Bertolt Brecht

Bertolt Brecht

8.5/10
53 Kişi
·
165
Okunma
·
157
Beğeni
·
10.024
Gösterim
Adı:
Bertolt Brecht
Unvan:
Alman Şair, Oyun Yazarı ve Tiyatro Yönetmeni
Doğum:
Augsburg, Almanya, 10 Şubat 1898
Ölüm:
Doğu Berlin, 14 Ağustos 1956
Bertolt Brecht, kısaca Bert Brecht. Asıl adı Eugen Berthold Friedrich Brecht (d.10 Şubat 1898 Augsburg - ö.14 Ağustos 1956 Berlin) 20. yüzyılın en etkili Alman şairi, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni olarak nitelendirilir. Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiştir. Daha önce Erwin Piscator tarafından adı konulan epik tiyatronun, diğer bir deyişle "Diyalektik Tiyatro"nun kurucusudur. Brecht kendisini (Walter Benjamin'e söylediği gibi) "komünist" olarak tanımlar.
Ey mutsuzlar! Kardeşlerinizi boğazlıyorlar, göz yumuyorsunuz.
Çığlıklar duyuluyor, ama siz susuyorsunuz.
Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki,
Sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz! Ne tuhaf yer burası, sizler nasıl insanlarsınız!
Haksızlık varsa bir yerde eğer ayaklanmalı insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsın o şehir yerin dibine.
Yansın bitsin, kül olsun karanlıklar basmadan!
''Sevme kapasitesine sahip, sevilme yoksunluğundaki insanlar, kafalarında bir resim çizerler...
Çevrelerindekilerle sınarlar resimlerini...
Çevrelerinde de, sevme kapasitesine sahip, sevilme yoksunluğunda kişi varsa eğer, özveri başlar, resim cisme dönüşür...
Aşk derler adına...
İnsan denen sosyal yaratık, alemde yenileme yeteneği en yüksek olandır... Yerel ve düşünsel ayrılıklar girdi mi araya...
Aşk biter, resimle kalınır başbaşa... ''
Belki herkes bilmez ama,savaşlar duyguları kamçıladıkları kadar, ticareti de canlandırırlar.Savaşlar arkalarında bir yığın zarar ziyan birakırlar,ama tüccarın bundan şikayeti yoktur pek.
Bertolt Brecht
Sayfa 55 - İletişim Yayınlar
"İnsan hapishane duvarları arasında da özgür olabilir", dedi Macheath hoşnutlukla çevresine bakınarak. "Özgürlük ruhtadır. Kim ona sahip olursa asla geri alınamaz. Şair ne demiş? Zincirlerle özgür! Hapishane dışında bile özgür olamayan insanlar var. İnsanın vücudu zincirlenebilir, ama ruhu, hayır! Düşünce özgürdür!"
Bertolt Brecht
Sayfa 167 - Oda Yayınları
"Evet,yaşamak için yemek gerektiği muhakkak.Ama yemek,yaşamak için yeterli değil.İnsanlığın en önemli güdüsü kendisini ifade etmektir,yani kişiliğini edebileştirmek...".
Bertolt Brecht
Sayfa 139 - İletişim Yayınları
Brecht’in şiirlerinden sonra okuduğum bu romanı da şiir tadında adeta.O’nun şiirlerinde aynı anda birçok duyguyu keşfetmeniz mümkündür.Sevgiliye aşk nidalarının yanında yaşadığı toplumu ve toplumun dinamiklerinin,o nidaların ifade şekline çok net yansıdığını,hatta sanki duyguarını şekilllendirdiğini hissedersiniz.Şiirlerindeki baskın duygu kapitalizm ve emperyalizmin mizahi eleştirisidir.Bu eleştiriyi o kadar güzel yapar ki ,okuduğunuz her şiirinde en az birkaç cevapsız soru bırakıverir aklınızın bir köşesinde.Bana göre Brecht taşı gediğine koyma ustasıdır...
Beş Paralık Roman’ını da okumaya başladığınız ilk andan itibaren sizi metinlerin arasına gizlediği o soruların kucağına atar.Bu sorularla cümle cümle açacağı kapitalizmin acımasız dünyasında alır ve prangalarınızı takar.Artık çıkış yok!
Kitap daha önce tiyatro oyunu olarak gösterilmiş Üç Paralık Opera adıyla.Yazar sekiz yıl sonra bu oyunu Beş Paralık Roman adıyla polisiye kurgu diye nitelendirebileceğimiz bir romana dönüştürmüş.Polisiye kurgu evet.Ama biraz farklı....Klasik polisiye kurgu kitaplarından farklı olarak neredeyse bütün kahramanlar suçlu ve bunların izini süren bir polis yok.Görünürde var aslında ama o da suçun bir parçası.Ayrıştığı diğer bir yönü ise her işlenen suç sonrası ,güçlenen bir şuçlu profili var.Bu suçlılar kaptilizmin askerleri.Güzel giyimli,işadamları,polis şefleri,baronlar...Tamamı çıkarlarını koruyabilmek adına etrafındaki tüm kişilerden faydalanmak için kurgulanmış birer acımasız haydut aslında.Çıkarları uğruna kızını,dostunu,iş ortağını düşünmeden yok edebilecek hasta ruhlu insanlar bunlar.Kadının kocasına ,annenin kızına,damadın kayınpederine olan bağlılığı sevgisi(!)gözlerinizi yaşartacak.Olayları,mekanları ve kişileri betimlerken ustalığı gözünüzden kaçmayacak.kahramanların iç dünyalarını çözümlerken ne denli acımasız ve etik değerlerden ne kadar uzak olduklarına tanık olacaksınız.
Yazarın dili açısından bir değerlendirme yapmak gerekirse,çok kolay olduğunu söyleyemem.Zaman zaman uzun ve kesintilere uğrayan ifadeleri anlamakta güçlük çekebilirsiniz.Kurgu açısından değerlendirdiğimizde ise olaylar zaman zaman çok iç içe geçirilerek anlatıldığı için ve birçok kahraman,birçok olay ve hatta olay içerisinde olay anlatıldığından tıkandığınızı hissedeceksiniz.Ama telaş etmeyin biraz sabır gösterirseniz hah demek buymuş diyeceğinizden şüpheniz olmasın.Karmaşık kurgusal yapının kitabın son sayfasında çok güzel açık seçik bir manzaraya dönüştüğünü göreceksiniz.Bu manzara kapitalizmin yüz yıl önce ne ise bugünde benzer duygulara, benzer karakterlere hizmet ettiğini,burjuvazinin her çağda toplumu sömürmek adına ,bütün suçları rahatlıkla işlemekten imtina etmediğini/etmeyeceğini gösterecek.
Polisiye kurgu hiç okumayan biri olarak bu kitaba 10 puan verdiğimi söylemeden geçemeyeceğim.
Herkese tavsiye ederim.Okuyun ve okutun.
Almanyada varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Brecht, tüm yaşamı boyunca faşizmle mücadele ederek geçirir. Tek derdi dünyanın herkes için yaşanılır bir yer olması için değişmesi gerektiği fikrini savunur her zaman yoksul insanların safında mücadelesine devam eder. Genelikle şiirlerinde Hitler faşizmini bazen çok sert bazende mükemmel bir ironiyle eleştirir. Bunun yüzünden kitapları yakılır, okunması yasaklanır ve sürgün edilir yurdundan. Ama yine de mücadelesini son nefesine kadar devam ettirir. Şiirleri genellikle ilk başta insana çok basit görünsede okudukça bunun bir yanılgı oduğu kanaatine varır okuyucu. Bu şiir kitabında da yine her zaman ki başkaldırı tarzıyla ve en çok da üzerinde durduğu "insanların düşünmeye başlaması" kavramıyla büyük yankılar uyandıran yapıtına imzayı atar. Çoğu şairin yapamadığı, bertolt'un ustaca yaptığı bir basitlikten en derin anlamı çıkarması onu tarihin unutulamayan efsaneleri arasında yerini almasını sağladı. Kitabı tavsiye ederim ve şimdiden okuyacak olan herkese basitlik kalıbının tek düze satırlarıyla iyi okuma dileklerimi sunarken şaire son olarak şunu söylemek isterdim: Nasıl bir uçurumdan atlaması gerekmişti bu kadar derin olabilmek için...
Ne demektir iyi insan?
Ya da nasil iyi insan olunur?
Ve bizler ne kadar iyiyiz?
Diye siz düşünedurun bende biraz kitaptan söz açayım :)

Shen te Sezuan da yaşayan bir genç kız. İnsanlara yardım etmekten çekinmeyen, iyiliği bir görev olarak kabullenmiş biri.
Wang adında bir su satıcısı, 3 Tanri'nin gökten indiğini kalacak yeri olmadığı için yer araması sebebiyle Shen te'nin kapısıni çalıyor.
Shen te den önce çalinan kapılar hep geri çevriliyor.
Shente de kabul ediyor Tanrıların onunla kalmasını ama birtakim karışıklıklar sebebiyle Wang kızı yanlış anlıyor ve onun kaçtığını düşünüyor ve Tanrılarin yüzüne bakamam diyerek oradan uzaklaşıyor.
Tanrılar da Shen te nin bu iyi tavri karşısında dünya da bir tane de olsa iyi insan olduğu kanısına vararak onu ödüllendirip bir tütün dükkanı alacak kadar zengin ediyorlar.
Ve "Sezuan' in iyi insanı iyilik yapmaya devam et, hoşçakal "diyerek oradan uzaklaşıyorlar.
Ve sonrası ise Shen te'nin tütün dükkanı sahibi olmasi ile ardi arkasina gelişen olaylarla dolu.

Shen te Sezuan'ın iyi insanı...
Peki biz kendimizin ve çevremizin iyi insanı mıyız?

Bence iyi insan demek?
İçinde kötülük yapacak cevheri taşımamak demektir.

Nasil iyi insan olunur?
Görüp, bakip, algılayıp, düşünerek, vicdani muhasebe yaparak belki de.

Ve bizler ne kadar iyiyiz?
"Fayda" kavramına hizmet ettiğimiz sürece.

İyi okumalar olsun :)
Sizde 1000K nın iyi insani olun ve ömrünüz yettiğince kitap okuyun.
Galilei’nin Yaşamı, Bertolt Brecht’in üzerinde en çok çalıştığı
ve en çok değiştirdiği oyunudur. Yazar, yaşamının son on dokuz yılında
bu oyun­la ilgilenmiş ve içinde bulunduğu koşullardaki önemli değişiklik­leri de
oyuna yansıtmıştır. İlk yazımı, Hollanda’da sürgünde olduğu yıllarda 1938'de
"Dünya Dönüyor" adıyla olmuştur. Dönemin politik özelliği olan faşizmdir.
Amerika’da Brecht ve Laughton, 1944’ten, oyunun Haziran 1947’deki
Hollywood versiyonuna kadar birlikte çalışarak, İngilizce çevirisini hazırlamışlardır. Bu çalışma sırasında, 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya atılan ilk atom bombası, oyunun yorumunda önemli ölçüde değişikliklere sebep olmuştur.
Bertolt Brecht, Berlin’e döndük­ten sonra, İngilizce versiyonu temel alarak,
yeniden düzenlemiş ve de Galilei’nin Yaşamı adıyla ilk defa yayımlamıştır.
Klasiklerin üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen her okuduğum klasikte, günümüzle kıyasladığımızda hiçbir şeyin değişmediğini bu kitapta bir kez daha gördüm. Para ve güç için insanların yapmayacağı bir şey yok. Sömürü, savaşlar, politika, kapitalist sistem insan ruhunu, insan medeniyetini her geçen gün biraz daha öldürüyor. Kitapta tüm bunlara incelikle yer verilmiş. Beş paralık insanlara, beş paralık roman..
Bertolt Brecht'in faşizm ile ilgili görüşlerini merak ettiğim için okuduğum kitap çok da tatmin etmedi bu konuda beni. Diğer yazarların görüşlerinde yer yer post-modern dediğimiz okulların izi vardı, liberal ve sosyalist zaman zaman müttefik, zaman zaman karşıt anlamlarda kullanılıyor yazıda. Kitabın çevirmeni, Yılmaz Öner, görüşlerine yer veriyor satır aralarında. Aynı kafa karışıklı kendisinde de mevcut.

Ancak şu değerlendirmeyi yapmadan geçemeyeceğim, Belge Yayınları'nın bugünkü konumu ortada. Örneğin kendileri Mustafa Kemal'i karalayan yayınlara imza atmaktalar. Ancak kitabın çevirmeni, Mustafa Kemal'in ilerici konumunun hakkını teslim ediyor. Dolayısıyla Belge Yayınları, tıpkı Mavi Kitap'a yaptığı gibi bu kitabı da depolarında "ıslatırsa" isabet olacaktır(!) Bunun dışında Brecht okumak isteyenlerin değil, daha çok Almanya toplumsal gerçekçiliği ile özel olarak ilgilenenlerin okuyabileceği bir kitap diyebilirim. Kitapta şiirler ve değerlendirmeler hemen hemen eşit miktarda mevcut. Yine de yapılan değerlendirmelerin çok da sağlıklı olduğunu söyleyemeyeceğim.
Tiyatro okumak keyif verir her zaman. Biraz kafa dağıtırsınız. Hiç okumayanlar için büyük bir eksiklik...
İzlemesi kadar zevklidir elinde tuttuğun kıymetli bir cildin sayfalarını sırayla karıştırıp, cümlelerin kelimelerin altını çizip not almak...
Kültürün ve sanatın ideolojisi hiç olmadı olmayacakta. Bizi hapsettikleri ideoloji zindanlarına özgür bireyler çıkartacak.
Tiyatro okuyun ve okutun, izleyin ve izletin. Güzel bir liste yapılabilir. Ama listenizde bu adam mutlaka olsun kanaatindeyim.
Üç kuruşluk operasının roman haline getirilen kitabıdır.
Brecht aynı zaman da diyalektik tiyatronun kurucusu ve şairdir.
Kendisini kısaca tanımlamak gerekirse 20. Yy önde gelen komünistlerindendir.
Bu nedenle oyunlarında,romanlarında bozuk düzen çarklarını,kapitalist sistemin insan ahlakı üzerinde etkilerini,ironik bir biçimde ince detaylarla işlemiştir.
Spoiler;
Nasıl yaşar insan? Çiğneyerek, ezerek,
Öbür insanları yiyerek!
Yalnız böyle yaşayabilir insan
İyice unutabilmek için insan
Olduğunu.
Mükemmelin sınırlarını zorlamış bir eser. Neredeyse her cümlesinin altını çizerek okudum. Ankarada şu anda ismini hatırlayamadığım bir sahnede de Türkçesini izlemek nasip olmuştu. Devrimci, karşıt duruşuyla Brecht dünya savaşı darbesi yemiş bir Alman, ne olmasını bekliyorduk ki...

Öyle ya da böyle eser toplumsal hatta evrenselleşmiş bir soruna ışık tutuyor. Epik tiyatronun kurucusu Brecht, sizi edebi bir eserle bir hayal dünyasına değil bilakis gerçeğin içine gerçekliği hatırlatarak çekiyor.

Söylesin birileri nedir yitirmek elalemin gürültüsünde evlatları ve nedir para?... Brecht benim Batı Edebiyatında koşulsuz şartsız bağrıma bastığım tek yazar. O yüzden de ben bu kitabı elimden gelse sokak sokak gezip dağıtmayı isterdim okumayı bilenlere..
Bertolt Brecht'in okuduğum ilk kitabı.Kapitalizm'in yozlaştırdığı; ezen ve ezilen insanların zaman içerisinde aynı kefeye nasıl girdiğini gözler önüne seriyor.Kapitalizm veya Komünizm (veya Sosyalizm) sohbetlerinin geçtiği ortamlara denk geldiğimizde ''kapitalizmi kötülüyoruz ama o olmadan da üretim olmaz, üretim yoksa yaşam da olmaz'' savunmalara hep şahit olmuşuzdur. Brecht toplumda paradoks halini almış (Brecht'e göre bu paradoks değil birebir yanlış olan kapitalizm) bu iki tartışmayı dönemin İngiltere'sindeki belirli insan modellerini çevresine alarak hangisinin iyi hangisinin kötü olduğunu bizlere sunuyor. Kapitalist insan modellerinin para,büyüme hırsı uğruna aile şereflerini bile hiçe sayacak kadar gözlerini hırsa bürümelerini çok güzel sunmuş yazar.Brecht'in bu eserinde ezilen insanların 'celladına aşık olmak' deyimini çokça hatırlatacağı bölümler de mevcut.Eser bir çok yönü ile bazı yazarların eserlerini anımsattı.Ukuduysanız George Orwell'in '1984' romanını çokça anımsayacaksınız.Sadece '1984' romanı ile sınırılı değil elbette. John Steinbeck'in 'Bitmeyen Kavga'sı,haklı veya haksız mücadeleler sonucunda insan ruhunun tahribatlar neticesinde yaşadığı parçalanmalar açısından Ernest Hemingway'in 'Çanlar Kimin İçin Çalıyor'u çokça hatırlatacağı eserler olacaktır.

~İyi Okumalar~

Yazarın biyografisi

Adı:
Bertolt Brecht
Unvan:
Alman Şair, Oyun Yazarı ve Tiyatro Yönetmeni
Doğum:
Augsburg, Almanya, 10 Şubat 1898
Ölüm:
Doğu Berlin, 14 Ağustos 1956
Bertolt Brecht, kısaca Bert Brecht. Asıl adı Eugen Berthold Friedrich Brecht (d.10 Şubat 1898 Augsburg - ö.14 Ağustos 1956 Berlin) 20. yüzyılın en etkili Alman şairi, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni olarak nitelendirilir. Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiştir. Daha önce Erwin Piscator tarafından adı konulan epik tiyatronun, diğer bir deyişle "Diyalektik Tiyatro"nun kurucusudur. Brecht kendisini (Walter Benjamin'e söylediği gibi) "komünist" olarak tanımlar.

Yazar istatistikleri

  • 157 okur beğendi.
  • 165 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 353 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları