Ayşe Erbulak

Ayşe Erbulak

YazarÇevirmen
6.7/10
72 Kişi
·
190
Okunma
·
11
Beğeni
·
2501
Gösterim
Adı:
Ayşe Erbulak
Unvan:
Oyuncu, yazar, çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1957
Oyuncu, karikatürist Altan ERBULAK'ın kızı Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan sonra babasıyla birlikte tiyatroyla tanıştı. Çeşitli yayın organlarında çalıştıktan sonra babasının ölümü hayatında değişiklikler yarattı. 1987 yılında Ali Poyrazoğlu ile ''Seçimler'' adlı oyunda sahne aldı. Tiyatroya olan düşkünlüğü nedeniyle çok iyi bir kariyerden ayrılıp, İstanbul Belediye Tiyatrosu'nda günde 40 bin liraya arkadan geçen kızı oynamaktan çekinmedi. ''Tiyatro sahnesi kurtlar sofrasıdır'' diyen yakın arkadaşlarının sözlerinden sonra tiyatroya veda etti; ''Tiyatroyu çok sevdiğim halde bırakmak zorunda kaldım. Ben hiçbir zaman kurt olamam diyor. Şu an Norveç'te eşiyle birlikte yaşıyor, orada oyunculuğa devam ediyor.
200 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yazarın okuduğum ilk eseri ve yazım dili akıcı ve sade. Kitabın konusu her ne kadar polisiye olsa da daha çok çocuk psikolojisi üzerine kaleme alınmış...

Çocukluk döneminin insan hayatının geleceğini ne şekilde inşa ettiğine ışık tutan bu kitabı okurken nasıl son sayfasına geldiğimi anlayamadım...

Ali, Eda ve Gizem...
Üç kayıp hayat...
Küçücük bedenlerine uzanan kirli eller ve sahipsiz kalan üç küçük çocuk...

İstanbul'da bir Üniversitenin Gastronomi bölümünde hayatları kesişen bu çocukların, geçmişlerine; on iki, on altı ve on sekizli yaşlarına geri dönüp baktığımız da hepsinin travmatik olayların başrol oyuncuları olduğunu ve hepsinin çevresinde gelişen cinayetlerin vuku bulmasına şahit olurken, özellikle çocukların hayatlarında yaşadıkları korkuyu ve kimsesizliğin çaresizliğini kalbimde hissederek okudum...

Levent Şef ise okulun sevilen öğretmenlerinden biri ve öğrencilerinin ve çalışanların zayıf noktalarını bilecek kadar kendine güvenin olan bir karakter olarak karşımıza çıktı. Özelikle öğrencileri ile olan ilişkileri düşündürücüydü...

Eser de cinayetler olsa da alışılmış polisiyelerde ki gibi son sayfalara kadar soruşturmalar yok...

