Beşir Fuad

Beşir Fuad

Yazar
8.0/10
4 Kişi
·
9
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.461
Gösterim
Adı:
Beşir Fuad
Unvan:
Türk asker , çevirmen , gazeteci , fikir adamı , yazar
Doğum:
İstanbul, 1852
Ölüm:
İstanbul, 1887
1852’de İstanbul’da dünyaya geldi. Gürcü asıllı bir aileye mensuptur.[1] Babası Maraş ve Adana mutasarrıflıklarında bulunmuş olan Hurşid Paşa, annesi Giresunlu Memiş Paşa 'nın kızı Habibe Hanım' dır.[1]

İstanbul Fatih Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra öğrenimine babasının görevli olduğu Suriye’de, Halep Cizvit Mektebi’nde devam etti. Bu okulda çok iyi derecede Fransızca öğrendi. 1871’de İstanbul Askeri İdadisi’ni, 1873’te Mekteb-i Harbiye'yi bitirdi. Üç yıl Sultan Abdülaziz'in yaverliğini yaptı. 1876-1877 Osmanlı-Sırp Savaşı başlayınca gönüllü olarak savaşa katıldı. Ardından 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ‘nda ve Girit isyanlarının bastırılmasında gönüllü görev aldı. Girit'te birkaç yıl kaldı. Bu süre içinde İngilizce ve Almanca öğrendi.[4]

İlk evliliğini çok genç yaşta iken halayığı ile yapan ve bu evlilikten Mehmet Cemil bir oğlu olan Beşir Fuad kısa bir süre sonra eşinden boşanarak saray doktoru Kadri Paşa’nın oğlu Salih Paşa’nın kızı Şaziye Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Namık Kemal ve Mehmed Selim adlı iki oğlu oldu.[5]

Beşir Fuad bilim ve felsefeye ilgi duyuyor; çok iyi derecede İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için Batıda gelişen fikir ve sanat akımlarını hızla ve yakından izleyebiliyordu.[6]1883 yılında Mustafa Reşid’in çıkardığı Envâr-ı Zekâ dergisine çeviriler yaparak yazı hayatına başlayan Beşir Fuad, 1884'de askerliği bıraktı.

1884’ten itibaren kendisini tamamen yazı ve yayın hayatına verdi. Gazetelerde bilimsel, felsefî ve askeri yazılar, tiyatro değerlendirme yazıları, dil öğrenimi hakkında yazılar, çeviri kitaplar yayımladı. Üç yıllık çalışması sonunda 16 kitap 200 makale yayımlayan Beşir Fuad, Osmanlı aydınlarına Emile Zola, Alphonse Daudet, Charles Dickens,Flaubert,Auguste Comte, Karl Georg Büchner, Herbert Spencer, Jean le Rond d'Alembert, Julien Offray de La Mettrie, Diderot, Claude Bernard, Gabriel Tarde gibi Batılı düşünür ve yazarları kitapları ve yazılarıyla tanıttı.

1884’te yazarlık ve gazeteciliğin yanısıra dergiciliğe de başladı. Birkaç arkadaşıyla önce Hâver ardından Güneş dergisini çıkardı. Hâver dört sayı, fen ağırlıklı yazlılar yayımlayan Güneş on iki sayı sonra kapandı. Bir buçuk ay kadar Ceride-i Havadis'in başyazılarını yazdı, Ceride-i Havadis kapatılınca Tercüman-ı Hakikat ve Saadet' gazetelerinde makaleler yayımladı.

Edebi alanda eser vermese de edebi tenkit alanında dikkate değer görüşler ortaya koyan Beşir Fuad, devrinde pek çok edebiyatçı ile ters düştü; dönemin Romantizm’den etkilenmiş yazarlarına karşı fen ve felsefenin ve maddenin gücünü ve önemini savundu. Sanat ve felsefeyle ilgili düşüncelerini en açık şekilde Muallim Naci ile mektuplaşmalarını içeren “İntikad” adlı eserinde ortaya koydu.[7] Menemenlizade Tahir ve Namık Kemal ile şiddetli polemiğe varan tartışmalara girişti.

1885’te Victor Hugo’nun ölümü üzerine onun hakkında bir küçük eser kaleme aldı. Bu eser, Türk edebiyat tarihinde yazılmış ilk tenkitli monografi sayılır.[1] Voltaire hakkındakaleme aldığı diğer bir monografisinde pozitivizmi savundu. Bu kitapları “Hakikatçiler-Hayalciler” tartışmasını başlattı.[4]

Oğlu Namık Kemal’i bir buçuk yaşında iken 1885’te kızılcık hastalığından kaybeden Beşir Fuad, bu kaybın etkisini üstünden atamadı.[5] Mart 1886’da annesinin paranoyaya kapılıp ölmesinin üzerine hastalığın genetik olduğu endişesiyle delirme korkusuna kapıldı. Gece hayatına ve metreslerine yöneldi. Fransız metresinden Feride adlı bir kız çocuk sahibi oldu.[8]Eşi ve metresi arasında kalmanın sıkıntısını yaşadı. Tüm bu sıkıntılarının yanısıra babasından kalan mirası tüketerek geçim sıkıntısına düştü ve kendini öldürmeyi planladı. 5 Şubat 1887’de Cağaoloğlu Yokuşu 12 numaralı evde bileklerini keserek intihar etti. Cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi ancak mezarı daha sonra kaybolmuştur.

İntiharı

Beşir Fuad, intiharı ile hayatını son vermenin yanı ısıra ölüm sırasında hissedilenleri bilimsel bir gözlem olarak kaydetmeyi de amaçladı ve arkasında birkaç satırlık bir tasvir bıraktı. Bu metin ve intiharıyla ilgili mektupları Ahmet Mithat Efendi Beşir Fuad isimli eserinde yayınlamıştır.

Beşir Fuad, cesedini kadavra olarak Tıbbiye'ye bağışladıysa da bu isteği yerine getirilmedi.

Fuad’ın intiharının hemen ardından İstanbul’da bir intihar salgını başlaması üzerine 11 Mart 1887 tarihinde gazetelerin intihar haberlerini vermesi yasaklandı. Yasak altı ay sonra kalktı.



( Vikipedia ' dan alıntıdır . )
Doğduğumuz zaman dünyaya hiçbir şey getirmediğimiz gibi, ölürken de hiçbir şey götüremeyiz. 
"Hayatta kimseye güvenmeyeceksin demek saçmalıktır inan. Ama kime iki defa güveneceğini hesaplamalı insan."
12.02.18
'Çünkü ölümler , bize yaşadığımızı kanıtlar. Geri dönülmezliği , bizim hala burada oluşumuzun rasyonel parantezidir.
...Bu bakımdan, hakikati de ararız ama her an bulmama ümidine sığınmış vaziyette. Bunca izafi hakikatler icad etmiş bir tür oluşumuz biraz da bundan.
...Çünkü biz , her şeyi vasatından caymadan merak etmiş sağlıklılarız.'
Sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık ! Ölüm her şeyi yok edecek. Ruhları sevmeyi deneyin.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Beşir Fuad
Unvan:
Türk asker , çevirmen , gazeteci , fikir adamı , yazar
Doğum:
İstanbul, 1852
Ölüm:
İstanbul, 1887
1852’de İstanbul’da dünyaya geldi. Gürcü asıllı bir aileye mensuptur.[1] Babası Maraş ve Adana mutasarrıflıklarında bulunmuş olan Hurşid Paşa, annesi Giresunlu Memiş Paşa 'nın kızı Habibe Hanım' dır.[1]

İstanbul Fatih Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra öğrenimine babasının görevli olduğu Suriye’de, Halep Cizvit Mektebi’nde devam etti. Bu okulda çok iyi derecede Fransızca öğrendi. 1871’de İstanbul Askeri İdadisi’ni, 1873’te Mekteb-i Harbiye'yi bitirdi. Üç yıl Sultan Abdülaziz'in yaverliğini yaptı. 1876-1877 Osmanlı-Sırp Savaşı başlayınca gönüllü olarak savaşa katıldı. Ardından 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ‘nda ve Girit isyanlarının bastırılmasında gönüllü görev aldı. Girit'te birkaç yıl kaldı. Bu süre içinde İngilizce ve Almanca öğrendi.[4]

İlk evliliğini çok genç yaşta iken halayığı ile yapan ve bu evlilikten Mehmet Cemil bir oğlu olan Beşir Fuad kısa bir süre sonra eşinden boşanarak saray doktoru Kadri Paşa’nın oğlu Salih Paşa’nın kızı Şaziye Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Namık Kemal ve Mehmed Selim adlı iki oğlu oldu.[5]

Beşir Fuad bilim ve felsefeye ilgi duyuyor; çok iyi derecede İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için Batıda gelişen fikir ve sanat akımlarını hızla ve yakından izleyebiliyordu.[6]1883 yılında Mustafa Reşid’in çıkardığı Envâr-ı Zekâ dergisine çeviriler yaparak yazı hayatına başlayan Beşir Fuad, 1884'de askerliği bıraktı.

1884’ten itibaren kendisini tamamen yazı ve yayın hayatına verdi. Gazetelerde bilimsel, felsefî ve askeri yazılar, tiyatro değerlendirme yazıları, dil öğrenimi hakkında yazılar, çeviri kitaplar yayımladı. Üç yıllık çalışması sonunda 16 kitap 200 makale yayımlayan Beşir Fuad, Osmanlı aydınlarına Emile Zola, Alphonse Daudet, Charles Dickens,Flaubert,Auguste Comte, Karl Georg Büchner, Herbert Spencer, Jean le Rond d'Alembert, Julien Offray de La Mettrie, Diderot, Claude Bernard, Gabriel Tarde gibi Batılı düşünür ve yazarları kitapları ve yazılarıyla tanıttı.

1884’te yazarlık ve gazeteciliğin yanısıra dergiciliğe de başladı. Birkaç arkadaşıyla önce Hâver ardından Güneş dergisini çıkardı. Hâver dört sayı, fen ağırlıklı yazlılar yayımlayan Güneş on iki sayı sonra kapandı. Bir buçuk ay kadar Ceride-i Havadis'in başyazılarını yazdı, Ceride-i Havadis kapatılınca Tercüman-ı Hakikat ve Saadet' gazetelerinde makaleler yayımladı.

Edebi alanda eser vermese de edebi tenkit alanında dikkate değer görüşler ortaya koyan Beşir Fuad, devrinde pek çok edebiyatçı ile ters düştü; dönemin Romantizm’den etkilenmiş yazarlarına karşı fen ve felsefenin ve maddenin gücünü ve önemini savundu. Sanat ve felsefeyle ilgili düşüncelerini en açık şekilde Muallim Naci ile mektuplaşmalarını içeren “İntikad” adlı eserinde ortaya koydu.[7] Menemenlizade Tahir ve Namık Kemal ile şiddetli polemiğe varan tartışmalara girişti.

1885’te Victor Hugo’nun ölümü üzerine onun hakkında bir küçük eser kaleme aldı. Bu eser, Türk edebiyat tarihinde yazılmış ilk tenkitli monografi sayılır.[1] Voltaire hakkındakaleme aldığı diğer bir monografisinde pozitivizmi savundu. Bu kitapları “Hakikatçiler-Hayalciler” tartışmasını başlattı.[4]

Oğlu Namık Kemal’i bir buçuk yaşında iken 1885’te kızılcık hastalığından kaybeden Beşir Fuad, bu kaybın etkisini üstünden atamadı.[5] Mart 1886’da annesinin paranoyaya kapılıp ölmesinin üzerine hastalığın genetik olduğu endişesiyle delirme korkusuna kapıldı. Gece hayatına ve metreslerine yöneldi. Fransız metresinden Feride adlı bir kız çocuk sahibi oldu.[8]Eşi ve metresi arasında kalmanın sıkıntısını yaşadı. Tüm bu sıkıntılarının yanısıra babasından kalan mirası tüketerek geçim sıkıntısına düştü ve kendini öldürmeyi planladı. 5 Şubat 1887’de Cağaoloğlu Yokuşu 12 numaralı evde bileklerini keserek intihar etti. Cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi ancak mezarı daha sonra kaybolmuştur.

İntiharı

Beşir Fuad, intiharı ile hayatını son vermenin yanı ısıra ölüm sırasında hissedilenleri bilimsel bir gözlem olarak kaydetmeyi de amaçladı ve arkasında birkaç satırlık bir tasvir bıraktı. Bu metin ve intiharıyla ilgili mektupları Ahmet Mithat Efendi Beşir Fuad isimli eserinde yayınlamıştır.

Beşir Fuad, cesedini kadavra olarak Tıbbiye'ye bağışladıysa da bu isteği yerine getirilmedi.

Fuad’ın intiharının hemen ardından İstanbul’da bir intihar salgını başlaması üzerine 11 Mart 1887 tarihinde gazetelerin intihar haberlerini vermesi yasaklandı. Yasak altı ay sonra kalktı.



( Vikipedia ' dan alıntıdır . )

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 22 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.