Beşir Fuad

Beşir Fuad

Yazar
8.0/10
9 Kişi
·
21
Okunma
·
27
Beğeni
·
1978
Gösterim
Adı:
Beşir Fuad
Unvan:
Türk asker , çevirmen , gazeteci , fikir adamı , yazar
Doğum:
İstanbul, 1852
Ölüm:
İstanbul, 1887
1852’de İstanbul’da dünyaya geldi. Gürcü asıllı bir aileye mensuptur.[1] Babası Maraş ve Adana mutasarrıflıklarında bulunmuş olan Hurşid Paşa, annesi Giresunlu Memiş Paşa 'nın kızı Habibe Hanım' dır.[1]

İstanbul Fatih Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra öğrenimine babasının görevli olduğu Suriye’de, Halep Cizvit Mektebi’nde devam etti. Bu okulda çok iyi derecede Fransızca öğrendi. 1871’de İstanbul Askeri İdadisi’ni, 1873’te Mekteb-i Harbiye'yi bitirdi. Üç yıl Sultan Abdülaziz'in yaverliğini yaptı. 1876-1877 Osmanlı-Sırp Savaşı başlayınca gönüllü olarak savaşa katıldı. Ardından 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ‘nda ve Girit isyanlarının bastırılmasında gönüllü görev aldı. Girit'te birkaç yıl kaldı. Bu süre içinde İngilizce ve Almanca öğrendi.[4]

İlk evliliğini çok genç yaşta iken halayığı ile yapan ve bu evlilikten Mehmet Cemil bir oğlu olan Beşir Fuad kısa bir süre sonra eşinden boşanarak saray doktoru Kadri Paşa’nın oğlu Salih Paşa’nın kızı Şaziye Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Namık Kemal ve Mehmed Selim adlı iki oğlu oldu.[5]

Beşir Fuad bilim ve felsefeye ilgi duyuyor; çok iyi derecede İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için Batıda gelişen fikir ve sanat akımlarını hızla ve yakından izleyebiliyordu.[6]1883 yılında Mustafa Reşid’in çıkardığı Envâr-ı Zekâ dergisine çeviriler yaparak yazı hayatına başlayan Beşir Fuad, 1884'de askerliği bıraktı.

1884’ten itibaren kendisini tamamen yazı ve yayın hayatına verdi. Gazetelerde bilimsel, felsefî ve askeri yazılar, tiyatro değerlendirme yazıları, dil öğrenimi hakkında yazılar, çeviri kitaplar yayımladı. Üç yıllık çalışması sonunda 16 kitap 200 makale yayımlayan Beşir Fuad, Osmanlı aydınlarına Emile Zola, Alphonse Daudet, Charles Dickens,Flaubert,Auguste Comte, Karl Georg Büchner, Herbert Spencer, Jean le Rond d'Alembert, Julien Offray de La Mettrie, Diderot, Claude Bernard, Gabriel Tarde gibi Batılı düşünür ve yazarları kitapları ve yazılarıyla tanıttı.

1884’te yazarlık ve gazeteciliğin yanısıra dergiciliğe de başladı. Birkaç arkadaşıyla önce Hâver ardından Güneş dergisini çıkardı. Hâver dört sayı, fen ağırlıklı yazlılar yayımlayan Güneş on iki sayı sonra kapandı. Bir buçuk ay kadar Ceride-i Havadis'in başyazılarını yazdı, Ceride-i Havadis kapatılınca Tercüman-ı Hakikat ve Saadet' gazetelerinde makaleler yayımladı.

Edebi alanda eser vermese de edebi tenkit alanında dikkate değer görüşler ortaya koyan Beşir Fuad, devrinde pek çok edebiyatçı ile ters düştü; dönemin Romantizm’den etkilenmiş yazarlarına karşı fen ve felsefenin ve maddenin gücünü ve önemini savundu. Sanat ve felsefeyle ilgili düşüncelerini en açık şekilde Muallim Naci ile mektuplaşmalarını içeren “İntikad” adlı eserinde ortaya koydu.[7] Menemenlizade Tahir ve Namık Kemal ile şiddetli polemiğe varan tartışmalara girişti.

1885’te Victor Hugo’nun ölümü üzerine onun hakkında bir küçük eser kaleme aldı. Bu eser, Türk edebiyat tarihinde yazılmış ilk tenkitli monografi sayılır.[1] Voltaire hakkındakaleme aldığı diğer bir monografisinde pozitivizmi savundu. Bu kitapları “Hakikatçiler-Hayalciler” tartışmasını başlattı.[4]

Oğlu Namık Kemal’i bir buçuk yaşında iken 1885’te kızılcık hastalığından kaybeden Beşir Fuad, bu kaybın etkisini üstünden atamadı.[5] Mart 1886’da annesinin paranoyaya kapılıp ölmesinin üzerine hastalığın genetik olduğu endişesiyle delirme korkusuna kapıldı. Gece hayatına ve metreslerine yöneldi. Fransız metresinden Feride adlı bir kız çocuk sahibi oldu.[8]Eşi ve metresi arasında kalmanın sıkıntısını yaşadı. Tüm bu sıkıntılarının yanısıra babasından kalan mirası tüketerek geçim sıkıntısına düştü ve kendini öldürmeyi planladı. 5 Şubat 1887’de Cağaoloğlu Yokuşu 12 numaralı evde bileklerini keserek intihar etti. Cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi ancak mezarı daha sonra kaybolmuştur.