Bir çocuğun yaşam alanına sunulan ve yaşatılan olumsuzlukların onu nasıl canavarlaştırdığını, masumluğunun nasıl hoyratça yok edildiğine ve acımasız sadece dürtüsel olarak elde etmek istediklerini elde edene kadar neler yapabileceğine bu eserle tekrar şahit olacaksınız...
140 syf.
·2 günde·7/10
(Spoiler içerir) kitapta en sevdiğim şey Ayşe Erbulak’ın bir diğer kitabı çok şekerli ölüm karakterlerlerinden birkaçının bu kitapta da karakter olmasıydı. Evet bu defa kitap ölümle başlıyor nedeni üzerine yoğunlaşılmış. Cinayeti izlemek isteyenler için beş ayrı cinayet görmek mümkün. Annesini(belma) öldüren Hilal aynı zamanda bu suçtan kaçmak için yakın arkadaşı Nur’u öldürüyor; denize atarak ve onun yerine geçiyor. Seneler evvel Belma hanım da arkadaşı(Nalan’ı) denize atarak öldürmüştü. Romanda cinayetleri çözmeye çalışan Deniz komiser de ilk ve ikinci eşini öldürmüştür.
200 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bir solukta okunan güzel bir kitaptı. Cümle kuruluşu, olay örgüsü, kurgusu, katekterlerin işlenişi gayet güzeldi. Polisiye kitap severlere tavsiye ederim.
264 syf.
·1 günde·Puan vermedi
(spoiler içerir.) Bu kitabı kadın polisiye yazarların romanlarını incelediğim çalışmam için cinayet kavramı üzerinden ele aldım. Kurguda şirket ortaklarını para hırsları ve yakın çevresi etrafında gelişmeler bizi cinayete götürüyor. Mehmet ve Oktay başarılı iş adamlarıyken Bodrum üzerinden yaptıkları insan kaçakçılığı işinden hayli para kazanırlar. Bu işte Mehmet'in eşi Aslı ve Oktay'ın ikinci eşi Demet'te vardır(Oktay'ın ilk eşi Nilüfer ve kızları Gamze). Bir süre sonra Demet'in ısrarları üzerine bu işi çift olarak yapmayı hedefleyen Oktay, Bodrum sahilde ortağı Mehmet'i denize atar ve kaza süsü verir. Mehmet ve Aslı bu olaydan sonra Mehmet'in hafıza kaybı yaşadığını belirterek şirketten ayrılarak inzivaya çekilir. İntikam olarak cinayetlerini planlarlar. Önce Oktay'ı (şeker hastası) kendi evinin küvetinde insülin ve uyuşturucu iğnesi yaparak öldürürler. Cenazenin üzerinden çok geçmeden aynı yöntem ve mekanda Demet'ide öldürürler. Yolsuzluktan ve hacizden kaçan Serdar ve eşi Fatoş'u yurt dışına kaçırırken(Mehmet, Aslı ve yardımcıları Ahmet) eski eşi Nilüfer'in Demet'i suçlamak için tuttuğu Medcezir dedektiflik bürosundan Zeynep olay anında orada olur ve bütün cinayet çözülür. Onları da öldürmek üzereyken dedektif Meral'in sayesinde Zeynep ve Serdar kurtulur; Fatoş ölmüştür.
diğer karakterler: Alican(Meral'in oğlu), Avukat Arda, Billy(Modacı Demet'in arkadaşı), Fatih(Serdar'ın en yakın adamı), Berna(Serdar'ın Sekreteri), Elçin(Medcezir'in sekreteri)
200 syf.
·Puan vermedi
Geldik Ayşe Erbulak'ın son kitabı, Cinayet Sınıfı Başkanı'na.
Olumsuz bir yorumla başlayacağım. Çok kısa geldi. Hemen bitiverdi. Şöyle bir beş yüz sayfa falan olmalıydı.
Şaka bir yana hanımefendinin bütün kitaplarını okumak hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biriydi bence. Hatta ilk üçte falan yer alabilir. O kadar diyorum.
Neyse konumuz bir üniversitede geçiyor. Gastronomi bölümünde. Aslında katil mi doğulur yoksa yaşanılan çevre insanı katil olmaya mi zorlar sorularına cevap niteliğinde bir eser idi.
Ben polisiye türünü daha birkaç yıldır izlemeye ve okumaya başladım bu yüzden kendimi bir otorite olarak görmüyorum. Eskiden korktuğum için izlemiyorum. Artık gerçek dünya daha korkunç geliyor. Hele ki kurgusaldan ziyade kanlı canlı insanlar...
