Ayşe Erbulak

Ayşe Erbulak

7.0/10
30 Kişi
·
67
Okunma
·
5
Beğeni
·
2.280
Gösterim
Adı:
Ayşe Erbulak
Unvan:
Oyuncu,yazar
Doğum:
İstanbul, 1957
Oyuncu, karikatürist Altan ERBULAK'ın kızı Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan sonra babasıyla birlikte tiyatroyla tanıştı. Çeşitli yayın organlarında çalıştıktan sonra babasının ölümü hayatında değişiklikler yarattı. 1987 yılında Ali Poyrazoğlu ile ''Seçimler'' adlı oyunda sahne aldı. Tiyatroya olan düşkünlüğü nedeniyle çok iyi bir kariyerden ayrılıp, İstanbul Belediye Tiyatrosu'nda günde 40 bin liraya arkadan geçen kızı oynamaktan çekinmedi. ''Tiyatro sahnesi kurtlar sofrasıdır'' diyen yakın arkadaşlarının sözlerinden sonra tiyatroya veda etti; ''Tiyatroyu çok sevdiğim halde bırakmak zorunda kaldım. Ben hiçbir zaman kurt olamam diyor. Şu an Norveç'te eşiyle birlikte yaşıyor, orada oyunculuğa devam ediyor.
Ne kötü bir şey diye düşündü insanın arkasından ağlayacak birinin olmaması.
Aslında yaşamı o gece son buldu, sonrasında sadece bedeni yaşadı, ruhu bu dünyadan geçti gitti.
Daha yirmili yaşlarına gelmeden bir insanın tüm ömründe yaşayamayacağı kadar acıya maruz kalmıştı zaten.
On iki yaşında bir çocuğa kimse aile olmak istemez. Altı yaşımdayken bile istememişlerdi.
Yazarın okuduğum ilk eseri ve yazım dili akıcı ve sade. Kitabın konusu her ne kadar polisiye olsa da daha çok çocuk psikolojisi üzerine kaleme alınmış...

Çocukluk döneminin insan hayatının geleceğini ne şekilde inşa ettiğine ışık tutan bu kitabı okurken nasıl son sayfasına geldiğimi anlayamadım...

Ali, Eda ve Gizem...
Üç kayıp hayat...
Küçücük bedenlerine uzanan kirli eller ve sahipsiz kalan üç küçük çocuk...

İstanbul'da bir Üniversitenin Gastronomi bölümünde hayatları kesişen bu çocukların, geçmişlerine; on iki, on altı ve on sekizli yaşlarına geri dönüp baktığımız da hepsinin travmatik olayların başrol oyuncuları olduğunu ve hepsinin çevresinde gelişen cinayetlerin vuku bulmasına şahit olurken, özellikle çocukların hayatlarında yaşadıkları korkuyu ve kimsesizliğin çaresizliğini kalbimde hissederek okudum...

Levent Şef ise okulun sevilen öğretmenlerinden biri ve öğrencilerinin ve çalışanların zayıf noktalarını bilecek kadar kendine güvenin olan bir karakter olarak karşımıza çıktı. Özelikle öğrencileri ile olan ilişkileri düşündürücüydü...

Eser de cinayetler olsa da alışılmış polisiyelerde ki gibi son sayfalara kadar soruşturmalar yok...

