1000Kitap Logosu
Atasoy Müftüoğlu

Atasoy Müftüoğlu

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
6.9
144 Kişi
476
Okunma
144
Beğeni
4.737
Gösterim
Unvan
İslami Kitap Yazarı
Doğum
Trabzon, Çaykara, 1942
Yaşamı
Atasoy Müftüoğlu, 1942 yılında Trabzon’un Çaykara ilçesinde doğdu. Mehmet Akif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve daha bir çok müslüman yazar ve şairin kuşatıcı bir medeniyet söylemine yöneldiği bir dönemde yetişti. Çocukluğundan itibaren Sebilürreşad, Büyük Doğu, Diriliş ve Millet gibi düşünce çevreleriyle tanıştı. 1960 yılında Trabzon’da başladığı yazarlık hayatına, Eskişehir’de bir han odasındaki daktilosundan güçlü, sorumlu üslubuyla müslümanları beslemeyi sürdürerek devam etti. Zamanla Büyük Doğu lehine bir tercihte bulunan Müftüoğlu, uzun yıllar bu tercihi heyecanlı ve bilinçli bir biçimde korudu. Müftüoğlu, sağlıklı bir anlayışa ve kavrayışa ancak, ümmeti kuşatan bir perspektif ile ulaşabileceğini düşünerek, ulusalcı düşünce çevrelerine mesafeli durmaya başladı. Edebiyat Dergisi’ne uzun aralıklarla, Mavera Dergisi’nde ise kısa aralıklarla deneme yayınladı. Daha sonra yazarlık ve yazarlar konusunda farklı bir tavır ortaya koyan Müftüoğlu, düşünsel hareketliliğin yaşandığı dergilerin etrafından uzaklaştı. Bu seçiminden sonra Müftüoğlu İslam’ın ve müslümanların üstünlüğü için bir etkinliği fiilen ortaya koyan her düşünceye, her eğilime, her kişiliğe zihnini ve yüreğini sonuna kadar açtı. Yüreğine çokça müslüman adresi ve geniş bir coğrafya sığdıran Atasoy Müftüoğlu, giderek daralan kuşatmanın algılarımızı parçalamasına, bilincimizi yok etmesine ve bütün coğrafyamızı işgal etmesine karşı direnmeyi kendisine şiar edinen bir mücadele insanı oldu. Başta Büyük Doğu, Yeni İstiklal, Yeni İstanbul, Yeni Devir, Yeni Şafak olmak üzere kimi günlük gazetelerde aralıklı olarak köşe yazarlığı yaptı ve bazılarında hâlâ yazılarına devam etmektedir. Yazıları ve sohbetleriyle İslâm ümmetinin ve insanlığın esenliğini samimi duygularla savunan Atasoy Müftüoğlu, kendisinin bir çok ulusal derginin dışında Anadolu’dan gelen davetlere de icabet etti. Diriliş, Deneme, Edebiyat, Mavera, Selam, Edebi Pankart, Vuslat, Umran ve Bilge Adam dergileri başta olmak üzere pek çok edebiyat, sanat, düşünce, kültür ve siyaset dergisinde denemeler yazdı ve bir çok dergide yazılarını sürdürmektedir. Müftüoğlu hayatının her döneminde, insanın ufkunu genişleten ilkeli bir şahsiyeti, derviş merşreb bir kişilikle siyasal bir duruş ortaya koydu. Bir aktivist olarak, kendisine ulaşan her haberin, her eylemin peşinde koşan, yanında olmak isteyen biri olarak; ülkesindeki bir muhitin her zaman ufkunu açmış, gönlünü genişletmiştir. Onun heyecanıyla heyecanlanan, onun öfkesiyle öfkelenen bu muhit, İngiltere’den, Çeçenistan’a; İran’dan, Afganistan’a; Somali’den, Bosna’ya kadar geniş bir İslam coğrafyasına duyarlılık gösterdi. Atasoy Müftüoğlu, kendine ait durusu ve söylemi ile Afrika, Kudüs, Kandahar, Moro, Hayfa, Isfahan, Halep, Harlem, Peşver, Keşmir, Taşkent, Grozni, Doğu Türkistan’ı ve daha nice İslam coğrafyasını kelimeleri ile kucakladı. Müftüoğlu bununla da kalmayarak, uluslararası konferanslarda ve seminerlerde tebliğler yayınladı. Bu dönemde yaşanan iki olay onu derinden etkiledi; Biri Şeyh Abdülkadir Es-Sufi ile tanışması, diğeriyse