Bram Stoker

Bram Stoker

Yazar
8.1/10
489 Kişi
·
1.252
Okunma
·
70
Beğeni
·
3467
Gösterim
Adı:
Bram Stoker
Tam adı:
Abraham Bram Stocker
Unvan:
İrlandalı Yazar
Doğum:
Fairview, Dublin, İrlanda, 8 Kasım 1847
Ölüm:
Londra, İngiltere, 20 Nisan 1912
8 Kasım 1847 yılında İrlanda’nın Dublin şehrinde doğan Stoker, nedeni bilinmeyen bir hastalık nedeniyle bir süre ayağa kalkamaz. Daha sonra iyileşir ve sıradan bir çocukluk dönemi geçirir.

Eğitimini tamamladıktan sonra memurluk yapmaya başlar ve aynı zamanda Drakula (Dracula) isimli eseri yazmaya başlar. Takip eden yıllarda tiyatro eleştirilerine dair birçok yazı yazan Bram Stoker, yazdığı Drakulakitabını Londra’da basma şansını yakalar. Bu roman ile elde ettiği ün sonunda geri kalan hayatını bir edebiyatçı ve yazar olarak sürdürür.

Yaşadığı toplum tarafından karakteri ile de beğeni kazanan İrlandalı yazar 1912 yılında, 64 yaşındayken yaşamını yitirmiştir.
İnsanları öldüren bu hastalığın ortasında o ölüme gülüyor. Ah! Böyle biri şeytandan değil de tanrı’dan geliyor olsaydı, dünya ne harika bir güce sahip olurdu. Ama o karanlığı seviyor. İyiliğin değil, çekici bulduğu ve heyecan duyduğu kötü şeylerin peşinden gidiyor..
Ben sizin ölmenizi istemiyorum, bana dönüşmenizi istiyorum !
Benim gibi kalpsiz, vicdansız biri olmanızı, sevdiklerinizin bedenleri ve ruhları ile beslenmenizi istiyorum. Tıpkı benim gibi cennetin kapıları sizin de yüzünüze kapanacak, ve bir daha açılmayacak..
Onun gözünde değersiz bir günahkar olduğumu anladığım gün girdim bu şeytani kepazeliğin yuvasına. tüm kapıları üstüme kapadı şehvetli dudaklar. Tanrı bile unuttu beni, Zevkten Çürümüş ve yüzyılların tozuyla ağırlaşmış bir mezarda..
Saf ve nazik yüzü gitmiş, yerine günahkar ve cehennem ateşi dolu gözler ile şehvetli bir gülümseme gelmişti. Hafifmeşrep ve baştan çıkarıcı bir incelikle ilerliyordu.
Bu kadın gerçekten lucy mi yoksa yalnızca onun şekline girmiş bir iblis mi..
Tanrı bile kirli tenimden uzak duruyor, cennetin kapıları bana sonsuza dek kapalı. Bu günahların lekesini mahşere kadar alnımda taşımak zorundayım..
Sadakat çok ender bulunan bir şey, sevdiklerimizin bize karşılıksız olarak sadakat göstermesi çok zarif bir davranış.
168 syf.
·3 günde·Puan vermedi
“Seçkin bir okur kitlesinin” edebiyat anlayışına göre “popüler kültür” olarak fişlenip burun kıvrılan, karanlık alana dahil “fantastik, gotik, polisiye, bilim kurgu” türündeki eserleri, diğer edebi eserlerden daha az değerli gibi kestirmeci bir tavırla dışlamak, çağının toplumsal duruş ve ruhunu da bir nevi, yok saymaktır. (Elbette, türün kendi içinde, incelemeye değer olanları olduğu gibi, sadece taklit olarak kalanları da var.) Yoğun olarak yüzyılın başından bugüne (az olsa da, önceki tarihlerde örnekleri mevcut) değişen toplumsal yapıyla paralel, kült eserler arasında yerini almış, günümüze kıyasla ham üsluplarıyla bile unutulmaz eserler arasındaki “fantastik, ütopik, anti-ütopik, gotik” eserler, kendi içlerinde barındırdıkları “sanat, bilim, felsefe, sosyoloji” gibi pek çok farklı alandan motifler taşır.
Örneklenebilir, o örnekler çoğaltılabilir. Metaforların, Marksist terminolojinin, katmanlı anlamlar sağladığı “1984, Cesur Yeni Dünya, Hayvan Çiftliği” vs yakın zamanda tekrar okuduğum, fikrimi de paylaştığım, ilk aklıma gelenler. Bu kısacık liste dahi, türün entelektüel ve akademik olarak yok sayılamayacağı gerçeğinin, ispatı niteliğindedir.
Türün çağımız için genel işlevi, toplumu beklenmedik ve farklı olana alıştırmak, bir şekilde ilk şoku yumuşatmaktır. Önümüzdeki günlerde, aynı yazardan en bilinen eseri “Dracula” yı yeni baskı olarak tekrar okuyacağım, şu an için en azından öncesinde böyle bir girişe ihtiyacım vardı, çünkü; muhtemelen ona daha uzun bir değerlendirme yazacağım:)
Orta işçi sınıfın yükselme çabaları (hırsı), bireyin önce ebeveynler, sonra toplumsallaştırma ve sisteme uydurma gayretiyle disipline edilmesi için ilk çocukluk çağında okula gönderilmesi, rasyonelleşen insan ilişkileri, fantastik edebiyatta farklı bir ütopya olarak vücut bulur. “Özgürlük”.


Sözün bir yerinde, geçmişteki örneklerin günümüze göre daha ham bir üsluba sahip olduğunu söylemiştim, belki bazı klasiklerde de okurun, umduğunu bulamamak, hayal kırıklığına uğramak şeklinde tarif edebileceği birçok gedik, eseri dönemiyle değerlendirememekten kaynaklı (istisnalar mevcut). Bu eseri tavsiye listeme almayışımın en önemli sebebi, türünün hakkını verememekten ziyade, yayınevi menşeili. İçeriğe değinmiyor, kendimi bir sonraki eserine saklıyorum. Zira ziyan edilmiş gibi hissediyorum. Konu akışına aksattıracak kadar çok yazım hatası mevcut, bir noktadan sonra karakter isimleri bile olay örgüsünden kopuk. Kitabın sayfa sayısı bile muamma, çünkü hiçbir sayfada yok. Bunu farklı değerlendirebilir, tavır kabul edebilirdim, fakat diğer hatalar, bu aşırı yorum halini gereksiz kıldı. Acilen redakte edilip tekrar basılmalı. Zaman kaybıydı diyemem ama, size tavsiye edeceğim bir kitap olmaması açısından üzgünüm.
Saygılarımla..
520 syf.
·108 günde·Puan vermedi
Selam️ Bram Stoker “Dracula” Post 2.
“Hata yapabilirim - insanım; ama yaptığım her şeye inanıyorum.” Girizgah olarak ve dün paylaştığımla birlikte, iki post; Dracula’nın yazıldığı dönemi, yazarın kabataslak da olsa hayatını, fantastik ya da bilim kurgu eserlerden beklentileri kısa kısa anlatmaya çalıştım. Son olarak bunlara ek, vampirliğin sosyolojik olarak da, yüzyıllarca egemen sınıf olan Aristokrasinin, sanayileşen yeni dünya düzeninde, orta sınıf karşısında gerilemesi var. Dracula, sınıf farklarının keskin olduğu son dönemi, yine aristokrat bir sıfatla perçinler “Kont”. Farklı perspektiflere göre, aristokratların “biz yok edilemeyiz” üzerimize toprak da atsanız, yine çıkar geliriz deme şekli, vampirin var olma şekliyle paraleldir. Aylarca önce başlayıp, üzerine onlarca kitap bitirmeme rağmen, istikrarsız bir okumayla, eserle bitmeyen mesaim, okuduğum kısmı sil baştan yapmama neden oldu. Hak verirsiniz ki, insanın konusuna hakim olduğu bir kurguyu değerlendirmesi, heyecanı törpülüyor. (Ne mızıldandım) Bolca günce ve mektup ihtiva eden eseri, modern korku fantastik edebiyatıyla değerlendirirseniz, ritmi oldukça yavaş hatta durağan bulabilirsiniz. Dönemiyle tartmak en doğrusu. Üç beş farklı karakterin kafa sesini duyabildiğimiz satırlarda, maalesef Dracula’yı duyamıyoruz. Hatta kitabın ilk sayfalarında geçen birkaç cümle dışında, karakter olarak da, sadece başkalarının anlatımıyla varlık sağlıyor. 300-320. sayfaya dek, kurtarılmaya çalışılan Lucy karakterine, defalarca tekrarlanan kan verme işlemi, kan verenlerden çok beni tüketti Son düzlükte, arzu ettiğim harekete, İngiltere’de salonlarda yapılan bitip tükenmeyen planlamalardan, akıp giden coğrafyaya kavuştum. En esaslı karakterlerin Profesör Van Helsing ve bir deli olduğunu düşündüğüm (çünkü gönlüme onlar değdi) eseri tamamlamak, itiraf ediyorum biraz meşakkatli oldu. Çeviriye hiç değinmek istemiyorum, zira başladığımda susamayacağım biliyorum. Saygılarımla.
Sevgim üzerinize olsun
520 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Dracula, yazıldığı dönem (1897) göz önüne alındığında bu kitabın korku yapıtları arasında sivrilmesine çok şaşırmamalı. Beni bile bu zamanda okuduğum o kadar başarılı korku romanlarından sonra etkilediğine göre Bram Stoker’ın ölümsüz bir eseri ardında bıraktığını söyleyebilirim. Kitabın günlüklerden oluşması fikri bazen iyi, bazen kötü benim için. Herkesin bakış açısıyla olayları görebiliyoruz, yaşadıklarını ve duygularını. Ancak bazen her tarihin yazılması, bazen bu günlerin birbirini tekrarlaması sıkmıyor değil, bu durum özellikle kitabın son 150 sayfasında görülüyor. Bunların dışında kitap akıcı. Eskiden yazılmış olmasına karşın ilginizi çekmeyi başarıyor.
240 syf.
Bram Stoker vampir( Dracula özellikle) diyince akıllara gelen ilk isim. Kitap on adet hikayeden oluşuyor. Kitap adını içindeki hikayeden alıyor. Bazen ürpertici bazen korkutucu olmayı başarıyor kitap. Klasik vampirleri daha çok seviyorum bu kitapta bunu daha iyi anladim. Akıcı bir anlatımı var kitabın. Bram Stoker'dna başka yazarlarında hikayeleri var kitapta. Eğer vampirlerden hoşlanıyorsanız bir kaç hikayesi hariç diğer hikayelerini okumanızı tavsiye ederim. Yarasaya dönüşen, hacdan korkan, kutsal su ile yanan.... Bildiğimiz klasik vampir dünyasını okumak eğlenceliydi.
432 syf.
·68 günde·8/10
Kitabın sonu çok ani bitti ya sadece son 1 sayfaya sığdı ölümü. Beklemediğim bir şekilde bitti. Draculanın ölümü için bi kitap daha yazılabilirmiş aslında . Koskoca vampirlerin efendisi çok çabuk öldü yani hiç tatmin olamadım sonuna
426 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Okuyucuyu olduğu yere mıhlayan, heyecanlandıran, yazıldığı dönemin çok ötesinde, kesinlikle okunması gereken bir başyapıt!
Kitabın günlük şeklinde yazılması ilgi çekici fakat bazen yazar okuyucuda aynı günleri tekrar tekrar okuyormuş hissi yaratmaktan maalesef kurtulamamış. Ama bunu o dönemin yazımına göre değerlendirirsek, bu durum da çok göze batmıyor. Gotik edebiyatın epik şekilde anlatılmasının bir sonucu diyebiliriz.
Yazıldığı dönemden itibaren günümüze kadar türlü sanat eserleri ile karşımıza çıkan Dracula, çok özel bir kitap. İyi ki okumuşum.
560 syf.
·10/10
5/5
"...Boyun eğerek kabullenmekten başka elimden ne gelirdi? Durum Mr. Hawkins'in hayırınaydı, benim değil, onu düşünmek zorundaydım, kendimi değil; ayrıca, Kont Dracula konuşurken bakışlarında ve tavrında tutsak olduğumu anımsatan bir şey vardı ve gönlüm razı gelmese de başka seçeneğim yoktu..."
5/5 ⭐⭐⭐⭐⭐
Kitap okumaya başladığımdan beri fantastik kitaplara özellikle vampirlerle ilgili olanlara hayranlığım vardır. Uzun zamandır okumak istediğim bir başyapıttı Dracula.🤩 Bu zamana kadar ki yazılan vampir kitaplarının, çekilen filmlerin hepsine ilham olan bir başyapıt hemde... Beklentim yüksek olarka başladım haliyle, ilk sayfalarda Jonathan Harker'in güncesi ile başlıyor kitap. Kendisini görevlendiren Peter Hawkins için Transilvanya yolculuğuna çıkıyor tabi ki diyarlara nam salmış Kont Dracula'nın şatosuna gitmek istediğini duyan herkesten tuhaf tepkiler alıyor. Gitmemesi için adeta yalvaranlar bile oluyor hatta ancak Jonathan bunlara bir anlam veremiyor.(Hepsinin sebebini yaşayarak öğrenecektir tabiki)
Heyecanı bir an bile bırakmadan, sevgiyi, dostluğun önemini, aşkı çok güzel bir şekilde anlatan bir kitap. Bu eski insanların birbirine olan saygılarını, tutkularını satırlarda okurken gerçekten hayran kaldım. Her ne kadar seni sevsem de Dracula, bu sefer insanların tarafını tuttuğum için kusura bakma. Üstelik bu güzel kitabı @dexpub 'ın korku edebiyatı klasiklerinden okumak başka bir keyifliydi. Bu tarz kitaplara merakınız varsa vakit kaybetmeden okumanızı tavsiye ederim, kitapla kalın.‍️ Bram Stoker
432 syf.
·6 günde·7/10
Kitap dönemine göre değerlendirirsek gerçekten bașarılı fakat bu zamanda çok daha keyifli korku romanlarının olduğunu düșünüyorum.

Tabii ben bu izlenimi kitabı okuduktan sonra edindim. Akıcı bir kitaptı ve dönemindeki bazı eserler gibi mektup tarzında yazılmıștı. Karakterler soylu kișilerden olușmuș üst sınıf kișilerdi.

Daha ilginci ise olay Transilvanya'da bașlıyor ve ilk bölümlerde sık sık Türk kelimesini görüyordunuz. Ben șahsen kitabın ortalarına kadar heyecanla okudum en zevkli an ise Harker abimizden haber alınamadığı bölümlerdi sonrasında biraz yavanlaștı ve Dracula'nın peșine düșüldüğünde kabak tadı vermeye bașladı.

Ben artık kitabın sonlarına doğru bitsinde kurtulalım diyerek okudum belki kendimi tam verememișimdir fakat draculanın ölümü de gayet basit ve beklentileri karșılamayan șekildeydi kısaca okunmasa da olur diyebileceğim bir eser. 400 sayfalık vaktinizi bașka kitaplarla harcayın derim
680 syf.
·10/10
Bazı macera romanları vardır ve sizi öyle bir heyecanlandırır ki hep üç beş satır ileriye gözleriniz kayar acaba ne oldu diye meraktan için içini yer ya . işte bu roman tam da o nitelikte heyecanlı ve macera dolu bir roman.Her bir anı macera dolu olan romanda dönem özelliklerinin yansımalarını da görmek mümkün.Bilimsel gelişmeler, teknolojik gelimeler ve hurafelerin arttığı bir dönem kitaba öyle bir işlenmiş ki gözden kaçırmak hemen hemen imkansız ...

Yazarın biyografisi

Adı:
Bram Stoker
Tam adı:
Abraham Bram Stocker
Unvan:
İrlandalı Yazar
Doğum:
Fairview, Dublin, İrlanda, 8 Kasım 1847
Ölüm:
Londra, İngiltere, 20 Nisan 1912
8 Kasım 1847 yılında İrlanda’nın Dublin şehrinde doğan Stoker, nedeni bilinmeyen bir hastalık nedeniyle bir süre ayağa kalkamaz. Daha sonra iyileşir ve sıradan bir çocukluk dönemi geçirir.

Eğitimini tamamladıktan sonra memurluk yapmaya başlar ve aynı zamanda Drakula (Dracula) isimli eseri yazmaya başlar. Takip eden yıllarda tiyatro eleştirilerine dair birçok yazı yazan Bram Stoker, yazdığı Drakulakitabını Londra’da basma şansını yakalar. Bu roman ile elde ettiği ün sonunda geri kalan hayatını bir edebiyatçı ve yazar olarak sürdürür.

Yaşadığı toplum tarafından karakteri ile de beğeni kazanan İrlandalı yazar 1912 yılında, 64 yaşındayken yaşamını yitirmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 70 okur beğendi.
  • 1.252 okur okudu.
  • 68 okur okuyor.
  • 672 okur okuyacak.
  • 47 okur yarım bıraktı.