Bertrand Russell

Bertrand Russell

Yazar
8.1/10
1.226 Kişi
·
3.861
Okunma
·
889
Beğeni
·
26481
Gösterim
Adı:
Bertrand Russell
Unvan:
Yazar
Doğum:
Trellech, Monmouthshire, Bk, 18 Mayıs 1872
Ölüm:
Penrhyndeudraeth, Galler, Bk Grip, 2 Şubat 1970
Bertrand Arthur William Russell, 3. Earl Russell.( 18 Mayıs 1872- 2 Şubat 1970), Britanyalı filozof, matematikçi, tarihçi, toplumsal eleştirmen.
Hayatının çeşitli dönemlerinde kendisini liberal, sosyalist ve barışsever olarak tanıtmış ayrıca hiçbirine derinden bağlı olmadığını itiraf etmiştir. Monmouthshire'de İngiltere’nin önde gelen aristokrat ailelerinden birinin ferdi olarak dünyaya gelmiştir.

Russell 1900 lerin başında İnglizlerin “idealizme karşı isyanı” na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde etkilemiştir.

Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve anti emperyalizmi desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler’e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizm’i eleştirmiş, Vietnam Savaşı’ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail’in Orta Doğu’daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.
İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.
.

Sanayi toplumunda yorgunluk psikolojisi üzerine önemli araştırmalar yapılmıştır ve kanıtlanmıştır ki, yeterince uzun bir süre aynı bedensel hareketi ya da beyinsel çalışmayı yaptığımızda çabuk yoruluruz.

.
.

Büyük iskender, hayal ettiklerini gerçekleştirebilecek yeteneklere sahip olmakla birlikte, ruh bilim yönünden bir megalomandı. Hayallerini gerçekleştirdikçe daha büyük, ulaşılması olanaksız hayaller kurmaya başladı. Bilinen fetihlerin en büyüğü olunca kendisinin Tanrı olduğuna inanmaya başladı. Acaba mutlu bir adam mıydı? Sarhoşluğu, çılgınca öfkesi, kadınlara karşı soğukluğu, Tanrılık savı da gösteriyor ki mutlu değildi.

.
.

Hoşnutsuzluk ile heves kırıklığının başlıca nedenlerinden birisi, insanın sevilmediği duygusuna kapılmasıdır. Bunun aksine olarak, seviliyorum duygusu da, keyfi arttırır.

.
.

Megaloman (kendini büyük görme hastası) sevimli olmaktan çok güçlü olmak, sevilen değil de korkulan olmak istemesi bakımından kendine tutkun olan hastadan ayrılır. Kendini büyük görme hastası bir çok deli vardır, ayrıca adı tarihe geçmiş büyük adamların çoğu kendini büyük görme hastasıdır.

.
.

Şu ya da bu nedenle anne-baba sevgisinden yoksun kalan bir çocuk, korkuya ve kendisine acıma duygusuna kapılır, pısırıklaşıp çekingen olur ve artık dünyaya görüp öğrenme isteği ile bakamaz. Böyle çocuklar, şaşılacak derecede küçük yaşlarından itibaren hayatı, ölümü ve insanlığın kaderini düşünmeye başlarlar. Önce melankolik olurlar; sonunda ise herhangi bir felsefe ya da inançtan medet umar, içine kapanırlar.

.
.

Bir insan ne kadar çok şeye ilgi duyarsa, o kadar çok mutlu olma olanağına kavuşur ve o derece az kaderin insafına bağlı olur, çünkü bu ilgilerden birini yitirecek olursa, bir diğerine yönelebilir.

.
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Benim notum:

Burada yaptığım bir tespitten bahsetmek istiyorum. Bilirsiniz hayalperestliğin ne kadar önemli olduğundan ve sürekli hayal kurmanın öneminden bahsedilir durulur. Hayalinizde bir kahraman, dünyanın en akıllı insanı olabilir, istediğiniz insanla istediğiniz şekilde istediğiniz yerde bulunabilirsiniz. Kısacası hayalinizde her şey mümkün. Burada önemli bir püf nokta var. Hayalin tanımı, olmasını istediğiniz şeyleri tasavvur etmeniz yani zihninizde canlandırmanız demektir. Şimdi bir düşünün hayalinizde istediğiniz her şeye sahip yada hakim biri olduğunuzda çok mutlusunuz ama bunu gerçek hayata uyarlayamadığınızda içine gireceğiniz psikolojik çöküntünün de farkındamısınız. Eğer hayallere kapılıp kendinize kafanızın içinde bir dünya kurarsanız gerçek hayatta da beklentileriniz aynı doğrultuda gelişir. Fakat bildiğiniz gibi hayalinizde olan her şeyi gerçek hayata uyarlamanız mümkün değil. Bu noktada gerçek olma ihtimali olan hayaller üzerinde durulması durumu büyük önem arz ediyor. Realite asla yadsınamaz bir şeydir. Sonuçta nefes aldığımız hayat içerisinde ki durumumuz bizim geleceğimize yön verir. Gerçek hayatta bizim tutumlarımızı ve olmasını istediğimiz şeyleri ne kadar arzuladığımıza bağlı olarak belli durumlara gireriz ve bu durumlar çerçevesinde hayatımıza yön veririz. Olmayacak şeyler üzerine her hangi bir tutum geliştirecek olursak bu da psikolojik yönden olumsuz etkilenmemizi sağlar dolayısıyla bizi mutsuz eder. Ondan sonra gelsin antidepresanlar gitsin ağrı kesiciler. Kısır bir döngü içerisinde hayatımızı gerçeklikten uzak yaşamamız demek, mevcut koşullar dahilinde mutsuz olma ihtimalimizin maksimum seviyede tezahür etmesi anlamına gelir. Hayatımızda ki gerçekleri asla görmezden gelemeyiz, asla gerçekler ile hayalleri karşı karşıya getirip birbiriyle çatıştıracak şekilde karşılaştıramayız çünkü bu hem gerçekliği hemde hayali yok etmemiz anlamına gelir ki bunun asla olmasını istemeyiz. Sadece mutlu olacağımız şeyleri olanaklarımız dahilinde hatta olanaklarımızı genişleterek, kendimizi geliştirerek yapabilme durumumuz bizi zihinsel olarak çok güçlü bir birey yapacaktır. Ve istediklerimize ulaşmamızın önünde ki psikolojik engelleri kaldırıp bizi mutlu edecektir.

Sadece deneyin ve neler olduğunu görün...

Yazara övgü:

Zamanının çok ilerisinde olan, özgün yazıları sayesinde geleceğe ışık tutan, ve ileri sürdüğü görüşler için eleştirilmesine rağmen geri adam atmayan, fikirlerinin en ateşli savunucu olan bilim insanı kimdir diye sorsalar sanırım ilk aklıma gelen sevgili Bertrand (Artur William) Russell olur.

Çünkü 98 yıl boyunca bu dünyada nefes almış olan bir insan olarak hem kendi psikolojisini hemde kitle psikolojini en iyi şekilde anlayarak yaşadığı çağa ışık tutacak şekilde yansıtan ve fikirlerinden asla geri adım atmayan pek az insandan biridir. Bu sayede günümüzde dahi pek çok insan tarafından tanınan ve onu tanıyan insanların hayatlarında önemli yer edinmiş bir idol olarak hafızalara kazınmıştır.

Kitaba övgü:

Kitap iki bölümden meydana geliyor. İlk bölümde mutsuz olma sebepleri yer alırken, ikinci bölümde mutlu olmak için sebepler aranıyor. Yazar gayet akıcı bir şekilde okuyucu ile konuşur gibi zihinlere girip herkesin merak ettiğim cevapları tabiri caizse beyinlerine mıhlıyor. Asla belirsizlik hakim değil. Tam bir karar mekanizması olarak zuhur ediyor beyinlere. Kesin ve net ifadelerle anlatıyor bütün bildiklerini.

Mutsuzluğun sebebinin hiçbir şey yapmadan kendi içimize kapanmaktan olduğu görüşünü savunuyor. Mutlu olmak için sadece sevdiğimiz şeylere yönelmemiz hususunda bizlere tavsiyeler veriyor. İlgi alanlarımızı genişleterek ve sürekli bunları geliştirerek hayatımızın her alanında mutluluğu yakalayabileceğimizi bizlere delilli bir şekilde ispat ediyor. Mutlaka okunması gereken ve saklanması gereken hatta belli aralıklarla tekrar okunması gereken harika bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
192 syf.
·6 günde
İlk defa Bertnand Russel’ in kitabını okudum ve benim için çok keyifliydi. Sanki yazar konuştu bende onu dinleyerek notlar aldım gibi oldu. Kişisel gelişim kitaplarında sıkça olan ve benim de pek hoşnut olmadığım şunu yapmayacaksın, bunu yapmayacaksın gibi maddelerden ziyade hayatımız içinde olan gerçekliği acısıyla ve tatlısıyla önümüze sürüyor. Tüm kitapseverlere tavsiye ediyor ve mutlu yaşam diliyorum.
192 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Adı üstünde Russell'dan mutlu olmaya dair bazı tespitler. Ama ben sadece en çok ilgimi çekeni paylaşmak istiyorum sizinle.

