Ayşegül Kocabıçak

Ayşegül Kocabıçak

Yazar
8.3/10
52 Kişi
·
87
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.321
Gösterim
Adı:
Ayşegül Kocabıçak
Unvan:
Yazar
2013 Eylül ayından beri öykü yazıyor. Öyküleri; Sarnıç, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Evrensel Kültür, Ekin Sanat, Tefrika, Lacivert, Kitapçı, Sancı Kültür Sanat dergilerinde, Galapera, Öykü Burcu ve Balkon fanzinlerde, Parşömen sanal fanzin ve Theleme Tekkesi bloglarında yayınlandı. Olmaz mı isimli öyküsü Ölüm Vardiyası öykü seçkisinde yer aldı. Ankara’da yaşayan öykücü, Aybüke ve Ahmet Berk’in annesidir…
Sertti babamın elleri.
Kocamandı.
Kışın çatlardı.
Tırnak dipleri hep kara olurdu.
Ne kadar yıkasa çıkmazdı.
Bulaşık süngerinin yeşil yeriyle sürterdi de yine çıkmazdı.
Bayramlarda “Utanıyorum çocuklara öptürmeye, ”derdi.
Üstü başı kapkara, ayakkabıları tozlu olurdu ama bakışları tertemiz...
"On yedisinde, kız çocukları evlenir ancak, erkeğine kıyamaz bu millet! Kız kısmının hamı makbuldür, er kişinin olgunlaşması beklenir."

Ah Gülüzar Ah!
Neden ülkemde erkek çocuklarından daha çok kız çocuklarının günlük tuttuğunu, neden kızların buna ihtiyaç duyduklarını anladım bir kez daha.
Gülüzar, 1970'lerin en sonunda doğmuş Bursa'nın dini bütün varoş mahallelerinden birinde yaşayan bir kız çocuğudur. Dışa kapalı, baskının eksik olmadığı babasının ve babannesinin kurallarının geçtiği evin tek kızıdır. Daha ilkokulda günlük tutmaya başlar ve bunu yetişkinliğine kadar sürdürür. Gülüzar büyüdükçe hayatını, çevresini, ailesini, anne ve babasını sorgulayarak çevresindeki yaşamla kendisini karşılaştırmaya başlar. İdealistliği onu ancak ortaokuldan mezun etmeye yeter. Ailesi onu okutmayarak bir an evlenmesi için baskı yapar ne de olsa evde kendi sözü geçmez. Gülüzar o kadar gerçek bir şekilde günlük tutar ki içinde bulunduğu sosyoyapının içinde bulursunuz kendinizi. Duygu sömürüsü yapmadan da kabullenişlik ile başkaldırma arasındaki bu günlükleri okumalısınız. 1980'lerde çocuk olmayı bir de fakirlik ve baskının egemen olduğu bir evden dinleyin.
"Gülmek, acıyı bastırma yolu.
En kanatan anılara dayanma yolu."

Kitabı çok beğerek okudum. Yazarın ifadeleri inanılmaz derece etkileyiciydi.
Her bir öykü ben de derin izler bıraktı.
Özellikle ilk öykü olan, "Olmaz Mı?" isimli öyküde geçen, kömür madeninde babasını kaybeden o küçük çocuğun acıları bu kadar iyi yansıtılamazdı belki de:(
Bir de "Balerin" isimli öykü beni çok etkiledi.

Mutlaka bu yazarla tanışın bir gün diyorum.
Kitap Ağacı Adana grubumla nisan ayında Run Gülüzar Run kitabını okuduk.

Kitap günlük şeklinde yazılmıştı. Ön sözünde Gülüzar’ın gerçekten yaşadığı, kitapta anlatılanların onun günlüğünden alındığı yazıyordu. Hatta yazar sadece yazım ve noktalama düzeltmeleri yaptığını ve günlüğe başka hiçbir müdahalesinin olmadığını belirtmiş. Ben de kitaba bu yazılanlara inanarak başladım.

Gülüzar günlüğüne 9 yaşında başlıyor, kitabın sonunda ise 18 yaşında. Yalnız kitapta yazılanlar 9 yaşında bir çocuğun kurabileceği cümleler değil. İçime bir şüphe düşüyor, nette araştırmaya başlıyorum. Kitap kurgu çıkıyor. Gülüzar diye biri yok, yazar kitabı kendi hayal gücüyle yazmış, hatta kitabı yazarken Mahir Ünsal Eriş’le çalışmış. Bunu öğrendiğim anda benim yazara da kitaba da bakış açım değişiyor.

Bir yazar neden kurgu olan kitabına gerçek der? Kitabın hayal ürünü olduğunu öğrenince beğenmeyecek miyiz? Gerçek olması onu daha iyi, daha başarılı, daha çok satılan bir kitap hâline mi getirecek? Yazar kendini, okuyucuları kandırmış hissetmiyor mu? Ben kendimi kandırılmış hissediyorum açıkçası. Eğer bir gün yazarla yollarımız kesişirse bu soruları ona da sormaktan mutluluk duyacağım. O zamana kadar umarım kitabın yeni baskılarında o ön sözü kaldırırlar.

Kitap çok sürükleyici, komik, eğlenceli ama bir yandan da hüzünlü bir anlatıma sahipti. Severek okudum ama son zamanlarda kadın olmakla, kadın sıkıntılarıyla ilgili o kadar güzel kitaplar okudum ki Run Gülüzar Run en beğendiklerim arasına giremedi. Olaylar 1987-1997 yılları arasında geçtiği için o döneme özlem duyanlar tarafından hoş bir tebessümle okunacaktır. Tam bir 90’lar nostaljisi yaşatıyor kitap. Bu artısı dışında kadın olmakla ilgili bir kitap okumak isterseniz Seray Şahiner'den Antabus ya da Zeynep Kaçar'dan Kabuk’u tercih etmenizi öneririm.
Gülüzar'ın saklayarak tuttuğu günlüklerinden oluşan bir kitap... 80'li ve 90'lı yılların nostaljisi olmuş Gülüzar kızımızın anlattıkları... Kız çocuğu olarak dünyaya gelmenin zorluğunu iliklerine kadar yaşamış... Babaanne ve baba baskısı altında zor bir çocukluğu olmuş... Yalnız babaanne çok fena... Hem hüzünlenerek hem de tebessümle o zamanları hatırlayarak keyifle okudum. Tavsiye ederim. Okuyunuz...
Bu ülkede kadın olarak var olmaya çalışmanın zorluğunu, çocukluktan başlayarak genç kızlığa geçişini, anılarını yıllarca yazdığı ve zorlukla sakladığı günlüklerinden öğreniyoruz Gülüzar'ın. Muzip dili ile hiç sakınmadan sorgulaması aileyi, inancı, ülke gündemini, adetleri... ''Neden?'' demesi... Neden erkeklere tanınan ayrıcalıkların aynı şekilde kızlara tanınmadığını sorgulaması, kitaplara olan aşkı, okumak istediği halde okuyamaması, okutulmaması, bunun en yakını olan babası tarafından engellenmesi... Gülüzar bu ülkenin gerçeği. O kadar gerçek ki... Uzaklarda, sadece Doğu'da değil, her yerde; İstanbul'da, Bursa'da, Nevşehir'de, Batman'da ve daha nice yerde... Nice Gülüzarlar var; var olmaya çalışan. Maalesef...
Kitap Gülüzar'ın genç kızlığında, sanırım 18 yaşında iken, bitiyor ama Gülüzar'ın hikayesi devam ediyor. Genç kızlıktan kadınlığa geçiş hikayesini, başardıklarını -çünkü eminim ki başarmıştır- okumak, kitabın devamının çıkması için sabırsızlanıyorum.
İçiniz sıkkın, kafanız bozuk ve ruhunuz incinmişken okumayın.
Sadece bitsin diye okudum. Başka kitabını okur muyum, tavsiye eder miyim bilinmez! Büyük konuşmaya da gelmez.
kendiniz karar verin en iyisi zaten 1 saatlik
Sevgi'yle :)
Bazı kitaplar geçmişe alıp götürür beni Run Gülüzar Run da onlardan biri oldu.80_90 kuşağını anlatan Run Gülüzar Run 'ı okurken karakterleri resmen kahakaha attırdı çocukluğum ve çevremden bir sürü örneklerle bile karşılaştım.Ama kitabın asıl teması biz kadınların o zaman ki yaşadıkları edebi dil aramayan çerezlik bir o kadar da keyifli Run Gülüzar Run tavsiyemdir.
80-90 kuşağını kah gülerek kah gözlerim dolu dolu okudum .. Herşey ne kadar masumdu. Diğer boyutu ise cehalet gene aynı gene aynı..
Okutulmayan kızlar, namus algısı, kitap değil eli is tutsun mantığı!
Bu kitabı çok merak ediyordum, elime almamla bitirmem bir oldu. Öyle akıcı bir dille yazılmış ki, hem merak ile okunduğundan hem de dilinin çok akıcı olmasından bir oturuşta bitti. Run Gülüzar Run, 9-18 yaşları arasında Gülüzar'ın tuttuğu günlüklerden oluşuyor. Babaanne ve baba baskısı ile, yoksullukla büyüyen bir kız çocuğu Gülüzar. Kadın olmanın ülkemizde her dönem var olan yarasını, 80'li-90'lı yıllarda Gülüzar'ın penceresinden anlatıyor bize. Öyle gerçekçi yazılmış ki her bir karakterin kurgu olduğuna inanmak zor gerçekten.

Bir de şöyle bir nokta var belirtmek istediğim. Gülüzar'ın 9 yaşından başlıyor hikaye, dolayısıyla bir çocuk yazıyor ilk başlarda, o büyüdükçe, yıllar geçtikçe cümleler, ifadeler, hisler de değişmiş. Bazen kitaplarda bu es geçiliyor. Okurken karakterler değşiyor ama tını, karakterlerin konuşma şekli aynı kalıyor. O zaman da gerçekliğini yitiriyor bence konu. Bu kitapta o geçiş gayet güzel olmuş.

Sadece sonunu biraz yadırgadım, pek de ipucu olmasın diye yazmak istemiyorum da biraz havada bırakılmış buldum. Ama sanırım o da ikinci kitabın gelecek olmasından kaynaklanmış.

Kısacası, okuyun, merakla ve çok tanıdık gelen tınılar ile okuyacağınıza eminim.

Keyifli okumalar
Kitabı bir tavsiye üzerine aldım ve açıkçası yüksek bir beklentiyle başladım kitaba. Ve daha önsözün ilk sayfasından, bu beklentimi karşılayacağını anladım. Gülüzar'ı sevdim, gerçekten samimi buldum ve kitapta anlatılanların gerçek olduğunu da varsayarsak, beni fena halde icine cekti. Kesinikle okuyun derim ben.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşegül Kocabıçak
Unvan:
Yazar
2013 Eylül ayından beri öykü yazıyor. Öyküleri; Sarnıç, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Evrensel Kültür, Ekin Sanat, Tefrika, Lacivert, Kitapçı, Sancı Kültür Sanat dergilerinde, Galapera, Öykü Burcu ve Balkon fanzinlerde, Parşömen sanal fanzin ve Theleme Tekkesi bloglarında yayınlandı. Olmaz mı isimli öyküsü Ölüm Vardiyası öykü seçkisinde yer aldı. Ankara’da yaşayan öykücü, Aybüke ve Ahmet Berk’in annesidir…

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 87 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 61 okur okuyacak.