorum. Umutsuzluğun bir çıkar yol olmadığını biliyorum. Annem yok artık, yeryüzü çok gördü onu, kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını çok gördü. Annem yok artık. Bu kesin. Gelinecek bir yere gitmedi. İşte geldim çocuklar demeyecek, nasılsın yavrum demeyecek, sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını. Annem.

zebercet zengin, Hayata Uzun Veda'yı inceledi.
14 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Hayatım boyunca okuduğum en uzun şiirdi. Tek şiirden oluşan bu kitap isminden de anlaşılacağı üzere "Hayata Uzun Veda" olmuş. Okunabilir, çok zamanınızı almaz. Yorumumu şiirin son dizeleriyle bitiriyorum.
Ve benim
Uzun
Vedam da
Belki bir bölüm
Oluşturacak
O büyük
Senfonide
Ayak parmaklarının
Ucuna basarak
Dünyayı ve kendini
Keşfe çıkan
Düşsever çocuğun
Minik bir
Katkısı olarak

Bütün İncelemeleri Göster