Bir çocuğun yaşam alanına sunulan ve yaşatılan olumsuzlukların onu nasıl canavarlaştırdığını, masumluğunun nasıl hoyratça yok edildiğine ve acımasız sadece dürtüsel olarak elde etmek istediklerini elde edene kadar neler yapabileceğine bu eserle tekrar şahit olacaksınız...
POLİSİYE MACERA TÜRÜNDEKİ ROMAN HAFİYE KARILAR SERİSİNİN İKİNCİ KİTABI. Birbirinden bağımsız gibi görünen 2 cinayeti bakalım cevval hafiyelerimiz çözecek mi? Kaçar mı :) Roman içerisinde çok tekrarlar olmasaydı okuması daha keyifli olacaktı. Buna rağmen merak duygusu sonuna dek okunmayı sağlıyor. Sırada serinin 3.kitabı var bakalım onu ne zaman okuyacağım ;)
Ayşe Erbulak'ın son kitabı da elimde.. Şimdi ve daha önce okuduğum üç kitabı da dil ,sadelik ve akıcılık yönünden güzel ve aynı ama konu olarak polisiye olmasına rağmen çok basit bulduğum eserler bunlar.
Ayşe Erbulak Türkiye'de polisiye anlamında kalemi güçlü bir yazar. Özellikle bir bayan yazar için polisiye yazmak çok güzel bir durum. Polisiyeyi bayanlar yazmalı.
Ayşe Erbulak detaylı, ince anlatımıyla kitabını oluşturmuş. Dili sade. Kurgu gerçekten başarılı. Sonu enteresan bitiyor. Ve şu kadar sayfadan zevk alıyorsunuz okurken. Başarılı.
Bu kitap bana Marquez'in Kırmızı Pazartesi adlı kitabını hatırlatmıştı. Ters kurgu. Katil belli ama neden, niçin kısmı kafanızı kurcalıyor. Tüm bunların cevabını almak için kitabı sonuna kadar merakla okuyorsunuz.
İlk defa yerli bir polisiye yazar denedim. Ahmet Ümit dururken biraz heyecan arayıp Ayşe Erbulak'tan yana yaptım seçimimi. Kitap nasıl mı? Eh diyelim, fena değil.. Üstelik isimler ve mekanlar tanıdık gelince sanki daha bir sahiplenme duygusu oluşuyor okurken. Hemen yanıbaşınızdaymış gibi cereyan ediyor olaylar. Denenebilir, başarılı buldum ben..
Gerilim romanlarını seviyorum. Bu kez yol arkadaşım Turkiye'nin yerli Agatha Christie'si denilen Ayşe Erbulak oldu. Yazar, diğer gerilim-polisiye romanlarının aksine katili bize kitabın başında gösteriyor. Ancak kurgu öyle bir yol alıyor ki ne olacağını deli gibi merak ederek sona geliyorsunuz. Final gerçekten şok etkisi yaratan türden. Belki de kitabın başından beri bize verilmek istenen mesaj; aslında insanların kötü, vicdansız yada katil olarak doğmadığı, yaşadıkları sonucu canavara dönüşe bildikleriydi. Sistemin, haksizligin, hukuksuzluğun, adaletsizliğin, sevgisizligin dönüştürdüğü insanlar.. Bunu farkederek okuduğunuzda olaylara farklı bir açıdan bakıyorsunuz ve olaylar sizi sasirtmaktan çıkıyor. Çünkü bekliyorsunuz

Daha fazla bir şey demek istemiyorum, gerilim polisiye türünde kitaplar seviyorsanız kaçırmayın derim
Ayşe Erbulak ülkemizin başarılı polisiye yazarlarından birisidir. Gerçekten bu işin hakkını vererek yazıyor.
Polisiyeleri benim görüşümce en güzel bayan yazarlar kaleme alırlar. Onlar detaycıdırlar. Bayanların polisiyeye ilgili olmaları da bu yüzden şaşılacak bir durum değildir.
Erbulak derin, titiz bir çalışma göstermiş bu kitapta. Akıl oyunları baştan sona kadar sürüyor.
Ayşe Erbulak takip edilmesi gereken bir yazarımız.
Kötü şartlarda büyümüş 2 genç.Biri Ali ,burslu okuyor diğeri kendisini istemeyen zengin üvey anne ve pısırık doktor baba ile büyümüş Ela
kendilerini kurtarmak adına ve Gastronomi okumak için üniversitede kesişiyor yolları
Ortak noktaları küçükken işledikleri cinayetler
Gastronomi şefi Levent'in ilginç isteği bir başka cinayet serüveninde hiç de beklenmedik bir sonla bitiyor
Çok aşırı beğendiğimi söyleyemem ama ilginç bir hikaye istiyorsanız tam size göre :))

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşe Erbulak
Unvan:
Oyuncu,yazar
Doğum:
İstanbul, 1957
Oyuncu, karikatürist Altan ERBULAK'ın kızı Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan sonra babasıyla birlikte tiyatroyla tanıştı. Çeşitli yayın organlarında çalıştıktan sonra babasının ölümü hayatında değişiklikler yarattı. 1987 yılında Ali Poyrazoğlu ile ''Seçimler'' adlı oyunda sahne aldı. Tiyatroya olan düşkünlüğü nedeniyle çok iyi bir kariyerden ayrılıp, İstanbul Belediye Tiyatrosu'nda günde 40 bin liraya arkadan geçen kızı oynamaktan çekinmedi. ''Tiyatro sahnesi kurtlar sofrasıdır'' diyen yakın arkadaşlarının sözlerinden sonra tiyatroya veda etti; ''Tiyatroyu çok sevdiğim halde bırakmak zorunda kaldım. Ben hiçbir zaman kurt olamam diyor. Şu an Norveç'te eşiyle birlikte yaşıyor, orada oyunculuğa devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 67 okur okudu.
  • 40 okur okuyacak.