İntiharı

Beşir Fuad, intiharı ile hayatını son vermenin yanı ısıra ölüm sırasında hissedilenleri bilimsel bir gözlem olarak kaydetmeyi de amaçladı ve arkasında birkaç satırlık bir tasvir bıraktı. Bu metin ve intiharıyla ilgili mektupları Ahmet Mithat Efendi Beşir Fuad isimli eserinde yayınlamıştır.

Beşir Fuad, cesedini kadavra olarak Tıbbiye'ye bağışladıysa da bu isteği yerine getirilmedi.

Fuad’ın intiharının hemen ardından İstanbul’da bir intihar salgını başlaması üzerine 11 Mart 1887 tarihinde gazetelerin intihar haberlerini vermesi yasaklandı. Yasak altı ay sonra kalktı.



( Vikipedia ' dan alıntıdır . )
Tespit gibi tespit!

“İyi bir kadınla iyi bir erkek birlikte değildir. Çünkü kadınlar, kötü erkeklere aşık olup iyi erkeklerle dertleşirler...”
108 syf.
·3 günde·8/10
Beşir Fuad ve Fazlı Necip' in mektuplaşmaları. Aracının Victor Hugo olması da ayrı bir sempati duyma durumu. .
Evet, Beşir Fuad sanırım Türk tarihinde tek deneysel intiharı sergileyen, ölümün ne olduğunu merak ederek, kanıyla bunu yazan (belki bu kısmı efsanedir), bilim adamı, ilk eleştirmen, gazeteci,edebiyatçı,materyalist bir adam.
Kendisinin naifliğini, o ince düşünüşlerini satırlarına nasıl gizlediğini görebilirsiniz.
Ben sevdim.
İyi okumalar.
Handan İnci mükemmel bir iş çıkarmış. İçinde Beşir Fuad'ın eserlerinin çoğunu bulmak mümkün, ancak en göze çarpan Menemenlizâde Tahir Efendi ile "Victor Hugo" biyografisi üzerine olan tartışmaları. Okudukça, şu anki edebiyatımızdaki eleştirinin yetersizliğini hissedip o zamanlarda bu kadar saygılı ve güzel bir tenkit dilinin kullanıldığına da şaşırıp mutlu oldum.
Beşir Fuad hayal-hakikat kavramları ve bu kavramların karşılaştırılması etrafında dile
getirdiği görüşlerinin bir kısmında, Victor Hugo’nun eserlerine ve romantizm akımına -
hayali barındırdığı ve hakikatlerle örtüşmediği için- eleştiriler yöneltir. Victor Hugo’nun
eserlerindeki “hayal”, “evham” ve “mübalağa” gibi öğelere değinir ve onu eleştirir. Örneğin
onun Hugo’nun “Han d′Islande” romanı için ortaya koyduğu düşünceler şöyledir:
“Muharririn henüz tecrübesi noksan idi. Nefis bir eser husûle getirecek zaman daha gelmemişti.

Yazarın biyografisi

Adı:
Beşir Fuad
Unvan:
Türk asker , çevirmen , gazeteci , fikir adamı , yazar
Doğum:
İstanbul, 1852
Ölüm:
İstanbul, 1887
1852’de İstanbul’da dünyaya geldi. Gürcü asıllı bir aileye mensuptur.[1] Babası Maraş ve Adana mutasarrıflıklarında bulunmuş olan Hurşid Paşa, annesi Giresunlu Memiş Paşa 'nın kızı Habibe Hanım' dır.[1]

İstanbul Fatih Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra öğrenimine babasının görevli olduğu Suriye’de, Halep Cizvit Mektebi’nde devam etti. Bu okulda çok iyi derecede Fransızca öğrendi. 1871’de İstanbul Askeri İdadisi’ni, 1873’te Mekteb-i Harbiye'yi bitirdi. Üç yıl Sultan Abdülaziz'in yaverliğini yaptı. 1876-1877 Osmanlı-Sırp Savaşı başlayınca gönüllü olarak savaşa katıldı. Ardından 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ‘nda ve Girit isyanlarının bastırılmasında gönüllü görev aldı. Girit'te birkaç yıl kaldı. Bu süre içinde İngilizce ve Almanca öğrendi.[4]

İlk evliliğini çok genç yaşta iken halayığı ile yapan ve bu evlilikten Mehmet Cemil bir oğlu olan Beşir Fuad kısa bir süre sonra eşinden boşanarak saray doktoru Kadri Paşa’nın oğlu Salih Paşa’nın kızı Şaziye Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Namık Kemal ve Mehmed Selim adlı iki oğlu oldu.[5]

Beşir Fuad bilim ve felsefeye ilgi duyuyor; çok iyi derecede İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için Batıda gelişen fikir ve sanat akımlarını hızla ve yakından izleyebiliyordu.[6]1883 yılında Mustafa Reşid’in çıkardığı Envâr-ı Zekâ dergisine çeviriler yaparak yazı hayatına başlayan Beşir Fuad, 1884'de askerliği bıraktı.

1884’ten itibaren kendisini tamamen yazı ve yayın hayatına verdi. Gazetelerde bilimsel, felsefî ve askeri yazılar, tiyatro değerlendirme yazıları, dil öğrenimi hakkında yazılar, çeviri kitaplar yayımladı. Üç yıllık çalışması sonunda 16 kitap 200 makale yayımlayan Beşir Fuad, Osmanlı aydınlarına Emile Zola, Alphonse Daudet, Charles Dickens,Flaubert,Auguste Comte, Karl Georg Büchner, Herbert Spencer, Jean le Rond d'Alembert, Julien Offray de La Mettrie, Diderot, Claude Bernard, Gabriel Tarde gibi Batılı düşünür ve yazarları kitapları ve yazılarıyla tanıttı.

1884’te yazarlık ve gazeteciliğin yanısıra dergiciliğe de başladı. Birkaç arkadaşıyla önce Hâver ardından Güneş dergisini çıkardı. Hâver dört sayı, fen ağırlıklı yazlılar yayımlayan Güneş on iki sayı sonra kapandı. Bir buçuk ay kadar Ceride-i Havadis'in başyazılarını yazdı, Ceride-i Havadis kapatılınca Tercüman-ı Hakikat ve Saadet' gazetelerinde makaleler yayımladı.

Edebi alanda eser vermese de edebi tenkit alanında dikkate değer görüşler ortaya koyan Beşir Fuad, devrinde pek çok edebiyatçı ile ters düştü; dönemin Romantizm’den etkilenmiş yazarlarına karşı fen ve felsefenin ve maddenin gücünü ve önemini savundu. Sanat ve felsefeyle ilgili düşüncelerini en açık şekilde Muallim Naci ile mektuplaşmalarını içeren “İntikad” adlı eserinde ortaya koydu.[7] Menemenlizade Tahir ve Namık Kemal ile şiddetli polemiğe varan tartışmalara girişti.

1885’te Victor Hugo’nun ölümü üzerine onun hakkında bir küçük eser kaleme aldı. Bu eser, Türk edebiyat tarihinde yazılmış ilk tenkitli monografi sayılır.[1] Voltaire hakkındakaleme aldığı diğer bir monografisinde pozitivizmi savundu. Bu kitapları “Hakikatçiler-Hayalciler” tartışmasını başlattı.[4]

Oğlu Namık Kemal’i bir buçuk yaşında iken 1885’te kızılcık hastalığından kaybeden Beşir Fuad, bu kaybın etkisini üstünden atamadı.[5] Mart 1886’da annesinin paranoyaya kapılıp ölmesinin üzerine hastalığın genetik olduğu endişesiyle delirme korkusuna kapıldı. Gece hayatına ve metreslerine yöneldi. Fransız metresinden Feride adlı bir kız çocuk sahibi oldu.[8]Eşi ve metresi arasında kalmanın sıkıntısını yaşadı. Tüm bu sıkıntılarının yanısıra babasından kalan mirası tüketerek geçim sıkıntısına düştü ve kendini öldürmeyi planladı. 5 Şubat 1887’de Cağaoloğlu Yokuşu 12 numaralı evde bileklerini keserek intihar etti. Cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi ancak mezarı daha sonra kaybolmuştur.

İntiharı

Beşir Fuad, intiharı ile hayatını son vermenin yanı ısıra ölüm sırasında hissedilenleri bilimsel bir gözlem olarak kaydetmeyi de amaçladı ve arkasında birkaç satırlık bir tasvir bıraktı. Bu metin ve intiharıyla ilgili mektupları Ahmet Mithat Efendi Beşir Fuad isimli eserinde yayınlamıştır.

Beşir Fuad, cesedini kadavra olarak Tıbbiye'ye bağışladıysa da bu isteği yerine getirilmedi.

Fuad’ın intiharının hemen ardından İstanbul’da bir intihar salgını başlaması üzerine 11 Mart 1887 tarihinde gazetelerin intihar haberlerini vermesi yasaklandı. Yasak altı ay sonra kalktı.



( Vikipedia ' dan alıntıdır . )

Yazar istatistikleri

  • 27 okur beğendi.
  • 21 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 48 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.