İran İslam Devrimi. Es-Sufi ve cemaatini tanıyınca öylesine sarsıldı ki, izlenimlerini layıkıyla anlatamamaktan çekindi. Ayrıca İran İslam Devrimi’ni büyük bir heyecanla karşılamakla kalmadı o heyecanı edebiyat inceliği ve mü’mince dikkatiyle çevresindekilere de taşıdı. Atasoy Müftüoğlu’nun yoğunluğunu en çok gösterdiği 80’li ve 90’lı yılarda Türkiye’de yükselen İslamcılık eğiliminin temelinde hayatın tüm alanlarına yöneltilmiş sağlam bir “tevhit” algısı ortaya koydu. Kitaplarında tevhit, mücadele, ahlak, hikmet ve merhamet eksenli denemeler yazan Müftüoğlu, hemen her müslümanın duygu ve düşünce dünyasında bu kavramların yerleşmesinde büyük pay sahibi oldu. Atasoy Müftüoğlu, kendi kuşağı içinde Rasim Özdenören’le birlikte tercihini net olarak ortaya koyan bir insandır. Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç hemen her alanda ürün verirlerken Rasim Özdenören “öykü”yü, Atasoy Müftüoğlu da “deneme”yi tercih etmiş ve tercihlerinde derinleştiler. Öyle ki, Atasoy Müftüoğlu deneme dili ile din dilini birleştiren; üsluptan, mesajdan taviz vermeden yazı serüvenini aralıksız sürdürdü. Uzun yıllar ara verdiği dergi yazılarına Vuslat, Umran ve Bilge Adam dergileriyle yeniden başlayan Müftüoğlu, bir mü’min yürekten kocaman bir coğrafyayla bütünleşmeye devam etmektedir. Atasoy Müftüoğlu’nun, Kur’an’ın, hadislerin, Gazâlî’nin, İmâm-ı Rabbânî’nin, Hasan el-Benna’nın, Malik Bin Nebî’nin, Mevdûdî’nin, Seyyid Kutub’un terimleriyle örülü dili, modern ve batılı bir yapı taşımaktadır. Bu nedenle konuşmalarında ve yazılarında edebiyat ilgililerini muhatap almakta, mesajlarını imkan bulduğu sürece edebiyat dergileri üstünden iletmeyi seçmektedir. Kuşağının moralini ve umudunu diri tutan Atasoy Müftüoğlu’nun en önemli özelliği okurunu eleştirinin sonuçlarıyla baş başa bırakması değil oradan bir adım daha öteye giderek, çözüm yolu göstererek yardımcı olmasıdır. 2005 yılının Kasım ayında yayınlanan Kitap Postası’nda ise özel olarak hayatı ve fikirleri irdelendi. 2008’de Hece Yayınları’nda çıkan, Hayatın Kareleri, Dilden Dünyaya, Armağan Yazılar, Kalplere Kablo Döşemek, Mektuplar, Kaynakça ve Albüm bölümlerinden oluşan “Irmağın İçli Sesi: Atasoy Müftüoğlu Kitabı” yazarın hayatını çeşitli yönleri ile okuyucuya sunmaktadır. Müftüoğlu’nun müstesna kişiliğini; ağabeyliği, kadirşinaslığı, vefakarlığı, çilekeşliği, dostluğu, arkadaşlığı, mürebbiliği, eğitmenliği, aydınlatıcılığı, üretkenliği, paylaşmacılığı ile kendisini göstermektedir.
Ümmet Bilinci
OKUYACAKLARIMA EKLE
Vakti Kuşanmak
OKUYACAKLARIMA EKLE
Firak
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hakikat Bilincinin Kaybı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Yeni Bir Dilin İnşası
OKUYACAKLARIMA EKLE
Ağır Hasarlı Algılar
OKUYACAKLARIMA EKLE
Küresel Çağda Kaybolmak
OKUYACAKLARIMA EKLE
Farkındalığın Dili
OKUYACAKLARIMA EKLE
Varoluşsal Belirsizlikler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Mehmet Akif Koç
Furkan Günleri'ni inceledi.
112 syf.
·
30 günde
·
7/10 puan
Memleketin özgün düşünürlerinden Atasoy Müftüoğlu'nun 1980'lerdeki yazı ve incelemelerinden oluşan bir seçki. Atasoy Bey'in zihin dünyasına giriş açısından da iyi bir başlangıç olabilir bu eser.
Furkan Günleri
Okuyacaklarıma Ekle
10
Esra
Evrensel Yalanlarla Yüzleşmek'i inceledi.
224 syf.
