Bret Easton Ellis

Bret Easton Ellis

6.9/10
16 Kişi
·
36
Okunma
·
4
Beğeni
·
914
Gösterim
Adı:
Bret Easton Ellis
Unvan:
Yazar
Doğum:
Los Angeles, 7 Mart 1964
Eleştirmenlerce Generation X yazarları olarak tanımlanan grubun en dikkat çekici yazarıdır. Romanlarının tarzı ve içeriği taban tabana zıt olabilen yorumlara konu olmaktadır. Farklı eleştirmenlerce, hem 'derin ahlaki mesajlar taşıdığı' hem de 'nihilist olduğu' değerlendirmeleri yapılabilmiştir. Romanlarının kahramanları genelde boşluk içinde, sefih bir hayat sürdürdüklerini bilen ve bundan tat çıkaran, genç yalnızlardır. Romanları genelde 1980'li yıllarda, büyük şehirlerde (Los Angeles veya New York) geçmekte, tüketim toplumu fonunu yoğunlukla işlemektedirler. Aynı kahramanlar yazarın farklı romanlarında, hikâyenin içinde farklı önem derecelerine sahip olacak şekilde, okurun karşısına çıkabilmektedirler.
Hiçbir şeyden umudum olmadığına göre, hiçbir şeyden hayal kırıklığına da uğrayamayacağımı nasıl bilebilir ki?
İnsanlar iyi midir, insan kendini değiştirebilir mi, insan bir duygudan ya da bir bakıştan ya da bir jestten haz duyarsa dünya daha iyi mi olur, ya da başka birinin aşkını ya da iyiliğini kabul ederse.
Olgular, boncuk gibi yan yana dizildiği
zaman bile aralarında gerçek bir sıra yok- .
tu. Olaylar akıp gitmiyordu. Birbirinden
kopuk, rasgele, gelişigüzel, öykümsü,
aralarında yumuşak geçişler bulunmayan,
daha önceki olayların anlamlı sonucu ola­
rak gelişmeyen parça bohçası olaylar ha­
linde ortaya çıkıyorlardı.-

Tim O'Brien
Cacciato'nun Pesinde
" Hiçbir şey olumlayıcı değildi, “Ruh cömertliği” lafı hiçbir şeyi açıklamıyordu, bir klişeydi, kötü bir şakaydı. Seks aritmetiktir. Bireysellik mesele değil artık. Zeki olmak neye yarar ki? Aklı tanımla. Arzu anlamsız. Zeka hiçbir şeyi iyi edemez. Adalet öldü. Korku, yakınmak, masumiyet, ilgi, suç, ziyan, başarısızlık, keder artık hiç kimsenin gerçekten hissetmediği şeyler, duygulardı. Düşünmek yararsız, dünya anlamsız. Kötülük dünyanın tek sürekliliği. Tanrı yaşamıyor. Aşka güvenilmez. Yüzey, yüzey, yüzey insanın anlam bulabildiği tek şey yüzey. Benim gözümde uygarlık buydu, devasa ve tırtıklı bir bıçak ağzı gibi..."
Pahalı görünüşlü walkman'i boynundan çıkarıyor, hâlâ şikayet etmekte. “Şikayet etmekten nefret ediyorum -hakkaten,-pislikten, çöpten, bulaşıcı hastalıklardan, bu şehir gerçekten de ne kadar leş gibi diye şikayet etmekten, sen de biliyorsun, ben de biliyorum ki burası bir domuz ahırı...” D.F. Sanders'den aldığı yeni Tumi dana derisi evrak çantasını açarken konuşmaya devam ediyor. Walkman i, Panasonic portatif katlanabilir Easa telefonun (bundan önce NEC 9000 Porta'sı vardı) yanına, kılıfına yerleştiriyor ve bugünkü gazeteyi çıkarıyor. “Şu gazeteye -bir tek gazeteye- bakalım bir... Boğularak öldürülen mankenler, damdan atılan bebekler, metroda öldürülen çocuklar, bir komünist mitingi, bir mafya patronu ortadan kaldırılmış, Naziler” -heyecanlı heyecanlı sayfaları çeviriyor boklukları, trafik tıkanıklığı, evsizler, çeşit çeşit manyaklar, sokaklarda sinek gibi ölüp giden ibneler, kiralık anneler, iptal edilen bir pembe dizi, hayvanat bahçesine zorla girip çeşitli hayvanları canlı canlı işkence ederek yakan veletler, gene Naziler... en matrağı, işin esprisi de şu, hepsi bu şehirde olup bitiyor, başka yerde değil, buracıkta, iflah olmaz bu şehir... çüş oha, gene Naziler, trafik tıkanıklığı, trafik tıkanıklığı, bebek tüccarları, karaborsa bebekler, AIDS'li bebekler, canlı bebekler, bir bebeğin üzerine bina çökmüş, manyak bebek, trafik tıkanıklığı, köprü yıkılmış” Sesi kesiliyor, bir soluk alıyor, sonra gözlerini ikinciyle Beşinci sokakların köşesindeki bir dilenciye dikerek, tane tane, “Bu, bugün gördüğüm yirmi dördüncü. Saydım,” diyor. Sonra yanına dönüp bakmadan “Ne diye denizci mavisi worsted blazer'ınla gri pantolonunu giymedin?” diye soruyor. Price'in üzerinde yünlü ipekli karışımı, kruvaze ceketli Ermenegildo Zegna bir takım var, manşetli pamuklu gömlek Ike Behar'dan, ipek kravat Ralph Lauren'dan, üzeri zımbalı iskarpırıler Fratelli Rossetti. Aşağıya, Post gazetesine doğru kaydırma. Gazetede, yan ünlü bir New Yorklu sosyete kadınının yalındaki parti sırasında, yat Manhattan adasının çevresinde dolanırken oradan kaybolan iki kişi hakkında orta ilginçlikte bir haber var. Eldeki ipuçları güverteye yayılmış kan lekesi kalıntısı ve tuzla buz olmuş üç şampanya kadehinden ibaret. Cinayetten kuşkulanılıyor ve polis katilin silahının bir çeşit pala olduğunu sanıyor, çünkü güvertede bazı oyuk ve deliklere rastlanmış. Ortada ceset yok. Zanlı yok. Price mavraya bugün öğle yemeğinde başladı, daha sonra squash maçı sırasında devam etti ve Harry's'de içerken de sürdürdü, oysa başta, sulu üç J&B'sini yudumlarken, Paul Owen'in elindeki Fisher hesabı gibi daha ilginç bir konudan söz etmişti. Price'ın çenesini kapamaya niyeti yok.
Nisan ayına göre hava soğuk, Price enerjik adımlarla, elindeki Tumi evrak çantasını ileri geri sallayarak, yokuş aşağı, Evelyn'in oturduğu eski, kahverengi kesme taştan New York apartmanına doğru yürüyor, bir yandan da ıslıkla Ah Bir Zengin Olsam'ı çalıyor, ağzından çıkan ısı sigara dumanı gibi bir duman bulutuna dönüşüyor. Uzaktan, briyantinle geriye yatırılmış saçlı, bağa çerçeveli gözlüklü birisi geliyor, üzerinde bej, kruvaze, yünlü gabardinden Cerutti 1881 takım, elinde Price'ınkinin aynısı, D.F. Sanders'dan alınma Tumi evrak çantası. Timothy yüksek sesle soruyor, “Victor Powell mı şu? Olamaz!”