Russell'a göre mutlu olabilmenin en kolay yollarından biri ilgi alanlarınızın çok ve çeşitli olması. Örneğin ormanda sıradan bir insanın yürüdüğünü düşünelim. Başta ağaçlara, yeşile hayran kalır ancak bir süre sonra manzara ilgisini çekmemeye başlar. Yürüdükçe sıkılacaktır. Fakat böceklere ya da farklı bitkilere ilgi duyan bir insan mesela. Hem o yürüyüş sırasında aldığı haz çok çok daha fazla olacaktır hem de çok daha geç sıkılacaktır orada yürümekten.

Size yüzünden gülümseme eksik olmayan erkek arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. Birbirinden farklı birçok ilgi alanı var. Köpekler, voleybol, tenis, müzik, arabalar gibi. Onunla sahilde yürürken mesela, gördüğü her köpeğin cinsine dikkat etmesi, duyduğu her şarkıdaki enstrümanları anlamaya çalışması, bu gibi küçük şeyler belki ama böyle ilgiler hem onun sahilde yürümekten bana göre daha çok zevk almasını hem de daha mutlu hissetmesini sağlıyor. (canım ben de çok zevk alıyorum da örnek olsun diye)

Eh toparlamam gerekirse: mutlu olmak için - mutluysanız da daha mutlu olmak için- ilgi alanlarınızı genişletin. Bir şeylere zorla ilgi duyun demiyor tabi Russell ancak bir şeylere biraz daha dikkatli bakarsanız onda ilginizi çeken bir şey mutlaka bulacaksınız.
189 syf.
·62 günde·10/10
Şimdi buraya inceleme yapmak benim gibi bir cahile kaldıysa vay ki halimize.

Çalışma mantığı köle mantigidir diyor yazar ve kendi kendimize ihtiyaçlar uydurup onlara ulaşmak için kendimizi paraliyoruz . Halbuki az ile yetinsek kendimize daha fazla konfor alanı kalacak ve yaşadığımızı anlayacağız. Kitabın geneli bu mantik üzere.

Benim asil dikkatimi ceken yer kadınların iş hayatına katılmaları gerektiği ve bu şekilde evlatlarına daha faydalı olacağını bunun da ancak komünal bir yaşamla mümkün olacağı tezleri arasında. Bunun icin yemeklerini profesyonel insanların yaptığı, apartman yaşamından kurtulup çocuğu güvenle bırakacağı bir yer vs.vs. Valla okuyunca benimde kafama yattı (:

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
192 syf.
·Beğendi·7/10
Önsözde de belirtilmiş gibi, mutlu olmak için, pratik yöntemler sunan bir kitap. Bir çox filozofdan farklı olarak Russel çox daha kolay anlaşılan bir dile sahip. Buraya kitabın içeriğini ve konusunu da ilave attikte ortaya güzel bir eser çıkıyor. Kitabın insan üzerinde sıçak çikolata etkisi yaratdığını söyleye bilirim.
Kitab 2 bölümden ibaret: 1) mutsuzluğun nedenleri (çekememezlik, toplum baskısı, yorgunluk hissi ve saire); 2)Mutluğun nedenleri (İş, sevgi ve s.)
Kitabın ana fikri ise bu: Eger mutlu olmak istiyorsanız kendinize hobiler bulur-tam farklı alanlar. Yani tabii ki, de ilginiz çeken konular olması şart. Bu bize nasıl yardımcı olacak? Şöyle izah edeyim: Dİyelim ki, sizin tek hobiniz var film izlemek. Bu yüzden çalışmaktan arta kalan zamanınızı( mesela 5 saat) filme ayırıyorsuzun. Böyle olunca aynı şeyi her gün saatlerce yaparsanız monotonlaşır ves sizin için o kadar da ilgi çekici olmaz. Amma diyelim ki, filmle aynı zamanda hem resim yapmaya ve kitaba zaman ayırıyorsunuz. Böyle olunca artık 5 saatin tamamını aynı şeye yani, filme değil bir çox şeya ayırıyorsunuz. Tabii say artdıkça o işlere ayrılan zaman da düşüyor. Böyle olunca da o işler gözünüzde değerini kaybetmiyor. Şimdi hobilerinizi sayını biraz daha artdırdığımızı düşünelim. Artık bir çok şeye her gün zaman ayıramıyoruz ve hatta bazılarınaa hafta da bir zaman kalıyor. Böyle olunca da az önce de belirtdiğim gibi o iş gözünüzde sıradanlaşarak değer kaybetmiyor. Ve tabii ki de, o hobilerle uğraşan zaman ilk tutkumuzu her zaman koruyoruz. Böyle bir yaşam tarzının bir diğer artısı hayatımıza renk katması ve genel kültürümüze de katkıda bulunması.
Tabi ki, kitab sadece bu fikrinden ibaret değil. Sevgiden çekemezliğe kadar bir çox şeyle ilgili yeni bakış açısı kazandırıyor.
Son olarak, bu kitab hem fazla kalın olmaması, hem konusu, hem de cildinin güzel tasarımı ile (hem renk, hem de üzerindeki çilek resmi;)) hediye vermek için ideal bir kitab (özellikle bayanlara).
256 syf.
·Puan vermedi
Akıl ve inanç terazisinde her konuya şüpheci yaklaşan akıcı dille yazılmış bir kitaptı. Düşünmek için çerçeveler çizerek okuyanı yeni sorulara ve araştırmalara itecektir.
192 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
Bir eserin daha sonuna geldik. Bu sefer de mutlu olmanın yollarını aradık, püf noktalarını. En başta 'Mutlu Olma' nın bir sanat olduğunu öğrendik. Şu anda kahvemi yudumlarayak, yüzümde bir tebessüm ile kapağını da çok beğendiğim bu eser üzerine nacizane değerlendirmemi paylaşacağım sizinle.

Her zamanki gibi öncelikle ilk defa bir kitabını okuduğum için yazardan bahsetmek istiyorum. Tam adı Bertrand Arthur William Russell olan yazarımız, Britanyalı filozof, matematikçi, tarihçi ve toplumsal eleştirmen. Principia Mathematica adlı kitabın yazarlarından birisi. Çalışmaları özellikle felsefe alanını önemli ölçüde etkilemiş. Ayrıca önde gelen savaş karşıtlarından. Tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşıd öneminde hapis cezası almış ama düşüncelerini savunmaktan hiç vazgeçmemiş. Adolf Hitler vb diktatörlere ve yanlış bulduğu tutumlara karşı hep savaşmış, eylemde bulunmuş. İnsan hak ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır. (Yararlanılan kaynak Vikipedi)

Mutlu Olma Sanatı kişisel gelişim ile felsefe alanlarının yoğrulmasıyla oluşturulmuş bir eser. İki ana başlığa ayırmış yazar içeriği. Mutsuzluğun nedenleri ve mutluluğun nedenleri olarak. Bunlarda kendi içinde ilgili alt başlıklara ayrılmış. Klasik gelişim kitaplarından daha farklı. İçine felsefeyi de katıp yoğurarak güzel bir hamur sunmuş bize Russell. Tabii bu hamura son şekli nasıl vereceğimiz bize bağlı. Salt mutluluğun yollarını ve sırlarını vermemiş bize. Bile bile yaptığımız hataları ve de bazen dile getiremediğimiz bazen de uygun kelimelerle dışa vuramadığımız durumları bize sade ve akıcı bir dil ile aktarıyor. Güzel tahliller ile pekiştirmiş. Diğer kitapların bize verdiği içinize yönelme tavsiyesinin aksine dışa yönelmemizi söylemiş Russell. Kendimize mutlu olabileceğimiz uğraşlar edinmemizi ve dış dünya ile ilgilenmemizi önermiş. Bence de bir noktada haklı. Çünkü insan her ne kadar olumlu düşünmeye çalışarak içine yönelse de, eğer içinde mutsuzluk, umutsuzluk, çaresizlik var ise yine aynı noktaya dönüyor.

Konulara gerçekçi bir şekilde değinmiş sevgili Bertrand. Görüşlerini kaliteli tahliller yaparak aktarmış. Dili sade ve anlalışılır. Bir çok somut örnekle de konuları pekiştirmiş. Kitap bittiğinde mutluluğun tüm sırlarını çözmüş bir insan olmuyorsunuz elbette. Russell sadece bize biraz yol gösteriyor. O yolda nasıl, ne zaman, kiminle ilerleyeceğimiz tamamen bize kalmış.

Aslında bu kitap elimde yokken ve e hiç okumayı düşünmediğim bir zamanda sevgili kitap arkadaşım ve kız kardeşim yerine koyduğum Fırçanın Ucunda Kalmış Kahve/Duvar/ tarafından hediye edildi. Teşekkür ediyorum kendisine. Böylelikle okumaya karar verdim, aramızda bir etkileşim oluştu diyebilirim. O zaman şundan emin oldum ki bazı kitaplar kendi zamanını belirliyor. Uygun zamanda karşımıza çıkıyor. Belki evrenin ya da karmanın bir oyunu ama seviyorum bunu. Bence okumalısınız bu kitabı. Kişisel gelişim kitaplarını sevmiyorum diyenler olacak ama bu önyargıyla yaklaşmayın derim. Russell filozof yönünü de konuşturmuş biraz.
Şimdiden keyifli okumalar kitap dostları :)
176 syf.
Kitapla ilgili incelemeden ziyade, kitabın bana hissettirdikleri hakkında bir inceleme denemesi:

Bö’rtrand Rasıl ,

İngiliz feylesofumuz, yol gösterici , tarihçi, toplum bilimci amcamız…

Genellikle okuyacağım kitabı seçerken seçici davranırım (bu kalitesiz içerikler okumadığım anlamına gelmez) sadece pragmatik bir yol izlemeye çaba sarfederim. Ama kitabı görmemle okumaya başlamam bir oldu diyebilirim. (bu anı mı bekliyordun mervecim… gerçi şey, sorgulamıyorduk.)

Rasıl bey olsa bilinçaltındaki bir korku veya endişeli bir ümitten dolayı diyebilirdi. (belki)

Kapak mı etkiledi yoksa? Mmm. Satış stratejisi?

E iyi de ben tatlı sevmem ki! Meyve? meeh. Aklıma gelirse. Ama çikolataya batırılmış çilek çok güzel gözükmüyor mu sizce de? Tıpkı yapaylıklara bürünmüş özümüz gibi. Onlarca koruyucu madde, haddinden fazla şeker yüklemesi. Aa.. n’olcak şeker canım, güzel şeyler… mutluluklar… canımlar cicimler…

Değil.

Kendilerini buna adayan insanlar da dünyaya sadece mutlu olmak için geldiğini sanabiliyor. Aman ne toz pembe! (tıpkı kapaktaki pembeden…)

Ben insanların acıyı da korkuyu da endişeyi de deneyimlemesi taraftarıyım.

Rasıl amca tam da bu düşüncemin üzerine şöyle diyor: “Hayat, bütün çağların büyükleriyle bütünleşmek, kişisel ölümse, umursanmaya değmez olacaktır.”

Gerçi bu anksiyetik genlerimden gelen her zaman Z planım olmalı tavrından da olabilir. (aman aman, düşman başına) Küçükken bile “amaaaan, iyi şeyler olursa zaten akışıyla davranacak bir hamlem olabilir, önemli olan kötü senaryolarda ne yapmam gerektiğini bilmem” derdim. Sonucu ne mi oldu?

Neyse boşverin, o kısımlar bol ilaçlı, istirahatli, toplumdan soyutlamanmalı içeriğe girer.

Buna da şöyle diyor: “Akıllı olan, önlenmesi mümkün talihsizlikler karşısında elini, kolunu bağlayıp oturmamakla birlikte, kaçınılmaz talihsizlikler için ne zamanını ne de duygularını boşa harcar, hatta önlenmesi mümkün olanlar için harcayacağı çaba, asıl amacına doğru ilerlemesini durduracaksa, onlar için bile hiçbir şey yapmaz.” İyi dedin üstad. Bunu da not aldım bir yere.

Boşvermek demişken, boşvermeyi çok iyi denmese de iyi derecede öğrendim bu son iki yılımda. Sorgulamaktan, sorgusuzluğa geçişimin arasında boğulurken bir de bakmışım ki aslında uzaydan gelen yeşil başlı bir ot-muş-um.

Rasıl amca da zaten kendinizle fazla vakit geçirmeyin diyor. Kendi iç dünyanıza çok vakit harcamayın, mutluluğu dış dünyada bulacaksınız diyor.

Yine bilinçaltımın gizli bir çabayla bana ulaştırmak istediği kitabı açmışım da oku-muşum. Bir anda mı? Hayır. Aralarda kendimle istişare etmemden ötürü biraz uzun sürdü. Sonucu elbette yazıya dökmeyeceğim. Bu bile benim için yeteri kadar toksik bir eylem.

“Bilinçaltında beliren düşünce kendi bildiğince ağır ağır olgunlaşırken bilinç de, uyku dışında, durmadan çalışmaktadır. Sonuç ise, çabuk heyecana kapılma, anlayış eksikliği, çabuk öfkelenme ve ölçüsüzlüktür. Bütün bunlar yorgunluğun hem nedenleri hem de sonuçlarıdır.” (quoth the doc)

Okudum, bir şeyler değişti mi? Eyleme dökmediğim sürece, hayır.

Her şeye bir diyeceği olan amcamız buna da mutluluğun tanrı vergisi olmadığını ilave etmekten geri kalmıyor: “Bütün bu nedenlerden dolayı mutluluk, kadınların ve erkeklerin çoğu için tanrıların bir lütfu değil, bir başarıdır ve mutlu olmak büyük bir çaba gerektirir.”

Gerçi tanrı iradesine boyun da eğin diyor, şey pardon Hıristiyanlık diyor-muş onu. Onu hiç şey etmeyeceğim.

Börtırand Rasıl amcamız, önce mutsuzluğun sonra da mutluluğun nedenlerini kısaca kendi bakış açısıyla ifade etmeye çalışmış. Yazıldığı dönemin durumlarını da göz önüne almayı unutmamalı. (1930)

Mutsuzluğun nedenlerini dokuz başlıkta ele almış; bunlardan bazıları can sıkıntısı, çekememezlik ve günah duygusu gibi yaygın belli başlıklı konuları yazmış.

Peki ya mutluluğun nedenleri?

Keyif, sevgi, aile, iş, kabullenme bıdıbıdı Güzin ablavari ifadeler. (Aslında okurken böyle düşünmemiştim de yazarken gizliden bir kızgınlık belirtisi geldi) Dokunmuş da olabilir yazdıkları, bilemiyorum.

Çuvaldızı kendime sokmakta üstüme yok bu aralar.

Bazı şeyleri yargılamayan bir gözle, uyarıdan ziyade gerçekliği ifade etme kaygısı ile yazıldığı için samimi buldum. Ve üzdü tabi. Mutlu olma sanatı kitabını okuyup da üzülmek de n blm…..

Eserin orijinal ismi “The Conquest of Happiness” yani aslında daha çok, mutluluğu fethetmek, ele geçirmek anlamında. Bu bilgi de kendim için tabii. Sanatı icraa etmem mümkün olmasa da fetih için bir şansım var.

Nedir insanları bu kadar mutsuz eden?

Üf sürekli bir şeyler diyesim geliyor, ama hepsinden ayrı sav çıkabilir nitelikte. Rasıl amca yaşasaydı Merve Uluç olarak karşısına dikilebilirdim belki, ama şuan üşeniyorum.

EVET,

O yüzden kendime tekrar ve tekrar üzerinden geçip düşünebileceğim bazı ifadeleri not almak istiyorum.

“Mutluluk her şeyden çok, insanlara ve çevreye dostça ilgi duymaya dayanır” (random smile)
*
“En iyi sevgi, insanın eski mutsuzluklarından kaçmak için değil de, yeni mutluluklara kavuşmak umuduyla beslediği sevgidir.” (Bu güzeldi, feysbukum olsa yazardım.)
*
“Bizler yeryüzünde tuttuğumuz küçücük köşenin ve doğumumuzla ölümümüz arasındaki kısacık sürenin önemini gözümüzde fazla büyütür, fazla heyecanlanır , kendimizi fazla zorlarız. Fazla heyecanlanmamız ve kendimizi fazla önemli görmemiz hiç doğru değildir .” (Bunun üzerine sonra düşüneceğim, şimdi yuxum var.)

**
Ama aralarında benim için bir ifade var ki, iyileşmekte olan kabuk bağlamış yaranı kaşırken çatlatır ve yeniden kanatırsın ya…

“Bütün sevgilerimiz, sevdiklerimizi her an yere serebilecek olan ölümün insafına bağlıdır.”

***
Kaybettiklerime…
Ve kaybedeceklerime; bırakın, gelsin hele…

Merve,
9.09.19
100 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bernard Russell'ın kitabı - aslında bir söyleşisinin kitaplaşmış hali sadece bu- adından da anlaşılacağı gibi dünya görüşünü anlatıyor. Yazara belirli başlıklarla ilgili (Felsefe, Din, Savaş/Barış, Komunizm/Kapitalizm, tabu Aklakı, Kudret, Mutluluk, Ulusçuluk, Kişinin rolü, Dargörürlülük, Hidrojen Bombası ve İnsanlığın Geleceği) sorular soruluyor ve bunlara cevap veriyor Russsell. 1876-1970 yıllarında yaşamış, Dünya Savaşlarını, Soğuk Savaşı tam manasıyla geçirmiş bir İngiliz aristokratı Bertnard Russell. İngilterenin ilk savaşa girmemesi için çabalamış ve hapis yatmış. Aynı zamanda 20 yüzyılın en önemli filozoflarından biri, hatta yirminci yüzyıl felsefesine yön verenlerden biri demek daha doğru olur. Bu kitapta da oldukça yüzeysel olarak Russell'ı ve dünya görüşünü öğrenebiliyor insanlar. Genel kafa yapısını bu ve diğer kitaplardan yapılan alıntılardan bulabilirsiniz. Gerçekten zihin açıcı şeyler var çoğu kimse için. Şu konuda şöyle düşünüyor, bu konuda böyle düşünüyor dememin bir mantığı yok ayrıca. Görüşlerinin hemen tamamı, katıldığım şeyler benim de. Ama bu kitap nezdinde bir şey söylemek istiyorum sadece. Kitaplar, romanlar, düşünceler her zaman bulundukları çağ için yazılır bence. Birisi için yazdıklarına bakarak, ne kadar ileri görüşlü bir insan diye düşünebilirsiniz elbette. (Tarih tekerrür eder diye bir söz var zaten, göreceli de olsa) Kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz. Ama, örneğin, Dostoyevski Yeraltından Notlar'ı sizin için yazmamıştır. Türkiye'de, yirmibirinci yüzyılda birisinin, O'nu tabletinden okuyup kendinden bir şeyler bulacağını düşünmemiştir bile. Emily Dickinson, benden kaçmamıştır o şiirleri yazarken. Bertnard Russsel olsun, Nietzche olsun, ya da putlaştığımız başka bir karakter, şu anki koşullardan haberleri yoktur hiçbirinin. Sizi, beni günümüz insanını bilemezler. Onların döneminde internet yoktur, okunacak, bilinecek bu kadar çok şey yoktur, tanınacak bu kadar çok insan yoktur. Bu kadar çok saçma, ya da mantıklı görüş yoktur kafalardan çıkan.On onbeş yıl önce doğan çocuklarımıza komunizm bir şey ifade etmiyor artık. Ya da islamiyet öncesi arapların kızlarını gömmeleriyle ilgilenmiyoruz biz, şu anki kızlarımız önemli bizim için. Sonuçta değerli insanlar bunlar, tarihe altın harflerle yazılacaklar belki. Dünyanın şu anki durumu yüzünden suçlayamayız ama hiçbirini. Onları yanlış yorumlayan bizler sorumluyuz aslında dünyanın bu durumundan iyi ya da kötü. Herkesi ilahlaştırmaya çok meyilliyiz, kendilerinden bağımsız olarak. Kitapları, kişileri, fikirleri bulundukları çağa göre değil; kendimize, kendi zamanımıza göre yorumluyoruz. Bu insanların kitabından hoşumuza giden süslü bir bilgi alıyoruz ve hayatımız pahasına savunuyoruz belki de. Din ya da felsefe ya da sadece sevdiğimiz bir şey hayatımız oluyor birden, ideallerimiz oluyor, gözümüz başka bir şey görmüyor. Değil ama, biz aynı yüzyılda hatta aynı bin yılda bile yaşamıyoruz belki onları anlatan insanlarla. Bertnard'ın kitabında bir şey var bulduğu tasalanmaya, mutsuzluğa karşı, yeri gelmişken söyleyeyim. En kötü ihtimali düşünüyor başta, sonra yüz yıl sonrasını düşünüyor ve bu sorunun en ufak bir önemi olmayacağının farkına varıyor. Öyle, nasıl şu andaki problemlerimiz, sıkıntılarımız; belki yüz belki yirmi yıl sonra bir anlam ifade etmeyecekse, bin yıl önceki görüşler de şu an için o kadar önemli olmasa gerek. Neyse, yeterince, saçmaladım heralde. Bu kitaba gelirsek, Bertnard Russell'ı sadece tanımak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir kitap. Diğer kitapları ya da görüşlerini içeren yazı/makaleler anlamanıza yardımcı olacaktır bu değerli insanı. Diğer şeyler gibi bu inceleme de, tabi ki, sübjektif. Teşekkürler.
192 syf.
·15 günde·9/10
Russell'ın bu kitabı yazmaktaki amacı kişisel gelişim bir kere. Şehirli insanın neden mutsuz olduğunu kendi gözlemlerine dayanarak açıklıyor. Ardından hayatındaki mutlu ve mutsuz insanlardan yola çıkarak, mantık çerçevesinde okura öneriler sunuyor. Meslek gruplarına göre, hobilere göre ve tabii ki eğitim seviyesine göre farklı örnekler vererek kendinizi mutlu hissedebilmeniz için tavsiyelerde bulunuyor diyebilirim. Kitapta biraz kadercilik var diyebilirim, siz sahip olduğunuz tek hayatla iyi bir iş çıkarmaya çalışın, olmuyorsa denemeye devam edin, baktınız ki iyice battı işte o zaman akışına bırakın diyor. Üstelik mutluluk göreceli de bir kavram. Bu sebepten tarifinin verilmesi de oldukça zor diyor yazar. Eğitimsiz bir bahçıvan da işini severek yapar ve bundan mutluluk duyar, aynı şekilde bir bilim adamı da başarısız olduğu zaman bile hayatından mutluluk duyabilir diyor. En mutlu insanlar bilimle uğraşan insanlardır diyor ayrıca. Sinir yorgunluğu, duygusal yorgunluk, çekememezlik, bulunduğumuz durumla başka durumları karşılaştırmak ve mükemmelliyetçilik gibi durumların mutsuzluk nedeni olarak detaylı bir şekilde anlatılmış.
Gereksiz şeyleri düşünmemenin mutluluğa neden olduğu konusu kitapta anlatılmış. İnsanlarla dostça ilişkiler içinde olmanın mutluluğa açılan bir kapı olduğu görüşünü savunuyor Russell. Dedikodunun mantıksızlık olduğu fikrinden bahsetmiş ki bence dedikodu konusuna oldukça farklı bir bakış tarzı getirmiş. Konuları işlerken çocuk eğitiminden de bahsetmesi özellikle dikkatimi çekti. 
Çok gerçekçi, mantıklı çıkarımlar vardı kitapta. O sebepten severek okudum. Tüm yazılanları kendimiz de düşünerek bulabiliriz aslında. Ancak çevreme bakıyorum tüm kendini bilmez, ukala, kibirli, narsist kişilikleri görüyorum ve böyle bir kitabın yazılması gerektiğini düşünüyorum. Russell'in bize bu kitapla kazandırmak istediklerinin farkında olabilirsek, yaşamda daha mutlu olabiliriz diye düşünüyorum. Bu yüzden kitabı tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bertrand Russell
Unvan:
Yazar
Doğum:
Trellech, Monmouthshire, Bk, 18 Mayıs 1872
Ölüm:
Penrhyndeudraeth, Galler, Bk Grip, 2 Şubat 1970
Bertrand Arthur William Russell, 3. Earl Russell.( 18 Mayıs 1872- 2 Şubat 1970), Britanyalı filozof, matematikçi, tarihçi, toplumsal eleştirmen.
Hayatının çeşitli dönemlerinde kendisini liberal, sosyalist ve barışsever olarak tanıtmış ayrıca hiçbirine derinden bağlı olmadığını itiraf etmiştir. Monmouthshire'de İngiltere’nin önde gelen aristokrat ailelerinden birinin ferdi olarak dünyaya gelmiştir.

Russell 1900 lerin başında İnglizlerin “idealizme karşı isyanı” na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde etkilemiştir.

Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve anti emperyalizmi desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler’e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizm’i eleştirmiş, Vietnam Savaşı’ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail’in Orta Doğu’daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.
İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 889 okur beğendi.
  • 3.861 okur okudu.
  • 327 okur okuyor.
  • 5.125 okur okuyacak.
  • 124 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları