Bohumil Hrabal

Bohumil Hrabal

7.0/10
23 Kişi
·
44
Okunma
·
6
Beğeni
·
985
Gösterim
Adı:
Bohumil Hrabal
Unvan:
Çek Yazar
Doğum:
Brünn, 28 Mart 1914
Ölüm:
Prag, 3 Şubat 1997
Eserlerinde özellikle II. Dünya Savaşı sürecindeki Alman-Çek gerginliğini konu almıştır. Dada, Gerçeküstücülük ve psikanaliz gibi akımlardan etkilenmiştir. En iyi bilinen eseri Sıkı Kontrol Edilen Trenlerdir. Yazar Prag'da ölmüştür.
Ben okurken, gerçek anlamda okumam, ağzıma güzel bir cümleyi alır, bonbon gibi emerim, küçük bir kadeh likör gibi yudumlarım, ta ki düşünce içimde alkol gibi eriyip dağılana kadar; sadece beynime, yüreğime nüfuz etmekle kalmaz, damarlarımın köklerine, kılcal damarların kökçüklerine kadar işler.
Bohumil Hrabal
Sayfa 8 - Tavanarası Yayınları
İnsandan geriye bir kutu kibrit yapmaya yetecek kadar fosfor ve bir idamlığın çivisini dövecek kadar demir kalır sadece.
Bohumil Hrabal
Sayfa 17 - Tavanarası Yayınları
...çünkü itiraf etmeliyim ki ben bir kitaba gömülünce, büsbütün başka yerde olurum, metnin içinde… şaşakalır, hayallere dalar, daha güzel bir dünyaya, gerçeğin tam içine girerim.
Bohumil Hrabal
Tavanarası Yayınları (E-Pub
kilometrelerce okunacak şeyle yüklü tavanlığın altında sarhoş, sırtüstü uzanmış yatarken bazı şeyleri, son derece nahoş bazı şeyleri düşünmeye korkarım, örneğin, ceketinin ters çevrilmiş kolunda bir gelincik yakalayan ve tavukları yaraladı diye adil bir şekilde öldürmeyip de hayvanın kafasına bir çivi çakarak serbest bırakan şu korucuyu düşünmemeye çalışırım. hayvan avluda ölene kadar uluyarak koşmuş... bir yıl sonra korucunun oğlu bir beton karma makinasını onarmaya çalışırken elektrik çarpmasından ölmüş. dün birdenbire kurşun harcamak konusunda cimri davranan ormancının, rastgeldiği bütün kirpileri sivri bir kazığa geçirerek öldürdüğünü hatırladım, ta ki günün birinde karaciğer kanserine yakalanana kadar; adam üç ayda öldü, karnında bir tümör ve beyninde dehşetle. kitapların bana karşı komplo kurduğunu işittiğimi sandığım zaman, bu tür düşünceler paniğe sürüklüyor beni, öyle dengemi bozuyor ki bu durum, pencerenin yanında bir sandalyede uyumayı tercih ediyorum, önce beni sivrisinek gibi ezip sonra da, tıpkı kafesli bir asansör gibi, yeri delerek mahzene kadar giden kitapların görüntüsünden dehşete düşüyorum. insanın yazgısından kaçamadığını görüyorum: mahzende iş üstündeyken kafama kitaplar, şişeler, hokkalar, zımbalar yağar tavandaki açıklıktan, evimde de her akşam kitaplar düşüp öldürecek gibi olur beni, ya da en iyisinden ağır yaralanmaktan kıl payı kurtulurum. tuvaletin ve odamın tavanına astığım o damokles'in kılıcı yüzünden çıkıp bira almak zorunda kalırım, o berbat sona karşı tek kalkanımdır bira.
Atlar öylesine beyazdılar ki, bir yaz gecesi aydınlık saçan yeni açmış yasemin buketinden farksızdılar.
Son ana, kendi kendimi gözden yitirinceye kadar ölü erle el eleydik ve ben, erin sağır kulağına, bahtsız Almanları Dresden'den getiren marşandizdeki tren şefinin söylediği sözü tekrarlayıp duruyordum:

"Evinizde oturup kalsaydınız ya götünüzün üstünde..."
Öncelikle sevgili Selman'ın (Selman Ç.) hediyesi olduğu için çok kıymetli kitaplarım arasında yer.alacak :)
Ikinci dünya savaşı okumalarim her yönden (biyografi /roman /anı_hatıra ve hatta ansiklopedi ) bazında devam ederken ...adını duyduğum fakat bir türlü alıp okumak kısmet olmadığı bir küçücük hikayedir "sıkı kontrol edilen trenler"

Alman işgali sırasında Çek kasabasında bir tren istasyonunda geçen hikaye ..hem mizah hem gerçeklik sınırlarını gezdiren bir kitaba dönüşmüş ..ilginç karakterlerinin garip huylarina tanıklık ederken :) bir yandan'da trenlerle sağa sola gönderilen vagonlar dolusu mahkum -asker-yaralı hatta hayvan sevkiyatlarina şahit oluruz ..
Daha önce de duyduğum Dresden bombardımanına bir kez daha bahsi geçip ilgimi çekmeye devam eder bu kitap sayesinde.
..içinden kitap çıkan kitapları seviyorum araştırmaya sevk eden bir kelime bir sayfa.bile barındırsa benim için yeni kapılar açmış oluyor .

Bu sebeple kitabın ince/kalın olması değil içinde bulduğum saf bilgi ve hazinedir aslolan diyorum ...101 sayfalık miniminnak bir kitap ..sahafta rastlarsınız alın diye ekliyorum :)

Barışla kalın /iyi pazarlar
İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde, dünyanın tam ortasında olduğuna inanacağınız bir tren istasyonu ve varoluşun nedenlerini sorgulayan ergenliğin sonunda bir genç.

Karakterlerin detaylandırılması ve kurgu oldukça etkileyici. 90 sayfanın sonunda yazara minnet borçlu kalabilirsiniz. 1966 yılında yolu beyaz perdeye düşmüş bir kitap. İzlediklerim içinde kitaba en sadık kalınmış film.
Çarpıcı bir son, böyle kendi halinde ama yaratıcı ilerleyen bir hikaye için çarpıcı bir son, harika bir son. İkinci dünya savaşını konu alan diğer romanlar gibi yoğun bir içeriğe sahip ve eminim ki diğerleri kadar evrenselliğe hak ettiği saygınlığa ulaşacak bir kitap. Sadece 90 sayfa, lakin sizi alıyor ve tren istasyonundaki üçüncü kişi oluyorsunuz... Gerçekten de Çek edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Bohumil Hrabal önünde şapkamı saygıyla çıkartıyorum.
Nasıl güzel bir kitapsın sen. Nasıl da anlatmışsın sırada bir insanın hayatla olan kavgasını. Tepe taklak oluşunu kadın ve erkek ilişkilerini statüko, işgal ve ikinci dünya savaşı karmaşasını. Üstelik bunu çoğu kitap gibi salt almanları kötüleyerek değil onlarıda insani olarak görerek yapmışsın.
Sıradan bir istasyon memurunun kısacık hikayesi ama o hikaye bir aşkı bir savaşı şehveti ve dahi kuşak çatışmasını. Üstüne bürokrasinin mırın kırınını vermişsin. Ve bunu yaparken kitabın içerisine sadece onbeş kelimelik bir kısımda geçen cümleler ile faşizmide öyle güzel anlatmışsın ki. Sayfalar dolusu cümleye eşdeğer bir kaç satır.

Güzel kitap okumayı seven için su gibi akacak bir eser zira sevmeyen içinde kısa olduğu için okuması kolay olacaktır, ancak ikinci dünya savaşı hakkında biraz bilginiz olursa eser size daha lezzetli gelecektir.

Beklenmedik başlayan beklenmedik ilerleyen ve beklenmedik bir sonla biten güzel ve okuması bir eser.
Modernleşmeye ayak uyduramayan bir işçinin,ölüm, felsefe ve bira içeren öyküsü.
... çünkü göklerin insanca bir yanı olmadığını biliyordu ve düşünen bir insanın daha fazla insan olmadığını.
... kendi kendime kalabilirim çünkü yalnız değilim, sadece tek başımayım, dü­şüncelerle dolu bir yalnızlığın içinde yaşarım; ilksizlik ve sonsuzluğun Don Kişot’uyum biraz, ilksizlik ve sonsuzluğun benim gibilere karşı bir zaafı var galiba. -Gürültülü Yalnızlık #kitapp

Yazarın biyografisi

Adı:
Bohumil Hrabal
Unvan:
Çek Yazar
Doğum:
Brünn, 28 Mart 1914
Ölüm:
Prag, 3 Şubat 1997
Eserlerinde özellikle II. Dünya Savaşı sürecindeki Alman-Çek gerginliğini konu almıştır. Dada, Gerçeküstücülük ve psikanaliz gibi akımlardan etkilenmiştir. En iyi bilinen eseri Sıkı Kontrol Edilen Trenlerdir. Yazar Prag'da ölmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 44 okur okudu.
  • 50 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.