Bu sebeple polisiye kültürün yeni yeni oluşmaya başladığı için ben çok beğensem de fark etmez
Velakin yazarın kişi, olay, durum betimlemeleri o kadar güzel, o kadar güzel ki. Bayıldım.
Biraz da yorumlarım bütün kitaplara gibi oldu.
Sözün özü okunası. Okumanızı da öneririm.
216 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bir cinayet romanı olarak konu itibarıyla ilginç olsa da çok özensiz yazılmış. Karakterler inandırıcı değil ve yapmacıklar. Olaylar çok hızlı geçilmiş. Adı Demir olan karakterin ismi birden Çelik oluyor sonra yine Demir oluyor. İşletme mezunu kadın sonradan psikoloji mezunu oluyor. İlginç bir şekilde yazar yazdıklarını unutuyor. Kitap yazım yanlışlarıyla dolu. Cümlelerin çoğu anlaşılmaz. Yazar bazı kelimeleri, yüklemleri yazmayı unutmuş. Olaylar daha derin işlenebilecekken üstünkörü geçilmiş. Güzel bir konu ziyan olmuş. Yazarın okuduğum ikinci romanı. Ilkinde bu kadar hata fark etmemiştim. Fırsat bulursam diğer kitaplarını da alıp okurum ama ilk okuduğum kitabı bu olsaydı yine okumaya devam eder miydim bilemiyorum. Keşke aynı konuyu başka bir yazar daha alıp yazabilse.
416 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10
POLİSİYE MACERA TÜRÜNDEKİ ROMAN HAFİYE KARILAR SERİSİNİN İKİNCİ KİTABI. Birbirinden bağımsız gibi görünen 2 cinayeti bakalım cevval hafiyelerimiz çözecek mi? Kaçar mı :) Roman içerisinde çok tekrarlar olmasaydı okuması daha keyifli olacaktı. Buna rağmen merak duygusu sonuna dek okunmayı sağlıyor. Sırada serinin 3.kitabı var bakalım onu ne zaman okuyacağım ;)
256 syf.
Ayşe Erbulak'ın son kitabı da elimde.. Şimdi ve daha önce okuduğum üç kitabı da dil ,sadelik ve akıcılık yönünden güzel ve aynı ama konu olarak polisiye olmasına rağmen çok basit bulduğum eserler bunlar.
140 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitap bana Marquez'in Kırmızı Pazartesi adlı kitabını hatırlatmıştı. Ters kurgu. Katil belli ama neden, niçin kısmı kafanızı kurcalıyor. Tüm bunların cevabını almak için kitabı sonuna kadar merakla okuyorsunuz.
140 syf.
·Puan vermedi
Ayşe Erbulak Türkiye'de polisiye anlamında kalemi güçlü bir yazar. Özellikle bir bayan yazar için polisiye yazmak çok güzel bir durum. Polisiyeyi bayanlar yazmalı.
Ayşe Erbulak detaylı, ince anlatımıyla kitabını oluşturmuş. Dili sade. Kurgu gerçekten başarılı. Sonu enteresan bitiyor. Ve şu kadar sayfadan zevk alıyorsunuz okurken. Başarılı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşe Erbulak
Unvan:
Oyuncu, yazar, çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1957
Oyuncu, karikatürist Altan ERBULAK'ın kızı Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan sonra babasıyla birlikte tiyatroyla tanıştı. Çeşitli yayın organlarında çalıştıktan sonra babasının ölümü hayatında değişiklikler yarattı. 1987 yılında Ali Poyrazoğlu ile ''Seçimler'' adlı oyunda sahne aldı. Tiyatroya olan düşkünlüğü nedeniyle çok iyi bir kariyerden ayrılıp, İstanbul Belediye Tiyatrosu'nda günde 40 bin liraya arkadan geçen kızı oynamaktan çekinmedi. ''Tiyatro sahnesi kurtlar sofrasıdır'' diyen yakın arkadaşlarının sözlerinden sonra tiyatroya veda etti; ''Tiyatroyu çok sevdiğim halde bırakmak zorunda kaldım. Ben hiçbir zaman kurt olamam diyor. Şu an Norveç'te eşiyle birlikte yaşıyor, orada oyunculuğa devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 190 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 74 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.