Bahadır Yenişehirlioğlu

Bahadır Yenişehirlioğlu

Yazar
8.2/10
1.169 Kişi
·
3.293
Okunma
·
698
Beğeni
·
14550
Gösterim
Adı:
Bahadır Yenişehirlioğlu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Akhisar, 1962
1962 yılında Akhisar’da doğdu. 1979 yılında Akhisar Lisesi’ni bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandı ve 1985 yılında mezun oldu. Daha sonra Manisa Akhisar’da serbest avukat olarak çalışmaya başladı. Fransa, İspanya, İsviçre, İtalya, Almanya, İngiltere, Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan, Fas, Tunus, Mısır, İran, Pakistan, İsrail, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Dubai, Bahreyn gibi ülkelerde halklar ve toplumlar üzerinde araştırmalarda bulunmuş ve “Beyaz Usta Siyah Çırak” isimli romanını kaleme almıştır. Ulucamii Eğitim ve Kültür Vakfı, AK-SEK Vakfı, İnsan Hakları Komisyonu, İlçe Cezaevleri İzleme ve Denetleme Komisyonu ve Akhisar Tenis Severler Derneği'nde çalışmalarda bulunmuştur. Söz konusu derneklerde halen çalışmalarını devam ettiren Yenişehirlioğlu, evli ve iki çocuk babasıdır.
"Her neredeysen ve nerede olursan ol, senin de aynı gökyüzü ve bulutlara baktığını bilmektir benim için yaşamak.
Kavuşuncaya kadar yaşayacağız... "
Ne diyor efendimiz:
'Birimiz uyuyunca şeytan ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken düğüm attığı yere eliyle vurarak, üzerine uzun bir gece olsun, yat, dileğinde bulunur. İnsan uyanır da Allah'ı zikrederse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa ikinci düğüm çözülür. Bir de namaz kılarsa bütün düğümler çözülmüş olur. Böylece kul canlı ve hoş bir halet-i ruhiye ile sabaha erer. Aksi halde, habis ruhlu, içi kararmış ve uyuşuk bir vaziyette sabaha erer.'
336 syf.
·4 günde·5/10
Beyaz Usta Siyah Çırak/Bahadır Yenişehirlioğlu

Yazarın okumuş olduğum dördüncü kitabı ve ben en çok Kerime ile Kanaviçe kitaplarını beğendim. Bu kitaba gelirsek beğenmediğim hususlar, ilk başlarda yaşadığım neyi anlatmak istiyor karmaşası sonrasında asıl anlatılmak istenen noktaya geliyor. Tabi bu defa başlarda anlatılan detaylara gerek varmıydı sorusu takılıyor aklıma çünkü bir ortak nokta bulamadım.

Tebrik etmek istediğim nokta ise konusu, gerçekten zamanımızın ve bu güne kadar gelmiş geçmiş zamanların en can alıcı konusu. Şöyleki din adına yapılan uygulamaların, kendisini şeyh yada mehdi ilan eden şarlatanların, masum insanları maddi ve manevi sörmesinin ne kadar yanlış olduğu ve kesinlikle İslamı yansıtmadığı gerçekliği.
Kendi fikrimi söyleyecek olursam İslam Kuran ve Sünnetten ibaret, başak yerlere yani tarikat dediğimiz olaylara dalmak anlamsız geliyor. Anlatılan kerametleri gösteren zatlar(ki ben doğruluğuna inanmıyorum) madem bu kadar keramet sahibi, o zaman yaşanan acılara, çocuklara yapılan zulümlere, savaşlara kerametlerini göstersinler ve bu acılar dinsin...

Bize nasıl iyi bir insan olunur sorusunun cevabı Kuran ve sünnetler ışığında gösterilmiş. Başka arayışlar insanları malesef ki putlaştırmaya kadar götürüyor. Bu nedenle her şeyde sadelikten yana olan ben bu konuda da sadelik diyorum. Tarikatlar ayrı ayrı, her biri benim yaptığım doğru diyerek bilgi kirliliği oluşturuyor. Zaten söylenen açık ve net bölünmeyiniz, ayrışmayınız, ümmet olunuz...
Kitapla ve sevgiyle kalın...
336 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Evet uzun süredir merakla beklediğim bir yazarla, Bahadır Yenişehirlioğlu ile tanıştığım kitap" Tahta At" oldu. Tahta At bir aile yaşamının öyküsünde ilerliyor. Olaylar birbirine girip tekrar ayrılsa da yine aynı noktada buluşuyor. Ama değişmeyen tek bir şey var o da yaşanılan her şeyin bir sonraki zamanda karşılarına çıkması. Hayat da böyle değil midir zaten?

Kitap sade ve akıcı dili ile rahatlıkla okunabilecek nitelikte. Ayrıyeten şiirsel bir anlatıma sahip. Bazen bu şiirsellik bir melodi haline bile gelebiliyor. :)

Aslında bu kitap insanın içinde yaşamış olduğu savaşı gözler önüne seriyor. Hayatımızdaki seçimlerin sonucunu ve açtığımız kapıların nereye açıldığını somut şekilde gösteriyor. En önemlisi her şey kaderden deyip insan iradesine yokmuş gibi davranıldığı sırada, 'bu yaşanılanlar senin seçiminin sonucu' olduğunu bir kez daha gösteriyor insana.

Benim için roman, olaylar içinde hayattan bir parça bulduğum, anlatılanlar içinden az da olsa bana bir şeyler katabilen bir nitelikte olmalıdır. Ve ben Tahta At kitabı ile istediğim roman kitabı türüne ulaştığımı düşünüyorum.
Hala Bahadır Yenişehirlioğlu ile tanışmamış olanlara ise bir an önce tanışmaları gerektiğini söylüyor ve bu kitabı herkese şiddetle tavsiye ediyorum. :)
208 syf.
·1 günde
Öncelikle hemşerim ve meslektaşım Bahadır Yenişehirlioğlu'na teşekkür etmek istiyorum. Konuya geçmeden mekana değinmek istiyorum. Kitapta mekan olarak Akhisar'ı seçmesi ve tarihinden (Thyateria, Amazonlar, ilk kilise), coğrafyasından (Karahöyük dağı) ve sosyo ekonomik durumundan (zeytin, tütün) bahsetmesi, bunu hikayeyle bütünleştirmesi çok hoşuma gitti. Memleketim diye demiyorum ama nasıl Yaşar Kemal okurken Çukurova'da, Cengiz Aytmatov okurken Orta Asya'nın bozkırlarındaymışım gibi hissediyorsam bu kitabı okurken de Akhisar ve tarihinde dolaşmış gibi hissettim kendimi.
Hikayeye gelecek olursak olay örgüsü ve konu çok iyiydi, açıkçası bu kadar iyi bir şey beklemiyordum. Şizofren olan bir kız ve bunun çevresinde geçen ama çoğu karakteri ve hayatlarını ayrıntılı olarak bize aktaran bir kitap olmuş. Dil olarakta gayet iyi ve duygu dolu okuyucuyu olayların içine çeken bir kitap. Bölüm sonlarında ki abartılı şiirsel kısımlar hoşuma gitmedi sadece ve bu kadar dram biraz ağır geldi. Ama kitapta yer yer çok beğendiğim kısımlar oldu.
256 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
BİR 15 TEMMUZ ROMAN'ı...

Kadir ve Ebubekir… Aynı göğün altında uçurtma uçuran, birbirinin sırdaşı iki arkadaş…
Biri arkasında kaya gibi sağlam duran bir baba ile şefkatli bir annenin evladı Ebubekir, diğeri dağılmış bir ailenin incinmiş çocuğu Kadir. Bir de köyün güzeller güzeli kızı Züleyha.
Hayatları köylerine gelen Hasan Öğretmen'den sonra asla eskisi gibi olmayacaktı.
Çocukların kendini kaptırdıkları öğretmen. Çocuklardan biri aklını kullanabilen diğeri ise körü körüne bağlanıp köleleşmiş.
Bu kadar güzel izah edilebilirdi 15 Temmuz'a kadar yazılanlar..
Kara Güneş, darbeye, ihanete,aldatmaya ve aldatılmaya karşı onurlu bir direnişin romanı.
256 syf.
Romanda anlatılan o kadar geniş kapsamlı bir konu ki aslında.Herkesin hayatından bir parça bulacağı, kendi içine döneceği, sorgulayacağı bir kitap.Bir insanın çocukluğunda yaşadığı olumsuz olayları,"ilerde ben babam gibi olmayacağım,ben babamın yaptığı gibi yapmayacağım" dese de bilinçaltına yerleşmiş olan olayları istemsiz bir şekilde yaşayıp kendi ailesine de yaşattığı anlatılıyor.Hep kendini bulma çabası içerisinde olan,ailesinden, bulunduğu çevreden uzaklaşsa kendi benliğini bulacağını düşünen bir karakter var.Hayatı boyu hep bir bocalama içerisinde yaşıyor,bu hem kendi benliğiyle hem de babasıyla olan, içinden çıkamadığı hesaplaşması bir nevi.Ve bir gece hiç tanımadığı bir kişi tarafından içindeki hesaplaşma son buluyor,
anlıyor ki; asıl maksat,hakikat insanın kendini bulmasındaki çabası bir yerlere gitmeyle, çevresinden uzaklaşmayla değil,asıl sır kendi içimize yapacağımız yolculukta gizli...
"Aslında hepimiz arıyoruz da neyi aradığımızı bilmiyoruz."
"Hepimiz yolda aracıyız, gerçek huzurun arayıcıları.Bu da ancak Allah'a ulaşmakla mümkün dostum."
256 syf.
·4 günde
İtiraf etmeliyim ki ilk 33. Sayfasına kadar yarım mı bıraksam acaba diye kendimle mücadele ettim. Okuma gurubumuzdan bir kaç arkadaş devam etmelisin deyince, ha gayret deyip devam ettim.( Bu arada etkinlik kitabımız bu kitap değil ) iyikide etmişim. Birkez daha teşekkürler Mehmet bey .
Içine daldıkça toplumumuzda kanayan şiddet yarasına değinmesi beni kendine çekti. Yazarla tanışma kitabım çok beğendim. Akıcı, naif bir kalemi var yazarın. Yedire yedire, sakin sakin anlatmış, okadar ki konusu şiddet olan ( yan konusu) kitabın sayfaları arasında sinirlenmediğimi fark ettim. Bu beni çok şaşırttı.
Eskici Rıza bey den oğlu Cemil'e sirayet eden şiddet uygulama dürtüsünü ve pişmanlıkları okuduk.
Tamda ben kadına şiddetle ilgili Seminer hazırlığı içindeyken bu kitabın denk gelmesi bana çok büyük katkı sağladı.
Kitabı alırken aslın da içeriği ile alakalı pek bilgim yoktu . Adı ile müsemma bir hikaye bekliyordum.
Kitabin asıl konusu kişinin kendini araması iç hesaplaşmaları, ve yitirdiklerinin ardından gelen gam "Güneşe çıkmak ıstiyorum." Diyen Cemil beyin iç dünyasını, vicdan azabını düşünün artık. Bir babanın oğluna ne güçlükle söylemiş olabileceğini tahmin edersiniz sanırım. Malumdur (kadına güzellik - erkeğe güç )atfedilmiş.Maalesef ki bizde de Dünyada da bu fiziksel üstünlüğü erkekler kadınlar üzerin de kullanmaktan çekinmiyor ( Erkek adam hem sever hem döver nasihatları ile büyümüş bir toplumuz) Erkek iç dünyasını pek açamaz yapısı gereği . Hele ki oğluna... Ama son düzlükte Cemil bey ayan beyan ortaya koyuyor kendini.
Kitabin bir diğer güzel tarafı , ülkemizde yaşanmış tarihsel ve siyasal olaylara, şöyle bir tadımlık, kararında değinmesi.(12 Eylül 1980 darbesi vs.. gibi )
Son olarak sadece şunu söyleye bilirim. Biz ata - erkil bir toplumuz. Malesef ki gelişimimizi tamamlayamadık hemen hemen her konuda şiddet olaylarına bakınca da durum iyiye gitmiyor görüyoruz.
Hasılı Anneler ve siz Babalar Sağduyulu, nezaket ve zarafet sahibi çocuklar yetiştirmeliyiz. Yukarıdan meseleyi çözmekte zorlanıyoruz aşağıdan da ele almalıyız. Ve buradaki 1000k topluluğunun (böyle olduğunu var sayarak ...olmalıyız lütfen) hepinize saygılar, sevgiler,hürmetler :)) ( bi yerden başlayalım dimi :)) )
Ay unutmusum " Okuyun" bence. Seversiniz, sever :))