·
41 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Her bir cümlesi kendi içinde ayrı bir muhabbet konusu olabilecek, üzerine pek de laf edecek haddi kendimde bulmadığım bir eser baştan sona. Bugünlerde yaşayan aydınlar arasında bu kadar cesur cümleler kurabilen kaç kişi vardır bilemiyorum ancak şu içinden çıkılmaz hale gelen müslümanlığımızın derdini en güzel şekilde yansıtan cümlelerdi bunlar okuduklarım arasında. Büyük ihtimalle farklı zamanlarda yazarın yapmış olduğu konferansların derlenmesiyle oluşturulan bir kitap olduğundan fazlaca tekrara düşülmüş gibi geldi, cümleleri özümsemenin zorluğu da eklenince akıcı denemeyecek bir kitap bana göre. Belki de öyle olması gerekiyordur zaten. Bir de yine bu koca derde somut bir derman bulamadığım kitaplar listesine eklendi. Ama belki bu da yine öyle olması gerektiği için. Önce derdi özümsemek dermanı otomatikmen getireceği için, veya dermanı bulabilecek zihinlere bir ortam hazırlamamız sanıldığı kadar kolay bir uyanıştan ibaret olmadığı için. Durum ne kadar vahim görünse, insan ümitsizliğe düşecek gibi olsa da, koca çınarlar kalemi kağıdı sözü ellerinden henüz bırakmamışken, böyle eserlere henüz kolaylıkla ulaşabiliyorken inşallah olduğumuz halden olmamız gereken hale Müslümanlar olarak ulaşabiliriz, bu emeklerin meyvesini vermesini sağlayabilir, bu bayrağı hakkıyla devralabiliriz. İçinizde bir yerlerde, yaşadığınız dünyada, soluduğunuz her nefeste sizi rahatsız eden, burada bir yanlışlık var dedirten, boğazınızı düğüm düğüm eden bir sorun varsa şayet, ki muhakkak var, ne olur bu kitabı, bu insanları, bu emekleri okuyun geç olmadan uyanabilmemiz için. Keyifli okumalar.
Evrensel Yalanlarla Yüzleşmek
Okuyacaklarıma Ekle
5
Yunus Özdemir
Geleceği Özgürleştirmek'i inceledi.
200 syf.
Bilincin Dirliği İçin Yeni Bir Tasavvur Oluşturmak
Bilincin Dirliği İçin Yeni Bir Tasavvur Oluşturmak ❅ ❅ ❅ Dünya tarihinin özeti, Allah inancı ve hakikatini uyanık bir bilince sahip olmayı benimseyen ve benimsemeyenlerin savaşıdır, diyebiliriz. Tarih boyunca insanın anlam dünyasına hakikat olarak bir çok kavram girmeye çalıştı. İnsana kendi anlam dünyasını belirleme ve koruma görevi düştü. Efsaneler, destanlar yerini günümüzde manipülasyonlara algılara bıraktı. Artık anlam dünyamızın hakikate sahip olma savaşı bilincimizin dirliğine/direncine kaldı. 1942 doğumlu, 1976 çeşitli mecralarda yazısı yayınlamaya başlayan Atasoy Müftüoğlu, 1980’den itibaren İran, Pakistan, Hindistan, İngiltere, Almanya, İsviçre gibi ülkelerde konferans, seminerler vermektedir. Köşe yazıları ve yurt içi ile yurt dışı konuşmalarının birikimiyle otuzdan fazla kitabı yayınlandı. 1978’de yayımlanan ilk kitabı “Firak” ile 80’li yıllarında edebi yönü ağır basan kitaplardan sonra 90’lı yıllardan günümüze değin düşünce dünyamızın varoluş meselesini ele alır. Bilincin oluşumu ve varoluş mücadelesini “Geleceği Özgürleştirmek” kitabında on üç başlıkla ele alıyor. Sahip olduğumuz İslâm dünyası toplumu özünde geçmişin birikimiyle kendine hâs kimliğiyle varlığını sürdürmektedir. İç ve dış etkilerle hassas bünyesi olumlu ve olumsuz etkilere mâruz kalmaktadır. Atasoy Müftüoğlu, İslâm Toplumunun kendi tasavvurlarını yaşamasını engelleyen radikal edilgenlikler olduğunu söyler. Güç, yetenek ve iradeye sahip olamamak bilinçsizlik, ufuksuzluk ve yetersizlikle malul oluşumuna zemin hazırlaması ilahi hakikati temsil edememek yerini pragmatik yorumlar, tercihler, konumlar almaktadır. Müftüoğlu, kültürel/entelektüel güçsüzleşme ve kriz yaşanmasına sebep olan durumları şöyle açıklar: zihin dünyaları ideolojik klişelerle, resmî öykülerle ve resmî çıkarlar doğrultusunda şekillendirilen toplumlardır. Bu durumun küresel durumu da etnik/mezhepçi/partizan bağnazlıklarla yerel zincirlere dönüştüğü için tek yoruma/akla mecbur ve mahkûm bırakılıyor. Çok anlamlılık, çok boyutluluk içeren İslâm’ın ruhuna aykırı olan tek boyuta, tek anlama hapsetmek bütün insanlığa hitap etme sorumluluğu taşıyan İslâm’a karşı bir savaştır. Birey ve toplum yeryüzünde görünür halde yaşamak ve varlığını korumak için mücadele eder. Ancak bazı durumlarda kandırılmanın her türlüsüyle uyuşturularak varlığının öz kaynağını kaybede bilir. Müftüoğlu, onurlu bir varoluşun düşünceyle başladığına dikkat ederek; benmerkezci ve kabileci yaklaşımlarla düşüncenin manasına engel olduğunu söyler. Yeryüzü bilinci ile yaşam tarzı ve ilişki biçimiyle kuşatıcı/kolektif anlamlar/yapılar inşa edilmelidir. Müftüoğlu’nun değindiği önemli bir nokta ise bağımsız bir bilgi felsefesi ortaya çıkartma cesaretini kendimizde bulamayışımızdır. Bu eksiklikten dolayı Batı’nın bilgi felsefesi paradigması bizde kronik edilgenlik haline gelerek evrensel bir çerçeve içerisinde düşünerek/üreterek bağımsız bir bilgi felsefesi oluşturamıyoruz. Kitabın giriş bölümlerinde durum analizleri bu şekilde yapılmaktadır. Şuan durduğumuz konumun yönlerini gösterilerek kavramlar çıkartılmaktadır. Kitabın orta başlıkları bilincin ölümü, oluşumu, yeni bir tasavvur gibi şuurla alakalı konular işlenir. Başlıkların ele aldığı başka bir meselede bakış acısının derecesi gösteren ufuk kavramıyla alakalıdır. Ahlâkî ufuk, sorumluluk ufkunu kaybetme gibi ayrıntılı konular/analizler yapılmıştır. Müftüoğlu, “popülist milliyetçiler”den bahsederek niteliklere, bilgeliklere yönelik en büyük tehdit olduğunu söyler. Bu durumun olduğu toplumlarda fikirlerin/düşüncelerin yerini duygusal sembollere yönelik hassasiyetlerle sansasyonel demagoji alır. Düşünsel, kültürel ve felsefî sermaye ancak fikirlerle ilgilenen, değer veren, saygı duyan, niceliklerle bütünleşen toplumlar sahip olabilir. Burada Müftüoğlu, İslâm dünyası toplumlardan yola çıkarak düşünsel, kültürel ve felsefî sermayenin nasıl kazanılacağını anlatır. Batı emperyalizmin toprakla başlattığı sömürgecilik günümüzde algı ve bilinç sömürgeciliğine dönüşmüş durumdadır. Sömürgeleştirilmiş bilinç üzerinden entelektüel/kültürel hegemonya kurulduğu günden bu yana İslâmî düşünce, kültür ve ilahiyat hayatı İslâm’ı ancak entelektüel haçlı seferlerinin belirlediği kavramsal dil ve çerçeve içerisinde konuşabiliyor, tartışabiliyor. Müftüoğlu, entelektüel haçlıların düşünce ve algı dünyamızın ölçü ve sınırlarını istedikleri şekilde belirlemeleri hakkında önemli açıklamalar yapar. “Demokrasi” kavramının düşünsel/kültürel hayatımızda iddia ettiği kavram ve kurumların hiçbir zaman hayata geçirilmediğini, söyler. Buna karşılık İslâmî anlamda gerçek özgürlüğün İslâmî farkındalıkla başlayabileceğini belirtir. Atasoy Müftüoğlu, “Geleceği Özgürleştirmek” kitabında temel vurgusu; biz Müslümanların yapısal entelektüel şiddet sebebiyle söylemsel eylem bağlamında bağımsız bir İslâmî bilgi/dil/düşünce/dünya görüşü vb. inşa edemiyor oluşumuzdur. Hâkim sömürgeci normların, kavramların dil ve düşüncenin sınırları içerisinde hapsedildiğimizi vurgular. Bağımsız bir gelecek tasavvur etmemiz için konjonktürel hesaplara dayalı düşünme ve konuşmadan çıkmalıyız. Müftüoğlu, günümüzde Müslüman aydınların kendilerini iktidar ayrıcalıklarına/ilişkilerine göre konumladıkları için hakikat cesaretine yabancılaştıklarını ısrarla vurgular. Kitap, Müslüman bilincin konumlanmış durumunu analiz ederek geleceği özgürleştirmenin ölçüsünü bağımsız bilincin hayata ve tarihe girmesiyle başlaya bileceğini söyler. Kitabın Künyesi: Atasoy Müftüoğlu, Geleceği Özgürleştirmek, Mahya Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Ocak 2020, 200 sayfa. Yunus Özdemir
Geleceği Özgürleştirmek
Okuyacaklarıma Ekle
2
189