Adam bir sokak lambasının sorgulayan floresan bakışı altından, yüzünde sıkıntılı bir ifadeyle geçiyor, bu ifade bir an için dudaklarını kıvırıp belli belirsiz bir gülümseme biçimine sokmasına yol açıyor ve Price'a handiyse tanışıyorlarmış gibi bakıyor, ama gene hemen o an Price'ı tanımadığını anlıyor, Price da onun Victor Powell olmadığını, ve adam yürüyüp gidiyor.
Kitapta çok fazla detay mevcut. Yani insanların üzerindeki kıyafetlerden bize ne? Bunlar okuyanı çok sıksa da olaylar çok enteresan. Modern yaşamın insanı ne hale getirdiğini, kişinin psikolojisini çok iyi anlatmış. Aynı zamanda zenginliğin aslında her tutkuyu tatmin etmediğini de çok güzel bir biçimde vurguluyor. Pat bu yaptıklarını gerçekten mi yaptı, yoksa hepsi onun bilinçaltının oyunu mu? Bilemeyiz.
Kitapta anlatılan yaşam tarzına uygun bir kitap adı. Yazar zengin anne ve babanın çocuklarına ne denli ahlaksız ve başı boş bir dünya yarattığını anlatiyor. Kitabın kahramanı clay, kısa bir süreliğine döndüğü eski yasam tarzinda farkli bir seyler bulma umuduyla, ayrintisi bol bir dunyada buluyor kendisini. Hicbir sey degismemis aksine her sey gerçekten sıfırın altinda. Zenginligin yozlastirdigi bir suru hayat. Her turlu ahlaksizlik ve bilincsizligin normallestigi hayatlar. Ilk 140 sayfasinda hicbir sey anlayabilirsiniz ama yazar asil konuya bundan sonrasinda basliyor. Zaten daha sonra digerlerinin de sonun bir bir parcasi degil sadece ayrintisi oldugunu anlayabiliyorsunuz. Yazarin okuduğum ilk kitabi. Her ne kadar baslarda berbat gorsem de sonuna geldigimde zamanimin heba olmadigina sevindim.
Kitapta özellikle kıyafetlerden bahsedilip markalara vurgu yapılmıştır. Hiçbir karakter fiziki özellikleri belirtilerek betimlenmemiştir. Bateman'ın göz rengini bile bilmiyoruz. Her ne kadar sistem eleştirisi olduğu yönündeki yorumlar ağrlıklı olsa da bütün kitap boyunca marka bombardımanına maruz kalmak sıkıcı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bret Easton Ellis
Unvan:
Yazar
Doğum:
Los Angeles, 7 Mart 1964
Eleştirmenlerce Generation X yazarları olarak tanımlanan grubun en dikkat çekici yazarıdır. Romanlarının tarzı ve içeriği taban tabana zıt olabilen yorumlara konu olmaktadır. Farklı eleştirmenlerce, hem 'derin ahlaki mesajlar taşıdığı' hem de 'nihilist olduğu' değerlendirmeleri yapılabilmiştir. Romanlarının kahramanları genelde boşluk içinde, sefih bir hayat sürdürdüklerini bilen ve bundan tat çıkaran, genç yalnızlardır. Romanları genelde 1980'li yıllarda, büyük şehirlerde (Los Angeles veya New York) geçmekte, tüketim toplumu fonunu yoğunlukla işlemektedirler. Aynı kahramanlar yazarın farklı romanlarında, hikâyenin içinde farklı önem derecelerine sahip olacak şekilde, okurun karşısına çıkabilmektedirler.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 44 okur okuyacak.