304 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürelerinde tahta geçmiş koca yürekli bir Sultan II.Abdülhamid ve onun sadık yardımcısı Tahsin Paşa. Kitabın her sayfasında bu insanlar bunları hak etmedi, yazıklar olsun bunu yaşatanlara dedim...
Osmanlı maddi ve manevi çok zor günlerden geçerken bu süreçte devletin ve milletin refahı için azimle çalışan Sultan II. Abdülhamid'e yapılan haksızlıklar, atılan iğrenç iftiralar, "Kızıl Sultan" gibi yapılan müthiş kötü yakıştırmalar ve en önemlisi Sultan'ı tahttan indirmek adına yapılan yalnızlaştırma politikası.
Bu dönemde koca Sultan'ın kime sırtını yaslayacağı endişesi varken içinde birden onun için hayatını adayan Tahsin Paşa çıkar ve bu şekilde bu güzel insanların dostluğu başlar.
Tahsin Paşa hiçbir zaman Sultan'ı yarı yolda bırakmamış hatta bu yüzden hayatından, sevdiklerinden bile olmuştur. Ama bu nasıl bir vefa ise hiçbir zaman hiç tereddütsüz Sultan II. Abdülhamid'i sonsuz ve karşılıksız sevmiş ve hep destekçisi olmuş ne kadar düşüncelerine katılmadığı noktalar bile olsa hiç onu yalnız bırakmamış. Günümüzde nerede böyle insan ve nerede böyle vefa, sadakat?
Bu dostluğa, bu döneme bir okuyucu olarak tanıklık ettiğim için çok mutluyum ama bir yandan da üzgün. Çünkü nasıl bir milletiz ki soyumuza sahip çıkamadık, bu güzel iki insanı kırabildik? Ruhları şad olsun.
Kitap konusu olarak zaten muazzamdı ama kitabı yazan Bahadır Yenişehirlioğlu'nun kaleminin güzelliği de ayrı bir tat bıraktı düşüncelerimde.
Ben ki Osmanlı Tarihi okumayı hatta tarih okumayı seven birisi değilken fikirlerim değişti bu kitapla ve kendime gerçekten bir şeyler kattım çünkü kitapla beraber sürekli bir araştırma halinde oluyorsunuz. Bence benim gibi tarih okumayı sevmeyen biriyseniz ve Osmanlı hakkında merak ettiğiniz şeyler varsa kesinlikle bu kitapla başlayabilirsiniz, sıkılmadan ve hatta onlarla beraber o dönemi yaşayarak düşüncelerinize bir şeyler katabilir, merakınızı giderebilirsiniz.
224 syf.
·7 günde·Beğendi·5/10
Aşk Çölü/Bahadır Yenişehirlioğlu
Yazarın toplam olarak okuduğum beşinci kitabı. Bugüne kadar okuduğum kitapları göz önüne alırsam, beğendiklerim de oldu eleştirdiklerim de fakat bir konuya açıklık getirmek gerekirse, kitaplar oldukça akıcı bir uslupla yazıldığı için okurunu bunaltmayan özellikte. İçerisinde yer alan konularla birçok konuda bilgi sahibi olmanız da mümkün ve bu da yazarın kültürel anlamda donanımlı olduğunun kanıtı diyebiliriz.
Gelelim "Aşk Çölü" kitabının konusuna:Hepimizin severek ve hüzünle dinlediği Yemen türküsünün eksik kalmış ve zamanla unutulmuş mısralarının peşine düşürüyor yazar. Bununla birlikte tarihi Yemen sokaklarını, sanki gezip görmüş gibi kafanızda şekillendiren güçlü betimleme başvurarak adeta yaşamanızı sağlıyor.
Savaş dönemini, gidip de dönemeyen binlerce Türk askerini, susuzluk, açlık ve tüm çekilen çileleri bir daha hatırlamamızı sağlıyor yazar.
Kitabı okurken öyle bir şey okudum ki beynimden vurulmuşa döndüm resmen. Hemen sizlere de aktarmak istiyorum, Yemen'e savaşa giden askerlerin yiyecek azıkları çok kısıtlıdır ve her askerin bakması gereken kendilerine zimmetli bir de katırları vardır. Bu verilen yiyeceği ya kendileri yiyecek hayvanlar açlıktan ölecek ya da hayvanlara yedirip kendileri açlıktan ölecek. İşte bu nokta da inanılmaz bir fikir ortaya çıkar ve önce hayvanlara yedirilir, onlar yedirilen azığın tamamını öğütemedikleri için dışkıları toplanır kurutulur ve tekrar elde edilen tahıl tanelerini askerlerin yemesi sağlanır, böylelikle ayakta kalmaya çalışır Türk askeri. Günümüzde yapılan onca israfa bakınca bazen insanlıktan çıktığımızı düşünüyorum ve aslında birçok değeri unutup, umursamaz insanlara dönüştüğümüz için daha çok öfkeleniyorum.
Kitabı okurken bir çok konuya daldım, bunlardan birisi de neden savaş diye bir kavram var ve neden bu kadar çirkin bir şeyi biz var ettik?
Neyse bu kadar yeter sanırım.
Sizler bu kitabı alın ve okuyun eminim ki bir çok detay ögreneceksiniz.
Sevgilerimle...
304 syf.
·9 günde·10/10
Eğer Payitaht Abdülhamid izleyiciyseniz kitabı okurken Tahsin paşayı gözünüzde canlandırmanız kaçınılmaz bir gerçek.

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı.Cennet mekanın dostum dediği Tahsin paşanın gözünden dönemine ışık tutan sade ve akıcı üslubuyla kaleme alınmış düşündüren güzel bir eserdi. Bir insan farkındalıkla ve muhabbetle nasıl güzel bir evlat yetiştirebilir sorusunun şüphesiz ki en büyük örneği paşamızın babası oldu. Sanırım beni en çok etkileyen kısmı buydu. Baba oğul ilişkisine hayran kalmamak elde değildi. Babasının öğütleri ve annesinin sultanlara layık olacak benim oğlum demesiyle başlayacaktı belki de her şey ..

Aşkı, sadakati , güveni, sırdaşlığı, dostluğu tekrardan öğrenmek için mutlaka okuyun

Yazarın biyografisi

Adı:
Bahadır Yenişehirlioğlu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Akhisar, 1962
1962 yılında Akhisar’da doğdu. 1979 yılında Akhisar Lisesi’ni bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandı ve 1985 yılında mezun oldu. Daha sonra Manisa Akhisar’da serbest avukat olarak çalışmaya başladı. Fransa, İspanya, İsviçre, İtalya, Almanya, İngiltere, Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan, Fas, Tunus, Mısır, İran, Pakistan, İsrail, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Dubai, Bahreyn gibi ülkelerde halklar ve toplumlar üzerinde araştırmalarda bulunmuş ve “Beyaz Usta Siyah Çırak” isimli romanını kaleme almıştır. Ulucamii Eğitim ve Kültür Vakfı, AK-SEK Vakfı, İnsan Hakları Komisyonu, İlçe Cezaevleri İzleme ve Denetleme Komisyonu ve Akhisar Tenis Severler Derneği'nde çalışmalarda bulunmuştur. Söz konusu derneklerde halen çalışmalarını devam ettiren Yenişehirlioğlu, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 698 okur beğendi.
  • 3.293 okur okudu.
  • 147 okur okuyor.
  • 1.807 okur okuyacak.
  • 50 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları