Bertrand Russell

Bertrand Russell

8.3/10
330 Kişi
·
891
Okunma
·
254
Beğeni
·
8.351
Gösterim
Adı:
Bertrand Russell
Unvan:
Yazar
Doğum:
Trellech, Monmouthshire, Bk, 18 Mayıs 1872
Ölüm:
Penrhyndeudraeth, Galler, Bk Grip, 2 Şubat 1970 (97 Yaşında)
Bertrand Arthur William Russell, 3. Earl Russell.( 18 Mayıs 1872- 2 Şubat 1970), Britanyalı filozof, matematikçi, tarihçi, toplumsal eleştirmen.
Hayatının çeşitli dönemlerinde kendisini liberal, sosyalist ve barışsever olarak tanıtmış ayrıca hiçbirine derinden bağlı olmadığını itiraf etmiştir. Monmouthshire'de İngiltere’nin önde gelen aristokrat ailelerinden birinin ferdi olarak dünyaya gelmiştir.

Russell 1900 lerin başında İnglizlerin “idealizme karşı isyanı” na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde etkilemiştir.

Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve anti emperyalizmi desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler’e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizm’i eleştirmiş, Vietnam Savaşı’ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail’in Orta Doğu’daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.
İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.
Saygıdeğer kadınların arasında çekememezlik önemli bir yer tutar. Yeraltı treninde oturuyorsunuz, güzel giyinmiş bir hanım giriyor içeriye, vagondaki kadınların gözlerine dikkat edin. Göreceksiniz ki , her biri bu kadına kötü niyetli bakışlar fırlatmakta ve onda bir kusur bulmak için çırpınmaktadır.

Aynı şeye erkekler arasında da rastlanır; yalnız şu farkla ki, diğer bütün kadınları kendilerine rakip olarak gördükleri halde, erkekler bu duyguyu ancak kendi meslektaşlarına beslerler.
Gönlüme dedim ki, haydi bakalım biraz da neşelenelim,
zevkin tadına varalım.
Ve gördüm ki, o da boş.

Sonra gönlümden dedim ki, budalanın başına gelen benim de başıma geldi,
öyleyse neden budaladan daha akıllıyım?
Sonra gönlümden dedim ki, bu da boş.
İnsan kişiliğine saygı her sosyal problemde, ama özellikle eğitimde, bilgeliğin ilk koşuludur.
Bertrand Russell
Sayfa 229 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları
Yaşam biçimleri ve dünya görüşleri, özellikle birlikte yaşadıkları kişiler tarafından iyi karşılanmayanların pek azı mutlu olabilir.
İnsanlar sadece başkalarının mutsuzluğu pahasına elde edilebilecek şeylere sahip olmayı istemekten vazgeçtiğinde, toplumsal özgürlük önündeki engeller de yok olacaktır.
Bertrand Russell
Sayfa 207 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları
# Dikkat: İnceleme, mutluluk içerebilir.

Hani çok bilinen bir efsane vardır:
Tanrılar mutluluğu saklamak istemişler, diye başlar. Neden saklamak istemişler onu da anlamış değilim ya, canları çok sıkılmış olsa gerek. Ya da biz yarattık biz kayırmayalım, diye mi düşündüler artık :)
Her neyse... Tanrılardan ilginç ve yaratıcı cevaplar gelmiş. Biri ormanın derinliklerine biri de denizin dibine saklayalım, demiş. Aralarından en mantıklısı çıkıp, insanların kendi içlerine saklayalım, oraya bakmak hiç akıllarına gelmez, demiş. Bak sen şu işe...

Ondandır. Tüm kişisel gelişim kitapları, hani o meşhur meditasyon, yoga zımbırtıları da hep bunu söyler. İçinize yönelin. İçinizdeki mutluluğu dışa verin efendim. Bir ooommm daha alalım, kesin bu sefer çıkacak.

Hemen burada şu videoyu izleyip gelelim. Kısacık bir şey, 30 saniyecik, zararsız. Zira incelememizin daha iyi anlaşılması için gerekecektir:)

http://youtu.be/exh10VoN1FM

İşte Bertrand Russel tüm bu tezi çürütüyor. Diyor ki, kesinlikle içinize yönelmeyin. İnsan delirir yahu... Kendi kendine konuşmak gibi bir şey. İnsan kendini bu kadar kurcalamamalı. Ne varsa dışarda var. Tamamen dışa yönelmemizi öğütlüyor. Dışsal uğraşlar edinmemizi hatta bir iki tanenin bile yetmeyeceğini attırabildiğimiz kadar bu uğraşları fazlalaştırmamızı söylüyor. Tabii ki kendimizi ve çevremizdekileri olumsuz etkilemediğimiz ölçüde... Yani benim dışa yönelimim bu şekilde deyip, damacana damacana alkol tüketmemeliyiz ya da yolda yürürken gözünün üstünde kaşın var diyerek birine keyfi olarak zarar vermemeliyiz. Bunlar da mutsuzluk getirecektir.

Bakın dünya üzerinde ne kadar edebiyat ve sanatla uğraşmış insan varsa hemen hemen hepsi mutsuzluk hezeyanına kapılmıştır. Çünkü edebiyat da sanat da insanın kendi içine yönelmesiyle mümkündür. Oysa bir bilim adamı öyle midir? Sürekli kafası dışarıdaki işlerle meşguldur. Öyle ki, oturup varoluşsal sancılarını düşünecek ya da karısıyla kavga edecek vakti bile yoktur.

Aynı mantığı çocukların yetiştirilme süreci için de uyguluyor Russel. Eğitimci olduğumdandır, çocuk gelişimine ayrı bir ilgim var. O sebeple bu konuya da kısacık değinmek istiyorum. Özellikle son dönemlerde anne-babalar çocuklarını mutlu etmek için onlara olmadık aktiviteler, janjanlı yiyecekler, sürekli dışarıda geçirilen sözde eğlenceli vakitler sunmaktadır. Oysa bizler doğanın bir ürünü olarak daha sakin bir hayata programlıyızdır. Bu şekilde büyütülen çocuk tahammülsüz olur. Düşünmeye, yaratmaya fırsatı olmaz. Dikkati dağınık olur. Ona kendi kendine de bir şeyler yapabileceği, sabredebileceği, can sıkıntısıyla baş edebileceği zamanlar ve fırsatlar yaratılmalıdır. Çünkü en değerli, en yaratıcı tohumlar sakin bir hayatın içinde filizlenecektir.

Russel, matematik ve mantık üzerine uğraşmış bir filozof olduğu için her şeye akıl yürütmeyle yaklaşıyor. Kendisi bile şu zamana kadar intihar etmediysem daha fazla matematik öğrenmek istediğim için demiştir. Varın gerisini siz düşünün.

Bunlar benim kitaptan cımbızla çekip aldığım düşüncelerim. Normalde kitapta daha birçok konuda birçok güzel örnek var. Öyle kişisel gelişim kitaplarındaki gibi boş beleş tavsiyeler yok. Daha mantıklı, daha yere basan deneyimler için denemelisiniz, der giderim.

Mutlu okumalarınız olsun. <3
İlk defa Bertnand Russel’ in kitabını okudum ve benim için çok keyifliydi. Sanki yazar konuştu bende onu dinleyerek notlar aldım gibi oldu. Kişisel gelişim kitaplarında sıkça olan ve benim de pek hoşnut olmadığım şunu yapmayacaksın, bunu yapmayacaksın gibi maddelerden ziyade hayatımız içinde olan gerçekliği acısıyla ve tatlısıyla önümüze sürüyor. Tüm kitapseverlere tavsiye ediyor ve mutlu yaşam diliyorum.
Adı üstünde Russell'dan mutlu olmaya dair bazı tespitler. Ama ben sadece en çok ilgimi çekeni paylaşmak istiyorum sizinle.

Russell'a göre mutlu olabilmenin en kolay yollarından biri ilgi alanlarınızın çok ve çeşitli olması. Örneğin ormanda sıradan bir insanın yürüdüğünü düşünelim. Başta ağaçlara, yeşile hayran kalır ancak bir süre sonra manzara ilgisini çekmemeye başlar. Yürüdükçe sıkılacaktır. Fakat böceklere ya da farklı bitkilere ilgi duyan bir insan mesela. Hem o yürüyüş sırasında aldığı haz çok çok daha fazla olacaktır hem de çok daha geç sıkılacaktır orada yürümekten.

Size yüzünden gülümseme eksik olmayan erkek arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. Birbirinden farklı birçok ilgi alanı var. Köpekler, voleybol, tenis, müzik, arabalar gibi. Onunla sahilde yürürken mesela, gördüğü her köpeğin cinsine dikkat etmesi, duyduğu her şarkıdaki enstrümanları anlamaya çalışması, bu gibi küçük şeyler belki ama böyle ilgiler hem onun sahilde yürümekten bana göre daha çok zevk almasını hem de daha mutlu hissetmesini sağlıyor. (canım ben de çok zevk alıyorum da örnek olsun diye)

Eh toparlamam gerekirse: mutlu olmak için - mutluysanız da daha mutlu olmak için- ilgi alanlarınızı genişletin. Bir şeylere zorla ilgi duyun demiyor tabi Russell ancak bir şeylere biraz daha dikkatli bakarsanız onda ilginizi çeken bir şey mutlaka bulacaksınız.
Bir eserin daha sonuna geldik. Bu sefer de mutlu olmanın yollarını aradık, püf noktalarını. En başta 'Mutlu Olma' nın bir sanat olduğunu öğrendik. Şu anda kahvemi yudumlarayak, yüzümde bir tebessüm ile kapağını da çok beğendiğim bu eser üzerine nacizane değerlendirmemi paylaşacağım sizinle.

Her zamanki gibi öncelikle ilk defa bir kitabını okuduğum için yazardan bahsetmek istiyorum. Tam adı Bertrand Arthur William Russell olan yazarımız, Britanyalı filozof, matematikçi, tarihçi ve toplumsal eleştirmen. Principia Mathematica adlı kitabın yazarlarından birisi. Çalışmaları özellikle felsefe alanını önemli ölçüde etkilemiş. Ayrıca önde gelen savaş karşıtlarından. Tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşıd öneminde hapis cezası almış ama düşüncelerini savunmaktan hiç vazgeçmemiş. Adolf Hitler vb diktatörlere ve yanlış bulduğu tutumlara karşı hep savaşmış, eylemde bulunmuş. İnsan hak ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır. (Yararlanılan kaynak Vikipedi)

Mutlu Olma Sanatı kişisel gelişim ile felsefe alanlarının yoğrulmasıyla oluşturulmuş bir eser. İki ana başlığa ayırmış yazar içeriği. Mutsuzluğun nedenleri ve mutluluğun nedenleri olarak. Bunlarda kendi içinde ilgili alt başlıklara ayrılmış. Klasik gelişim kitaplarından daha farklı. İçine felsefeyi de katıp yoğurarak güzel bir hamur sunmuş bize Russell. Tabii bu hamura son şekli nasıl vereceğimiz bize bağlı. Salt mutluluğun yollarını ve sırlarını vermemiş bize. Bile bile yaptığımız hataları ve de bazen dile getiremediğimiz bazen de uygun kelimelerle dışa vuramadığımız durumları bize sade ve akıcı bir dil ile aktarıyor. Güzel tahliller ile pekiştirmiş. Diğer kitapların bize verdiği içinize yönelme tavsiyesinin aksine dışa yönelmemizi söylemiş Russell. Kendimize mutlu olabileceğimiz uğraşlar edinmemizi ve dış dünya ile ilgilenmemizi önermiş. Bence de bir noktada haklı. Çünkü insan her ne kadar olumlu düşünmeye çalışarak içine yönelse de, eğer içinde mutsuzluk, umutsuzluk, çaresizlik var ise yine aynı noktaya dönüyor.

Konulara gerçekçi bir şekilde değinmiş sevgili Bertrand. Görüşlerini kaliteli tahliller yaparak aktarmış. Dili sade ve anlalışılır. Bir çok somut örnekle de konuları pekiştirmiş. Kitap bittiğinde mutluluğun tüm sırlarını çözmüş bir insan olmuyorsunuz elbette. Russell sadece bize biraz yol gösteriyor. O yolda nasıl, ne zaman, kiminle ilerleyeceğimiz tamamen bize kalmış.

Aslında bu kitap elimde yokken ve e hiç okumayı düşünmediğim bir zamanda sevgili kitap arkadaşım ve kız kardeşim yerine koyduğum Betül Bitiren tarafından hediye edildi. Teşekkür ediyorum kendisine. Böylelikle okumaya karar verdim, aramızda bir etkileşim oluştu diyebilirim. O zaman şundan emin oldum ki bazı kitaplar kendi zamanını belirliyor. Uygun zamanda karşımıza çıkıyor. Belki evrenin ya da karmanın bir oyunu ama seviyorum bunu. Bence okumalısınız bu kitabı. Kişisel gelişim kitaplarını sevmiyorum diyenler olacak ama bu önyargıyla yaklaşmayın derim. Russell filozof yönünü de konuşturmuş biraz.
Şimdiden keyifli okumalar kitap dostları :)
Bernard Russell'ın kitabı - aslında bir söyleşisinin kitaplaşmış hali sadece bu- adından da anlaşılacağı gibi dünya görüşünü anlatıyor. Yazara belirli başlıklarla ilgili (Felsefe, Din, Savaş/Barış, Komunizm/Kapitalizm, tabu Aklakı, Kudret, Mutluluk, Ulusçuluk, Kişinin rolü, Dargörürlülük, Hidrojen Bombası ve İnsanlığın Geleceği) sorular soruluyor ve bunlara cevap veriyor Russsell. 1876-1970 yıllarında yaşamış, Dünya Savaşlarını, Soğuk Savaşı tam manasıyla geçirmiş bir İngiliz aristokratı Bertnard Russell. İngilterenin ilk savaşa girmemesi için çabalamış ve hapis yatmış. Aynı zamanda 20 yüzyılın en önemli filozoflarından biri, hatta yirminci yüzyıl felsefesine yön verenlerden biri demek daha doğru olur. Bu kitapta da oldukça yüzeysel olarak Russell'ı ve dünya görüşünü öğrenebiliyor insanlar. Genel kafa yapısını bu ve diğer kitaplardan yapılan alıntılardan bulabilirsiniz. Gerçekten zihin açıcı şeyler var çoğu kimse için. Şu konuda şöyle düşünüyor, bu konuda böyle düşünüyor dememin bir mantığı yok ayrıca. Görüşlerinin hemen tamamı, katıldığım şeyler benim de. Ama bu kitap nezdinde bir şey söylemek istiyorum sadece. Kitaplar, romanlar, düşünceler her zaman bulundukları çağ için yazılır bence. Birisi için yazdıklarına bakarak, ne kadar ileri görüşlü bir insan diye düşünebilirsiniz elbette. (Tarih tekerrür eder diye bir söz var zaten, göreceli de olsa) Kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz. Ama, örneğin, Dostoyevski Yeraltından Notlar'ı sizin için yazmamıştır. Türkiye'de, yirmibirinci yüzyılda birisinin, O'nu tabletinden okuyup kendinden bir şeyler bulacağını düşünmemiştir bile. Emily Dickinson, benden kaçmamıştır o şiirleri yazarken. Bertnard Russsel olsun, Nietzche olsun, ya da putlaştığımız başka bir karakter, şu anki koşullardan haberleri yoktur hiçbirinin. Sizi, beni günümüz insanını bilemezler. Onların döneminde internet yoktur, okunacak, bilinecek bu kadar çok şey yoktur, tanınacak bu kadar çok insan yoktur. Bu kadar çok saçma, ya da mantıklı görüş yoktur kafalardan çıkan.On onbeş yıl önce doğan çocuklarımıza komunizm bir şey ifade etmiyor artık. Ya da islamiyet öncesi arapların kızlarını gömmeleriyle ilgilenmiyoruz biz, şu anki kızlarımız önemli bizim için. Sonuçta değerli insanlar bunlar, tarihe altın harflerle yazılacaklar belki. Dünyanın şu anki durumu yüzünden suçlayamayız ama hiçbirini. Onları yanlış yorumlayan bizler sorumluyuz aslında dünyanın bu durumundan iyi ya da kötü. Herkesi ilahlaştırmaya çok meyilliyiz, kendilerinden bağımsız olarak. Kitapları, kişileri, fikirleri bulundukları çağa göre değil; kendimize, kendi zamanımıza göre yorumluyoruz. Bu insanların kitabından hoşumuza giden süslü bir bilgi alıyoruz ve hayatımız pahasına savunuyoruz belki de. Din ya da felsefe ya da sadece sevdiğimiz bir şey hayatımız oluyor birden, ideallerimiz oluyor, gözümüz başka bir şey görmüyor. Değil ama, biz aynı yüzyılda hatta aynı bin yılda bile yaşamıyoruz belki onları anlatan insanlarla. Bertnard'ın kitabında bir şey var bulduğu tasalanmaya, mutsuzluğa karşı, yeri gelmişken söyleyeyim. En kötü ihtimali düşünüyor başta, sonra yüz yıl sonrasını düşünüyor ve bu sorunun en ufak bir önemi olmayacağının farkına varıyor. Öyle, nasıl şu andaki problemlerimiz, sıkıntılarımız; belki yüz belki yirmi yıl sonra bir anlam ifade etmeyecekse, bin yıl önceki görüşler de şu an için o kadar önemli olmasa gerek. Neyse, yeterince, saçmaladım heralde. Bu kitaba gelirsek, Bertnard Russell'ı sadece tanımak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir kitap. Diğer kitapları ya da görüşlerini içeren yazı/makaleler anlamanıza yardımcı olacaktır bu değerli insanı. Diğer şeyler gibi bu inceleme de, tabi ki, sübjektif. Teşekkürler.
Russell'ın bu kitabı yazmaktaki amacı kişisel gelişim bir kere. Şehirli insanın neden mutsuz olduğunu kendi gözlemlerine dayanarak açıklıyor. Ardından hayatındaki mutlu ve mutsuz insanlardan yola çıkarak, mantık çerçevesinde okura öneriler sunuyor. Meslek gruplarına göre, hobilere göre ve tabii ki eğitim seviyesine göre farklı örnekler vererek kendinizi mutlu hissedebilmeniz için tavsiyelerde bulunuyor diyebilirim. Kitapta biraz kadercilik var diyebilirim, siz sahip olduğunuz tek hayatla iyi bir iş çıkarmaya çalışın, olmuyorsa denemeye devam edin, baktınız ki iyice battı işte o zaman akışına bırakın diyor. Üstelik mutluluk göreceli de bir kavram. Bu sebepten tarifinin verilmesi de oldukça zor diyor yazar. Eğitimsiz bir bahçıvan da işini severek yapar ve bundan mutluluk duyar, aynı şekilde bir bilim adamı da başarısız olduğu zaman bile hayatından mutluluk duyabilir diyor. En mutlu insanlar bilimle uğraşan insanlardır diyor ayrıca. Sinir yorgunluğu, duygusal yorgunluk, çekememezlik, bulunduğumuz durumla başka durumları karşılaştırmak ve mükemmelliyetçilik gibi durumların mutsuzluk nedeni olarak detaylı bir şekilde anlatılmış.
Gereksiz şeyleri düşünmemenin mutluluğa neden olduğu konusu kitapta anlatılmış. İnsanlarla dostça ilişkiler içinde olmanın mutluluğa açılan bir kapı olduğu görüşünü savunuyor Russell. Dedikodunun mantıksızlık olduğu fikrinden bahsetmiş ki bence dedikodu konusuna oldukça farklı bir bakış tarzı getirmiş. Konuları işlerken çocuk eğitiminden de bahsetmesi özellikle dikkatimi çekti. 
Çok gerçekçi, mantıklı çıkarımlar vardı kitapta. O sebepten severek okudum. Tüm yazılanları kendimiz de düşünerek bulabiliriz aslında. Ancak çevreme bakıyorum tüm kendini bilmez, ukala, kibirli, narsist kişilikleri görüyorum ve böyle bir kitabın yazılması gerektiğini düşünüyorum. Russell'in bize bu kitapla kazandırmak istediklerinin farkında olabilirsek, yaşamda daha mutlu olabiliriz diye düşünüyorum. Bu yüzden kitabı tavsiye ediyorum.
Russell'a göre mutlu olabilmenin en kolay yollarından biri ilgi alanlarınızın çok ve çeşitli olması. Örneğin ormanda sıradan bir insanın yürüdüğünü düşünelim.
Russell İktidar kitabında da bürokrat kimliğini gözler önüne seriyor. İktidarın oluşum şekillerinden siyasal sistemlere göre değerlendiriyor. Din,iktisadi,yalın ve devrim iktidarlarından bahsederek demokratik aynı zamanda antidemokratik yollarla nasıl devam ettirildiğini şahsına münhasır üslubuyla okuyucularına sunuyor
   Kitap fena değildi, bir incelemeyi haketti :)

   Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bir şeye -bu kitap olur film olur ya da başka bir şey- ön yargıyla yaklaşmayın, ön yargıyı bırakın. Kendim üzerinden örnek vereyim, kişisel gelişim kitaplarına karşı hep ön yargım vardı ama bu kitap klasik kişisel gelişim kitaplarından farklıydı.

    Evet "içe değil dışa dönün' , diyor yazar.  "kendi içine kapananlar için mutluluğa kavuşmanın tek yolu, dış dünya ile ilgilenmektir."
Ve bir sır veriyor bize : " Mutluluğun sırrı şudur: İlgilerinizi olabildiğince genişletin; sizi ilgilendiren şeylere karşı tepkilerinizin düşmanca değil, olabildiğince dostça olmasına bakın."

   Kitap mutluluğun nedenleri ve mutsuzlugun nedenleri diye iki kısımdan oluşmaktadır.
1- İnsanlar Neden Mutsuz Olurlar?
2- Mutlu Olmak Hâlâ Mümkün müdür?
Bu sorulara cevap niteliğindedir...

   Uzun inceleme yazmayı sevmiyorum bu kadar yeter :) Kitabı beğendim, tavsiye ederim, keyifli okumalar..
Faydalı kitaplar serisinden 93 numaralı bu kitap, Varlık Yayınları A.Ş. tarafından ilki Ocak 1976 da basılmış, Haziran 1981 deki ikinci baskısını 1984 yılında alıp okumuştum. Çok beğenerek okuduğumu anımsıyorum. İlk fırsatta tekrar okuyacağım. Tavsiye edebileceğim kitaplardan biridir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bertrand Russell
Unvan:
Yazar
Doğum:
Trellech, Monmouthshire, Bk, 18 Mayıs 1872
Ölüm:
Penrhyndeudraeth, Galler, Bk Grip, 2 Şubat 1970 (97 Yaşında)
Bertrand Arthur William Russell, 3. Earl Russell.( 18 Mayıs 1872- 2 Şubat 1970), Britanyalı filozof, matematikçi, tarihçi, toplumsal eleştirmen.
Hayatının çeşitli dönemlerinde kendisini liberal, sosyalist ve barışsever olarak tanıtmış ayrıca hiçbirine derinden bağlı olmadığını itiraf etmiştir. Monmouthshire'de İngiltere’nin önde gelen aristokrat ailelerinden birinin ferdi olarak dünyaya gelmiştir.

Russell 1900 lerin başında İnglizlerin “idealizme karşı isyanı” na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde etkilemiştir.

Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve anti emperyalizmi desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler’e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizm’i eleştirmiş, Vietnam Savaşı’ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail’in Orta Doğu’daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.
İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 254 okur beğendi.
  • 891 okur okudu.
  • 61 okur okuyor.
  • 1.402 okur okuyacak.
  • 30 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları